Aksi Fıkraları

loading...


Tanri eşşeği yarattı
ve ona dedi ki:
“sen bir eşeksin. Sabahtan aksama kadar yorulmadan,
yakinmadan çalisacaksin ve agir yükleri sirtinda tasiyacaksin. Ot yiyeceksin az akilli
olacaksin ve 50 yil yasayacaksin”.


Eşşek cevap verdi:
“50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 20 yildan
fazla verme!” ve
öyle oldu...


Sonra tanrı köpeği yarattı ve ona dedi ki:
“Sen bir köpeksin. Insanlarin mallarini koruyacaksin, onlarin
en yakin dostu
olacaksın. Geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yil yasayacaksın.”

Köpek cevap verdi:
“Tanrim, 25 yil böyle yasamak çok fazla.
Bana 10 yıl ver yeter” ve öyle oldu...

Daha sonra Tanrı maymunu yarattı ve dedi
ki:
“Sen bir maymunsun. Agaçtan agaca salinacak ve bir
aptal gibi
davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yil
yasayacaksın”.

Maymun cevap verdi :
“20 sene dünyanın
palyaçosu olarak yasamak çok fazla.
Bana 10 seneden fazla verme”. Ve
böyle oldu...

En sonunda Tanri erkegi yaratti ve ona dedi
ki:
“Sen bir erkeksin. Dünyada yasayacak tek
rasyonel düsünen canli
olacaksin. Diger yaratilmislara zekani kullanarak hükmedeceksin.
Dünyayi
yöneteceksin ve 20 yil yasayacaksın.”

Erkek cevap verdi :
“Tanrim, erkek olmak için 20 yil yetmez. Lütfen bana esekten artan 30
yili,
köpekten artan 15 yili ve maymununun 10 yılını ver. ”

Tanrı bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yasadı sonra evlendı.
Ve 30 sene esek olarak sabahtan aksama kadar çalıştı ve ağır yükler tasıdı.
Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi
yasadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yasında 10 yıl
maymun olarak yasadı.
Aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bu güne kadar böyle geldi...

fıkranın devamı

Tam akıl hastahanesinin önünde birini tekeri patlar. Şöfor dörtlüleri yakar. Reflöktörleri kor. Krikoyu vurur. Tekeri söker. Bir deli de bunu izlemektedir. Aksilik ya takar sağlam lastiği, derken bijonlar hoop lagara. Uğraşır ölçer biçer bijon imkanı yok. Deli: -Ne o birader, hayrola? der. -Bi git yaw işine der. -Tamam sen bilirsin der deli. Adam üzülmesin diye. Bijonlar der. Lagara düştü. Kaldık der. 30 km yürünmez ki. -Kaç tekerin var der deli -4 -Al her tekerden 1 bijon idare et. Adamın çok hoşuna gider bu fikir. Her tekerfen 1 er bijon alır. Takar. Krikoyu alır. Reflektöre giderken delinin hâla baktığını görür. -Sağol hemşerim. Benim bile aklıma gelmedi. Sen burda ne iş? -Oğlum biz burda gelilikten yatıyoz. Salahlıhdan değil. :)
fıkranın devamı

birgun koyde adamin biri pazara gidecekmis, binmis essege, 10 yaslarinda birde oglu varmis onuda onune oturtup cikmislar yola, hava sicak, koyun ortasinda giderken karsilarin iki adam geliyormus, adamlar bunlari gorunce bir digerine demiski' ya sunlara bak bu havada binmisler essegin ustugune hic acimiyorlarda hayvancagiza' demis..adam bunu duymus ama birsey dememis, hemen inmis essekten, oglu essegin ustunde yola devam ederlerken camasir yikayan kadinlarin onunden geciyorlarmis, kadinlardan biri 'su terbiyesiz cocuga bak, babasini yurutuyor kendi binmis essege pazara gidiyor terbiyesiz' demis. adam bunuda duymus yine seslenmemis, kimse benim cocuguma terbiyesiz diyemez diye indirmis oglunu essekten, kendi binmis essege..yola devam etmisler bu sefer, odun kesen kadinlarin onunden geciyorlarmis, kadinlardan biri digerine 'ya su ahlaksiz adama bak, kucucuk cocugu yurutuyor, kendi binmis essege pazara gidiyor' demis. adam bunu duymus ama yine seslenmemis, kimse bana ahlak dersi veremez demis, inmis essekten. bir elinle essegin yularindan , diger elinle oglunun elinden tutup yola devam etmis. bu sefer koy kahvesinin onunden gecerken kahvedekiler bunlari gorunce kahkaha atmislar ' vay ahmaklar vay, yanlarinda essek var, bu sicakda koca yolu yuruyerek gecirdiler 'diyerek gulmusler. adam ne diyecegini sasirmis..HATA BUNLARDA DEGIL, BUNLARA GORE DAVRANANDA demis...
fıkranın devamı

11-ISLIKLA ÇAĞIRMA Çobanların en yakın yardımcıları sadık köpekleridir.Çok uzaklardan sesinden ve “früit,früit,früit..” diye ıslıkla çağrılmaları halinde sahibinin yanına koşarlar. Ardanuç-Yolağzı Köyünde Molla Ali Pehlevan’ın evine Kala’dan(1) memur gelmiş,muhtarla görüşmek istemektedir.Muhtar diğer mahallede oturduğundan getirilmesi için torun Adnan Pehlevan görevlendirilir.Zırıki(2) oluşu ile bilinen 10 yaşlarındaki torun ;Veysel Yüksel’in harman yerinden mahallesi karşısına geçerek muhtarı çağırmaya başlar.Muhtardan ses gel-meyince bu sefer de”Früit,früit,früit..” diye ıslıkla çağırmaya başlar,yanındaki arkadaşı karşı gelse de devam eder.Halbuki muhtar yakın bir evdedir,ıslığı duyunca öfke ile gizlice çocuklara yaklaşır, bacaklarına bastonunu fırlatır ve taşlamaya başlar.Neye uğradıklarını şaşıran çocuklar tarladan aşağı doğru kaçmaya başlarlar. Muhtar peşlerinden: -Na var!..Ola it oğlu, itlar? Diye bağırır. Taş menzilinden uzaklaştıktan sonra ıslıkçımız: -Emi!..Dedem çağırıyerdi,dedem!..Diye cevap verir. 1-Kala: Köylülerin Ardanuç ilçelerine verdikleri isim. 2-Zırıki: Şımarık, aksi çocuk. 12-HA BU KARADENİZ Köyün birinde bir çoban, sürüsünün pazarlamasına yardımcı olmak için Batum’a gider. Köyüne dönünce; köyünden hiç ayrılmamış bir arkadaşına gördüklerini anlatmaya başlar. Batum’un yemyeşil bir ova içinde deniz kenarında olduğunu, büyük pencereli çok yüksek bi-nalar gördüğünü, denizin adına Karadeniz dendiğini ve bu denizin de uçsuz bucaksız olduğunu ballandırarak anlatırken; bizimki artık dayanamaz: -Ola heee!..He,da!..Ha bu Karadeniz,bizim Karagol’dan da beyuk degil yaaa,hoş!..Der. 13-GENÇ VALİ İsmet İnönü, Atatürk’ün Başbakanı iken Ardahan üzerinden Artvin’e geleceği duyulur. Artvin’in ileri gelenleri, sözcülüğe Ardanuç-Yolağzı köyünden Molla Ali Pehlevan’ı seçerler ve sınırda karşılarlar. Kutul’da bir yemek verilir. Yemekte yöre meseleleri konuşulur, İsmet Paşa ayrılırken de sözcümüze: -Benden başka bir isteğiniz var mı? Diye sorar. -Sayın Paşam!..Bize genç ve çalışkan bir vali gönderin diye cevap alır. Ancak bu istekten kimse memnun olmaz, Paşamız uzaklaştıktan sonra “Bu kadar sorunu-muz varken, yalnız bir vali istenir mi?”Diye çıkışanlara “Aklında yalnız vali kalır”demesine rağmen tenkitten kurtulamaz. Kısa süre sonra ise Refik Koraltan isimli bir genç, vali olarak atanır. Bayındırlık işleri yanında en uzak köylere dahi okullar açılır, Kuvarshan ve Murgul maden yatakları işletmeye alınır. Artvin, öğrenim ve yüksek tahsilli oranında, nüfusuna göre birinciliği başka bir ilimize bırakmayan bir il haline gelir. 14- YAZ MI, KIŞ MI? Yolağzı Köyü’nden Ömer Pehlevan, Ardanuç-Kapı Köydeki yaşlı akrabasının ziyaretine gider. Dereden tepeden konuştuktan sonra yaşlı adam bir anısını anlatmaya başlar: - “Bir tarihte; okuzlari kızağa koştuh, Killuğa(1) oduna gettuh.(2)Okuzlari çayıra salduh, onlar otliyer, ben başladım odun yapmaya. Ama hava savuh(3),kar adam boyi(4)”diye konuşmaya başlayınca bizimki daha fazla dayanamaz: - Emi!..Yaz miydi?,Kış miydi? Diye atılır. Adam iyice şaşırır ve: - Ola!..Bilmam ki,yaz miydi? Kış miydi? Der. 1-Killuğa: Killik ormanına 2-Gettuh: gittik 3-Savuh: Soğuk 4-Boyi: Boyu 15-KURT DUŞTİ(1) Ardanuç-Yolağzı Köyü’nün akıllı delisi Asım Demirci Ağabeyi ile köyün sığırtmacıdır ve yalan söylemesi ile bilinir. Uzun Çayır otlağında koyun sürüsü ile nahır(2) yan yana otlamaktadır. Asım, Koco (3) oynamakta olan çobanların yanına koşar ve katıla katıla gülerken: - Ola!.. Vallah suruya kurt duşti,kurt!..Der ve gülmeye devam eder. Oyuna dalmış olan çobanlar aldırmaz, oyunlarına devam ederler. Başka tarafta olan ağabeyi durumu anlar ve köpekleri çağırarak kurdu koyunlara zarar vermeden ormana doğru kovar. Köpeklerin koşuşmaları ve havlamaları üzerine oyuncularımız kendilerine gelir, görev yerlerine koşarken de: -Ola tuh!..Asım, Asım olalı, bir defe doğru dedi, ona da biz orali olmaduh(4), derler. 1-Kurt duşti: Kurt sürünün içine girdi 2-Nahır: Sığır sürüsü 3-Koco: Yöresel bir çelik çomak oyunu 4-Orali olmaduh: İlgilenmedik, aldırmadık 16-GEMİLER(1) YERLERDE Ardanuç-Yolağzı Köyünde Abdullah ve M.Ali Pehlevan bir çift öküz, bir çift tosun ile harman dövmektedirler(2). Karşıdaki tek katlı Nazım Yenigün’ün evinin penceresinden de çocuklar onları seyreder. Tosunlar, yeni koşulmalarına rağmen kısa sürede alışmış, uyum sağlar. Çocukların arasındaki Abdulvehap Yasal: -Habunların harmanını bir toz duman edem, hele bir seyredin, der. Bu sırada tosunların göz-leri ile Abdulvehap’ın gözleri çakışır. Tosunlar aniden harman çeperinden (3) atlayarak yola çıkarlar. Öküzle de onları izlerler. Sürüklenen düvenler yoldan duman halinde toz çıkarır. Hayvanlar sakinleştirilir, düvenlerin onarımına geçilir, öküzler otlağa gönderilir. Düvenin taşlarını tamir ederken de M.Ali Usta Ağabeyine: -Havada sinek yoh, habu tosunlar niya(3) bızıklandi(4), anlamadım, der. 1-Gemi: Düven, döven 2-Harman dövme: Harmanda daneleri ayırma işi 3-Çeper: Ahşap çit 4-Niya: Niçin
fıkranın devamı

Bir gün doktor delilerin arasından en akıllısını seçmek istemiş duvara bir otobüs resmi yapıştırmış delilere otobüse binin demiş herkes otobüse dooğru koşmuş bir tanesi gitmemiş doktor en akıllıları onu zannetmiş ve sormuş sen neden binmedin diye delide otobüs doldu ben taksiyle gitcem demiş
fıkranın devamı

Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takıldı da.. (ALINTI)...
fıkranın devamı

Bi çocuk varmış.Bu çocuk cok pis laf koyuyormuş... Bir gün servis arkadaşları bu çocuktan bıkmış ve;bugün rahat gidelim ona bir taksi tutalım demiş... Neyse, taksiyi tutmuşlar. Taksiciye;"Onu götürürken sakın konuşma cok pis laf koyuyor." demişler. Taksici:peki tamam konuşmicam" demiş. Cocuk taksiye biner binmez başlamış konuşmaya; Benim annem doktor,babam avukat olsaydı,ben dişçi olurdum... annem pisikolok,babam mühendis olsaydı,ben tarihçi olurdum diye devam etmiş... Sonra taksici birden kızıp; SENİN ANAN OR......PU,BABAN PEZ.....VNK. OLSAYDI SEN NE OLURDUN??? ..DEMİŞ Çocukta::"TAKSİCİ OLURDUM!!!" Demiş...:D:D:D))))))))
fıkranın devamı

Bir gün Hoca’nın yanına dört çocuk gelmiş. Torba içinde getirdikleri bir miktar cevizi Hocanın önüne koyup;- “Hoc...
fıkranın devamı

- Nasreddin Hoca Konya’da vaaz ediyormuş.-“Ey Müslümanlar! bu şehrin havasıyla bizim şehrin havası birdir”...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın bütün gayretlerine rağmen kötü huylarından vazgeçiremediği bir yakını varmış. Namazdan sonra camiden...
fıkranın devamı

Hoca bir gün hamama gider. Hamamcılar onunla hiç ilgilenmez, eski bir peştamal, yırtık bir havlu verirler. Hoca sesini çıkarm...
fıkranın devamı

Bir sarisinla evlenmenin avantaji nedir?
Özürlülere ayrilan yerlere park edebilirsiniz.

Sarisinlar neden "11" rakamini yazamaz?
hangi 1"i önce yazmasi gerektigini bilmedigi için.
fıkranın devamı

Ahmet okuldan eve cok mutlu bir halde geldi.

- Okulda ne yaptiniz?

- Patlayici madde imal ettik.

- Peki yarin ne yapacaksiniz okulda?

- Hangi okulda?


fıkranın devamı



Taksicilikte ilk günü olan şoförün taksisine binen müşteri şoföre bir şey sormak için hafifçe omzuna dokunur. Şoför bir çığlık atıp, direksiyonun kontrolünü kaybeder ve kaldırıma çıkıp, bir vitrinin önünde arabayı durdurur ve arkaya dönüp müşteriye:
"Bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım!" diye bağırır.

Müşteri;
“Ufacık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedim, özür dilerim” der.

Kendini toparlamış olan şoför, müşteriye dönüp:
"Haklısınız, sizin kabahatiniz yok, bugün benim ilk günüm, 25 senedir cenaze arabasında şofördüm de"

fıkranın devamı


Babasının Dursun´a Mektubu
Uy sevgili uşağum Dursun
Allah´ın selamı üstine olsin...
Mektubu çok yavaş yazayrum, çünkim bilirum, çabuk okuyamazsun ! Benden yana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyüm, yeni pir iş puldum. Emrimde yüze yakın adam var, hepsi de sessüz sedasuz, kendi hallerinde. Ne iş pulduğumu soraysan söyleyeceğum patlama, mezarluk pekçisi oldum. Bacin Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midur, kiz midur, pelli değül. Haçan o yüzden sağa dayi mi oldin, teyze mi oldin söyleyemeyrum. Temel emicen de tükan açtı, o da otuza aldigini yirmipeşe verir, sürümden kazaniyormuş öyle dedi. Bizim köye findukçularin Temel´i muhtar sectuk, akillu usak da! Geçen gün hepimizi zelzeleye karşi aşi etturdu. Temel akilludur, hem de durusttur.. Geçenlerde bir taksinin şoforu köye varmış, muhtari arayu, meğer yolda pir tavuk ezmuş sahibini soraymuş. Muhtar Temel tavuğa pakmış, ha pu bizden değildur, pizum köyde yassu tavuk yoktur, demiş. Senin küçüğün Memet cok akilli bir uşak çıktı. Geçen gün tepeye varmiş, elinde bir ip sallayup duriy. Anan, "Uy uşağum ne edeysun orada ?" demiş. O da hava turumuna bakayrum demiş. Çektum oni akşam karşuma, anlat pakayum şu hava turumu işinu dedim. Anlatti, meğer ip sallanunca havanin rüzgarli olduğuni, ip islaninca da yağmur yağdiğuni anlaymiş. Çok akilli uşak vesselam. Sen o yaşta böyle akilli degildun!
Yaa işte boyle usağum.. Memleçetten sağa pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazarum..
Baki Hudaya emanet ol.
Baban

Not: Mektupa para koyacaktum, ama geç aklima celdi, zarfi kapatmişum !

fıkranın devamı


Roger agir sartlar altinda calisan bir iscidir. Bos zamanlarini hep bowling ve voleybol oynayarak gecirmektedir. Karisi bu duruma uzulur ve bir hafta sonu onu striptiz kulubune goturmeye karar verir. O aksam beraberce kulube giderler. Kapidaki bodyguard,
"Hey Roger! Seni gormek ne guzel!" der.
Karisi sasirir,
"Daha once buraya gelmismiydin Roger?"
Roger,
"Hayir hayir o adami bowlingten taniyorum..."
Iceri girerler ve bir masaya otururlar.
Garson gelir,
"Iyi aksamlar Roger! Herzamanki gibi Cin tonik degil mi?"
Karisi,
"Roger bana bak sen buraya daha once geldin degil mi?"
Hafif hafif ofkelenmeye baslayan karisini sakinlestirmek zordur.
Roger,
"Ne alakasi var! Voleyboldan tanirim onu bir iki tek icmisligimiz var ordan yani..."
Karisi pek tatmin olmamistir ama susar. Derken stiriptizci hatunlardan biri masaya gelir, stritipzci,
"Selam Roger! Yine ozel masa sovundan mi istersin?"
Roger boka batmistir... Karisi hisimla yerinden kalkar ve kulubu terk eder, Roger pesinden kosar, Kadin bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger da yetisir, Karisi ofkeden patlayacak gibidir...
O sirada sofor arkaya doner ve soyle der,
"Bu geceki cok suratsizmis Roger!"




fıkranın devamı


Temel bir arkadasindan cok iyi tuyo veren bir adamin adini ogrenir.
Hemen kosar;
- " Bugun yapilacak yarista hangilerine oynamaliyim" der.
Adam soyle bir bakar;
- " Sen kac yasindasin?" diye sorar.
- " 28 " der Temel. Adam da;
- " Tamam, git 2 ve 8' e oyna."
Gercekten adamin verdigi tuyo yarislar sonunda tutmustur. Temel ikinci hafta yine gider. Yine soru aynidir.
Adam:
- "Sen kac kilosun? " der.
Temel " 76 kiloyum." deyince;
- " Bu hafta da git 7 ve 6' ya oyna." der.
Bu yarisin sonuclarini da adam dogru tahmin etmistir. Arkadaslari da saskinlik icinde izlemektedirler. Bu kez Temel neyi var neyi yok satar.
Parasini cebine koyar, yine ayni adamin yolunu tutar.
Adam bu kez
- " Senin ....şeyin... uzunluğu ne kadar? der.
Temel saskinlik icinde
- " 25 cm. " deyince adam da
- "Bu sefer de 2 ve 5'e oynayacaksin" der.
Arkadaslari yarisin sonuclarini cok merak etmektedirler.
Ertesi gun hemen Temel' in yanina kosarlar ki bir bakarlar Temel' in yuzu cok kotudur. Hemen sorarlar ne oldu diye.
Temel' in verdigi yanit ise sudur:
- " Gururumun kurbani oldum. 1 ve 3 kazandi."




fıkranın devamı


Temel sabah uçagi ile parise gidiyor. Islerini tamamlayip aksam uçagi ile Istanbul"a dönmek istemekte...aksilik uçagi

kaçirir. Saat 23.30"d

lüks bir otelin yolunu tutar. Odasina çikip uyur. Sabah yedide
resepsiyona gidip hesabini sorar. Eline bir fatura uzatirlar Temel
sasirir:
- Lan bir basimizi koyduk ve kalktik 400 dolar...olur
mu? der.
- Ama efendim hizmetlerimiz var.
Temel faturaya bakar T.K.P 100$
- T.K.P ne?
- Tenis kortlarini kullanma parasi
- Ben kullanmadim ki? der Temel
- Kullansaydiniz efendim 6 tane kortumuz var. der
Resepsiyon memuru yine bakar
- H.K.P 150$
- Bu ne?
- Havuzu kullanma parasi
- Kullanmadim ki? der Temel.
Resepsiyon memuru gayet sakin bir sekilde
- Kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik.
Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister.
Faturanin altina aynen sunu yazar.
T.S.P 500$ ve resepsiyon memuruna uzatir.
- Ver bakalim 100$ sizin de bana 500$ borcunuz vardir,
der Temel.
Resepsiyon memuru sasirir
- T.S.P ne oluyor?
- Temel"i s..me parasi.
- Aman efendim olurmu öyle sey estagfirullah. der resepsiyon memuru
- Kardesim Temel burdaydi s..seydiniz bütün gece müsaittim!

fıkranın devamı


Bir avukat adam ve bir sarisin kadin Newyork'tan Los Angeles'a giden ucakta yan yana oturuyorlarmis. Yolculuk uzun surdugunden avukat gecen zamani eglenceli kilmak icin bir oyun dusunmus ve kadina dogru egilerek -"bir oyuna ne dersin?" diye sormus. Kadin yorgun oldugundan avukati kibarca reddetmis ve uyumak icin gozlerini kapamis. Ancak adam israrla kadina-"oyun cok kolay, ve eglenceli. Sana bir soru soracagim. cevabi bilemezsen bana $5 vereceksin, bilirsen ben sana. ve sonra sen soracaksin."Kadin yine kibarca reddetmis ve uyumaya calismis. Adam, kadin sarisin oldugu icin oyunu kolayca kazanacagini dusunerek israrlarini arttirmis. Bir teklif daha yapmis. -"Eger cevabi sen bilemezsen bana $5 verirsin, eger ben bilemezsem sana $50 veririm" demis. Kadin israrlara dayanamayarak bu yeni teklifi kabul etmis. Adam ilk soruyu sormus. -"Ay ile dunya arasindaki uzaklik ne kadardir? Kadin tek soz soylemeden cantasindan $5 cikarip adama uzatmis.-"Simdi sira bende" diyerek sorusunu sormus -"Tepeye uc ayakla tirmanip dort ayakla asagiya inen sey nedir?" Adam kadina saskin saskin baktiktan sonra laptop bilgisayarini cikarmis,kayitli bilgilerinden arastirmis, yok. Internetten arastirmis, yok. Email ile tum arkadaslarina sormus, yok. Bir saat sonra adam yenilgiyi kabul ederek cevabi aramaktan vazgecmis ve cuzdanindan $50 cikarip kadina uzatmis. Kadin kibarca parayi alip cantasina koyduktan sonra uyumak icin hazirlanirken, adam yenilmenin verdigi aciyla sormus-"cevap ne?". Kadin yine tek kelime etmeden cantasini acmis ve $5 cikarip adama uzatmis ve uyumaya devam etmis.

fıkranın devamı


Papazin biri yeni bir kiliseye tayin olmus. Tayin oldugu kiliseye giderken, kilisenin yolunu epeyce aramis fakat bir türlü bulamamis. Yolda oynayan iki cocuga rastlamis. Cocuklardan birine;

- "Evladim, buralarda kilise olacak bana yolunu gösterir misin? Eger gösterirsen ben de sana cennetin yolunu gösteririm."

Cocuk:

- "Siz daha kilisenin yolunu bulamadiniz. Cennetin yolunu nasil bulacaksiniz.."

fıkranın devamı


Barda, içki bardağına dalgın dalgın bakan bir adam oturuyordu.
Neredeyse yarım saattir bu durumu değişmemişti. Derken, kavgacı görünüşlü, azman bir kamyon sürücüsü bardan içeri girip adamın yanına tünedi, adamın elinden içki bardağını alıp bir dikişte fondipleyiverdi.
Zavallı adam ne yapacağını bilemeyip birden ağlamaya başladı.
Bunu gören azman kamyon sürücüsü insafa gelip, "Hey, kes sunu, sadece şaka yaptım, sana başka bir içki ısmarlayacağım, hic böyle ağlayan bir erkek de görmedim" dedi. Zavallı adam cevaben;
"Hayır, hiç de düşündüğün gibi değil. Bugün hayatımın en berbat günü galiba. İlkin uyuyakalmışım ve işime geç kaldım. Patronun ters günüymüş, kudurdu ve beni işten kovdu. Üzgün dargın binayi terk ederken arabamı aradım, ancak park ettiğim yerde değildi, çalınmıştı. Polise gidip durumu anlattım, ancak bir şey yapamayacaklarını söylediler. Eve dönmek için bir taksi çevirdim, taksiden inip eve girmek üzereyken cüzdanımı ve tüm kredi kartlarımı takside düşürdüğümü fark ettim. Gözden kaybolmakta olan taksiye bakakaldım. Eve girdim, o ne? Karım yatakta bahçıvanımızla sevişmiyor mu! Hırsla oradan ayrılıp bu bara geldim. Hayatıma son vermeyi, intihar etmeyi düşünüyordum. Birden sen çıkageldin ve benim zehirimi içtin."

fıkranın devamı


Nasil yagmur nasil firtina, adam bir taksiye el kaldirir, taksi durur..
Adam gidecegi yeri söyleyince, taksici kizarak
"Ohoo orasi çok yakin alamam seni" der vegazlar gider..
Adam çok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi basarir.. Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi duragindadir ve üçüncü siradadir..
Hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanasir:
- Ataköye kaça götürürsün ?"
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin
- Hadi be sapik misin, defol..
Adam bu cevabi alinca ikinci siradaki taksiye yanasir
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin
- Vay sapikkk vayy defol
Sira üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. Adam yanasir:
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- Peki sana 20 milyon veririm ama bir sartim var
- Nedir ?
- Giderken diger taksicilere el salliyacaksin
- Ayibettin abi tabii...

fıkranın devamı


Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip bir sise de sarabi devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanir ve arkadasini dürtükler.
"Watson, yukariya bak ve bana ne gördügünü söyle".
Watson cevap verir:
"Milyonlarca yildiz görüyorum."
Holmes sorar:
"Bu sana neyi gösteriyor?"
Watson bir an düsünür ve yanitlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayisiyla milyarlarca gezegenin varligini görüyorum. Yildizlarin konumuna bakarak saatin 3'üçeyrek geçtigini çikariyorum. Teolojik olarak tanrinin kudretini ve kendi acizligimizi görüyorum. Meteorolojik açidan da bugün havanin çok güzel olacagini tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?"
Holmes arkadasini sabirla dinlemistir ama artik dayanamaz:
"Ulan hiyar, çadirimizi araklamislar!"




fıkranın devamı


Beyaz gocmen Kanada'nin ucsuz bucaksiz ormanlarinda bir kulube yapmis, kisa hazirlaniyordu. Tam odun keserken bir kizilderili gecti.
"Hey kizilderili", diye seslendi, "Kis nasil olacak?"
"Soguk" dedi kizilderili ve yoluna devam etti. Yerlilerin doga bilgisine buyuk guven duyan gocmen epey endiselendi ve her ihtimale karsi daha fazla odun kesti.
Aksam kizilderili tekrar gecerken "Hey arkadas", diye beyaz gocmen bir kez daha seslendi. "Kis gercekten cok mu soguk gececek?"
"Cok hem de cok soguk", dedi kizilerili ve yoluna devam etti.
Gocmen artik fena halde korkmustu. Cilginlar gibi odun kesip istifledi. Ertesi sabah kizilderili seslendi, gecerken:
"Bu kis, insan oglunun yasayamayacagi kadar soguk olmak!"
"Nereden biliyorsun?" diye nefes nefese butun gece odun durmadan odun kesip bitkin dusen gocmen sordu.
"Eski bir kizilderili sozu var, beyaz adam cok odun kesmek, kis cok cok soguk olmak

fıkranın devamı


Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor.
Kayseri'li musteri bagirmis..
- "Durdur su arabayi.."
Sofor panik icinde haykirmis..
- "Durduramiyorum!.."
- "O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama