BİR GÜN İKİ ADAM ORMANDA AVCILIK YAPARMIŞ NEDENSE BİRİNCİ ADAM KÖR OLDUĞU İÇİN NE AVLADIĞINI GÖREMEZMİŞ. VE BİRİNCİ ADAM ONA HEP DİKKAT EDERMİŞ. VE BİR GÜN BİRİNCİ AVCI ATEŞ YAKMAYA GİDERMİŞ VE 2. AVCI KÖR OLDUĞU İÇİN OLDUĞU YERDE KALIRMIŞ. ODA BENDE BİRŞEYLER AVLIYAYİM DEMİŞ AMA KÖR OLDUĞU İÇİN ETRAFI GÖREMİYOMUŞ VE BİRİNİ AVLAMIŞ 1. AVŞI SES DUYUNCA 2. AVCININ YANINA GİTMİŞ 2. AVCI KÖR OLDUĞU İÇİN 1. AVCI ETRAFINA BAKMIŞ VE İÇİNDEN UMARIM TAVUĞU AVLAMIŞTIR DEMİŞ VE BİRDE BAKMIŞKİ KADIN 1. AVCI BAĞIRMIŞ OLMAZ KADIN AVLAMIŞDIN ... KAFADAN ASLLADIM 2 DAKKADA AMA NAPİYİM YİNEDE GÜZELDİR UMARIM BEYENMİŞSİNİZDİR :)
fıkranın devamı
bir gün alman aslan görmüş avcı silahsını alıp avlanmaya çalışıyordu. bir aslan gördüm galiba ateş atmış ama o tuzakmış,
adam tuza düşmüş aslan ona gülmüş haha
sen yakalandın tuzağa ben deyil.
fıkranın devamı
Bir Gün TeMeL DokToRa gitMiş.
DokToR deMiş Ki:
-Ateşin WaR Mı?
TeMeL:
-KuSuRa BaKmA DokToE SigaRa KuLLaNmıYoRuM. :DDDDDD
fıkranın devamı
Bir gün subaşının eşeği kaybolmuş. Kasabalılar da hayvanı aramaya başlamışlar. Nasreddin Hoca’ya- “Sen de bağlara...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca öğlen namazını kıldırıp evine gelmiş. Öbür camiden gelen bir cenaze alayı sokakta belirmiş. Cenazenin arkasınd...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca körüğü ile ateş yakar, içine böcek, fare vs. girmesin diye kullandıktan sonra körüğün ağzını tıkayıp duvara as...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca ormandan çalıçırpı toplayıp eşeğine yüklemiş. Arkadaşları ile buluşacağı yere gitmiş.Odundan dönen köylülerle ...
fıkranın devamı
- Nasreddin Hoca, < zengin, obur ve aç gözlü, > bir Akşehirli ile beraber Konya’ya gidiyormuş. Yolda acıktıkça yanları...
fıkranın devamı
Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.Cumadan cumaya ...
fıkranın devamı
Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır.Evin önünde masum bir
fısıltıdan sonra ateşlenir.
Bir elini duvara dayayarak
- "Beni bir öper misin"..
Kız:
- "Deli misin evin önünde annemler görür" der..
Erkek:
"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum...
Kız:
- "Ben de seni ama olmaz..."
Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder.
Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
Küçük kız:
- "Babam diyor ki ,
Öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmişim, o da
olmazsa kendisi gelecekmiş ama
o hayvan oğlu hayvana söyle elini ,
Diyafon düğmesinden çeksin dedi'' .....
fıkranın devamı
Oduncu temele son aylarda birşeyler olmuş... odun kesmeye gittiği zaman aklına karısı fadime geliyor *iki hareketleniyor , fakat koşarak eve gittiği halde tekrar eski haline dönüyormuş. bir böyle ,iki böyle sonunda dayanamayıp köyün muhtarına utana sıkıla gidip derdini anlatıyor.
ve diyorki
- Oğlum temel o zaman yanına bir tek mantar tabancası al , *ikin kalktığında karın fadime senin yanına gelsin.
Temel muhtarın dediğini yaparak yanına mantar tabancası alır ve her oduna gittiğinde yanında götürür. Her odun kesişinde *iki kalkınca havaya ateş karısı yanında , işlem tamam temel mutlu . Uzun bir süre aynı şekilde devam eder. Temel uzunca bir zaman sonra muhtarı görür ve hemen konuya girer.
- Evladım temel taktik nasıl ama işine yaradı değilmi.
Temel cevap verir :
-Ula muhtarum ilk zamanlar iyiydu ama av sezonu açıldu açulalu ben fadimeyu göremeyrum da.....
fıkranın devamı
Silah meraklısı bir adam, silah satılan bir dükkana girer. İncelediği tüfekle köşeye doğru nişan alır. Bunu gören tezgahtar hemen atılır;
- ''Lütfen yapmayınız. Dün bir müşteri ateş etti. Kurşun sekreterin bacakları arasına isabet etti''.
Müşteri hayretle sorar;
- ''Sekreter yaralandı değil'mi?''.
Tezgahtar;
- ''Hayır, ama satış müdürünün dünden beri orta parmağı yok''.
fıkranın devamı
Bir gün askeri kışlanın birinde komutanlar eşleri yemek veriyorlar. Eğlence dans derken kapıda'ki nöbetçi erlerden birisi;
- ''Ulan şu komutanın karısını bana verecekler 20 kere ard arda kıvılcım çıkararak *ikerim''.
Tabi diğer erde yalakalık değil'mi komutana söyler.
Komutan eri yanına çağırır;
- ''Sana karımı verecem dediklerini yapamazsan seni sürdürürüm amaa... yaparsan karım senindir'' der.
Asker düşünür keşke demeseydim ama laf bi kere çıktı ağızdan...
Düşünür düşünür bir poşet ateş böceği toplar.
*ikiş başlamıştır. Asker ilk postayı kayar bir ateşböceği atar kapıdaki asker bağırır;
- ''Posta bir kıvılcım bir''.
- ''Posta iki kıvılcım iki''.
- ''Posta üç kıvılcım üç''.
- ''Posta dört kıvılcım dört''.
- ''Posta beş kıvılcım beş''.
- ''Posta altı kıvılcım altı''.
Artık askerde derman kalmamıştır son postayı kayar poşeti atar ve ortaya bir alev topu çıkar ordan asker bağırır;
- ''Posta yedi *m infilak etti''.
fıkranın devamı
uzaylılar dünyayı istila etmiş ne bulsalar lazer silahıyla patlatıyolar arabalar evler hersey yerle bir derken bir benzin istasyonuna yaklaşmışlar benzinligin pompasıda eski sistem benzin hortumunun fazlası pompanın etrafına dolanır daha sonra tabancası yandaki yuvasına yerleştirilir neyse uzaylının biri tam ateş ederken arkadaki tecrübeli uzaylı
-dur yapma...!
demeye kalmadan benzinlik patlıyor her biri bir yana sacılmış baygın vaziyet te ayılan basmıs saatine ışınlamış kendini uzay mekiğine daha sonra ateş eden sormus nerden bildin oranın bu kadar tehlikeli oldugunu diye digeride demiş ki
-kainatın neresin de olursan ol bir yaratık penisini iki defa beline dolayıp kulagına sokuyorsa ona sakın ilişme çok tehlikelidir
fıkranın devamı
abisi askerde olan bir gencin ateşli bir yengesi vardır yengesi de kocası askerde olduğundan çok sevişmek ister ve kocasının kardeşinden ister.fekat genç deneyimsizdir onun için yengesine sorar yenge nasıl olacak der.yengesi de mengenli oldukları için arkanda mengen önünde yengen çek mengene doğru bas yengene doğru der
fıkranın devamı
Atmasıyla ünlü yaşlı ve unutkan bir avcı birgün yine avcıların bulunduğu kahveye girer ve başlar anlatmaya:
-" bikeresinde dağlarda geziyorum karşı dağda bi geyik gördüm hemen nişan alıp ateş ettim güm diye yere düştü 6-7 saat yürüdüm anca ulaştım bide ne göriiim geyik benim 5 mislim hemen sağ bacağını kesip vurdum omuzuma ava devam ettim bi baktım öteki dağdada bi geyik var onuda oracıkta vurdum başladım yürümeye 9-10 saat sonra yanına vardım bi baktım ötekinin 3 katı onunda sol bacağını kestim vurdum omuzuma başladım köye inmeye..."
Derken yaşlı ve unutkan amcaya telefon gelir ve görüşmak için kalkar aradan 5-10 dak. geçer amca geri döner ve sorar:
-"nerde kalmıştık gençler" herkes bi ağızdan
-"bacaklar omzundaydı dede" derler.
Amca gururlu bi şekilde oturur ve devam eder anlatmaya;
-"verdim *arraaa, verdim *arrraaaaa.
fıkranın devamı
Bir gün adamın biri tele kızın birisi ile beş yüz dolara anlaşırlar. Ve geceyi beraber geçirirler. Ancak sabah olup sıra parayı ödemeye gelince, adam cebinde yeteri kadar para olmadığını anlar. Tele kıza parası olmadığını, işyerine vardıktan sonra parayı zarfla göndereceğini söyler. Kız da kabul eder. Adam zarfın üzerine daire kirası yazacağını söyler. Adam işyerine vardıktan sonra parayı hazırlarken aslında gecenin o kadar da iyi geçmediğini, beklediği kadarda eğlenmediğini düşünür. Ve kadına beşyüz dolar yerine ikiyüzelli dolar göndermeye karar verir. Zarfın üzerine daire kirası olduğunu belirttikten sonra içine de şöyle bir not iliştirir.
-Hanımefendi size beşyüz yerine ikiyüzelli dolar yolluyorum. Çünkü ben; Dairenizin daha önce hiç kullanılmamış oldugunu düşünmüştüm, ve dairenizin daha küçük olduğunu sanıyordum... Ayrıca dairenizin ısıtma sistemini de hiç beğenmedim. Daha sıcak olmasını bekliyordum" der.
Ve zarfı kurye ile yollar. Kadın zarfı açtığında paranın eksik olduğunu ve yanına bir not iliştirilmiş olduğunu görür. Notu okuduğunda hemen cevap olarak şunu yazar.
-Beyefendi böylesi güzel bir dairenin daha önce kullanılmamış olabileceğini nasil düşünürsünüz,?Aslında daire hiç de büyük değil. Sizin dairenin içini dolduracak kadar eşyanız olmadığı için size büyük gözükmüş olabilir. Ayrıca ısıtma sistemi de iyidir ancak siz ateşlemeyi beceremediyseniz ben ne yapabilirim?
fıkranın devamı
Doktor John hastasıyla ateşli bir seks yaptıktan sonra, oturup düşünmüş;
- "Keşke yapmasaydım ama olsun.. Tüm doktorlar meslek hayatında hastasıyla yatmıştır".
Der ve kendini avutmaya çalışır.
O sırada vicdanından bir ses gelir;
- "Ama John sen bir veterinersin"...
fıkranın devamı
Çiftçilik yapan Temel ile Fadime yeni evlenmişler. Tabi gündüzleri temel tarlada çalışıyormuş. Evleri bir tepenin üstünde çalıştığı tarla da tepeden aşağıda düzlükteymiş. Tarlada çalışırken Temel'in canı Fadimeyi çekiyor ve eve koşmaya başlıyor. Ama eve girene kadar derman kalmadığından çok zorluk çekiyormuş.
Bir gün şehre kasabaya inmiş. Tanıdık bir doktor bunu görünce;
- ''Hayrola Bu ne surat'' diye sormuş.
Temel de durumu olduğu gibi doktara aktarmış.
Doktorda;
- ''Bunda üzülecek ne var. Niye sen kendini yoruyorsun. Av silahını tarlaya giderken yanına al. Fadimeyi canın çekince 1 el ateş et. Fadime senin yanına gelsin. Sende işini rahat görür mutlu olursun'' diye nasihat etmiş.
Bu uygulama Temel'in çok hoşuna gitmiş. Başlamış bu taktiği uygulamaya.
İşler çok iyi.
Aradan bir zaman sonra Temel yine şehre alışverişe iniyor. Aynı doktor bunu görünce soruyor;
- ''Nasıl taktik işe yaradımı?''.
Temel;
- ''Sorma doktor, baştan çok iyi idi. Fakat av mevsimi başladığından buyana Fadime'yi bulamıyorum'' der.
fıkranın devamı
Küçük çocuk annesine;
- ''Anneciğim flört ne demek'' der.
Anne;
- ''Bak evladım akşam ablanın erkek arkadaşı gelecek onları izle öğren''.
Akşam çocuk gizlenerek ablasıyla arkadaşını izler. Ertesi gün annesi sorar;
- ''Anlat bakalım flört neymiş öğrendin'mi?'' der.
Çocuk anlatmaya başlar;
- ''Ablam ve arkadaşı bir süre oturup konuştular. Sonra ablam fenalaştı ve arkadaşı elini ablamın kazağının altına sokarak kalbini kontrol etti. Ablamın ateşi çıkmış olmalı'ki arkadaşı ablamın üstünü çıkarmak zorunda kaldı. Sonra ablamın hastalığı ona da bulaşmış olmalı'ki, o da soyunmak zorunda kaldı. Sonra sarılıp öpüştüler. Arkadaşının önünde birden bire bir yılan çıktı. Ablam ısırıp yılanı öldürmeye çalıştı. Uzun bir süre uğraştıktan sonra yılanı öldürdü.
Çok yorulmuşlardı bir süre dinlendiler. Ama yılan tekrar dirildi. Demek'ki ölmemişti. Sonra ablam yılanın üstüne oturarak onu tekrar öldürmek için uğraştı en sonunda öldürmeyi başardı. Bu defa öldürdüğünü biliyorum çünkü arkadaşı yılanın derisini soyup tuvalete attı''.
fıkranın devamı
Adamın biri bir gün geneleve gider,gözüne hoş görünen ateşli bir kadını seçer ve odaya girerler. Kadına der ki,"bu gün özel bir muamele istiyorum göste marifetini."Adam sırt üstü yatağa uzanır,kadın başlar saksafona.Adamcagız zevkten dört köşe "çek,çek üfle üfle "der.Sonra tekrar "çek,çek, sonrasında üfle,üfle " diye bagırır.Kadın sert bir ifadeyle "çek çeki anladık ta niye üflettiriyorsun be adam" diye kızar.Adamın cevabı gayet nettir,"ulan *mına koduğumun avradı, öyle bir çekiyorsun ki çarşaf arkadan *ötüme giriyor,üfleyince çıkıyor." der.
fıkranın devamı
Aşığını eve alan kadın, sevişmenin en ateşli anında zilin çalması üzerine panikleyerek;
- ''Eyvah kocam geldi''.. deyip adamı apar topar gardroba sokar ama o aceleyle adamın taşşakları dışarda kalır. Kocası odaya geldiğinde soyunmak için gardroba yaklaşır ve taşşakları görür. Karısına dönerek;
- ''bu da ne böyle'' diyerek sorar.
Kadında;
- ''haa o mu o bir çan kocacım geçen gün bir mağazada gördüm, çok hoşuma gitti ve satın aldım'' der.
Kocasıda taşşakları sarsmış;
- ''iyide bundan hiç ses gelmiyor'' demiş.
Kadın;
- ''olurmu kocacım daha hızlı vur'' demiş.
Adam bu sefer taşşakları tokatlamış yine ses yok.
Kadın;
- ''daha hızlı vur'' demiş.
Adam yumruk atmış yine ses yok.
- ''Karıcım seni kazıklamışlar bundan ses falan çıktığı yok'' demiş. Kadın;
- ''saçmalama daha hızlı vur'' demiş.
Adam iyice sinirlenmiş ve o sinirle taşşaklara bir tekme sallamış ve içerden bir ses gelmiş;
- ''Ding Dong A_ına kodumun oğlu Ding Dong!''..
fıkranın devamı
Bir gün adamın biri tele kızın birisi ile beş yüz dolara anlaşırlar. Ve geceyi beraber geçirirler. Ancak sabah olup sıra parayı ödemeye gelince, adam cebinde yeteri kadar para olmadığını anlar. Tele kıza parası olmadığını, işyerine vardıktan sonra parayı zarfla göndereceğini söyler. Kız da kabul eder. Adam zarfın üzerine daire kirası yazacağını söyler. Adam işyerine vardıktan sonra parayı hazırlarken aslında gecenin o kadar da iyi geçmediğini, beklediği kadarda eğlenmediğini düşünür. Ve kadına beşyüz dolar yerine ikiyüzelli dolar göndermeye karar verir. Zarfın üzerine daire kirası olduğunu belirttikten sonra içine de şöyle bir not iliştirir.
-Hanımefendi size beşyüz yerine ikiyüzelli dolar yolluyorum. Çünkü ben; Dairenizin daha önce hiç kullanılmamış oldugunu düşünmüştüm, ve dairenizin daha küçük olduğunu sanıyordum... Ayrıca dairenizin ısıtma sistemini de hiç beğenmedim. Daha sıcak olmasını bekliyordum" der. Ve zarfı kurye ile yollar. Kadın zarfı açtığında paranın eksik olduğunu ve yanına bir not iliştirilmiş olduğunu görür. Not'u okuduğunda hemen cevap olarak şunu yazar.
-Beyefendi böylesi güzel bir dairenin daha önce kullanılmamış olabileceğini nasıl düşünürsünüz,
-Aslında daire hiç de büyük değil. Sizin dairenin içini dolduracak kadar eşyanız olmadığı için size büyük gözükmüş olabilir. Ayrıca ısıtma sistemi de iyidir ancak siz ateşlemeyi beceremediyseniz ben ne yapabilirim.
fıkranın devamı
Fazlası ile zampara olan bir adam tövbekâr olmak istemiş. Ne
yapayım ne edeyim derken "40 gün 40 gece bir mağaraya kapanıp dua etmesi" söylenmiş.
Eleman mağaraya kapanıp. 1 gün 2 gün 3 4 5 derken 39 gün olmuş.
39. gün dışarıda bir yağmur bir yağmur, ortalığı sel götürüyor.
Bir bakmış ki mağaranın kapısında yağmur iliklerine kadar islemiş bir
bayan. Güzel mi güzel. Bayan hemen içeriye girmiş. Eleman, bayanın üstünü
kurutmak için ateş yakmış. Fakat bayana hiç yaklaşmamış.
Bayan üzerindekilerini kurutmak için çıkartınca,
"kendisinin korktugunu ve adamın kendisine sarılmasını"
istemiş. Adam sarılırken tövbesini bozmak istemiyor, fakat bayan
cilvelenince tövbe diye birşey kalmıyor ve iş bitiyor.
Sevişmenin ardından kadın kahkahalar ile gülmeye başlayınca
merakla sormuş.
- Neden gülüyorsun
Kadın :
- Ben şeytanım. Senin tövbeni bozmak için geldim ve başardım
Bu sefer adam kahkahalarla gülmeye başlamış ve bu sefer şeytan sormuş :
- Niye gülüyorsun?
Adam :
- Bu dünyada becermediğim bir şeytan kalmıştı. Onu da becerdim
ya, boşver gerisini....
fıkranın devamı
İki arkadaş her pazar golf oynarlar. Bir pazar yine golf oynamaya hazırlanırken bir adam gelir ve onlara katılmak istediğini söyler. Elemanlar bir birine baktıktan sonra adamın teklifini kabul ederler. Oyun ilerler ve elemanlar adama ne is yaptığını sorarlar.
Adam:
-" Öğrenmek istemezsiniz. Ben tetikçiyim. Tüfek golf çantasında. Nereye gitsem onu yanımda taşırım. İstersen bir göz at"
Biraz beklemeden sonra biri cesaretini toplayıp çantaya bakar. Gerçektende orada büyük bir dürbünü olan bir tüfek vardır. Eleman heyecanlanır ve:
-"Vaay! Suna bak. Eminim ki bu dürbünle buradan bizim evi görebilirim." der. Bir iki saniye baktıktan sonra :
- "Evvet! Görebiliyorum ! Hatta pencereden yatak odasını bile görebiliyorum. İste karim ... Dur bir dakika, çıplak! Yanında da kapı komşum var, o da çıplak!
Bu adamı bir anda yıkar ve düşünmeden tetikçiye dönüp:
-" Bir atış için kaç para istiyorsun ?" der.
Tetikçi:
-"Her tetiği çekişim için 500 milyon."
Eleman:
- "500 milyon !!?? Çok para ama tamam. Senden iki atış istiyorum. Birincisi karımın ağzına, çok dırdırlanıyor ve dayanamıyorum buna. İkincisi ise komşumun penisine, güzel bir ders alsın! "
Tetikçi kabul eder, tüfeği kaldırıp evi nisanlar ve beklemeye baslar. 5 dakikalık bir beklemeden sonra eleman dayanamayıp neden ateş etmediğini sorar.
Tetikçi:
"Biraz daha bekle.. işi tek kursunda halletmek üzereyim."
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerYamyamlar Emeklilik Araba Çekirdeksiz Balığın İstifa Memelerim Büyüğü Doktorun Morgöz Annem yigit-ozgur-1483 Fener yigit-ozgur-1133 Soğuk Ananı Politika Kusur Hangi Kurusun Kızıldereli Nasıl yigit-ozgur-1174 Harama İki Deney Sırdaş yigit-ozgur-1005 Böyle Akıllı Anten Akrobat Kumar Yumurta Hoşgelmiş İncelik Opera Tilkiyle Nerden Define Acele Peşin Yeni Asansör Önemli Bebeğim Süper Başım Utanmış yigit-ozgur-1280 Papağan Kuru