Babam Fıkraları

loading...

fatoş okula yeni başlamıştı.öğretmen yeni gelenlerin ismini soruyordu.sıra fatoşa geldi -ismin ne? -fatoş -babanın ismi -baba -evladım babanın başka ismi yokmu? -öğretmenim 3 kardeşim var hepimiz baba diyoruz.ama başkaları ahmet diyor. -ahmet desene. -ahmet deyince babam kızıyor öğretmenim.
fıkranın devamı

ilkokulda öğretmen ağırlık ölçüleri ve ağırlık kavramını verecekmiş. Çocuklara evlerindeki en ağır eşyaları sormuş... sırayla buzdolabı, çamaşır makinesi, sandık vs... devam ederken Kaya'nın cevabı öğretmeni duraklatmış. Bizim evin en ağır eşyası meret öğretmenim. Öğretmen meret nedir diye ısrarla sordukça kaya anlatamamış ancak sonunda cevaplamış. "Dün gece annem babama kızıp duruyordu kaldıramadım şu mereti... diye babam kaldıramadığına göre bayağı ağırdır ama ne olduğunu bilmiyorum"
fıkranın devamı

Çocuğun biri babasına sormuş : -baba biz nasıl olduk? baba cevap vermiş maymunlar türeye türeye biz olduk demiş... tabi çocuk babasının lafına inanmamış. annesine biz nasıl olduk demiş? annesi, ALLAH Adem babayla Havva annemizi yaratmış nesilden nesile biz olmuşuz demiş. çocuk demişki ama babam maymunlar türeye türeye biz olduk dedi anne cevap verir: o babanın sülalesi bizi ilgilendirmez :)
fıkranın devamı

Bi çocuk varmış.Bu çocuk cok pis laf koyuyormuş... Bir gün servis arkadaşları bu çocuktan bıkmış ve;bugün rahat gidelim ona bir taksi tutalım demiş... Neyse, taksiyi tutmuşlar. Taksiciye;"Onu götürürken sakın konuşma cok pis laf koyuyor." demişler. Taksici:peki tamam konuşmicam" demiş. Cocuk taksiye biner binmez başlamış konuşmaya; Benim annem doktor,babam avukat olsaydı,ben dişçi olurdum... annem pisikolok,babam mühendis olsaydı,ben tarihçi olurdum diye devam etmiş... Sonra taksici birden kızıp; SENİN ANAN OR......PU,BABAN PEZ.....VNK. OLSAYDI SEN NE OLURDUN??? ..DEMİŞ Çocukta::"TAKSİCİ OLURDUM!!!" Demiş...:D:D:D))))))))
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca eve yorgun argın dönmüş, karısının pişirdiği bulgur pilâvını kaşıklayıp karnını doyurmak için sofraya oturmuş ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’nın canı bol naneli, yoğurtlu çorba istemiş. Şimdi sofraya gelse de kaşıklasam diye düşünürken kapı çalı...
fıkranın devamı

Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında :
-Komutanım benim bir şikayatim var.
-Söyle.
-Mehmet onbaşı beni döğdi.
-Git, ben onun cezasını veririm.
-Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.
-Anladım, git cezasını veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasını veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladım.
-Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.
Yüzbaşı :
-Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi.
fıkranın devamı


Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:
"Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.
Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...
- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?
Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!
Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..
Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.
209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:

"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."
"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”
"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."
"Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."
"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."
“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”
"Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."
"Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."
"Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"
“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”
“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”
“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”


Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.

"Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..

3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..

Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı



fıkranın devamı


Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır.Evin önünde masum bir
fısıltıdan sonra ateşlenir.
Bir elini duvara dayayarak
- "Beni bir öper misin"..
Kız:
- "Deli misin evin önünde annemler görür" der..
Erkek:
"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum...
Kız:
- "Ben de seni ama olmaz..."

Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder.

Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.

Küçük kız:

- "Babam diyor ki ,
Öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmişim, o da

olmazsa kendisi gelecekmiş ama

o hayvan oğlu hayvana söyle elini ,

Diyafon düğmesinden çeksin dedi'' .....

fıkranın devamı


Belli bir yaştan sonra Afacan merağından sormaya başlamış:
- Anne, ben nerden çıktım?

Anne bakmış olacak gibi değil, duvarda ki soba deliğini gösterip, işte ordan demiş. Artık bizim afacan öğrendi ya, eve her gelip gidene, duvardaki soba deliğini gösterip ben ordan çıktım, ben o deliktem çıktım, demeye.

Anne, baba bakmış olacak gibi değil. Şuna bir care bulalım, çok ayıp oluyor elaleme demişler. Baba:
- Merak etme hanım, hafta sonu ben orasını alçı ile bir güzel kapatırım. Böylece oğlanda unutur gider.

Dedikleri gibi bunlar hafta sonu alçıyı hazırlayıp kolları sıvamışlar. Kadın daha iriyarı olduğundan kocasını omuzlarına alıp işe koyulmuşlar. Tam o esnada kapının zili çalmış. Afacan koşup açmış kapıyı ve gelen misafirlere şöyle bir bakmış:

- Oğlum baban ve annen neredeler? diye sormuş misafir.
- Amca, demiş afacan. Babam, annemin üstüne çıkıp şu an benim çıktığım deliği kapatıyor.

fıkranın devamı


Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur..
2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...

Bir gün çocuk:
"Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.� Annesi ve babası çok şaşırırlar..

Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır... 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...

Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve:

"Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana" diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..

Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!

Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...

"HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!"

fıkranın devamı


Anne kız konuşurlar. Küçük kız annesine sorar:
- Anne melekler uçar mi?
- Uçar.
- Bütün melekler mi?
- Evet.
- Peki bizim hizmetçi kız neden uçmuyor?
Annesi şaşırır:
- Hizmetçi neden uçacakmış kızım?
- Babam konusurken ona hep "Melegim!" diyor da.
Anne öfkeyle fırlar:
- Ya öyle mi, o halde az sonra hemen uçar.




fıkranın devamı


bir adam çıkmış apartmanın tepesine atlicam demiş adam polis aileni düşün atlama demiş adam
ailem yok anneni babnı düşün atlama annem ve babam öldü 3 polis gel bu hafta fb-bjk maçı war atlama izleyelim demiş adam ben galatasaraylıyım demiş 4 polis atla lan o zmn demiş

fıkranın devamı


Soguk bir kutup gecesi..
Yavru kutup ayısı annesine yaklaşır :
- anneeeee, ben kutup ayısı mıyım ?
- evet oglu
- eee peki anneee sen de kutup ayısı mısın ?
- evet oglum ?!
- ee peki anne babam da kutup ayısı mı ?
- tabii ki oglum ?!
- ee peki anne dedem, dedemin dedeleri falan hepsi kutup ayısı mıydı ?
- evet oglum hepsi kutup ayısıydı ?!
- eee peki anne yani sulalemizde bi karisiklik falan yok di mi anne ?
- yok tabi oglum hepimiz kutup ayısıydık, niye soruyorsun ?
- üşüyom *mına koyyim yaa



fıkranın devamı


Bir gun bir tavsan ormanda neşeyle yuruyormuş. Derken karşisına tanimadigi bir mahlukat cikmis.
- Nesin sen diye sormus
- Ben katirim. Annem essek, babam ise bir attir demis.
Tavsan "hmm... hayli enteresan" diyerek yoluna devam etmis. Derken yine tanimadigi bir hayvana rastlamis.
- Peki sen nesin?
- Ben bir kurt kopegiyim. Annem kopek, babam ise kurttur.
Tavsan yine enteresan diyerek ilerlemis. Ancak bu sefer karsisina ne idugu belirsiz bir hayvan daha cikmis.
- Sen de kimsin?
- Ben bir devekusuyum
- Has.... ordan



fıkranın devamı


Kasabanin oduncusu papazin evine odun götürmüs. Odunlari kömürlüge bosaltirken, nasil olduysa olmus, bir tanesi gitmis alt kattaki pencerenin camini kirmis. Oduncu çok telaslanmis ve özür dilemek için papazi aramis ama bulamamis. Ayni telas içerisinde evine dönmüs ve kapida kiliseye derse giden ogluyla karsilasmis.

Çekmis oglunu kenara olanlari anlatmis ve bak oglum papaz efendi sorarsa 'babam bosaltirken bir kaza olmus ve çok özür diliyor' dersin demis.

Çocuk da telaslanmis ama yapacak bir sey yok kilisenin yolunu tutmus. Papaz o gün yaratilis hakkinda konusuyormus. Ve oduncunun ogluna

"söyle bakalim sen dünyaya nasil geldin?" diye sormus. Oduncunun oglu da kekeleyerek:

"babam çok özür diliyor, bosaltirken bir kaza olmus!"

fıkranın devamı


- Babam oldu, demis Temel.
Ilyas sormus:
- Neden oldu?
- Apartmanin sekizinci katinin balkonundan dustu.
- Eyvah parcalandi mi?
- Yok, giristeki bakkalin tentesine dusunce oradan havalanip
karsi apartmana yoneldi.
- Apartmana mi carpti, nasil oldu?
- Yok, karsi apartmansn balkonunda camasirlar asili idi.
camasir ipine vurup fabrikanin bahcesine dustu.
- Orada mi oldu?
- Yok, fabrika celik yay fabrikasi, bahcedeki yaylarin uzerine
dusup havalandi yeniden...
- Peki sonra?
- Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk onu.

fıkranın devamı


Ilyas uzun suren bir Amerika yolculugundan donmustu. Temel,agabeyini
havalanindan aldi.Birlikte eve donerlerken, Ilyas sordu.

"Yahu benim sevgili kedim Pamuk ne alemde...ona iyi baktin herhalde ben yokken."kedin öldü." dedi Temel.

Ilyas yikildi birden. Tikandi kaldi...Kendini toparladiginda, soylendi:

"Ne kalpsiz adamsin sen...Pamuk'u ne kadar sevdigimi bilirken ,insan
oyle pat diye "oldu" der mi?"

Temel "ya ne der?" gibi bakti agabeyine. Ilyas anlatti:

"Bir kotu haberi daha alistira alistira daha duygusal vermenin yollari vardir. Mesela 'Pamuk bir gun catiya cikti.' diyebilirdin..

'Pamuk bir gün catiya cikti... Itfaiyeyi cagirdik Geldiler ama indiremediler. Sonunda Pamuk hayatta en sevdigi isi yaparken, catida guvercinlerin pesinde kosarken....' falan diye bir seyler soyleyebilirdin.. Cok mu zor boyle anlatmak, duygusuz adam..."

"Kusura bakma agabey" dedi Temel..."bir daha dikkat ederim."

"Oldu." dedi Ilyas.."simdi soyle bakalim, sen nasilsin,annemle babam nasil?"

"Seyyyy" dedi.. "Ben iyiyim...annem de iyi...babam birgun catiya
cikti.."

fıkranın devamı


Babam öldü, demis Temel.
ilyas sormus:
- Neden öldü?
- Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
- Eyvah parçalandi mi?
- Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi.
- Apartmana mi çarpti, nasil oldu?
- Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü.
- Orada mi öldü?
- Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden...
- Peki sonra?
- Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de furdik oni..

fıkranın devamı


Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa`nın resmi önünde dua ediyor.
-Tanrımın anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver.Güle güle anneanne...
Bir anlam verememiş bu duaya...Ancak ertesi gün acı haber gelmiş.Anneenne sizlere ömür...
Ertesi hafta adam bakmış çocuk yine duada :
-Tanrım anneme babama uzun ömür ver.Gülegüle büyük baba...Ertesi gün büyük baba vefat eder...
Bir hafta sonra adam bakmış küçük çocuk yine duada :
-Tanrım anneme uzun ömür ver. Güle güle baba...
Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmip yatmış.Tetkikler, tahliller, kalp
elektrosu, röntgen çekimleri...Sapasağlam.
Bakmış karısı iki gözü iki çeşme ağluyor.
-Ne oldu hanım.
-Bizim postacı, demiş hanım.Ne iyi adamdı.Bugün haber aldım.Ölmüş!!!!

fıkranın devamı


nne kız konuşurlar. Küçük kız annesine sorar:
- Anne melekler uçar mi?
- Uçar.
- Bütün melekler mi?
- Evet.
- Peki bizim hizmetçi kız neden uçmuyor?
Annesi şaşırır:
- Hizmetçi neden uçacakmış kızım?
- Babam konusurken ona hep "Melegim!" diyor da.
Anne öfkeyle fırlar:
- Ya öyle mi, o halde az sonra hemen uçar.

fıkranın devamı


Minik oglan bahçede oynarken, babasinin arabasiyla sokaktan geçip, ormana dogru gittigini görmüs. Merak bu ya. O da arabayi izleyerek ormana gitmis.
Bir de ne görsün. Babasi ile teyzesi arabanin yaninda durmus öpüsüyorlar. Çocuk bu ya, gördügünden etkilenmis durumda kosarak eve dönmüs, nefes nefese heyecanli bir sekilde annesine, "Anne, anne. Biraz önce babami ormanda" derken annesi sözünü kesmis ve "Dur biraz. Nefes al. Sakinles. Öyle anlat" demis.
Oglan sakinlestikten sonra devam etmis, "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler".
Anne çocuga dönmüs, "Dur bakalim, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamini anlatma, sakla. Aksam yemeginde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanin suratini görmek istiyorum".
Aksam olmus, yemege oturmuslar. Anne çocuga dönmüs; "Bu gün neler yaptigini bize anlatsana" demis.
Oglan baslamis; "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler. Ardindan geçen sene babam seyahatteykenn senin Amcamla yaptigin seyden yaptilar".

fıkranın devamı


Karisindan bosanmis olan bir adam, o gün annesini görecek olan kizina
- Al kizim bu zarfi. Sen artik 18 yasina bastin. Bu annene verecegim son nafaka çeki. Bunu annene ver, sonra 1 adim geri çekil ve annenin yüzündeki ifadeyi seyret demis.
Kiz annesine gitmis :
- Anne babam bu zarfi sana gönderdi.
Ben artik 18 yasima bastigimdan sana gönderdigi son nafaka çekiymis.
Zarfi sana verip sonra 1 adim geride durup senin yüzündeki ifadeyi seyretmemi söyledi. Annesi :
- Peki kizim. Simdi babana git. 18 seneden sonra
O'na aslinda senin gerçek baban olmadigini söyle. Sonra 1 adim geri çekil ve yüzündeki ifadeyi seyret !

fıkranın devamı


Karisindan bosanmis olan bir adam, o gün annesini görecek olan kizina
- Al kizim bu zarfi. Sen artik 18 yasina bastin. Bu annene verecegim son nafaka çeki. Bunu annene ver, sonra 1 adım geri çekil ve annenin yüzündeki ifadeyi seyret demis.
Kiz annesine gitmis :
- Anne babam bu zarfi sana gönderdi. Ben artik 18 yasima bastigimdan sana gönderdigi son nafaka çekiymis. Zarfi sana verip sonra 1 adim geride durup senin yüzündeki ifadeyi seyretmemi söyledi.
Annesi :
- Peki kizim .simdi babana git. 18 seneden sonra O'na aslinda senin gerçek baban olmadigini söyle. Sonra 1 adim geri çekil ve yüzündeki ifadeyi seyret !

fıkranın devamı


Soguk bir kutup gecesi..
Yavru kutup ayısı annesine yaklaşır :
- anneeeee, ben kutup ayısı mıyım ?
- evet oglu
- eee peki anneee sen de kutup ayısı mısın ?
- evet oglum ?!
- ee peki anne babam da kutup ayısı mı ?
- tabii ki oglum ?!
- ee peki anne dedem, dedemin dedeleri falan hepsi kutup ayısı mıydı ?
- evet oglum hepsi kutup ayısıydı ?!
- eee peki anne yani sulalemizde bi karisiklik falan yok di mi anne ?
- yok tabi oglum hepimiz kutup ayısıydık, niye soruyorsun ?
- üşüyom am... koyyim yaa

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :