Azgın Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca’nın bütün gayretlerine rağmen kötü huylarından vazgeçiremediği bir yakını varmış. Namazdan sonra camiden...
fıkranın devamı

Köyün birinde bir boğa varmış, köyde ne kadar dişi mahlukat varsa hepsi asılıyormuş. tüm ...
fıkranın devamı

En yakin komsusundan 10 kilometre uzakta, yasli karisiyla birlikte yasayan çiftçi, eglence olsun d...
fıkranın devamı

Çiftçi tavuklari için yorulmayan bir horoz almaya pazara gider. Pazarcı "Istediğiniz herşeyi b...
fıkranın devamı

Bir gün genelevin kapısında zarzor ayakta duran ve her yanı zangur zungur titreyen yaşlı bir d...
fıkranın devamı

Körkütük bardan çıkan sarışın tenha ev yolunda sızar kalır. Sabaha doğru işe giden azgı...
fıkranın devamı

Bizim Temel, bir Fransız ve bir İngiliz içiyorlarmış. Konu bir kadını nasıl çılgına dönd...
fıkranın devamı

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :-Oğlum ne oldu gözüne? D
fıkranın devamı

Hayvanat bahçesinin sakinleri arasında yer alan maymun, herkesi canından bezdirmişti. Çünkü
fıkranın devamı

Hayvanlar alemi parasızlıktan kırılıyormuş. Hiç kimsede metelik yokken Tavşan her akşam bar...
fıkranın devamı

Evli bir kadınla sevgilisi, birgün sevişiyorlarmış. Kadın, çok azgın olduğundan sevgilisine...
fıkranın devamı

Ülkenin birinde azgın mı azgın bir kadın varmis. Kimse bu kadını cinsel doyuma ulaştıramamış! En sonunda akıllara Nam-ı Kemal gelmiş olsa olsa bu işi o becerir demişler ve cağırmışlar!
Nam-ı Kemal´in de " Ben bu işi ancak karanlık bir oda da yaparım" diye özel bir isteği olmuş!
Neticede Nam-ı Kemal ve Kadın karanlık bir oda da başlamışlar sevişmeye...
1 saat, 2 saat 3,5,7,10,15,20 saat olmuş. İkisinde de tik yok...
24 saat sonra artık kadın pes etmeye baslamıs ve seslenmiş
-"Yeter artık Nam-ı Kemal yeter, ben öldüm!"
-" Ne Nam-ı Kemal´i abla ben Recep!"
-"Recep mi??? Peki ya Nam-ı Kemal? O nerde?
-"O dısarda bilet kesiyo abla"
fıkranın devamı

Temel ile Fadime azgınlıklarının doruğunda neredeyse denemedik pozisyon bırakmamışlar. Acayip sıkılıyorlar ve artık heyecan duymadıkları gerekçesiyle doktora başvuruyorlar.
- Doktor bey hiç bir pozisyondan zevk almıyoruz artık. Aman bize bir çare...
Doktor hangi pozisyonu önerdiyse , ı ıh hepsi denenmiş. Buldum diyor doktor;
- El arabası pozisyonunu deneyin.
- O nedir ?
diye sormuş Temel.
- El arabası demiş doktor. Fadime'yi yüz üstü yatır,ayaklarından el arabası tutar gibi tut ve işini gör. Çok zevk alacaksınız.
Hızla eve geliyorlar ve pozisyonu denemek için hazırlığa başlıyorlar. Tam o sırada Fadime;
- Temel diyor bu el arabası pozisyonunu yapmak için 2 şartım vardır.
- Söyle.
der Temel.
- Birincisi canım yanarsa bırakacaksın. İkincisi ise annemlerin evin önünden geçmiycezzzz.
fıkranın devamı

Bizim Temel, bir Fransız ve bir İngiliz içiyorlarmış. Konu bir kadını nasıl çılgına döndürürsünüze gelmiş.

İngiliz:
- Times kenarında güzel bir lokantaya götürürüm, sonra bir müzik hole gideriz daha sonra da bir bara, hep kulağına güzel şeyler söylerim. Gece onun evine gideriz müzik, dans derken yavaş yavaş okşamaya başlarım. Uzun uzun öper, usulca soymaya başlarım . Yatak odasına götürür, sevişmeyi uzattıkça uzatırım. Kadın isteri nöbetine tutulur, çılgına döner,azgınlaşır saldırır.

Fransız
- Sen nehrinin kenarına yemeğe götürürüm. Orada pahalı bir balık ve kaliteli şarapla güzel bir akşam yemeği yeriz. Oradan Şanzelize ye gider loş kafede zaman öldürürken ellerimle masanın altından bacaklarını okşamaya başlarım. Arzu kıvamı yükselince onun evine gideriz. Yatak odasına geçeriz. Çırıl çıplak soyarım. Ayak parmaklarından başlayarak öpmeye, yalamaya başlarım. Göğüslerini okşar dakikalarca emerim. Sevişmeyi uzattıkça kadın çılgına döner, beni yiyip yutmaya başlar.

Bizim Temel,
- Fadime'yi boğaz da bir balık lokantasına götürürüm. Hamsi yeriz. Haçan bizim oralardan bahsederim. Oradan Haliç manzaralı bir kafeye gider. Muhabbete devam ederiz. Vakit ilerleyince doğru Fadime'nin eve gideriz. Hemen yatak odasına götürürüm. Daha ne oluyor demeden soyarım ve üstüne çıkarım. İşimi hallettikten sonra kalkar aletimi çok değer verdiği dantelli yatak odası perdesine silerim. Bunu gören Fadime'nin gözleri faltaşı gibi olur. Çılgına döner, bana saldırır...

fıkranın devamı

temel ile dursun yıllarca hapis yatmıslar ve kadın yüzü görmemeişler. tahliyelerine 3 gün kala temel dursunu yanına çagırmış ve
- oglum dursun karısızlıktan çıldırdım. çıktığımızda gördüğümüz ilk kızı becerecez demiş.
hapisene kapıları açılmış ve karsıdan karsıya geçen uzun saçlı birini görmüşler.
temel
- koş dursun ben önden sen arkadan demiş.
dursun hemen pantlonunu indirmiş ve arkadan sokmus. temel önüne geçmiş ve demişki
- ula azgın köpek öyle bi sokmussun ki seninki önden çıkmış
fıkranın devamı

Avcı Temel'in bir köpeği var ama bu köpeğin bir özelliği var avını bulduğu yerde ...ikermiş. Temel ve arkadaşları köpeği ile bir gün ava giderler, Temel bir ördek vurur ördek yere düşer düşmez köpek hemen yakalar ve ördeği .....iker, Temel bir gelincik vurur köpek hemen yakalar ve ...iker. Temel bu sefer bir karatavuk vurur ama ağaçta takılır kalır, Temel ağaca çıkar ve karatavuğu takıldığı yerden almak için dalı sallamaya başlar. dalı sallarken aşağıdaki arkadaşına seslenur, ula idris! karatavuk düşersa köpeğe elişma, olaki ben düşersam köpeği tutun ha!!!!
fıkranın devamı

Nam-ı Kemal günün birinde Afrika'da yamyam bir kabilenin eline düşer. Kabile reisi Nam-ı Kemal'e kurtulabilmesi için tek şartın bir dizi testten başarıyla geçmesi olduğunu söyler. Bunun üzerine Nam-ı Kemal ölmektense testi kabul eder. Bunun üzerine kabile reisi testin kurallarını açıklar. Testte üç ayrı kulübe bulunmaktadır. Birinci kulübede bir kasa viski, ikinci kulübede dişi çekilecek vahşi bir aslan, üçüncü kulübede ise kabilenin en azgın hatunu. Nam-ı Kemeal önce bir kasa viskiyi içecek sonra aslanın dişini çekecek en sonolarakta kadını mutlu edecek. Derken test başlar ve Nam-ı Kemal birinci kulübeye girer, aradan saatler geçer bizimkinden ses yok derken 6-7 saat sonra yalpalayarak dışarı çıkar ancak ayakta zor durmaktadır. Zar zor ikinci kulübenin yolunu bulur ve girer. Girmesiyle birlikte kulübede gürültüler kopmaya başlar, toz duman birbirine girmiştir, aslanın acılı kükremeleri kulakları sağır eder. Aradan 2-3 saat geçtikten sonra Nam-ı Kemal sallanarak dışarı çıkar ve reise dönerek "dişi çekilecek orospu nerde" diye sorar.
fıkranın devamı

Çok güzel bir hatun azgın kasaba gitmiş.adama: Bifteğin kilosu kaç lira diyince abaza kasap : kilosu dudaktan bir öpücüktür ,demiş. Kızda: ben 10 kilo alayım bari demiş. Kasap gözler fıldır fıldır eti hazırlamış. Kıza uzatmış, hesabı istemiş. Kız kapıya yönelir ve babaannesine seslenerek: Babaanne hesabı öder misin?
fıkranın devamı

Çiftçi tavukları için hiç yorulmayan bir horoz almak için pazara
gider. Pazarci :
-İstediginiz herşeyi bu horoz yapar, diye azgın mı azgın bir horoz satar bizim çiftçiye. Adam çiftlige döner ve horozu kümese koyar koymaz tüyler uçusur, gıdaklama sesleri, feryat figan, çiftçi çok memnundur. Ama horoz çok azgındır, sadece kümesi değil, çiflikteki hayvanlar, atlar, koyunlar, inekler vs. vs. Adam memnundur ama bir yandan da endişelenir, horoz iki günde ölecek diye.
Horozu tutmaya çalışır ama nafile. Neyse der eve girer.
Ertesi gün bir bakar ki, horoz ayaklar havada, dili dışarda kümesin önünde
pestil vaziyette yatıyor ve hatta tepesinde bir akbaba uçuyor.
Çiftçi kendi kendine :
-Ehh işte sana dedim geberecen diye,şeklinde söylenir.
Horoz, bir gözünü hafif açarak çiftçiye kısık sesle homurdanır;
-Hişşşt! Akbabayı kaçıracan sus!

fıkranın devamı

Hayvanlar alemi parasızlıktan kırılıyormuş. Hiç kimsede metelik yokken Tavşan her akşam barda 10 lukla gelip "Herkese bir viski" diyerek hava atıyormuş. Barmen olan Aslan bir gün merakla:
-Bu bereket nereden geliyor? Millet iş bile bulamazken sende bu para ne iş?, diye Tavşan'a sormuş. Tavşan:
-Olm. İşin kolayı varken ben işe gitmem. Eve gidince benimkini başlıyorum sevmeye. Tam kıvamına gelipte istemeye başlayınca "Bi onluk vermeden olmaz." diyorum. Hehehehe .... İstediğimi de alıyorum tabii, demiş.
Bu işe aklı yatan Aslan eve dönünce doğru karısına gitmiş. "Karıcığım seni çok özledim" deyip işe koyulmuş. İş iyice azgınlaşıp doruğa geldiğinde bıyık altından sırıtıp "Bir 10 luk vermezsen olmaz" demiş. Birden tepesi atan dişi Aslan da;
-Ah . Gene Tavşan numarası. demiş.
fıkranın devamı

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan`la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi merakla sordu:
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
fıkranın devamı

Evli bir kadınla sevgilisi, birgün sevişiyorlarmış. Kadın, çok azgın olduğundan sevgilisine dönüp "Benimle kocamın yanında sevibilir misin?" diye sormuŞ. Adam da o anda cevap verememiş ve "Sana, yarın cevabını vereceğim" demiş. Ertesi gün olmuş, adam sevgilisini aramış ve "Şimdi kocanı al, sahile in, denize gir ve yengeç kaçtı diye bağır. Ben senin yanına geleceğim" demiş. Kadın söyleneni yapmış ve kocası denize girip karısını sahile çıkarmış. O sırada da sevgilisi "Ben doktorum, sorun nedir beyefendi, yardımcı olayım" demiş. Adam, "Yengeç kaçtı, Doktor Bey, ne yapabiliriz" deyince doktor "Çok kolay, ilişkiye gireceksiniz" der. Adam, "Riski var mı?" diye sorar. O da, "Tabi ki var, ucundan biraz gider." der. Adam, düşünür ve "Doktor Bey, o zaman sen yap" der... Onlar yapmaya başlarlar. Bir, iki, üç derken, adam, "Ya kardeşim! Çıkmıyor mu? Madem çıkmayacak, bari boşal da boğularak ölsün" der...
fıkranın devamı

Hayvanlar alemi parasızlıktan kırılıyormuş. Hiç kimsede metelik yokken Tavşan her akşam barda 10 lukla gelip "Herkese bir viski" diyerek hava atıyormuş. Barmen olan Aslan bir gün merakla
-"Bu bereket nereden geliyor?Millet iş bile bulamazken sende bu para ne iş?" diye Tavşana sormuş.Tavşan;
- "Olm. İşin kolayı varken ben işe gitmem.Eve gidince benimkini başlıyorum sevmeye.Tam kıvamına gelipte istemeye başlayınca Bi onluk vermeden olmaz diyorum.Hehehehe..İstediğimi de alıyorum tabii" demiş.Bu işe aklı yatan Aslan eve dönünce doğru karısına gitmiş.
-"Karıcığım seni çok özledim" deyip işe koyulmuş.İş iyice azgınlaşıp doruğa geldiğinde bıyık altından sırıtıp
-"Bir 10 luk vermezsen olmaz" demiş.Birden tepesi atan dişi Aslan da;

- "Ah . Gene Tavşan numarası." demiş.
fıkranın devamı

Hayvanat bahçesinin sakinleri arasında yer alan maymun, herkesi canından bezdirmişti. Çünkü çok azgındı ve bahçedeki tüm hayvanları elden geçirmişti. Günlerden bir gün hayvanat bahçesine zürefa geldi. Maymun durur mu? Başladı onu da becermeye. Ama artık diğer hayvanlara dokunamıyor ve bitap bir şekilde yuvasına gidiyordu. Diğer hayvanlar merakla "Maymun kardeş, ne bu halin" diye. Maymunun cevabı net:
-Sormayın, in aşağı *ik, çık yukarı öp, zor oluyor...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama