BAYRAM Fıkraları

loading...

Kameri takvime göre ramazan hilâli görününce oruca başlanır. Şevval ayı hilâli görününce bayram yapılır.Eskiden ayın ne zaman...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’yı bir köyde imamlık yapmak üzere, iki öküz bedel karşılığında razı etmişler.“Bize vakit namazlar...
fıkranın devamı


Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:
"Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.
Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...
- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?
Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!
Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..
Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.
209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:

"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."
"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”
"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."
"Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."
"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."
“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”
"Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."
"Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."
"Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"
“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”
“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”
“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”


Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.

"Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..

3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..

Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı



fıkranın devamı


İmam iki metre ilerisinde duran cami görevlisine sormuş:
- Gizli gizli sen mi yiyorsun kurbanlık etleri?...
Görevlide derin sessizlik... İyice köpürmüş İmam:
- Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?..
- Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim...
- Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun...

Görevli bıyık altından gülmüş;
- İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız...
Yer değiştirmişler. Bu defa görevli seslenmiş:
- Bayramda toplanan camii derneği bağışlarını kim iç ediyor?..
İmam kendi kendine söylenmiş:
- Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.

fıkranın devamı


Bu gerçek bir olaydir: 23 Nisan da çocuk ögretmenine sorar:
Ögretmenim 23 Nisan çocuklarin bayramidir degil mi? Ögretmen:
Evet diyerek soruyu cevaplar. Çocuk :
Ögretmenim siz söylemistiniz; bayramlarda insanlar dinlenir ve birbirlerini ziyaret ederler degil mi. Ögretmen :
Evet yavrum. Çocuk :
Anlamadigim bir sey var? "NIYE 23 NISAN DA EN ÇOK YORULAN BIZ OLUYORUZ".

fıkranın devamı


Bu gerçek bir olaydir: 23 Nisan da çocuk ögretmenine sorar:
Ögretmenim 23 Nisan çocuklarin bayramidir degil mi? Ögretmen:
Evet diyerek soruyu cevaplar. Çocuk :
Ögretmenim siz söylemistiniz; bayramlarda insanlar dinlenir ve birbirlerini ziyaret ederler degil mi. Ögretmen :
Evet yavrum. Çocuk :
Anlamadigim bir sey var? "NIYE 23 NISAN DA EN ÇOK YORULAN BIZ OLUYORUZ".

fıkranın devamı


Bir gün Rizeliler demiş ki "Ya her yerin bir kurtuluşu var tek Rize"nin yok bari bir gazi bulalımda rize nasıl kurtulmuş anlatsın bize. O gün bayramlar seyranlar olsun, okullar tatil olsun" demişler işte sonra bir gazi bulmuşlar Rizeliler demiş ki " eee amca anlat bakalım rize nasıl kurtulmuş" gazi demiş ki "Çok zor günlerdi çok. Düşman karşıdan geliyor elinde top tüfek, bir pir kaçtuk pir kaçtuk"

fıkranın devamı


Bu gerçek bir olaydir: 23 Nisan da çocuk ögretmenine sorar:
Ögretmenim 23 Nisan çocuklarin bayramidir degil mi? Ögretmen:
Evet diyerek soruyu cevaplar. Çocuk :
Ögretmenim siz söylemistiniz; bayramlarda insanlar dinlenir ve birbirlerini ziyaret ederler degil mi. Ögretmen :
Evet yavrum. Çocuk :
Anlamadigim bir sey var? "NIYE 23 NISAN DA EN ÇOK YORULAN BIZ OLUYORUZ".

fıkranın devamı


Temel in annesi ölmüs. Cenaze namazinda bir kenarda duruyormus. Soranlara;
- Pen cenaze namazi kilmasini pilmeyrum, diyormus. Bir müddet sonra
kayinvaldesi ölmüs. Namazda Temel i en ön sirada göreneler;
- Hani sen cenaze namazi bilmezdin?
- Pu cenaze namazu tegil çi, payram namazu...

fıkranın devamı

Bir gün Rizeliler demiş ki "Ya her yerin bir kurtuluşu var tek Rize'nin yok bari bir gazi bulalı...
fıkranın devamı

Temel coğrafya öğretmenine sorar: - İstanbul'dan Ankara'ya uzaklık kaç kilometre?..- 450... di...
fıkranın devamı

Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri: "Keşke Ramazan ...
fıkranın devamı

Ramazan vakti Temel karisi ile yatmamaya karar vermis. Fadime bu fikri begenmedigi halde kabul etmi...
fıkranın devamı

Temel'in annesi ölmüs. Cenaze namazinda bir kenarda duruyormus. Soranlara;-"Pen cenaze namazi kilm...
fıkranın devamı

Temel'in kötü huylarindan biri de her sabah uyanir uyanmaz, gök gürültüsü kadar yüksek sesle...
fıkranın devamı

Bir gün penis çalışma şartlarından şikaketçi olduğu için yönetime zam talebinde bulunur;B...
fıkranın devamı

Üç arkadaş .bayram tatilini geçirmek için afrikaya safariye gider.hava ve ortam avlanmaya müsa...
fıkranın devamı

Bektaşiye sormuşlar : -Rakı içer misin? -Akşamdaaaan akşaaaama... -Namaz kılar mısın? -Bayr...
fıkranın devamı

Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri: -Keşke, Ramaza...
fıkranın devamı

Sabah kahvaltısında kadin eşine "Emininm sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile" der. ...
fıkranın devamı

Bu gerçek bir olaydir: 23 Nisan da çocuk ögretmenine sorar: Ögretmenim 23 Nisan çocuklarin bayr...
fıkranın devamı

KUTSAL ÜÇLEME
yalan

ŞİŞME ÖRDEK
Plastik kadın üreticilerinin zoofilileri de düşünmüş olmaları ne
büyük incelik...

CÜMLE İÇİNDE KULLANIMI
Bir kelimeyi bir salağın kafasına soka soka öğretmek istediğimizde Cümle İçinde Kullanımı'ndan yararlanırız. Cümle içinde kullanmamız gerekirse hah hah ha, ay ölcem...

ÇEK
Çekoslavak para birimi...

YUG
Yugoslavak para birimi... Hah hah hah amma safsınız lan. Buraya ne
yazsak salak gibi inanıyorsunuz ya.

BAYRAK
Ülkelerin gururunu, rakımını ve konfeksiyonel zevklerini simgeleyen
saten bez parçası... Bayrak bulunmadan önce göndere isteğe göre
sütyen, don, mini etek gibi daha cazip şeyler çekilirdi. Doğal
olarak okullardaki Cuma günleri törenlerinden de hiç bir öğrenci
kaçmazdı... Çünkü bayrağın henüz icat edilmediği o dönemlerde
törenlerde istiklal marşı yerine okul müdürleri daha yeni
öğrendikleri seks fıkralarını anlatırlar, böylece çocuklara
güleryüzlü olmayı öğretirlerdi. Sonra okulun en güzel kızının donu
çıkarılır ve saygı eşliğinde göndere çekilirdi. Bunu müteakip bütün
öğrenciler el pişirmece oynayarak evlere dağılırlardı... Hele
Pazartesi törenleri daha bir zevkli olurdu. Cuma günü donu göndere
çekilen kıza toplu halde tecavüz edilir ama onun da zevk alması
sağlanırdı... Şimdi dönüp o tatlı günlere baktığımda öğrencilerin
bayrak törenlerini kırmaya çalışmalarını daha iyi anlıyorum.

SUYUN KALDIRMA KUVVETİ
Arşimet bu kanunu bulmamış olsaydı gemiler suyun üzerinde duramayıp
hala batıyor olacaklardı.

CEZMİ ERSÖZ
Kör bir adamın resim yapmaya çalışması ne kadar takdire şayan bir
olaysa, aptal bir adamın yazı yazmaya çalışması da bence aynı oranda
takdire şayandır.

MÖÖ
Selam Aleyküm

MÖÖ
Aleyküm selam

HEADBENG
Salla başını al maaşını...

3.İNÖNÜ YASTIK SAVAŞI
Bazı olaylar ulusların kaderinde çok önemli roller oynadığı halde
bazen o ulusların tarihlerinde yer almayabilir. Mesela 1921 yılının
Ekim ayında İsmet İnönü komutasındaki Kuva-i Milliye ordusu Afyon
yakınlarında sayıca çok üstün olan Yunan ordusuyla büyük bir yastık
savaşına tutuşmuş, savaş sonrasında sersemleyen (sayıca üstün) Yunan
ordusunu Bilecik yakınlarındaki havuza dökmüşlerdir. Kurtuluş
savaşının kazanılmasında en büyük rolü 3.İnönü Yastık Savaşı
oynamasına rağmen bırakın tarih kitaplarında matematik kitaplarında
bile bu olayın bahsine rastlayamazsınız.

KABIZLIK
Kıç iştahsızlığı...

MÜSHİL
İştah şurubu...

REDİAL TUŞU
Pişkinlik de diyebiliriz yani...

21 PARE TOP ATIŞI
Atışı yaptıran generalin uğurlu sayısına göre bazen 24 pare, 8 pare
veyahut şekerpare bile olabiliyor.Ay ay ay hepten zırvaladık.
Hihehe...

NEVRUZ
Nevruz aslında sanıldığı gibi 21 mart'ta değil 18 martta
kutlanmalıdır. Atalarım, başlarına bela olan zalim hükümdar
Dehhak'tan kurtulabilmek için demirci Kava'dan yardım istediler.
Kava da onlara yardım sözü verdi. Buna göre Kava hükümdarı
öldürdüğünde işaret olsun diye bir ateş yakacak böylece kürtler
bayram hazırlığına başlayabileceklerdi. Kava cesurdu, yiğitti,
gözüpekti, fakat belleğinin güçlü olduğu pek söylenemezdi. Hükümdarı
öldürdüğünde yanına kiprit almamış olduğunu farketti. En yakın tekel
bayisinin de üç günlük uzaklıkta olduğunu söylersem Nevruz
bayramının bu gün neden geç kutlandığını sanırım daha iyi
anlayacaksınız.

BATI YAKASINDA YENİ BİR ŞEY YOK
Hala da yeni bir şey yok...

WILLIAM JAMES
Traş olurken aynaya bakmayı icad eden İngiliz bilimadamı ve
berberi...

KORKAKPARİS
Amma manyak bi milletiz ha! Kurtuluş savaşında kahramanlık gösteren
illerimize Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep gibi ünvanlar
verildi. Peki ya bu savaşta yendiğimiz Fransızlar niye kendi
devletlerine Korkakparis, İngilizler Tırsaklondra, İzmir'de denize
döktüğümüz Yunanlar Atina'ya Islakatina ünvanlarını vermediler?
Sorarım!... Sordum bile!

KISA BOY KOMPLEKSİ
Kısa boy kompleksi

fıkranın devamı

Bu burcun insanının en belirgin özelliği cesur olmasıdır.O kadar cesurdurlar ki, enflasyonu yüzde binbeşyüzlere fırlatacağını bile bile, her hangi bir partiye üst üste iki kere oy verebilir; sırf afet bir kadın diye AIDS' li bir hatunla yatabilir; şeriatçı ve küfürbaz bir milletvekilinin karşısına Atatürk posteriyle çıkabilir; Reha Muhtar' ın sunduğu bir haber programını sonuna kadar izleyebilir; azar işiteceğini bile bile minibüs şoföründen o anda çalmakta olan Müslüm Abisinin kasetinin sesini kısmasını isteyebilir ve en tehlikelisi ise genç yaşlarında evliliği düşünebilir. Bu burcun erkekleri seks düşkünü iken, kadınları seksapel düşkünüdürler. Bu burcun kadın ve erkeği yanyana gelmeye görsünler, hemen chat yapmaya başlanır. Koç erkekleri, ne olur ne olmaz diyerek daha şimdiden 10 koli viagra stoku yapmışlardır. Bu on koli viagranın bir gün kullanılma ihtimaline karşılık olarak Koç kadını da kendisine on tane spiral taktırmıştır.

Koç burcu erkekleri çok meraklıdırlar ve çoğu maceraları karakolda biter. Örneğin, yağmurlu bir bahar gününde gitttikleri Topkapı Müzesi' nde, sırf alarmın çalışıp çalışmadığını öğrenmek için Kaşıkçı Elması' nın bulunduğu bölüme çekiçle vururlar.

Koç burcu kadınları sevgiye çok önem verirler(bilindiği üzere diğer burçlar sevgiye zerre kadar önem vermezler) ve çok kıskançtırlar. Ya benimsin ya toprağın, derler.

Koç Burcu mensuplarının diğer özelliklerine gelince:

Uğurlu günü : Sallanmayan salı
Uğurlu devesi : Yok deve!
Uğurlu ayakkabısı : Spor ayakkabısı
Uğurlu dizisi : Koçluğun Hikayesi
Uğurlu tv Sunucusu : Uğur Dündar
Tuttuğu takım : Şereflikoçhisarspor
Uğurlu taşı : Beşiktaş
Seyahat ettiği otobüs firması : En Hakiki Koç Kurizm
Hayata veda etttiği mevsim : Kurban Bayramı
Sevdiği Film : Pamuk Prenses ve 7 Koç Gibi Delikanlı
Burcun ünlüleri : Şereflikoçhisar, Engin Koç, Gülcihan Koç, Koç Turizm, Koç Bank, Koç' ero, Koç' aklama, MalKOÇoğlu
En büyük hatası : Ecele gitmek amacıylan acele etmek
En büyük arzusu : Puan ve averaj farkıyla lider olmak
En sevdiği müzik : Marşlar ve oyun havaları
En sevdiği tornavida : Yıldız tornavida
En hoşlandıkları vapur hatttı : Üsküdar- Harem arası
Sevdiği su : Gül suyu
En sevdikleri sigara : Sigara böreği
Tercih ettiği yüzme stili : Boynuzlama
Gezmekten hoşlandığı yer : Konya Ovası
Sevdikleri gıda maddesi : Koç yumurtası
En beğendikleri şiir klibi : Ben sevdim mi koç gibi severim
Tersinden okumasını en çok sevdikleri kelime: Çok
Sevdikleri Aktris : Hülya Koç' yiğit

2005 YILINDA SİZİN AÇINIZDAN NELER OLACAK: Herhangi bir suçtan yiyeceğiniz ceza için hiç üzülmeyin, aslanlar gibi medya arkanızda olacak. Tanrılar kurban istediği zaman, yine ilk akla gelen siz olacaksınız. Şimdiye kadar Türkiye sizden gurur duyarken, 2005 ortalarından itibaren hicap duymaya başlayacak.
fıkranın devamı

Medyanın sürekli gözü önünde bulunan iki insan.. İki taban tabana zıt
karakter... "Film Gibi" programı ile vatandaşı ekran başında ağlatan
yönetmen Sinan Çetin ile "Biri Bizi Gözetliyor" programında izleyenlerinin
kanını donduran Doğa Bey..

İmaj durumları
Sinan Çetin: Sadece Türkiye'nin değil dünyanın en kıllı program sunucusudur.
Ülkemizin en fazla reklam filmi çeken yönetmeni olduğu halde bir tane bile traş bıçağı reklamı işi alamamıştır. Özellikle Derby firması bu arkadaştan umudu kestiği için kendisine kin beslemektedir. Son numarası saçlarını arkadan bağlamasıdır. Milli bayramlarda beyaz kurdele takarsa şaşırtıcı olmaz..

Doğa Bey: Sinan Bey'in aksine yüzünde bir tane bile kıl yoktur.. Epilasyonu doğuştan yapılmış gibidir.. Eline bir kez bile kara saplı Derby bıçağı almamıştır.. Buna rağmen ekrana çıktığında cillop gibi ışıldar.. Onun da traş bıçağı firmalarından reklam teklifi alma şansı yoktur.. "Ne traş takımı ne makyaj takımı, ille cilt bakımı.. İlle cilt bakımı" sloganıdır..

Giyim tarzları
Sinan Çetin: Sadece siyah rengi kullandığından Neslihan Yargıcı'nın emmioğlu gibi durur.. Kıyafette seçici değildir.. Onun için siyah olduktan sonra DKNY'tan alınma bir kabanla Sivas işi keçe kepenek arasında fark yoktur.. Ayakkabıya da sıcak bakmaz ya postal türü botlar giyer veya yalınayak gezer.. Programına smokin ile çıkmasının sebebi seçiciliği değildir.. Günün birinde Komser Şekspir filmine Oscar vereceklerine inandığından kalabalık önüne smokinle çıkar..

Doğa Bey: Altında smokin pantolon, üstünde gömlekle ekrana çıkar..
Prodüksiyon amiri programın bu kadar tutacağını ummadığından smokinin ceketini almamıştır.. Pantolon belinin göğüs hizasında durması terzilik hatası değil bilinçli bir tercihtir.. Prodüksiyon amiri Onun boy atacağına inandığından pantolonu üç beden büyük seçmiştir..

Teknik kullanma
Sinan Çetin: Yakınlarına kavuşma umudu ile programa katılanlarla başarılı bir şekilde duygusal yakınlık kurar.. Temsil, programına katılan bir kadın onu tanıyınca "Evden kaçan kocam iyi ki buraya gelmedi.. Gelseydi Sinan Bey ile aramızda yaratılan büyü bozulurdu" diye düşünür.. Birbirlerine kavuşanlar ise sorunun çözülmesinden çok Sinan Bey ile yakınlaştıklarına sevinirler..

Doğa Bey: Yarışmacılarla kesinlikle duygusal yakınlık kurmaz.. Talimatlarını tekdüze bir ses tonu ile ekrandan verir.. Ekranın karşısında hiç kıpırdamadan dakikalarca durması televizyon sektörüne duyduğu saygıdandır..
Ama durumu bilmeyen seyirci Doğa Bey'in pille çalıştığını, hareketsiz kaldığı zaman da pilinin zayıfladığını sanmaktadır..

İnsani ilişkiler
Sinan Çetin: İnsanları sever, tanıdığı herkese "potansiyel sanatçı" gözüyle bakar.. Şefkatli ve vericidir.. Film çekimleri sırasında sürekli meyve yemesine rağmen artanları çalışanlara dağıtır.. İnsanlarla rahat ilişki kurar.. Yeni tanıdığı insanları hemen yemeğe davet etmesi ve onların beslenme alışkanlıklarını izlemesi en büyük zevkidir..

Doğa Bey: Onun için insan yok yarışmacı vardır.. Yarışmacıları da numaraları ile tanır.. Yüz günlük yarışma süresince sabah akşam izlediği yarışmacılara numaraları ile hitap etmesi bu yüzdendir.. Temsil "Sıfır beş Edi.. Sıfır beş Edi.." diye diye ikinci dönemde birinci olan yarışmacıyı psikiyatrislerin eline düşürmüştür ama bunda kasıt yoktur.. O yarışmada birçok Edi olabileceğini düşündüğünden tedbirli davranmaktadır..

Psikolojik durum
Sinan Çetin: Rahat ve komplekssizdir.. Kimin hakkında olursa olsun aklına geleni söyleyip rahatlar.. Sonra rahatı kaçanların tedavisine girişip aylarca zaman harcar.. Ancak onun bu rahat tavrı kolay anlaşılmaz.. Yine de tanıyan herkes ona katlanır. Özellikle yakın çalışma arkadaşları "Birgün bunun da ilacı bulunacak.." diye umutlandıklarından "Horoza yükleyin odunu, getirin sineğin budunu.." türünden talimatlarına tepki vermezler.. O bir hiperaktiftir.

Doğa Bey: Psikolojisi yoktur.. Soluk alıp verme refleksi vardır.. Hakkında söylenenlere ya da yarışmacıların kendisi için ne düşündüklerine aldırmaz.. Hakkında çıkarılan "Mustafa Topaloğlu'ndan duyduk o da uzaylıymış.." söylentilerinden etkilenmeden işini sürdürür.. O bir hiperpasiftir..

TakıntIıları var mı?
Sinan Çetin: Çekeceği filme uygun bir cümle bulmadan çalışmaya başlayamama takıntısı vardır.. "Evi ev eden avrat, yurdu yurt eden devlet.." lafını bulamadan Propaganda filmine başlayamamıştır.. Komser Şekspir'i çekmek için de aklına "Fare deliğine sığamamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış.." lafının gelmesini beklemiştir..

Doğa Bey: Elenecek kişiyi seçmek için görüşme odasına aldığı haftanın birincisine "Kapının kapandığından emin misiniz?" diye ısrarla sorması takıntısıdır.. Canlı yayında olduklarını, bu gizliliğe gerek olmadığını kendisi de bilir ancak sormadan duramaz.. Bir de 'üçte bir kuralını' bir yarışma boyunca en az yirmi kere hatırlatmaktan zevk alır..

Ailevi durumları
Sinan Çetin: Kalabalığı sever.. Eşi, dört çocuğu, yüzlerce yakın akrabası vardır.. Kent aşiretleri arasındaki sayısal sıralamada "Çetin ailesi" ikinci sırayı alır.. Adana'nın Cano aşiretine geçilmeyi hazmedemediği için film setlerinde ihtiyacından dört kat fazla eleman çalıştırır..

Doğa Bey: Bugüne kadar medyada kimse ile görünmemiştir.. Türkiye'nin en popüler programının yıldızı olduğu halde soyadını bilen de yoktur.. Memleketi de bilinmediği için hakkında çıkarılan "Uzaydan geldiği" söylentileri inandırıcılık kazanmaktadır.. Yine de tekdüze bir ses tonu ve sıfır mimik ile konuşması, her üç kelimede bir "mekanik olarak" es vermesi bir "android" olduğunu kanıtlamaz..

fıkranın devamı

I Love You I Love You Do You Love Me Yes I Do
Umit Besen hizla Ingilizce ögrenmeye baslayan bir irka yapabilecegi en büyük zalimligi yapmis, bu sarkiyi peydah etmisti. Caddelerde, sokaklarda kekolar arabalarindan bu yaraticilik örnegi sarkiyi bangirdatir ufacik olmamiza ragmen agiz dolusu kusmamizi saglarlardi. O dönemde, es kaza bir turist ile tanisirsam bu sarkiyi nasil açiklayacagimi kara kara düsünürdüm.
Yillar sonra yabanci bir hanim ile sohbet ederken bu sarki aklima gelmisti. Kendisine böyle bir sarkinin var oldugunu anlatip, sözlerini söyledigimde bana sadece "I Dont believe You" (Hadi Len) demisti.

Çiki Çiki Baba
Sarki sözlerinin illede bir manasi olmasi gerekmez, düsüncesinin bayrak tasiyan örnegi oldu. Aynen söyleydi:
Çiki çiki baba. Ayni ayni yaba. Feli feli kuuli. El fakiri yaba. Oyyyy oyyyyy oyyyy. Ulan ne isti be.

Memisler
Topaloglu. Simdi bu öyle bir adamdi ki ceketinin rengine uysun diye saçini boyamaktan çekinmezdi. Uzayliydi, "Uzaydan gelmedik ki, dünyaliyiz biz" diye sarkisi vardi. Bir de "Memisler" adli sarkisi vardi. Duydugumuzda gülmekten yarilarak ikiye ayrilmistik. Sözleri söyle bir seydi sanirim:
Elmalari yemisler,
Seftaliyi yemisler,
Gülmüsler eglenmisler,
Güllü kizi yemisler,
Lambaya püf demisler,
Nasil etti bu isi,
Tebrik ettim memisi ...
diye sürüp gidiyordu. Inanilmazdi, onu ailecek sevmis, bagrimiza basmistik.

Hayat bayram Olsa
"Bütün dünya buna inansa, bir inansa" gibi hayaller içeren bir sarkidir.
Aslinda sözleri gayet iyi niyetli, barisçidir, fakat haddinden fazla ve sahtekar bir iyimserlik tasir. Üstelik melodisi çok basittir ve kolaylikla sinir bozabilir. Hala heryerde çalinir ve insanlar elele tutusarak bu güzel dilekleri tekrarlarlar. Bu gibi durumlarda yavasça masadan kalkarak tuvalete dogru yol almayi yeglerim. "Hocam nereye? El ele tutussak, birlik olsak" diyenler oldugunda: "Ya iyi diyosun da çok sikistim bilader. El ele tutussak ama prostat olmasak" gibi manasiz cümleler kurarak sivisir, sarki bitene kadar ortama geri dönmezdim. Çikinti bir adam olmak degildi niyetim ama masada el ele tutusarak "Insanlar tutussa, kardes olsa" diye avaz avaz bagiran bu insanlarin, bar ortamindan çikar çikmaz "Vay it sipasi benim arabayi sikistirmis. Hüleaynn ancuk kafali ileri alsana lan" diyerek söz konusu kisilere kafadan dalmasi ne kadar isabetli davranmis oldugumu anlatirdi bana. "Bütün dünya hizla sallansa, hayat ayran olsa" diye mirildanarak yol alirdim karanlikta.

Serseri
Hayatta ne oglunun ne de kendinin ne is yaptigini anlamadigim Selçuk Ural söylerdi bu sarkiyi. Aksi gibi sarki adamin delikanlilik dönemlerine de denk gelmemisti. Kocaman adama kar yikama bir kot takim giydirmisler, bu sarkiyi söyletirlerdi. Sözleri aynen söyleydi:
Serseriyim ... Ah serseri ... Okur yazar ve sevimli ... Biraz çapkin, biraz deli ... Ama sevecen bir serseri.
Ulasilmak ve onikiden vurulmak istenen mantik sanirim suydu: "Serseri erkekler kizlari cezbederler. Ama eli mustali sokak serserileri degil.
Sevimli, hayati 9 - 5 tadinda yasamayan, genç mizaçli." Yani kisaca bir Mickey Rourke tipi erkek anlatisiydi. Gelin görünki koca serserilik felsefesi bizimkilerin dilinde "okur yazar bir sevimli" haline gelmisti. Çok yasayin.

Bir Aslan Miyav Dedi
"Bir aslan miyav dedi. Minik fare kükredi. Fareden korktu kedi. Kedi pir uçuverdi." Türk çocuklarinin Kayahan'a emanet edildigi bir dönem. Hazret lütfedip Cumartesi sabahlari bi çocuk programi yapiyo. Hesapta olaylar gelecekte bi uzay gemisinde mi ne geçiyo, ufak tefek çocuklar tulumlarla ortalikta dolaniyo, koskoca pop yildizi kartondan yapilma "TRT robotlariyla" muhatap olmak durumunda kaliyo. Romantizmin çökmek bilmez kalesi gazi almis ya, sabah aksam bi tarafindan çocuk sarkilari çikariyo.
Bereket hepsi gömüldü gitti tarihin tozlu sayfalarina. Hiç girmeyelim, bu konu burda kapansin.

Horozumu Kaçirdilar
Bakin bu sarki beni her duydugumda korkutmustur. Ulan böyle hiyar çocuk sarkisi olur mu? Horozu kaçiriyorlar, damdan dama uçuruyorlar, bi de suyuna pilav pisiriyorlar. Magdur sahis da olaylari bir bir müsahede ediyor, sonra kafayi yiyip, kaçirilmis, suyuna pilav pisirilmis horoza "geh bili bili"
diyor. Polise, kolluk kuvvetlerine olan güvenim ilk bu sarkida sarsilmisti. Demek ki bi gün herifin biri beni de kaçirabilir, suyuma pilav pisirebilir ve pilavdan yiyebilirdi. Terör sarkisiydi. Umarim yoktur artik.

Abone
Su anda Kral TV'nin elinden ne çekiyorsaniz, iste bu yüzdendir dostlar. Ilk Türk pop sarkisi degildi elbet ama bu günkü tarzi yakalayan ve gelismesini saglayan ilk sarkiydi. Sarisin, hafif toplu, genç bir kiz tellerin arkasindan, Aboneyim abone. Biletlerim cebimde. Balli lokma tatlisi. Aman hadi hayirlisi." diye bagirarak fitili atesledi. Kötü sesli bu genç kizin isminin Yonca oldugunu ögrendigimizde hafizamizi zorlamis ve Devekusu Kabare'de geçirdigi günleri animsamistik. Demek ki bu kiz bir sekilde söhret olmayi kafasina koymustu, oldu nitekim. Sarkici oldu. Evet oldu.
Habolo... Habolo sobolobo, habolo humbaa... Habolo sobolobo habolo
humbaa... Eee bu nasil sarkidir, ne eder, ne anlatir hiç anlamadim.
Anlamaya çalismicamda. Manyakmiyim ben ya!! Du ben sena anlatayim. Bu (Insallah yanilmiyorum) Yonca Evcimik'in, "Saat 9.15 vapurunda. Onu gördüm karsimda. Dizlerimi titretti. Maymun oldum galiba." diye baslayan ve ayni sekilde devam eden bol renkli bir sarkiydi. Klibinde tahta çubuklarla yürüyen saklabanlar, palyaçolar filan vardi. Daha da berbat bir sey söyleyeyim mi ben size bu sarki hakkinda: Severdim. Yonca Evcimik'in o sarkisinda abolo sobolobo falan yoktu. O senin dedigin söyleydi:
Okayi yamasika kombambaa kombambaa...
Okayi yamasika kombambaa kombambaa...
Niye hatirliyorsam?
Habolo sobolobo söyle devam eder: "Bir, ki, uç, dört basladi.
Hemen simdi basladi. Sarkimiz Marsandiz..."
Galiba benim kafam gereksiz bir sürü bilgiyle dolu.

Honki Ponki
Bir tane hit vardi, Çiki çiki baba'dan evvel, nasil unutulur? Senay'in söyledigi:
Honki ponki torino. Calona bimbo boriro. Mitsubisi hibobo kozizo. Çiki çiki sayne tiki tak toooooook... Ah be abicim...

Cüceler
"Cük cük cücelerim, menim güççük cücelerim, tarlalarda boy atasiz, ananiza tez çatasiz" diye sözleri vardi. Fantastik ögeler içeren bir halk türküsüydü. Çok meshur olmustu.

Törkis Kovboylar
"Ooo ooo çekilin yoldan vahsi batidan geliyorlar... Amerikanlar eskidi bunlar Törkis kovboylar, diye bir sarki yazsana" deseler bana, zevk ile yazardim, ama çikip okumazdim.

Arkadasim Essek
Baris Manço'nun "Arkadasim Essek" diye bi sarkisi vardi. Arkadasim es, arkadasim sek, arkadasim esseeekkk... Bu nakarati idrak etmem uzun zaman almisti. "Arkada Simsek" ne alaka, ne simsegi, ne manasiz sarki, diye gicik olmustum. Halbuki ne salakmisim. Biraz hatirlatip keyfinizi yerine getireyim mi?
Sari kiz minik buzagiyi sütten kesti mi... Kuzularla oglaklar tepisiyor mu...
Gizli Not: Yaziyi okuyan her iki kisiden biri sarkiyi söylemeye
baslamistir. Eminim...

Barmen Minik
Barda durur barmen minik sise elindeeeee...
Biz çalariz o durmaz hep oynar yerinde...
Ya bu nasi sarkidir? Barmen niye minik? Yoksa barmenin lakabi mi minik?
Hakan abim, Peker abim. Nasil bir ruh hali içindeyken yaptin sen bunu?

Çile Bülbülüm
Iste klasik bir sazli sözlü eglence yeri sarkisi. Ayilarin kendini
göstermesi için de bire bir. Sarki baslar baslamaz grup kendi içinde göz temaslariyla bulusur, "Allah" kismi gelince insanliktan çikmak üzere anlasir. Bakiniz simdi sarkicimiz söylüyor:
Çileeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
AaAaAaAaAhhh
Aaaaahh
Çile Bülbülüm...
ALLAHHHHHH
Be hey ne oluyor!!?? Yahu bir adabi olmasin mi? Melodiye, besteye katkisi olmasin mi? Özellikle erkek vatandaslarimiz çok yapar bunu, aman korumanin ne alemi var; sirf erkekler yapar. Tüm eglencelerimiz nasil basitlesiyorsa, bu "Allah" bölümü de öyle ayilasiyor iste. Adam gibi adamlarin bulundugu bir grupta bu sarkiyi söyleyiniz, aksi takdirde uzak durunuz. Bir de "Allah" kismini kaçirip bir saniye sonra bagiranlar vardir ki, "Yallah" diyip kafa koyulmalidir.

Bakkal Amca
Simdi dikkatle inceleyelim:
- Bakkal amcaa ... Bakkal amca
- Ne var? (Bakkalin zaten sesi boru gibi, bi de "Ne var" diyo. Tam ayi.)
- Unin var mi?
- Var var... (Herif direk uyum sagladi.)
- Sekerin var mi?
- Var var... (Kesin embesil)
- Yagin var mi?
- Var var...
- Ne duruyorsun?
- Ne yapayim? (Dayanamayacagim ya. "Ne yapayim" diye soruyo çocugun
pipisini koparacagi yerde.)
- Helva yapsana... Helva yapsana...
Allah bütün Mahmut Tuncer'leri affetsin.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :