ßir gün çocuk yolda yürürken 50 kuruşunu düşürmüş. Aramış taramış ama bulamamış .Ve ağlamaya başlamış .oradan geçen kadında ''niye ağlıyorsun evladım?''demiş.çocukta cevap verir:50 kurusumu kaybettim aradım, her yere baktım ama bulamadım demiş. Ve kadın da 50 kuruş vermiş . çocuk yine ağlıyormuş ? kadında demişki:şimdi niye ağlıyorsun evladım demiş. çocukta demişki: 50 kuruşumu kaybetmeseydim 1TL'm olacaktı demiş ....
fıkranın devamı

Bir adam çocuğunu kaybeder. Bir gün bir adamın yanına gider. Ve sorar (bu çocuğu gördünmü?) adam cevap verir (bak şimdi şurda 3cadde var 1.sine değil 2.sine değil 3. süne git. Orada 3 sokak var 1.sine değil 2.sine değil 3. süne git.Orada 3 mahalle var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3 ara sokak var 1.sine değil 2. sine değil 3.süne git.Orada 3 tane ev var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git. Orada 3tane kat var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git. Orada 3tane kapı var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3tane oda var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3 tane bölüm var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3tane dolap var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Orada 3tane çekmece var 1.sine değil 2.sine değil 3.süne git.Oradaki kurana el basarımki oğlunu görmedim.
fıkranın devamı

küçük ali okula yeni başlamış.bir gün derse geç kalmış. öğremen: bir daha geç kalırsan seni sınıfa almam demiş. ali: ben şimdiye kadar okula hep sizden önce geldim ben sizi böyle azarladımmı öğretmenim????
fıkranın devamı

Cemaatten biri, yatsı ezanını okumak için minareye çıkmış. Kısık sesiyle, ezanı okumaya başlamış. Sesini, ancak minarenin dib...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar;- “Cenazede tabutun önünden mi yürümeli, arkasından mı?”Hoca:- “İçinde ol...
fıkranın devamı

Cemaatten çirkin sesli, musiki makam ve usûlünden bîhaber bir adam minareye çıkıp ezanı okumaya başlamış. Nasreddin Hoca mina...
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca’ya, sanki çok lâzımmış gibi,- “Hangi burçtansın? Hoca” diye sormuşlar.- “̶...
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca evinde otururken komşularından biri telâşla kapıyı çalmış :- “Aman Hoca, Bizim evde karımla bald...
fıkranın devamı

Hoca öküzleriyle çift sürüyormuş.O sırada öküzleri sabana bağlayan kayışlardan biri kopmuş.Hoca, kopan kayışın yerine sarığın...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın canı bol naneli, yoğurtlu çorba istemiş. Şimdi sofraya gelse de kaşıklasam diye düşünürken kapı çalı...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın köyünden bir adam, eşeğiyle bahçesine doğru giderken çalılıkların önünde durmuş. Eşeğini de bir ağac...
fıkranın devamı

Biri , Hocaya evinin darlığından, evindeki sıkıntıdan bahsederek çare söylemesini ister. Hoca adamı sükûnetle dinler :- ̶...
fıkranın devamı

Köylünün biri, diğerinin kuzusunu çalmış, kesip yemiş. O da onun keçisini aşırmış, kesip yemiş.Nasreddin Hoca olayı incelediğ...
fıkranın devamı

Kasabalılar, Nasreddin Hoca’ya Kadı’dan yakınmışlar : “Kadı efendi çok menfaatçi bir adam. Aynı suça bazen ...
fıkranın devamı

- Gelesen!
- Selam doktor bey!
- Salam... Sabahın hayır! (Selam. İyi sabahlar)
- Ne salamı? Kızımı muayeneye getirdim.
fıkranın devamı

Öncelikle belirtmeliyim ki, aşağıda anlatacağım fıkra veya hikayeyi, kendisi de bir Pomak olan Türkiye"nin yetiştirdiği en büyük folklorculardan Kırklarelili Şerif Baykurt"tan (Milli Eğitim Bakanlığında Genel Müdürlük yapmıştır) bizzat dinlemişimdir.
fıkranın devamı


Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:
"Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.
Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...
- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?
Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!
Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..
Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.
209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:

"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."
"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”
"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."
"Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."
"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."
“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”
"Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."
"Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."
"Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"
“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”
“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”
“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”


Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.

"Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..

3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..

Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı



fıkranın devamı


Doktor Azeri olunca:

- Gelesen!
- Selam doktor bey!
- Salam... Sabahın hayır! (Selam. İyi sabahlar)
- Ne salamı? Kızımı muayeneye getirdim.
- Gızım, sen yahşi birine ohşayırsan! (Kızım sen iyi birine benziyorsun.)
- Neee! Kızım kimi okşuyormuş?
- Vallahi kimseyi okşamıyorum baba!
- Sus kız! Koskoca doktor yalan mı söyleyecek? Ellerindeki pişikten anladı herhalde!
- Pişik ele degel kucağa yaraşır. (Kedi ellenmemeli, kucağa alınmalı.)
- Doktor sen ne diyosun yaa?
- Siz haradan gelisiz? (Siz nereden gelirsiniz?)
- Biz at mıyız haradan gelecek? Doktor, ağzını topla...
- Gızım soyunasın, sırtına gulag asmag isterem. (Kızım soyun da sırtını dinleyeyim.)
- Baba ya... bu adam kimin kulağını sırtıma asacak?
- Men indi gızına dayandıraaram. Marağım gabardı. Neçe ağlarsın?
(Ben şimdi kızınızı durdururum. Merak ettim. Neye ağlarsın?)
- Baba ne diyo bu?
- Gızım sen kârhanede çalışırsın? (Kızım sen fabrikada mı
çalışıyorsun?)
- Lan p... doktor... Küüüüütttt...
- Özümü itirdim, dağlara kar düşende, bülbüle gam düşende, ruhum bedenden oynar, gözüme yumruk gelende...

fıkranın devamı


Temelle İdris yabancılara özenip eş değiştirerek seks yapmaya karar verirler. O gecenin sabahında Temel uyanır, yatağında doğrulur, bir keyif sigarası yakar ve yan tarafına dönerek;
- ''Ula İdris şimdi bizim karılar ne yapıyordur acaba''...

fıkranın devamı


Kilisenin altın şamdanları çalınmış, Papaz efendi ve kilise ileri gelenleri aramış taramışlar yok.
Papaz kilisenin bekçisinden şüphelenmektedir
derki şimdi ben bunu sen çaldın diyemem en iyisi günah çıkarma odasına alayım (orada yalan söylenmez !! ) bekçiyi odaya alır sorar
-" şamdanlar neredee " bekçi cevap verir
ses gelmiyooo ,
papaz:
- oglum şamdanlar nerede.
bekçi :
-ses gelmiyooo
böyle devam eder. Papaz kızar nasıl ses gelmiyoo sen buraya geç bakıyım der yer değiştiriller. Şimdi bekçi sorar :
-bekçinin kızlarını kim *ikiyooo.
papaz:
- ses gelmiyooo der
bekçi:
- bekçinin kızlaarınıı kim *ikiyo
papaz:
- duyulmuyoooo
bekçi odanan çıkar:
- dedik sana değilmi ses gelmiyo.

fıkranın devamı


Köyün en güzel kızı Ayşe'ye köyün gençlerinden mehmet aşık olur ve kızın gönlünü ederek Ayşe ile evlenir. Gerdek gecesi kızın ürkekliğini gören Mehmet kıza olayı önce anlatmaya başlar;
- ''Şimdi sana bişi gösterecem adı *ik ve dünyada sadece bende var bunla çok mutlu edecem seni'' der.
rahatlayan Ayşe'ye kayar. Gel zaman git zaman Mehmet askere gider bunu fırsat bulan Ahmet'te hemen o gece Ayşe'nin yanına gider ve;
- ''bende bişey var senin çok hoşuna gidecek'' deyince Ayşe meraklanır. Ahmet bi çıkarır kız şaşırır;
- ''Nasıl olur sadece Mehmet'te vardı bundan'' der. ama çoktan sevinmiştir ve Ahmet'le her gece sevişmeye başlarlar. Aradan 18 ay geçer ve Mehmet askerden döner. Ayşe Mehmet'i karşısında görünce Mehmet'e bağırmaya başlar;
- ''Yalancı herif, sahtekar herif'' vs.
Mehmet aptallaşmıştır ve sorar;
- ''hatun ne oldu''.
Ayşe;
- ''hani bi tane sen de vardı bak Ahmet'te de varmış beni kandırdın'' deyince.
Mehmet rahat bi tavırla;
- ''haa omu der bende 2 taneydi birini Ahmet'e vermiştim'' deyince Ayşe iyice dellenir ve derki,
- ''e salak herif madem birini Ahmet'e verecektin bari kötüsünü verseydin'' der.

fıkranın devamı


Uzaylılar bir görev için dünyaya inecekler görevleri dünya insanları ile cinsel ilişkiye girerek sonuçlarını gözlemlemek. Uzaylılar Türkiyenin tenha bir kasabasında bir çiftlik evine indirmişler gemilerini. Çiftlik evinin kapısını çalarak kapıyı açan adama amaçlarını anlatmaya başlamışlar. Adam biraz şaşkın biraz heyecanlanarak benim hanıma bi sorayım demiş. İçeri girerek karısına böle böle bişi var nedersin demiş. Kadın:
- 'Tamam olur hem bi gecelik değişiklikten bir şey olmaz'
diyerek kabul etmiş. Uzaylılarla beraber biraz oturduktan sonra uzaylı erkekle dünyalı kadın ayrı bi odaya, uzaylı kadın ile dünyalı erkekle ayrı bi odaya geçmişler. Uzaylı adam başlamış dünyalı kadını soymaya ve daha sonra kendi soyunmaya kadın uzaylı adamın penisini görünce çok şaşırmış ve gülmeye başlamış. Uzaylı:
- neden güldün.
- çok küçük demiş. Uzaylı:
- sol kulağımı çek o büyür demiş.
Kadın çekmiş kulağı gerçektende penis büyümüs,
-ama demiş kadın şimdide çok ince. Uzaylı :
-gayet rahat sağ kulağımı çek o kalınlaşır.
Kadın uzaylının kulağını çekince gerçektende penis kalınlaşmış ve sabaha kadar defalarca sevişmişler. Sabah olunca kahvaltıdan sonra uzaylıları gönderen karı koca konuşmaya başlamış. Adam kadına nasıl geçti diye sormuş. Kadın :
-tek kelime ile mükemmeldi.Peki senin nasıl geçti kocacığım.
Adam kendinden çok emin bi şekilde ;
-Yahu karıcım sen şu kocanın kıymetini bilmiyorsun yatakta bak elalemin uzaylıları zevkten kulaklarımı koparacaktı demiş.

fıkranın devamı


Şehrin emniyet müdürü şehrin en lüks lokantasına gider bir mercimek çorbası söyler, garson getirir ve yerken birde bakar içinde bir kıl.. garsonu çağırır;
- ''bu ne'' der,
- ''kıl efendim özür dilerim'' der.
emniyet müdürü;
- ''bana zabıtaları çağırın burayı kapatıyorum'' der.
lokantanın sahibi gelir;
- ''aman efendim ne olur yapmayın kapattırmayın valla hepimiz aç kalırız'' der, dinletemez.
Kapattırır sahibinin kafası atar çeker viskiyi kör kütük kerhanedeki dostuna gider dostu;
- ''senin kafan bozuk çık yukarı geliyorum'' der.
otururken kapı aralığında şöyle bakar ki lokantasını kapatan emniyet müdürü karıyı yatırmış o malum kıllı yerini yalıyor kapıya bir tekme atar lokantacı;
- ''ulan sen bir kıl için benim lokantamı kapattın burada bir çuval kıl yalıyorsun'' der..
emniyet müdürü;
- ''bak der o başka bu başka bak şimdi burada (kadının ş
eyini gösterir) mercimek çıksın burayı da kapatırım'' der...

fıkranın devamı


Her gün yamaçtan tarlalarına ekine giden bir gelin kaynana varmış. İki adam gelinle kaynanayı gözlerine kestirmişler. Bunları alıp kaldıralim, diye
düşünmeye başlamışlar. Bir gün, gelinle kaynana tarlaya giderken ortalığı yıkan bir ağlama duymuşlar. Dinlemişler ki, kulübeden geliyor. Çıkalım bir bakalım, demişler. Gidip kapıyı çalmışlar. Adamlardan biri açmış. Kaynana "Hayırdır" demiş "Ne oldu?"

Adam demiş ki "Cenazemiz var, buyrun içeri..."
gelin kaynana içeri girmişler. Giriş o giriş! Adamlar işlerini halletmişler. Neyse, gelin kaynana evden çıkmışlar. Gelin sormuş, "Ana be, napcaz şimdi?"

Kaynana cevap vermiş:

"Valla gelin seni bilmem ama, ben yedisine de gelicem kırkına da..."

fıkranın devamı


Adam iş gezisinden evine normalden 1 gün erken dönüyormuş.. havaalanından taksiye binmiş, şoföre demiş ki;
- "Bana bir iyilik yaparmısın... ben iş gezisindeydim ve adım gibi eminim ben yokken karım eve sevgilisini aldı şimdi eve gidelim ikisi kesin şu an sevişiyorlar.... sende benle eve girip ben onları basarken şahitlik edermisin?".
Taksi şoförü kabul etmiş... eve gelmişler, yatak odasına çıkmışlar... ışıkları yakıp battaniyeyi yataktan bir çekmişler'ki, kadın hakikaten başka bir adamla yatakta... Adam hemen silahına davranmış o sırada karısı bağırmış;
- "YAPMA..!!! Bu adam bizim için neler yaptı bilsen sana doğum gününde aldığım Corvette'in parasını kim ödedi sanıyorsun? ya yeni teknemizin parasını? senin sağa sola borçlarını nasıl kapattık sanıyosun? Hep onun sayesinde oldu!".
Adam taksi şoförüne dönmüş;
- "Sen olsan şimdi ne yaparsın?".
Taksi şoförü;
- "valla beyefendi ben olsam bir an önce adamın üstünü örterdim malum havalar soğudu bir sürü salğın hastalık kol geziyor"...

fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey