Kadının biri bir petshop a gider ve :
- "Bir papağan almak istiyorum".
der.Mehmet ismindeki petshop sahibi :
- "Hanımefendi elimde bir tane papağan kaldı fakat bu papağan çok küfürbaz almak istemezsiniz sanırım".
Bir papağan sahibi olmak isteyen kadın :
- "Hayır almak istiyorum".
der ve papağını alır. Evine geldiğinde bir bakar ki gerçekten papağan kadını her eve geldiğinde :
- "Hoşgeldin o***pu".
diyerek karşılar. Buna dayanamayan kadın papağanı alır ve petshopa geri götürür.
- "Mehmet bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldiğimde beni hoşgeldin o***pu diyerek selamlıyor ve ben buna dayanamıyorum. Papağını geri getirdim ve paramı geri istiyorum".
Fakat o anda paraya ihtiyacı olan Mehmet bey :
- "Hanımefendi merak etmeyin birkaç gün bana bırakın ben terbiye edeyim daha sonra gelin alın..."
Kadın inanmayarak da olsa "tamam" der ve gider. Mehmet papağanı alır ve bir çaydanlık su kaynatır.
- "Ne diyeceksin lan kadın eve geldiğinde?"
diye sorar papağana.Papağan da :
- "Hoşgeldin o***pu diycem."
der. Bunun üstüne papağanın kafasını kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar.Papağan yine aynı yanıtı verir. Bir olur , iki olur ve papağan işkenceye dayanamaz
- "Hoşgeldiniz hanımefendi diycem"
der. Ertesi gün kadın gelir ve Mehmet bey kadına papağanı terbiye ettiğini söyler. Kadın bunu kontrol etmek istediğini söyler ve papağana sorular sormaya başlar.
- "Ben eve geldiğimde bana ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendi"
diyeceğim der papağan. Kadın çok şaşırır ama emin olmak için devam eder.
- "Peki yanımda bir kız arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendiler"
diyeceğim.
- "Peki yanımda bir erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz beyfendi"
diycem. Peki yanımda iki üç erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?" Papağan biraz duraksar ve cevap verir :
- "Oğlum Mehmet suyu kaynat bu karı harbi or*spu!!!" :D
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca evinin damında biriken diz boyu karları sabah namazı sonrası kürümeye başlamış. Bir ara dengesini kaybederek d...
fıkranın devamı
Yeni evlenen çocuk sex ile alakalı hiç bir bilgisi yoktur, kız da bir o kadar saf, ilk gece ne yapacaklarını bilmeden oynaşırlar.
Sabah olduğunda babası oğluna sorar;
- ''ne oldu ne yaptın''.
Oğlu cevap verir;
- ''valla henüz bir şey olmadı, ama çok yakında olur'' der.
Ertesi gün olur babası yine sorar;
- ''ne oldu''.
Cevap yine aynı;
- ''bişey olmadı''.
Aradan bir gün daha geçer, babası yine sorar oğluna;
- ''ne oldu''.
Oğul bu sefer farklı bir cevap verir;
- ''Valla bayağı yumuşattım yakında kesin delerim'' der.
aradan bu şekilde bir kaç gün daha geçer, ama hiç bir değişiklik olmaz sonunda babası oğluna der;
- ''Bak oğlum, bizim köyün altındaki köyde namlı bir adam var namınca ona delikçi Mehmet derler, istersen onu kimse duymadan çağırıp şu işi hallettirelim yoksa rezil olucaz elaleme'' der.
Oğul;
- ''tamam'' der.
babası haber yollar delikçi Mehmet'e, adam gelir akşama eve ve derki;
- ''beni bu gece yeni gelinle yalnız bırakın, sabaha işi bitirmiş olarak size teslim ederim'' der.
bizim kör cahillerde;
- ''tamam'' derler.
adam zaten hovardanın önde gideni namı ile delikçi Mehmet, sabah olur delikçi gelinin işini bitirmiş vaziyette babaya teslim eder, üstüne üslük yaptığı hizmetin ücretinide alır ve çeker gider. Akşam olduğunda yeni damatla yeni gelin yalnız kalırlar bu arada gelin işi öğrendi tabi tecrübe sahibi oldu, nede olsa yeni damada her şeyi neyi nasıl yapacağını görterir ve sabah olduğunda babası tekrar sorar;
- ''ne oldu oğlum tamammı''
damat cevap verir;
- ''Ya baba tamamda ben göbekten uğraşıyodum delmeye bu adam çok aşağıdan delmiş ya''.
Babası cevap verir;
- ''o pezevenk ananıda ordan delmişti''..
fıkranın devamı
Parkinsonu olan yaşlı bir adam birgün geneleve gider.İçeri girdikten sonra orada bulunan görevli Bey Amca siz hastasınız titriyosunuz nasıl olur der.Adamda sen napacan be bana 5 kız verin der.Görevli çok şaşırır ama kızları ayarlar.Odaya girdikten sonra Adam kızlara sırasıyla ; sen sağ kolumu, sen sol kolumu , sen sol bacamı , sen de sağ bacamı tut ,sarışın olan sende üstüne otur der.Biraz sonra şimdi kollarımı ve bacaklarımı bırakın kızlar der ve takır takır takır titremeye başlar.
fıkranın devamı
Adamın biri bir aydır tatilde yalnız başına bıraktığı karısını hafta sonu nedeniyle ziyarete gitmişti. Karısı kendisini otogarda karşılayıp boynuna atladı.
- ''Ah sevgilim, bilsen seni ne kadar özlemişim... gelmene öyle mutlu oldum'ki''.
Akşam yemekten sonra karıkoca oteldeki odalarına çekildiler. Kapıyı kapatır kapatmaz öpüşüp koklaşmaya, tatlı sözler mırıldanmaya başladılar.
Fakat tam bu sırada komşu odadan bir tekme duvara indi. Ardından öfkeli bir ses gürledi;
- ''Yeter yahu... Her geceki gibi gene başlamayın... bırakın'da hiç olmazsa bu gece uyuyalım bari''...
fıkranın devamı
Bir grup kadın golf oynamaktadırlar. Kadınlardan biri sert bir vuruş yapar ve top biraz ötede oynayan erkeklerin tarafına gider, ayaktaki erkeklerin birine çarpar, Adam ellerini bacak arasında tutarak iki büklüm olur ve yere yıkılır. Kadınlar özür dilemek için o tarafa doğru giderler. Adam yerde kıvranmaktadır. Kadınlardan biri ;
-" Beyefendi kusurumuza bakmayın istemeden oldu çok acıyor mu ? "
Adam cevap vermez ve elleri bacaklarının arasında inlemeye devam eder . Kadın;
-" Beyefendi müsaade edin size yardım edeyim ben fizik terapistiyim ." ;
- " Tamam ... tamam birazdan iyi olurum , geçer geçer .. ahh ıhh .. "
-" Lütfen bırakın yardım edeyim .. "
Adam isteksiz isteksiz " peki " der .
Kadın adamın ellerini iki yana açar ve kemerini çözer, pantolonunun üst düğmelerini açtıktan sonra, ellerini oradan içeriye sokarak masaj yapmaya başlar, aradan bir iki dakika geçtikten sonra ,
-" Simdi nasıl hissediyorsunuz? " diye sorar.
Adam iyice gevşemiştir ,
-" Gerçekten güzeldi ama elim hala çok acıyor.
fıkranın devamı
Sürekli her tarafı durmadan titreyen adam geneleve gelir. Kapıdan bağırır;
- ''ana bi *ikem ana''.
patron ana kızar;
- ''*iktir git''.
titrek yine;
- ''ana bi*ikem ana''.
içerdeki kızlar;
- ''ana bırak bakalım bu haliyle nasıl yapacakmış'' derler ve titrek girer içeri.
Parmağıyla göstererek titreye titreye;
- ''esmer sen çık yukarı, sarışın sende çık, kumral sende çık, şşt maviş sende çık, tombiş sende çık yukarı'' deyip beş karı çıkarır yukarı. Odaya gelir titrek;
- ''esmer sol bacağımı tut, sarışın sağ bacağımı tut, kumral sol kolumu tut, maviş sende sağ kolumu tut, tombiş domal *ok içine şimdi bırakın beni''...
fıkranın devamı
Sene 1940'lar..Bizim Temel,
- Ulan bu yahudi milleti nasıl zengin oluyor, benim onlardan neyim eksik
deyip, soluğu o zaman yahudilerin en çok oldugu polonyada almış.
Bizimkinde inat o biçim, zengin olmadan dönmeyecek. Derken 2.dünya savaşı patlak vermiş. Naziler, buldukları bütün yahudileri toplayıp, yakıp yakıp sabun yapıyorlarmış. Nasıl olduysa bizim Temel de yahudilerin arasında bulmuş kendini. Bi kargaşa bi gürültü derken, bizim ki başlamış bağırmaya
- Ulan bırakın beni, ben yahudi değilim, ben yahudi değiliim, Türküm!!
Bu karmaşayı duyan nazi askerleri hemen oraya toplanmışlar, tüfekleri Temel'e doğrultmuşlar ama bizimki inadım inat
- Ulan bi yanlışlık oldu a**na ko*im ben yahudi falan değilim, Türküm, bırakın beni.
diye bağırmaya devam etmiş. En sonunda, ordan geçmekte olan bir nazi subayı Temel'in bağırışlarına gelince Nazi askerleri Subay'a
- Efendim, yahudileri topladık yakıp sabun yapmaya götürüyorduk ancak bu deli ben yahudi değilim, Türküm diye bağırıyor,napalım?
Temel subayı görünce oh be yanlışlığı anladılar diye sevinirken Subay Temel'i baştan aşağı bi süzerek..
- Farketmez! Bunu da yakın a**na ko*im
demiş.
Temel de..
- Vaay bee yakın ha! Ulan köpürenin a**na ko*im!!
fıkranın devamı
Yeni evlenen çocuğun cinsellik ile alakalı hiç bir bilgisi yoktur, kız da bir o kadar saf, ilk gece ne yapacaklarını bilmeden oynaşırlar. Sabah olduğunda babası oğluna sorar ne oldu ne yaptın?
-Oğlu cevap verir valla henüz birşey olmadı, ama çok yakında olur der babasına. Ertesi gün olur babası yine sorar ne oldu? Cevap yine aynı bişi olmadı. Aradan birgün daha geçer, babası yine sorar oğluna ne oldu. Oğul bu sefer farklı bir cevap verir: "Valla bayağı yumuşattım yakında kesin delerim."
Aradan bu şekilde birkaç gün daha geçer, ama hiç bir değişiklik olmaz sonunda babası oğluna: "Bak oğlum, bizim köyün altındaki köyde namlı bir adam var namınca ona delikçi Mehmet derler, istersen onu kimse duymadan çağırıp şu işi hallettirelim yoksa rezil olucaz elaleme."
-Oğul tamam der ve babası haber yollar delikçi Mehmete, adam gelir akşama eve ve derki "beni bu gece yeni gelinle yalnız bırakın, sabaha işi bitirmiş olarak size teslim ederim".
Bizim kör cahillerde tamam derler, adam zaten hovardanın önde gideni namı ile delikçi Mehmet, sabah olur delikçi gelinin işini bitirmiş vaziyette babaya teslim eder, üstüne üslük yaptığı hizmetin ücretinide alır ve çeker gider.
Akşam olduğunda yeni damatla yeni gelin yalnız kalırlar bu arada gelin işi öğrendi tabi tecrübe sahibi oldu, ne de olsa yeni damada her şeyi neyi nasıl yapacağını gösterir ve sabah olduğunda babası tekrar sorar: "Ne oldu oğlum? Tamam mı?"
Damat cevap verir: "Ya baba tamam da ben göbekten uğraşıyodum delmeye bu adam çok aşağıdan delmiş ya."
Babası cevap verir: "O pezevenk ananı da ordan delmişti."
fıkranın devamı
Çocuğun biri çok güzel resim çizer. Resim öğretmeni bunu fark eder, babasını çağırır ve şöyle der:
-Beyefendi oğlunuz çok güzel resim çiziyor.Bunu bir yerlere gönderelim.
Adamın cevabı aynen şu olur:
-Bırakın hocam şu or*spu çocuğunu. Geçen gün sobaya bir *m çizdi, onun yüzünden dedesinin dili benimde y*rr*ğım yandı.
fıkranın devamı
Bir makine mühendisi, bir eLektrik mühendisi ve bir de biLgisayar mühendisi binmisLer bir arabaya gidiyoLar. YoLun yarIsIna geLdikLerinde araba bozuLuyor ve makine mühendisi;
- "ben haLLederim" deyip yatIyor arabanIn aLtIna, bi kaç yere çekiç vuruyo, vida sIkIyo faLan, biniyorLar arabaya, haLa bozuk. Bu sefer eLektrik mühendisi hemen atLIyo,
- "Bana bIrakIn" diye... KabLoLarI kontroL ediyo, eLektrik aksamIna bakIyo, biniyoLar arabaya ama tIk yok gene. Makina ve eLektrik mühendisi biLgisayar mühendisine dönüyorLar. sIranIn kendisine geLdigini anLayan biLgisayar mühendisi:
- "eee.. şey... arabadan çIkIp bi daha girsek?"
fıkranın devamı
Günün birinde alman,fıransız,ingiliz ve daha bir çok ülkenin zengini aralarına bizim TEMEL`i de alarak gönüllerince eylenmek için ucakla seyahate cıkmışlar.Eğlence adına herşeyi yapıp bol bol da içki tükettikleri bian alman birden ucağın kapısını acıp bırakın beni,ölmek istiyorum,Temel sormuş ulu uşağum habi süle bakiüm neden da alman benim annem kötü kadındı yani or...demiş ve atlamış.aradan daha on dakika gecmemişken bakmışlar busefer fıransız aynı nidayla kapıyı acıp atlamış.temel bi düşünmüş,bi düşünmüş tam atlayacak biri tutmuş,yarım yamalak bi türkceylelaz oğlu sen neden yoksa, Temel yooo demiş öyle diil da uşaum .adam sormuş peki neden?Temel :ula uşağım benim bu kadar or..... cocuğu içinde ne işim var da demiş
fıkranın devamı
Bir sarısın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. itfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları cıkarmışlar.Catıdan atlayanları tutmak icin yanlarında getirdikleri carşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler;
"Atla. Bu tek sanşımız".
Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış.
Itfaiyeciler tekrar catıya seslenmişler;
"Hadi atla. Yoksa kurtulamayacaksın." Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;
"Atlamam. Biraz once yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz".
İtfaiyeciler; "Hayır, çekmeyiz. Biz sadece esmerler icin bunu yaparız". Boyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşagıya bırakmış. Itfaiyeciler esmer kızda oldugu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saclı da elmalı kek gibi yere serilmiş.
Çatıda sadece sarışın kalmış. itfaiyeciler daha once de yaptıkları gibi;
"Atla, atla. Yoksa yanarak oleceksin".
Sarışın; "Kesinlikle atlamam. İki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz. Ben atlarken de çekersiniz".
itfaiyeciler; "Kesinlikle cekmeyecegiz. Söz veriyoruz".
Sarışın kız; "Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin...
fıkranın devamı
Günün birinde alman,fıransız,ingiliz ve daha bir çok ülkenin zengini aralarına bizim TEMEL`i de alarak gönüllerince eylenmek için ucakla seyahate cıkmışlar.Eğlence adına herşeyi yapıp bol bol da içki tükettikleri bian alman birden ucağın kapısını acıp bırakın beni,ölmek istiyorum,Temel sormuş ulu uşağum habi süle bakiüm neden da alman benim annem kötü kadındı yani or...demiş ve atlamış.aradan daha on dakika gecmemişken bakmışlar busefer fıransız aynı nidayla kapıyı acıp atlamış.temel bi düşünmüş,bi düşünmüş tam atlayacak biri tutmuş,yarım yamalak bi türkceylelaz oğlu sen neden yoksa, Temel yooo demiş öyle diil da uşaum .adam sormuş peki neden?Temel :ula uşağım benim bu kadar or..... cocuğu içinde ne işim var da demiş
fıkranın devamı
Bir sarısın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. itfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları cıkarmışlar.Catıdan atlayanları tutmak icin yanlarında getirdikleri carşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler;
"Atla. Bu tek sanşımız".
Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış.
Itfaiyeciler tekrar catıya seslenmişler;
"Hadi atla. Yoksa kurtulamayacaksın." Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;
"Atlamam. Biraz once yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz".
İtfaiyeciler; "Hayır, çekmeyiz. Biz sadece esmerler icin bunu yaparız". Boyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşagıya bırakmış. Itfaiyeciler esmer kızda oldugu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saclı da elmalı kek gibi yere serilmiş.
Çatıda sadece sarışın kalmış. itfaiyeciler daha once de yaptıkları gibi;
"Atla, atla. Yoksa yanarak oleceksin".
Sarışın; "Kesinlikle atlamam. İki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz. Ben atlarken de çekersiniz".
itfaiyeciler; "Kesinlikle cekmeyecegiz. Söz veriyoruz".
Sarışın kız; "Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin...
fıkranın devamı
Bir sarısın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. itfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları cıkarmışlar.Catıdan atlayanları tutmak icin yanlarında getirdikleri carşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler;
"Atla. Bu tek sanşımız".
Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış.
Itfaiyeciler tekrar catıya seslenmişler;
"Hadi atla. Yoksa kurtulamayacaksın." Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;
"Atlamam. Biraz once yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz".
İtfaiyeciler; "Hayır, çekmeyiz. Biz sadece esmerler icin bunu yaparız". Boyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşagıya bırakmış. Itfaiyeciler esmer kızda oldugu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saclı da elmalı kek gibi yere serilmiş.
Çatıda sadece sarışın kalmış. itfaiyeciler daha once de yaptıkları gibi;
"Atla, atla. Yoksa yanarak oleceksin".
Sarışın; "Kesinlikle atlamam. İki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz. Ben atlarken de çekersiniz".
itfaiyeciler; "Kesinlikle cekmeyecegiz. Söz veriyoruz".
Sarışın kız; "Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin...
fıkranın devamı
İşinize yaramasa bile astlarınızdan hazırlaması zor raporlar isteyin.
*Size sunulan rapor ne kadar özenle hazırlanmış olursa olsun eksik tespit edin ve
beğenmediğiniz kısımlarına çizik atın.
*Asla astlarınıza özel hayatınızdan bahsetmeyin,Onların yanında sürekli işten bahsedin.
*Günaydın,iyi akşamlar derken bile ses tonunuz donuk olmalı.
*Astlarınızın yaptığı işleri beğenmeme yönünde tavır alın.
*Kendi yapabileceğiniz fakat astlarınıza da yaptırabileceğiniz Ufak tefek işleri mutlaka
astlarınıza yaptırın.(Yaptığı işi yine beğenmeyin.)
* Size espiri yapıp da havayı yumuşatmak isteyenlere tebessüm etmeyin.
*Onları yanınıza çağırıp acil iş vereceğiniz vaktin mesai bitimine 5 dk.kala veya öğle
arası olmasına dikkat edin.
* Onlara zor görevler verin ve gerçekleşmesi için kısa vakit tanıyın.
*Bir işi bitirmeden başka bir iş daha vermeye çalışın.
*Şikayetlenirlerse yaptığı işin basit birşey olduğunu ima edin.
*Toplantılarınızda bitirilmiş işlerden değil bitirilmemiş işlerden bahsedin.
*Pazartesi günü öğleden önce toplantı yapın,Bitiremedikleri işler için neden
cumartesi pazar bitirmediniz diye sorarak ücretsiz fazla mesaiye alıştırın.
*Fırça atacak bir bahane bulduğunuzda fırsatı sakın kaçırmayın.
*işiniz icabı firmada olmayacağınız günlerde,gitmeden onlara zor görevler verin
ve geldiğimde tatamlanmış olsun deyin.Gittiğinize sevinemesinler.
*Firma dışında olduğunuz zamanlarda telefonla hesap sorun.
*Onlara verdiğiniz işin daha pratik çözüm yollarını bilseniz bile onlara
söylemeyin.Kendileri uğraşıp,bulabiliyorlarsa bulsunlar.
*Doldurmasını istediğiniz tablo türünden boş raporları kağıt olarak verin,elektronik ortamda
geri isteyin.Uğraşıp aynı tabloyu bir daha çizsinler.
*Astlarınız "müsaitseniz felan iş konusunda görüşecektim"gibi birşey sorduğunda müsait
olsanız bile meşgulmüş gibi onu biraz bekletin.
*Hediye vermek isterlerse kabul etmeyin.
*Sizden izin isterlerse sebebini sorun ve izin verseniz bile zorluklar çıkartın ki bir
daha izin isterken iyice bir düşünsün.
*İzin isteme sebebine göre mümkünse izin kağıdına yazdığı tarihten başka bir tarihe
izin verin ki belki başka bir firma ile randevulaşıp iş görüşmesine gidiyordur.
*İzin isteme sebebi belgelenebilecek birşeyse(para çekme,doktora reçete yazdırma gibi)
izin dönüşü o belgenin fotokopisi isteyin.
*Satışlar iyi gitse bile sürekli kötüymüş gibi bir hava verin.
*Zam verme konusunda yetkiniz varsa zam isteyenlere vasıflarındaki eksikliklerden(ileri düzey
ing.sertifikası vs.) bahsedin.Önce o vasfı kazanması gerektiğini söyleyin.
* Astlarınızdan birine verdiğiniz bir işi bazen ötekine de verin ki,aynı işi ayrı ayrı
yaptıklarını anladıklarında sizin onlara pek güvenmediğinizi anlasınlar.
* Astınızı oturuyor gördüğünüzde "felan iş ne oldu bak ta gel gibi"bir soruyla onu
yerinden kaldırın.
*İki astınızı iş dışında konuşuyor olduğunu hissettiğinizde yanınıza çağırıp"felan acil
iş sonuçlandı mı?"gibi sorularla onu rahatsız edin.
*Boş kadro oluştuğu zaman yeni eleman hemen almayın.Diğer personel işleri yürütüyorsa
gözlemleyin ve sessiz kalın.İşler yürüyorken niye bir kişi alıp maaş veresiniz ki.
Bırakın boş kadroya rağmen işleri yürüten diğer personel belki kendilerinin makamı
arttırılır diye idealist çalışsınlar.Ümitvar olmaları,çalışmaları için güzel
birşeydir.
*Eğer boş kadroya eleman alma zorunlu hale geldiyse yine de aceleci olmayın.Biriken
işleri yeni eleman iş bulmanın sevinci içinde yapar nasıl olsa.
*Eğer boş kadro müdür veya şef pozisyonunda ise yeni aldığınız kişiyi "sorumlu"sıfatıyla
işe alın ama müdür veya şefin tüm sorumluluklarının hesabını ona sorun.Böylece aynı
görevi yapan kişiye hem daha az maaş verirsiniz.Hem de haddini ona bildirmiş olursunuz.
*Eğer sorumlu sıfatındaki kişi kendisinin neden sorumlu diye geçtiğini sorarsa daha
yeni işe girdiğini hemen aceleci davranmaması gerektiğini zamanı gelince yapılacağını
söyleyin.O zaman belki hiç gelmeyecektir ama bırakın ümitvar olsun.
* Zam dönemi geldiğinde işi ağırdan alın.2 veya üç ay sallayın.Soranlara konunun henüz
görüşülmediğini,geçmiş ayların farklarını sonradan alabileceklerini ima edin.Ama geçmiş
ayların farklarını vermeyin.
*Firmanızın araç park bölgesi varsa astlarınızın arabalarını oraya park etmelerini
yasaklayın.Bunu direk siz söylemeyin.Güvenlik görevlisine talimat verin.
*Firma içerisinde yapılmaması gereken davranışları yazılı olarak tebliğ edin ve imza
alın.
*Astlarınızla telefon görüşmelerinde telefonu siz kapatmadığınız sürece onların kapatmaması
gerektiğini prensip edinin.Belki o söyleyeceklerinizi bitirdiniz sandı ama sizin aklınıza
başka bir konu geldi.Ya da başka bir talimat daha vermesin diye kasıtlı yaptı.
Eğer sizden önce kapatırlarsa tekrar arayıp neden önce kapattığının hesabını sorun.
*Bir astınıza bir talimat vereceğiniz zaman telefonla görüşüyorsa telefonu"sonra tekrar
ararım"deyip kapatmasını,sizi bekletmemesini sağlayın.
*Mesai bitiş saati bile olsa ayrılmadan size haber vermeleri gerektiğini prensip edinin.
Haber verdiğinde ise felan iş ne oldu gibi rahatsız edici sorular sorun.
*Haftasonu tatilinde siz firmada iseniz,astınızın evini veya cebini arayacak bir bahane
bulunuz.Direk siz görüşmeyin başkasına aratın ve hemen firmaya gelmesi gerektiğini
kendisine bildirin.Ya gelecektir ya gelemeyecektir yada kasten gelmeyecektir.Ama her
halukarda keyfi kaçacaktır.
*Astınız senelik izinde iken siz çalışıyorsanız onu rahatsız etmenin vakti gelmiş
demektir.Onu arayarak falan dosyayı nereye kaldırdın veya nereye kaydettin gibi
sorularla hedefi vurunuz.
*Arada bir "ekibimden memnun değilim"gibi sözlerle egolarının damarına basınız.
*Elemana ihtiyacınız olmadığı zaman gazeteye "eleman alınacaktır" ilanı veriniz ama
ilanda firma adı olmasın.Müracaatlar felan nolu posta kutusuna yapılacaktır diye
yazdırın.Sizin elemanlardan müracaat edenleri tespit edip,yanınıza çağırın ve
başvurusunu kendisine iade edin.
*Telefonlara 1 dk dış hat sınırı koyun.Vakti aşınca otomatik kesilsin.
*Firmanızın muhtelif yerlerine kamera döşetin.Uygunsuz davranışları ekrandan
tespit ettiğinizde telefonla anında arayıp uyarın ki gözlemlendiklerini
anlasınlar.
*Sizden önce firma personele ikramiye veriyor idiyse önce ikramiyeleri maaşlara
eşit dağıtın.Sonra maaşlar yüksek diyerek zam döneminde zam yapmayın.
*Firmanızda bilgisayar ağının server'ından kim hangi sitelere girdiğini
kontrol ettirin.Uygunsuz sitelere girenlere uyarı yazın.
*Faks cihazından kim nerelere ne çekmiş raporu alın.
*Santralden hangi iç hat nereleri ne kadar aramış raporu alın.
*Her ofise bir yazıcı değil her kata bir yazıcı tahsis edin.
*Bant,makas,kağıt gibi malzeme alım talep fişlerindeki öğeleri çizin
veya miktarı azaltın.Sonra imza atın.
*Fazla mesai yapan büro personeline ücret zaten vermiyorsunuz ama devamsızlık
veya mazeret izinlerinin ücretini maaşından kesin.
*Avans zaten vermiyorsunuz ama zaruri isteyenler olduğunda dilekçe ile başvuru
isteyin.
*Tarafınıza yazılan dilekçelerde imla hataları bulun ve iade edip tekrar
yazdırın.
*İşyerinde kahvaltıyı yasaklayın.
*Mesai başlama saatinde ortalıkta dolanın ve bakışlarınızla vaktinde işe başlayıp
başlamadıklarını kontrol edin.
*Aynı şeyi mesai bitimine yakın herkesin gevşediği zamanlarda da yapın.
*Yemek saatinde yemekhaneye biraz erken girin.Erken yemek almak isteyen uyanıklar
karşılarında sizin ekşi suratınızı görsünler.
*Kendinize sekreter mutlaka alın ama ayrıyeten firmaya santralci almayın.Bekçi
boş boş oturuyor nasıl olsa o bağlasın telefonları.
*Bekçi demişken aklıma geldi.Arabanızı bekçiye yıkatın,sildirin.Nasıl olsa canı hep
sıkılıyor.Ne diye yıkama servisine para veresiniz.
*Firmaya giriş ve çıkışlarınızda bekçiye asker selamı verdirerek egonuzu okşayın.
*Sigorta primlerini eksik gösterin,hatta bazı dönemler hiç yatırmayın.
*Hesapta para olsa bile maaşları gününde yatırmayın.Bırakın biraz repoda değer
kazansınlar.
*Vergi iadesi,nema gibi paraları personele geç ödetin.Bırakın onlar da değer kazansın.
*Herşey yolunda giderken bile ortamı gerecek bir konu veya bir kurban bulun.
*Mesai bitiminde servislerin tamamı birden talimat almadan kalkmasın.Servisleri
vaktinde kaldırmamak için servise binmesi gereken birilerini oyalayın ve servislere
birazdan geliyor deyin.Servis araçlarını bir süre beklettikten sonra oyaladığınız
kişi gelemeyecek diye servisleri gönderin.Hem servisler geç kalksın hem oyalayıp iş
verdiğiniz personel servise binemesin.
*İş başvurusu görüşmelerinde işe almaya karar verdiğiniz personele o an için çok
iyi davranın.İşe girince de feleği şaşsın.
*İşe almamaya karar verdiğiniz görüşmeciye ise kök söktürün.Ama biraz ümit verin.
Sonradan ise başvurunuz kabul edilmemiştir diye bir bildirim yapmayın.Ümit içinde
bekleyip dursun.Eğer o kişi sizi ararsa görüşmeyin.Değerlendiriliyor deyin.
*Astlarınıza önemli tecrübelerinizi anlatmayın ki size alternatif olmasınlar.
*İşe alacağınız astınızın özgeçmişi kabarık ise işe almayın ki o da size
alternatif olmasın.
*Çözebileceğiniz sorunlar çoksa ve tecrübelerinizle kısa sürede çözebilecek olsanız
bile bunu zamana yayarak yavaş yavaş çözün.Çünkü varlık sebebiniz sorunlardır.
Onları çabuk çözerseniz artık size ihtiyaç yokmuş fikri oluşabilir.
*Sorunlar biterse kendiniz sorun yaratın ve onu çözün.
fıkranın devamı
Içki yasağının oldugu dönemde bektaşiyi yakalarlar. Bektaşi -Bırakın, beni neden g...
fıkranın devamı
Adamın biri bir gün yolda gidiyormuş bırakın yolda gitsin........
fıkranın devamı
Delinin birisi hastaneden taburcu olacakmış ve son muayene için baş hekim gelir. Deliye sorar : ...
fıkranın devamı
Adam, bir toplantıda tanıştığı genç, güzel ve sağlıklı dula sorar: - Hangi sporu seversi...
fıkranın devamı
Bir gün genelevin kapısında zarzor ayakta duran ve her yanı zangur zungur titreyen yaşlı bir d...
fıkranın devamı
Akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış. Zorlukla gözlerini açıp, yer...
fıkranın devamı
Yere bırakın Bir sarışın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında...
fıkranın devamı
Kadının biri bir petshopa gider ve "bir papağan almakistiyorum" der. Mehmet ismindeki petshop sah...
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerGece Tavana Nasıl Neymiş? Dünkü Kampanya Hissetmeye Müjdee Çocuktan Altılı Deri Açık Oğlum İnatçılık Küpe Ormada Seks Hakaret Köpek Ayı Anlatacaklarım Bedevi Başlık Eşşek Boş Ceviz Zorlanıyoruz Slip Evdeki İki Acemi Mezarlık Orospi Ressam Şimdi Feci Karpuz Sıfırcı Yıldız Duymasın Ortaklık Yönetici Viagra Acele Satıcı Patron Düşünce Büyük İkinci Acma Erkekliğin Fizik Terbiyesiz selcuk-erdem-313 Amerikalılar Babana Gizli Brejnv Maskeli