Arkadan Fıkraları

loading...

 Ali baba ve 7 cüceler HD izle/ İnternetten film izlemek istediğim oluyor 
bazen, güncel herkesin övdüğü filmler. İlk çıkan linke tıklıyorum,
görüntü kalitesi sıfır. Ses arkadan geliyor üstelik, kesintiler sıkça olmakta.
Toplumumuzun büyük bir eksikliği olan sinema alışkanlığı burda kendini
ele veriyor işte. Sinemada izlense o film öyle mi olur? Oyuncuların emeği,
senaryonun güzelliği öyle güzel yansır ki beyaz perdeye insan kendini kurgunun
içinde bulur. Şimdilerdeyse bu eksiklik full hd izle, hd izle, tek parça izle,
Ali baba ve yedi cüceler izle diye diziliyor önümüze.Ve eskilere göre
bir nebze olsun iyileşenbu sektör biraz olsun isteklerimizi karşılıyor.
Gerçi bir nebze dedimde baya ilerleme var aslında. Siyah beyaz filmlerden
hd kalitede filmlere, dizilere geldik. Büyük bir gelişme aslında.
Ali baba ve yedi cüceler izle ve görüntünün net olması için bile izlenir bazı filmler.
Çünkü insanın içini açacak derecede nettir görüntü. İzlerken sıkılmaz; tam tersi daha çöm izlemek istersin.

fıkranın devamı

bir papazla bir imam ıssız bir adaya düşmüşler.yiyecek bulmuşlar allahtan ama sonra papazın aklına bir fikir gelmiş,yahu demiş,burda vaktin geçeceği filan yok birbirimizi sikelimde vakit geçsin.tamam demiş imam.önce imam domalmış.papaz tam arkadan gelecek sokacakken,"ya isa"demiş imam.papazda yo demiş.böyle mübarek bir ismin geçtiği yerde ben bu işi yapamam.sonra papaz domalmış imam tam gelirken,kandırırım diye düşünmüş"ya muhammed"demiş,imamda gelmiş gelmiş gelmiş"ya allah!"demiş...
fıkranın devamı

köyün imamının tayini çıkmış ,imam köylü ile vedalaşıyor,muhtar akşam yemeğe seslemiş imamı sohbet esnasında muhtar imama ya hocam köyün karılarının yarısını becerdin nasıl yaptın bu işi banada tüyo versene imam bak ben genelde sabah cami dönüşü ahırlara bakarım karılar orda olurlar girdiğim ahırda sessizce kadına yaklaşır arkadan beline sarılır hafiften memelerini okşarım eğer gönlü varsa dönür karışılık verir yoksa bağırmaya kalkar hemen tüyerim der. İmam gittikten sonra muhtar ben bir prova yapayım der kendi karısında dener bahçede çamaşır yıkayan karısına sessizce yaklaşır beline sarılır memeleri okşar muhtarın karısı* imam efendi sen daha gitmedinmi der *
fıkranın devamı

Rusun vahtında zaten 3-5 model araba varmış. Onlarada herkes sahip olamazmış. Neyse ukraynanın Zaparovşik yada ona benzer bir vilayetinde sakatlar için bir araba üretiyorlarmış Ona Azerbaycanda zapı derler. Küçük güzel hoş bir araba aslında ama hele rusun vaxtı bitenden sonra çok ucuza satılan ve genelde hiç tamir edilmediği için kırık dökük bir arabadır. Neyse Rusun vaxtı bitenden sonra ilk yıllar Azerbaycanda en lüks arbalar şissot dur. Rusça 600 demek kısacası mercedes 600 neyse bir gün sivetaforda trafik lambasında şissot gelir kırmızı yandı diye durur. Birden küüüt arkadan bir şey vurur. Düşer aşağı hırsla gelir. Arkaya bakar bir zapı gelip daldan (arkadan) vurmuş. Tutar şöförü çeker alır. Birkaç sille neyse zapı şöförü atam sensen anam sensen bağışla vallah pulum yoktur. Neyse adam zengin bir ikide vurunca rahatladı. Yahçı yahçı danışıp durma yeri get. der biner maşına. Hadiii bir kaç dakika sonra ikinci svetafor. Daldan küüüt. Bir hırsla düşer gene aynı zapı şöförü kızar bağırır çağırır. Neyse oda aynı hikaye sen allah atam bağışla pul yohdur. şudur. budur. bağışlar. Biner arabaya bir kaç dakika sonra 3 cü svetafor. kırmızıda durmaya kalmadan daldan bir ses daha küüüüt. Adam çıldırmak üzere tam elini atar kapıya gözü ilişir güzgüye (maşının aynası) dalda bir zapı camda bir adam kafasını elini çıkarmış ön tarafa el edip sesleniyor. Gardaaşşş (kardeş) Narahat olma (rahatsız olma) menem men (benim ben)
fıkranın devamı

180-ÇİMDUR O!.. Temel askerde nöbetçi kulübesinde gece nöbeti tutmaktadır. Bir ara tel çitlerin dışında ağaçlar arasında ayak sesleri duyar, belli belirsiz karartılar görür, bağırır: -Çimdur O!..,Cevap gelmez,sesler devam edince bir şarjörü o tarafa boşaltır ve allarım düğ-mesine basar. Birlikte koşuşmalar, komutlar, araç homurtuları ve allarım sesleri birbirine karışır. Güvenlik güçleri kısa sürede olay yerine ulaşır, çevre abluka altına alınır ve projektörler ile alan aydın-latılır. Saha dikkatli bir şekilde araştırılırken kulübe yakınından başka bir Karadenizlinin sesi çınlar: - Pir inek furulmuştur,komitanum!.. 181-TAVANA NASIL Almanya’ya çalışmaya giden ilk işçilerimizden birine kalacağı yerden bir oda verilir. Eşyalarını yerleştirirken büyük abdesti gelir, alafranga tuvaleti tanımadığından giderecek bir yer bulamaz, Çok sıkışınca yanındaki bir kesekâğıdının içine yapar, pencereden dışarı atmayı düşünür. İkinci kattan aşağı baktığında insanları görür, daha ileri atmak için sallarken kesekâğıdının dibi yırtılır ve pislik tavana fırlar, yapışır, suları da tabana süzülür. Biraz sonra her tarafı pis bir koku kaplar ve kat görevlisi orada biter. Yerdeki ve tavandaki durumu görür, hayretlere düşer, arkadaşlarını çağırır: -Bu adam yere işerken tavana nasıl s.çtı? Diye merakla olayı çözmeye çalışırlar. 182-SANA BİR KÖY Ümraniye-Artvinliler Derneği Yönetimi, hemşerileri Hasan Mezarcı’yı genel seçimlerde gö-nüllü olarak destekler ve tercih oyları ile farklı seçilmesini sağlar. Aydın bir din adamı olarak tanıdıkları eski Müftüleri, daha sonra Atatürk aleyhindeki söz ve davranışları ile basın-yayında manşet olur. Dernek yönetiminde tartışmalar çıkar ve gerçeği kendisinden öğrenmek için TBMM’deki odasına gidilir. Konu açılır, alınan cevaplardan yayınların doğru olduğu anlaşılır. O sıralarda Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri bağımsızlığını kazanmıştır ve ileri gelenleri ülkemize sık sık ziyaret eder ve Birleşik Türk Devletleri kurulması konu edilir. Milletvekili Hasan Bey Atatürk’ü eleştirirken bir ara: -Ülkenin bazı fabrikalarını ve arazilerini üzerine geçirdi, diye söyleyince dernek 2.Başkanı ve sözcüsü Fevzi Durmuş: -Fabrikalar ve araziler halka bir örnek olsun, diye bizzat ilgilendi ve sonra da kendi hisselerini halkına hibe etti. Şimdi sizin arkanızda güçlü bir Türkiye var, diğer Türk Devletleri ile “Birleşik Türk Devletleri” kurun ve Başkenti’ni de Ardahan veya Kars yapın; Ardanuç’un Yolağzı ve Yaylacık Köyleri’nin yarısından fazlası benim akrabalarıma aittir, beni kırmazlar, beğendiğin köy senin olsun. Binlerce dönüm arazi; tarlası, çayırı, ormanı, yaylası ve soğuk pınarları ile. Biz sizi dedelerimizin hesabını sorasınız diye buraya göndermedik, onlar gittikleri yerde hesaplaşsın. Biz sizi buraya bizim haklarımızı koruyun diye gönderdik. Şu anda bakanlıklarda rüşvetler dönüyor, sizin göreviniz buna engel olmaktır. Siz şu anda bir millettekisiniz, saygı duyarız. Tartışma şartlarımız eşitlenince konuşuruz, der ve konuyu kapatır. Ertesi günü gazetelerde manşet: ”Bakan Özdağlar’ın makam odasında valizler dolusu rüşvet parası ele geçti”. 183-TEK SU KAYNAĞI Anne alışverişe çıkar, iki buçuk yaşındaki bebeğe babası göz kulak olur. Yavrucak halının üzerinde 'çay seti' oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okur, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içer ve oyuna katılır. Derken anne eve gelir; baba, anneye sus işareti yapar, bebeği izlemesini ister. Bu çok şirin hareketi anne ile paylaşmayı düşünür. Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çay içer gibi içmesini izler. Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslenir: - Oyun arkadaşının uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi koca-cım? 184-BİZ DA… Ardanuç-Yolağzı Köyü’nden “Kotsulo”olarak bilinen Süleyman Dinçer dedemiz çarşıya gi-der. Bir dükkânda alış veriş yaparken köylümüze bir memur takılır. -Amca, O köylü kadınlarla nasıl yatıyorsunuz? Allah aşkına!.diye alaylı bir şekilde so-rar.Dedemizin cevabı hazırdır: -Onlari, şeherlinin karısı saniyeruh, Ço!… 185-SONRA DÖNER Adamın biri köyünden kasabaya gider, yol hayli uzun olunca kasabada yemek yedikten sonra köyüne dönmeyi düşünür. Bir lokantaya girer, garsondan bir çorba ister ve afiyetle yemeye başlar. Bu arada hınzır garson da “şu köylü ile bir dalga geçeyim de aval aval düşünsün”,diye arkadaşına işaret eder ve köylümüz çorbasını içince yanında biter: -Eeemm!.Efendim,arkadan ne alırdınız? Diye sorar. Adam kızarır, bozarır ve cevabı patlatır: -Sen önümdekini kaldır, sonra döner verirsin. 186-BİZ DİYERUH DA Kafkasya’dan yeni göç eden Kontromlu Koçi Pehlivan ile Ali Pehlivan, Samusharlı pehlivanlar ile güreş tutarlar ve önüne gelenleri yıkarlar. Bu işe çok kızan köylüleri kabul etmez, tekrar ettirirler. İki güreşçimiz bu sefer rakiplerinin omuzlarını yere yapıştırdıktan sonra göğüslerine oturur ve “Pes” deninceye kadar kalkmak istemezler. Canları acıyan alttaki güreşçiler bağırırlar: -Ola, biz diyeruh da, aho köyli demiyer… 187-GELİNCİK Bir dağ köyünde hamile bir kadının kocası; doğumdan önce ölür, tek başına kalır, kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan değilse de, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar, tek başına tüm zorluklara göğüs gerer ve yavrusuna bakmaya çalışır. Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalırlar. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve döner, Kapıda Gelincik’in kanlı ağzını yalarken görür, çıldırmış gibi gelinciğe saldırır ve oracıkta hayvanı öldürür. Tam o sırada içerdeki odadan bebeğin sesi duyulur, anne odaya koşar; odada beşiğin içinde bebeğini ve yanında parçalanmış bir yılanı görür. 188-DOKTORA TEZİ VE DANIŞMAN... Bir Tavşan önüne bir daktilo almış, tak tuk tak tuk bir şeyler yazıyor. Oradan geçen bir Tilki: - Hey Tavşan, ne yazıyorsun? - Doktora tezimi yazıyorum. - Ha öyle mi, çok güzel, ne hakkında? - Tavşanların Tilkileri nasıl yedikleri hakkında. - Yok, canım, olur mu öyle şey, hiç Tavşanlar Tilki yerler mi? - Olur canım, gel istersen, sana ispat edeyim. Beraberce Tavşanın yuvasına girerler. Biraz sonra Tavşan tek başına çıkar ve yine daktilosunun başına geçer, tak tuk bir şeyler yazmaya devam eder. Daha sonra oradan geçen bir Kurt, Tavşanı görür. - Hey Tavşan, ne yazıyorsun? - Doktora tezimi. - Ne hak kında? - Tavşanların Kurtları yemesi hakkında. - Yayınlamayı düşünmüyorsun herhalde, buna kim inanır? - Gel istersen göstereyim, der. Beraberce ine girerler, Tavşan biraz sonra dışarıya yalnız çıkar. Tavşanın yuvasını merak mı ettiniz? Manzara şudur: Bir köşede Tilkinin kemikleri. Bir köşede Kurdun kemikleri. Diğer köşede ise tavşanın “Doktora Danışmanı Aslan”, kürdanla dişlerini temizlemektedir!.. 189-TANİMİYAN YOH Artvinli yaşlı bir hanım Trabzon’da uçağa bindirilir, Sabiha Gökçen Hava Alanı’nda oğlu tarafından karşılanacaktır. Uçak havalanır, hostesler servis yapar, nenemiz açık bir çay ister, hostes bir şeyler söylese de anlamaz. Herkes bir şeyler içerken açık çay gelmez, bir müddet sonra isteğini tekrarlar, ancak çay yine gelmez. Nenemiz bu duruma iyice bozulur, inerken yolcuları uğurlayan hostese yanaşır ve: -Sen bizim Yunus’u bilursunuun? Diye sorar. Hostesin “bilmiyorum, neden sordunuz ki?” de-mesi üzerine ağzından baklayı çıkarır: -İstanbol’da Yunus’u tanımayan ŞİLLUH yohtur da. NOT:Sayın admin kategoriler arasında "Artvin Fıkraları" kısmını göremedim.Açmanız olası mı? Teşekkürler.
fıkranın devamı


Avukat arabasını bürosunun önüne çekmişti inmek için kapıyı açtı tam o sırada arkadan hızla gelen tır kapıyı aldı götürdü hemen kalabalık birikti ambulans polis ...vs polis avukata sordu nasıl oldu avukat sinirli inecekken arkadan geldi kapıyı aldı götürdü eyvah o kadar para vermiştim. Polis: peki beyfendi kolunuz nasıl koptu Avukat bagırarak eyvah rolexim rolexim

fıkranın devamı


Bir adam sabah yururken ilginc bir cenaze kafilesi farkeder; onde giden kopekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir baska tabut ve tek sIra olmus yaklasIk 200 adam. Tuhafina gider. Kafilenin basındaki adam kuskusuz cenazenin sahibidir, yanina yaklasir ve sorar;
- "Beyefendi, bu uzuntulu gununuzde hatırlatmak istemem ama olenler neyiniz oluyor?"
Adam yanitlar
- "Ondeki karim arkadakide kayinvalidem."
- "Vah vah basiniz sagolsun. Nasil oldu?"
- "Kopegim karima saldirip oldurmus. Kayinvalidemde karima yardima gelmis onu da oldurmus."
Adam biraz dusundukten sonra sorar;
- "Beyefendi kopeginizi odunc alabilir miyim?"
- "Siraya gec"

fıkranın devamı


Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı.Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı.Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
-Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.
Adam :
-Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi.Onlarda benim öğrencilerim.Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti.Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
-Aman çok güzel! diye sevindi.Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu.Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti.Gidip bakmak istedi.
Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!
Dehşetle sordu :
-Öğrencilerin nerede?, diye...
-Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!

fıkranın devamı


rafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. Karşıdan gelen Temel ile Fadime’yi gören komiser hemen arabayı durdurmuş. İkisini de emniyetkemeri takılmış görünce,
- Ya beyefendi bu gün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon ödül veriyoruz der. "Ama merak ettik bu parayla ne yapacaksınız. Temel sevinçle
- "Ne yapacağım hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum der. Komiser şaşkın şaşkın
- "Ne ehliyetiniz yok mu der, Fadime olayı toparlamak için, kusura bakmayın memur bey temel içince ne dediğini bilmezâ€� der. Komiser daha da şaşkınlıkla

- "Ne bir de içkili misiniz diye haykırır. Arkadan yaşlı adam öne atılır ve
- "Ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye. Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdruste koşa koşa gelerek
- "Ne oldi geçtuk mi sınırı"der.

fıkranın devamı


Bizim temel Amerikada kenar sokaklarda geziyor. Bakıyor ki köşe başlarında hatunlar gelen götürüyor. Çoktandırda sex yapmamış abaza..

Cebine el atmış 30$ para var. Yaklaşıyor bi tanesine soruyor kaç paraya sex yapar diye.

Kadın 100$ istiyor. Bizim pazarlıklı Türk aklı..

Temel -" 100$ fazla 10$ olmaz mı" diyor.



Öyle böyle kadın bakıyor kurtuluş yok...

-"tamam 10$ olur ama olsa olsa penguen olur" diyor.



Bizim temel düşünüyor penguen ne acaba ama sonunda mutlaka sex var ne olursa olsun kabul ediyor. Kadına parayı ödüyor. Gidiyorlar dip köşeye kadın kaldırıyor eteği altta bi şey yok.



Bizim Temele de -"pantolonu indir" diyor -"ama çıkarma" Temel denileni yapıyor pantolon dizlerde malı çıkarıyor. Kadın tam bu sırada topukluyor Temel"de arkadan pantolon dizlerde paytak paytak penguen gibi koşuyor..



Kadın önden sesleniyor -"10$ ancak bu penguen olur"



fıkranın devamı


Resmi bir daire, bizim Temel"den 12 fotoğraf isterler. Temel, yanında 6 fotoğraf olduğunu söyler.

Görevli, "Onları ver, arkadan 6 fotoğraf daha getir" der.



Bunun üzerine Temel, biraz sonra enseden çekilmiş 6 fotoğrafı, görevliye getirir

fıkranın devamı


Temel Fadimeyi seviyormuş ama Fadimeyi vermemişler. Arkadaşları:

-Ula sen de Fadimeyu gacır getsin, da! demişler.

-E... sonra?

-Ula sonrasumu var punun. Gacırıp da o işu da piturdu mü tamamdır.



Temel arkadaşların dediği gibi yapmış. Fadimeyi kaçırıp, gel şu işi bitirelim de baban seni benden geri almasın, demiş. Fadime, hangi işi diye sormuş?

-Ula, demiş Temel. Ha punu oraya sığdıralım, da.

Fadime bakmış bu iş hayatta olacak değil:

-Ha o çok püyüktür Temel, demiş. İmkansız buraya sığmaz.



Sığardı, sığmazdı... Temel kızıp Fadimeye bir tokat atmış. Fadime düşüp başını taşa çarpmış ve ölmüş. Temel bakmış olacak gibi değil, köyüne geri dönmüş. Tabii orada bekleyen jandarmalar da hemen sormuş:

-Temel, Fadime nerde?

-Öldü...

-Ula Temel, Fadime neden öldü?

-De orasını söylemem, demiş Temel. Etmişler, söyletmişler... Temel tüm olayı anlatmış ama Fadimeye neden tokat attığını utacından bir türlü söylememiş.

Karakolda Temelin ifadesini alan Savcı bu konuyu çok merak etmişti. Ne edip etmeli, Fadimenin neden öldüğünü öğrenmeliydi. Bunun içinde polis ve jandarmalarla ortaklaşa bir plan kurdular. Temeli iyice kokutacaklardı. Gerekirse seni asarız diyeceklerdi. Ve öylede yaptılar. Temel anlatmazsa inadına da olsa onu numaradan asar gibi yapıp gözdağı verilecekti. Takacaklardı ipi boynuna numaradan.

-Bak Temel, demişler. Kanunen sen bir katilsin ve Fadimenin neden öldüğünü söylemezsen...

-Söylemem...

-Oğlum, sen Fadimeyi kaçırdın?

-Hı-hı...

-Sonra tokat attın ve Fadime düşüp başını taşa çarptı?

-Hı-hı...

-Peki neden tokat attın?

-De oni söylemem.

-Bak asarız seni!

-Asün...

Peki, demişler. Tavanın direğine ipi geçirmişler. Sandalyey çıkarıp bunu arkadan ellerini bağlamışlar.

-Bak asarız seni...!

-Asün...

Planı numaradan sürdürmüşler. Gerekirse Temeli bir kaç saniye de olsa ip te sallandırıp, iyice korkuttuktan sonra da indirip tekrar soracaklardı.

-Geçirin ipi şunun boynuna!

Geçirmişler. Bak asıyoruz, demişler.

-Söylemem...

Asın! demiş Savcı bey. Temeli bir kaç saniye ip te sallandırmışlar. Yetti artık kanısına varıp indirmişler. İpi bunun boynundan alıp tam soracaklarında Temel onlardan önce davranmış:

-Ula asma dediğunuz pu sikum da nedir pöyle. Ula az kalsun poğulurdum, da.

fıkranın devamı


Trafik polisleri yoldan geçen araçlara bakarlar ve hiç kimse emliyet kemeri takmamıştır.sonra temel ve ailesi geçer onlar emliyet kemeri takmıştır.trafik polisi onları durdurur.VE tebrik eder ilk defa siz emliyet kemeri takmışsınız ve onlara beşyüz milyon ödül verir.derki merak etim bu ödüle ne yapacan temelde derki ehliyet alacam ve hemen karısı lafı değişştirir.temel biraz içince böyle sapıtır arkadan babası derki kaçak arabayla yola çıkmayalım der ve amcası derki rakı varmı ve biriside bağajdan çıkıp sınıra geldikmi sınıra geldikmi diye bagırır ve yakayı ele verirler....buda burada biter...

fıkranın devamı


Temel birgün otobanda gidiyormuş derken arabası arıza yapmış.Otostop çekmiş ve önünde bir ferrari durmuş.Gece tabi ki bizim hacı muratı bağlamışlar ferrarinin arkasına. İp gözükmüyor. Binmeden önce Temel konuşmuş:
-Aman abi yüzü geçmeyelim benim arabanın boyası dökülüyor da , demiş.Tamam demiş adam koyulmuşlar yola iyi güzel giderken bizimkilerin yanından bir porje fişek gibi geçmesinmi adamın aklı başından gitmiş ibre çıkmış 250-300 gidiyorlar başabaş bu sırada helikopterle tespit yapan görevliler rapor veriyor:
-Ferrariyle porje kapışıyor, arkadan hacı murat sellektör yakıyor.

fıkranın devamı


Delileri uçağa bindirip, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapiyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı. Uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittigini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.

Pilot:
-Sen neden bağırmıyorsun? diye sordu.

Adam :
- "Ben bunların öğretmeniyim. Onlarda benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum" diye cevap verdi.

Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.

Pilot:
- "Aman çok güzel!" diye sevindi. "Herhalde kendini öğretmen sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek" diye düşündü.

Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi. Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok! Dehşetle sordu :

-Ögrencilerin nerede?, diye...

Öğretmen:
- "Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!"

fıkranın devamı


Kadinin birinin güzel bir kedisi varmis. Kadin ne zaman disari çiksa mahallenin
erkek kedileri, disi kediye tacavüz ediyormus. Disi kedinin sahibi bunun üzerine
bir büyücüye gitmis. Büyücü :
- Erkek kedilerin saldirmamasi için kedinin üzerine benzin dök.
Kadin büyücünün dedigini yapmis ve ise yaramis. Ilk iki gün kediye saldiran
olmamis. Üçüncü gün kedi eve gelmemis. Telaslanan kadin komsususuna
kedisini görüp görmedigini sormus. Komsu :
- Senin kedinin benzinini sanirimrampada bitmis, erkek kediler onu arkadan
sirayla itiyorlardi...

fıkranın devamı


Hemsire hastalarin muayine edildigi kanepede uyuyor, doktor masasinda bir
tip kitabini okuyordu.
Doktorun karisi sessizce içeri girdi, kocasina arkadan yaklasti, siki siki sarilip
öptü. Doktor kadinin elinden kurtulmaya çalisarak :
- Görüyorsun ki çalisiyorum sevgilim, dedi. Daha yarim saat önce çilginca
sevistik. Simdi biraz da çalismama izin ver...

fıkranın devamı


Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. Karşıdan gelen Temel ile Fadime’yi gören komiser hemen arabayı durdurmuş. İkisini de emniyetkemeri takılmış görünce,

- Ya beyefendi bu gün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon ödül veriyoruz der. "Ama merak ettik bu parayla ne yapacaksınız. Temel sevinçle

- "Ne yapacağım hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum der. Komiser şaşkın şaşkın

- "Ne ehliyetiniz yok mu der, Fadime olayı toparlamak için, kusura bakmayın memur bey temel içince ne dediğini bilmez” der. Komiser daha da şaşkınlıkla

- "Ne bir de içkili misiniz diye haykırır. Arkadan yaşlı adam öne atılır ve

- "Ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye. Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdruste koşa koşa gelerek

- "Ne oldi geçtuk mi sınırı"der.

fıkranın devamı


Bir gün Nasreddin Hoca eve doğru yürüyormuş, bir arkadaşı arkadan seslenmiş "aman hoca gördün mü biraz önce geçen helva kazanı ağzına kadar doluydu". Hoca istifini bozmadan "bana ne" demiş. Arkadaşı, "ama hoca helva kazanı sizin eve gidiyordu, buna ne dersin?" demiş; hoca yine istifini bozmadan "o zaman sana ne?" demiş.

fıkranın devamı





Yeni asker olan Temel'e komutanı sormuş: - "Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askeri geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?" Temel heyecanla cevap verir: - "Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım." Komutan tekrar sormuş. - "Peki, karşıdan geliyorsa?" - "Karşıya ateş açarım, komutanım." - "Arkadan geliyorsa?" deyince komutan, Temel dayanamamış: - "Komutanım, bu ordunun benden başka askeri yok mu?"

fıkranın devamı

Askerler guruplar halinde banyo yapıyolarmış. İriyarı bir asker yıkanırken yüzügünü sabun...
fıkranın devamı

Adam arabayı kullanıyormuş, yan koltukta karısı, arkasında kayınvalidesi.. İki kadın da zav...
fıkranın devamı

Adamın biri köyden kasabaya alışveriş yapmak için gider yol bayağı uzun olunca adamda kasaba...
fıkranın devamı

Biri kekeme iki dağcı dağa tırmanıyorlarmış. Kekeme arkadan,normal konuşan önden ilerliyorm...
fıkranın devamı

Ormanlar Kralı Ormanlar kıralı aslan bir gün canı sıkılır ve ormanda yaşayan hayvanla...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama