Allahın Fıkraları

loading...

Bir yaz günü nasretin hoca biraz serinlemek için ceviz ağcının gölgesine oturmuş biraz ilerdeki kocaman helvacı kabakları kendi kendine şu allahın işine bak, otur üstüne kos koca kabak yerleştiriyor şu dalları yere göge uzanmış bir evlilik yer tutan ceviz ağcının meyveleri ufacık diye düşünürken tam o sırada başına ceviz düşmüş ah başım diyerek yerinden fırlamış hoca tövbe ya rabbim bir daha senin işine asla karışmam ya ağaçtan ceviz yerine kabak yetişseydi demiş
fıkranın devamı

Jhon BP de işlemek üçün Azerbaycana gelir. Bir iki yıl geçince komikde olsa Azerbaycan Türkçesini öğrenir. Bir gün kömekçisi (yardımcısı) Elçinle beraber sahede (sahada) işlerken (çalışırken) uzun vahtdır (süredir). Aklına takılan soruyu sorar. aaa Elçin bir şey soruşmak olaar. Olar jhon neye göre olmasın. Men bu Türklerle Azeriler arasında ne ferg (fark) var. Yazık Elçin başını kaşır içinden indi (şimdi) gel bu Allahın İngilizen aradaki farkı başa sal (anlat) diye düşünür. Bir den ilerde bir şey görür ve jhon'a dönerek. Jhon yolu görürseen der. Jhon heee Yolun kırağını (kenarını) görürseen Hee Yolun kırağında mal pohu (tezek) var gürürseen Deyir hee İndiii der fikir ver. (Şimdi dikkat et dikkatle düşün.) onun üzerinden maşın tekeri geçip (araba tekerleği) ve ortadan iki ye ayırıp Jhon hee der gördüm. Hah işte der. Onun sağ tarafı Türklerse sol tarafı azeriler. Bir çok fıkralar yazmaışlar azeri fıkrası diye uydurma. Benzetme sözler ve tercümeleri doğru değil.
fıkranın devamı


Edirne'ye yeni atanan Osmanlı valisi, kesesini doldurmak ister. Bunun için bir kurnazlık düşünür. Kendisini kutlamaya gelen topluluklar temsilcilerini makamında kabul ettikçe, odanın ortasına bağlattığı keçiyi göstererek sorar:
- Bu nedir?
- Keçi, efendimiz.
- Bilemediniz. Beşyüz altın ceza vereceksiniz.
Ermeni topluluğu temsilcileri, Rum topluluğu temsilcileri !!bilemedikleri!! gerekçesiyle beşer yüz altın cezaya çarptırıldıktan sonra Musevi temsilcisi girer.
- Bu nedir haham efendi?
Haham neşeyle gülümseyerek cevap verir:
- Paşa hazretleri, bu ne keçidir, ne tekedir, ne koyundur. Bu, Allah'ın bir belasıdır. Emir buyurun, ne kadar uygun görürseniz verip çıkalım.




fıkranın devamı


Edirne'ye yeni atanan Osmanlı valisi, kesesini doldurmak ister. Bunun için bir kurnazlık düşünür. Kendisini kutlamaya gelen topluluklar temsilcilerini makamında kabul ettikçe, odanın ortasına bağlattığı keçiyi göstererek sorar:
- Bu nedir?
- Keçi, efendimiz.
- Bilemediniz. Beşyüz altın ceza vereceksiniz.
Ermeni topluluğu temsilcileri, Rum topluluğu temsilcileri !!bilemedikleri!! gerekçesiyle beşer yüz altın cezaya çarptırıldıktan sonra Musevi temsilcisi girer.
- Bu nedir haham efendi?
Haham neşeyle gülümseyerek cevap verir:
- Paşa hazretleri, bu ne keçidir, ne tekedir, ne koyundur. Bu, Allah'ın bir belasıdır. Emir buyurun, ne kadar uygun görürseniz verip çıkalım.

fıkranın devamı


Adamın işi varmış, Ankara ya gidiyormuş, tam uçağa binerken
kulağında bir
ses :-Binme, bu uçak düşecek! Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama
içine de bir
kurt düşmüş,binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber
ulaşmış-Uçak düştü
kurtulan olmadı! Koşmuş Haydarpaşa ya, bilet almış, tam trene
binecek, aynı
seskulağında :-Binme bu trene, raydan çıkacak! Dönmüş, bakmış
yine kimse
yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri
ürpermiş
:-Tren Eskişehir de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar
yaralı...Allahına
şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses
:-Bu otobüse
binme, freni patlayacak!Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış,
bağırmış : -
Sen kimsin yahu? - Ben senin iyilik meleğinim! Adam iyice kızmış
:-Ulan
evlenirken neredeydin!

fıkranın devamı

Bir gün iki genç biri severler ve evlenmeye karar verirlerve kızın evine istemeye giderler çik...
fıkranın devamı

Aslan bir süre için karşıdaki ormana ziyaret yapaacakmış. hayvanlara herkesin toplanmalarını...
fıkranın devamı

Adamin biri unlu bir hamama gitmis.yikanmis tam cikacakken feryatla bagirmis:saatim saatim yok diye ...
fıkranın devamı

Adamın biri ölümüş öteki dğnyaya gitmiş. Adama sen ömründe sigara içki içmemişsin allah...
fıkranın devamı

Evin annesi ütü yaparken, evin küçük yaramazıda salonda oyuncaktreniyle oynuyomuş... Derken a...
fıkranın devamı

Bir mecliste Kuran-ı Kerim'den söz açılmıştı. Kuran'ın eşsizliğinden ve olağanüstü bir ...
fıkranın devamı

3 atranot uzaya gidecek. Bunlardan biri alman biri ingiliz biride bizim temel. Bunlar yıllarca gelm...
fıkranın devamı

Ahirette sorgu sirasini bekleyen iki adam birbirleriyle konusmaya baslar.-"Sen nasil oldun?" diye so...
fıkranın devamı

3 atranot uzaya gidecek.Bunlardan biri alman biri ingiliz biride bizim temel.Bunlar yıllarca gelmiy...
fıkranın devamı

Yıl 1993. Diyarbakır'da askerliğim nedeniyle bulunuyorum. Bir arkadaşımla birlikte şehir turuna çıkıyoruz. Karnımız acıkıyor. İyi bir lokantaya oturuyoruz.(En azından menüdeki fiyatlar nedeniyle iyi olmasını umuyoruz.)
Garsonların bıçkın görünüşünden safkan Diyarbakır`lı olduğu anlaşılıyor. (Servisteki ilgisizliğinden dolayı,onun gözünden bizim de asker olduğumuz anlaşılıyor,herhalde..)
Siparişler geldi;talihsizlik bu ya benim yemeğimden sinek mi böcek mi ne idüğü belirsiz,ancak son derece kızarmış bir şey çıkıyor.
Tüm cesaretimi toplayıp çağırıyorum garsonu ve cevap bekleyen gözlerle bir tabağa,bir garsona bakıyorum. Garson da bir tabağa,bir bana bakıyor
ve diyorki:
-"Allaasen yaov. Muhatap etme beni Allahın hayvanıyla,çek kenara devam et."




fıkranın devamı

Padişahlarımızdan biri bir şairimizi yanına çağırıp:
- Bana öyle bir şiir yaz ki ilk mısrasında seni idam etmek isteyeyim, ikinci mısrada ise seni altına boğmak isteyeyim. Şair uzun süre çalıştıktan sonra şu dizeleri yazmış:
Azm-i hamam edelim sürtüştürem ben sana
Kese ile sabunu rahat etsin cism-i can

Le-ü şarap içirip ıslattırıp ıslattırıp geçirem
Parmağına yüzüğü hatem-i zerderahşan

Eyil eyil sokayım iki tutam azmıdır
Lale ile sümbülü kahkülüne ey nevcihan

Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam
Bir gümüş ibrik ile testine abı revan

Salınarak giderken arkandan ben sokayım
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman

Öyle bir sokayım ki kalmasın dışarda hiç
Düşmanının bağrına hançerimi nagihan

Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim
Yeter ki sen kulundan iste her zaman

Sen her sabah gelesin, bu kuluna veresin
Allahın selamını Esselamı alayküm
fıkranın devamı

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken
kulağında bir ses :
-Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek,
aynı ses kulağında -Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve,
sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş :
-Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış,
tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
-Ulan evlenirken neredeydin!
fıkranın devamı

Evin annesi utu yaparken, evin kucuk yaramazi da
salonda oyuncak treniyle oynuyomus.. derken annesi bir
kulak kabartmis ki oglan soyle bagiriyor:
- EVET..!! SON DURAGA GELDIK..!! DUYMADINIZ MI
ALLAHIN CEZALARI HALA NE OTURUYOSUNUZ?? CABUK DEFOLUN
iNiN ASAGI..!!!
Bunlari duyan anne neye ugradigini sasirmis dogru
salona kosmus:
- Sen nerden ogrendin bakiyim boyle konusmayi?? Ne
kadar ayip.. simdi dogru odana gidiyosun tam 2 saat
cezalisin...bi daha da agzindan oyle kotu sozler
duymayayim..!!
2 saat sonra kucuk afacan tekrar salona donmus,
treninin basina oturmus....annesi de mutfakta yemek
yapiyomus, derken yine oglanin konusmalarini duymus:
- Sayin yolcularimiz, iste son duraga geldik.. Umariz
cok guzel bir yolculuk gecirmissinizdir.. Lutfen
esyalarinizi trende unutmamaya dikkat ediniz... Trene
yeni binen yolcularimiz, sizin de cok guzel bir
yolculuk gecirmenizi diliyoruz.. kucuk bagajlarinizi
koltuklarinizin altina koyabilirsiniz.. bu arada
unutmayin yolculuk sirasinda sigara icmek yasaktir..
Bunlari duyan annesi az onceki cezanin ise
yaradigindan memnun gulumserken oglan konusmasina
devam etmis:
-.. ayrica iki saatlik rötar yuzunden mutfaktaki
cadaloz adina hepinizden ozur dileriz...!!

fıkranın devamı

Ay'da uzun seri araştırma yapacak biri İngiliz biri Amerikalı, biri Temel üç astronota yanlarında ne götürmek istediklerini sormuşlar.
İngiliz, araca kendisi için bol miktarda viski konulmasını, Amerikalı seks dergileri ve şişme kadın, Temel ise bol miktarda Marlboro sigara konulmasını istemiş. Astronotların istedikleri uzay aracına yüklenmiş ve uzun yolculuk başlamış.
Tam altı ay uzayda kaldıktan sonra dünyaya inmişler. Bütün televizyon kanalları, basın mensupları, yetkililer vs. herkes heyecanla, astronotların araçtan inmelerini bekliyorlarmış. Kapı açılmış, ilk olarak İngiliz araçtan inmeye çalışmış, inmeye çalışmış çünkü ayakta duracak hali yok, zil zurna sarhoşmuş. Görevliler hemen adamı ambulansa bindirip götürmüşler.
İkinci olarak Amerikalı görünmüş kapıda fakat götürdüğü seks dergileri ve şişme kadınla epey fazla mesai yaptığı için dizlerinin bağı tutmuyor, ayakta zor duruyormuş. Görevliler hemen onuda ambulansa bindirip götürmüşler.
Son olarak aracın kapısında Temel görünmüş, gözlerinin altı mosmor ve gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi olmuş, saçları dimdik, titreyen eliyle ağzındaki yanmamış sigarayı tutmaya çalışarak bağırmaya başlamış :
- Ateeeeeş, ateş be, ateşşş. Allahını seven biri ateş versin.
fıkranın devamı

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses:
- "Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:
- Uçak düştü kurtulan olmadı.
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında:
- "Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş:
- Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses:
- "Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, sormuş:
- "Sen kimsin yahu?"
- "Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış:
- Ulan evlenirken neredeydin?!
fıkranın devamı

Aslan bir süre için karşıdaki ormana ziyaret yapaacakmış. hayvanlara toplanmalarını yerine vekil seçeceğini duyurmuş, bütün hayvanlar toplanmış, aslan bir kayanın üzerine çıkmış hayvanlara seslenmiş ben bir süre ormandan ayrılacağım, bu süre içinde can dostum tilki size krallık yapacak onun emrinden çıkana gelince hesap sorarım diye kükremiş ve yola koyulmuş.Ertesi gün tilki ormanda gezerken bakmış bir çakal gidiyor,yanaşmış ve ona bir parmak atmış,çakal hışımla dönmüş bakmış kral vekili tilki sesini çıkaramamış. Tilki az ilerdede bir kurt görmüş sessizce yaklaşmış bir parmakta kurda atmış kurt hışımla dönmüş bakmış kral vekili tilki sesini çıkaramamış. Tilki havalı havalı yürümeye devam ederken bakmış bir ayı yine sessizce yaklaşmış bir parmakta ayıya atmış,ayı hırsla geriye dönmüş tilkiyi şöyle bir tutmuş çevirmiş arkasını tilkiyi bir güzel al takke ver külah yaptiktan sonrada fırlatıp atmış tilki canı yanmış şekilde kalkmış ayağa:
-Allahın ayısı bir kez olsun da toplantıya katıl be...
fıkranın devamı

Namık kemal bi gün der ki: Allahın adını verdim artık karı s.........m der ve dağın başına yerleşir. 3 yıl sonra artık abazalık canına tak etmiştir her gün hayvan s......e otuzbir çekmekte fakat bi türlü karı si...memektedirr. Yağmurlu bi gecede her tarafı sırılsıklam göğüs uçları ortaya çıkmış fıstık gibi bi hatun gelir der ki:
-Arabam bozuldu geceyi sizde geçirebilirmiyim?
Namık Kemal kabul eder. Hatun odasında soyunurken bu dayanamaz ve anahtar deliğinden bakar bi de ne görsün hatun çırılçıplak. Hemen dalar içeri ve hatunu 2 saat anırta anırta s....r. Sonra hatun şeytana dönüşür ve der ki:
-Sana çok büyük bi günah işlettirdim ne düşünüyosun?
Namık kemal hiç istifini bozmadan cevap verir:
-Ulan şu dünyada bi şeytanı sikmediğim vardı onu da siktim ya artık gözüm açık gitmem..
fıkranın devamı

Avcılar kendi aralarında atıp, tutuyorlarmış. Avcının biri;
- Geçenlerde İstanbul'da Belgrad Ormanlarında ava çıkmıştım. Birde ne göreyim, karşımda 5 metre boyunda bir ayı.
Avcılardan biri hemen atılır:
- Hadi be sende İstanbul'da Belgrad Ormanlarında ayı ne gezer.
Avcı hemen cevap verir:
- İyide arkadaş Allahın ayısı oranın Belgrad Ormanı olduğunu nerden bilsin.
fıkranın devamı

3 atranot uzaya gidecek.Bunlardan biri alman biri ingiliz biride bizim temel.Bunlar yıllarca gelmiyecekleri için en önemli ihtiyaclarını sorarlar.Alman bana sarışın,esmer,kumral hatun der.İngiliz bana bol bol içki der.Bizim temel baaa bol bol cigara der.Neyse istekler temin edilip uzaya fırlatılıyorlar.3 astronot aradan yıllar geçiyor geri dönüyorlar.Tabi aileler merakla bekliyor.Önce alman iniyor dalyan gibi alman olmuş iğne iplik.Sonra ingiliz iniyor adam zil zorna sarhoş.Tabiki sıra temele geliyor.Temel kapıda görünür görünmez bi fırlıyor agzında cigarayla:
-"Allahını seven baaa ateş versuuun"
fıkranın devamı

Hoca, komşusu ile ağaç gölgesinde oturmuş, konuşuyorlarmış."- Bak şu Allahın işine!", demiş, Hoca.- Koca kabak, incecik ota bağlanmış. Küçücük elma, koskaca ağaca tutunmuş! Bu nasıl iştir?!Tam o sırada daldan bir elma kopmuş.Hocanın başına düşmüş.Hoca, şaşkın, ellerini göğe kaldırmış:"- Tövbe!, Bir daha işine karışmam!", demiş.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama