Anlatmam Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca , şeytanın hilelerini kürsüden sıkça tekrarlayarak anlatırmış. Cemaatte uygulamasını göremeyince, bir gün vaaz...
fıkranın devamı


Dünyanın en komik kazası:
Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili şefine yazdigi mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
.Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu,
.Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım.
.İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
.Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
.İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
.Bütün tuğlaları varile doldurdum.
.Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
.İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve saşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
.Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın kırıldığını hissetim.
.Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
.Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık! Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
.Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm! Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.

fıkranın devamı


Orta okul oğrencisi kahramanımız, babasının omuzuna dokunarak, sorar:
-Baba, okulda ders verdiler, "plitika nedir", anlatmamız lazım. Nedir politika?

Baba oğlunun yaşına uygun bir formül bulur:

-Bak yavrum, şimdi şu kelimeleri iyice aklında tut.. Ben ücretli calışıyorum, buna KAPİTALİZİM diyoruz. Parayı nasıl yöneteceğimize annen karar veriyor, ona HÜKÜMET de. Hepimiz aslında senin için cabalıyoruz, sen HALK'sın. Bebek kardeşine bakan dadın, İŞCİ SINIFI. Kardeşini de GELECEK diye düşün. Şimdi bunları böyle ezberle, yarın kahvaltıda sana politikayı anlatırım.

Oğlan bunları ezberler, akşam olur, her kez yatar. Gece bizimki, kardeşi küçük bebeğin ağlamasıyla uyanır. Gider bebeğin odasına bebek altını kirletmiş ağlamaktadır. Annesinin odasına girer, annesi derin bir uyku cekmektedir, uyanamaz. Dadısının odasına gider, bir bakar ki, babası dadısını beceriyor, "bebek ağlıyor" demesine hic aldırıs eden bir halleri yok. Bizimkisi arkasını döner, ve isyan ede ede yatar.

Ertesi sabah kahvaltıda babasına şöyle der:

-Baba ben politika neymiş cözdüm.
-söyle neymiş bakalim yavrum? Diye sorar babası..
-HÜKÜMET uyurken, KAPİTALİZİM İŞCİ SINIFINI s*kiyor, HALK isyanlarda ve kimsenin umrunda değil ve geleceğimiz böylece bok içinde..

fıkranın devamı

Büyükşehir Belediyesi kuruluşlarından KIPTAŞ'ın Genel MüdürYardımcısı, sevgili Emin Batu...
fıkranın devamı

Bardaki taburede oturan kör adamın biri barmene;
- ''Hey! Bir sarışın fıkrası duymak istermisin?'' demiş.
Barmen birden tamamıyle sessizleşmiş. Yanındaki adam fısıltı ile ona;
- ''Fıkrayı anlatmadan önce bilmen gereken bir şey var barmen sarışın, fedai sarışın, ben de 1.95 boyunda, 200 kg ağırlığında karatede kara kuşaklı bir sarışınım. Bununla birlikte yanımda oturan adam 2.02 boyunda, 225 kilo ağırlığında sarışın bir halterci. Senin sağındaki arkadaş ise 2.20 boyunda, 300 kg ağırlığında sarışın bir güreşçi. Bunu ciddi olarak düşün bayım. Hala bu fıkrayı anlatmak istiyormusun?''
Kör adam;
- ''Hayır, en az beş kez açıklamak zorunda kalırım''...
fıkranın devamı

Çevreci kuruluşlara üye olan iki sevgilinin kaygası
- Yaaa Buket nedir bu rezillik ya. Biz doğallıktan bahsediyoruz. Sen makyaj yapıyorsun?
-Aman Murat o kadarda değil artık bırak biraz güzel gözükelim.
-Güzellik mi? Sen buna güzellikmi diyorsun ya. Ben seni çevreyi temiz tutalım eyleminde çöp tenekesi kılığına girdiğin şeklinle sevdim kızım!
- Ay iyide ömrümün sonuna kadar çöp tenekesi olarak dolaşacak değilim ya Murat.
- Hem ona bakarsan sende hakiki deri ayakkabı giyiyorsun. Kim bilir hangi hayvanı öldürüp derisinden ayakkabı yaptılar. Ben hiç olmazsa bez ayakkabı giyiyorum.
- Yaaa kızım bana anlatma tamammı. Daha dün inci kolye takıyodun.
İncilerin nereden çıktığını anlatmama gerek yok heralde.
- CimBom maçında yaktığın sis bombasının çevreye verdiği zararı, havaya verdiği kirliligi görmemezlikten gelmiştim ama doğrusu şimdi söylemeden edemiycem.
- Hahhh şuna bak. Yolda yürürken yerdeki izmariti farketmeden geçtiğin günü hatırlıyorsun değilmi. Onu geri dönüp ben almıştım yerden Buket !
- Suna bak patlak eksozla param yok diye 1 ay trafikte dolaşıp çevreyi kirleten bendim sanki!
- Et-Mangal ziyafetine gidende sendin Buket hanım!
- Yokkk canım. Boğazdan petrol geçirilmesini engellemek için boğaza eyleme gittiğimde ben hastayım diye evde kalanda sendin ona bakarsan...
fıkranın devamı

Dünyanın en komik kazası:
Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili şefine yazdigi mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
.Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu,
.Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım.
.İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
.Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
.İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
.Bütün tuğlaları varile doldurdum.
.Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
.İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve saşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
.Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın kırıldığını hissetim.
.Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
.Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık! Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
.Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm! Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
fıkranın devamı

Orta okul oğrencisi kahramanımız, babasının omuzuna dokunarak, sorar:
-Baba, okulda ders verdiler, "plitika nedir", anlatmamız lazım. Nedir politika?

Baba oğlunun yaşına uygun bir formül bulur:

-Bak yavrum, şimdi şu kelimeleri iyice aklında tut.. Ben ücretli calışıyorum, buna KAPİTALİZİM diyoruz. Parayı nasıl yöneteceğimize annen karar veriyor, ona HÜKÜMET de. Hepimiz aslında senin için cabalıyoruz, sen HALK'sın. Bebek kardeşine bakan dadın, İŞCİ SINIFI. Kardeşini de GELECEK diye düşün. Şimdi bunları böyle ezberle, yarın kahvaltıda sana politikayı anlatırım.

Oğlan bunları ezberler, akşam olur, her kez yatar. Gece bizimki, kardeşi küçük bebeğin ağlamasıyla uyanır. Gider bebeğin odasına bebek altını kirletmiş ağlamaktadır. Annesinin odasına girer, annesi derin bir uyku cekmektedir, uyanamaz. Dadısının odasına gider, bir bakar ki, babası dadısını beceriyor, "bebek ağlıyor" demesine hic aldırıs eden bir halleri yok. Bizimkisi arkasını döner, ve isyan ede ede yatar.

Ertesi sabah kahvaltıda babasına şöyle der:

-Baba ben politika neymiş cözdüm.
-söyle neymiş bakalim yavrum? Diye sorar babası..
-HÜKÜMET uyurken, KAPİTALİZİM İŞCİ SINIFINI s*kiyor, HALK isyanlarda ve kimsenin umrunda değil ve geleceğimiz böylece bok içinde..
fıkranın devamı

Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an gözgöze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş. ''Ey insanoglu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edecegim'' demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra agzında bir altın lira ile dönmüş ve ''Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altın lira verecegim!'' demiş. Oduncu altını bozdurmuş ve evinde ogün şenlik olmuş. Ailesid ahil hiç kimseye olanı bite4ni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştıgı için durumunun düzeldigini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu hergün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Birgün oduncu agır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluga alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oglunu yanına çagırmış ve yılanın sırrını anlatmış. ''Kör kuyunun başına git ve oglum oldugunu söyle; yılan sana altın verecek!'' demiş. Oglu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oglu olduguna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oglan önce inanmadıgı hikayenin gerçek oldugunu görünce hırsa kapılmış, ''Kimbilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!'' diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyrugunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oglanı sokmuş ve öldürmüş. Akşam yaklaşıp da oglu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatagından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oglu cansız yatıyor. Yılanda o anda görünmüş; kuyrugu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oglu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı...
''Hatalı olan oglum olmalı!'' demiş ve yılandan özür dilemiş. ''Tekrar dost olalım!'' demiş. Yılan ise acı acı gülümsemiş: ''ÇOk isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!'' demiş.
fıkranın devamı

Ortaokul ogrencisi kahramanimiz, babasinin omuzuna dokunur, sorar:
- Baba, okulda ders verdiler, "Politika nedir", anlatmamiz lazim. Nedir
politika?
Baba oglunun yasina uygun bir formul bulur:
- Bak yavrum, simdi su kelimeleri iyice aklinda tut... Ben ucretli
calisiyorum, buna KAPITALIZM diyoruz. Parayi nasil harcayacagimiza annen karar veriyor, ona HUKUMET de. Hepimiz aslinda senin icin cabaliyoruz, sen HALKsin. Bebek kardesine bakan dadin, ISCI SINIFI. Kardesini de GELECEK diye dusun. Simdi bunlari boyle ezberle, yarin kahvaltida sana politikayi anlatirim.
Oglan bunlari ezberler, aksam olur, herkes yatar. Gece bizimki, kardesi
kucuk bebegin aglamasiyla uyanir. Gider bebegin odasina, bebek altini
kirletilmis aglamaktadir. Annesinin odasine girer, annesi derin bir uyku
cekmektedir, uyanmaz. Dadinin odasina gider, bir bakar ki, babasi dadisiyla
ayni yatakta, "Bebek agliyor" demesine hic aldiris eden bir halleri yok.
Bizimkisi gerisin geriye doner, yatar...
Ertesi sabah kahvaltida babasina,
"Baba ben politika neymis anladim" der. Babasi "Neymis soyle bakalim" diye sorunca anlatir:
"KAPITALIZM, ISCI SINIFINI beceriyor. Bu arada HUKUMET uyuyor. HALK kimsenin umurunda degil. Ve de GELECEK bok icinde..."

fıkranın devamı

Olay mekanı bir bar. Herkes kendi havasında içki, sigara gırla gidiyor.Bu sırada bir adam bara yanaşıyor.
- "Barmen, bana özel içkimden bir şişe hazırla", diyor ve geçiyor boş bir masaya kasıla kasıla oturuyor. Yan masada biri bunu hafif hafif kesiyor.Bizimkinin içkisi geliyor. Yan masadaki dayanamıyor, soruyor :
- "Ne özelliği var senin bu içkinin", diye.
Adam,
- "Aslında kimseye anlatmam ama, bu gece şanlısın sana göstereceğim diyor
ve meraklı ile birlikte barın bulunduğu binanın terasına çıkıyorlar.
Adam ,
- "Seyret şimdi aşağı atlayacam ve tam 5. katın balkonunun yanından geçerken zınk diye duracağım", diyor.Önce yarım kadeh içki içiyor sonra kendini aşağı atıyor.Gerçekten de
5. kata geldiğinde bir anda duruyor. Sonra tekrar terasa çıkıyor.Bizim meraklı şaşkın tabi. Ama şüpheci şüpheci baktığını görünce adam bu defa yarımdan biraz fazla dolduruyor bardağı.
- "Şimdi ise 3. katta duracam ", diyerek atıyor kendini aşağıya.Bu defa da yine, dediği gibi 3. katın balkonunun yanından geçerken
zınk diye duruveriyor. İçeri girip gene terasa, meraklının yanına geliyor. Elindeki kadehi meraklıya uzatıp:
- "Denermisin ?" diye soruyor.
- "Tabi ", diyor meraklı. Hemen yarım bardak da o içiyor sonra da kendini terastan aşağı bırakıyor.
- "Ne yazık ne yazık ben aldanmışım", demiştir galiba son sözünde.Maalesef bizim meraklı yere çakılıyor. Ambulans falan geliyor, kazımak
için yerden. Adam ise hiç istifini bozmadan aşağı, bara geri iniyor,elinde şişesi. Bardan, ne olduğuna bakmaya çıkanlar birer birer
içeri giriyorlar. Barmen de cık cık ederek içeri giriyo. Doğru bizimkinin masasına yöneliyo. Yüzünde kızgın bir ifade:

- "Ulan Süpermen, içince acayip puşt oluyon ha!!"
fıkranın devamı

Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili şefine yazdigi mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
•Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama