Baklava Fıkraları

loading...

naserttin hoca okula gitmiş ögretmeni baklava getirmiş nasrettin hoca yemiş ertesi gün hasta olmuş okula gidememiş çünkü baklavadan olmuş
fıkranın devamı

Yaz günlerinden bir gün, Hoca’yla dostları, Akşehir’in biraz uzağındaki bağlarına gidip birkaç gün oralarda berab...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca çarşıda dolaşırken gevezenin biri:- “Efendi, az önce nar gibi kızarmış bir tepsi baklava götürdüler,R...
fıkranın devamı


Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu...
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!

fıkranın devamı


Bir keresinde, Hoca koy okulunda ogretmen dururken, ogrencilerinin birinin ailesi tarafindan kendisine bir buyuk tepsi baklava gonderilir. Agzi sulanir, fakat daha sonra yemek uzere masasinin cekmecesine koyar. Kisa bir sure sonra acil bir is icin disari cagirilir.
Ogrencilerine yapilacak bir suru is verir "Ve herseyi anladiginizi kabul ediyorum" der "yoksa kotu olur" sertce "Cok kotu"
Kapiya vardiginda,
"Bir sey daha" der. "Benim dusmanlarim var. Pek cok dusman. Bana surekli zehirli et, zehirli tatli gonderilir. Hatta," sertce ekler "zehirli baklava. Yemeden once test etmem gerekir. Bu sekilde uyarildiniz. Daha uzun bir omur isterseniz, bana gonderilen hicbir seye dokunmayin. Ozellikle baklavaya." Hoca gider gitmez, yegeni, ogrencilerinden biriydi, masaya gider ve baklavayi alir.
"Yapma!" diye bagirir arkadaslari. "Onlar zehirli olabilir!"
Cocuk onlara siritir.
"Tabii ki degiller," der. "O sadece kendisine saklamak istiyor." Ve baslar tepsiye. "Gercekten cok iyi" der ve bir baskasini yer.
Yere dusup kivranmadigini goren arkadaslari, Hoca'nin masasinin etrafina toplanirlar ve baklavayi paylasirlar.
"Fakat hepsinin gittigini gorunce biz ona ne diyecegiz?" der iclerinden biri, agzindaki kirintiyi silerken.
Hoca'nin yegeni sadece gulumser.
Hoca dondugunde dogruca masasina gider ve cekmecesine bakar. Ogrencilerine hisimla bakar.
"Biri," der "Biri masamdaymis."
Sessizlik vardir.
"Biri cekmecemdeymis."
Sessizlik.
"Ve biri baklavayi yemis."
"Bendim" der yegeni.
"Sendin! Size anlattigim seyden sonra?"
"Evet."
"Belki aciklaman vardir. Eger oyleyse, olmeden once duymak isterim."
"Sey," der yegeni "Bana verdigin is cok zordu. Hic birini yapamadim. Yaptigim hersey yanlis. Senin cok kizgin ve ailemin hayal kirikligina ugrayacagini biliyordum. Oyle utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima son vermek olduguna karar verdim. Boylece senin zehirli baklavani yedim. O an dusunebilecegim tek yol o idi. Fakat eglenceli olan sey, henuz hicbir sey olmadigidir. Nedenini merak ediyorum." Hoca yegeninin masum aciklamasini kisa bir sure inceler.
"Belki," der, "yapmis oldugun ise bir bakmam icin sadece ertelenmis bir cezadir."




fıkranın devamı


Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu...
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!



fıkranın devamı


Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira Nasreddin hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
- Sizin köyün en akilli adami kim?
demis. Köylülerde:
- Nasreddin hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda
hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis, Nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs, kesis bir dogru daha çizerek daireyi dörde bölmüs,hocada
dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus,kesis
elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis,hocada yukaridan asagiya yapmis ve kesis büyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis.
Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,ben yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur yagar dedi.
Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk.. Hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altindan atesi hafif hafif almali dedi ben de üstüne findik fistik ekelersek daha iyi olur dedim.

fıkranın devamı


Bir keresinde, Hoca koy okulunda ogretmen dururken, ogrencilerinin birinin ailesi tarafindan kendisine bir buyuk tepsi baklava gonderilir. Agzi sulanir, fakat daha sonra yemek uzere masasinin cekmecesine koyar. Kisa bir sure sonra acil bir is icin disari cagirilir.
Ogrencilerine yapilacak bir suru is verir "Ve herseyi anladiginizi kabul ediyorum" der "yoksa kotu olur" sertce "Cok kotu"
Kapiya vardiginda,
"Bir sey daha" der. "Benim dusmanlarim var. Pek cok dusman. Bana surekli zehirli et, zehirli tatli gonderilir. Hatta," sertce ekler "zehirli baklava. Yemeden once test etmem gerekir. Bu sekilde uyarildiniz. Daha uzun bir omur isterseniz, bana gonderilen hicbir seye dokunmayin. Ozellikle baklavaya." Hoca gider gitmez, yegeni, ogrencilerinden biriydi, masaya gider ve baklavayi alir.
"Yapma!" diye bagirir arkadaslari. "Onlar zehirli olabilir!"
Cocuk onlara siritir.
"Tabii ki degiller," der. "O sadece kendisine saklamak istiyor." Ve baslar tepsiye. "Gercekten cok iyi" der ve bir baskasini yer.
Yere dusup kivranmadigini goren arkadaslari, Hoca'nin masasinin etrafina toplanirlar ve baklavayi paylasirlar.
"Fakat hepsinin gittigini gorunce biz ona ne diyecegiz?" der iclerinden biri, agzindaki kirintiyi silerken.
Hoca'nin yegeni sadece gulumser.
Hoca dondugunde dogruca masasina gider ve cekmecesine bakar. Ogrencilerine hisimla bakar.
"Biri," der "Biri masamdaymis."
Sessizlik vardir.
"Biri cekmecemdeymis."
Sessizlik.
"Ve biri baklavayi yemis."
"Bendim" der yegeni.
"Sendin! Size anlattigim seyden sonra?"
"Evet."
"Belki aciklaman vardir. Eger oyleyse, olmeden once duymak isterim."
"Sey," der yegeni "Bana verdigin is cok zordu. Hic birini yapamadim. Yaptigim hersey yanlis. Senin cok kizgin ve ailemin hayal kirikligina ugrayacagini biliyordum. Oyle utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima son vermek olduguna karar verdim. Boylece senin zehirli baklavani yedim. O an dusunebilecegim tek yol o idi. Fakat eglenceli olan sey, henuz hicbir sey olmadigidir. Nedenini merak ediyorum." Hoca yegeninin masum aciklamasini kisa bir sure inceler.
"Belki," der, "yapmis oldugun ise bir bakmam icin sadece ertelenmis bir cezadir."

fıkranın devamı

Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira nasreddin hocanin kö...
fıkranın devamı

Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir. -Hoca, kisa bir sure once...
fıkranın devamı

Adamin biri bir gün acliktan kivraniyormus. Kösede bir baklavaci dükkani görmüs ve yanasmis.Yal...
fıkranın devamı

Babası oğluna öğüt veriyordu,

-Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.

Oğlu hemen annesine sesleniyor:

-Anne! Yarına bıraktığın baklavayı getir de bugün yiyeyim.

fıkranın devamı

Bir keşiş dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş sıra nasreddin hocanın köyüne gelmiş ve köylülere sormuş.
- sizin köyün en akıllı adamı kim?
demiş. Köylülerde:
- nasreddin hoca demiş.
bunun üzerine keşiş köy meydanında
hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış yere bir daire çizmiş, nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş, keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş,hocada
dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş,keşiş
elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yapmış,hocada yukarıdan aşağıya yapmış ve keşiş büyük bir hayranlıkla hocayı tebrik etmiş.
Olup bitenden bir şey anlamayan halk keşişe ne olduğunu sormuş keşişde :
- Bu adam gerçekten dünyanın en akıllı adamı, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayı dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim o da yağmur yağar dedi.
Bu sefer hocaya neler olduğunu sorar halk hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarısı benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altından ateşi hafif hafif almalı dedi ben de üstüne fındık fıstık ekelersek daha iyi olur dedim.
fıkranın devamı

günün birinde padişah mahmut halkın arasında dolaşırken bir kahveye girer. kahvede dikkatini herkesin aptal dediği kahvede çalışan birisi çeker.Adamı yanına çağırır ve kendisine neden aptal dediklerini sorar.adamda elimden hiçbir iş gelmez neye elimi atsam yüzüme gözüme bulaştırırım der.Padişah kalkar sarayına gider ve adamlarına o adama her diliminin altında bir altın bulunan bir tepsi kadayıf götürün der padişahın emri yerine getirilir ve bu işlem hergün tekrarlanır adam ise gelen baklavaları kendisi yiyeceğine para kazanmak için başkalarına satar padişah bir gün adamın yanına gider ve bakarki eski tas eski hamam adam hala fakir ve sorar neden zengin olmadın sana gönderdiğim baklavaların altında altın vardı adamda ben onları başkalarına sattım der padişah adamı saraya çağırır adamı altınlarla dolu bir havuzun başına getirir ve eline bir kürek verir al küreği salla ne kadar altın gelirse hepsi senin der ve adam küreği sallar ve tam altınları çıkaracakken kürek ters döner ve küreğin arkasındaki boşlukta bir altın kalır padişah mahmut kendisne son bir şans daha vereceğini söyler padişah mahmut adamlarından birine adamı boş bir tarlaya götürmesini ve eline bir taş verip fırlatmasını ister ne kadar uzağa giderse fırlatacağı taş o kadar çok altın verilecek adama ama adamın haberinin olmamasını istiyor ve emri yerine getiriliyor akşam olduğunda adamla birlikte giden asker tek başına geri dönüyor ve padişah mahmut adama ne olduğunu soruyor ve askerde emriniz yerine getirildi ama adam kocaman bir taşı kaldırdı ve tam fırlatacakken taş elinden kaydı ve adam altında öldü bunun üzerine padişah mahmut ''vermemiş allah neylesin mahmut'' demiş.
fıkranın devamı

Temele öğretmeni sormuş:
-"Söyle bakalım temel,Senin 5 dilim baklavan var.Bana 3 dilimini verirsen kaç dilim kalır"
Temel hiç istifini bozmadan:
-"5 dilum"
-"Temel 3ünü bana verdin de nasıl oldu bu iş?"

-"Size vereceğumi çim söyledi??"
fıkranın devamı

Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu...
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!
fıkranın devamı

Adamin biri bir gün acliktan kivraniyormus. Kösede bir baklavaci dükkani görmüs ve yanasmis.Yalana yalana baklavalara bakarken bir adam girmis içeri ve baklavaciya demis ki :
-"Bana bir tepsi, hanima bir tepsi, kizima bir tepsi ve damadima iki tepsi baklava" demis.
Tepsileri sardirdiktan sonra baklavacidan çikarken yapismis adama ve sormus.
-"Herkese birer tepsi de neden damadina iki tepsi aldin" demis.Adamda:
-"Bu gün kizimi evlendiriyorum, damat hani....." demiş.

-"iki tepsiye gerek yok babalik. Sen bana iki dilim versen senin sülaleni zikerdim"
fıkranın devamı

Mevlevi, Bektasi ve Softa yemekten sonra ikram edilen bir tepsi baklava icin rüyaya yatarlar. En hayirli düsü gören baklavayi alacak. öneri kabul edilir. Yatar, uyurlar.
Sabah olunca Sofu:
"Ne düs gördünüz anlatin bakalim?" der.
Mevlevi sikkesini basina gecirerek:
"Hayirdir insallah göklere ciktim" der.
Hoca da:
"Ben ise düsümde cennete gittim," der.
Bektasi:
"Erenler, ben de gece birinizin göklere uctugunu, digerinizin de cennette gezdigini görünce,
Artik bunlar fani dünyaya dönmezler diyerek kalkip baklavayi temizledim!" der.
fıkranın devamı

Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira nasreddin hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
- sizin köyün en akilli adami kim?
demis. Köylülerde:
- nasreddin hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama