Ahlak Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca bir gün camide vaaz verirken uzun uzun öğütler verdikten sonra:


- Ey cemaat, kulağınıza lüpe olsun. Şayet oğlunuz olursa sakın adını "Eyüp" koymayın, der.

Orada bulunanlardan birisi ayağa kalkarak:

- Niçin Hoca Efendi? der. Hoca:

- Çünkü halkın dilinde dolaşa dolaşa "Eyüp", bir de bakarsın "ip" oluverir, kopar, cevabını verir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, halkı zaman zaman bazı konularda uyarır, aydınlatır. Bu işi yaparken de akılda kalıcı örnekleri seçer.

Hoca bu hikayede, çocuklara isim konulurken çok dikkatli davranılması gerektiğini vurgulamıştır. İsimler çok güzel olsa bile, toplumda alay konusu olabilecekse, gülünecek bir kelimeyi çağıştırıyorsa, bu ismi koymaktan kesinlikle kaçınılmalıdır.

* Çocuklarınıza güzel isimler koyunuz. Çünkü isimler, insanın şahsiyetini etkiler. "Bir insana kırk kere deli desen, deli olur." tekerlemesinde olduğu gibi.

Aynı şekilde, kadın isminin erkeğe verilmesi ya da erkek isminin kadına verilmesi de şahsiyeti etkiler.

* İsmin önemi büyüktür. İnsanları görmeden önce, yanımızda en sevimli olanı ismi güzel olandır. Gördükten sonra ise, yüzü güzel olandır. Denedikten sonra ise ahlakı güzel olandır.

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, güzel ahlaklı, alim, sevecen ve hazırcevap nadir şahsiyetlerden birisidir.


Hoca'nın sorulan her soruyu soranın aklına göe cevaplaması meşhurdur.

Hocanın, her sorunun altından kalktığını duyan adam;

- Hoca, benim soruma ceap bulamaz, diye öğünür ve kalabalıkta sağdan sola, soldan sağa koşuşan insanları görünce Hoca'ya;

- Hocam!!! Bütün bu insanlar evlerinden çıkınca ne diye hep aynı yöne gitmezler? Kimi o yana kimibu yana gider? diye sorar.

Hoca cevabı hemen yapıştırır:

- Efendi, efendi!!! Bilmez misin herkes aynı yöne gitse dünyanın dengesi bozulur, bir yana devriliverir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca'ya herkes çekinmeden soru sorardı. Bazen de alay etmek, küçük düşürmek maksadıyla soran da olurdu. Fakat Hoca, ona bahşedilen pratik zekasıyla her zaman bu soruların altından kalkmasını bilirdi.

Hoca'nın sorular karşısındaki tavrı da çok önemlidir. Sabırlı, güler yüzlü ama muhatabın anlayacağı dildendir.

* Bir insanın zekası, verdiği cevaplardan değil, sorduğu sorulardan anlaşılır.

Aslında insanların farklı düşünmesi, farklı yere gitmeleri, gerçekten bir denge unsurudur. Bu farklı gidiş gelişler toplumun devamı ve gelişmesi için gereklidir. Bu farklılıkda rahmettir ve denge unsurudur.

fıkranın devamı

birgun koyde adamin biri pazara gidecekmis, binmis essege, 10 yaslarinda birde oglu varmis onuda onune oturtup cikmislar yola, hava sicak, koyun ortasinda giderken karsilarin iki adam geliyormus, adamlar bunlari gorunce bir digerine demiski' ya sunlara bak bu havada binmisler essegin ustugune hic acimiyorlarda hayvancagiza' demis..adam bunu duymus ama birsey dememis, hemen inmis essekten, oglu essegin ustunde yola devam ederlerken camasir yikayan kadinlarin onunden geciyorlarmis, kadinlardan biri 'su terbiyesiz cocuga bak, babasini yurutuyor kendi binmis essege pazara gidiyor terbiyesiz' demis. adam bunuda duymus yine seslenmemis, kimse benim cocuguma terbiyesiz diyemez diye indirmis oglunu essekten, kendi binmis essege..yola devam etmisler bu sefer, odun kesen kadinlarin onunden geciyorlarmis, kadinlardan biri digerine 'ya su ahlaksiz adama bak, kucucuk cocugu yurutuyor, kendi binmis essege pazara gidiyor' demis. adam bunu duymus ama yine seslenmemis, kimse bana ahlak dersi veremez demis, inmis essekten. bir elinle essegin yularindan , diger elinle oglunun elinden tutup yola devam etmis. bu sefer koy kahvesinin onunden gecerken kahvedekiler bunlari gorunce kahkaha atmislar ' vay ahmaklar vay, yanlarinda essek var, bu sicakda koca yolu yuruyerek gecirdiler 'diyerek gulmusler. adam ne diyecegini sasirmis..HATA BUNLARDA DEGIL, BUNLARA GORE DAVRANANDA demis...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’ya, “Burnun ne tarafta” diye alaylı ve aptalca bir soru sormuşlar.Hoca hiç kızmamış, ve heme...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca Sivrihisar’da imamlık yaparken, huysuz bir adam olan kasabanın subaşısı ile kavga etmiş. Bir süre sonra ...
fıkranın devamı

Sıcak bir yaz günü Nasreddin Hoca’yı iftara çağırmışlar. Ortaya önce bir tencere soğuk hoşaf gelmiş. Muzip ev sahibi el...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca ve hanımı, diğer bir kasabadaki imam arkadaşlarına misafir olmuşlar. Ev sahibesi hanım akıllı, güzel ahlâklı v...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca Konya’da gezerken büyük bir yapı görmüş. Durmuş, yapıyı seyrederken binanın kapıcısı Hoca’ya sormu...
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca’yı siyah elbiseleriyle görenler:- “Ne oldu Hoca efendi” demişler, “bu gün kara...
fıkranın devamı


Küçük Salamon, okuldan iki gözü iki çesme dönmüstü. Babası, niye
agladigini sorunca hiçkira hiçkira cevap verdi :

- Öğretmen ahlak nedir diye sordu, bilemediğim için bana sifir verdi.

- İyi etmis. Öğreneydin dedi babasi. Gel sana anlatayim, dinle. Mesela, bir müsteri geldi dükkana, mal aldi. Giderken de içi para dolu cüzdanini unuttu. Iste ahlak burada baslar. Bu cüzdani ne yapacagim ? Yalniz kendime mi saklayacağim yoksa ortagimla mı paylaşacağım ?

fıkranın devamı


Başkan Temel,bir hapishaneyi ziyaret etmiş.Bir tanesi dışında tüm mahkumlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatıyormuş.O tek mahkum şeytana uyup bir suç işlediğini, cezasını hak ettiğini söyleyince Temel hapishane yöneticilerine dönerek;
- Ha pu atamu serbest bırakun, öteçi masum insanların ahlakını bozmasun!

fıkranın devamı

Çok dindar bır kamyon şoförü ölür ve tabi ki cennete gider. Orada bir iki ay takıldıkt...
fıkranın devamı

Eski zamanlarda bir gün su, ateş ve ahlak askere gitmeye karar vermişler. Bir gün tatbikatta bir...
fıkranın devamı

Başkan Temel,bir hapishaneyi ziyaret etmiş.Bir tanesi dışında tüm mahkumlar suçsuz oldukları...
fıkranın devamı

Ahlak ve Mantik hocasi yeni ders yilinda sinifa bir bilmece ile girmis: "Saridir safran gibi, Okunur...
fıkranın devamı

Küçük Salamon, okuldan iki gözü iki çesme dönmüstü. Babası, niye agladigini sorunca hiç...
fıkranın devamı

Genc, guzel ve cici kiz, bazi ufak tefek genclik sorunlarindan dolayi bir ruh hekimine gitmeye karar...
fıkranın devamı

Baskan Temel,bir hapishaneyi ziyaret etmis.Bir tanesi disinda tüm mahkumlar suçsuz olduklarini, ha...
fıkranın devamı

Bir ingiliz lordu karısını yatakta bir genç adamla basmış...onları öyle görünce kadına:-"...
fıkranın devamı

SORU: Ermeni (Doğu) sorununu açıklayınız.

CEVAP: Osmanlı Devleti altında yaşayıp ekmek yiyen Ermeniler kendi kendilerini kışkırtmaları sonucu doğu anadoluda hoşnutsuzluklara başladılar. Mustafa Atatürk paşa düşmanla başedebilmek için Kamil Karabekiri Ermeni üzerine doğrulttu. Ermeni yenilip barış istedi.Böylelikle en iyi sonuç osmanının oldu (Pinar/Ortaokul-3).


SORU: KASABAYI KIM YÖNETIR?

CEVAP: - şerif ve adamları (Kamil/Ilkokul 5)

- Kasabayı ihtiyarlar heyeti ve köy bekçisi yönetir (Yavuz/Ortaokul 2)

SORU: DESTAN NEDIR?

CEVAP: - Destan ulusların kahramanlık, cinsel ve biraz da ahlaksal serüvenleridir (Bora/Lise 1).

SORU: DÖRT HALIFE DEVRINDE "HAKEM OLAYINI" AÇIKLAYINIZ.

CEVAP: - Hazreti peygember efendimiz zamanında yapılan maçta kavga çıkmış. Musrikler müslümanlara saldırmış, bu olaya hakkemde karışmış. En son kararı da hakkem vermiş. Onun için bu olaya hakkem olayı denilmiştir. Maçlarda 3 hakkem vardır. Maçı kontrol eden hakkem, orta hakkem, yan hakkem (Cemal/Ortaokul 2)

SORU: KIYAMET GÜNÜ NE DEMEKTIR?

CEVAP: - Kıyamet günü yani gerdek gecesidir. O gün herşey Çok kötü olur. Bütün gece kıyamet kopuverir. (Serpil/Ilkokul 5)

- Kıyamet günü herseyin kiymetli oldugu bir gundur. (Kemal/Ilkokul 5)

SORU: MUBAREK GECELER HANGILERIDIR, YAZINIZ?

CEVAP: - Kina gecesi - Gerdek gecesi - Dolunay gecesi. (Hatice/Ilkokul 5)

SORU: BULGARLARA KARŞI KIM SAVAŞTI?

CEVAP: - Bulgarlara karşı ÇanakÇömlek Ali Paşa savaştı. (Ali/Ortaokul 2)

- Çetinceviz Ali Paşa savaştı. (Suat/Ortaokul 2)

- Çakırkeyif Ali Paşa savaştı..DIPNOT: Geçen gün bir arabanın arka tarafındaki yazı dikkatimizi çekti fakat okunmuyor, küçük küçük yazılmış. Biz de merakla iyice yanına yaklaştık,aynen şunlar yazıyordu "O kadar dikkatli bakma cam çatlak ondan yapıştırdık" (Halil/Ortaokul 2)

SORU: DORT BUYUK KITABIN ADINI YAZINIZ.

CEVAP: 1- Ansiklopedi, 2- Sözlük, 3- Kolej sinav kitabi, 4-Kalin roman kitaplar (Serpil/Ilkokul 5)


SORU: INSANLARI HAYVANLARDAN AYIRAN TEMEL OZELLIK NEDIR?

CEVAP: Insanlarin hayvanlardan çok derdi olmasi. (Buse/7. Sinif)


SORU: TRAFIK POLISININ GOREVLERI NEDIR?

CEVAP: 1- Rüsvet almak, 2-Ceza kesmek, 3- Travestileri kovalamak (Adem/6.Sinif)


SORU: ASGARI UCRET NEDIR?

CEVAP: Askerlik subesinde verilen ücrettir. (Hasan/8. Sinif)


SORU: ENFEKSIYON NEDIR?

CEVAP: Hükümetin düsüremedigi fakat ters düsürdügü bir hayat seklidir.
(Hüseyin/Lise 1)


SORU: FAO (Dünya Gida Örgütü) NEDIR?

CEVAP: Farkinda olmadan ya da istenmeden çikan bir gazdir. (Mehmet/6. Sinif)


SORU: HACLI SEFERLERININ CIKIS SEBEBI NEDIR?

CEVAP: Hocam affedersiniz, poponun (papa demek istedi galiba) kiskirtmis olmasidir. (Ensar/6. Sinif)


SORU: AVRUPADA REFORM HAREKETINI KIM BASLATTI?

CEVAP: Riki Martin Luther. (Senol/7. Sinif)
fıkranın devamı

. Açık kapı: Bakire olmayan
. Anadolu: Oynak kadın
. Artema: Başkalarıyla birlikteyken tesettüre uyup örtünen, bunun dışında
özgürce davranan
. Aynalı pembe: Hafifmeşrep,
. Battaniye: Özellikle otellerde çalışan hayat kadını
. Cımbız: Öğrencileri tedirgin eden, iğneleyen kadın öğretmen
. Çalışkan: Sık sık cinsel ilişkiye giren
. Çufçuf: Gezip dolaşarak müşteri arayan hayat kadını
. Davul: Çok şişman kadın öğretmen
. Döküm: Çirkin kadın
. Esnaf: Ahlaksız kadın
. Fındık: Başkalarının cinsel ilgisini çekecek davranışlarda bulunan ama
ilişkiye yanaşmayan
. Hurma: Esmer güzeli
. İstepne: Baldız
. Jandarma: Nikahlı kadın
. Kaldırım kargası: Zayıf, naif, biçimsiz
. Kadayıf: Hoş, güzel, alımlı kız
. Kaknem: Uzun boylu, zayıf, elmacık kemikleri çıkık, koca burunlu, biçimsiz
kadın
. Kurabiye: Genç, güzel, çekici
. Lakerda: Yaşlı hayat kadını
. Mantenot: Metres
. Meflaket: Şişko kadın
. Trikacı: Sakallı, bıyıklı, kıllı erkeklerden hoşlanan
. Zamazingo: Dost, metres, nikahsız eş
. Zürefa: Eşcinsel. "

ALINTI MİLLİYET GAZETESİ
fıkranın devamı

Devlet tiyatrosundan bi arkadas, bi
oyun için mi ne
artik, Akçaabat'a gitmis. Ekip olarak
sehir
merkezine gelmisler. Kafalarini
kaldirinca koca bir bez
afis
görmüsler. Söyle yaziyo:
Ben de sporcunun zeki, çevik ve
ahlakli olanini severim.
AKÇAABAT BELEDIYE BASKANI
fıkranın devamı

Temel Fadime'yi arar ve biraz sohbet ettikten sonra Fadime akşam evde kimsenin olmayacağını yalnız kalacaklarını söyler.
Bunun üzerine Temel Fadime'ye;
- Eyi öyleyse! Suyi atese koy, üstüne pen geleyrum.
Fadime;
- Seni ahlaksız gelip beni becerecen mi?
der.
Temel:
- Yav sen hele suyi koy, üstüne olmadi çay içeruk!..
fıkranın devamı

Temel adalet bakanı olmuş bir hapisaneyi ziyarete gitmiş. Hapishanede olan herkes "suçsuz yere buraya düştüklerini, kader kurbanı olduklarını" söylüyorlarmış.İçlerinden sadece bir tanesi "suçlu olduğunu ve cezasına razı olduğunu" söylemiş. Temel hapisane müdürüne dönmüş sinirli bi şekilde:
-"Ha pu adamı çıkarun dışarıya içerdekilerinde ahlakunu pozmasun"
fıkranın devamı

Başkan Temel,bir hapishaneyi ziyaret etmiş.Bir tanesi dışında tüm mahkumlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatıyormuş.O tek mahkum şeytana uyup bir suç işlediğini, cezasını hak ettiğini söyleyince Temel hapishane yöneticilerine dönerek;
- Ha pu atamu serbest bırakun, öteçi masum insanların ahlakını bozmasun!
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama