Ayarı Fıkraları

loading...

rahmetli mustafa amca yaşınında ilerlemesi dolayısı ile kulakları ağır duyuyordu : kolu ağrıdığı için doktora gitmişti, masasında oturan doktor bilgisayarı ile meşguldu. mustafa amcaya köşeyi göstererek oraya geç ve kolunu soy demişti. anlam veremiyen mustafa amca köşeye gitmiş ve donunu soyduktan sonra dr.hanıma seslenmiş. ben hazırım demiş. dr.hnm.masadan kalkmış ve tam mustafa amcanın yanına gidecek, manzarayı görünce hiddetle bagırmış; ben sana kolunu soy dedim... mustafa amca mahçup bir şekilde donunu toplarken; biraz önce niye bu şekilde bağırarak söylemediniz diye söylenerek muayenehaneyi terketmiş.
fıkranın devamı


Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın :
-Ah doktorcuğum, dedi.Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih ederim.
Doktor :
-Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin.

fıkranın devamı


Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın: - "Ah doktorcuğum", dedi. "Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih ederim." Doktor: - "Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin."

fıkranın devamı


Temel Amerika'ya gitmis. Orada araba kullanirken yandaki yazilari okumaya baslamis.
'Max 80'
Temel hizini 80'e ayarlamis.
'Max 60'
Temel hizini 60'e ayarlamis.
'Max 40'
Temel hizini 40'a ayarlamis.
'Max 20'
Temel hizini 20'ye getirmis.
Bu arada da iyice sinirlenmis. Daha sonra bir tabela daha gormus.
'WELCOME TO MAX'.

fıkranın devamı

Super online müşteri hizmetlerinde çalışıyorum bir gün bir müşteri aradı diyalog şöyle:m...
fıkranın devamı

Bir şirketin kapısında bir ilan asılmış şöyle yazıyor: "Dakikada 70 kelime yazabilen, Bilgi...
fıkranın devamı

-burası bi iş yeri bi sürü bilgisayar var hepsi bağlanıyo bi tek benim bilgisayarımla mehmet ...
fıkranın devamı

Şirketin Bilgi işlem departmanından gelen son derece alımlı genç kız, yeni işe başlamış o...
fıkranın devamı

Bilgisayar acemisi (Komik Gerçek Olay)WordPerfect'in yardım hattında banda alınmış bir telefon...
fıkranın devamı

Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın;-ah doktorcuğum, bu dişi çektirmektense çoc...
fıkranın devamı

Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın : -Ah doktorcuğum, dedi.Bu dişi çektirmekten...
fıkranın devamı

Babaannem nişanlısından hamile kaldığını anlayana
kadar karnındaki bebek
dört aylık olmuş. Kilo almasına rağmen böyle bir şey
hiç aklına gelmemiş
çünkü "evlenmeden" hamile kalınmaz sanıyormuş.
Babaannem tam bir laz kadınıdır. Her zaman elleri ve
ayakları kınalıdır.
"Bir kadın öldüğü zaman ellerinde nişan yoksa
(tırnaklardaki kınayı kastediyor) zebaniler ellerini rendeleyecek" der.
Babaanne vallahi Stephen King halt etmiş yani yanında.
Babaannem namazında niyazında bir kadındır. Ziyaretine
gittiğimizde ev kalabalık da olsa hep televizyonlu odada
namaz kılar. Alışmış olsa gerek,
sesten falan hiç rahatsız olmaz. Bir gün o namaza
durmuşken biz televizyon
izliyorduk. Kanalları gezerken birden babaannemin
ahenkli sesi dua ile karışık bir şekilde bizi dumurlara yelken açtırdı:

Velem yuleeedd....Kanalı değiştirmeeee... Velem yekunlehu... Ajans
başlayacaaak...Kufuven ahad!"
Yetmiş sekiz yaşında, tonton bir babaannem var. Ne kadar
modern olsa da gelişmiş teknolojiye ayak uydurmakta epey
zorlanıyor. Buna en güzel örnek
evimi aradığında telesekretere bıraktığı not :
"Babaannesi aradı dersiniz."
Brezilya-Almanya final maçını izliyorduk. Brezilya'nın
önemli bir atağını
yavaş çekim gösteriyorlardı. Babaannemin
söylediklerini aynen yazıyorum:
"Bu oğlanlar da amma yavaş oynuyorlar. Bizim
yavrularımız aslan gibiydi.
Yine de elendiler." Canım babaannem seni çok seviyorum
ama teknoloji işte, çocuklar ne yapsın.
Ilkokuldayken Commodore 64 bilgisayarımla sık sık "Ghost'n
Goblins" oyununu
oynardım. Bu oyunda amaç, mezarlıkta dolaşırken
dirilen ölüleri yeniden
öldürmekti. Babaannem de ben oynarken izler, arkamda
sürekli Fatiha suresini
okurdu. "Babaanne onlar gavur, anlamazlar" deyince de
sinirlenip terlikle kovalardı. Tonton babaannemi çok özlüyorum.
Babaannem 58 milyon vererek aldığım gözaltı kremimi ellerine
sürüp bitirmiş
İzmir'deyken televizyonda Ajda Pekkan'ı seyreden, birkaç gün
sonra Ankara'ya
döndüğünde televizyonda yine Ajda Pekkan'a rastlayan
babaannemin yorumu:
Buraya da mı geldi bu zilli?! Nereye gitsem peşimde!
Bir spor programında Rıdvan Dilmen şu talihsiz cümleyi kurdu: "Ben

Washington'a inanan bir insanim." 85 yaşındaki
babaannemim tepkisi ani ve keskin oldu: "Allahsız herif! Geber e mi!"

fıkranın devamı

1) Delikanlı Bilgisayarcı, silmek istediği bir dosyayı shift+del kombinasyonu ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz.

2) Delikanlı Bilgisayarcı, Windows gezgini kullanmaz, aradığı dosyayı anında bulur!

3) Delikanlı bilgisayarcı, IP numarasını gizlemez.

4) Delikanlı Bilgisayarcı, WindowsXP'de bir hata olduğunda hata raporu göndermez, ispiyonculuktan hoşlanmaz. Hoşgörülüdür.

5) Delikanlı Bilgisayarcı, MS Office yardımcısı kullanmaz.

6) Delikanlı Bilgisayarcı, yardım menüsünü de kullanmaz.İhtiyacı olmaz.

7) Delikanlı Bilgisayarcı, Windows'taki Pinball oyununu uninstall
eder. Oyun bile olsa toplarla işi olmaz!

8) Delikanlı bilgisayarcı, IMAC gibi renkli cicili-bicili bilgisayar kullanmaz.

9) Delikanlı Bilgisayarcı, bilgisayarını sleep modunda
bırakmaz, bilgisayarı her daim hazır ve nazırdır.

10) Delikanlı bilgisayarcı, bilgisayarcı kültürüne saygı gösterir:
Örneğin: "tek rakibim AMD" , "rahmetli de X386ydı", "bir sana
hasretim, birde 3 Ghz cpu hızına", " Windows'un ustasıyım Linux'un
hastasıyım" vb..

11) Delikanlı Bilgisayarcı, görev zamanlayıcı kullanmaz, kafasına
estiğinde defrag yapar.

12) Delikanlı bilgisayarcı monitörünün üstüne meraklı ördek, kuş böcük vb. materyaller koymaz.

13) Delikanlı Bilgisayarcı internette sörf yapmaz, olsa olsa tavla oynar...

... o kadar!..
fıkranın devamı

Amerika'da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış... Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar: "Cünkü" demişler, "bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz...." Erkekler tabii tam ters görüşte... "Bilgisayar dişidir" diyorlar, "çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç..."
fıkranın devamı

Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın.
Yakınlarda kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır.
:))

Bilgisayarınız kilitlendiği zaman, "reset" tuşuyla filan uğraşmayın.
Power tuşuyla kapatın ve birkaç saniye bile geçmeden hemen açın. :)

Elektrikler kesildiğinde, bilgisayarınızı kapatmayın.
Elektrik geldiğinde yaşanacak ani voltaj değişiminin, monitörünüzde oluşturacağı görüntü ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilginç bile gelebilir. :))

Bilgisayar masanızı sabitlemeyin. Böylece her tuşa
bastığınızda sallanan bilgisayar, size ''interaktif'' bir his verecektir. :)))

Bilgisayarınızın kasasını, havalandırma delikleri kapanacak şekilde bir duvara yaslayın. Böylece işlemcinizin soğuması için gereken hava
dolaşımını ve ısı kaybını önleyebilir, bilgisayarınızla ''sıcak'' ilişkiler kurabilirsiniz. :))))))

Bilgisayar monitörünüzde sabit bir görüntüyü saatlerce tutun. Böylece, monitörünüzün fosfor tabakasında oluşacak zedelenme sonucu, monitorünüz kapalı iken bile o görüntünün siluetini görebilirsiniz. :)))

Bilgisayarınızın fişini topraksız bir prize takın.
Aynı prizden diğer elektronik cihazların da güç sağlaması,
bilgisayarınıza giden akımda hoş değişiklikler yapacaktır. :))

Küçük kardesinizin veya çocuğunuzun bilgisayarınızın
disket sürücüsüne bozuk para ve benzeri şeyleri sokmasına aldırmayın. Bilgisayarınızın içinde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf alışkanlığı, bilgisayar tamircinize de para kazandıracaktır. :)))

Eğer modem kartı, ses kartı ve benzeri kartları çok sık takip
çıkartıyorsanız, her seferinde bilgisayarınızın kasasındaki o vidaları açmak büyük dert haline gelebilir. :)) Hele bir de yildiz
tornavidaniz yoksa, bu iş bir eziyet halini alabilir. Bu kadar
uğrasacağınıza, birakın bilgisayarınızın kasası sürekli açık kalsın. Annenize de söyleyin, sehpanın tozunu alırken bilgisayarınızın devrelerine de bir el atsın. :))))))

Tüm bunlari yaptığınız halde, bilgisayarınız hala çalışmakta ısrar ediyorsa, en etkili ve son çare olarak kaldiırıp pencereden atabilirsiniz.
:))))
fıkranın devamı

Aşağıda anlatılanlar Wall Street Journal tarafından yayınlanmış gerçek şikayetlerdir.

1. Compaq "Press any key" komutunu "Press return key" şekline dönüştürmeyi düşünüyor. Neden? "Any" tuşu nerede sorusuna cevap vermekten baygınlık gelmiş.

2. Bir müşteri, üzerinde "toz koruyucu" olduğunda fareyi kullanmakta gucluk şektiğinden dert yanmış. Toz koruyucu dediğinin farenin plastik paketi olduğu ortaya çıkmış.

3. Disklerinin hatalı olduğunu savunan müşteriye "diskleri satıcıya yollayin" denmiş. Satıcının eline geçen mektuptan disklerin fotokopileri çıkmış.

4. Dell şirketinin bir müşterisi bilgisayarının faks çekememesinden şikayet etmiş. 40 dakikalık bir telefon görüşmesi sonucunda adamın kağıdı monitöre dayayıp "Gönder" tuşuna bastığı ortaya çıkmış.

5. Bir IBM müşterisi dökümanı yazıcıya aktaramadığından şikayet etmiş. "Bilgisayar yazıcıyı görüyor mu?" sorusuna karşılık "Ekranı yazıcıya doğru çevirdim ama hala görmüyor" cevabını vermiş.

6. Yeni aldığım bilgisayar çalışmıyor diye Dell firmasını arayan kadın sürekli "Ayak pedalına basıyorum basıyorum makinadan hiç ses gelmiyor" demiş. Ayak pedalı dediğinin fare oldugu ortaya çıkmıs.

7. Novell Netware'in ünlü hikayesi:
NetWare: Buyrun SysOp.
Adam: Bilgisayarın kahve taşıyıcısı kırıldı. Garanti kapsamındayım, ne yapmam lazım?
Netware: Kahve taşıyıcı mı?
Adam: Evet bilgisayarın önündeki!
Netware: Pardon anlamakta güçlük şekiyorum. Bu kahve taşıyıcıyı nereden aldınız. Promosyon falan mı? Üzerinde bir marka var mı?
Adam: Bilgisayarla birlikte geldi. Promosyon olup olmadığını bilmiyorum. Üzerinde 24X yazıyor.
**(Bahsedilen cihaz CD player olur, 24X herkes için çok şey ifade etmeyebilir diye...)

8. Bir IBM müşterisi:" İlk disketi sürdüm. İkincisini sürerken çok zorlandım. Üçüncüsü asla içeri girmiyor."
fıkranın devamı

DEAR RECEIVER,

You have just received a Turkish Laz virus. Since we are not so technologically advanced in Turkey, this is a MANUAL virus. Please delete all the files on your hard disk yourself and send this mail to everyone you know.
Thank you very much for helping us.

Hacker Temel


SAYIN BILGISAYAR KULLANICISI,
Şu anda bilgisayarınıza Türk Laz virüsü bulaşmıştır. Teknolojik olarak çok gelişemediğimizden bu virüsün manuel çalıştırılması gerekmektedir. Lütfen bilgisayarınızdaki tüm dosyaları silip bu mesajı yollayabildiğiniz herkese yollayınız.

Yarıcı Temel
fıkranın devamı

Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken:
-"Kolumun ağrısından ölüyorum,doktora gitsem iyi olacak" diye arkadaşına dert yanmış.Arkadaşı da
-"Yahu ne lüzum var,
-"İleride köşedeki marketin çıkışında yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular. Üç dolara bir jeton alıyorsun kasadan, atıyorsun, yanında getirdigin idrar örneğini açılan kapaktan içeri veriyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri öğreniyorsun" demiş. "Gördüğün gibi ucuz ve çabuk" diye eklemiş.
Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve bilgisayar 10 saniye sonra yazılı olarak cevap vermiş:
-"Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Teniselbo oluşmuş.Sıcak suya koyun, ağır işlerden kaçının, iki hafta sonra düzelecektir"
Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan bilgisayarın dediğini uygularken bir yandan da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazı nasıl aldatılabileceğini düşünmeye başlamış.Ertesi gün olunca bir miktar çeşme suyuna köpeğinden alınmış bir kılı koymuş, üstüne bir şekilde elde ettiği karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiş. Tüm bu karışımın üzerine bir de mastürbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış.Jetonu atıp kabı makinaya vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş:
1. Çesme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazi almayı düşünün
2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın.
3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın.
4. Karınız hamile. İkizler. Sizden değil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez.

fıkranın devamı

Çoban´ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş.
- Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin?
Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış,
- Tamam
diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş,
- Tam olarak 1586 adet koyunun var demiş. Çoban
- Doğru
diye cevap vermiş,
- Koyununu alabilirsin.
Genç adam koyunu almış ve jeep´inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş,
- Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin?
diye sormuş. Adam,
- Evet neden olmasın
diye yanıtlamış.
- Sen Dunya Bankasi´nda Danışmansın
demiş çoban. Adam sormuş,
- Nasıl oldu da bildin?.
Çoban
- Çok basit
diye cevap vermiş.
- Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!

fıkranın devamı

Adamın Birininin ineği hastalanmış.Adam Allah'a dua etmiş.
-İneğim iyileşirse 10 gün oruç tutacağım.
Bu duasından birkaç gün sonra inek iyileşmiş. Adam da söz verdiği gibi orucunu tutmaya başlamış. Fakat inek 9. gün ölmüş.
-Adam mağdur durumdadır.Düşünür taşınır ve kendi kendine şu kararı alır:
-9 günlük orucu ramazandan düşerim,ineği de kurbana sayarım olur biter...






-
fıkranın devamı

Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.
Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.
Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....
Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.
Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
-Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 16 Mayıs 2004 Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not : Burası çok sıcak.
fıkranın devamı

Temel ile İdris kahvede oturmuş pişti oynuyorlar.İddada var ortada kim yenerse diğerinin ağzına yarım kilo mıçıyor.Gel zaman git zaman Temel durmadan İdris'i yeniyor ve idda gereklerini yerine getirerek İdris'in ağzına mıçıyo o srada kahvede oturan bir yabancı pardon bende oynayabilirmiyim diyor.Temel İdris'e kalk da biraz da arkadaşla oynayalım diyor ve idda koşullarını anlatıyor.Kim yenerse diğerinin ağzına yarım kilo mıçıyor der ve oyun başlar.Neyse Temel yabancıyıda yener ve aç bakalım ağzını der.Temel pantolunu sıvar ve başlar ıkınmaya nasıl ıkınmasın o sırada yabancının canı sıkılır başlar Temel'in hayaları ile oynamaya osırada Temel koyverir adamın azından taşar adam hiddetlenir hani yarım kilo yapacaktın der.Temelde aşağıda terazinin ayarı ile oynarsan olacağı budur der.
fıkranın devamı

1.65 boylarında,
iri yeşil gözlü (mümkünse mevsimsel olarak güneşe göre rengi değişebilsin)
minik çene, bıdık burun,
öpülesi, kendinden pembe dudaklar minik bir ağız.
ince bir boyun,
saçlar uzun beline doğru şöyle, esmer
yarım washinton portakalı büyüklüğünde (avuçtan taşmayacak...) gögüsler. (80 - 85 ayarında yani)
gergin bir göbek (şöyle dokunduğunda irkilmesini izleyebilecen...)
bel bölgesindeki kemikleri belli olmasın hafif basenler şöyle (hatun dediğin ele gelecek...)
hafiften iri kalçalar (basenlerle uyum içinde olacak, kalp şekli yakalanabilirse enfes olur)
düzgün bacaklar (kemikleri belli olmayacak)
ince ayak bilekleri
37 yada 38 numara ayaklar
bakımlı parmaklar, pembe topuklar

fiziksel olarak böyle bişey benim düşündüğüm.

gelelim huyuna suyuna,
1 kere eğitimli olmalı, mesela kütüphanecilik, işletme, iktisat, dietisyen mesela
2 benden az kazanmalı (uçurum olmadan, misal ben 1milyar kazanıyorsam oda 700m olsun)
3 aşret bir kız olsun, oturmayı kalkmayı, büyüklerine hürmet etmeyi bilsin.
4 herşeye peki demesin ama orta noktada buluşmayıda bilsin
5 deli gibi aşık olsun bana etrafdaki daha iyi alternatiflerle bana boynuz takmayacak kadar sevsin beni
6 anne vasıflarına sahip olsun şevkat göstermeyi bilsin (kendi isteyince anne olucak, ısrar etmeyecez...)
7 acımızdan ölmeyecek kadar yemek pişirmeyi bilsin yeter (misal yumurta, pilav, makarna)
9 hanım hanımcık giyinsin. (öyle g-string, göbeği açık gömlek tişört olayı bize ters)
10 dinlemeyi bilsin aynı zamanda kendini dinlettirsin benimle ağlasın benimle gülsün.
11 damak zevkimiz birbirine yakın olsun. yemeğe çıktığımızda birimiz aç kalmasın
12 yapmacık/yalancı olmasın, sevdiğine sevdim, sevmediğine sevmedim diyebilsin.
13 arkadaşlarımı sevsin, arkadaşlarımın kız arkadaş/eşlerini sevsin, sevmesede katlanabilsin.
14 ailesi çok zengin olmasın ama bize muhtaç durumda da olmasınlar.
15 ailesi çocuk sever olsun torunları üstlerine atıp tatile gidebilelim.
16 beni çevremdeki hatunlardan kıskansın, zaman zaman bu yüzden bana trip yapsın.
17 eski erkek arkadaşlarının büyük bir kısmı ölmüş olsun. ölmemişler evli ve çocuklu olsun görüşmeyelim.
18 kitap okusun, banada döve döve okutsun. entellektüel birikimi olsun ama entel olmasın.

işte böyle bişiy...

gelen mesajlar üzerine benim eklemeyi unuttuklarım :

19 öyle kulağına göbeğine metal şeyler takmasın
20 hiç bi yerinde dövme olmasın
21 metal müzik dinlemesin
22 evde eğlenmeyi tercih etsin ama dışarda da eğlenmeyi bilsin
23 cebinde faturalı hat kullansın, ayrıntılı faturası bana gelsin ben ödeyeyim.
24 yoga, solaryum, fitness gibi abu işlerle uğraşmasın ama kuaföre gitsin, güzellik salonuna gitsin.
fıkranın devamı

Ormanlar kralı aslan tatile çıkmadan önce tüm hayvanlara haber göndererek ormandaki meydanda toplanmalarını ister hayvanların hepsi toplanır aslan konuşmaya başlar:
- Arkadaşlar ben tatile çıkıyorum ben gelene kadar vekilim tilkidir ona yapılan yanlışlığı kendime yapmış sayarım ona göre davranın
der ve tatile çıkar. Sabah olur olmaz tilki kasıla kasıla ormanda dolaşmaya başlar. Kurdun yanına gider ve basar tokadı
- Ben kimim lan
der. Kurt:
- Sen kralımızın vekilisin emret
der. Tilki:
- Hep böyle ol
der ve domuzun yanına gider, onada basar tokadı
- Ben kimim
der.
- Sen kralımızın vekilisin
der, tilki kasıla kasıla ayının inine girer
- Ben kimim
deyip ilk tokadı vurduğunda ayı buna bir pençe atar tilki inin dışına fırlar. Tilki dışardan söylenmeye başlar
- ...na koyduğumun ayısı zaten hiç bir toplantıya katılmazsınki
fıkranın devamı

Bir şirketin kapısında bir ilan aşılmış, şöyle yazıyor:
"Dakikada 70 kelime yazabilen Bilgisayar bilen Yabancı dili olan eleman aranıyor"
Bir köpek oradan geçerken bu ilanı görüyor..bi süre bakıyor bakıyor,derken ağzıyla kağıdı yerinden söküp ofise giriyor, doğru müdürün odasına...ve müdürün karşısına geçip ağzında kağıtla ona öylece bakıyor... Adam bunu görünce kahkahayı basıyor....
"Hahahahahahaaa ama ben bir köpeği ise alamam ki??"
Ama köpek ısrarla kağıdı adama uzatıyor...ve müdür sonunda diyor ki
"peki o zaman sana bi mektup vericem bunu yaz bakalım"
Köpek kağıdı alıyor, bilgisayarın başına geçiyor, gayet güzel tıkır tıkır mektubu yazıp bitiriyor...
Müdür şok oluyor,ama bozuntuya vermeden bu sefer diyor ki:
"Bak şöyle şöyle bir uygulamaya ihtiyacımız var, buna bir program yaz çalıştır bakalım.."
15 dakika sonra köpek bilgisayarda o problemi çözecek süper hızlı bir uygulama yazıyor, adam inceliyor ve dumur oluyor....artık söyleyeceği tek şey kalıyor:
"Sen inanılmaz bir şeysin!!! Ama yine de seni işe alamam...ne yazık ki senin her şeyin mükemmel ama yabancı dilin yok"
Ve köpek cevabı yapıştırıyor:
"Miaaooooowwwwww"
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama