Anneanne Fıkraları

loading...


Çocuk annesine sormuş birgün;
-Anaciğim kafandaki saçların neden beyazlıyor senin?
Annesi;
-Yavrum, sen beni her üzdüğünde saçımın bir tel beyazlıyor, elbette sebepsiz değil!
Çocuk annesinin duyacağı tonda başlamış cevabı yorumlamaya;
Hıı şimdi anlaşıldı, anneannemin saçları neden bembeyaz olmuş!

fıkranın devamı


Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi: "Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!" "Evet seni dinliyoruz..?" "Benim anneannemin bebegi olur mu???" Ogretmen tabi cok sasirmis ama "anneanneler bebek yapmak icin biraz yaslidirlar" diye gülumsemis.. Bizim bidik yine sormus: "Peki annemin bebegi olur mu??" Ogretmen cevaplamis: "Annelerin bebegi olur ama yaslari ilerledikce bebekleri olma ihtimali de azalir" Derken kucuk kiz "Peki ogretmenim.."demis.. "ya benim bebegim olurmu??" Ogretmen gulmus: "Canim senin yasin daha cok kucuk, olur mu oyle sey??" Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri bagirmis: "BAAAAAK!!! BEN SANA BISEY OLMAZ DEMEMIS MIYDIM".

fıkranın devamı


Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa`nın resmi önünde dua ediyor.
-Tanrımın anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver.Güle güle anneanne...
Bir anlam verememiş bu duaya...Ancak ertesi gün acı haber gelmiş.Anneenne sizlere ömür...
Ertesi hafta adam bakmış çocuk yine duada :
-Tanrım anneme babama uzun ömür ver.Gülegüle büyük baba...Ertesi gün büyük baba vefat eder...
Bir hafta sonra adam bakmış küçük çocuk yine duada :
-Tanrım anneme uzun ömür ver. Güle güle baba...
Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmip yatmış.Tetkikler, tahliller, kalp
elektrosu, röntgen çekimleri...Sapasağlam.
Bakmış karısı iki gözü iki çeşme ağluyor.
-Ne oldu hanım.
-Bizim postacı, demiş hanım.Ne iyi adamdı.Bugün haber aldım.Ölmüş!!!!

fıkranın devamı


Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi: "Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!" "Evet seni dinliyoruz..?" "Benim anneannemin bebegi olur mu???" Ogretmen tabi cok sasirmis ama "anneanneler bebek yapmak icin biraz yaslidirlar" diye gülumsemis.. Bizim bidik yine sormus: "Peki annemin bebegi olur mu??" Ogretmen cevaplamis: "Annelerin bebegi olur ama yaslari ilerledikce bebekleri olma ihtimali de azalir" Derken kucuk kiz "Peki ogretmenim.."demis.. "ya benim bebegim olurmu??" Ogretmen gulmus: "Canim senin yasin daha cok kucuk, olur mu oyle sey??" Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri bagirmis: "BAAAAAK!!! BEN SANA BISEY OLMAZ DEMEMIS MIYDIM".



fıkranın devamı


Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi: "Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!" "Evet seni dinliyoruz..?" "Benim anneannemin bebegi olur mu???" Ogretmen tabi cok sasirmis ama "anneanneler bebek yapmak icin biraz yaslidirlar" diye gülumsemis.. Bizim bidik yine sormus: "Peki annemin bebegi olur mu??" Ogretmen cevaplamis: "Annelerin bebegi olur ama yaslari ilerledikce bebekleri olma ihtimali de azalir" Derken kucuk kiz "Peki ogretmenim.."demis.. "ya benim bebegim olurmu??" Ogretmen gulmus: "Canim senin yasin daha cok kucuk, olur mu oyle sey??" Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri bagirmis: "BAAAAAK!!! BEN SANA BISEY OLMAZ DEMEMIS MIYDIM".

fıkranın devamı

Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi: -"Ogretmenim ben bisey sormak ist...
fıkranın devamı

Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa`nın resmi önünde dua ediyor.-Tanrımın anneme, babama, b
fıkranın devamı

Bizim sülale Rize'lidir; ben de dahil. Yıl 1992 veya 1993 tam hatırlamıyorum. İstanbul'dan Karabük'e anneannemle yaptığım çileli otobüs seyahatini sizlerle paylaşmak isterim. Önce çok direndim. Kaybedeceğim karizmamın hasretini çekmeye başlamıştım bile. Teyzem ki; onu çok severim ,sırf onun hatırına kabul ettim bu kahır yolculuğunu...

Karabük gibi bir yere giden otobüs'e Türkiye'nin seçme güzelleri binmiş bir de.

-Eyvah! dedim, içimden.Her zaman hacı otobüsüne rastlardım anasını satiim. Bu ne yaaa!
Otobüse bindik ve kahır başladı. 10 dakika sonra anneannem:
-Celduk mi?
-Yok anneanne daha Topkapı'dayız.
-Orasi neredur?
-Yani daha İstanbul'dayız.
-Ula ne tersun!
.....
O soruyor ben cevap veriyorum. Yan koltukta kızlar. Onlarla sohbet edebilmek için bahane kollamaya çalışırken anneannem:

- Ha boyle orospilardan almayasun ha! Yoksa sağa hakkumi helal etmem. Namazinda Kuraninda kapali bi kiz bul çendune.

-Haydaaaaa. Anneanne yavaş konuş duyacak kızlar.
-Yok duymaz o. Sağur zaten. Bak kulaklarina bişey var. Kulaklari sağir ya ondan.
-Anneanne o müzik dinliyo onunla. Ama yine de yavaş konuş.

Bu arada kızlardan biri kikiriki diye gülmeye başlamıştı. Herhalde anneannemin ona yakıştırdığı sıfata meyilli bir hatundu.

......

Maltepe; E5 karayolu üzerinde orta şeritteyiz hala. Çünkü trafik çok yoğun. Tıkanmışcasına yoğun. Bizim otobüs sabit. Yan şeritteki otobüs yavaş yavaş ilerliyor. Anneannem de cam kenarında oturuyor.

-Vuuu, pokiyeeeen. Ula niye ceriye doğri cideyruuuk? Bu şofore iş yok. Pen kullanacağum otobusi.
-Anneanne sen bırak. 8 saatlik yol dayanamazsın. Uyu sen. Ben de arka tarafta muavinle takılırım.

Kabanımı yastık yapıverdim anneannem için. Anneannem uyudu. Ben de arkada muavinle sigara içiyorum. O zamanlar sigara serbest şehirlerarası otobüslerde. Bir saat kadar sonra yan koltuktaki güzel kız bize doğru yürümeye başaladı. Bana gelmediği açık. Kim ne yapsın çizik bir karizmayı! Kız bana:
-Yaşlı teyze uyandı. Dedi.
-Tamam. Gerisini söylemenize gerek yok.

Hemen kalktım ve gittim anneannemin yanına. Benim korktuğum DGM lik laflar etmesi. Ki çok şeyler söylemişti otobüste. 30'lu yıllardan, 40'lı yıllardan bahsetmişti. Zor susturabilmiştim.

Neyse...Saat 18 suları. Kış mevsimi ve hava karanlık. Anneannem uyanmış ve koltuğun altında birşeyler arıyor.

-Ne arıyorsun anneanne?

-Dişlerumi!... Vuuu ne yaparum ben şimdi. Ula çaldiler mi dersun.

-Yok anneanne merak etme. Buluruz.

Kızlar gülmekte... Ben kızarmakta... Anneannem ağlamakta...

Anneannem:
-Tamam, hatirladum. Senun paltonun cebineydi! Bi bak da uşağum.
Ben:
- ?
-Anneanne evde baksak. Yani buluruz merak etme.
-Yook. Şimdi bakacasun. Piliyrum cebineydi.

Cebi araladım. Uzaktan bakıyorum. Ürkekçe. Kızlar gülmekte hala. Zaten onlardan da tiksinmeye başlamıştım artık. Bir tanesi:

-Korkma ısırmaz. Deyince.
-İyi o zaman al. Dedim.

Sanki cebimde dişler hakikaten varmış da kızın üzerine boşaltırmış gibi yaptım. Bir çığlık akabinde otobüsün şoforü ışıkları yaktı. Anneannem de dişlerini buldu. Koyununa saklamış kimse çalmasın diye...

Mola anını da anlatmak isterdim. Ama bu kadar yeter. İsteyene yazacağım söz. Anneannemi 95 yılında kaybettik. Var mıydı gerçekten diyorum şimdi kendi kendime....Herşeye rağmen onu çok özlüyorum...
fıkranın devamı

Bundan yaklaşık elli yıl önce Heybeli`de Rum mahallerinden birinde açık tenli renkli gözlü yakışıklı bir delikanlı oturmaktadır. Adadaki okula gider, bu delikanlı bir kıza sevdalıdır. Adanın karşı tarafındaki sahilde (Maltepe-Bostancı civarı)oturan genç ve güzel bir kıza.Delikanlı fena halde vurulmuştur bu kıza, kızda delikanlıya vurulmuştur.Uzun zaman sonra bu iki sevdalı birbirine kavuşur ve mutlu bir berberlik içindedirler...
Yaklaşık 5-6 ay sonra araları iyice sağlamlaşan bu iki genç evlenmek ister,fakat kızın babası aşırı milliyetçi olduğu için çocuğu istemez aksine gördüğü yerde ikisinide döver.Kızda delikanlıda çok üzülürler ve İstanbul`dan kaçıp gitmek isterler...
Delikanlı hergün karşı sahile vapurla geçer ve kızla bütün gününü vapurda geçirmek zorundadır çünkü kızın babası heryerde arar bu iki sevdalıyı..
Kısa bir süre sonra hükümete inen askeri darbe nedeniyle adadaki Rumlar zor anlar yaşar ve butun Rumlar adadan kaçma kararı alır..Bu sırada delikanlının annesi ve anneannesi ölmüştür askerlerle geçen olaylar sırasında..Delikanlı bu adayı terketmek istemez çünkü biricik aşkını terketmiş olacaktır..Ama yaralanan babasınıda kurtarmak için burdan kaçmak zorundadır..Tüm ada halkı ayaklanır ve delikanlının hergün bindiği vapuru kaçırır ve adadan kaçarlar..
Oğlan çok üzgündür vapura kazıdığı yazıları okur ve ağlar her güne ait çentikler vardır vapurda..
Aradan yedi sekiz yıl geçer ve delikanlı yeniden İstanbul`a döner fakat ne kızı bulabilir nede kızın ailesini, sonra adaya uğramak ister bir vapura biner sanki o anıları yaşadığı vapura binmiş gibidir kazınan yazılar hala duruyordur vapurun döşemesinde ağlar perişan olur...

Hikaye böyle biter fakat hikayenin en önemli anısı şu ; delikanlının bindiği o vapur şu anda adanın sahillerinden birinde veya şu an seferde o vapur hala yaşıyor fakat devlet babamız o vapurun ismini açıklamıyor..Adaya her gidişinizde etrafınıza dikkatlice bakın belkide o vapura binmişinizdir....

.......WAFFEN......
fıkranın devamı

Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi:
-"Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!"
-"Evet seni dinliyoruz..?"
-"Benim anneannemin bebegi olur mu???"
Ogretmen tabi cok sasirmis ama
-"Anneanneler bebek yapmak icin biraz yaslidirlar" diye gülumsemis..
Bizimki yine sormus:
-"Peki annemin bebegi olur mu??"
Ogretmen cevaplamis:
-"Annelerin bebegi olur ama yaslari ilerledikce
bebekleri olma ihtimali de azalir"
Derken kucuk kiz
-"Peki ögretmenim"demis.. "ya benim bebegim olurmu??"
Ogretmen gulmus:
-"Canim senin yasin daha cok kucuk, olur mu
oyle sey??"
Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri bagirmis:
-"Ben sana bişeycik olmaz dememişmiydim"
fıkranın devamı

Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa`nın resmi önünde dua ediyor.
-Tanrımın anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver.Güle güle anneanne...
Bir anlam verememiş bu duaya...Ancak ertesi gün acı haber gelmiş.Anneenne sizlere ömür...
Ertesi hafta adam bakmış çocuk yine duada :
-Tanrım anneme babama uzun ömür ver.Gülegüle büyük baba...Ertesi gün büyük baba vefat eder...
Bir hafta sonra adam bakmış küçük çocuk yine duada :
-Tanrım anneme uzun ömür ver. Güle güle baba...
Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmip yatmış.Tetkikler, tahliller, kalp
elektrosu, röntgen çekimleri...Sapasağlam.
Bakmış karısı iki gözü iki çeşme ağluyor.
-Ne oldu hanım.
-Bizim postacı, demiş hanım.Ne iyi adamdı.Bugün haber aldım.Ölmüş!!
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama