Şişeyi Fıkraları

loading...


Kayserili ile Amerikalı, bir deniz seferi sırasında gemilerinin batması
sonucu ıssız bir adaya düşerler. Aradan bir süre geçer, bunlar
hayatlarını devam ettirirlerken adaya bir şişe gelir. Şişeyi alırlar.
Açarlar içinden bir cin çıkar ve
- "Ben bu şişenin ciniyim, sizin bir dileğinizi kabul etmek için geldim.
Evet dilekleriniz nedir?" demiş. İlk önce Amerikalı cevap vermiş:
- "Beni çok zengin yaparak evime götür."
Cin elini şıkatmış. Pat diye Amerikalı'nın dileği yerine getirilmiş.
Cin dileği için Kayserili'ye sorunca, Kayserili şu cevabı vermiş:
- "Sen bana o Amerikalı'nın adresini ver, başka bir şey istemem."

fıkranın devamı


Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: - "Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir sey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir?", der. Müthiş heyecanlanan adam: - "Evet, galiba haklısın" diye cevap verir. Şaşkınlıkla "Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız" diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin?" Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"

fıkranın devamı

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar.İkisinin de arabası ma...
fıkranın devamı

Birgün 3 arkadaş sikleri çok küçük olduğundan ilaç almaya doktora gitmişler siklerini büy
fıkranın devamı

Adamin biri cok lüks bir restorana girmiş.... yemegini ismarlamiş gelmesini beklerken bi bakmiş ...
fıkranın devamı

Adamın biri çok lüks bir restorana girmiş yemeğini ısmarlamış gelmesini beklerken bir bakmış yan masada sarışın, iri göğüslü uzun bacaklı bir fıstık bir süre ağzı 5 karış açık vaziyette baktıktan sonra dayanamamış garsonu çağırmış;
- ''Yan masadaki şu nefis yaratığı görüyomusun ona en pahalı şarabınızdan ısmarlamak istiyorum''.
Böylece garson restorandaki en pahalı şaraptan 1 şişeyi bizim fıstığa götürmüş kadın bir şişeye bakmış bir adama bakmış ve çantasından bir kağıt çıkarıp bişiler yazmış, adama götürmesi için garsona vermiş.
Garson kağıdı adama vermiş adam bir bakmış'ki şöyle yazıyor;
- ''Bayım, eğer garajınızda son model bir BMW, banka hesabınızda 10 milyon ve bacaklarınızın arasında'da 20 cm'lik bir şeyiniz varsa gönderdiğiniz şişeyi zevkle kabul ederim''.
Adam bunları okuduktan sonra bir an durmuş, o da bir kağıt çıkarıp bişiler karalamış ve garsona vermiş;
- ''bayana götür bunu'' demiş garson notu götürmüş sarışın afet kağıdı açmış ve aynen şöyle yazıyor;
- ''Sadece bilmeni istedim benim garajımda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir'de Mercedes 560SEL var, banka hesabımda ise tam 30 milyon dolar var ama senin gibi muhteşem bir kadın için bile 3 cm. kestirmeye hiç niyetim yok onun için şişeyi geri gönder''...

fıkranın devamı

dördüncü murat zamanında derki murat karada içki içmek yasaktır ve sandalcının biri devamlı içki içmeye devam eder murat bunu duyar ve vezirinide alarak normal bir vatandaş gibi kayığa biner adam hareket edince ,içki içmeye başlar murat sorar içki içmek yasak değilmi? diye oda cevap verir karada yasak denizde değilki der murat'ada içki ikram eder murat içer ve biraz sonra ben dördüncü murat buda vezirim der adam da cevaplar hadi lan bir duple verdim biriniz vezir biriniz padişah oldunuz şişeyi versem biriniz allah biriniz peygamber olursunuz der
fıkranın devamı

Menekşe moru gözlüm, al yanaklım, seni bir daha dövmeyeceğim. Lütfen artık eve dön. Bak Yaşar halıya kustu, kusmuk seni bekliyor. Ayaklarım bugün de hep seni aradı, yıkanmak için. Seni çok arıyorum, bir haftadır akşam rakılarının tadı tuzu yok... Ev sensiz çok ıssız. Gerçi nasıl, nerede yattığımı, kime nasıl çaktığımı falan hiç hatırlamıyorum ama onun sen olmadığını bir büyük rakının sonunda dahi hissedebiliyorum.
Kezban, ben sana aşığım. Eve döndüğün gün, bunu arkadaşlarla kutlayacağım. Sen, kanlar içerisinde evden kaçarken nasıl duygulandığımı bilemezsin. Elimdeki şişeyi, hırsımdan ananın fotoğrafına fırlattım. (Artık duvarları gelince silersin.) Kezban bir de gelirken 2 paket kısa Maltepe getirebilir misin?
Dün Zeynep okula gitmeyip dolma sardı, ben de okeye dönerken dikkatleri dağıtmak için habire dolma yiyip,"yiyin yiyin nefis olmuş" dedim. Nasıl zeka ama.. Zeynep'in tezkeresinde okul ve sınıf kısmını boş bıraktım. Onu da mı ben dolduracağım?
Bu sabah seni kaçırışım aklıma geldi, efkarlanıp bir cıgara yaktım. On dört yaşlarında taş gibi kızdın. Nasıl; Mehmet, Abidin, Ramazan, Yusuf gelip seni döve döve taksiye atmıştık? Peki, seni piknik tüpü ile dövüşümü hatırlıyor musun? Yeni evliydik, bir boğaz gezisi dönüşüydü. Mehmetgiller kapıda bekliyorlardı, sen daha roka bile hazırlamamıştın ve Ramazan içeriden "ROKA!" diye bağırmıştı. Mutfağın kapısını içeriden nasıl kilitlediğimi, ocağın oradan tüpü nasıl kaptığımı falan hiç hatırlamıyorum. O gece Ramazan 'lar gidince sen Yaşar 'ı doğurdun. Huysuz mu huysuz, koca burunlu Yaşarımı... Bu arada son maaşınla Yaşar 'a don falan aldım...
Artık yuvana dön, asabımı bozma!

Kocan Haydar

fıkranın devamı

Uyanık mı uyanık bir seyyar satıcı bir yerde tezgahını kurmuş, etrafına bir çok insan toplamıştı. İçi su dolu bir şişeyi seyircilere göstererek " Hey millet! Bu ilaçtan kim bir tatlı kaşığı içerse ömrü uzar; birkaç asır sapasağlam yaşar. Mesela bana bakın; ne kadar sağlıklıyım değil mi? Bu ilaçtan bir tatlı kaşığı içtim ve üç yüz yıldır yaşıyorum." dedi.
Adamın sözüne hiç de inanmayan bir seyirci, satıcının çırağına sordu:
- Doğru mu diyor? Gerçekten bu kadar yaşlı mı?
- Valla tam olarak bilmiyorum. Çünkü sadece iki yüz yıldır ona çıraklık ediyorum!
fıkranın devamı

Temel bir gün Trabzon sahillerinde dolaşırken bir şişe görmüş. Şişeyi açar açmaz içinden bir cin çıkmış ve
- İnsanoglu sen bana bir iyilik ettin bir insanın iyliğinin altında kalamam dile benden ne dilersen ama sadece 3 dilek hakkın var
demiş.
Bizim Temelde 3 dileğini dilemiş. Birincisi ölümsüzlük, ikincisi zenginlik üçüncüsü ilerde duran bir atın cinsel organına sahip olmak. Cin Temelin dileklerini yerine getirip ortalıktan kaybolmuş. Temel hemen kendine bir porsche alıp köyün kahvesine gitmiş. İçeri girer girmez kanlısı Dursun Temel'in üzerine şarjörü boşaltmış. Temel oralı bile değil.
Zaten Temel'in kahveye porscheyle gelmesinden dolayı şaşkına dönen ahali bu olay üzerine iyice şaşırıp Temel'e sormuşlar
- Ula temel sen ne oldun böyle.
Temel
- Ula siz daha bi şey görmediniz
deyip pantololunu bi açmış o da ne meger o at dişiymiş....
fıkranın devamı

Temel'le Dursun, promosyonlu meşrubat almış, şişeyi açmışlar kapağında bir yazı:

- Tekrar deneyin.

Temel, kapağı kapatıp tekrar bakmış, yine 'tekrar deneyin' yazıyor. Temel kapağı kapatıp tekrar açmış, yine 'tekrar deneyin' yazısı var. Sinirlenip Dursun'a 'ula' demiş:

- Bunlar bizi kandırıyor. İki saattir deniyorum, hala bir şey çıkmadı!..
fıkranın devamı

Adamın biri sahilde dolaşırken kıyıda bir şişe görür uzanır şişeyi alır ve başlar incelemeye. Birde bakar'ki şişenin içinde bir cin var çok heycanlanır hemen şişenin kapağını açar;
cin;
- ''beni niye dışarı çıkardın'' diye sorar?
adam;
- ''senden dilek dilemek istiyorum''
cin;
- ''bak ben kötü bir cinim sonra pişman olma!''
adam;
- ''olurmu öyle şey bütün cinler iyidir'' der.
cin;
- ''peki öyleyse benden üç dilek dile''.
adam;
- ''kaynanamdan çok çektim onu birdaha görmek istemiyorum'' der. cin adamın gözlerini kör eder.
adam;
- ''ne yaptın'' diyince
cin;
- ''birdaha kaynananı görmek istemedin bende gözlerini kör ettim'' der
adam;
- ''ikinci dilek olarak aletinin kocaman olmasını yerlere kadar deymesini'' ister.
cin;
- ''peki der'' adamın iki ayağını kalçasından keser
adam;
- ''ne yaptın'' diyince
cin;
- ''işte şimdi aletin yerlere deymiyormu dediğini yaptım''
adam;
- ''bari bana son olarak iyilik yap güzel bir yavru ile bir gece geçirim'' der.
cin;
- ''peki der'' adamın arkasına geçip adamı halleder.
adam;
- ''yahu ben yavru ile bir gece geçirmeyi düşünürken sen beni becerdin deyince''
cin;
- ''ne var canım bunda kızacak hem körsün, hem topal seni benden başka kim şey yapar''.
fıkranın devamı

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken Çarpışırlar.ikisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.
 Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın.Arabalarımız mahvoldu ama ikimizde hiçbir şey olmadı.Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der.
fıkranın devamı

Adamin biri cok lüks bir restorana girmiş.... yemegini ismarlamiş gelmesini beklerken bi bakmiş yan masada sarişin, iri goguslu uzun bacakli bi fistik......
Bir sure agzi 5 kariş acik vaziyette baktiktan sonra dayanamamiş garsonu cagirmiş:
"Yan masadaki şu nefis yaratigi goruyo musun..... ona en pahali şarabinizdan ismarlamak istiyorum"
Boylece garson restorandaki en pahali şaraptan 1 şişeyi bizim fistiga goturmuş.... kadin bi şişeye bakmiş bi adama bakmiş ve cantasindan bi kagit cikarip bişiler yazmiş, adama goturmesi icin garsona vermiş....
Garson kagidi adama vermiş adam bi bakmiş ki şoyle yaziyor:
"Bayim, eger garajinizda son model bir BMW, banka hesabinizda 10 milyon ve bacaklarinizin arasinda da 20 cm.lik bişeyiniz varsa gonderdiginiz şişeyi zevkle kabul ederim....."
Adam bunlari okuduktan sonra bi an durmuş, o da bi kagit cikarip bişiler karalamiş ve garsona vermiş "bayana gotur bunu" demiş...... garson notu goturmuş sarişin afet kagidi acmiş ve aynen şoyle yaziyor:
"Sadece bilmeni istedim benim garajimda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir de Mercedes 560SEL var, banka hesabimda ise tam 30 milyon dolar....ama senin gibi muhteşem bi kadin icin bile 3 cm. kestirmeye hic niyetim yok onun icin ŞİŞEYİ GERİ GÖNDER...."
fıkranın devamı

Hoca, camide içkinin kötülügünden bahsediyormus.Cemaat arasinda bulunan Bektasinin fena halde cani sikilmis.Gitmek üzere kalkayim derken, koynundaki sarap sisesi kayip yere düsmüs.Baba hiç istifini bozmadan söyle konusmus :
-Kör olasicayi iste kaldirip attim.Sizde varsa, tam zamani, siz de atin!
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama