Aslı Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca'yı bir dostu ısrarla evine davet eder. Hoca daveti kabul eder.


Dostu Hoca'yı güleryüzüyle karşılar. Dereden tepeden konuşurlar. Sıra gelir ev sahibinin kendi elleriyle yetiştirdiği arıların balının övülmesine... Kokusunun güzelliği, renginin altın sarısı oluşu, tadının tartışılamaz olduğu... Neler neler!..

Bu arada Hoca'nın önüne kocaman bir kase ba konur. Hoca önce balı ekmekle yemeye başlar. Sonra ekmek bitince ekmeksiz yemeğe devam eder.

Ev sahibi, Hoca'nın balı bitirmeye niyetli olduğunu anlar, canı gider. "Yeme" dese ayıp olacak. Çünkü Hoca'yı çağıran kendisidir.

Ne desem de Hoca'yı böyle iştahla yemekten vazgeçirsem, diye düşündükten sonra Hoca'ya:

- Ekmeksiz bal içini yakar Hocam! der.

Hoca , dostunun ne demek istediğini çok iyi anlar. Fakat aldırış etmeden balı yemeğe devam ederken:

- Kimin içinin yandığını Allah bilir dostum! diye cevap verir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, bu hikayede, başkalarının menfaatini veya hakkını düşünüyor gözükerek, aslında kendi menfaatını düşünen insanlara bir örnek vermiştir.

* Sofrana oturanın karnı doysun. Misafire cimrilik edilmemelidir.

MÜRŞİDE UYSAL - RESİMLİ NASREDDİN HOCA
UYSAL KİTABEVİ

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, güzel ahlaklı, alim, sevecen ve hazırcevap nadir şahsiyetlerden birisidir.


Hoca'nın sorulan her soruyu soranın aklına göe cevaplaması meşhurdur.

Hocanın, her sorunun altından kalktığını duyan adam;

- Hoca, benim soruma ceap bulamaz, diye öğünür ve kalabalıkta sağdan sola, soldan sağa koşuşan insanları görünce Hoca'ya;

- Hocam!!! Bütün bu insanlar evlerinden çıkınca ne diye hep aynı yöne gitmezler? Kimi o yana kimibu yana gider? diye sorar.

Hoca cevabı hemen yapıştırır:

- Efendi, efendi!!! Bilmez misin herkes aynı yöne gitse dünyanın dengesi bozulur, bir yana devriliverir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca'ya herkes çekinmeden soru sorardı. Bazen de alay etmek, küçük düşürmek maksadıyla soran da olurdu. Fakat Hoca, ona bahşedilen pratik zekasıyla her zaman bu soruların altından kalkmasını bilirdi.

Hoca'nın sorular karşısındaki tavrı da çok önemlidir. Sabırlı, güler yüzlü ama muhatabın anlayacağı dildendir.

* Bir insanın zekası, verdiği cevaplardan değil, sorduğu sorulardan anlaşılır.

Aslında insanların farklı düşünmesi, farklı yere gitmeleri, gerçekten bir denge unsurudur. Bu farklı gidiş gelişler toplumun devamı ve gelişmesi için gereklidir. Bu farklılıkda rahmettir ve denge unsurudur.

fıkranın devamı

 Ali baba ve 7 cüceler HD izle/ İnternetten film izlemek istediğim oluyor 
bazen, güncel herkesin övdüğü filmler. İlk çıkan linke tıklıyorum,
görüntü kalitesi sıfır. Ses arkadan geliyor üstelik, kesintiler sıkça olmakta.
Toplumumuzun büyük bir eksikliği olan sinema alışkanlığı burda kendini
ele veriyor işte. Sinemada izlense o film öyle mi olur? Oyuncuların emeği,
senaryonun güzelliği öyle güzel yansır ki beyaz perdeye insan kendini kurgunun
içinde bulur. Şimdilerdeyse bu eksiklik full hd izle, hd izle, tek parça izle,
Ali baba ve yedi cüceler izle diye diziliyor önümüze.Ve eskilere göre
bir nebze olsun iyileşenbu sektör biraz olsun isteklerimizi karşılıyor.
Gerçi bir nebze dedimde baya ilerleme var aslında. Siyah beyaz filmlerden
hd kalitede filmlere, dizilere geldik. Büyük bir gelişme aslında.
Ali baba ve yedi cüceler izle ve görüntünün net olması için bile izlenir bazı filmler.
Çünkü insanın içini açacak derecede nettir görüntü. İzlerken sıkılmaz; tam tersi daha çöm izlemek istersin.

fıkranın devamı

Bir kadın varmış. çocuğunla tarlaya gidiyormuş. çocuk 2 3 dakika sonra anne acıktım demiş.annesi ona sütlen ekmek vermiş.sonra yılan sütün kokusuna gelmiş. çocuk sütü bırakmış.başlamış yılan sütü içmeye.çocuk almş kaşığı yılanın kafaya vurmuş çocuk demişki ehmenlen ye ehmenlen aslında şaka komik olsun diye yapmışlar.
fıkranın devamı

Rusun vahtında zaten 3-5 model araba varmış. Onlarada herkes sahip olamazmış. Neyse ukraynanın Zaparovşik yada ona benzer bir vilayetinde sakatlar için bir araba üretiyorlarmış Ona Azerbaycanda zapı derler. Küçük güzel hoş bir araba aslında ama hele rusun vaxtı bitenden sonra çok ucuza satılan ve genelde hiç tamir edilmediği için kırık dökük bir arabadır. Neyse Rusun vaxtı bitenden sonra ilk yıllar Azerbaycanda en lüks arbalar şissot dur. Rusça 600 demek kısacası mercedes 600 neyse bir gün sivetaforda trafik lambasında şissot gelir kırmızı yandı diye durur. Birden küüüt arkadan bir şey vurur. Düşer aşağı hırsla gelir. Arkaya bakar bir zapı gelip daldan (arkadan) vurmuş. Tutar şöförü çeker alır. Birkaç sille neyse zapı şöförü atam sensen anam sensen bağışla vallah pulum yoktur. Neyse adam zengin bir ikide vurunca rahatladı. Yahçı yahçı danışıp durma yeri get. der biner maşına. Hadiii bir kaç dakika sonra ikinci svetafor. Daldan küüüt. Bir hırsla düşer gene aynı zapı şöförü kızar bağırır çağırır. Neyse oda aynı hikaye sen allah atam bağışla pul yohdur. şudur. budur. bağışlar. Biner arabaya bir kaç dakika sonra 3 cü svetafor. kırmızıda durmaya kalmadan daldan bir ses daha küüüüt. Adam çıldırmak üzere tam elini atar kapıya gözü ilişir güzgüye (maşının aynası) dalda bir zapı camda bir adam kafasını elini çıkarmış ön tarafa el edip sesleniyor. Gardaaşşş (kardeş) Narahat olma (rahatsız olma) menem men (benim ben)
fıkranın devamı

2 Sevgili futbol seçmelerine gidiyorlarmış ama çocuğun kız arkadaşının baldırları çocuğunkinden daha kaslıymış kız daha hızlıymış ve az da olsa tek tük bıyıkları varmış kızın kol kasları baya iyiymiş çocuk ise tam tersi. gitmişler futbol seçmelerine teknik direktör söylemiş yardımcılarına sıra şu çocukta o gelsin diye yardımcı gitmiş çocuğa demişki ablacım erkek arkadaşınızı alıcaz şimdi demiş çocukta bunun üzerine hocam onu değil beni alacaksın....
fıkranın devamı

- “Hocam, helâda sakız çiğnemenin bir mahzuru var mıdır?” diye sormuşlar.- “Bu konuda bir hükme rastlamadım...
fıkranın devamı

Köylünün birisi, diğer bir köylüden “10 kile buğday alacağı olduğunu” iddia ediyormuş. Aslında böyle bir alacağı ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca , “İnsanlar nefislerinin istediklerini düşünmeden yapmamalıdırlar. Nefsinizin beğendiği her şey ahirette...
fıkranın devamı

Hoca ikindi ezanını okumaya başlamış. O sırada bazı komşuları evlerinin önlerinde birbirleriyle konuşuyorlar, sanki ezan sesi...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, kasabadan Kur’an-ı kerim, tefsir ve ilmihal gibi bazı kitaplar almış. Bir çuvala yerleştirmiş. Çuvalı s...
fıkranın devamı


Yalnız kovboy Kızılderili bölgesinden geçerken, bir ağacın gölgesinde oturmuş kızılderili bir bufalo çobanına rastlar.
Aslında kovboy da yorgundur ve dinlenmek için, kızılderili çobana selam verip, atından iner, birer barış çubuğu tüttürürler.
Biraz sohbetten sonra çobana sorar;
-Şu bufalonla biraz konuşabilirmiyim ?der.
Çoban; O hayvan. Yok konuşma bilmek.
Kovboy; Ben bir deneyeyim der ve bufaloya, "sahibin sana iyi davranıyor mu" diye sorar.
Bufalo; Yeşil otların bol olduğu yerlere götürüyor ben memnunum.
Bufalonun konuştuğunu gören çoban çok şaşırır, şok olur adeta.
Kovboy; Köpeğinle konuşabilirmiyim?
Çoban; Köpek yok konuşma bilmek .
Kovboy; Ben konuşurum onunla diyerek", sahibinden memnunmusun, sana nasıl davranıyor"
Köpek; Arada bir beni dövmese, iyi olur genelde memnunum deyince çobanın şaşırması bir kat daha artar. Nasıl olur da hayvanlar konuşuyor.
Kovboy; Katırınla da konuşmak istiyorum.
Çoban; O var konuşma bilmek, ama çok yalan söylemek.

fıkranın devamı


Bir kadın ve bir erkek doktorun özel muayenehanesine giderek vizite ücretin öderler ve muayene olmak istediklerini söylerler.
Doktor; anlatın bakalım neyiniz var?
Adam; doktor bey, ben 15 yıllık evliyim fakat bugüne kadar karımı hiç mutlu edemedim. Sağlıklı bir cinsel ilişkimiz olmuyor.
Doktor çifte şöyle bir bakar ve masanın çekçecesinden çıkardığı bir tane hapı erkeğe uzatarak; "bunu yut ve arka odaya gidip deneyin"
Adam hapı alır ve yanındaki kadınla birlikte doktor muayenehanesinin arkasındaki odaya geçerek sağlıklı bir şekilde işini görür ve mutlu bir ifadeyle çıkarlar, doktora da teşekkür ederler.
Doktor çiftin mutluluğunu görünce dayanamaz ve; "Aslında bu bir doktor sırrı, söylenmez ama yine de ben size bir sır vereyim. Sizin hiç bir şeyiniz yok. Sadece psikolojik. Çünkü size verdiğim ilaç Aspirin'di."
Adam sırıtarak; "Doktor bey, bende size bir sır vereyim mi? Bu kadın benim karım değil, yatacak yer bulamadık da.

fıkranın devamı


Yeni gelen erata yzb. sırayla nereli olduklarını sormaktadır.
-Ispartalıyım.
-Adanalıym.
Sıra Nuh'a gelirNuh:
-Sivaslıyım gadasını aldığım yüzbaşım der.
Yüzbaşı:
-Senin şiven Kayseriliye benziyor.Doğruyu söylesene der.
Bizim Nuh:
-Sivaslıyım gözünün yağını yediğim.
Yzb.Nuh'u kulağından tutup,
-Son kez soruyorum doğruyu söylüyormusun?Yoksa seni vuracağım der.Öbür eliyle de çıkardığı tabancasını Nuh'un kafasına dayar.Yzb.adeta deliye dönmüştür.Bunun üzerine Nuh mırıldanır bir sesle:
-Gayseriliyim yüzbaşım der.
Yzb:
-Peki şimdiye kadar niye söylmedin?Diye kükreyince bizim Nuh:
-Öğünmek gibi olacaktı da yüzbaşım...

fıkranın devamı


temel ve yardımcısı dursun dünyanın en ıyı maymun avcılarıymıs.aslında bütün maharet onların özel av köpeğindeymiş şöyleki; jurı bir maymunu salıyormus hıç bir gurup yakalıyamıyormuş fakat temel maymunun cıktığı ağacı sallıyormuş ve maymun aşşağı düşünce köpek yakalayıp tecavüz ediyormuş.en son yapılan yarışmada juri artık bunlardan bıkıp daha uzman bir maymun getirip salmışlar yine kimse yakalayamamış. temel hangi ağaçta saklandığını bulmuş ağacı sallamış sallamış maymun bir türlü düşmemiş.temel dursuna dönmüş "tursun habu tüfeği al ben ağaca çıkayım sende bi yandan ağacı salla maymun düşerse elleme ama ben düşersem habu köpeği vur"demiş.



fıkranın devamı


New York sokaklarının karla kaplandığı günlerde ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde is gezilerinde olan kari koca, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede birkaç gün geçirmeye karar verirler..
Kocası esinden önce gider Florida'ya ve ertesi gün içinde esine yer ayırttıktan sonra, ona bir e-mail gönderir. Fakat mesaj, adresi bir harf yanlış yazdığı için esi yerine, bir gün önce ölen yaslı bir papazin esine gider.
Papazin en az kendisi kadar yaşlı esi bilgisayar ekranında mesajı okuyunca korkunç bir çiğlik atar ve yere düşer. Zaten çok üzgün olan kadının bu çiğliği üzerine ev halkı odaya dolar ve hemen herkes, yerde yatan kadına yardim için koşuşturmaya baslar. Kadıncağız bir süre sonra kendine gelir ve ne olduğunu soranlara bilgisayar ekranını gösterir.
Ekrandaki mesaj ise aynen böyledir:
- Sevgili kariciğim! Bugün buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarin senin gelişinle ilgili bütün işlemleri tamamladım. Sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok çok sıcak... Seni özlemle bekliyorum. Kocan

fıkranın devamı


Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.

fıkranın devamı


Psikolog karşısındaki sinir hastası bir genci teste tabi tutmaktadır.Kağıt üstüne bir dikörtgen çizip :
-Bu size neyi hatırlatıyor? diye sorar.
Hasta :
-İçinde kadın bulunan bir yatağı, diye cevap verir.Arkasından psikolog kağıda büyükçe bir kare çizer.Hasta, bu kez :
-İçi kadın dolu bir oda, der.
Derken, çok büyük bir dikdörtgen çizdiğinde, hasta bu sefer de :
-Bu da içi kadın dolu bir ev, deyince, psikolog dayanamaz :
-Tamam beyefendi, der.Siz bir kadın budalasısınız.
Ama psikolog daha lafını bitirmeden, hasta bağırır :
-Ne, ben mi?Aslında sen kadın budalasısın be! Sabahtah beri bana terbiyesiz resimler çiziyorsun...

fıkranın devamı


bir gün bir çocuk aliyle dövüşmüş.ama ali çocuğu yerden yere çalayordu.sonra ikiside büyüdü.ali 30 diğer çocuk ise 31 yaşındadır.ali hayla sinirli olan diğer adam aliyi bulur ve onu vurur.diğer adam aliye sordu sonduan nedir diye sordu:
_sen görürsün
adam
_hahha beni mi öldürücen
aslında ali ölmemişti.tam kurşun kan torbasına isabet etti.adam gülerken adama bir şamar attı ki adam feleğini şaşırdı.adamın az sonra şöyle dedi:
_SEN GÖRÜRSÜN DEDİ




fıkranın devamı


birgün ali annesinden 500 kuruş ister annesi 500 kuruşu ne yapacaksın diye sorar ali bir yaşlı adama verecem der annesi nerdeymiş bu yaslı adam der ali de şu kosode dondurma satan adam diye cevap verır



fıkranın devamı


Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.



fıkranın devamı


Temel birgün yolda gezerken yanına uzun boylu biri gelmiş.Adam aslında deli hastanesinden yeni kaçmış bir deliymiş.Adam Temel"e yaklaşıp:


-"Ben "Bakırköy" gazetesinden geliyorum size bir soru sorabilirmiyim demiş."Temel de:


-"Uyy sor uşağum.demiş"


-"Acaba 3.dünya ülkelerinin sosyo ekenomik ve kültürel yapısını incelediğimizde sentetik olarak düşünüp pisişik olarak cevap verirsek bu ülkeler paratonele çarpar mı?"


Temel biraz düşünüp omuzlarını yukarıya kaldırdı ve:


-"Uyy uşağum o ne biçim sori öyle daa tabiki de çarpar!!"

fıkranın devamı


temel ve yardımcısı dursun dünyanın en ıyı maymun avcılarıymıs.aslında bütün maharet onların özel av köpeğindeymiş şöyleki; jurı bir maymunu salıyormus hıç bir gurup yakalıyamıyormuş fakat temel maymunun cıktığı ağacı sallıyormuş ve maymun aşşağı düşünce köpek yakalayıp tecavüz ediyormuş.en son yapılan yarışmada juri artık bunlardan bıkıp daha uzman bir maymun getirip salmışlar yine kimse yakalayamamış. temel hangi ağaçta saklandığını bulmuş ağacı sallamış sallamış maymun bir türlü düşmemiş.temel dursuna dönmüş "tursun habu tüfeği al ben ağaca çıkayım sende bi yandan ağacı salla maymun düşerse elleme ama ben düşersem habu köpeği vur"demiş.

fıkranın devamı


iki deli hastanden kaçmış akşam geri dönmüşler..doktorlar demiş niye kaçıp niye döndünüz demişlerki biz aslında yarın kaççaktık bugün provasını yaptık.

fıkranın devamı


Temel in bir köpeği varmış adı da hektormuş bir gün temel in arkadaşı dursun temel in evine gelmiş hoşgeldin faslından sonra geçmiş bir sandalyeye oturmuş bizim hektor da sandalyenin altına girmiş o akşam yemekte kuru fasulye yiyen dursun un gaz çıkarası gelmiş ve yavaşça osurmuş bunun üzerine temel kızgın bi sesle hektooor demiş dursun iyi demiş köpek yaptı sandı daha yüksek bi sesle yine osurmuş temel yine hektooor demiş dursun daha şiddetli bi sesle osurmuş bu kez temel bu sefer hektor kalk oğlum ordan yoksa dursun birazdan üstüne sıçacak demiş.

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama