Bir gün doktor delilerin arasından en akıllısını seçmek istemiş duvara
bir otobüs resmi yapıştırmış delilere otobüse binin demiş herkes otobüse
dooğru koşmuş bir tanesi gitmemiş doktor en akıllıları onu zannetmiş ve
sormuş sen neden binmedin diye delide otobüs doldu ben taksiyle gitcem
demiş
fıkranın devamı
Deliler hastanesinde kim daha akıllı diye test
yapmaya karar verirler ve duvara 'ARABA' resmi asarlar .. ve tüm
delileri toplarlar ve bu arabaya binmeye çalışın der doktorlar ...
Deliler binmeye çalışır .. Fakat ; te ki bekler doktorlar ; bu akıllandı diye sevinirler ve delinin yanına gidip sorarlar sen nie binmiyorsun;...
Deli ; o araba çalışmaz .....
Doktorlar ; neden diye sorarlar ....
Deli ; o arabanın anahtarı bende der :))))
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca , şeytanın hilelerini kürsüden sıkça tekrarlayarak anlatırmış. Cemaatte uygulamasını göremeyince, bir gün vaaz...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’ya, “Burnun ne tarafta” diye alaylı ve aptalca bir soru sormuşlar.Hoca hiç kızmamış, ve heme...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca ve hanımı, diğer bir kasabadaki imam arkadaşlarına misafir olmuşlar. Ev sahibesi hanım akıllı, güzel ahlâklı v...
fıkranın devamı
Köylünün birisi, diğer bir köylüden “10 kile buğday alacağı olduğunu” iddia ediyormuş. Aslında böyle bir alacağı ...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’nın Köylüsü, iri yarı bir delikanlı olan Ali Can, sıcak bir yaz gününde ormana gidip odun hazırlamağa ka...
fıkranın devamı
Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.Cumadan cumaya ...
fıkranın devamı
Bir gün Nasreddin Hoca’yı siyah elbiseleriyle görenler:- “Ne oldu Hoca efendi” demişler, “bu gün kara...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca, köy meydanındaki koca çınar ağacının üzerine çıkmış, elindeki balta ile bindiği dalı kesmeye başlamış.Görenle...
fıkranın devamı
Kadının birinin bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve bu sırada tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş. Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, senin 3 dileğini yerine getireceğim" demiş. Kadın onu kurtarmış, kurbağa da "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!" demiş. Kadın "Tamam" diyerek kurbağaya dileklerini söylemeye başlamış.
İlk dilek olarak Dünya'daki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış. "Bu dilek, senin kocanı da Dünya'nın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek" demiş. Kadın ise; "Bu önemli değil, çünkü ben nasıl olsa Dünya'nın en güzel kadını olacağım ve sonuçta da onun gözü benden başkasını görmeyecek" demiş. Böylece Dünya'daki en güzel kadın olmuş.
İkinci dilek olarak, Dünya'daki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa kadını yine uyarmış: "Bu kocanı da Dünya'daki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş. Kadın; "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir" demiş ve böylece Dünya'daki zengin kadın oluvermiş.
Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda ise kadın; "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş…
fıkranın devamı
Tavşan kafasına koymuş tilkiyi s*kecek.
Tilkinin yuvasına gidip yavrularına "ananızı s*kecem ananızı s*kecem diyormuş
yavrularıda "lan tavşan s*ktir git akıllı ol seni severiz" demişler ama tavşan aklına koymuş tilkiyi s*kecek bu böyle 3 5 gün devam etmiş en son yavrular analarına söylemiş tavşan önde tilki arkada kovalamaca başlamış tavşan tam kendisinin girebileceği bi ağaç kovuğu bulmuş tavşan girmiş ama tilki vucudunun yarısı girdikten sonra sıkışmış öbür taraftan tavşan elleri g*tünde eeeeeee demiş tilki kardeş koştuk koştuk yoruldulduk bebelerede söz verdik....
fıkranın devamı
İki avcı köpekleriyle övünüyorlarmış. Avcılardan biri:
- Benim köpeğim çok akıllı, geçenlerde ava çıkmıştım, birde ne göreyim. Kurşunları evde unutmuşum, hemen benim köpeği çağırdım, av tüfeğimi koklattıktan sonra eve yolladım. Yarım saat sonra akıllı köpeğim kurşunları alıp getirdi deyince 2.Avcı atılmış:
- Benim köpeğim daha akıllı demiş ve anlatmaya başlamış."Geçenlerde karımla sahile gitmiştik karım soyundu fakat mayosunun altını evde unutmuş, hemen benim köpeği çağırdım karımın cinsel organını kokladı ve eve gitti. 20 Dakika sonra ağzında komşumun cinsel organıyla geldi
fıkranın devamı
Adamın birini vergi dairesine çağırmışlar.. Yanında bütün
defterlerini ve hesaplarını da getirmesini istemişler.. Adam korku
içinde, mali danışmanına gitmiş..
Sormuş :
- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim
bırakırsam,bana daha az vergi cezası keserler ?.
Mali danışman öğüt vermiş :
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki,
sana az ceza kessinler..
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış.. Avukat, mali
müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş :
- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir
görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler..
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Aklına güvendiği, filozof bir
arkadaşına aynı soruyu sormuş.. Bu akıllı arkadaş bir hikaye
anlatmış.. Şöyle demiş:
- Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına
sorar.. O da, gırtlağa kadar kapalı,
koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder.. Bir başka arkadaşı
ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler..
Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için
arkadaşından öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra,
sorar :
- Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine
giderken neiyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan
var ki?
Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder :
- Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır.. :)))
fıkranın devamı
Temelle Dursun Amerikayı keşfetmeye çıkarlar, Temel Dursun'dan daha akıllı ya daha ilk ayak bastıkları karaya Temel ismini verir,
- Ya uşak
der Dursuna
- Burası Laz Vegaz olsun
- Tamam
der Dursun 2 gün ilerlerler bide Dursun ne görsün kızılderililer bunlara saldırmaya başlar, Dursun korkar ve Temel'e sorar
- Uşak ne yapacağız
diye Hemen Temel cevap verir,
- Merak etme ben sazımla birşey çalarım kızılderililer korkar kaçarlar
der, gerçektende kızılderililer hepsi biranda yok olurlar, hemen Temel Dursuna döner ve derki
- Ya uşak burasıda Teksaz olsun, aradan 2 gün daha geçer bu sefer Dursun bide ne görsün bu sefer de kovboylar saldırırlar, Temel yine Dursuna döner
- Korkma uşak
der
- Ben yine sazımla çalar ve hepsini kaçrırım
der. Ama bide ne olsun kovboy sazdan ne anlar, sazı Temelin elinden alırlar ve *ıçına sokuverirler, bu durumda Dursun da çekinerek Temel'e döner ve derki:
- Ya uşak istersen burası ARKANSAZ olsun....
fıkranın devamı
Nam-ı Kemal ile bir Fransız bir gün Palandökene geziye çıkar. Şanslarına çığ düşer ve en yakın mağaraya girerler. Çığ mağaranın girişini kapatmıştır artık.
1 gün 2 gün bunlar açlıktan ölecek hale gelirler ve kurnaz Nam-ı Kemal akıllı bir fikir atar ortaya:
-Böyle olmaz aclıktan ölürüz böyle giderse gel sen benim ağzıma et bende senin der. herkes eşit miktarda... Fransızda okey der. Önce fransız eder 200 gr sıra Nam-ı Kemal'e gelmiştir. N.Kemal ağzına ederken Fransız da bunun pipisi ile oynar ve Nam-ı Kemal 2kg sıçar.
Fransız itiraz eder sen neden fazla ettin diye Nam-ı Kemal'de söz mü yok:
- "kardeşim sende teraziyle oynamasaydın"
fıkranın devamı
Bir gün bir papazla Nam-ı Kemal aynı kodese düşmüşler. Günler,aylar geçmiş ikisinin de abazanlıktan gözü dönmüş. Papaz dönmüş Nam-ı Kemal'e:
- Bak demiş bu böyle olmayacak önce sen domal ben yapıyım sonra sen beni demiş.
Nam-ı Kemal kabul etmiş papaz kaldırmış Nam-ı Kemal'e doğru gelirken bizim ki bağırmış:
- Ya İsa!!! diye
Papazın ki inmiş tekrar kaldırmış bu sefer:
- Ya İncil !!! diye bağırmış papazınki tekrar inmiş.
- Bak papaz bu son yaptın yaptın yapamadın ben seni yapacam. demiş
papaz kaldırmış gelmiş bu sefer bizimki
- Ya Meryem !!! demiş. Papazın ki inmiş sıra gelmiş Nam-ı Kemal'e. Kaldırmış papazın üstüne doğru giderken papazda akıllılık edecekya
Papaz:Ya allah
Nam-ı Kemal:Ya bismillah
çaaaat!!!!!
fıkranın devamı
Bir gün köyün birinde öLüm döşeğinde oLan yaşLı bir çiftçi warmış.Bu çiftçinin 3 tane de oğLu warmış.Fakat bu 3 oğLuda birbirinden akıLLıymış.Bu yüzden çiftçi mirasını bu 3 oğLu arasında payLaştıramıyormuş.Hangi birine ne kadar maL wereceğini biLemiyormuş.Bu yüzden her şeyi köyün kadı'sına anLatmış.Sonrada oğuLLarına kendisi öLünce mirası gidip kadı'dan aLmaLarını söyLemiş ve bundan 2 gün sonra öLmüş.OğuLLarı da mirasLarını aLmak için düşmüşLer yoLa.
YoLda giderken bir adama rastLamışLar.Adam iLk önce en küçük kardeşe sormuş:
-şeyy... Benim devem kayboLdu da onu gördün mü ?
En küçük kardeşte cevap wermiş:
-Bi gözü körmüydü?
Adam da ewet deyince , en küçük kardeş:
-hayır görmedim , demiş.
Adam şaşırmış ve kızmış.Sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
Ortanca kardeşte:
-Bi ayağı topaL mıydı?
Adam da ewet deyince , ortanca kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
Adam iyice sinirLenmiş.Ve en büyük kardeşe sormuş:
-Sen benim devemi gördün mü ?
En büyük kardeşte:
-Kuyruğu kesikmiydi?
Adam da ewet deyince en büyük kardeş:
-Hayır görmedim , demiş.
İyice sinirLenen adam bunun üzerine:
-Sizi kadıya şikayet edicem , demiş.
Ve hep birLikte kadıya wardıkLarında adam kadıyı derdini anLatmış.Bunu duyan kadı da en küçük kardeşe sormuş:
-Sen devenin bi gözünün kör oLduğunu söyLüyorsun ve görmediğini iddia ediyorsun , peki gözünün kör oLduğunu nasıL biLdin?
En küçük kardeş:
-Kör oLduğunu anLadım,çünkü yoLdaki otLarın bi tarafını otLamış , bi tarafını otLamamış.Eğer bi gözü kör oLmasaydı her iki tarafıda otLardı , demiş.
Kadı sonra ortanca kardeşe sormuş:
-Peki sen bi ayağının topaL oLduğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Çünkü yoLdaki ayak izLerinde 3 ayağın izi wardı.Eğer bi ayağı topaL oLmasaydı 4 ayak izi oLurdu , demiş.
Kadı en büyük kardeşe dönmüş , ve:
-Peki sen kuyruğunun kesik oLduğunu nasıL anLadın?
En büyük kardeşte:
-Çünkü yoLdaki devenin tezekLeri dağıLmış , her yere sıçramış bi şekiLdeydi. Eğer kuyruğu kesik oLmasaydı yuvarLak oLurdu , demiş.
Bunu duyan kadı kardeşLerin üçünün de gerçekten çok akıLLı oLduğunu anLamış ve onLarı akşam yemeğine davet etmiş.Amacı yemeğin ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmak ve kapıdan onLarın konuşmaLarını dinLemekmiş.Akşam oLmuş ve kardeşLer sofraya oturmuş.Kadının karısı çok güzeL kuzu çevirme yapmış yemek oLarak ve ayriyetten şarapta warmış.Kadı da yemeğin tam ortasında tuvaLete gidiyorum diyerek kaLkmış.Ve geçmiş kapının arkasına , başLamış dinLemeye.KardeşLer araLarında konuşuyorLarmış.
En küçük:
-Kuzu çok güzeL ama keşke yaşarken köpek emzirmeseydi , demiş.
Ortanca:
-Şarap çok güzeL ama keşke öLüm kokmasaydı , demiş.
En büyük:
-Kadı çok iyi adam ama keşke kötü yoLa düşüp , or.spu oLmasaydı , demiş.
Bunu duyan kadı yarın hemen şarabı aLdığı içkiciye gidip sormuş:
-Bu şarap niye öLüm kokuyor ? demiş.
İçkici de:
-Kadı bey biLmiyor musunuz bu köydeki en iyi şarapLar mezarLıktaki üzüm ağaçLarından yapıLır , demiş.
Kadı sonra kuzuyu aLdığı kasaba gitmiş ve sormuş:
-Bu kuzu köprkmi emzirdi? demiş.
Kasapta:
-Ya kadı bey , küçük yavrucağın anası öLdü bizde o da öLmesin diye kuzuya emzirdik işte , faLan fiLan demiş.
Kadı sonra annesine gidip:
-Anne ben küçükken or.spuLuk mu yaptım? demiş.
Annesi de:
-Ya işte paramız faLan yoktu , bizde karnımızı doyurmak,hayatta kaLabiLmek için seni başkaLarına sattık , demiş.
Bütün bunLarı duyan kadı ertesi gün kardeşLeri yine yanına çağırmış.Ve hepsine teker teker sormaya başLamış.
En küçüğüne:
-Sen bu kuzunun köpek emzirdiğini nerden biLdin?
En küçük kardeşte:
-Kadı bey , eğer bu kuzu köpek emzirmiş oLmasaydı , soL memesinin yanı şiş oLmazdı.Yani köpeğn dişLeri batmazdı ve burada bir beze oLmazdı , demiş.
Sonra ortanca kardeşe:
-Peki sen bu şarabın öLüm koktuğunu nasıL anLadın
Ortanca kardeşte:
-Kadı bey, biLmiyormusunuz bu köydeki en iyi şarap mezarLıktaki üzüm asmaLarından yapıLır , demiş.
Kadı son oLarakta en büyük kardeşe:
-uLan peki sen benim bi or.spu oLduğumu nasıL anLadın ? demiş.
En büyük kardeşte cevap wermiş:
-EĞER SİZ Bİ OR.SPU OLMASAYDINIZ GİRİŞTEKİ KAPINIZDA fenerbahçe BAYRAĞI OLMAZDI , demiş.
fıkranın devamı
Bir saatten beri suyun içindeydiler. Kız, kendisine yüzme ögrettigini söyleyen sevgilisine dayanamayarak sordu :
- Sevgilim... Gerçekten parmağını o delikten çekersen su alıp batar mıyım?
fıkranın devamı
Temelle fadimenin 8 çocuğu varmış.Hepsi birbirinden salakmı.Temelle fadime bu yüzden artık çocuk yapamaktan vaz geçmiş.ve doktoro gitmiş doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif vermiş ve nasıl kullanıldını anlatmış.ardan epey bi zaman geçmiş prezervatifler bitmiş.temel kara kara düşünmeye başlamış fadime temelin yanına gelerek
- ''üzülme temel ben sana dantelden örerim''demiş.
Aradan 9 ay geçmiş temelle fadimenin 1 çocuğu daha olmuş 9-10 yıl sonra bakmışlar çocuk çok akıllı diğerlerine benzemiyoo...
Temel kahvede otururken bir gün sormuşlar''senin 9 çpcuğun var 8 çok salak iyide bu sonuncusu nasıl bu kadar akıllı''
Temel:
- SÜZME O,SÜZME
fıkranın devamı
Küçük çocuk babasına 'Babacığım evlenmek
kaca malolur ?'
Baba 'Bilmiyorum oğlum, hala ödüyorum.'
İlan
Adam gazeteye 'Eş aranıyor' ilanı vermiş.
Ertesi gün yüzlerce mektup almış.
'Benimkini alabilirsin!'
Melek
Birici adam gururla 'Benim karım bir melek'
İkinci adam 'Şanslısın benimki hala yasıyor.'
Akıllıca
Kadın adama 'Siz üçüncü kocama ne kadar
benziyorsunuz !'
Adam 'Yaa! Kaç kez evlendiniz?'
Kadın 'İki'
Değişmez
Genç çocuk babasına 'Baba Afrika'nın bazı
yerlerinde erkeğin evlenene kadar karısını
tanımadıgı doğru mu?'
'Evet ama oğlum bu her ülkede böyle.'
fıkranın devamı
Politikacının yolu Temellerin köyüne düşmüştü. Köyde gezinirken bir ara politikacının gözü yoldan geçen boynunda çıngırağı olan eşeğe takılmış. Eşeğin arkasından gelen Temele sormuş politikacı;
-Ya bu eşeğin boynuna çıngırağı niye taktınız?
Temel;
-Eşek yürürken çıngırak çalıyor, durunca çıngırak sesi kesiliyor. O sırada ben de koşup eşeği yürütüyorum.
Politikacı;
-E peki ya eşek durup sadece boynunu sallarsa nerden anlayacaksın peki? diye sorunca ukala ukala..
Temel de yapıştırmış cevabı;
-Sizin gibi akıllı eşeği nerden bulacağız ki!
fıkranın devamı
bir tümarhanede 10 deli varmış doktor bir gün hepsini bir sahaya götürmüş demişki bakalım hanginiz akıllı oldunuz sahaya topyerine taş koymuş onlardaoynamışlar başlarını kırmışlar sonda bir çocuk kalmış doktor demişki neden oynamıyon çocukta demişki biri bana orta atmıyorki bende kafa vurup gola atayım doktor demişki ben sana atayım çocuk demiş çocukta akıllanmış o taşın yerine takma bir taş takması koymuş doktorda sanmışki o takma taş asil taştır.doktor çocuğa atmış çocuğa bişey olmamış ve dokttor demişki sen bana at çocuk ta aklını kullanmış asil taşı atmış doktora doktorun kafası yaralandı çocuğa demişki sen benden daha akıllanmışsın ben senden daha akılsızlanmışım.
fıkranın devamı
Adamı, vergi dairesine çağırmışlar.. Yanında bütün defterlerini ve hesaplarını da getirmesini istemişler..
Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş..
Sormuş:
- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler?
Mali danışman öğüt vermiş:
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana az ceza kessinler..
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış..
Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş:
- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler..
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Aklına güvendiği, filozof bir arkadaşına aynı soruyu sormuş.. Bu akıllı arkadaş bir hikaye anlatmış.. Şöyle demiş:
- Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar.. O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder.. Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler..
Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar:
- Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki?
Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder:
- Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır..
fıkranın devamı
İki mühendislik öğrencisi kampus içerisinde yürürken biri diğerine sorar, "Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun ?" Diğeri cevap verir, "Dün tek başıma dolaşırken bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı. Sonra da bana "Hangisini istiyorsan al" dedi." Diğer öğrenci arkadaşını doğrularcasına başını sallayarak, "İyi seçim yapmışsın, elbiseler belki sana uymayabilirdi"
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerSatışın İçinde Kabak Vasiyetini Hepsi Vampir Kapıcı Aldatma Muhallebi yigit-ozgur-1289 Adamı Fadimenin İlk Pipi Biyoloji Soğuk Mühendis Meşe Hayalet Ayı Meeee Memurum Burada Tecavüz Sarışın Giysilerin İşin MÜEBBET Tren Maymun Bunak Kaybettin Rahibe Yine Kırmızı Cennet Marangoz Tetikçi Kızılderili Boşuna Sihir Evli Ruhi İstikamet Limuzin Isırık Balık Porsche Papaz Temelin Ziraat yigit-ozgur-1016 İş Adam yigit-ozgur-1426