İran Fıkraları

loading...

ALİ MATEMATİK DERSİNDEYMİŞİŞ. ALİ SAĞ CEBİNDE 5 LİRA SOL CEBİNDE 20 LİRAN VAR. DEMİŞ.ALİ BİRAZ DÜŞÜNDÜKTEN SONRA ŞÖYLE DEMİL: HERALDE ÜZERİMDE BAŞKA BİRİNİN PANTOLONU VAR. DEMİŞ.
fıkranın devamı

Topkapı Müzesi'ndeki ünlü "Kaşıkçı Elması" adını nasıl almış? Bu elmas Osmanlı Hazinesi'ne nasıl girmiş? Elmas kaç karattır? Dünyanın tanınmış elmasları arasında yeri nedir?
fıkranın devamı

Bir İranlı, memleketinden gelen mektubu Hoca’ya vermiş:- “Hocam” demiş, “şunu bir okuyuver.”Hoc...
fıkranın devamı

Akşehir’e gelen bir İranlı, sürekli palavra atarmış. Bir gün:- “Bizim Isfahan’da Şahın iki yüz odalı, beş b...
fıkranın devamı


Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur..
2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...

Bir gün çocuk:
"Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.� Annesi ve babası çok şaşırırlar..

Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır... 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...

Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve:

"Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana" diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..

Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!

Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...

"HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!"

fıkranın devamı


Kayserili, trende yolculuk etmekte... Karsisinda oturan zatla tanisir. Dereden tepeden konusurlarken:
- Gel seninle birbirimize bilmece soralim, der. Önce ben sorayim; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin lirani alirim. Sonra sen bana sorarsin; bilirsem 10 bin lirani alirim, bilemezsem bin lira veririm.
- Tamam, der Sor bakalim.
- Söyle öyleyse: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Öteki yolcu düsünür, bilemez:
- Al 10 bin lirayi. Simdi ben de sana ayni soruyu soruyorum: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Kayserili, hic düsünmeden, aldigi 10 bin liranin bin lirasini geri verir:
- Al su bin lirayi. Ben de bilmiyorum.

fıkranın devamı


Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?

fıkranın devamı


- Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur.
- Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu?
- Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor.
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun...
- Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli!
- Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum.
- Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma...
- Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır.
- Paraşütü en aşağıda ben açacağım.
- Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık?
- Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum.
- Amma keskin virajmış yav!!
- Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel)
- Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma?
- Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış.
- Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi.
- Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak...

fıkranın devamı


Temel bir lokantanin önünden geçerken "Bulasikçi Araniyor" ilanini görmüs.
Hemen içeri girip patrona :
-Pen ha purada pulasikçiluk yapapilirum.
demis.Patron sormus:
-Kaç dil biliyorsun?
Temel hiç duraksamadan cevap vermis :
-On tört
Önce biraz sasiran patron sonra sinirlenmis ve :
-Sen benimle alay mi ediyorsun?
Temel

-Valla önce sen paslattun..

fıkranın devamı


Temel cok karli bir is olarak düsündügü icin tavukculuk yapmaya karar vermisti.Ilk olarak elli tane civciv alip ayaklarindan topraga gömer.Güzelce gübreleyip sular fakat iki gün sonra civcivlerin hepsinin öldügünü görür.


Yaptigi yanlisin farkina varan Temel elli civciv daha alip bu seferde kuyruklarindan topraga gömer.Ayni sekilde gübreler, sular fakat nafile bu civcivlerde ölür.Ne yapacagini sasiran Temel, Ankara"da tavukculuk egitimi gören,amcaoglu Idris"e durumu yazip yardim ister.Birkac gün sonra Idris"in cevabi gelmisti,


"Sevgili amcaoglum Temel, yazdiklarini okuyup, anladim. Fakat dogru bir teshis koyabilmem icin bana bir miktar toprak numunesi gönderirsen sevinirim."

fıkranın devamı


Birgün Temel dursun"a misfirlige gitmis ve aniden bastiran siddetli yagmur Temel"i zor durumda birakmis.

Dursun, Temel"e :

-"Temel ,sen bu yagmurda bir yere gidemezsun, pu gece pizde yatarsun."

Temel:

-"Olur, bu gece burdayum" der ve Temel Dursun"nun olmadigi vakit ortadan kaybolur.

Aradan zaman geçer ve kapi çalinir.

Dursun bakar ki gelen Temel. -"Ula Temel, nereye cittun.?" -Eve pijamami almaya cittum da."



fıkranın devamı


Kayseri`li, trende yolculuk etmekte... Karşısında oturan zatla tanışır. Dereden tepeden konuşurlarken:
-Gel seninle birbirimize bilmece soralım der.
-Önce ben sorayım; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin liranı alırım. Sonra sen bana sorarsın; bilirsem 10 bin liranı alırım, bilemezsem bin lira veririm.
-Tamam, der adam, sor bakalım
-Söyle öyleyse: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Öteki yolcu düşünür, bilemez:
-Al 10 bin lirayı.
Şimdi ben de sana aynı soruyu soruyorum: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Kayseri`li, hiç düşünmeden, aldığı 10 bin liranın bin lirasını geri verir:
-Al şu bin lirayı. Ben de bilmiyorum.

fıkranın devamı


Birgün çocugun biri kumsalda tek basina oyun oynuyomus cocugu gören nöbetçi polis çocugun yanina yaklasip
-"napiyosun evladim"der babacan bir sesle,
-"polis yapiyorum bey amca" diye cevap verir.gururlanan polis,
-"aferin sana ne kullaniyosun" diye sorar.çocuk;
-"biraz kum biraz su biraz da bok karistiriyorum"diyince polis köpürür ve çocugu bi güzel döver. bu dayak muhabbeti 3-5 gün sürer. artik çocugu dövmeyi adet edinen polis çocugu yine dövmek için;
-"napiyon lan burada"diye sorar.yedigi dayaklardan çehresi degismis olan çocuk;
-"jandarma yapiyorum amca" der. bu cevaba sasiran polis;
-"ne kullaniyorsun" diye sorar. çocuk;
-"biraz su biraz da kum karistiriyorum"
der. polis;
-"hani bunun boku" diye sorar,cocuk;
-"boku karistirinca polis oluyo amca der.

fıkranın devamı


Kadinin birinin güzel bir kedisi varmis. Kadin ne zaman disari çiksa mahallenin
erkek kedileri, disi kediye tacavüz ediyormus. Disi kedinin sahibi bunun üzerine
bir büyücüye gitmis. Büyücü :
- Erkek kedilerin saldirmamasi için kedinin üzerine benzin dök.
Kadin büyücünün dedigini yapmis ve ise yaramis. Ilk iki gün kediye saldiran
olmamis. Üçüncü gün kedi eve gelmemis. Telaslanan kadin komsususuna
kedisini görüp görmedigini sormus. Komsu :
- Senin kedinin benzinini sanirimrampada bitmis, erkek kediler onu arkadan
sirayla itiyorlardi...

fıkranın devamı


İlk doğumunu yaptiran stajyer doktor, yaninda kendisini izleyen hocasina
sordu :
- Nasil buldunuz hocam?
Profesör :
- Iyi, iyi... dedi. Yalniz, dogumdan sonra annenin poposuna degil, bebegin
poposuna şaplak vurulur !..

fıkranın devamı


Film ekibi, çölün kizgin gunesi altinda cekim yapmaktadir. Zor sartlar altinda calisirlarken, ihtiyar bir kizilderili sete dogru yaklasir ve yonetmenin yanina giderek ....
- "...Yagmur, yarin !" der ve gider ... Sasiran yonetmen, ertesi gun yagan yagmuru hayretle izler. Bu sirada ihtiyar kizilderili yine gelir ve
- ".. Firtina, yarin!" der ve yine aniden uzaklasir. Gercekten de muthis bir firtina cikar ve colu birbirine katar. Yonetmen emreder ..
- " Cabuk bana o kizilderiliyi getirin! istedigi parayi verin. O olmazsa biz bu filmi bitiremeyiz!". Adamlar, kizilderiliyi bulur ancak yasli apaci bir turlu razi olmaz.En sonunda teklif edilen bir milyon dolari reddedemez ve adamlarla birlikte kampa gelir. 1 ay boyunca,ihtiyar kizilderilinin soyledigi her sey tutar, yagmur der yagmur, col firtinasi der, col firtinasi, kavurucu sicak der,kavurucu sicak...Yonetmen gayet memnun mesut durumda filmi cekmeye devam eder. Derken bir gun yasli kizilderili susar ve hicbir sey soylemez. Yonetmen ...
- " Nasil olsa gecer" diye dusunurek bekler. 1 gun, 2 gun, 1 hafta, 1 ay derken yonetmenin sabri taşar ve kizilderiliyi bir kenara cekerek ofkeyle sorar ..
- " Bana bak! sana bu is icin dunyanin parasini odedim! Eger susmaya devam edersen, seni buradan atacagim en sonunda !" . Kizilderili omuzlarini silker ...
- "..Radyo,kırıldı! ... "

fıkranın devamı


Üç yasli adam doktorda hafiza testindedirler. Doktor ilk yasli adama sorar:
-Üç kere üç kaç eder?
-274..?
yanitini alinca doktor üzgün bir sekilde
ikinci yasli adama döner:
-Simdi sizin siraniz. Üç kere üç kaç eder?
-Sali..?
Doktor artik iyice ümitsiz sekilde üçüncü yasli adama döner:
-Evet, simdi de sizin siraniz üç kere üç kaç eder?
-Dokuz..?
cevabini sevinçle karsilayan doktor
-Bu harika, nasil buldunuz? der.
Üçüncü yasli adam sakince:
-Oh, çok kolaydi. Sadece 274 ten saliyi çikardim.?

fıkranın devamı


"Basbakan Erdogan, dis destek aramak icin
ingiltereye ziyarete gitmis.
Ziyareti sirasinda Kralice tarafindan cay icmeye davet edilen
Erdogan, Kraliceye kendi liderlik felsefesinin ne oldugunu sormus.
Kralice de "cevremi akilli insanlarla doldurmak" cevabini
vermis.Erdogan bunun uzerine kraliceye cevresindeki insanlarin
akilli olup olmadiklarini nasil ayirt ettigini sormus. Kralice,
"onlara dogru sorulari sorarak ayirt ediyorum" diye yanitlamis ve "izin
verin
gostereyim" demis. Kralice hemen Tony Blair'i aramis ve: "Sayin Basbakan,
lutfen bu soruya cevap verin:Annenizin bir cocugu var, babanizin bir cocugu
var ve bu cocuk sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu? "diye
sormus. Tony Blair: "Bu benim majesteleri" diye yanitlamis.
Kralice: " Dogru.Tesekkurler,iyi calismalar Blair" demis ve
Erdogan'a donerek:"Gordunuz mu sayin Erdogan?" "Evet majesteleri, cok
tesekkur ederim,bu metodunuzu kesinlikle kullanacagim" diyerek oradan
ayrilmis.
Yurda donup hemen Unakitan'i yanina cagiran Erdogan,
"Kemal abi sana soracagim bir soruyu cevaplamani istiyorum"
demis. Unakitan : "Tabii efendim, nedir?"
Erdogan:"Annenin bir cocugu var, babanin bir cocugu var, ve bu cocuk senin
ne kiz ne de erkek kardesin. Kimdir bu?"
Unakitan saga bakmis sola bakmis dusunmus tasinmis ve en sonunda:
"Efendim bunu biraz dusunup sonra size cevap versem?" demis.Erdogan kabul
etmis ve Unakitan oradan ayrilmis,vakit kaybetmeden
Bakanlar Kurulunu toplantiya cagirmis,saatlerce bu soru uzerinde dusunmus,
ama
kimse bir cevap bulamamis.
En sonunda Kemal Unakitan Kemal Dervis'i aramis ve durumu acikladiktan
sonra:"Annenizin bir cocugu var, babanizin bir cocugu var, ve bu cocuk
sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu?"
Dervis: "Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye
yanitlamis. Cevabi alan Unakitan hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabi buldum
efendim, kim
oldugunu biliyorum,Sayin Kemal Dervis" demis.
Tayyip buyuk bir hayal kirikligiyla cevap vermis:
"Yanlis cevap Kemal Abi, Dogru cevap Tony Blair idi."

fıkranın devamı


Kadının biri pahalı halılar satan bir dükkana girer.. ve ilk bakışta çok beğendiği bir iran halısına doğru yönelir. Halıya daha yakından bakmak üzere yere doğru eğildiğinde istemeyek sesli bir şekilde gaz kaçırınca çok utanır ve hemen kimse duydumu diye etrafına bakınır ve arkasında duran satıcıyı görünce konuyu unutturmak için aceleyle adama
-Bu İran halısı kaç para? diye sorar. Satıcı gayet pişkin şöyle yanıt verir.
- Valla hanımefendi, halıya sadece bakmakla osurduğuna göre fiyatını duysan zıçarsın.

fıkranın devamı


Bir gün bi uçakta Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış. Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere’nin üstünden geçiyor.
İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar, burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız.
İngiltere bitiyor, Fransa’nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın.
Derken Almanya’ya geliyor uçak,
Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız.
Sonra Hollanda’nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur...
Uçak geçiyor Rusya’ya sonra (nasıl bi rotaysa artık)
Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır.
Sonra İran’a dönüyor uçak.
İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır..
Geldik Türkiye’ye...
Türk bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker… KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz

fıkranın devamı


Kayserili, trende yolculuk etmekte... Karşısında oturan zatla tanışır. Dereden tepeden konuşurlarken: - "Gel seninle birbirimize bilmece soralım" der. "Önce ben sorayım; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin liranı alırım. Sonra sen bana sorarsın; bilirsem 10 bin liranı alırım, bilemezsem bin lira veririm." - "Tamam" der adam; "sor bakalım" - Söyle öyleyse: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Öteki yolcu düşünür, bilemez: - Al 10 bin lirayı. Şimdi ben de sana aynı soruyu soruyorum: Üç ayaklı hayvan nerde yaşar? Kayserili, hiç düşünmeden, aldığı 10 bin liranın bin lirasını geri verir: - Al şu bin lirayı. Ben de bilmiyorum.

fıkranın devamı

Bir fransız,bir ingiliz,bir iranlı,bir hollandalı,bir rus ve birde bizim temel bir uçağa binerl...
fıkranın devamı

Ilk dogumunu yaptiran stajyer doktor, yaninda kendisini izleyen hocasinasordu :- Nasil buldunuz hoca...
fıkranın devamı

Bir genç kızın hatıra defterinden:15 OCAK: "Bugün yolda giderken bir delikanlı beni arabasın...
fıkranın devamı

Temel ve idris kacak olarak bir gemiye atlarlar ve amerikaya giderler. Tam özgürlük heykelinin ö...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama