şantiye Fıkraları

loading...


Şantiyede ameleler akşama kadar kan ter içinde çalıştıkları halde mühendisin masa başında oturarak kendilerinden iki - üç kat daha fazla maaş almasından rahatsız olmaktadırlar.Bir gün bunun nedenini öğrenmek için aralarından bir temsilci seçip mühendisin yanına gönderirler.
Adam mühendise sorar;
- Biz akşama kadar kan ter içinde çalışırız, emek harcarız fakat sen sadece masa başında oturarak bizden daha fazla ücret alıyorsun.Bunun sebebi nedir?...
Mühendis gülümser ve;
- Git dışardan büyükçe bir taş kap gel, der.
Amele dışardan taşı alır gelir.Mühendis elini masanın üzerine koyar ve;
- Şimdi olanca gücünle vur, der.
Amele şaşırır;
- Nasıl olur böyle bir şey yapamam, dese de mühendisin ısrarı üzerine olanca gücüyle taşı masaya indirmiş.Mühendis hızla elini masadan çeker ve amele taşı masaya vurur.Mühendis gayet ciddi bir şekilde;
- İşte bu yüzden, der.
Amele hiçbir şey anlamaz, şaşkın bir şekilde dışarı çıkar.Merakla bekleşen arkadaşları hemen etrafına toplaşırlar.İçerde ne olduğunu sorarlar.Amele eliyle gözünü kapatır ve bir arkadaşına;
- Olanca gücünle elime vur, der.
Arkadaşı vurmak istemez.
- Sen vursana, diye ısrar eder.
Bunun üzerine arkadaşı olanca gücüyle okkalı bir yumruk indirir.Amele hızla elini çeker ve yumruk bir şimşek gibi gözünde patlar.Amele arkadaşlarına döner ve;
-İşte bu yüzden, der

fıkranın devamı


Dünyanın en komik kazası:
Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili şefine yazdigi mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
.Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu,
.Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım.
.İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
.Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
.İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
.Bütün tuğlaları varile doldurdum.
.Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
.İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve saşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
.Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın kırıldığını hissetim.
.Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
.Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık! Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
.Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm! Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.

fıkranın devamı


Şantiyelerden birinde, bir işçi viziteye çıkıp haftalardır tuvalete çıkamadığını söylemiş... Doktor muayene edip, işçiden külotunu indirmesini ve masaya yüzükoyun yatmasını istemiş. Adam denileni yapınca, doktor içeriden getirdiği beyzbol sopasını 3-4 kere sertçe vurmuş işçinin poposuna:
- Tamam. Şimdi tuvalete gidin.
Birkaç dakika sonra tuvaletten rahatlamış şekilde çıkan amele:
- Sağol doktor bey... Hep böyle olabilmek için ne yapmalıyım?..
- Bir şey yapmana gerek yok... Tuvaletini yaptıktan sonra poponu çimento torbasıyla silme yeter!..

fıkranın devamı

Temel arabasıyla giderken yoğun kar yağışıyla karşılaşmış. Vakit de geç olduğundan daha...
fıkranın devamı

Büyükşehir Belediyesi kuruluşlarından KIPTAŞ'ın Genel MüdürYardımcısı, sevgili Emin Batu...
fıkranın devamı

Temel Karayollarında şantiye şefi olmuş.Kar kış demeden dağlarda
koşturuyor.
Bir gece arabasıyla şehre inmeye niyetlenmiş ama yolunu kaybetmiş.
Bakmış yakında bir ışık var, gidip kapıyı çalmış.
Güzel bir hanim çıkmış karşısına.Temel,
- Çok özür dilerim hanımefendi,ben karayolları şantiyesinde şefim. Dağda yolumu kaybettim. Bir sakıncası yoksa beni bu gece misafir edebilir misiniz? demiş.
-"Tabii" demiş kadın. -"Buyrun içeri".
Önce Temelin önüne güzel bir yemek koymuş. Derken sohbet açılmış. Temel dağdaki yalnızlıktan yakınırken, kadın eşi Almanya'da çalıştığı için kendisinin de çok uzun zamandır yalnız olduğunu anlatıyormuş. Sohbet ilerledikçe, üzerine daha rahat bir kıyafet giyen kadın sık sık soruyormuş Temel'e,
- "Bakin Temel BEY, bir kadın ve bir erkek bu evde yalnızız. İstediğiniz bir şey varsa çekinmeyin söyleyin."
Ama Temel'de kadının mesajını anladığını gösterir en ufak bir hareket yok. Kah su istiyormuş, kah cay. Saat gece yarısını geçip Temel artık uyumak istediğini söylediğinde kadın onun yatağını hazırlayıp üzerine yalnızca iç çamaşırıyla dikilmiş karşısına:
- "Benden istediğiniz bir şey var mi?"
Temel, teşekkür edip iyi geceler diledikten sonra vurmuş kafayı
uyumuş.
Sabah kalktığında kahvaltısı hazır. Ev sahibi hanim da kapının
önünde hayvanları yemliyor. Temel bakmış 1 tavuk, 5 tanede horoz var.
Sormuş kadına:
- "5 tane horoz 1 tavuğa çok değil mi?"
Kadın cevaplamış.
- Siz onların öyle horoz gibi göründüğüne bakmayın. onların biri gerçek horoz, diğerleri Karayollarında şantiye şefidir.
fıkranın devamı

Dünyanın en komik kazası:
Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili şefine yazdigi mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
.Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu,
.Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım.
.İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
.Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
.İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
.Bütün tuğlaları varile doldurdum.
.Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
.İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve saşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
.Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın kırıldığını hissetim.
.Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
.Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık! Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
.Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm! Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
fıkranın devamı

Hakan Özkahya, inşaat teknikeriydi.
İşsizdi.Bir gün tesisat teknikerliği işi buldu.
"Nerede?" diye sordu.
"Sibirya'da" dediler.
Rusya'nın en doğusunda, buzlar üzerine kurulmuş Anadir'de ihale alan bir Türk firmasında çalışacaktı. Isı -40 dereceydi. Kış 9 ay sürüyor, 3 ay gece olmuyordu.Sivaslıydı Hakan... Bekârdı. 30 yaşındaydı. Para kazanıp bir hayat kurması gerekiyordu. Kabul etti.
***
Anadir'de çalışma koşulları çok ağırdı. Rus işçiler haftada 6 gün, günde 8 saat çalışarak 1000 dolar alırken, Türk işçiler o para için haftada 7 gün, günde 14 saat çalışmak zorundaydı. Ayda sadece 1 gün izin vardı. Yılmadı, çalıştı Hakan... Tekniker olarak işçilerden daha fazla kazanıyor, ayda 1500 dolar biriktirebiliyordu. Ama Sibirya'da, soğukta oksijensizlikten ciğerler büyüyor, ciddi sağlık sorunları baş gösteriyordu. 2 yılın sonunda Türkiye'ye döndü. Sivas'ta iş kurmak istiyordu. Olmadı. Biriktirdiği paranın bir kısmı hasta olan annesiyle babasının tedavisine gitti. O da İstanbul'a yerleşmeye karar verdi. Orada bir ev alacak, iş bulacak ve aile kuracaktı.
***
Lakin biriktirdiği para, İstanbul'da ev almaya da yetmedi. İş de yoktu. Yine bir gurbet işi bulabildi Hakan...
Afganistan'daki Amerikan askeri kampında iş alan bir Türk şirketi eleman arıyordu. Bavulu toplayıp bu kez Afgan yollarına düştü.
Kutuplardan çöllere savrulmuştu. Herat'ta kuruluydu şantiye... Koşullar felaketti. Çalışanlar sobasız hangarlarda yerde yatıyordu. Yetersiz besleniyor, üşüyorlardı. Ayda 700 dolar içindi bunca eziyet...
3 ayın sonunda tedavi için izin aldı Hakan... En ucuz havayolu şirketinden Türkiye'ye kestirdi biletini...
Uçağı geçen hafta Herat'tan havalandı. Kâbil'e yaklaşırken 104 yolcusuyla düştü. Hakan'ın cesedi Kâbil'in doğusundaki bir karlı dağda bulundu.
***
Okuyup "Vah vah" deyip geçtiğimiz haberlerin arkasında yürek burkan insan hikâyeleri gizli...
Sadece insan hikâyeleri de değil; "Döviz geliyor" diye gurbette işçilerinin denetimsiz, sefil şartlarda
çalışmasına göz yuman bir ülkenin,
...ucuz işçilik sayesinde ihale alıp hiç gidip görmediği coğrafyalarda çalışanlarını köle gibi çalıştıran şirket patronlarının,
...ucuza daha çok adam taşıyabilmek için bakım harcamalarından kısan "uçan tabutlar"ın,
...bu uçak firmalarını ve işçileri perişan eden şirketleri uyarmayan elçiliklerin,
...kendi canları pahasına kazanılmış başarı haberlerinde hiç adları geçmeyip ancak kazada can verdiklerinde haber olabilen, kurtulduğunda ise kazandığını sağlık harcamalarına döken "Allah'a emanet" yüz binlerce işçinin, mühendisin, teknisyenin,
...ve Anadolu'da onları bekleyen acılı yüreklerin de hikâyesi bu...
Bu ülkenin çocukları, yaban elde karın tokluğuna çalışan işçi, ırkçılarca linç edilmiş gurbetçi, savaş bölgesinde katledilmiş kamyoncu, dönüş uçağında ikinci sınıf yolcu olmaktan ne zaman kurtulacak?

fıkranın devamı

Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili şefine yazdigi mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
•Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :