Akvaryum Fıkraları

loading...


Temel bir gün bir hayvanat bahçesine gitmiş. Akvaryumların yanında birini görmüş. Adam elini akvaryumun neresine götürse balık da takip ediyormuş. Temel sormuş:



-Ula bu nası oliyi?



Adam:



-Her zaman daha zeki olan yaratıklar kendinden daha az zeki olanları yönetebilirler demiş.Adam oradan uzaklaşmış. Bir kaç dakika sonra geldiğinde bir de ne görsün? Temel kafasını akvaryuma sokmuş ağzını balıklar gibi bir açıp bir kapatıyor.

fıkranın devamı


Temel Türkiye"nin AB"ye girebilmesi için düzenlenen toplantıya gitmiş. Bu toplantıda İngilizler-Ruslar-japonlar vardır.

Gittikleri lokantanın içindekocaman bir akvaryum vardır. AB"nin başkanı bunlara " Kim bu akvaryumun içindeki balıkları hipnoz edebilir." demiş.Tüm ülkeler sırasıylabu balıkları hipnoz etmeye başlamış. Hiç bir ülke başarılı olamamış.

Sıra Temel"egelmiş. Temel akvaryumun başına gitmiş ve balıklara dikkatlice bakmış.Balık sol tarafa atlıyormuş Temel de sol tarafa atlıyormuş ,balık diğer tarafa atlıyormuş Temel de diğer tarafa atlıyormuş.

Sonun da başkan bizi AB"ye almaya karar vermiş. Fakat Temel akvaryumun başından hala ayrılmıyormuş.Diğer ülkeden gelenler Temel"i akvaryumun başından ayırmaya çalışmışlar fakat başarılı olamamışlar.Sonradan başkan anlamış ki temel balığı değil balık temeli hipnoz etmiş



fıkranın devamı


Akvaryumda iki balik karsilasirlar. Biri digerine :
- Baliklarin hafizasi iki saniyelikmis duydun mu?
Digeri :
- Ha?
Soruyu soran :
- Ne?
Bunun üzerine tekrar digeri :
- Ha?

fıkranın devamı


Temel bir gün bir hayvanat bahçesine gitmis. Akvaryumlarin yaninda birini
görmüs. Adam elini akvaryumun neresine götürse balik da takip ediyormus.
Temel sormus :
- Ula bu nasi oliyi?..
Adam bilmis bir tavirla cevaplamis :
- Her zaman daha zeki olan yaratiklar kendinden daha az zeki olanlari
yönetebilirler...
demis ve oradan uzaklasmis. Birkaç dakika sonra geldiginde bir de ne görsün?
Temel akvaryuma agzini yapistirmis, balik gibi bir açiyor bir kapiyor...

fıkranın devamı



Temel bir gün bir hayvanat bahçesine gitmiş. Akvaryumların yanında birini görmüş. Adam elini akvaryumun neresine götürse balık da takip ediyormuş. Temel sormuş:

- Ula bu nası oliyi?

Adam: - Her zaman daha zeki olan yaratıklar kendinden daha az zeki olanları yönetebilirler demiş.

Adam oradan uzaklaşmış. Bir kaç dakika sonra geldiğinde bir de ne görsün? Temel kafasını akvaryuma sokmuş ağzını balıklar gibi bir açıp bir kapatıyor.

fıkranın devamı

Temel Türkiye'nin AB'ye girebilmesi için düzenlenen toplantıya gitmiş. Bu toplantıda İngiliz...
fıkranın devamı

TEMEL BIR YARISMAYA KATILIP KAZANIR, VE KENDISINE BIR KITAP HEDIYE EDILIR. KITABIN ADI DA DUZ MANTIK...
fıkranın devamı

Temel ABD'ye gitmis ve bir adamla tanismis. Adamin meslegi ise mantikçilikmis.Temel sormus:-"Ya abi...
fıkranın devamı

MANTIK NEDİR?
Yeni bir kitaplık yaptıran Abdülrezzakiye tanıdığı bir Kitapçıya gider ve şöyle renkli afilli, simli bir kitap almak ister arar tarar bir de bakar ki kırmızı yanları simli kalın bir kitap görür ve kitapçıya:
- Ule babo been şuu galin etrafi guzel olan girmizi kitabi istiyom...
- O kitap sana yaramaz Abdül!
- Niye babo biz gıromuyuz gi anlamayak? O nedir gi ağam?
- MANTIK'dır :)
- Ule MANTIĞ ne ola ki babo!
Kitapçı düşünmüş ,,,ulen bu kıroya gel de şimdi MANTIK'ı anlat anlatmadan da kolay kolay gitmez,,, diye düşünmüş, sonunda MANTIK'ı abdülrezzakiye'ye anlatmanın yolunu bulmuş ve başlamış anlatmaya:
- Abdül senin evde akvaryumun var mı?
- Vuuaarrr!
- Demek ki sen balığı ve suyu seviyorsun...
- Heeee...!
- O zaman sen denizi de seversin?
- heeee..!
- Eeee denizde; kum ve güneş olur?
- he babo olurrr...!
- Sen bunları da seversin?
- Heeeee...!
- O kumların üzerinde yatan kadınlara da ilgi duyarsın?
- Ohhhh babooooo heeeeee eee...!
- O zaman sen homoseksüel değilsin.
- O da ne ola gi babo
- ! Hani inbe var ya o işte.
- haaaaaaaa.
- İşte bak abdül gördün mü senin erkek olduğunu MANTIK yoluyla gösterdim işte MANTIK bu anladın mı?
- heeee yaaaa MANTIĞ guzel şeymiş babo yaov
der ve abdül MANTIK kitabını alır evine gider kitaplığın şöyle göze çarpan ve herkesin görebileceği yere koyar ardından arkadaşı abuzittine telefon eder:
- Abuzittin oğlim bizim eve kitapliğ var ya heee oğlim işte ondan ... geh de bir bah hele..
Der ve telefonu kapatır abuzittin gelir kitaplığa bakar ve MANTIK kitabını görür döner Abdülrezzakiye'ye:
- Ule abdül bu ne ola ööleee gocaman fistanlı...!
- MANTIĞ oğlim :)
- Ule MANTIĞ da ne ole gi ..?
Der ve Abdülrezzakiye'yi alır bir sevinç ,,, işte fırsat bi hava atiim bizim abuzittine,,, diye düşünmüş ve dönmüş abuzittin'e: - Babo seenin evde Egveryum var midir?
- Yuhturrr...!
- .... haaaa (!)
- O zaman sen İNBE'SİN be oğlim ...
fıkranın devamı

Ülkenin birinde kitap okumak yasakmış okuyan asılıyormuş devriye çavuşu bi akşam kır saçlı bi adamı çevirmiş bakmış elinde accaip kalın bir kitap hemen kelepçeleri takacakmış ki adam bilmiş bir tavırla "olum bu sizin bildiğiniz kitaplardan değil" demiş asker de "lan kitabın ölesi bölesi olmaz yürü gidiyoruz "demiş adam tekrar" olum bu mantık kitabı "demiş asker merakla mantık nedir diye sormuş adam bilmiyomusun demiş asker yoo diyince askeri kolun dan tutarak gel anlatiimsana demiş başlamış anlatmaya" senin evde akvaryumun var mı diye sormuş askerde var demiş akvaryuma bakınca aklına ne geliyor demiş askerde deniz, kumsal falan demiş peki demiş adam kumsal diyince ne geliyor aklına bikinili hatunlar ve sex demiş asker kadınlara düşkünsün demiş adam asker evet demiş o zaman demiş adam sen .bne değilsin askerde tabiki demiş "işte sorularla sonuca ulaşmaya mantık denir demiş.
Bu askerin çok hoşuna gitmiş arkadaşlarına hava yapmak için kitabı alıp adamı göndermiş zar zor kışlaya sokmuş kitabı yat emri verildiğinde çıkarmış ve başlamış okumaya diğer askerler panik yaparak "olum sen bizimi öldürteceğin çabuk yok et o kitabı "diye çırpınırken bizimki hiç istifini bozmada
"olum bu kitap ötekilerinden değil.bu mantık kitabı "demiş sazan askerlerden biri hemen atlamış "mantık nedir yav "demiş asker de "bilmiyor musun ,otur yanıma da anlatiim sana" demiş ve sormuş "senin evde akvaryumun var mı? Asker yooo diyince gayet bilmiş bir tavırla "olum sen .bnesin "demiş

fıkranın devamı

Temel barda oturmuş içki içiyormuş. Yan tarafta içki içen uzun atkuyruk saçlı yuvarlak gözlüklü topsakallı entel bir damın elindeki kitaba göz takılmış. Adama sormuş
- Haçan o kitap neyun nesidur.
Adam
- Düzmantık kitabı
demiş.
- Ula o nedur ki
- Bilmiyormusunuz beyefendi
- Bilmeyrum
- Anlatayım o zaman
demiş ve başlamış anlatmaya
- Evinizde akvaryum var mı?
- Vardur
- O zaman siz balıkları seviyorsunuz
- Doğrudur
- O zaman siz hayvanları da seviyorsunuz
- Haçan bu da doğrudur
- E o zaman siz insanları da seviyorsunuz
- Evet
- O zaman sizin karşı cinse karşıda ilginiz var
- Evet vardur
- E o zaman siz *bne değilsiniz
Temelin hoşuna gitmiş bu hemen bir düzmantık kitabı almış. Yolda giderken Dursunla karşılaşmış. Dursun Temel in elindeki kitabı görünce
- Ula Temel nedur o kitap da
demiş.
Temel de hemen bilgiç bilgiç
- Düzmantık kitabıdır
- Ula düzmantık da nedur da
- Ula bilmey misun
- Yok bilmeyrum
demiş.
Temel de hemen başlamış anlatmaya
- Ula sizin evde akvaryum varmidur
Dursun
- Yoktur
deyince
Temel hemen demiş ki
- O zaman sen *bnesin.
fıkranın devamı

Bir gün Temel ile bir Japon arkadaşı restorantda yemek yiyorlarmış..Konu beyin ve zekadan açılmış. Japon Temel'e insan beyninin çok gelişmiş olduğunu söylemiş ve kendinden daha düşük seviyedeki yaratıkları rahatlıkla hipnotize edebileceğini söylemiş.. Bunu da bir örnekle açıklama gereği görmüş. Mesela demiş yanındaki akvaryumu göstererek..Bunun içindeki balıklar demiş bizim zekamızdan daha düşük seviyede bir zeka düzeyine sahiptir..Bak demiş, başını akvaryuma çevirmiş ve 2 dakika süreyle bir balığa bakmış.. 2 dakika sonunda başını hafifçe sağa çevirmiş balık sağa gitmiş, sola çevirmiş balık sola gitmiş. Bak demiş işte bu kadar kolay..Yemeğin sonunda Japon ellerini yıkamak üzere lavaboya kadar gitmiş ve 5 dakika sonra geri geldiğinde Temel'ii boş bakışlarla, ağzını balık gibi açıp kapayarak akvaryuma bakarken bulmuş
fıkranın devamı

Temel'in en samimi arkadaşı cevdet artık kahveye uğramaz olmuştu. Bu duruma fena halde bozulan Temel hemen Cevdeti ziyarete gider. Cevdet evde sürekli kalın kitaplar okumaktadır. Temel heyecanla sorarb 'Ula uşağum bu merak da nerden çıkti daa!'. Cevdet hiç oralı olmadan okumaya devam ederek 'benim artık kahve köşelerinde kaybedecek zamanım yok. Mantık okuyorum be' Temel 'Haçan o nedir uşağum' Cevdet Temel'e bak şimdi sana bir mantık testi yapacağım hoşuna giderse sen de kitap okuycan ama. SORU 1 : Senin evde akvaryumun var mı? Temel:Var YORUM: O zaman sen deniz hayvanlarını seviyorsun. Temel:Evet. O zaman sen karada ki hayvanları da seversin. Temel:Hoşuna gitmeye de başlayarak Evet. YORUM:Sen bitkileri de insanları da yani kadınları da seversin yani sen ibne değilsin!.. Temel bu yoruma ve yeni öğrendiği mantığa bayılır ve vakit kaybetmeden mantık kitapları okumaya başlar. Günlerden birgün Temel'i İdris ziyarete gelir ama bakar ki Temel sürekli kitap okumakta kendisiyle hiç ilgilenmemekte. Hemen sorar ve öğrenir Temel'in yeni hastalığını ama Temel onu da 'Mantık sever' yapmak istemektedir. Hemen malum testi uygulamaya koyulyur... SORU 1 : İdris senin evde ha boyle akvaryumun var mu? CEVAP : Yok ula. YORUM : ULAAA O ZAMAN SEN İPNESUN!!!???
fıkranın devamı

İki balık büyük bir akvaryumun ortasında karşılaşmışlar. Biri diğerine:
- Ya ben seni bi yerden tanıyor muyum? demiş.
Diğeride:
- İmkansız, akvaryum çok büyük, sahi ben ne diyordum.

fıkranın devamı

Babam askeri personel olduğundan sık sık yer değiştiriyorduk.Her gittiğimiz yeni yere alışmak hepimizi yoruyordu.İşte yine yeni bir yere gelmiştik.Allahtan okulumuz bitmişti ve öyle gelmiştik.Şirin bir mahalleydi burası,evler müstakil ve bahçeli, sokağın sonunda bir çocuk parkı vardı,belediye tarafından yaptırılan salıncak,kaydırak ve tahtaravalli kopmuş veya iyice yıpranmıştı,kalan demirlerinde mahallenin çocukları kendilerine göre eğleniyorlardı.Sabah kahvaltımı yapmış,annemin öğleden sonra gelecek misafirleri için siparişlerini almış ve temizlik yapacağım bahanesi ile kapı dişarı edilmiştim evden.Bir süre bahçe kapısından sokağı izledim.Parkta yine bir sürü çocuk gürültülü biçimde oynuyordu.İlk okulu bitirmiş orta okula gidecektim artık.Kimseyi tanımıyordum,oysa annem çık bak bir sürü çocuk var oynarsın onlarla demişti.Nasıl tanışacaktım ki onlarla,mutlaka kavga ile olacaktı bu.Çok sık yer değiştirdiğimizden sokak kavgalarına alışkındım artık. Haydi bakalım diyerek parkın yolunu tuttum,topumu da götürüyordum,belki maç bahanesi ile tanışacaktık çocuklarla.Çocuklar beni görünce garipsediler önce,aralarında fısıldaştılar,salıncak demirinin en üstüne çıkmış iri bir çocuk çevik bir hareketle atladı yere,yanıma gelerek,hoş geldin mahallemize dedi gülerek,ben mustafa,herkes bana ayı mustafa da der ama,senin böyle demeni tavsiye etmem,Gülümsedim içimden açık sözlü bir çocuktu bu,sonra diğerlerini de çağırdı,teker teker tanıştık onlarla da,çocukların lideriydi adeta mıstık,tüm çocuklar onun sözünden çıkmıyordu,genelde oyunları o kuruyordu ve bozuyordu. Ben de fena sayılmazdım,spora yatkındım,mıstığın yaptığı en zor hareketleri ben de yapabiliyordum,o nedenle mıstıkla çok iyi bir arkadaşlığımız başladı,ikimizde liderdik mahallede.O yaz mükemmel geçti benim için,bu arada orta okula da yazılmıştık, hatta mıstıkla aynı sınıfta okuyacaktık.Ailelerimiz de çok iyi anlaşmıştı.Bazen yemekleri filan beraber yerdik onunla.Çok ilginç bir insandı o,bazen odasında kaplumbağa yavruları,bazen sapanla kanadını kırdığı sonrada iyileştirmek için çabaladığı kuşlar,bir akvaryumda dereden yakaladığı balıklar ve kurbağa yavruları.Bir ipe sakız bağlayıp yer altında yaşayan örümcekleri yakalamayı mıstıktan öğrenmiştim.
Okulların açılmasına bir hafta filan vardı,biz bir akşam vakti yine parkta toplanmış mıstığın öğreteceği zor hareketleri yapmaya çalışıyorduk.Bir çocuk atladı ortaya,ya bakın haydi güreş yapalım bu defa,hatta sen mıstıkla güreş,eminim onu yenebilirsin sen.Çünkü bu güne kadar onu kimse yenemedi.Yüzüm aydınlandı birden,çocukalr bana bu kadar güveniyorlardı. Heyecanlandım,ayrıca gururum da okşanmıştı.Pehlivan edasıyla gömleğimi çıkardım ortaya yürüdüm,olur dedim,neden olmasın? Mıstık yüzünü buruşturdu,hayır dedi,ben seninle güreşmem,"neden dedim? Alt tarafı bir güreş,haydi şu çocuklara gösterelim" yine hayır dedi,seninle güreşmek istemiyorum,içimden belki yenileceğinden korkuyor diye bir his geçti,bu düşünce beni daha da azdırdı,haydi dedim yoksa çocuklar senin korktuğunu snacak.
Pekala dedi,haydi o zaman başlayalım.Güreşimiz yarım saat kadar sürdü,yenişemedik,mıstık boy ve cüsse olarak benden çok iri olmasına rağmen beni yenemedi,birden ayağa kalktı sinirliydi,bu kadar yeter dedi,ben eve gidiyorum.
Ağır adımlarla giderken arkasını dönmeden"Arkadaşların birbirlerine,hele başkalarına kanıtlayacakları üstünlükleri yoktur" dedi.Buz gibi oldum o an,anlamıştım,mıstık beni bilerek yenmemişti.Ağlamaklı oldum,ağlayamadım.
Orta ikiyi bitirdiğimiz yıl yeni bir yere taşındık.Ama sık sık mektup yazıyorduk.Gerçi hep ben yazardım,mıstık pek yazmayı sevmezdi,bahanesi de "yüzünü göremedikten,karşılıklı oturup konuşamadıktan sonra yazmak saçma geliyor" olurdu.
Lise sona giderken okul takımında oynuyordum.Liseler arası futbol turnuvasında finale çıkmıştık.İlk yarıyı 1-0 yenik kapamıştık.Soyunma odalarına giderken,birden onu gördüm.Mıstık gelmişti.Uzamış,baya irileşmişti.Yüzünde hala o kocaman gülümsemesi duruyordu.Hasretle kucaklaştık,konuştuk,İkinci devrede bir gol atarak beraberliği sağlamış,penaltılarda elenmiştik.sahadan ayrılırken çok yorgundum,üzgündüm, mıstık geldi kucaklayarak havaya kaldırdı."Boş ver dedi,sen elinden geleni yaptın,bu önemli"
Yıllar yılı kovaladı,üniversite yılları,yeni arkadaşlıklar,mıstıkla pek haberleşemiyorduk,en son düğününde gördüm onu, eşi de onun gibi iri yarı neşeli bir kızdı,seneden seneye telefonla filan görüşüyorduk artık,ben de öğretmen olarak anadolu köylerine yol almıştım.Dün okul bahçesinde birbiri ile kavga eden iki çocuğu karşıma alarak dedim ki,
"Arkadaşların birbirlerine,hele başkalarına kanıtlayacakları bir şeyleri yoktur."
Mıstık benim en iyi arkadaşımdı,şimdi nerede mi? Bilmiyorum desem yalan olurmu?


fıkranın devamı

Temel Dursuna sordu.Yahu dursun aristo mantigi nedir.
Dursun nasil anlatacagini dusundukten sonra:
-Bak temel..
temel:efendim dursun:senin akvaryumun varmu?
temel:var dursun:akvaryumunu severmisin?........evet
dursun:o zaman baliklarida seversin?........evet
dursun:o zaman denizi de seversin?.............evet
dursun:o zaman plaji da seversin?............evet
dursun:o zaman plajdaki kizlarida seversin?..........evet
dursun: o zaman o kizlarla yatmayi da istersin?.........evet
dursun:iste aristo mantigi budur temelcigim.
Bu olay Temelin kafasina yer etti.Yolda rastladigi birini cevirip sordu:
-Kardes senin akvaryumun var mi?
Adam:Hayir birader.
Temel:Ulan sen ipnemisun?
fıkranın devamı

Temel bir gün bir hayvanat bahçesine gitmiş. Akvaryumların yanında birini görmüş. Adam elini akvaryumun neresine götürse balık da takip ediyormuş. Temel sormuş:
-Ula bu nası oliyi?
Adam:
-Her zaman daha zeki olan yaratıklar kendinden daha az zeki olanları yönetebilirler demiş.Adam oradan uzaklaşmış. Bir kaç dakika sonra geldiğinde bir de ne görsün? Temel kafasını akvaryuma sokmuş ağzını balıklar gibi bir açıp bir kapatıyor.
fıkranın devamı

Temel ABDye gitmis ve bir adamla tanismis. Adamin meslegi ise mantikçilikmis.Temel sormus:
-"Ya abi nedir bu mantik?".Adam da anlatmak için sorularina baslamis.
A: Senin akvaryumun var mi?
T: Vaar.
A: O zaman sen hayvanlardan hoslaniyorsun.
T: Eveet
A: Sen hayvanlardan hoslandigina göre insanlardan da hoslanirsin
T: Dogru.
A: Insanlardan hoslandigina göre kadinlardan da hoslanirsin
T: Haklisin.
A: Demek ki sen i.ne degilsin. Bak iste buna mantik derler.
Temel mantigi ögrendi ya köye gidince soruyorlar:
Köylü: Yav ne ögrendin ABDde?
T: Mantik.
Köylü: Hadi yaa. O ne ki?
T: Dur anlatayim.Akvaryumunuz var mi?
Köylü: Yook.

T: O zaman hepiniz i.nesiniz.
fıkranın devamı

Hollywoodda bir parti veriliyor,guzel bir evde.Partinin sahibi partiye heyecan ve degisim katmak icin mikrofonu eline alip basliyor:
-Arkadaslar akvaryumdaki iki piranayi bu havuza atacagim. Havuza atlayip karsiya cikan arkadas su gordugunuz sarisinla sabaha kadar eglenebilir. Kimsede ses seda yok.
-Bu esmeride sunuyoruz.
Yine kimsede ses yok.
-Bu kumral bayani da hadiye ediyoruz.
Yine ses yok.
-Bu ibneyi de veriyoruz.
Slaaaaash¦... Adamin biri suda hizla yuzuyor ve karsiya geciyor.Tekrar kosup havuzun obur kenarina geliyor:
-Nerede o ibne?
-Beyefendi o havuzun karşısında
Adam saskin saskin:
-O degil, Beni havuza iten ibne nerede?
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama