Şikayetler Fıkraları

loading...

Bu Pomak fıkrasının tadına varabilmek için, Pomaklar hakkında şu asgari bilgiye ihtiyaç bulunmaktadır: Pomaklar, Osmanlılar devrinin onyedinci yüzyılından sonra Müslüman olmuş Bulgarlardır. Müslümanlıkları yanında bir Bulgar şivesi olan dillerini de kullanmaya devam etmişlerdir. Müslüman olmalarından dolayı, Balkan göçleri sırasında bir kısım Pomaklar da ülkemize gelmişlerdir.
fıkranın devamı

Temel fena halde hastaymış. Hastalığı hemoroid. Kasaba doktoruna gidiyormuş, bir süre verdiğ...
fıkranın devamı

Vanilyalı Dondurma Aldığımda Otomobilimi Çalıştıramıyorum

General Motors şirketinin Pontiac marka otomobil departmanına gelen bir şikayet mektubu şu satırlardan oluşuyordu: "Her akşam yemekten sonra ailecek dondurma yeme alışkanlığına sahibiz. Fakat bir çok dondurma çeşidi olduğu için her yemekten sonra ne çeşit dondurma yiyeceğimize hep karar veririz. Ben de markete gider alırım. Geçen ay otomobilimi değiştirip yeni bir pontiac aldım ve o günden beri markete gidip gelmek benim için sorun olmaya başladı. Çünkü ne zaman vanilyalı dondurma alsam market çıkışında otomobilimi çalıştıramıyorum. Fakat başka çeşit bir dondurma aldığımda arabam gayet güzel çalışıyor. Bu sorun size çok saçma bile gelse, benim çok ciddi olduğumu bilmenizi isterim. Vanilyalı dondurma aldığımda arabam çalışmazken, neden başka dondurma aldığımda arabam çalışıyor?" Kolaylıkla buruşturulup atılacak bir şikayet mektubu gibi görünüyor, değil mi? Öyle de olabilirdi. General Motors yetkilileri bu şikayet mektubunu bir kenara atabilirdi, müşterinin sorusuda sonsuza dek yanıtsız kalabilirdi. Ancak General Motors şirketi olayı araştırması için bir mühendisi görevlendirdi. Mühendis, nezih bir muhitte oturan, iyi eğitim almış Pontiac sahibiyle karşılaşınca biraz şaşırmıştı, böyle bir konuda dalga geçecek birine benzemiyordu. Akşam yemekten sonra yapılan dondurma alışverişine birlikte çıktılar. Vanilyalı dondurma alıp geri döndüklerinde, gerçekten de otomobil çalışmıyordu. Ertesi akşam çikolatalı dondurma aldılar ve araba çalıştı. Üçüncü akşam sıra çilekli dondurmadaydı ve araba yine çalışıyordu. Son deneme turunda vanilyalı dondurma alındı ve maalesef araba yine çalışmadı. General Motors yetkilisi şaşkındı. Bir mühendis olarak, arabanın vanilyalı dondurmaya alerjisi olduğunu düşünmek pek akıllıca gelmiyordu. Bunun üzerine ziyaretlerine bir süre daha devam etti. Olayın günün hangi saatinde olduğunu, hangi tip benzin kullanıldığını, gidip gelme süresini ve daha pek çok ayrıntıyı incledi. Kısa bir süre içinde de ilk ipucunu elde etti. Vanilyalı dondurma almak diğer çeşitlere oranla çok daha kısa sürüyordu. Çünkü en çok aranılan ürün olan vanilyalı dondurma marketin hemen girişindeki dolapta satılıyordu. Diğer dondurma çeşitleri ise marketin en arka kısmında kurulu bir tezgahtan seçiliyordu. Herhangi değişik bir çeşidi almak bu yüzden çok daha uzun sürüyordu. Şimdi mühendisin karşı karşıya kaldığı soru şuydu? Otomobil neden daha kısa süre içinde geri dönünce çalışmıyordu? Zaman faktörü işin içine girince mühendis sorunun cevabını bulmakta zorlanmadı. Sorun, motor soğuduğunda devreye giren buhar kilidinden kaynaklanıyordu. Bu kilit, normal şartlarda motor durduktan hemen sonra devreye girip çalışıyordu ve çikolatalı yada çilekli dondurma alana dek geçen süre, motorun tekrar çalışması için yeterli soğumaya imkan tanıyordu. Vanilyalı dondurma gecelerinde ise süre çok kısa olduğu için motor soğuyacak vakit bulamıyor ve buhar kilidi devreye girmiyordu. Bu öyküden de anlaşılacağı gibi, komik hatta asılsız gibi görünen bir müşteri şikayeti bir şirketin ürün geliştirmesinde kullanabileceği değerli bir veri haline dönüşebiliyor. Müşteri şikayetlerinin değerlendirildiği zamanlarda bir kurum için hediye niteliği taşıdığı bilinir. Bu gerçek öykü, garip bile olsa müşteri sorunlarının ve şikayetlerinin ürün ve hizmet geliştirmeye olan katkısının önemini gösteriyor.

fıkranın devamı

Aşağıda anlatılanlar Wall Street Journal tarafından yayınlanmış gerçek şikayetlerdir.

1. Compaq "Press any key" komutunu "Press return key" şekline dönüştürmeyi düşünüyor. Neden? "Any" tuşu nerede sorusuna cevap vermekten baygınlık gelmiş.

2. Bir müşteri, üzerinde "toz koruyucu" olduğunda fareyi kullanmakta gucluk şektiğinden dert yanmış. Toz koruyucu dediğinin farenin plastik paketi olduğu ortaya çıkmış.

3. Disklerinin hatalı olduğunu savunan müşteriye "diskleri satıcıya yollayin" denmiş. Satıcının eline geçen mektuptan disklerin fotokopileri çıkmış.

4. Dell şirketinin bir müşterisi bilgisayarının faks çekememesinden şikayet etmiş. 40 dakikalık bir telefon görüşmesi sonucunda adamın kağıdı monitöre dayayıp "Gönder" tuşuna bastığı ortaya çıkmış.

5. Bir IBM müşterisi dökümanı yazıcıya aktaramadığından şikayet etmiş. "Bilgisayar yazıcıyı görüyor mu?" sorusuna karşılık "Ekranı yazıcıya doğru çevirdim ama hala görmüyor" cevabını vermiş.

6. Yeni aldığım bilgisayar çalışmıyor diye Dell firmasını arayan kadın sürekli "Ayak pedalına basıyorum basıyorum makinadan hiç ses gelmiyor" demiş. Ayak pedalı dediğinin fare oldugu ortaya çıkmıs.

7. Novell Netware'in ünlü hikayesi:
NetWare: Buyrun SysOp.
Adam: Bilgisayarın kahve taşıyıcısı kırıldı. Garanti kapsamındayım, ne yapmam lazım?
Netware: Kahve taşıyıcı mı?
Adam: Evet bilgisayarın önündeki!
Netware: Pardon anlamakta güçlük şekiyorum. Bu kahve taşıyıcıyı nereden aldınız. Promosyon falan mı? Üzerinde bir marka var mı?
Adam: Bilgisayarla birlikte geldi. Promosyon olup olmadığını bilmiyorum. Üzerinde 24X yazıyor.
**(Bahsedilen cihaz CD player olur, 24X herkes için çok şey ifade etmeyebilir diye...)

8. Bir IBM müşterisi:" İlk disketi sürdüm. İkincisini sürerken çok zorlandım. Üçüncüsü asla içeri girmiyor."
fıkranın devamı

Temel fena halde hastaymış. Hastalığı hemoroid. Kasaba doktoruna gidiyormuş, bir süre verdiği ilaçları kullanıyormuş, ancak şikayetleri durmadan tekrarlıyormuş.
Derdini en yakın arkadaşı Dursuna açmış.
Dursun ona:
- Ula! Bunu bu kadar çekecek ne var? Benim amcamın oğlu İstanbul'da büyük doktor, profesör. Bu işi o halleder, demiş.
Temel'le beraber yola çıkmışlar. Dursun'un amca oğlu profesör bunları iyi karşılamış: - Sen hiç merak etme, bu işin çaresi çok. Vereceğim ilaçları kullan, geçmezse ameliyatla göt nakli yaparız, demiş.
Temel şaşırmış, utanmış sıkılmış. Reçeteyi alıp, dönmüşler memleketine. 2-3 ay Temel halinden memnun, hiç yakınması yok.. Derken dördüncü ay aynı hemoroid şikayetleri tekrar başlamış. Açmış telefonu İstanbul'daki doktora:
- Benim şikayetler yine başladı, demiş.
Doktor da ona:
- Peki, sen benden haber bekle, uygun bir organ bulunca seni arayacağım, demiş.
Aradan 1 ay geçmiş, Temel'e telefon gelmiş.
Doktor demiş:
- Oğlum, atla gel, sana uygun bir göt bulduk!
Temel utana sıkıla düşmüş yollara, ama ne yapsin hastalık fena...
Temel'e başarılı bir ameliyatla göt nakli yapılmış. Temel yine köyüne dönmüş.
Aradan aylar geçmiş, Temel mutlu. Hiç bir yakınması yok. Şikayetleri tamamen geçmiş.
Derken günlerden bir gün takılan organa bir şeyler olmaya başlamış. Temel'in nakil götü başka şeyler istiyor!
Telaşla doktora telefon açıp bağırmaya başlamış:
- Ula doktor. Sen ne yaptun? Ha bu taktuğun köte bi şeyler olayii...
Doktor hemen nakil yapılan hastanın dosyasını açmış. Bir de bakmış ki ölen adam ibne. Temel'e cevap vermiş:
- Ulan, göt senin değil ya, siktir gitsin...

fıkranın devamı

Yaşlı amcanın biri binbir sıkıntı izdırap içinde doktora gitmiş.doktor neyiniz var demiş.yaşlı amca başlamış şikayetlerini anlatmaya muayene derken ilaç yazılmasını beklerken sevgili doktor her şikayetin arkasından "yaşlılıktan amca yaşlılıktan" diyormuş bir iki derken amca dayanamamış sinirinden doktora bir tokat patlatmış."ne yapıyorsunuz diyen doktora da gayet pişkin pişkin "yaşlılıktan oğlum yaşlılıktan"diye cevap vermiş.

fıkranın devamı

Anteplinin biri doktora gider. Kalbi ve kilolarıyla ilgili şikayetlerini iletir. Doktoru tavsiyelerde bulunur :
- Bundan sonra beyaz et salata türü yiyeceklere ağırlıklı beslen.
Hasta sorar :
- Dediklerinizi yemekten önce mi sonra mı yiyeceğim.
fıkranın devamı

Genç ve güzel kadın doktora şikayetlerini anlatıyordu :
- Birincisinde yoruluyorum, ikincisinde göğsümde ve bacaklarımda ağrılar başlıyor, üçüncüsünde bayılacak gibi oluyorum, kalp çarpıntılarım ve nefes almam sıklaşıyor.
Doktor sordu :
- Neden birincisinden sonra vazgeçmiyorsunuz?
Genç kadın :
-Nasıl vazgeçerim doktor bey, ben dördüncü katta oturuyorum!
fıkranın devamı

İncili Çavuş birkaç sene padişahın hizmetinde bulunduktan sonra
izin alarak memleketine gitmiş. Orada o zamanlar Müslim adı verilen kaza kaymakamının zalim, cahil, kibirli, yıkıcı bir adam olup halka türlü türlü işkence ve mezalim ile soymakta, kasıp kavurmakta olduğunu görmüş. Bir gün ziyaretine gelmiş olan o yerin itibarlıları ve ileri gelenlerine:
-Bu zalim için neden valiye şikayet edip yenilenmesi ve değiştirilmesi hususunda çalışmıyorsunuz?
Diye sormuş, onlar da:


fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama