Alıştıra Fıkraları

loading...

kadın,kocasına sorar: popomu nasıl buluyorsun?? adam cevap verir,çamaşır makinası gibi der. Kadın bozulur elbette. Gece olur adam kadını arzular, Karıcıgım sevişmeye ne dersin diye sorar?? Kadın cevap verir !! Kusura bakma," Küçücük şey için makinayı çalıştıramam bir zahmet elinde çitileyi ver" :)))
fıkranın devamı

Dostlarından biri Nasreddin Hoca’ya konuk olmuş. Yeyip içmişler, tatlı tatlı söyleşmişler, gece geç vakit yatacakları s...
fıkranın devamı


Ilyas uzun suren bir Amerika yolculugundan donmustu. Temel,agabeyini
havalanindan aldi.Birlikte eve donerlerken, Ilyas sordu.

"Yahu benim sevgili kedim Pamuk ne alemde...ona iyi baktin herhalde ben yokken."kedin öldü." dedi Temel.

Ilyas yikildi birden. Tikandi kaldi...Kendini toparladiginda, soylendi:

"Ne kalpsiz adamsin sen...Pamuk'u ne kadar sevdigimi bilirken ,insan
oyle pat diye "oldu" der mi?"

Temel "ya ne der?" gibi bakti agabeyine. Ilyas anlatti:

"Bir kotu haberi daha alistira alistira daha duygusal vermenin yollari vardir. Mesela 'Pamuk bir gun catiya cikti.' diyebilirdin..

'Pamuk bir gün catiya cikti... Itfaiyeyi cagirdik Geldiler ama indiremediler. Sonunda Pamuk hayatta en sevdigi isi yaparken, catida guvercinlerin pesinde kosarken....' falan diye bir seyler soyleyebilirdin.. Cok mu zor boyle anlatmak, duygusuz adam..."

"Kusura bakma agabey" dedi Temel..."bir daha dikkat ederim."

"Oldu." dedi Ilyas.."simdi soyle bakalim, sen nasilsin,annemle babam nasil?"

"Seyyyy" dedi.. "Ben iyiyim...annem de iyi...babam birgun catiya
cikti.."

fıkranın devamı


Temelin askerlik yaptığı bölükte bir gün Temelin arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temeli çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur.
Dayin Varmudur?
Vardur.
Teyzen Varmudur?
Vardur.
Annen Varmudur?
Vardur.
Baban Varmudur?
Vardur.
Nah Vardur!



fıkranın devamı


Temel'in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel'in arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temel'i çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur.
Dayin Varmudur?
Vardur.
Teyzen Varmudur?
Vardur.
Annen Varmudur?
Vardur.
Baban Varmudur?
Vardur.
Nah Vardur!

fıkranın devamı


Temelin askerlik yaptığı bölükte bir gün Temelin arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söyler.
Birden Temel akılarına gelmiş. Temeli çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
-Ula Cemal Senin Amcan Var mudur?
Vardur.
Dayın Var mudur?
Vardur.
Teyzen Var mudur?
Vardur.
Annen Var mudur?
Vardur.
Baban Var mudur?
Vardur.
Nah Vardur!

fıkranın devamı

Seks hastası kadının biri bir daha seks yapmayacağım diye tövbe etmiş.bir hafta sonra cüce b...
fıkranın devamı

Adamın biri bir gün felç geçirmiş olan arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli...
fıkranın devamı

Temel'in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel'in arkadaşının babası ölür.Komutanları ...
fıkranın devamı

Adamin biri birgün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli arkadaş...
fıkranın devamı

Bir sarışın, bir kızıl saçlı ve bir esmer kadın çölün ortasında arabayla yol almaktadırlar. Hava korkunç sıcaktır. Arabanın motoru birden stop eder.
İnip baktıklarında, motoru tekrar çalıştıramayacaklarını anlarlar. Mecburen çölde uzunca bir yürüyüş yapmaları gerektiğinden, her biri arabadan bir şeyler alır.
Esmer, bir şişe su, kızıl saçlı bir paket bisküvi ve sarışın'da arabanın kapısını söküp alır. Çölde yürümeye başlarlar ve bir süre sonra dinlenmek için mola verirler.
Mola sırasında sarışın ve esmer kadınlar kızıl saçlıya döner ve niye bir paket bisküvi aldığını sorarlar.
- ''Acıkırsam yerim, diye düşündüm'' cevabını verir kızıl saçlı.
- ''çölde ne kadar yürüyeceğimiz belli değil''.
Hepsi'de bunun çok mantıklı olduğunu düşünür. Ve sonra sarışın kadınla kızıl saçlı olanı esmere döner ve niye yanına bir şişe su aldığını sorarlar.
- ''Eğer susarsam, yanımda içecek bir şeyim olması gerektiğini düşündüm''. diye cevaplar esmer kadın;
- ''Evet, bu çok akıllıca bir fikir'' diye düşünür diğer ikisi.
En sonunda esmer ve kızıl saçlı kadınlar sarışına dönerler ve arabanın kapısını niçin söküp aldığını sorarlar.
- ''Şeyy.. çok sıcak olursa pencereyi açıp serinlerim diye düşündüm''.
fıkranın devamı

Vanilyalı Dondurma Aldığımda Otomobilimi Çalıştıramıyorum

General Motors şirketinin Pontiac marka otomobil departmanına gelen bir şikayet mektubu şu satırlardan oluşuyordu: "Her akşam yemekten sonra ailecek dondurma yeme alışkanlığına sahibiz. Fakat bir çok dondurma çeşidi olduğu için her yemekten sonra ne çeşit dondurma yiyeceğimize hep karar veririz. Ben de markete gider alırım. Geçen ay otomobilimi değiştirip yeni bir pontiac aldım ve o günden beri markete gidip gelmek benim için sorun olmaya başladı. Çünkü ne zaman vanilyalı dondurma alsam market çıkışında otomobilimi çalıştıramıyorum. Fakat başka çeşit bir dondurma aldığımda arabam gayet güzel çalışıyor. Bu sorun size çok saçma bile gelse, benim çok ciddi olduğumu bilmenizi isterim. Vanilyalı dondurma aldığımda arabam çalışmazken, neden başka dondurma aldığımda arabam çalışıyor?" Kolaylıkla buruşturulup atılacak bir şikayet mektubu gibi görünüyor, değil mi? Öyle de olabilirdi. General Motors yetkilileri bu şikayet mektubunu bir kenara atabilirdi, müşterinin sorusuda sonsuza dek yanıtsız kalabilirdi. Ancak General Motors şirketi olayı araştırması için bir mühendisi görevlendirdi. Mühendis, nezih bir muhitte oturan, iyi eğitim almış Pontiac sahibiyle karşılaşınca biraz şaşırmıştı, böyle bir konuda dalga geçecek birine benzemiyordu. Akşam yemekten sonra yapılan dondurma alışverişine birlikte çıktılar. Vanilyalı dondurma alıp geri döndüklerinde, gerçekten de otomobil çalışmıyordu. Ertesi akşam çikolatalı dondurma aldılar ve araba çalıştı. Üçüncü akşam sıra çilekli dondurmadaydı ve araba yine çalışıyordu. Son deneme turunda vanilyalı dondurma alındı ve maalesef araba yine çalışmadı. General Motors yetkilisi şaşkındı. Bir mühendis olarak, arabanın vanilyalı dondurmaya alerjisi olduğunu düşünmek pek akıllıca gelmiyordu. Bunun üzerine ziyaretlerine bir süre daha devam etti. Olayın günün hangi saatinde olduğunu, hangi tip benzin kullanıldığını, gidip gelme süresini ve daha pek çok ayrıntıyı incledi. Kısa bir süre içinde de ilk ipucunu elde etti. Vanilyalı dondurma almak diğer çeşitlere oranla çok daha kısa sürüyordu. Çünkü en çok aranılan ürün olan vanilyalı dondurma marketin hemen girişindeki dolapta satılıyordu. Diğer dondurma çeşitleri ise marketin en arka kısmında kurulu bir tezgahtan seçiliyordu. Herhangi değişik bir çeşidi almak bu yüzden çok daha uzun sürüyordu. Şimdi mühendisin karşı karşıya kaldığı soru şuydu? Otomobil neden daha kısa süre içinde geri dönünce çalışmıyordu? Zaman faktörü işin içine girince mühendis sorunun cevabını bulmakta zorlanmadı. Sorun, motor soğuduğunda devreye giren buhar kilidinden kaynaklanıyordu. Bu kilit, normal şartlarda motor durduktan hemen sonra devreye girip çalışıyordu ve çikolatalı yada çilekli dondurma alana dek geçen süre, motorun tekrar çalışması için yeterli soğumaya imkan tanıyordu. Vanilyalı dondurma gecelerinde ise süre çok kısa olduğu için motor soğuyacak vakit bulamıyor ve buhar kilidi devreye girmiyordu. Bu öyküden de anlaşılacağı gibi, komik hatta asılsız gibi görünen bir müşteri şikayeti bir şirketin ürün geliştirmesinde kullanabileceği değerli bir veri haline dönüşebiliyor. Müşteri şikayetlerinin değerlendirildiği zamanlarda bir kurum için hediye niteliği taşıdığı bilinir. Bu gerçek öykü, garip bile olsa müşteri sorunlarının ve şikayetlerinin ürün ve hizmet geliştirmeye olan katkısının önemini gösteriyor.

fıkranın devamı

İlyas uzun süren bir Amerika yolculuğundan dönmüştü.
Temel, ağabeyini havalanından aldı. Birlikte eve dönerlerken,
İlyas sordu.
- Yahu benim sevgili kedim Pamuk ne alemde... ona iyi baktın herhalde ben yokken.
- Kedin öldü
demiş Temel.
İlyas yıkılmış birden. Tıkanmış kalmış... Kendini toparladığında,
söylenmiş
- Ne kalpsiz adamsın sen... Pamuk'u ne kadar sevdigimi bilirken, insan öyle pat diye öldü der mi?
Temel
- Ya ne der?
İlyas anlattı:
- Bir kötü haberi daha alıştıra alıştıra daha duygusal vermenin
yolları vardır. Mesela Pamuk bir gün çatıya çıktı. diyebilirdin..
Pamuk bir gün çatıya çıktı... İtfaiyeyi çağırdık, geldiler ama
indiremediler. Sonunda Pamuk hayatta en sevdiği işi yaparken,
çatıda güvercinlerin peşinde koşarken.... falan diye bir seyler
söyleyebilirdin.. Çok mu zor böyle anlatmak, duygusuz adam...
- Kusura bakma ağabey bir daha dikkat ederim
demiş Temel.
İlyas..
- Şimdi soyle bakalım, sen nasılsın,annemle babam nasıl?
- Şeyyyy dedi.. Ben iyiyim...annem de iyi... Babam birgün çatıya
çıktı..
fıkranın devamı

Temelin askerlik yaptığı bölükte bir gün Temelin arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temeli çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
- Vardur.
- Dayin Varmudur?
- Vardur.
- Teyzen Varmudur?
- Vardur.
- Annen Varmudur?
- Vardur.
- Baban Varmudur?
- Vardur.
- Nah Vardur!

fıkranın devamı

Temel'in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel'in arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temel'i çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur.
Dayin Varmudur?
Vardur.
Teyzen Varmudur?
Vardur.
Annen Varmudur?
Vardur.
Baban Varmudur?
Vardur.
Nah Vardur!
fıkranın devamı

İdris'in babası vefat etmiştir. Bunu ona alıştıra alıştıra söyleme görevi en yakın arkadaşı Temel'e düşer:
-Ula İdrus' Anan var mi?
-Var.
-Baban var mi?
-Var.
-Nah var!
fıkranın devamı

Kadının biri kocasından iltifat duymak istiyormuş ve kocasına sormuş:
- Sence ben güzel miyim? demiş
Kocası:
- Kıçın tıpkı bir çamaşır makinesine benziyor... demiş, kadın tabi sinir olmuş.
Ertesi gün adamın canı sevişmek istemiş, karısına sırnaşmaya başlamış.
Kadın da:
- Git başımdan küçücük şey için koca çamaşır makinesini çalıştıramam, elinle çitiliyiver.
fıkranın devamı

Birgün adamın biri yıllar evel görmediği bir arkadaşının evine hasta ziyaretine gitmiş.
Hasta olan arkadaşıymış. Zavallı adam geçirdiği bir kaza sonucu felç olmuş. Neyse bizim felçli adamın 2 tane biribrinden güzel kızı varmış.
Bizim çapkın adam bu kızları görünce bunlarla yatmak istemiş ama adam nasıl yapacağını düşünürken felçli arkadaşı adamdan ''yukarıdan terliklerimi getirirmisin demiş.''
Adam tabi hemen getiririm diyerek yukarı çıkmış ve keskin zekasını çalıştırarak kızlar yönelip ''babanız beni sizinle yatmam için gönderdi'' demiş. Kızlar ''ama nasıl olur babam böyle birşey yapmaz'' demiş. Adam ''inanmıyorsanız soralım'' demiş ve seslenmiş ''ikisinide mi?'' felçli arkadaşı ''ikisinide ikisinide'' demiş.
fıkranın devamı

Günün birinde adamla kadın evlenmişler.Gel zaman git zaman adam kendini iyice hovardalığa vurur,içki kumar vs...vs. Kadın bu duruma çok üzülür.... Neyseki bizim sorhoş adam karısına birgün seslenerek.
- "Ya ammada şiştin sen ya resmen çamaşır makinası gibi oldun"
der. Kadın kocasının bu yakıştırmasına çok üzülür. Adam yine birgün karısına,
- "Ya kadın oturduğun yeri göcertiyosun,banyodaki çamaşır makinası kadarda agarsın"
der gülerek. Kadın yine başını eger önüne. Yine birgün adamla kadın yatakta yatarken, adamın canı sevişmek ister, karısına usulca sokularak seslenir.
- "Karıcım seni çok istiyorum"
kadında çıt yok. Adam isteğini tekrarlar, kadın sonunda lafı patladır.
- "Off git işine be, ben şimdi ufacık yarım bir çorap için kocaman çamaşır makinasını çalıştıramam"
fıkranın devamı

Adamin biri birgün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli arkadaşı adama "terliklerim yukarıda kalmis onları bana getirirmisin lütfen" diye rica etmiş.
Adam yukarı çıkmış, bir de ne görsün! Felçli arkadaşının afet gibi iki kızı varmış. Hemen pratik zekasını çalıştırarak
- Babanız beni sizinle yatmam için gönderdi. demiş.
Kizlar
- Nasıl olur! imkanı yok demişler!
Adam "inanmıyorsanız soralım" demiş ve aşağıya seslenmiş:
- İKiSiNiDE Miiii!".
Felçli adam bağırmış:
- iKiSiNiDE! iKiSiNiDEEEE!
fıkranın devamı

Adamın biri bir gün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli arkadaşı adama;
- "Terliklerim yukarıda kalmış onları bana getirirmisin?".
diye rica etmiş. Adam yukarı çıkmş, bir de ne görsün! Felçli arkadaşının afet gibi iki kızı var! Hemen pratik zekasını çalıştırarak;
- "Babanız beni sizinle yatmak için gönderdi" demiş.
Kızlar;
- "Nasıl olur? İmkanı yok!" demişler.
Adam;
- "İnanmıyorsanız soralım!" demiş ve aşağıya seslenmiş;
- "İkisini'de miiii?".
Felçli adam bağırmış;
- "İkisinide, ikisini de!"...
fıkranın devamı

Hakan Özkahya, inşaat teknikeriydi.
İşsizdi.Bir gün tesisat teknikerliği işi buldu.
"Nerede?" diye sordu.
"Sibirya'da" dediler.
Rusya'nın en doğusunda, buzlar üzerine kurulmuş Anadir'de ihale alan bir Türk firmasında çalışacaktı. Isı -40 dereceydi. Kış 9 ay sürüyor, 3 ay gece olmuyordu.Sivaslıydı Hakan... Bekârdı. 30 yaşındaydı. Para kazanıp bir hayat kurması gerekiyordu. Kabul etti.
***
Anadir'de çalışma koşulları çok ağırdı. Rus işçiler haftada 6 gün, günde 8 saat çalışarak 1000 dolar alırken, Türk işçiler o para için haftada 7 gün, günde 14 saat çalışmak zorundaydı. Ayda sadece 1 gün izin vardı. Yılmadı, çalıştı Hakan... Tekniker olarak işçilerden daha fazla kazanıyor, ayda 1500 dolar biriktirebiliyordu. Ama Sibirya'da, soğukta oksijensizlikten ciğerler büyüyor, ciddi sağlık sorunları baş gösteriyordu. 2 yılın sonunda Türkiye'ye döndü. Sivas'ta iş kurmak istiyordu. Olmadı. Biriktirdiği paranın bir kısmı hasta olan annesiyle babasının tedavisine gitti. O da İstanbul'a yerleşmeye karar verdi. Orada bir ev alacak, iş bulacak ve aile kuracaktı.
***
Lakin biriktirdiği para, İstanbul'da ev almaya da yetmedi. İş de yoktu. Yine bir gurbet işi bulabildi Hakan...
Afganistan'daki Amerikan askeri kampında iş alan bir Türk şirketi eleman arıyordu. Bavulu toplayıp bu kez Afgan yollarına düştü.
Kutuplardan çöllere savrulmuştu. Herat'ta kuruluydu şantiye... Koşullar felaketti. Çalışanlar sobasız hangarlarda yerde yatıyordu. Yetersiz besleniyor, üşüyorlardı. Ayda 700 dolar içindi bunca eziyet...
3 ayın sonunda tedavi için izin aldı Hakan... En ucuz havayolu şirketinden Türkiye'ye kestirdi biletini...
Uçağı geçen hafta Herat'tan havalandı. Kâbil'e yaklaşırken 104 yolcusuyla düştü. Hakan'ın cesedi Kâbil'in doğusundaki bir karlı dağda bulundu.
***
Okuyup "Vah vah" deyip geçtiğimiz haberlerin arkasında yürek burkan insan hikâyeleri gizli...
Sadece insan hikâyeleri de değil; "Döviz geliyor" diye gurbette işçilerinin denetimsiz, sefil şartlarda
çalışmasına göz yuman bir ülkenin,
...ucuz işçilik sayesinde ihale alıp hiç gidip görmediği coğrafyalarda çalışanlarını köle gibi çalıştıran şirket patronlarının,
...ucuza daha çok adam taşıyabilmek için bakım harcamalarından kısan "uçan tabutlar"ın,
...bu uçak firmalarını ve işçileri perişan eden şirketleri uyarmayan elçiliklerin,
...kendi canları pahasına kazanılmış başarı haberlerinde hiç adları geçmeyip ancak kazada can verdiklerinde haber olabilen, kurtulduğunda ise kazandığını sağlık harcamalarına döken "Allah'a emanet" yüz binlerce işçinin, mühendisin, teknisyenin,
...ve Anadolu'da onları bekleyen acılı yüreklerin de hikâyesi bu...
Bu ülkenin çocukları, yaban elde karın tokluğuna çalışan işçi, ırkçılarca linç edilmiş gurbetçi, savaş bölgesinde katledilmiş kamyoncu, dönüş uçağında ikinci sınıf yolcu olmaktan ne zaman kurtulacak?

fıkranın devamı

Adamin biri birgün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli arkadaşı adama "terliklerim yukarıda kalmis onları bana getirirmisin lütfen" diye rica etmiş.
Adam yukarı çıkmış, bir de ne görsün! Felçli arkadaşının afet gibi iki kızı varmış. Hemen pratik zekasını çalıştırarak
"Babanız beni sizinle yatmam için gönderdi" demiş.
Kizlar "Nasıl olur! imkanı yok demişler!"
Adam "inanmıyorsanız soralım" demiş ve aşağıya seslenmiş:
"iKiSiNiDE Miiii!".
Felçli adam bağırmış: "iKiSiNiDE! iKiSiNiDEEEE!"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama