Ayşe Fıkraları

loading...

ayşe melikeye demiş ki: - ders demek 45 dak. işkence demektir,öğretmen ise bilgecan dede zil sesi cankurtaran sesi bahçe cennete gezinti demektir. melikede : - benimde matematiğe bir sözüm var. ayşe: - ney çabuk söyle melike : - sevgili matematik artık büyü e kendi problemlerini kendin çöz !
fıkranın devamı

iki arkadaş erzurumdan istanbula travesli olmak için giderler ve olurlar kendilerine çok güzel şekil yaparlar ve iş başlarlar isimlerini ayşe neşe olarak değiştiriler bir akşam yolu karşıdan karşıya geçerken neşeye araba çarpar yere düşer hiç hareket etmez ayşe durum karşısında neşe neşe kız neşe kalk diye ağlamaya başlar yanıt alamayınca ola halıt ağabeyi halıt ağabeyi
fıkranın devamı


Hasan annesini akşam yemeğine davet etmiş.
Yemek sırasında anne hep Hasan'ın ev arkadaşının ne kadar çekici olduğunu düşünmeden edememiş.
Yemek boyunca oğluyla kız arasında neler olduğu konusunda meraktan çıldırıyormuş.
Bunu farkeden Hasan ? Anneciğim Ayşe ile aramızda inan hiçbir şey yok. Biz sadece ev arkadaşıyız ? demiş.

Bir hafta kadar sonra Ayşe Hasan'a sormuş:
- Annenin yemeğe geldiği geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde olduğu konusunda bir fikrin var mı?
Sence annen almış olabilir mi??
Hasan cevap vermiş:

-"Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım" ve annesine şöyle yazmış:
-"Anneciğim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gerçek şu ki bize yemeğe geldiğinden beri çorba kepçesi kayıp"

Bir kaç saat sonra annesinden şöyle bir e-mail gelmiş:

-"Sevgili oğlum, sana Ayşe ile yatıyorsun yada yatmıyorsun demiyorum. Ama gerçek şu ki eğer o kendi yatağında uyuyor
olsaydı şimdiye kadar çorba kepçesini çoktan bulmuş olmalıydı.."

fıkranın devamı


- Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur.
- Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu?
- Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor.
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun...
- Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli!
- Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum.
- Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma...
- Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır.
- Paraşütü en aşağıda ben açacağım.
- Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık?
- Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum.
- Amma keskin virajmış yav!!
- Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel)
- Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma?
- Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış.
- Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi.
- Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak...

fıkranın devamı


Kari-koca tatil gunu evde televizyon seyretmekten sıkılmış, yatak odasina gecmeye karar vermisler.... Ama ne mumkun.....7 yasindaki oglan evde.....
Oglum, hadi biraz sokaga cik, gez, oyna! Ihhhhh. Israr faydasiz. Afacanin sokakta gozu yok.
- Oyleyse, diyor baba, annenle ben odamiza gecelim, sen de balkona. Etrafta neler olup bitiyor, yuksek sesle bize rapor et !
Oglan biraz miziklanmakla birlikte caresiz balkona geciyor. Bizimkiler de yataga.
Ve afacan canli yayina basliyor:
- Su an bizim sitenin otoparkina yabanci bir arac park etti. Simdi de Aygaz arabasi sokaga giris yapti. Yasli bir kadin markete giriyor......
Kisa bir sessizlik...Ve rapora devam:
- Yan komsumuz Ahmet Bey amcayla karisi Necla teyze yatak odasinda sevisiyorlar. Yataktakiler sok vaziyette.
Baba sesleniyor:
- Oglum, nereden cikardin simdi bunu ?
- Hicc. Kucuk kizlari Ayse balkonda dikiliyor da.

fıkranın devamı


Öğretmen, sınıfta gökyüzü ile ilgili bir yazı okudu.Sonra bu yazıyla ilgili çocoklara soru sordu:
-Ayşe, bana bildiğin yıldızları sayar mısın?
Ayşe düşünmeden yanıtladı:
-Pop yıldızları, spor yıldızları,sinema yıldızları...


fıkranın devamı


Kari-koca tatil gunu evde televizyon seyretmekten sıkılmış, yatak odasina gecmeye karar vermisler.... Ama ne mumkun.....7 yasindaki oglan evde.....
Oglum, hadi biraz sokaga cik, gez, oyna! Ihhhhh. Israr faydasiz. Afacanin sokakta gozu yok.
- Oyleyse, diyor baba, annenle ben odamiza gecelim, sen de balkona. Etrafta neler olup bitiyor, yuksek sesle bize rapor et !
Oglan biraz miziklanmakla birlikte caresiz balkona geciyor. Bizimkiler de yataga.
Ve afacan canli yayina basliyor:
- Su an bizim sitenin otoparkina yabanci bir arac park etti. Simdi de Aygaz arabasi sokaga giris yapti. Yasli bir kadin markete giriyor......
Kisa bir sessizlik...Ve rapora devam:
- Yan komsumuz Ahmet Bey amcayla karisi Necla teyze yatak odasinda sevisiyorlar. Yataktakiler sok vaziyette.
Baba sesleniyor:
- Oglum, nereden cikardin simdi bunu ?
- Hicc. Kucuk kizlari Ayse balkonda dikiliyor da.




fıkranın devamı


Kari-koca tatil gunu evde televizyon seyretmekten sıkılmış, yatak odasina gecmeye karar vermisler.... Ama ne mumkun.....7 yasindaki oglan evde.....
Oglum, hadi biraz sokaga cik, gez, oyna! Ihhhhh. Israr faydasiz. Afacanin sokakta gozu yok.
- Oyleyse, diyor baba, annenle ben odamiza gecelim, sen de balkona. Etrafta neler olup bitiyor, yuksek sesle bize rapor et !
Oglan biraz miziklanmakla birlikte caresiz balkona geciyor. Bizimkiler de yataga.
Ve afacan canli yayina basliyor:
- Su an bizim sitenin otoparkina yabanci bir arac park etti. Simdi de Aygaz arabasi sokaga giris yapti. Yasli bir kadin markete giriyor......
Kisa bir sessizlik...Ve rapora devam:
- Yan komsumuz Ahmet Bey amcayla karisi Necla teyze yatak odasinda sevisiyorlar. Yataktakiler sok vaziyette.
Baba sesleniyor:
- Oglum, nereden cikardin simdi bunu ?
- Hicc. Kucuk kizlari Ayse balkonda dikiliyor da.

fıkranın devamı


Öğretmen öğrencilere söyler
_ Size bir soru sorucam der.
ayşeyi kaldırır.
_Tavuğun kaç tüyü vardır?
Ayşe:
_ 1993 öğretmenim der
Öğretmen:
_ Nerden bildin?Diye sorunca da
_ Hani bir soru sorucaktınız der.

fıkranın devamı


Temel eşi ile köyüne giderken teröristler minübüsü durdurmuş. Yolcuları aşağı
indirmişler . Hepsini sıralamışlar ve isimlerini sormuşlar.
- Adın ne?
- Ahmet...
- Öldürün... Adın ne?
- Ayşe...
- Öldürün...
Sıra Temel`in hanımına gelmiş, teröristler sormuş :
- Adın ne?
- Fadime...
- Aaaa öldürmeyelim annemin adı da Fadime...
Neyse onu ayırmışlar. Sıra temele gelmiş, teröristler sormuş :
- Adın ne?
- Adım Temel`dir fakat bana köyde Fadime derler...

fıkranın devamı

Birgün okulda ikinci sınıf çocuklar fotoğraf çekileceklermiş.Öğretmenleride onlara çekilec...
fıkranın devamı

Emre, Ayşe`nin yanına, yatağa gitti. Karıkocalar ne yapıyorsa onu yapmak niyetindeydi. Fakat ka...
fıkranın devamı

Yaslı kadın, luks otelın en ust katından ınıyordu. Ara Katlardan bırınde asansor durdu. ...
fıkranın devamı

Karı ve koca tatil günü evde televizyon seyretmekten sıkılmış, yatak odasına geçmeye karar vermişler.... Ama ne mümkün 7 yaşındaki oğlan evde.
- ''Oğlum, hadi biraz sokağa çık, gez, oyna''.
- ''Ihhhhh''. Israr faydasız. Afacanın sokakta gözü yok.
- ''Öyleyse, annenle ben odamıza geçelim, sen de balkona. Etrafta neler olup bitiyor, yuksek sesle bize rapor et''.
Oğlan biraz mızıklanmakla birlikte çaresiz balkona geçiyor. Bizimkiler'de yatağa. Ve afacan canlı yayına başlıyor;
- ''Şu an bizim sitenin otoparkına yabancı bir araç park etti. Şimdi de Aygaz arabası sokağa giriş yaptı. Yaşlı bir kadın markete giriyor''...
Kısa bir sessizlik...Ve rapora devam;
- ''Yan komşumuz Ahmet Bey amcayla karısı Necla teyze yatak odasında sevişiyorlar''. Yataktakiler şok vaziyette.
Baba sesleniyor;
- ''Oğlum, nereden çıkardın şimdi bunu''..
- ''Hiçç. Küçük kızları Ayşe balkonda dikiliyor'da''...

fıkranın devamı

Meftaların Son Sözleri
- Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yıllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur.
- Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu?
- Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor.
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...
- Doktora neyim gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun...
- Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli!
- Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum.
- Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma...
- Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır.
- Paraşütü en aşağıda ben açacağım.
- Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık?
- Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum.
- Amma keskin virajmış yav!!
- Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel)
- Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma?
- Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış.
- Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi.
- Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak...
fıkranın devamı

Yaslı kadın, luks otelın en ust katından ınıyordu. Ara
Katlardan bırınde asansor durdu.
Kapı acıldı, genc ve guzel bır kız ıcerı gırdı. Onunla
Bırlıkte asansoru yogun bır parfum kokusu da doldurdu.
Yaslı kadın, parfum kokusunu derın derın ıcıne cekınce
Genc kız magrur bır eda ıle kadına baktı ve
'' Gıorgıo-beverly hılls '' dedı ''
Kucucuk bır sısesı bıle 100 mılyon lıra!..''
Bıraz sonra asansor gene durdu. Gene cok sık genc bır
Kadın gırdı. O da buram buram parfum kokuyordu.
Yaslı kadın yıne koklamaktan kendını alamadı.
Yenı bınen genc kadın da yaslı kadına donerek kıbırlı bır
Tavırla
'' Chanel 5 numara '' dedı ''
Mını mını bır sısesı bıle 150 mılyon lıra! ''
Bıraz sonra asansor yaslı kadının ınecegı katta durdu.
Kadın asansorden cıkmadan buyuk bır gurultu cıkartarak
Yellendı.
Sonra da asansorde kalan ıkı alımlı genc kadına donerek
Ayşe kadın fasulye yarım kılosu 450 bın lıra
fıkranın devamı

Temel birgün bankadayken soyguncular bankayı basmışlar. Bankadakilerin önce paralarını alıp sonra da vuruyorlarmış. Sıra Temel`in yanındaki bayana gelmiş. Soyguncu, "Adın ne" diye sormuş. "Ayşe" demiş. Soyguncuya da "İyi benim annemin adı da Ayşe" deyip kadını serbest bırakmış. Sıra Temel`e gelmiş, soyguncu ona da adını sormuş. Temel: -"Adum Temel, ama arkadaşlar bana Ayşe derler..."
fıkranın devamı

Temel bir iş için doğuya gider...Otobüs dağların arasından geçerken eşkiyalar durdurur...tüm yolcuları aşşağı indirip sıraya dizerler..Ve tüm eşyalarını alıp tek tek öldürürler...Sıra yavaş yavaş Temel'e de gelmektedir...bu sırada eşikyaların lideri Temel'in yanındaki küçük kıza:
-Senin adın ne bakim?..der
-Ayşe efendim...
Eşikiyanın gözleri dolar:
-Rahmetli anamın adıda Ayşeydi...hadi sen git burdan...deyip kızı sebest bırakır...
Sıra Temel'e gelince eşikya gürler:
-Senin adın ne lan?
-Te-Temel efendum...ama akadaşlar kahvede AYŞE DİYİLER.
fıkranın devamı

Ayşe erkek arkadaşı Ali'yi hafta sonuna evlerine çağırmış. Hem ders çalışırız, yemek yeriz hemde bizimkilerle tanışmış olursun bide sevişiriz demiş. Bunu duyan Ali teklifi hemen kabul etmiş.
Cumartesi günü erkenden eczaneye gitmiş;
- ''bana en iyisinden bir prezervatif verirmisiniz'' demiş ve almış gitmiş eve ulaşmış ve hazır olan masaya oturmuşlar hemen peşinden Ayşe'nin babası gelmiş. Bu sırada Ali yemeğini yerken boyna dua ediyormuş.
Ayşe bu durumu fark etmiş ve Ali'ye;
- ''ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum'' demiş
Ali;
- ''Bende senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum'' demiş...
fıkranın devamı

Mehmet, bir gün "Ayşe eger bu agaca cikarsan sana sakiz veririm demis, bunun üstüne Ayşe "anneme sorman lazim" demis, gitmis eve annesine sormus, annesi "hayir kizim olmaz kilotun görünür" demis.
Ertesi gün mehmet yine "ayse eger bu agaca cikarsan sana istendigin kadar para veririm" demiş.
Ayse'de cikmis agaca almis parayi gitmis eve, annesi ayse'nin elinde parayi görünce "neyaptin kizim, nerden aldin bu parayi? "demis oda "agaca ciktim, aldim parayi eve geldim" demis, bunun üzerine annesi, "ee kızım kilotun gözükmedimi?" Hayır annecim kilotumu cikardim da ciktim agaca" demiş.
fıkranın devamı

Öğretmen öğrencilere söyler
_ Size bir soru sorucam der.
ayşeyi kaldırır.
_Tavuğun kaç tüyü vardır?
Ayşe:
_ 1993 öğretmenim der
Öğretmen:
_ Nerden bildin?Diye sorunca da
_ Hani bir soru sorucaktınız der.
fıkranın devamı

Bir kız çocuğu vardı,beyaz tenli,kumral.İki saç örgüsü uzanırdı başının iki yanından. Sevimlimi sevimli bir yüzü, cin gibi zeka fışkıran gözleri vardı.Okulda da başarılıydı.Annesini dört yıl önce kanserden kaybetmişti.Çocuk, kendinden birkaç yaş küçük kızkardeşi ve babasıyla beraber bir dağ köyünde yaşıyor; her sabah öğrenci servisiyle ilçeye ilkokula geliyor, akşam dönüyordu.
Ben de ilçede oturuyordum.Karşı komşum bu çocuktan her zaman söz ederdi. Ölen annesi yakın arkadaşıymış, kız ara sıra onlara öğle yemeğine geliyormuş. Bir gün komşum dedi ki:"Çocuğun bir arzusu var, bazı arkadaşları doğum günlerinde okula pasta ve meyve suyu getirip arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikte kutluyorlarmış.Benim pasta yapacak, satın alacak kimsem yok.Çok istiyorum,keşke ben de kutlayabilsem bir kere doğum günümü, diyor" dedi.Hemen atıldım.Kızın doğumgünü ne zaman?Komşum,"17 Nisan" dedi."Ona doğum günü partisi için gerekenleri biz hazırlayalım"dedim.Komşumda kendisinin pasta yapabileceğini söyledi."Ben de kuru pasta ve meyve suyu alırım" dedim.Bu fikir ikimizin de hoşuna gitti.
Doğum gününden bir gün önce komşum güzel bir kremalı pasta yaptı, bende diğer yiyecek ve içecekleri satın aldım.Komşum çocuğa bir gün önceden haber gönderdi, "Yarın öğle yemegine bize gelsin" dedi.
O gün öğleyin okula gidecek yiyecekleri alarak komşuma gittim. Çocuğun gelmesini bekledik. Çocuk kapıdan girince onun doğum gününü kutlamak için "İyiki doğdun Ayşe!İyiki doğdun Ayşe! diye el çırparak doğum günü şarkısını söyledik; sonra da pastalarını gösterip bunları okulda arkadaşlarıyla beraber yiyebileceklerini söyleyince yüzü görülmeye değerdi. Gözlerinin içi gülüyor, şaşkınlık ve sevinçten ne diyeceğini bilemiyordu.
Biz de hem duygulanmış, hem de onun sevinci karşısında çok mutlu olmuştuk.
Pastaları, içecekleri bir sepete koyduk. Taktı koluna sepeti, uçarak indi merdivenleri okula doğru...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama