Amerikaya Fıkraları

loading...


Temel ve Dursun amerikanın ırak a savaş açmasını hazmedemeyip Amerikaya savaş açmaya karar vermişler.
ne yapıp edip Bush un telefonuna ulaşmışlar..
ve arayıp konuşmaya başlamışlar

Temel:sayın Bush siz Iraka savaş açtinuz bizde size açayruz
Bush:siz kimsiniz hangi ülkesiniz..
Temel:biz Rizeliyuz
Bush: peki asker sayınız kaçtır
Temel:ben ve arkadaşım Tursun toplam içi
Bush:silah sayınız kaçtır
Temel:benım dededen kalma çakıralmaz,Tursun unda bi tekkırma tüfek
Bush:buna karşılık bizim 20.000 askerımiz,5.000 uçaksavarımız,3000 gemimiz var
Temel:ben sizi tekrar arayacağum..

Amerikalılar oturmuşlar aramışlar taramışlar sonunda Rize yi bulmuşlar,bakmışlar ufak bir yer şok olmuşlar
Temel tekrar aramış..

Temel:Sayın Bush biz size savaş açıyoruz
Bush:asker sayınız
Temel:ben,Tursun ve kahveden birkaç arkadaş toplam 5 çişiyuz
Bush: peki silah sayınız
Temel:benim çakıralmaz,Tursunun tekkırma,kahvedeki arkadaşlardan birunun çakısı bide biçerdöver
Bush:buna karşilık bizim asker sayımız 50.000 e ulaştı,10.000 uçaksavarımız ve 7.000 gemimiz oldu
Temel:biz sizi tekrar arayacağuz...

bir müddet sonra Temel tekrar arar
Temel:biz savaştan vaz geçtuk
Bush:neden?
Temel: o kadar savaş esirunu barındıracak yerumuz yok.

fıkranın devamı


temel ile dursun amerikaya gezmeye gitmişler.her gördüklerine bakıp ula medenıyetun közunı seveyim demiş dursun.şu gökdelene bak medenıyetın gözunı seveyım, şu heykele bak medeniyetin gözuni seveyim,şu kamyona bak medeniyetin gözunı seveyim adamlar yapmıs da demıs...derken bataklıkta dolasırlarken dursun bataklığa düşmüş ve dev bir timsah ona doru hızla yüzmeye başlamış dursun yardım ıstemeiş temelden.temelde bağirarak "gözuni sevdumin medeniyeti adamların cankurtaranı LACOST demiş.



fıkranın devamı


Dursun bir gün temele:
-Ula temel demiş.
Amerikanın taşı toprağı altın demiş.Gel sende zengin olursun demiş.
Temelde:
tamam uşağum geleyurum demiş.
Temel binmiş uçağa gitmiş Amerikaya.
yolda yürürken yerde 100$ görmüş. Temel:
Uy Demiş daha ilk cünden işe başlamak olmaz demiş.



fıkranın devamı


Amerikalı birgün yemek yemek için Fransa'da Fransız Lokantası'na gider. Fransız Garson:
Ne istersiniz? Diye sorar. Amerikalı - Ben kahvaltı yapacağım. Der. Fransız Kahvaltılıkları
getirir Amerikalı yemeğe başlar. Peynir yerken Fransız gelir ağzında sakızla ukala şekilde:
Siz o peynirirn hepsini yiyecek misiniz? Diye sorar. Amerikalı: "Evet yiyeceğim."
Fransız: "Bizim burda yapılan sütlerin kokanlarını peynir yaparlar Amerikaya yollarlar." Der
ve ağzıda ki sakızı patlatır gider; Amerikalı birşey demez. Yemeğe devam eder, tam reçeli
yiyeceği zaman Fransız tekrar gelir: "Beyefendi bizim burda reçeli yapacağımız maddeleri
potlarlar kötüleriyle reçel yaparlar " derken Amerikalı hemen derki: "Garson Bey siz
prezervatifle işiniz bitince ne yaparsınız?" diye sorar. Fransız: "Patlatarak atarız" der.
Amerikalı: "Biz atmayızonları sakız haline getirir Fransa'ya satarız."

fıkranın devamı


Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:

-Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!

Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.

- Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.

fıkranın devamı


Bir gün temel ile dursun amerikaya giderler.amerika sokaklarında gezinirken büyük bir merakla etrafa göz gezdirirler.temel büyük büyük gökdelenlere hayretle bakar ve dursuna dönüp:

_ula dursun bi adam bu gökdelenlerin üzerinden düşse iki günde anca yere varıp,ölür.



Dursunda temele dönüp:

_ulan salak sende iki gün aç susuz kalırsan sende ölürsün der.

fıkranın devamı


Temel Amerikaya gitmiş fakat iş bulamamış aç ve parasızlıktan ölmek üzereymiş.Bir bara iş için girmiş birde bara girince ne görsün barın üzerinde içi para dolu büyük bir kavanoz üzerinde hak eden kazanır yazıyormuş.Temel hemen barmene sormuş



-"bu nasıl kazanılır" diye barmen temel"e "sen bu halinle bunu kazanamasın" deyip gitmesini söylemiş fakat temel çok ısrar edince barmen alatmaya başlamış



-"3 zor sınavdan geçeceksinder"

-"1 kapıda duran iki badikartı döveceksin."

-"2 ikinci katta olan bitpul cinsi köpeğin azı dişini çekeceksin"

-"3 en üste bu barın sahibi 60 yaşında hiç evlenmemiş kadını mikeceksin."



Temel tamam der kapıya gider badikartları halleder 1 saat sonra kanlar içinde barmenin yanına gelir



-"haçen der azı dişi çekilecek barın sahibi kadın hangi kattadırder."

fıkranın devamı


Temel ve Dursun Amerikaya giderler ve ikiside itfaiyeci olur. Birgün çok katlı bir binanın ikinci katında yangın çıktığı haberi gelir ve hemen yangın yerine itfaiye gönderilir. Temel, Dursun"a :

- " Sen burda kal ben yukarı çıkacağım" demiş.


Temel bakmış ki her taraf duman içinde ama dalmış binanın içine birde ne görsün yangın çıkan yer bir çocuk kıreşi imiş. Hemen içeri girip çocukları zar zor can havliyle pencerenin yanına götürmeyi başarmış.


Pencereden aşağıda bekleyen Dursun"a seslenmiş:

- " Dursun burda hep çocuk var uşağım " demiş.



Dursun :

- " endişelenme uşağım sen at çocukları ben tutarim onlari da." demiş.



Temel:

- " tamam da yakala bakayum küçik uşaklari" demiş.



Temel tek tek atıyormuş çocukları o sırada temelin eline küçük bir zenci çocuk gelmiş. Temel onuda bir hışımla atmış aşağı.


Dursun çocuğu can havliyle son anda yakalamış. Dahasonra Dursun şöyle bir çocuğa bakmış ve çocuğu fırlatıp yere doğru atmış.


Dursun daha sonra Temel"e seslenerek:




- " ula Temel olim atacaksan yanmamışlari at yanıklari atma da uşağım" demiş

fıkranın devamı


Temel Amerikaya gelir ucaktan iner passaport olayi filan falan immigration office alirlar bunu Memur sorar
- What's your name Sir?
-Temel
-Surname?
-Kaya
-Sex?
Temel gayet sakin cevaplar
- 3 times a week
Memur sasirir ve olayi toparlamaya calisir...
- Sir you understood me wrong..I mean male? or female?
Temel yine hic beklemden cevaplar
- Doesn't matter

fıkranın devamı


temel ile dursun amerikaya gezmeye gitmişler.her gördüklerine bakıp ula medenıyetun közunı seveyim demiş dursun.şu gökdelene bak medenıyetın gözunı seveyım, şu heykele bak medeniyetin gözuni seveyim,şu kamyona bak medeniyetin gözunı seveyim adamlar yapmıs da demıs...derken bataklıkta dolasırlarken dursun bataklığa düşmüş ve dev bir timsah ona doru hızla yüzmeye başlamış dursun yardım ıstemeiş temelden.temelde bağirarak "gözuni sevdumin medeniyeti adamların cankurtaranı LACOST demiş.

fıkranın devamı


Dursun bir gün temele:
-Ula temel demiş.
Amerikanın taşı toprağı altın demiş.Gel sende zengin olursun demiş.
Temelde:
tamam uşağum geleyurum demiş.
Temel binmiş uçağa gitmiş Amerikaya.
yolda yürürken yerde 100$ görmüş. Temel:
Uy Demiş daha ilk cünden işe başlamak olmaz demiş.

fıkranın devamı


Cemal bir gün Amerikaya gider Temel de onu karşılamaya gelmiştir. Sarılırlar,
öpüşür, konuşurlar... Sonra Temel, karnı acıkmış olan Cemal`i bir hamburgerciye
götürür. Hamburgerleri alırlar, sıra içeceğe gelice Cemal :
- Ben bir coca-cola istiyorum...
der. Temel hemen müdahale eder :
- Cemal`im, burası Amerika... Burada "C" ler "K" okunur. Mesela, coca cola değil
koka kola diyeceksin...
Cemaldüşünür :
- Ula Temel benim adım Cemal Amerikada Kemal mi oluyor şimdi???

fıkranın devamı


Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:

-Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!

Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.

- Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.

fıkranın devamı

Yeni evli çift, Amerikaya balayina giderler. Huzurlu bir gece geçirmekisteyen çift, ne yazik ki y...
fıkranın devamı

Bir gün temel ile dursun amerikaya giderler.amerika sokaklarında gezinirken büyük bir merakla et...
fıkranın devamı

Günün birinde Temel ile Dursun Amerikayagitmisler.Karinlari acikinca bidükkan görmüsler ve orad...
fıkranın devamı

Temel ve idris kacak olarak bir gemiye atlarlar ve amerikaya giderler. Tam özgürlük heykelinin ö...
fıkranın devamı

Temel ve dursun Amerikaya tatile giderler.Ikisinin de ingilizcesivardir.Caddede yururken bir levha g...
fıkranın devamı

Temel ve Idris issiz gucsuz,agizlari aclikdan kokar bir sekilde gezerlerken bir kahveye girer ve otu...
fıkranın devamı

Kaptan pilot uçagi kaldirmis, Amerikaya uçuyorlarmis. Yolculara gereken anonsu yapmis ve fikra o y...
fıkranın devamı

Temel le Dursun amerikaya kazı yapmaya gitmişler:......... Kaz Ölmüş..........
fıkranın devamı

Çeşitlili abuk sabukluklar



-Çok basim agriyor ne yapsam off.
-Bir arkadasimin disi agrimisti ayni senin gibi kivraniyordu sonunda
çektirdi kurtuldu.

-Saatin kaçi gösteriyor.
-1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12

-Pardon su adres nerde acaba?
-Elinde ya.

-Aloo kardesim sizin sirket bizim sirkete yanlis fatura kesmis bunu
duzeltin.
-Pardon efendim bu olay beni baglamiyor ben sizi muhasebeye bagliyorum.

-Alo iyi günler gazetedeki ilanininiz için aramistim hani meraklisina doberman dediginiz ilan.
-Evet buyrun satin almak istiyorsaniz adresi veriim.
-Hayir almayacagim ben sadece merak ettigim için aradim doberman napiyo iyi mi ?

-Benim derdim ne biliyormusun anlasilamamak. Kimse beni anlamiyor.
-kpişsş jdüyhdj
-Diyorumki kimse beni anlamiyor
-Sişüida dkağlfk kdkoğüq
-Neyse bosver.

-Sayin itfaiye müdürüm yanginin nerden çiktigini buldum.
-Öyle mi çok iyi, aferin nerden çikmis peki.
-Su kapidan çikmis zaten üzerinde "YANGIN ÇIKISI" yaziyor.

-Baba Amerikaya daha çok var mı?
-Kes sesini de yüzmeye devam et.

-Bu ay elektrik faturalari yüksek gelecek anlasilan.
-Nerden anladin?
-Baksana elektrikler bir geliyo bir gidiyo.

-Herseye yeni bastan baslamaya ne dersin Leyla.
-Tabi yeni bastan baslicaz beceriksiz herif bu sefer yumagi dogru tut karistirma.

-Müjgan beni seviyormusun?
-Evet hem de çok
-Ben de kendimi çok severim desene ayni kisiyi seviyoruz.

-Pişman misin?
-Evet keşke 250 isteseydim.

-Imameyi yanlis yere koymussun.
-Tesbihte hata olmaz.

-Hayirli olsun araba almissin
-Evet Arab'a aldim ama simdi Çinli de istiyor ona da almak lazim.

Batik banka kapisinda bekleyen müsteri görevliye tartismaktadir.
-Birakin kardesim ben hesabimdaki parayi çekmek istiyorum.
-Beyfendi sizin hesabiniz öldü çekemezsiniz.
-Nasil yani ?
-Vadesi dolmus.

Yine Batik banka kapisinda bekleyen müsteri görevliye tartismaktadir buradaki banka ve sahis farkli olay benzer.
-Birakin kardesim ben hesabimdaki parayi çekmek istiyorum.
-Beyfendi sizin hesabiniz öldü çekemezsiniz.
-Nasil yani ?
-Faiz alirken paranin dogurduguna inaniyorsun da simdi oldugune niye
inanmiyorsun?

-Aman Allahim ! Neriman beni aldatiyorsun ha hem de ikiz kardesimle!!!
-Ne! Recai bu kardesin miydi ama ben bunu sen sanmistim.
-Hayatim korkma salak kardesimin bir sakasi bu. Recai benim zaten

-Kaç yasindasiniz.
-Bilmem her yil degisiyor.

-Alooo su anda nerdesin?
-Telefondayim ya.

Bir röportajda Kaya Çilingiroglu'na soruyorlar:
-Ikinci cocugu yapmayi düsünüyormusunuz
-Düsünüyoruz ama Hülyayi yakalayamiyorum ki yakalasak düşünücez.
Bence Kaya çok espirili adam.....

-Ya parasütüm açilmazsa ne olacak
-Merak etmeyin degiştiririz.

Bir Rus vatandaşı, getirdiği tişörtleri satıyordu. Türkçe bilmediği için de tişörtlerin fiyatını kağıda, Giresunlu birine yazdırmış olmalı. Kağıtta
aynen şunlar yazıyordu: '80 bin, en son 70 bin...' Nasıl yani diye kendi kendime sorup uzun süre güldüm.
fıkranın devamı

amerikalılar bir uçak yaparlar ve bu ucagın denemek icin arabistana giderler. ucağa bir arabistanlıyı bindirirler. arabistanlı ucakta iken birden ucağın bir motoru arızalanır. arabistanlı heyecanlanır. birden monitörde bir yazı belirir. dont panic this is american technology. derken ikinci motor da arızalanır, tekrar aynı yazı belirir, ücüncü ve dördüncü motorda arızalanır, aynı yazı belirir ve ucak kendiliginden yere iner. arabistanlılarda bunun altında kalmamak icin bir ucak yaparlar ve amerikaya giderler icine bir amerikalıyı bindirirler. derken ucağın birinci motoru arızalanır ve monitörde bir yazı belirir. dont panic this is arabian techonology. amerikalı rahatlar. bunlar bizim yaptığımızın aynısını yapmışlar der. sonra ikinci, ücüncü motorlar arızalanır aynı yazı belirir. dördüncü motor arızalanır amerikalı cok rahattır ucagın kendiliginden ineceğini sanar ama monitörde bir yazı belirir. dont panic this is arabian techology please repeat after me eşhedü enla ilahe illallah...
fıkranın devamı

İdris Bir gün Amerikaya yerleşmiş ve zamanla çok ama çok zengin bir adam olmuş.Demiş "Benim bir çocukluk arkadaşım vardı köyde,Temel,onu çağırayım da gelsin biraz gezsin,zenginliğimi de görsün."
Açmış telefonu köye,Temel "tamam gelirim" demiş.
Temel New York havaalanına inmiş bir de ne görsün;New York havaalanı kocaman devasa bir şey.İdris'le karşılaşır karşılazmaz "Ya İdris,bu nasıl bir havalanıdır,kocaman bir yer" demiş.
İdris: "Amerikalılar herşeyin büyüğünü sever,havaalanının da büyüğünü
kullanır" demiş.
Temel şaşkın bir halde tabi,dışarı çıkmışlar. İdris'in şoförü uzun bir limuzinle yanaşmış kapıya,binmişler.
Temel: "Ya İdris,bu nasıl bir arabadır,bizim köydekilerin iki katı"
"Amerikalılar herşeyin büyüğünü sever,arabanın da büyüğüne biner"demiş
İdris.
Evin bahçe kapısından girmişler, 20 dakika gitmişler bahçenin içinde, ev hala görünmüyor.
Temel yine şaşkınlıkla: "Ya İdrsi,bu nasıl bir bahçedir, 20 dakikadır
içinde gidiyoruz hala eve varamadık?" demiş.
İdris cevap vermiş : "Amerikalılar herşeyin büyüğün sever evlerin
de büyüğünde otururlar,bahçeleri kocaman olur."
Neyse yemeğe oturmuşlar, upuzun bir masa, bir ucuna Temel, diğer ucuna da İdris oturmuş,birbirlerini zor görüyorlar.
Temel bağırmış:
"Ya İdris,bu nasıl bir yemek masasıdır,kocaman"
İdris aynı şekilde bağırarak yanıtlamış Temel'i : "Amerikalılar herşeyin büyüğünü sever, masanın da büyüğünde yer yemekleri."
Aradan yarım saat geçmiş. Temel yemek masasında bağırmış İdris'e yine : Ya İdris,biliyorsun ben yoldan geldim,tuvalete gitmeliyim."
İdris:
"Kapıdan çık,30 metre yürü holde,sağdaki kapı." diye bağırmış.
Neyse Temel çıkmış, 30 metre yürümüş holde:
"Sağ mıydı,sol muydu ya? Sol dedi sanırım" demiş kendi kendine. Açmış soldaki kapıyı küt düşmüş yüzme havuzuna. Batıp çıkarken havuzda bağırmaya başlamış:
"SİFONU ÇEKMEYİNNN,SİFONU ÇEKMEYİNNN..."

fıkranın devamı

Temel yıllardır Amerikaya gitmek için hayaller kuruyormuş. Birgün konsolosluğa gidip başvuru yapmış. Aradan iki sene geçmiş Temel evlenmiş. Bu sırada da konsolosluktan vize çıktı diye kağıt gelmiş. sevinsemi üzülsemi. kahvede oturmuş kara kara düşünürken çok sevdiği bir arkadaşı yanına sokulmuş:
- Hayırdır. niye böyle duruyorsun.
Temel:
- Amerikaya gitmem için vizem geldi.
Arkadaşı:
- Ne güzel işte. sevineceğine üzülüyormusun?
Temel:
- Sevindim ama karımı yalnız bırakmaya korkuyorum. Kimseyede güvenip emanette edemem. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Arkadaşı:
- Sana bir akıl vereyim. Çok iyi eğitilmiş bir köpek al sonra evinin etrafını telle çevir ve köpeği bu tele bağla. Evin dört bir yanına gidebilsin ki kuş uçurtmasın. Sonrada rahat rahat git istediğin yere.
Temel:
- Sağol kardeşim.
demiş ve hemen gidip bir köpek almış. Köpeğin adınıda "Bobi" koymuş. Arkadaşının dediği gibi Bobiyi bahçeye bağlamış. Bakmış Bobi kuş uçurtmuyor. İki gün sonra karısıyla vedalaşıp amerikaya gitmiş. Bir hafta sonra telefonla karısını aramış:
- Karıcığım seni çok özledim nasılsın. İstersen hemen gelirim.
Karısı:
- Beni merak etme iyiyim. Sen para gönder yeter. demiş
Temel tamam demiş kapatmış. Bir hafta sonra yine aramış. Yine aynı cevap. Karısı sen para gönder yeter demiş. Aylar geçmiş ama karısı hep aynı şeyi söylüyormuş. "Sen para gönder yeter." Temel kendi kendine düşünmüş"ya bu kadın bir kere bile sen nasılsın diye sormadı. Şunu bir daha arayayım."demiş.
Temel:
- Karıcığım nasılsın?
Karısı:
- İyiyim sen para gönder yeter.
Temel:
- Bobi orda mı?
Karısı:
- Burda
Temel:
- Telefonu Bobiye ver.demiş.
Temel:
- Bobi nasılsın oğlum
Bobi:
- Hav. demiş.
Temel:
- Bobi evde kaç kişi var oğlum?
Bobi:
- Hav, hav. demiş.
Temel:
- Bobi evde ne yapıyorlar?
Bobi:
- Hehhehhe. demiş.
Temel:
- Bobi oğlum ne zamandan beri yapıyorlar?
Bobi:
- Auuuuu.... demiş.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :