Bektaşi pazara gitmiş gençler dalga geçelim demişler biri demişki:baba Bektaşi bakınca birine benzettim demiş 2-3 kere tekrarlayınca Bektaşi basmış narayı: namussuz!! diye bağırmış herkes ona bakınca :ammada namussuz varmış demiş yoluna devam etmiş
fıkranın devamı
Birgün bir çocuk babasına sordu:
Baba bizim öğretmen hiçbirşey bilmiyor.
Neden oğlum?
Çünkü,tüm soruları bize soruyor da....
fıkranın devamı
Çocuk babasından nasıl para isticeni düşünüyor sonra kafveye gidip babasına elini kaldır demiş sonra yüzüne çevir demiş işaret parmagını kaldır demiş sonra başbarmagınla birbirine sürt demiş
sonra babası cocuha elini kaldır der sonra avcunu yala der baba sonra parayı aldınmı der
fıkranın devamı
Bi çocuk varmış.Bu çocuk cok pis laf koyuyormuş...
Bir gün servis arkadaşları bu çocuktan bıkmış ve;bugün rahat gidelim ona bir taksi tutalım demiş...
Neyse, taksiyi tutmuşlar.
Taksiciye;"Onu götürürken sakın konuşma cok pis laf koyuyor." demişler.
Taksici:peki tamam konuşmicam" demiş.
Cocuk taksiye biner binmez başlamış konuşmaya;
Benim annem doktor,babam avukat olsaydı,ben dişçi olurdum...
annem pisikolok,babam mühendis olsaydı,ben tarihçi olurdum diye devam etmiş...
Sonra taksici birden kızıp;
SENİN ANAN OR......PU,BABAN PEZ.....VNK. OLSAYDI SEN NE OLURDUN??? ..DEMİŞ
Çocukta::"TAKSİCİ OLURDUM!!!" Demiş...:D:D:D))))))))
fıkranın devamı
temele öğretmeni ödev vermiş ödevi şumuş büyüklerimden laf almakmış.Babası vay şu bacaklara bak demiş.Annesi şu güeliğini yerim demiş.Ablası şu an meşkulüm bebişim sonra görüşürüz demiş.Abisi ooo ben tarzan demiş.Temel bunların hepsini yazmış.Ögretmeni
oku Temel demiş.Temel okumuş öğretmeni tabi Temeli kolundan tutup müdürün yanına götürmüş.Müdür Temeli kulağından asmış
fıkranın devamı
ögretmen ögrencisine sorar anneni mi yoksa babani mi seviyorsun diye
ögrencide baba mi seviyorum deyince ögretmensinirle baslar saymaya
annen seni 9 ay tasidi emzirdi vesayre vesayre baban ne yapti ki sen babani daha cok seviyorsun
ögrenci söze söyle baslar dediginiz gibi annem beni 9 ay hapis etti babam bu 9 ay icinde her gece beni ziyarete gelde hemde sicak süt getirdi her ziyaretinde
fıkranın devamı
baba bi kıredi kardı verirmisin ama içinde ,para olcak tamam ama bişey yapma .çocuk gitmiş kredi kartından para ç
çekmiş baba bak ben zengin oldum ,
sakın kredi kartından çektim deme ama ondan çektim doğru odana.
fıkranın devamı
Çocuk baba demiş 5 tl ver demiş babası 4 tlyi ne yapacan alsana3 tl demiş çocukta baba ben zaten 3 tl istiyorum demiş.
fıkranın devamı
Hoca’nın komşusunun hanımı hamileymiş. Gece sancısı tutmuş. Komşu hanımlar koşuşmuşlar. Ebe’yi çağırmış almış get...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’nın karısı babasının evine gitmiş. Konuşurlarken babasını kızdırınca baba kızına bir tokat atmış.Kadın e...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca eve yorgun argın dönmüş, karısının pişirdiği bulgur pilâvını kaşıklayıp karnını doyurmak için sofraya oturmuş ...
fıkranın devamı
Babasından kalan büyük bir mirası günah - sevap demeden har vurup harman savuran birisi, elinde avucunda hiç bir şey kalmayın...
fıkranın devamı
Hoca öküzleriyle çift sürüyormuş.O sırada öküzleri sabana bağlayan kayışlardan biri kopmuş.Hoca, kopan kayışın yerine sarığın...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’nın canı bol naneli, yoğurtlu çorba istemiş. Şimdi sofraya gelse de kaşıklasam diye düşünürken kapı çalı...
fıkranın devamı
Hoca’nın oğullarından biri yakın köylerin birinde çömlekçilik yapıyormuş. Bir gün Hoca yanına gidince :- “ Baba, ...
fıkranın devamı
Bir gün Nasreddin Hoca’yı siyah elbiseleriyle görenler:- “Ne oldu Hoca efendi” demişler, “bu gün kara...
fıkranın devamı
- Gelesen!
- Selam doktor bey!
- Salam... Sabahın hayır! (Selam. İyi sabahlar)
- Ne salamı? Kızımı muayeneye getirdim.
fıkranın devamı
Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında :
-Komutanım benim bir şikayatim var.
-Söyle.
-Mehmet onbaşı beni döğdi.
-Git, ben onun cezasını veririm.
-Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.
-Anladım, git cezasını veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasını veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladım.
-Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.
Yüzbaşı :
-Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi.
fıkranın devamı
Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:
"Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.
Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...
- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?
Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!
Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..
Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.
209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:
"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."
"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”
"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."
"Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."
"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."
“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”
"Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."
"Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."
"Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"
“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”
“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”
“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.
"Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..
3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..
Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı
fıkranın devamı
Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır.Evin önünde masum bir
fısıltıdan sonra ateşlenir.
Bir elini duvara dayayarak
- "Beni bir öper misin"..
Kız:
- "Deli misin evin önünde annemler görür" der..
Erkek:
"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum...
Kız:
- "Ben de seni ama olmaz..."
Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder.
Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
Küçük kız:
- "Babam diyor ki ,
Öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmişim, o da
olmazsa kendisi gelecekmiş ama
o hayvan oğlu hayvana söyle elini ,
Diyafon düğmesinden çeksin dedi'' .....
fıkranın devamı
Kayserilinin oğlu kayseriliden para ister:
- "Baba beş milyon verir misin?"
Kayserili:
- "4 milyon mu dedin? Napcan lan 3 milyonu, 2 milyon neyine yetmiyo! Al sana 1 milyon yeter!" der.
Oğlu parayı alır ve:
- "Hehe.. baba zaten 500 bin lira lazımdı.." der.
Bunun üzerine kayserili:
- "Bak sen kerataya, demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni.." der.
fıkranın devamı
Kız, babasına diplomasını gösteriyordu.
- Baba, nasıl diplomam? Kimya, fizik, matematik, edebiyat, felsefe, müzik, resim hepsi pekiyi? En iyi notlar benim? Babasının cevabı hazırdı.
- Oh oh? çok memnun kaldım kızım. İnşallah yemek pişirmesini, dikiş dikmesini, çocuk bakmasını, çamaşır yıkamasını iyi bilen bir kocaya düşersin de mutlu olursun?
fıkranın devamı
Siyasal gerginliğin dışında, iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulaştığı bir dönem de, bir Türk gurbetçisinin evi: Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş... Kapıdan girer girmez:
-Anne! diye seslenmiş, "Ben Alman oldum!"
Annesi:
-O nasıl söz? Sakın bir daha tekrarlama!
-Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik, ben Almanım artık"
Annesi "sus bakayım!" diye tiz perdeden bağırırken, babası da içerden duyup koşmuş. Bir tokat, bir tokat daha.
Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş:
-Şu dünyanın işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!"
fıkranın devamı
Doktor Azeri olunca:
- Gelesen!
- Selam doktor bey!
- Salam... Sabahın hayır! (Selam. İyi sabahlar)
- Ne salamı? Kızımı muayeneye getirdim.
- Gızım, sen yahşi birine ohşayırsan! (Kızım sen iyi birine benziyorsun.)
- Neee! Kızım kimi okşuyormuş?
- Vallahi kimseyi okşamıyorum baba!
- Sus kız! Koskoca doktor yalan mı söyleyecek? Ellerindeki pişikten anladı herhalde!
- Pişik ele degel kucağa yaraşır. (Kedi ellenmemeli, kucağa alınmalı.)
- Doktor sen ne diyosun yaa?
- Siz haradan gelisiz? (Siz nereden gelirsiniz?)
- Biz at mıyız haradan gelecek? Doktor, ağzını topla...
- Gızım soyunasın, sırtına gulag asmag isterem. (Kızım soyun da sırtını dinleyeyim.)
- Baba ya... bu adam kimin kulağını sırtıma asacak?
- Men indi gızına dayandıraaram. Marağım gabardı. Neçe ağlarsın?
(Ben şimdi kızınızı durdururum. Merak ettim. Neye ağlarsın?)
- Baba ne diyo bu?
- Gızım sen kârhanede çalışırsın? (Kızım sen fabrikada mı
çalışıyorsun?)
- Lan p... doktor... Küüüüütttt...
- Özümü itirdim, dağlara kar düşende, bülbüle gam düşende, ruhum bedenden oynar, gözüme yumruk gelende...
fıkranın devamı
Eve çamaşır makinasını tamir için tamirci çağrılır. Usta makinenin motorunu söker ve bir türlü toplayamayıp terlemeye başlar. Bu arada evin 6 yaşındaki küçük oğlu ustaya cin gibi meraklı bakışlarıyla izlemeye başlar. Çocuk hoşuna gider, bi yandan terini silerken bi yandan da elinde tutttuğu aleti gösterir.
Usta;
- Söyle bakayım, bunun adını biliyor musun?''.
Çocuk;
- ''Tabii.. Onun adı pense.. Hem benim babamda ondan iki tane var!''.
Usta;
- ''Yapma ya... Peki bu ne?''.
Çocuk;
- ''Onun adı tornavida.. Hem benim babamda ondan tam iki tane var!''.
Usta çocuğa gıcık olur..
- ''Ulan biz ustayız bizde birer alet var, babasında ikişer tane''.. Bi daha sorar;
Usta;
- ''Söyle bakayım o zaman bunun adı ne?''.
Çocuk;
- ''Onun adı İngiliz anahtarı.. Benim babamda ondan 2 tane var... Büyüğüyle arabasını, küçüğüyle benim bisikletimi tamir ediyor''.. Deyince usta pantolonunu indirip aletini gösterir...
Usta;
- ''Söyle bakayım lan.. bunun adı ne?''
Çocuk;
- ''Onun adı pipi... Benim babamda ondan da 2 tane var!!!!''.
Usta;
- ''Hassittir lan.. hiç ondan 2 tane olur'mu?''
Çocuk;
- ''Tabii 2 tane var... Büyüğüyle annemi ditiyo, küçüğüyle işiyoooooo!!!!!!''.
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerDoğumevi b__15_[1] Neden Gerçekler Topaç Süper vermemiş Orman Kadınlarla Kekeme Hangi tavsan Subaşının Balık Sevgili Prezervatif Devletin yigit-ozgur-1362 Kaplumbağa Donanım Yanlış Temelin Kamp Ürün Beleşci Ağustos Beraat azrail16pu İki Kepçe Kompleks Mart Suçluları Vakit Piyango Bakış Fotoğraf Baş Soğuk Temel Komutanın Çiçeğin Miyav Marifetli yigit-ozgur-1420 üç Terlik Düdük Cennet Şişe İstifa Kartvizit Morg Değeyi şantiye Tövbekar Arkadaşlar Tezek