Anlatın Fıkraları

loading...

Emekliliği gelmiş ilkokul mezunu çalışan derecem ve maaşım artsın düşüncesiyle dışardan ortaokul bitirme sınavına girer.Yazılı Sınavda çeşitli konulardan sorular ve cavapları. Soru :1Dindersinden abdesti bozan şeyleri sayınız Cevap :1 Sen osurusan, sen işersen, sen tuvalete gidersen abdestin bozulur şeklinde yanıtlar Hocanın şifai değerlendirmesi: Oğlum ben osurusam,ben işersem ben tuvalete gidersem senin abdesttine ne oluyor. Soru :2Gap nedir. Gapın önemini anlatınız. Cevap :2 Gap yemek pişirmeye yarar.Kalaylı gap, çelik gap, toprak gap gibi çeşitleri vardır Soru :3 Dünyada yaşayan memelilere birkaç örnek veriniz. Cevap :3 İnek,koyun,deve,keçi,Karı Gerçek hayatta yaşanmış bir olaydır.
fıkranın devamı


Bir kadın ve bir erkek doktorun özel muayenehanesine giderek vizite ücretin öderler ve muayene olmak istediklerini söylerler.
Doktor; anlatın bakalım neyiniz var?
Adam; doktor bey, ben 15 yıllık evliyim fakat bugüne kadar karımı hiç mutlu edemedim. Sağlıklı bir cinsel ilişkimiz olmuyor.
Doktor çifte şöyle bir bakar ve masanın çekçecesinden çıkardığı bir tane hapı erkeğe uzatarak; "bunu yut ve arka odaya gidip deneyin"
Adam hapı alır ve yanındaki kadınla birlikte doktor muayenehanesinin arkasındaki odaya geçerek sağlıklı bir şekilde işini görür ve mutlu bir ifadeyle çıkarlar, doktora da teşekkür ederler.
Doktor çiftin mutluluğunu görünce dayanamaz ve; "Aslında bu bir doktor sırrı, söylenmez ama yine de ben size bir sır vereyim. Sizin hiç bir şeyiniz yok. Sadece psikolojik. Çünkü size verdiğim ilaç Aspirin'di."
Adam sırıtarak; "Doktor bey, bende size bir sır vereyim mi? Bu kadın benim karım değil, yatacak yer bulamadık da.

fıkranın devamı



İstanbul"a tüp geçit yapılması için ihale açılmış, Amerika, Japonya vs. hepsi teklif vermiş, 10 milyar, 20 milyar dolar... Bizim Temel"le Dursun ise 10 bin dolar teklif etmiş.



Komisyon gitmiş Trabzon"a Temel"le Dursun"u görmeye... Demişler ki,



-İhaleyi size vereceğiz, anlatın bakalım projenizi?



Temel başlamış anlatmaya...



-Ben gidicem Anadolu yakasına aşlıycam denizin altından kazmaya, İdris"de gidecek Avrupa yakasından kazacak. Denizin altında ortada buluşucaz.



Yetkililer sormuş ;



-Peki ya hic buluşamazsanız ne olacak ?



İdris bu sefer atılmış ;



-O zaman bir tüp geçit fiyatına iki tüp geçit yaptırmış olacaksınız.



fıkranın devamı


Rustada Gazetecinin biri 100 yasinda bir köylüyle roportaj yapiyor :
- Efendim, bu kadar zamanda kimbilir ne güzel olaylar yasamissinizdir. Güzel bir aninizi anlatirmisiniz", diye sormus. Ihtiyar baslamis :
- Bir gün bizim muhtarin esegi kayboldu. Bütün köy esegi aramak için daga çiktik. Saatlerce bir elimizde votka aradik durduk. Sonunda da bulduk.Basladik dag yolundan asagi inmeye. Birden bizim muhtarin esegi gözümüze bir güzel görünmeye basladi ... Derken gazeteci :
- Aman efendim, daha enteresan bir aninizi anlatsaniz. Ihtiyar köylü söze devam etmis :
- Bir gün bizim muhtarin kuzusu kayboldu. Bütün köy muhtarin kuzusunu aramak için daga çiktik. Saatlerce bir elimizde votka, hem yudumlanip hem yuruyerek aradik durduk. Sonunda da bulduk. Basladik dag yolundan asagi inmeye. Birden bizim muhtarin kuzu gözümüze bir güzel görünmeye basladi.. Demeye kalmadan gazeteci yine adamin sözünü kesmis :
- Aman efendim, oraya da girmeyelim. Siz en iyisi kötü bir aninizi anlatin. Adam yeniden söze baslamis :
- Bir gün ben kayboldum...

fıkranın devamı


Bir gün şeytan büyük bahçeli koskoca bir malikaneye girmiş. Merdivenleri çıkmış. Bir kuzu görmüş. Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi çıkarmadan sadece biraz gevşetmiş. Kuzu malikenenin önünde bulunan aynayı görmüş. Şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış. Çıkan gürültüye evin hizmetçisi gelmiş. Sen naaptın? ben şimdi burayı nasıl temizliycem. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar demiş ve kuzuya bir tekme atmış. Kuzu merdivenlerden düşünce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu kesip onu öldürmüş. Bu sırada evin uşağı gelmiş. Neler olduğunu sormuş. Kadın anlatınca bunu nasıl yaparsın. Bey şimdi ikimizi de kovucak. O kuzu onun için çok değerliydi demiş. Ve hafifçe kadını itmiş. Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden düşüp boynunu kırmış. Sesi duyunca evin hanımı gelmiş. Olanları öğrenince sinirlenmiş. Tam uşağı dövmek için uşağa yaklaşırken uşak lütfen beni bağışlayın ve beni kovmayın diyerek diz çökmüş. Uşağın üstüne hızla gelen kadın ise ona çarpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve ölmüş. Evin beyi gelip de olanları dinleyince belinden silah çekip uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine eyvah ben ne yaptım? bir kuzu, aynanın kırılması ve sevmediğim karım için elimi kana bulamaya, katil olmaya değermiydi? demiş ve silahı çekip bir kurşunda kendine sıkmış. Bütün bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak "Ben hiç bişey yapmadım ki. Sadece acıyarak kuzunun boynundaki ipi gevşettim, o kadar..." demiş...

fıkranın devamı


Bir kadın ve bir erkek doktorun özel muayenehanesine giderek vizite ücretin öderler ve muayene olmak istediklerini söylerler.
Doktor; anlatın bakalım neyiniz var?
Adam; doktor bey, ben 15 yıllık evliyim fakat bugüne kadar karımı hiç mutlu edemedim. Sağlıklı bir cinsel ilişkimiz olmuyor.
Doktor çifte şöyle bir bakar ve masanın çekçecesinden çıkardığı bir tane hapı erkeğe uzatarak; "bunu yut ve arka odaya gidip deneyin"
Adam hapı alır ve yanındaki kadınla birlikte doktor muayenehanesinin arkasındaki odaya geçerek sağlıklı bir şekilde işini görür ve mutlu bir ifadeyle çıkarlar, doktora da teşekkür ederler.
Doktor çiftin mutluluğunu görünce dayanamaz ve; "Aslında bu bir doktor sırrı, söylenmez ama yine de ben size bir sır vereyim. Sizin hiç bir şeyiniz yok. Sadece psikolojik. Çünkü size verdiğim ilaç Aspirin'di."
Adam sırıtarak; "Doktor bey, bende size bir sır vereyim mi? Bu kadın benim karım değil, yatacak yer bulamadık da.

fıkranın devamı

İKİ OROSPU KENDİ ARALARINDA TARTIŞIYORŞARMIŞ BİRİ "İNCE UZUN DAHA İYİ" DİĞERİ "KALIN K...
fıkranın devamı

Bir kadın ve bir erkek doktorun özel muayenehanesine giderek vizite ücretin öderler ve muayene o...
fıkranın devamı

Bir gün küçük bir çocuk büyük bahçeli koskoca bir malikaneye girmiş. Merdivenleri çıkmı
fıkranın devamı

Kadın evinde beslemek üzere bir kuş almaya gider. Pet shop a gidince kedi, köpek ve bir papağa...
fıkranın devamı

Savcı, sanık sandalyesindeki yaşlı teyzeye sorar :- Bize yaşınızı söyler misiniz?- 86 yaş
fıkranın devamı

Temel bir gün üne kavuşur ve haliyle Reha Muhtarlı bir haber programına çıkar. Konu konuyu a
fıkranın devamı

Genc, guzel ve cici kiz, bazi ufak tefek genclik sorunlarindan dolayi bir ruh hekimine gitmeye karar...
fıkranın devamı

Kadınla kocasının arasında uzun süredir bir faaliyet yokmuş. Koca ne yaparsa yapsın karısın...
fıkranın devamı

Karısı hamile olan bir adama işyerinde aniden bir telefon gelmiş: -"Beyefendi, bir bebeğiniz ol...
fıkranın devamı

Vinç operatörünün yanlış bir hareketi yüzünden vinç zincirlerine bağlı bulunan kocaman, k...
fıkranın devamı

Vinç operatörünün yanlış bir hareketi yüzünden vinç zincirlerine bağlı bulunan kocaman,
köklerinden sökülmüş bir ağaç birden kayar ve yol üzerinde harekete hazır bekleyen otomobilin kenarına çarpar.
Otomobildeki sarışın hışımla dışarı fırlar ve bağırır :
- Benimle birlikte gelin ve bu olayı kocama anlatın!
Sarışın yatıştırılmaya ve vinç sahibi şirketin gerekli sigorta ödemesini yapmaya hazır olduğu anlatılmaya çalışılır ama sarışın ısrar eder :
- Olmaz.. Her şeyden önce, kocamın karşısına bu kez benim bir ağaca değil, ağacın bana çarptığını doğrulayacak bir tanık götürmeliyim.

fıkranın devamı

Bu soru Kopenhagen' daki bir Üniversitenin fizik sınavından alınmıştır: "Bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl bulursunuz, anlatınız."

öğrencilerden birinin cevabı : " Barometrenin ucuna bir ip bağlarsınız. sonra gökdelenin tepesinden asıp sallarsınız. Barometre yere değdiğinde ipin boyuyla barometrenin boyunun toplamı gökdelenin yüksekliğini verecektir."

Bu oldukca orjinal cevap hocayı çileden çıkartmaya yetti ve öğrenci dersten kaldı. Öğrenci cevabının doğruluğu konusunda itirazda bulundu ve Üniversite durumu çözmek için başka bir hoca gönderdi.

Bu noktada öğrenci hakkında ne düşünürdünüz? Sizin kararınız ne olurdu ? Çocuk kalmalı mı geçmeli mi ?

Yeni hoca, cevabın aslında doğru olduğuna fakat kayda değer bir fizik bilgisinin varlığını göstermediğine karar verdi. Sorunu çözmek üzere ; Öğrencinin en azından asgari bir temel fizik bilgisi olup olmadığını anlamak için ona altı dakika vererek sorunun sözlü cevabını vermesi kararını aldı. İlk beş dakika genç sessizliğe gömüldü. Alnı düşünceden kırış kırış olmuştu. Hoca zamanın tükenmekte olduğunu hatırlattığında genç çesitli cevaplarının olduğunu fakat hangisini kullanacağına karar veremediğini söyledi. Tekrar acele etmesi tavsiye edilince genç şöyle cevapladı:

"İlk olarak, barometreyi gökdelenin tepesine çıkartıp kenarından aşağı bırakıp yere inene kadar geçen süreyi ölçersiniz. Binanın yüksekliği (H==0.5 x g x t kare) formülü uygulanarak hesaplanabilir. Fakat barometre için kötü bir seçim..."

" Veya güneş parlıyorsa, barometrenin yüksekliğini ölçersiniz. Sonra onu bir yere dikip gölge uzunluğunu ve sonra da gökdele - nin gölge uzunluğunu ölçebilirsiniz. Bundan sonrası basit bir orantıyı çözmek olacaktır"

"Fakat bu konuda çok bilimsel bir cevap istiyorsanız barometrenin ucuna bir sicim bağlayıp onu bir sarkaç gibi sallandırabilirsiniz ; önce yer seviyesinde daha sonra da gökdelenin tepesinde. Yüksekligi T==2pi kare kvk (I /g)formülündeki farktan yararlanarak bulabilirsiniz."

"Yahut da gökdelenin dışarısında bir yangın çıkış merdiveni varsa barometreyi bir cetvel gibi kullanarak yukarıya çıkarken gökdelenin boyunu barometre yüksekliği biriminden sayıp bunları toplayabilirsiniz."

"Eğer ille de sıkıcı ve ortodoks olmak istiyorsanız, tabii ki barometre ile gökdelenin tepesindeki ve yer seviyesindeki basıncı ölçer milibar cinsinden çıkan farkı feet'e çevirebilirsiniz ve yüksekliği bulursunuz."

"Ancak bizler daima zihnin bağımsızlığı ve bilimsel metodlar kullanma konusunda teşvik edildiğimiz içindir ki en iyi yol şüphesiz hademenin kapısını çalmak ve yeni bir barometre isteyip istemediğini sorarak gökdelenin yüksekliğini söylemesi durumunda ona bu barometreyi vereceğimizi söylemek olurdu."

Şimdi genci dinledikten sonra hala aynı şeyi mi düşünuyorsunuz ? Geçmeli mi kalmalı mı ?

Öğrencinin adı : Niels Bohr, Fizik'te nobel ödülü kazanan tek Danimarkalı
fıkranın devamı

İşte, erkekleri sinir etmek için yeni ve geliştirilmiş tüyolar:

1. İlk önce aşkınızı ilan edin; onu da kendinize aşık edin; sonra bir yanlışlık olduğunu söyleyip geri çekilin.

2. İlk önce, "ömrümün sonuna dek seninim" deyip kendinize bağlayın. Daha sonra "Aşk, sürdüğü müddetçe ebedidir" deyin. Bu, onu cin çarpmışa çevirecektir.

3. ğabriel ğarcia Marquez`in Kolera Zamanı Aşk`ını okumasını coşkuyla salık verin ve romandaki kahramanın 51 yıl aşkını beklemesi gibi bir davranış sergilemesini ondan da umduğunuzu ima edin.

4. Kontrolün kimde olduğunu göstermek için, onun telefonlarına ve e-posta mesajlarına - verecekseniz bile - hep geç cevap verin.

5. Telefon ettiğinizde de, kendinizi odadaki kişiyle konuşmayı kesmek zorunda hissetmeyin. Bırakın, telefondaki erkek arkadaşınız beklesin ve konuşmanızın yalnızca sizin tarafını dinlemek zorunda kalsın.

6. `Yanlışlıkla` özel notlarını okuyun, sonra hesap sorun.

7. Eski erkek arkadaşınıza iletmeniz gereken bir mesajı yanlışlıkla onun telesekreterine bırakın.

8. Evini ziyaret ettiğinizde telefon çalarsa, suçlar bir biçimde "Hmm, bu da kim olabilir?" diye dudak bükün.

9. Randevulara 15 dakika geç gitmeyi adet haline getirin. Bir gün, haklı sebepten de olsa geç kaldığında küplere binin.

10. Hatta randevulara hiç gitmeyin. Sözlerinizin hiç birini tutmayın.

11. Sizi kentin en pahalı restoranlarından birine götürmesini sağlayın; yemek gelince de yüksek sesle porsiyonların küçüklüğünden yakının. Ya da kıtlıktan çıkmış gibi yiyin.

12. Evinizin en göze çarpan köşesine eski erkek arkadaşınızın çerçeveli resmini asın.

13. Yatak yapmayı, ütülemeyi, yemek pişirmeyi, temizlik yapmayı bilmemezlikten gelin.

14. İlk öpüştüğünüzde dilinizi boğazına kadar sokun.

15. İzinizi bırakın: boynunun görülebilecek bir yerini İsırın.

16. O evinden bir başka yere taşınırken, münasip bir biçimde tatile çıkın.

17. Bir başka erkek arkadaşınız olduğunu söylemeyi unutuvermiş olun.

18. Onu iş yerinde ziyarete gittiğinizde, amiri ya da daha iyisi memuru ile kesişin.

19. Arkadaşlarının yanında küçük düşürün.

20. Annesini eleştirin. Ebeveynini ziyerete gittiğinizde, onun hiç sevmediği elbisenizi bilhassa giyin. En yakın akrabalarının, kardeşinin falan adını unutun.

21. Sözüm ona size hediye aldığı ütü, ekmek kızartma makinesi, mikser gibi ev eşyalarını yılbaşında annesine hediye edin.

22. En sevdiği dostunu sürekli eleştirin.

23. Vereceği partiden önce en ilgisiz konuda kavga çıkarın ve bütün gece suratınızı asın.

24. Gideceğiniz partide kravat takma mecburiyeti olduğunu söylemeyin.

25. O arabayı sürerken sürekli karışın; arabanın orasına burasına tutunun; frene basıyormuş gibi yapın.

26. Siz arabayı kullanırken, kaybolsanız bile durup yön sormayı reddedin.

27. Film seyrederken elini tutmayın.

28. Esprilerine gülmeyin.

29. Michelle Pfeiffer`ı beğendiğinde hakarete uğramış gibi bozulun; Daniel Day-Lewis`i seyrederken kendinizden geçin, alkışlayın.

30. Eski kız arkadaşlarıyla dalga geçin.

31. Aşka hazırlık safhasında, anatomisinin aşağı kısımlarında rastgele bir şeyi tutun ve "Bu mu?!" diye sorun.

32. Sevişirken onun adı hariç, kendinizinki dahil herhangi bir ad haykırın.

34. Uyumak istediğinde, okumasanız da gece lambasını açık tutun.

35. Uyurken kol ve bacaklarınızla ahtapot gibi ona sarılın ki sabaha kadar bütün vücudu uyuşmuş olsun.

36. Çalar saatin sizin tarafınızda olmasında İsrar edin ama çaldığında, erişemeyeceğini bilerek, uyumayı sürdürün.

37. Her gece, o, yatağa girmenizi beklerken cilt bakımınızı son kerte yavaş yapın; çantanızı baştan düzeltin; bozuk paraları etajerin üzerine büyük bir itina ile yavaş yavaş dizin. Sonra, yosunlu maskeyle yatın.

38. İlişkinizi, gelecek kuşaklar için görüntüleyin; daha doğal oluyor diye hazırlıksızken fotoğrafını çekin.

39. Arkadaşlarınızla saatlerce telefonda konuşun; sonra o sizinle konuşmak istediğinde yorgun olduğunuzu, TV seyretmek istediğinizi söyleyin.

40. TV seyrederken, uzaktan kumanda ile kanalları durmaksızın değiştirerek kıvançla el maharetinizi gösterin.

41. Tam gazetesini, dergisini ya da kitabını okumak istediğinde TV`yi açıp sadece hanımlara hitap eden bir programı seyredin.

42. Ne okuduğunu görmek için elinden kitabı alın ve sayfayı kaybedin.

43. O tam gazete okuyacakken, ayağınızı kucağına uzatın ve ovmasını söyleyin.

44. TV`de heyecanla maç seyrederken odaya girip kanalı değiştirin; "Bu belgeseli kaçıramazsın" deyin.

45. "Meyve yemek ister misin?" diye sorun ve onun kalkıp getirmesini bekleyin.

46. O dışarı yemek almaya giderken aç olmadığınızı söyleyin. Sonra o yerken ağzınızın suları aksın; başınızı yana eğip, size de vermek zorunda kalıncaya kadar sessizce onu seyredin.

47. Sürekli ovulmak isteyin ama onu ovmak için hiç oralı olmayın.

48. O ilk önce ovarsa sizin de onu ovacağınıza söz verin; sonra uyuyakalın.

49. Evlilik lafı edildiğinde yüzünüz kireç gibi bembeyaz olsun.

50. Ne konuştuğunun farkında olmadığını söyleyin.

51. Konuşurken dinlemeyin.

52. Telefonda konuşurken esneyin ve o sırada uzandığınızdan rehavet çöktüğünü bahane edin.

53. Gününün nasıl geçtiğini sorun; sözünü kesin ve kendi gününüzü anlatın.

54. Gününün nasıl geçtiğini sorun; sonra öbür odaya geçin.

55. Gününün nasıl geçtiğini sormayın.

56. Arkadaşlara bir olayı tatlı tatlı anlatırken ortasında sözünü kesin ve siz bitirin.

57. Onun her gün biteviye yaptığı olağan bir işi siz yaptığınızda iltifat bekleyin.

58. Sizi sevdiğinizi söylediğinde boş gözlerle bakın.

59. Her fırsatta, "Ben demedim mi?" deyin.

60. Suratınızı asın; "Neyin var canım benim?" diye sorduğunda, "Hiç!" deyin.

61. Canınızın bir şeye sıkıldığını bildiğini bildiğinizi bildiğinde bile hala "Hiç!" deyin.

62. Nihayet, "Neyin var canım benim?" demekten vaz geçtiğinde kırılın ve artık duygularınıza eskisi kadar önem vermediği için serzenişte bulunun.

63. çok büyük bir kavgadan sonra hiçbir şey olmamış gibi davranın ve yapmakta olduğunuz video kliple ilgili alakasız bir soruyu sakince sorun.

64. çumartesi günü hasta yatağında yatarken, arkadaşlarınızı davet edin ve iskambil oynayın.

65. Kilo aldığında, yerçekimsel özürlü olduğunu bilhassa belirtin.

66. Kilo vermek istediğinde, eski erkek arkadaşınızın egzersiz programını ya da gıda rejimini tavsiye edin.

67. Ona, kendi görsel zevkiniz için, en sevdiğiniz erkek artistin egzersiz videosunu alın.

68. Yeni saç traşı olduğunda aldırmayın, farkına varmayın.

69. Yeni aldığı elbisenin yakışıp yakışmadığını sorduğunda, gözünüzü TV`den ayırmadan yakıştığını söyleyin. Daha sonra baktığınızda, "A, bunu mu giyiyordun?" diye sorun.

70. Ona, `bitirim, son kerte yakışıklı` artist ve modellerin sizi hiiiç mi hiç ilgilendirmediğini, hep *onu* tercih ettiğinizi gereksiz yere, durup dururken anımsatın.

71. Onu, eski erkek arkadaşınızla sürekli karşılaştırıp, "Hayatım, o saçımın dağınık kalmasına hiç aldırış etmezdi" gibi bir laf edin.

72. Her yaşgününde, ilk verdiğinizde çok sevdiği tişörtün hep benzerlerini alın.

73. Onun yaşgününde, kendi gitmek istediğiniz bir etkinliğe bilet alın.

74. Kutlanacak herhangi bir günde, aslında kendinizin istediği bir şeyi hediye edin.

75. Yaşgününde ne istediğini yüzde yüz bildiğiniz halde, daha fazla memnun olacağına `emin` olduğunuz bambaşka bir şeyi alın.

76. Yaşgününü unutun; sonra üstünde üzgün bakışlı bir enik olan bir kart atın.

77. Yıllık tatil için birlikte biriktirdiğiniz parayla makyaj malzemesi alın.

78. Evi kendi zevkinize göre yeniden döşeyerek ona sürpriz yapın. Başka erkeklerle olan anılarınızı canlandıracak şeylerle süsleyin.

79. Tanınmayacak hale gelmiş eşyaları bile bir gün faydası olur diye atmayın.

80. İçine giremeseniz bile lise yıllarından kalan buluzunuzu giyin ve "öldu!" deyin.

81. Eve kedi almakta İsrar edin; başaramazsanız, evdeki bütün çiçeklere ad koyun.

82. önunla konuşacağınıza kedinizle konuşun.

83. Köpeği önüne gelene havlamaya ve saldırmaya başladığında, "Eğitilmesi için, artık köpeği okula gönderme zamanı geldi" deyin.

84. Mırın kırın ettikten sonra kuru temizleyiciden kerhen aldığınız elbisesini, kedinin üzerinde uyuması için yatağın üzerine fırlatın.

85. Sorulmadan, evin bütçesini dengelemek için öğütte bulunun.

86. Alışveriş sırası size geldiğinde, mümkün olduğunca, donmuş yiyecek alın.

87. Buz küpleri yapmaya yarar şeyi buzluğa susuz koyun.

88. İşten eve geldiğinde, akşam yemeği için eksik malzemeyi almak üzere, en yakını iki km ötede olan şarküteriye gönderin.

89. Kırk yılın başında, içinden geldiği için özene bezene yaptığı enfes yemeği TV seyrederek yiyin.

90. Kırk yılın başında, içinden geldiği için özene bezene yaptığı enfes yemeğin içine tuz başta olmak üzere her türlü baharatı koyun.

91. Kırk yılın başında, içinden geldiği için özene bezene yemek yaptıktan sonra, sızlanarak o gün hamburger yemek istediğinizi söyleyin.

92. Kırk yılın başında, içinden geldiği için özene bezene hazırladığı yemeği sizinle paylaşma girişiminde bulunma cesaretini kırın.

93. Kırk yılın başında, içinden geldiği için size yemek yapmak istediğinde ailenizden birinin çok iyi yaptığı bir yemeği yapmasını isteyin; tattıktan sonra yüzünüzü buruşturun.

94. Yemek pişirmesinin sizinki kadar iyi olmadığını söyleyin. Ancak, çok meşgul olduğunuzdan yemek pişirmeye ayıracak vaktiniz olmamış olsun.

95. çamaşır yıkama sırasının ona geldiği hafta, her gün üç kez elbise değiştirin. Hatta bir saat için giydiğiniz buluzu, katlayıp şifoniyere koymaktansa kirliye atmanın daha kolay, her duştan sonra havlunuzu değiştirmenin bayağı yararlı olduğunu birden farkedin.

96. Kan lekeli donlarınızı ortalıkta bırakın.

97. Tuvalet kağıdı bitince, bilhassa bir yolculuk için bir süre kent dışına gidecekseniz, ruloyu değiştirmeyin.

98. Traş losyonu yerine bol bol kullanmaya bayıldığı cilt temizleme losyonunuzu saklamayı ihmal etmeyin.

99. Islak havlunuzu yatağın üzerine, onun yattığı kısma fırlatın.

100. Asetonla temizlenemiyorsa temizlemeye, mutfak bıçağıyla düzeltilemiyorsa düzeltmeye değmez diye düşünün. 101. ö hazır olmasa bile garsona sipariş vermeye hazır olduğunuzu söyleyin.

102. öna sormadan onun için de siparişi verin.

103. Kendisine ait olmayan siyasi görüşleri ona atfedin.

104. Başınızdan geçen tatlı bir olayı anımsatın ve anlamsız gözlerle baktığını görünce, "öyle ya, o sen değildin" deyin.

105. Başka erkeklerle olan ilişkilerinizde belirsiz olun; sürekli tahmin etmeye çalışsın.

106. Yapılması gerekli bir şeyi gelecek hafta yapacağınızı söyleyin.

107. Yapılması gerekli bir şeyi gelecek hafta sonu yapacağınızı söyleyin.

108. Yapılması gerekli bir şeyi `yakında` yapacağınızı söyleyin.

109. Her şeyi baş ağrınıza yükleyin.

110. Annesi geldiğinde, abonesi olduğunuz Playgirl türü derginin ortalıkta gözükmesini sağlayın.

111. Kileri temizleyeceğinize söz verin; sonra sadece içindekilerin yerini değiştirin.

112. Evdeki hayvanın sizi daha fazla sevdiğini söyleyin.

113. Bir spora başlayın ama gerçekte sadece TV`den seyredin.

114. Eve yeni alınan bir aletin işletme talimatını "Bir moron bile bunu işletebilir" diyerek okumayı reddedin; sonra bozduğunuzda kabahatı fabrikada bulun.

115. Onun fütursuz alışveriş huyu üzerine ileri geri konuşun; sonra gidip yarım düzine çift ayakkabı alın.

116. Ertesi çarşıda bir çift daha alın; fazla mal göz çıkarmaz.

117. Sabah kendinize kahve yaptıktan sonra sütü dışarıda bırakın.
118. Yalancı tırnaklarınız salatanın içinden çıksın.

119. Dişinizi ilk önce siz fırçalayın ve macun köpük ve artığını lavabodan temizlemeyin.

120. Yatmadan önce banyoyu önce siz kullanın ve her yere su sıçratın. Naylon çoraplarınız ipte asılı, kanlı tamponlarınız yerde atılı kalsın.

121. Sorduğunda, evlenmek istediğinizi ama zamanını bilmediğinizi söyleyin.

122. Sorduğunda, `işler yoluna girdiğinde` evlenmek istediğinizi söyleyin.

123. Sorduğunda, `belki gelecek yıl` evlenmek istediğinizi söyleyin.

124. Kafası çok fena bozukken çocuk taklidi yaparak konuşun.

125. Kavgadan sonra çiçek gönderin ve artık herşeyin eskisinden daha iyi, güllük gülistanlık olduğunu varsayın.

126. Kilo vermeye çalışırken, "Harika görünüyorsun hayatım, tatlını yiyebilirsin" deyin; sonra geçen yılın pantalonlarına sığmadığını söyleyin.

127. Kendiniz 10 kg aldıktan sonra onun 2 kilo alması ile alay edin.

128. Hayatınızda onu hiç sakallı görmediğiniz halde a-acayip yakışacağını beyan edin.

129. Yetişkin hayatı boyunca bıraktığı sakal ve saçlarını dibinden kestikten sonra uzun saç ve sakalı ne denli çok sevdiğinizi söyleyin.

130. Saçınızı onunkinden daha kısa kesin.
131. Aşikar bir yalan söylemekten sakının. Kilolu görünüp görünmediğini sorduğunda "Yo, *aslında* hayır" deyin.

132. Sözde kompliman yapın; kaş yapayım derken, göz çıkarın: "Siyah da çok ince gösteriyor", "çildin de bayağı düzeldi" falan deyin.

133. Ah bir anlayabildiğinizde, kaygılarını tartışmaktan nasıl da mutluluk duyacağınızı belirtin.

134. Okumak için gece lambasını açık tuttuğunda şiddetle itiraz edin ama o uyumak istediğinde siz okumak için açık tutun.

135. Yatak odanızdaki TV`nin bir süre sonra kendiliğinden kapanacağı konusunda onu temin edin; sonra sabaha karşı söndürmek için kalkmak zorunda kaldığını gizlice ve haince seyredin.

136. Çamaşırlarınızı etraftan toplamayın; sonra "Burası darmadağın" diye yakının.

137. 3 yastıkta ısrar edin; o uyuduktan sonra onun tek yastığını da çalın.

138. Yorganın onun üstündeki kısmını da üstünüze çekin, donsun.
fıkranın devamı

Avrupa ve Amerika'da 2-9 yaş çocuklara Tanrı'ya ilişkin düşüncelerini sormuşlar. Dinsel eğitimin bir parçası olarak çocuklara Tanrı'ya bir mektup yazın ve duygularınızı isteklerinizi anlatın demişler.. Ve işte cevaplar:

1. Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur. Seni seven Eric --5 yaşında-
Not: Noel Baba'nın olmadığını biliyorum.

2. Canım canım Tanrı,
Astronotları öyle yukari firlatip firfir döndürmelerinden ödüm kopuyor. N'olur onların bizim evin çatısına düşmelerine izin verme.
Dostun Norman --4.5 yaşında-

3. Sevgili Tanrım,
insanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun?
Jane --6 yaşında-

4. Sevgili Tanrı,
Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsın.
Bruce --4 yaşında-

5. Sevgili Tanrı,
Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma.
Sevgilerle.
Martin --5 yaşında-

6. Sevgili Tanrı,
Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. Nolur söyle ona bir daha öyle yapmasın.
Ellen --3 yaşynda-

7. Sevgili Tanrı,
Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor: Eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.
Harriet Ann --6 yaşında-

8. Sevgili Tanrı,
Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
Mark --8 yaşında-

9. Tanrı'cım,
Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.
Nan --5 yaşında-

10. Sevgili Tanrım,
Ne diye bu kadar çok insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın?
J.B. --7 yaşında-

11. Tanrım,
Insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.
Audrey --8 yaşında-

12. Sevgili Tanrı,
Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.
Jodie --6.5 yaşında-

13. Sevgili Tanrı,
Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar.
Teddy --9 yaşında-

14. Sevgili Tanrı,
Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var.
Norman --6 yaşında-

15. Tanrım,
Şişman olunca kimse senin arkadaşın olmak istemiyor.
Billy Jean --9 yaşında-

16. Sevgili Tanrım,
Oğlanlar kızlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.
Sylvia --5 yaşında-

17. Sevgili Tanrı,
Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına?
John --8 yaşında-

18. Sevgili Tanrı,
Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Norman --4 yaşında-

19. Tanrım,
İncil'de neden hiç karının adi geçmiyor? Yoksa İncil'i yazarken daha evlenmemiş miydiniz?
Larry --6 yaşında-

20. Sevgili Tanrım,
Tamam incil'de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım?
Sevgiler, Teresa --5 yaşında-

21. Sevgili Tanrı,
Tanrı oldugunu nasıl bilebildin?
Charlene --3 yaşında-

22. Sevgili Tanrı,
Senin yaşına geldiğimde tıpkı senin gibi olmak istiyorum. Tamam mı?
Tommy --4 yaşında-

23. Sevgili Tanrım,
Eger Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.
Michelle --6 yaşında-

Alıntıdır
fıkranın devamı

Karadenizde turistin biri bir dükkandan alışveriş yapmış. Para olarakta 10 dolar vermiş. Ancak karadenizli bakkal doların gerçek mi sahtemi olduğundan emin olup olmadığından araştırırken o sırada içeri Temel girmiş problemin ne olduğunu sormuş. Bakkal durumu anlatınca Temel
- O kolay ver bakalım parayı
deyip doları eline alıp paranın bir arka birde ön yüzüne bakıp hemen
- Kesin sahte alma bu doları
demiş.
Bakkal
- Paranın sahte olduğunu hemen nasıl anladın
diye sorunca Temel gayet emin bir şekilde cevap verir
- Çünkü bu paranın hiç bir yüzünde Atatürk resmi yokta ondan anladım
demiş.
fıkranın devamı

Temel amansız bir hastalığa yakalanmış. Doktor doktor dolaşmış, en sonunda bir doktor onun hastalığının bir çaresi olduğunu, yeni doğum yapmış bir kadının memesinden süt emerse iyileşebileceğini söylemiş. Temel her zaman gittiği kahveye gidip oturmuş ve kara kara düşünmeye başlamış. O sırada arkadaşı İdris gelip Temel'in durumunu görmüş ve derdinin ne olduğunu sormuş. Temel durumu anlatınca,
- Uşağum bundan kolay ne var? Benim hanım 2 ay önce doğum yaptı. Hergün gelir emersin.
Bunu duyan Temel sevinçten uçmuş. Hergün İdris'in evine gidiyor ve sütünün içiyormuş. Bir gün İdris'in karısı kendisini emen Temel'e bakıp işveli bir şekilde,
- Uşağum başka canın çeken bir şey varsa isteyebilirsin, haçan seni memnun etmek isteyrum.
Deyince Temel hemen aklından geçeni söyleyivermiş:
- Uy bacum yanında bir-iki tane bisküvi olsa ne iyi olirdi da.
fıkranın devamı

Çırılçıplak soyunan Temel denize girer, çıktığında
kıyafetlerini bıraktığı yerde bulamaz. Elleriyle önünü kapatarak otele dönen Temel'i arkadaşı Dursun görür. Temel başına geleni anlatınca Dursun güler.
Ula salak uşağum, orani kapatana kadar yüzünü
kapat. Oni kim tanıyacak...
fıkranın devamı

Yeni eve taşınan Cemal duvar kağıdı siparişi edecek, ne kadar gideceğini bilmiyor. Dekoratör Temel yeni kağıt yaptırdı bilir, diyorlar. Temel'e danışan Cemal otuzyedi top sipariş ediyor, iş bitince on üç top artıyor. Cemal merak içinde Temel'e durumu anlatınca,
- Tesadüfe pak, bende de onüç top artmışti.
fıkranın devamı

Temel eli yanağında acılar içinde yürürken bir arkadaşına rastlar. Derdini anlatınca arkadaşı şöyle der:
- Benim ne zaman dişim ağrısa, karımın o huzurlu kolları arasına girer ve uyurum, bütün sızım geçer...
Temel sorar:
- Çok iyi uşağum! Peçi senin hanum evde midur ki pi gitsem?
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama