İstediği Fıkraları

loading...

Geçen gün karşı binamıza güzel bir kız taşındı. Onu çok beğendim ve tanışmak istediğimi söyledim. Binada yaşayan kız arkadaşlarımla tanışmaları için yardım istedim ve numarasını alabileceklerini söyledim. Böylece onlara da borçlu oldum ve bir kahve sözü verdim. 


Kızlar gitti numarayı aldılar ve bana getirdiler. Ama bundan sonrası şanssızlık. Ben o numaraya şöyle bir mesaj attım, "Merhaba karşı binanızda yaşıyorum ve sizinle tanışmak istiyorum."

Gelen cevap ise oldukça şaşırtıcı oldu:

"Lütfen beni korkutacak mesajlar atmayın, evimizin karşısında morg var." 

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca'yı bir dostu ısrarla evine davet eder. Hoca daveti kabul eder.


Dostu Hoca'yı güleryüzüyle karşılar. Dereden tepeden konuşurlar. Sıra gelir ev sahibinin kendi elleriyle yetiştirdiği arıların balının övülmesine... Kokusunun güzelliği, renginin altın sarısı oluşu, tadının tartışılamaz olduğu... Neler neler!..

Bu arada Hoca'nın önüne kocaman bir kase ba konur. Hoca önce balı ekmekle yemeye başlar. Sonra ekmek bitince ekmeksiz yemeğe devam eder.

Ev sahibi, Hoca'nın balı bitirmeye niyetli olduğunu anlar, canı gider. "Yeme" dese ayıp olacak. Çünkü Hoca'yı çağıran kendisidir.

Ne desem de Hoca'yı böyle iştahla yemekten vazgeçirsem, diye düşündükten sonra Hoca'ya:

- Ekmeksiz bal içini yakar Hocam! der.

Hoca , dostunun ne demek istediğini çok iyi anlar. Fakat aldırış etmeden balı yemeğe devam ederken:

- Kimin içinin yandığını Allah bilir dostum! diye cevap verir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, bu hikayede, başkalarının menfaatini veya hakkını düşünüyor gözükerek, aslında kendi menfaatını düşünen insanlara bir örnek vermiştir.

* Sofrana oturanın karnı doysun. Misafire cimrilik edilmemelidir.

MÜRŞİDE UYSAL - RESİMLİ NASREDDİN HOCA
UYSAL KİTABEVİ

fıkranın devamı

 Ali baba ve 7 cüceler HD izle/ İnternetten film izlemek istediğim oluyor 
bazen, güncel herkesin övdüğü filmler. İlk çıkan linke tıklıyorum,
görüntü kalitesi sıfır. Ses arkadan geliyor üstelik, kesintiler sıkça olmakta.
Toplumumuzun büyük bir eksikliği olan sinema alışkanlığı burda kendini
ele veriyor işte. Sinemada izlense o film öyle mi olur? Oyuncuların emeği,
senaryonun güzelliği öyle güzel yansır ki beyaz perdeye insan kendini kurgunun
içinde bulur. Şimdilerdeyse bu eksiklik full hd izle, hd izle, tek parça izle,
Ali baba ve yedi cüceler izle diye diziliyor önümüze.Ve eskilere göre
bir nebze olsun iyileşenbu sektör biraz olsun isteklerimizi karşılıyor.
Gerçi bir nebze dedimde baya ilerleme var aslında. Siyah beyaz filmlerden
hd kalitede filmlere, dizilere geldik. Büyük bir gelişme aslında.
Ali baba ve yedi cüceler izle ve görüntünün net olması için bile izlenir bazı filmler.
Çünkü insanın içini açacak derecede nettir görüntü. İzlerken sıkılmaz; tam tersi daha çöm izlemek istersin.

fıkranın devamı

Eskiden kırk yıllık sirke hastalara şifa gelirmiş.Bir gün komşusu Nasrettin Hocanın evine gelmiş. -Hocam sende kırk yıllık sirke var mı? diye sormuş.Hoca: -Yoktur komşu ,demiş.komşusu bozulmuş: -Birde koskoca hocasın. Nasıl sende kırk yıllık sirke olamaz?Demiş.Hoca: -komşu bende sirke var ama bir yıl sonra gelebilirsin yoksa istediğin sirkeyi bulamazsın,demiş.komşu: -Neden ?demiş.Hoca: -çünkü bendeki sirke otua dokuz yıllık,demiş.
fıkranın devamı

Temel ölmüş. Öteki dünyada görevliler listeye bakmış ve Temel'e: - "Ya, senin adın listede yok sen bugün ölmeyecektin yanlışlıkla ölmüşsün. Seni tekrar dünyaya göndereceğiz. Ama kurallara gore insan olarak gönderilemezsin. Ancak istediğin bir hayvan olarak dünyaya gönderileceksin. Ne olmak istersin?" Temel biraz düşündükten sonra: - "Yunus balığı olayım", demiş. Ve anında yunus balığı olarak dünyaya ışınlanmış. Aradan 3 dakika geçmeden Temel tekrar öteki dünyaya dönmüş. Görevli sormuş: - "Ne oldu ya? Biz seni şimdi gönderdik niye geldin?" Temel masum bir şekilde cevaplamış: - "Yüzme bilmiyordum, boğuldum!"
fıkranın devamı

Dayının biri yaz sıcağında eşeğini ararken çok yorulmuş.Varmış bi köy evine.Kapıyı bir kız açmış. _Buyur dayı,demiş. _Kızım bir bardak soğuk su verir misin? Kız içeri girmiş biraz sonra elinde bir tas. _Dayı buyur soğuk ayranımız var.Evde su kalmamış. Tabi ayra sesini duyan dayı sevinmiş.Bir yudumda içivermiş.Doymayınca _Kızım varsa bir tas ayran daha alayım,demiş Tabi kızın cevabı şu olur: _Ya dayı kusura bakma eşşeğimiz yeni öldü başka ayran kalmadı. Bunu duyan dayı şaşırınca elindeki tası düşürmüş yere ve kız içeriye annesine bağırmış. _Ay ana anaaaa!Dayı bizim köpeğin yal çanağını kırdı. Neyse şaşkınlıktan bayılan dayı akşam anca kendine gelmiş.Yemeklerini yemişler.Sıra yatma vaktinde.Ev sahibi demişki: _Bak dayı şu odada hanımla ben yatıyorum.Şu odada dede.Şu odada bebek.Salon da boş,istediğin yerde yat. Bunu duyan dayı kendi kendine şöyle düşünmüş. _Evli çiftlerin yanında yatılmaz.Dede horuldar.Bebeği de ben rahatsız etmeyeyim de şurda salonda yatarım,demiş ve salonda yatmak istediğini söylemiş. Sabah olmuş.Tam elini yıkayacak hemen yanında ahu bi dilber eline su dökecek.Adını sormuş dayı. Cevap şu: _Bebek. _Senin adın ne dayı. _Eşşoğlu eşşşşeeek.
fıkranın devamı

Akşehirlinin biri iyice yaşlanan, iş göremez hâle gelen eşeğini dağa götürüp serbest bırakmış. Kendine yeni bir eşek almış.Bi...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar;- “Cenazede tabutun önünden mi yürümeli, arkasından mı?”Hoca:- “İçinde ol...
fıkranın devamı

Bir akşam Nasreddin Hoca’nın kapısı çalınmış. Hoca pencereden başını uzatıp seslenmiş:- “Kim o ?”Karanlıkta...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın Konya kadısından bir mahkeme kararı alması gerekmiş. Ancak Kadı her gidişinde “bir kaç gün son...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca , “İnsanlar nefislerinin istediklerini düşünmeden yapmamalıdırlar. Nefsinizin beğendiği her şey ahirette...
fıkranın devamı

Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.Cumadan cumaya ...
fıkranın devamı


Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve aşık olduğunu, evlenmek istediğini ve tanıştırmak istediğini söyler.
Ama, sadece eğlence olsun diye eve 3 kız getireceğini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister.

Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir. Otururlar, bir süre sohbet ederler.
Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar
Tahmin ettin mi"diye.
Anne duraksamadan cevap verir:
"Ortadaki kizil saçlı."
Oğlan hayretle annesine sorar:
"Inanilmaz, nasil bildin?"
Anne cevap verir:
"Bir tek ondan hoşlanmadım.."

fıkranın devamı


Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş.
Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış.
Temel, ne istediğini söylemiş:
"Bana bir fahişe bulup gönderin."
Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş:
"Demin gelen müşteri kadın istiyor..."
Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş:
"Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye ağzının payını ver..."
Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış:
"Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde girer..."
Kadın çok sinirliymiş:
"Sen gitmezsen, ben gider söylerim..."
Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış.
Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış...
Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış:
"Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam ağladı."


fıkranın devamı


Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar:
"İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?"
Papaz cevap verir:
"Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur."
Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir.
Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:
"Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım."

fıkranın devamı


temel bir otele yerleşmiş.ilk gece bara inmiş ve 3 tane içki istemiş.her gece 3 tane içki istiyorumuş.sonunda barmen merak edip neden her gece 3 tane istediğini sormuş.temelde:
''biz 3 kardeş iduk ve üçümüzde farklı ülkelere dağıldik.birbirimizin yerinede içeriz.''demiş.
temel ondan sonraki gece barmenden 2 tane içki istemiş.barmen:
''başınız sağolsun.2 tane istediğinize göre kardeşlerinizden biri öldü.''demiş.
temel ise:
''yok!sadece ben içkiyi bıraktım!''



fıkranın devamı


Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık...
Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler...
Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.
Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen"


fıkranın devamı


İki genç kız, o akşamki partiden söz ediyorlar.
- Benimki bir öpücük istedi, öyle heyecanlandım ki, o anda bayıldım.
- Benimkinin ne istediğini duysan düşüp ölürdün!

fıkranın devamı


Bir Fransız,bir İngiliz,birde bizim Temel yerlilerin eline düşmüşler.Yamyamların reisleri üçünede bir dilekte bulunun,eğer isteklerini yerine getiremezlerse kurtulacaklarını söyler.Fransız yerlilerden kendisine orjinal 40 yıllık Bordo bağlarındaki üzümlerden yapılma şarap ister.3gün sonra yerliler bir şişe şarapla gelirler.Fransızı hemen keserler,derisini yüzerler,daha sonra hemen bir kano yapıp derisindende yelken yapıp tamtam yaparlar.sıra İngilize gelir.İngilizde McDonald"s tan orjinal hamburger,cips ve kola istr.3 gün sonrada onun isteğini yerine getirip,Fransıza yaptıklarını yaparlar.Sıra Temel"e gelir.Temel Hisar"dan 120 parça çatal,bıçak takımı ister.Aradan 1 hafta geçer.Görünürde kimseler yoktur.Temel umutlanır.Fakat aynı günün akşamı adamlar Temelin istediği şeyi Temel"e verirler.Temel bir elinde bıçak,diğer elinde çatal rastgele kendine batırıp



-"Sizin kanonuzun a..na korum demiş"



fıkranın devamı


Akşehirde otururken, Nasrettin Hoca'nın evine dostlarından biri konuk olarak gelmiş.Nasrettin Hoca bu konuğa çeşitli yemekler hazırlatarak ikramlarda bulunmuştu.Tam yatacakları sırada, durmaksızın yemek yiyen bir obur konuk, bir mani söylemeye başlamıştı:
- "Bizim iller, bizim iller,
Yatarken üzüm yerler... "
Nasrettin Hoca,konuğun ne demek istediğini anlamıştı.Ona bu saatte üzüm ikram etmeyi uygun bulmadığı için, hemen bir karşı mani söyledi:
- "Bizde böyle adet yoktur,
Saklarlarda güzün yerler... "

fıkranın devamı


Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş.
Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış.
Temel, ne istediğini söylemiş:
"Bana bir fahişe bulup gönderin."
Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş:
"Demin gelen müşteri kadın istiyor..."
Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş:
"Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye ağzının payını ver..."
Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış:
"Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde girer..."
Kadın çok sinirliymiş:
"Sen gitmezsen, ben gider söylerim..."
Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış.
Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış...
Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış:
"Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam ağladı."

fıkranın devamı


temel bir otele yerleşmiş.ilk gece bara inmiş ve 3 tane içki istemiş.her gece 3 tane içki istiyorumuş.sonunda barmen merak edip neden her gece 3 tane istediğini sormuş.temelde:
''biz 3 kardeş iduk ve üçümüzde farklı ülkelere dağıldik.birbirimizin yerinede içeriz.''demiş.
temel ondan sonraki gece barmenden 2 tane içki istemiş.barmen:
''başınız sağolsun.2 tane istediğinize göre kardeşlerinizden biri öldü.''demiş.
temel ise:
''yok!sadece ben içkiyi bıraktım!''

fıkranın devamı


"Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık...
Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler...
Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.
Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen"

fıkranın devamı


Temel'in Şantajı
Ekonomik kriz, durgunluk, Irak Savaşı derken bir türlü para yüzü göremeyen Temel çıldırma noktasına gelir. Çocuk kaçırıp fidye istemeğe karar verip büyük parklardan birine gider. Çocuğun tekini gözüne kestirir.
Önce bir not yazmaya başlar: "Çocuğunu kaçırdım, çok üzgünüm ama gerçekten paraya ihtiyacım var. Kusura bakma. Yarın sabah saat 7'de falanca parktaki filanca ağacın altına siyah bir çantayla 5 milyar getir. İmza: Laz."

Çocuğun yanına gider, notu çocuğun ceketinin iç cebine koyup, doğruca evine gitmesini ve notu babasına göstermesini söyler. Ertesi sabah parka geldiğinde soylediği ağacın altında istediğini bulur.
Çantaya başka bir not eklenmiştir: "Paran burada ama bir uşağın hemşehrisine böyle bir şey yapmasına inanamıyorum. İmza 'İdris.'"

fıkranın devamı


Adamın biri balona binmiş ve uçarken yolunu kaybedip bilmediği bir yerde bir çayıra doğru sürüklenmiş. Balonun aşağıda çok yaklaştığı bir sırada aşağıda birini görmüş ve sormuş:
- Kayboldum, nerede olduğu söyleyebilir misiniz?
- Bir çayırın üzerinde uçmakta olan bir balonun içinde şu kadar yüksektesin!
Balondaki şahıs bu cevap üzerine:
- Siz profesör olmalısınız.
- Evet, nereden anladınız?
- Söylediğiniz her şey %100 doğru fakat verdiğiniz bilgiler hiç bir işe yaramıyor.
Bunun üzerine aşağıdaki adam, yukarıya seslenir:
- Siz de işadamı olmalısınız.
- Evet, siz bunu nereden anladınız?
- Birincisi, kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi, nereye gitmek istediğinizi, amacınızı bilmiyorum ve tamamen kaybolmuş durumdasınız, buna rağmen size yardımcı olmamı bekliyorsunuz. İkinci olarak da, benimle karşılaşmadan önce hangi durum ve pozisyonda idiyseniz şimdi de aynı yerdesiniz buna rağmen beni suçluyorsunuz.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama