Balıkçı Fıkraları

loading...


Kucuk bir balikci koyundeTemel tembel oldugu icin esi Fadime baliga cikmak zorunda kalirmis. Sabah erkenden balikcilar tekneleri ile denize acildiklarinda erkekler hep ayni yone gitmelerine ragmen fadime kendine gore bir yone gidermis.

Aksam baliktan donuldugunde erkeklerin cok az balik yakalamis olmalarina fadimenin kayigi silme balik dolu olurmus.

Bu duruma dayanamayan erkekler, isin sirrini sormuslar. O da :

- "Biliyorsunuz kocam uykucudur, sabah esimin pijamasini acip bakiyorum. Temelinki ne tarafa dogru yatmis ise o yone gidiyorum" demis. Erkekler:

- "Peki baci saga, sola anladik ama dimdik durursa ne tarafa gidiyorsun?" diye sorunca Fadime:

- "Canim, o gun balığa çıkar mıyım hiç?"

fıkranın devamı


Sabahın erken saatinde avdan dönen Temel, kayığını kıyıya çektikten sonra balıkçı kahvesine doğru yürür.
Kahvedekiler yalnızca sağ ayağı dizine kadar ıslak olan Temel`e sorarlar :
-Ula, balık vuriy mi?
Temel :
-Yok yahu ne gezer
-Madem baluk vurmayi ayağın niye dizine kadar islandi.
Temel küçümseyerek yanıtlar :
-Uşağum, haçan denizde sigara içeyrim.İzmariti suya atınca basıpta söndirmeyecek miyum oni

fıkranın devamı

Galatada bir balıkçı bağırıyor: "canlı balık, canlı balık" ermeni bir teyze yaklaşıyor v...
fıkranın devamı

Sabahın erken saatinde avdan dönen Temel, kayığını kıyıya çektikten sonra balıkçı kahves...
fıkranın devamı

Kucuk bir balikci koyundeTemel tembel oldugu icin esi Fadime baliga cikmak zorunda kalirmis.Sabah er...
fıkranın devamı

Bir profesor 3 kız öğrencisinin " durum degerlendirmesi" yeteneklerini sınamak istemiş... Durumu anlatmış üçüne de ..

-"Denizde bir salın uzerinde yarı çıplak ve yapayanlızsinız. Birden içi erkek dolu bir teknenin size doğru geldiğini görüyorsunuz. Hallerinden belli, bu balıkçı teknesi aylardır denizde ve hiçbiri aylardir kadın yüzü görmemiş. Hepsi aç kurt gibi size bakıyor. Sorunu çözmek için ne yaparsınız. ?"

Kumral kız yanıt vermiş...

-" Salın yönünü akıntıya doğru çevirir, kaçmaya çalışırım..."

Esmer olan daha kabadayı çıkmış...

-" Yanımda bir rambo bıçağı var..Ona sıkı sıkı sarılır, bakalım sala atlayacak erkek kimmiş beklerim..."

Sarışın başını iki yana sallamış...

-" Durumu anladık Hocam da , sorun ne?"

fıkranın devamı

* Kim bekleyecek lan şimdi yeşil ışığın yanmasını..

* Bak şimdi nasıl balıklama atlıycam..

* Gönder, gönder ben tutarım..

* Ay ! ne cici; ısırır mı ?

* Geel, geel, sağ yap geel!

* Yapma abi, şeytan doldurur..

* Yav bu prizde elektrik var mı ?

* Aabi, acaip seri bu araba yaa..

* Lan eşşek şakası yapmayın bee..

* Kocan eve erken dönmez değil mi sevgilim..

* Hala karlı mı gösteriyor hanım..

* Aaa! Nevzat bak abim geliyor..

* Hocam ne olur son bir soru daha sorun..

* ALLAH, ALLAH ! Bu tuttuğum da ne ?

* Bekle beni, bir dalıp çıkacağım..

* Beyefendi biraz kayabilir misiniz acaba ?


KARDEŞLERiN SON SÖZLERi

* Abiii, FORMAT /U ne demek?

* Abi, seninki aradı, "bi kızı götürcekmiş" dedim.

* Ablaa, babama söyledim, bana da senin balonlarından alcak.

* Abii, Müjgan geldi, ona sünnet resimlerini gösterdim.

* Bak babama söölerim haa.


DALGIÇLARIN SON SÖZLERi

* 20kg ağırlık yeter mi?

* Şu mağarada ne var?

* 100m ye dalarım, bişi olmaz


BALIKÇILARIN SON SÖZLERi

* Hava bugün ne güzel.

* AAa ne güzel balık!

* Şu tıpa ne işe yarıyor abi?

* Çapayı almadık mı?

* Burnu dalgaya mı verecektik?

* Şu koya girdik mi tamam.


MOTORSiKLETÇiLERiN SON SÖZLERi

* Ben şu iki motorun arasından geçerim.(far ışığında)

* Bak şimdi ibreyi sona dayandırcam.

* Kaç basıyorum acaba.

* Demek daha önce motora binmedin. Atla arkama biraz dolaşalım.

* Virajda hangi tarafa yatacaktık?

* Bunun önü nasıl kalkıyo?

* Motor bozuldu, sen beni şu iple çek.

* Nihaaaa köprü! (250 basarken)


DiĞER SON SÖZLER

* Bak Sadık'çığım seninle ilgili bir dedikodu duydum ama önce sana sorayım dedim. Sahi senin Kontrgerilla ile ilişkin var mı ?

* Doğalgazın ülkemize hayırlı olmasını diliyor ve doğalgaz ile çalışan ilk ocağı huzurlarınızda yakıyorum.

* Korkma hanım bu saatte kapımızı kim çalacak. Tanıdık biridir...

* Gerdeğe girmeden önce sana açıklamak istediğim bir şey var Sinan.

* Tahliye mi oluyorum hoca efendi ?

* Postanede bana ait bir koli varmış onu almaya geldim..

* Müjdemi isterim Turhan abi. Bir kızın daha oldu..

* O irmikleri neden aldın Nurhan ? Helva mı yapacaksın? Niçin?

* Bana bişey olmaz...

* Hayatımda hiç bu kadar güzel bir yemek yememiştim..

* Yalan söylüyorsam şuracıkta öliim....

* Yaw şuna bak, ne kadar gerçekci bir oyun....

* Rasim abi, kafesin kapısı kapalı, değil mi?

* Karıcığım, son günlerde biraz kilo aldın galiba?

* Elektrikçiye ne gerek var canım, ben şimdi hallederim...

* Abi bu yeni aldığım modem için paratoner taktık, bişey olmaz.

* Ben kırmızı yanmadan sarı ışıkta geçerim.

* Gel abi burası boyu geçmiyo..

* help help borgkkkkkggggggz help help (hehe turiz karı bize el sallıyo)

* Hanım, bi kibrit yak da bakalım bu ne kokusuymuş....

* Aya bak aya!! Kamyon farı gibi...

* Yaklaşırsanz atlarımm..

* Korkma ben attığımı vururum.

* Suyun derinliği önemli değil,asıl iş atlamasını bilmek.

* Baba..Ben hamileyim.

* Olum beş taş çaldım, ruhun bile duymadı

* Evladım beni karşıdan karşıya geçirir misin ?

* Bakın çocuklar, bu deney seti, kapağı açılınca güvenlik önlemi olaraktan elektriği keser.

* Ey ruuh...Geldiyseeeen.........

* Yaw Ruhi abi burası galiba Fener tribunu diil yaw...

* Moha agam soninda devlet babo köyümüza el attı..Bah uçahlarla hediye atıyolar...

* Bak olm hani akşamlar HARLEM`de dolaşlmazdı, mis gibi dolaş...

* Yaw karıcım koskoca TiTANiK bu hiç batar mı....

* Çavuş bu fitilin uzunluğu ne kadardı?

* Uff anam hepsi seninmi?

fıkranın devamı

ASAGIDAKI "SEHIR EFSANESI" DEGIL, "GERÇEK" :BORNOVA
ANADOLU 'DAN BIR FIZIK HOCASIYMIS
İzmir'in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu
garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda,
karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin
dengede durup durmadığını belirlemelerini
istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle,
rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır
almış. Dehşet, "Doğru cevap 'makara yere
düşer' olacaktı" demiş. Meğer çizimdeki
makara tavana bağlı değilmiş.
Dehşet Neşet müthiş bi Fenerbahçe
fanatiğiymiş. Bi sınavda da, Galatasaray-Fenerbahçe maçıyla ilgili bi soru sormuş ve Fenerbahçe ceza sahası civarından atılan

bir şutla ilgili; vuruş açısı, topa vuruş hızı, kalecinin yeri ve yapabileceği haraketler gibi bilgileri vermiş. Soru, bu

topun gol olup olmayacağıymış. Öğrenciler yine uğraşmışlar soruyu çözmek için.Ama yine hepsi sıfır almış. Sorunun yanıtı

şöyleymiş: "Rüştü ordan
gol yemez!"
Dehşet'in bir de, kendinden 1 saniye sonra gelenlerden dahi geç kağıdı istemek gibi katı bi prensibi varmış. O lisesinin

müdür yardımcısı da sertliğiyle efsaneleşmiş bi hocaymış. Geç kağıdı almak için gidenler genelde sopa yiyip çıkarmış. Bir gün

bi öğrenci Dehşet Neşet'in dersine geç kalmış. Sınıfın bulunduğu koridora girince Dehşet'in sınıfa doğru geldiğini görmüş.

Hemen koşmaya başlamış.Bi bakmış Neşet Hoca da depar atıyor. Yarışı Dehşet kazanmış ve "Git geç kağıdı al!" demiş.Bu efsaneyi

Egemen Seven gönderdi. Sağolsun, varolsun :)
Gul Yanmaz: Dehşet'tin dehşet sorusu
Dehşet Hoca hakkında burada anlatılanlar kesinlikle doğrudur. Neşet lakabıyla o kadar özdeşleşmiş bir insandır ki; çok az

kişi onun
soyadının ne olduğunu bilir. Ben hem ortaokulda hem lisede fizik dersini Neşet'ten alma şanssızlığına uğramış az sayıda

insandan
biriyim. Bir sınavda Kepler yasalarıyla ilgili bir soru sormuştu.Sınıfta bir tek baya inek bir arkadaş bu soruyu

bilebilmişti.Bu sınavdan tek sıfır alan da o oldu. Çünkü o sorunun cevabı "Daha o dersi işlemedik hocam" olacaktı.
Mehmet Kaya: Yaşayan efsane
Dehşet Neşet'in eski bir öğrencisi olarak, onu efsane olarak lanse etmenizi şiddetle kınıyorum. O, olsa olsa "Yaşayan efsane"

olarak nitelendirilebilir. Kendisi ayrıca sıkı bir Clint Eastwood hayranıdır. Tahtada elinde tebeşir, fukara İngilizcesi'yle

birtakım garip hareketler eşliğinde "this is this, this goes this" diye ders anlatması hala kulaklarımda çınlıyor. Evrensel

çekim konusunun ardından yaptığı sınavda, bir gezegenin dünyaya olan uzaklığını milimetre cinsinden
sormuştu. Sorunun verileri de kilometre, feet, inch gibi aklına nasıl eserse öyle vermişti. Çevirmeleri yapacağız diye kafayı

sıyırmıştık.
Yanıt tabii ki "Bu verilerle bu soru çözülemez" gibi dehşetengiz bir şeydi.
SERTAN ERGUR: Psikopat Neşet
Bir gün öğlen teneffüsünde G Blok'un önünde yemek yiyodum.Dehşet Neşet, 5 Mat B sınıfından çıktı ve beni göstererek, "Gel

bakiyim buraya" dedi. Çekinerek yanına gittim. Elimde de tost ve kola vardi. Neşet Hoca, 5 Mat B sınıfını o öğlen

cezalandırıp öğle teneffüsüne çıkarmamıştı.Bana, "Ye lan o tostu sınıfın önünde" dedi.Tostu 45 kişinin önünde yemeye

başladım. Dehşet Neşet bir yandan da, "İç, kolayı da iç" diyodu. Ama esas olay sonraki cümlede patladı:"Ağzını da şapırdat

lan, canlari çeksin!"
Seçil Totan: Pastadan köprü
Dehşet Neşet orta 2 ve orta 3'de fizik dersimize girmişti. Okul nöbetçisi onun dersinde sınıfa girmeye görsün, tahtadaki

fizik
problemini ona çözdürürdü. Çocukcağız konuyu bilmediği için çözemezdi. Dehşet'in gazabına uğrayıp genelde ağlayarak sınıftan

kaçardı. Ağlattığı öğrencilerin arkasından da "Sümüklüüüü!" diye bağırırdı. Bir de sorduğu soruya doğru cevap veremeyen

öğrenciye
"Eylül'de gel!" şarkısınının nakaratını söylerdi. Bir keresinde, dönem ödevi olarak tahtadan köprü yapmamızı istemişti.

Hepimiz tahtadan köprü yaptık. Ancak annesi yemek öğretmeni olan bir arkadaşımızla ailesi zengin bir diğer arkadaşımızdan

pastadan bir köprü
yaptırmalarını istemişti. Ödev teslim günü pastalardan birini öğretmenler odasına gönderdi, diğerini ise bizler afiyetle

yemiştik.
Gunsil Tokcan: Dehşet'in kravatı
Dehşet Neşet'in kulak çekiş stili de ilginçti. Elleri kirlenmesin diye, öğrencinin kravatıyla çocuğun kulağını tutar, öyle

çekerdi.
Hakan Gokalp: Bu soru çözülmez
Ben lise 1'deyken Dehşet Neşet bizim fizik hocamızdı. Bir sınavda sorduğu sorunun cevabı "bu soru çözülemez" olduğu için

sonraki
sınavda çözemediğim sorulara "bu soru çözülemez" cevabını yazmıştım. E, haliyle fizikten geçebilmek için öbür sömestr bayaa

bir
çaba sarfetmem gerekmişti. Vektörlerle ilgili bir şeyleri anlatırken sarfettigi "a kar vit di zpidoff dördi kilomaytir

peravir iz goink du
fuaaaaaaaaaaaaaar" (a car with the speed of thirty km/h is going to fuar) (İzmir fuarı) cümlesi hala kulaklarimda

yankılanıyor.
Orcun Ozelmas: Dehşet'in diğer sorusu
Anlatılanlar doğrudur. Dehşet Neşet'in sorduğu ilginç bir soru daha var: Örümceğin biri arabanın ön camına ağ yapar. Bu ağa

bir sinek
takılır ve örümcek tarafından yenir. Dehşet, ağın gerilme kat sayıları, sineğin öz kütlesi, ağırlığı ve sindirim sonrası

kaybolan kütle gibi değerleri verir ve öğrencilerden ağın gerilme eğrisini bulmalarını ister. Sorunun yanıtı x= 0 (Örümcek

cama ağ yapmaz)'dır.
Alp KAYIRAN: Dehşet teknik direktör olursa
Dehşet Neşet, öğle tatilinde futbol oynayanları seyrediyormuş. Kalecilerden birine kızmış, kulağından yakalayıp bir kenara

çekmiş.Maç yapanlar Dehşet'ten korktukları için maçı kesememiş, kalecisi olmayan takım 4 gol yemiş. Bir de hocamız

Fenerbahçe'nin ancak
kendisi takımın teknik direktörü olduğu zaman şampiyon olabileceğini iddia ederdi. Takıma uygulayacağı müthiş taktiğin devre

arası kötü oynayanları odunla dövmek olduğunu söylerdi.
Serkan Gazel: Dehşet'in görünmeyen yazısı
Dehşet Neşet'in öğrencisi olduğum yıllarda kara tahta - tebeşirden cam gibi tahtalar ve marker diye tabir ettiğimiz

mürekkepli kalemlere geçilmişti. Sınıfta da her gün kalemlerin mürekkepleri ile ilgilenmesi
gereken bir öğrenci vardı. Neşet Hocanın dersi olduğu bir gün görevli zat-ı muhterem kalemleri doldurmayı unutmuş. Neşet Hoca
tahtaya yazmaya başladı ama kalemin boş olduğunu görünce durdu. Sınıfta bir ölüm sessizliği oldu. Biz tam kalemleri

doldurmakla görevli arkadaş için fatiha filan okumaya hazırlanıyorduk ki, Neşet Hoca yazmaya devam etti. Adam boş kalemle

tahtaya görünmeyen yazılar yazdı. "Bakın buraları iyi not edin", "şekilde de görüldüğü gibi" gibi
repliklerle şovunu süsledi. Hatta ara sıra bizden birini çağırıp boş tahtayı sildirdi. "Şurayı iyi temizle" filan dedi.

Gülemiyorduk doğal olarak. O gün anlattığı ve bizim göremediğimiz yazılardan bayaa bi
soru sormuştu.
Alp KAYIRAN: Balıklar neden aptaldır?
Dehşet Neşet'in bence en gırgır sınav sorusu "Balıklar neden aptaldır"dı. Dehşet'e göre bu sorunun doğru yanıtı şu olacakmış:
Balıklar suyun içinden baktıklarından balıkçılar uzakta görünür. Balıkçı nasıl olsa uzakta diye rahat rahat dolanırken ağa

yakalanırlar.
Umut Özdemir: Dehşet'in garip huyları
1- Sözlülerede asla soru sormaz, isimleri okur, öğrencilerin yüzlerine bakarak not verirdi.
2- Lisede henüz tebeşir kullanılırken, silgi
sorunu yaşanırdı. Eğer o ders tahtanın silgisi yoksa, tahta dolduğunda sanki temizlenmiş gibi yazıların üzerini yeniden

yazardı veya sınıf nöbetçisine tahtayı nöbetçinin ceketiyle sildirirdi.
3- Eğer bir cümle yazıyorsa ve tahtanın boyu o cümleyi tamamlamaya yetmezse duvara yazmaya devam ederdi.
4- Fenerbahçe'nin yenildiği haftanın ilk günü okula gelmezdi.
Berker Kilinc: In Torki diziplin iz veri importinıt
Ben 89 mezunuyum. Orta ikideyken sınıfımıza bir yıllığına Amerika'dan bir arakadaşımız gelmişti.Amerika'da büyüdüğü için

Türkçesi bozuktu. Birgün bu arkadaşımız Dehşet'e "Sayın hocam" diye hitap edeceğine karıştırıp "Hocacığım" demişti. Dehşet

muhteşem İngilizcesiyle "In Torki, diziplin iz veri importinıt" diyip bu çocuğun kulağını (tabii kravatıyla ) çekmiş ve ceza

olarak "Eylül de gel" şarkısını ezberlerleme ödevi vermişti.
Leon Telyaz: Kar yağarsa Lise yılları boyunca Neşet Hoca'nın bir öğrencisi olarak anlatılanların tümünü doğruluyorum. Dehşet

Neşet'in dersleri her zaman atraksyon dolu geçerdi. Bütün öğrencileri sınıfın en arkasına
toplayıp tahtaya karınca duası gibi mini minnacık yazarak ders anlatırdı. Ders sonunda da "haftaya bu anlattıklarımdan sınav

olacaksınız" der ve tahtayı sildirirdi. Derste bir tek kelime not alamayan bizler diğer haftayı merakla beklerdik. Bir de her

ders yılı başında "Bu yıl kar yağarsa hepinizi fizikten geçiricem" derdi. Ama beni lise yıllarımda İzmir'e hiç kar yağmadı.
Gözde KAVALCI: Tren, örümcek ve Dehşet
Neşet'ten "Dehşet" bir soru daha: Bir tren ...m/s hızla gidiyor. Bu sırada bir örümcek ...m/s hızla trenin camına tırmanıyor.

Aynı zamanda hızı ... m/s olan yağmur damlası trenin camına kaç derecelik bir acıyla gelmelidir ki; örümceğe göre hızı ...m/s

olsun? Buyrun burdan yakın.
Umut Korkmaz: Yangın kolunda integral sözlüsü
Ben Almanca bölümünde okuyordum ama iki sene eğitsel kollarda Dehşet Neşet bizim kollara gelmişti. Lise 2'de Yangın kolunda

iken
Dehşet, kendi öğrencisi olan Lise Son'lara integral soruları soruyordu. Bu arada sınıfa Orta 1'lerden nöbetçi bir çocuk

geldi.
Dehşet Neşet çocuğu yaklaşık 5 dakika kaale almadan beklettikten sonra (sınıfa giren nöbetçilerle hiç muhatap olmazdı nöbetçi

bir süre bekler sonra sıkılıp dışarı çıkardı) çocuğa integral sorusu sordu. Çocuk tabii ki bilemedi. Dehşet çocuğa " Lise

sona gelince bana hatırlat sana sıfır veriyim" dedi.
irfan bekleyen: Dehşet'ten hayat bilgisi
Dersin konusu elektriksel yüklerdi ve Dehşet sözlü yapıyordu. Tahtaya kimi kaldırsa problemi sorup, hemen akabinde "Nasılsa
bilemeyeceksin. Otur yerine" diyordu. Sıra sınıfımızdaki okul ikincisi arkadaşa geldi. (Bu arkadaş bir yıl sonra ÖSS-ÖYS'de

Türkiye
ikincisi oldu.) Arkadaş rahat, Dehşet ne sorsa bilecek durumda. Ama Dehşet Neşet'in sorusu şuydu "Bir salata tarifi ver

bakalım". Tabii
arkadaşımız ve bütün sınıf şoka girdi. Dehşet gayet sakin bir şekilde ünlü açıklamasını yaptı: "Arkadaşlar iyi salata yapmak, iyi fizik bilmekten daha yararlıdır".
YORUMSUZZZ...
fıkranın devamı

Dalgıçların Son Sözleri

.20kg ağırlık yeter mi?
.Şu mağarada ne var?
.100m ye dalarım, bişi olmaz


Balıkçıların Son Sözleri

.Hava bugün ne güzel.
.Aaa ne güzel balık!
.Şu tıpa ne işe yarıyor abi?
.Çapayı almadık mı?
.Burnu dalgaya mı verecektik?
.Şu koya girdik mi tamam.


Motorsikletçilerin Son Sözleri

.Ben şu iki motorun arasından geçerim. (far ışığında)
.Bak şimdi ibreyi sona dayandırcam.
.Kaç basıyorum acaba?
.Demek daha önce motora binmedin. Atla arkama biraz dolaşalım.
.Virajda hangi tarafa yatacaktık?
.Bunun önü nasi kalkıyo?
.Motor bozuldu, sen beni şu iple çek.
.Nihaaaa köprü! (250 basarken)

fıkranın devamı

Kumkapı'da bir balıkçı bağırıyor:
- "Canlı balık,canlı balık..."
Yaşlı bir teyze yaklaşıp soruyor:
- "Evladım balıklar taze mi?"
Balıkçı:
- "Canlı balık, canlı balık..."
Yaşlı Teyze:
- "Evladım balıklar taze mi?"
Balıkçı:
- "Teyze, canlı diyoruz ya işte!.."
Yaşlı Teyze:
- "A evladım, ben de canlıyım ama taze miyim?" :)

fıkranın devamı

KUMKAPI'da bir balıkçı bağırıyor:

Canlı balık,canlı balık...

Yaşlı bir teyze,yaklaşıp soruyor:

Evladım balıklar taze mi?

Canlı balık, canlı balık...

Evladım balıklar taze mi?

Teyze, canlı diyoruz ya işte!..

A evladım, ben de canlıyım ama taze miyim?
fıkranın devamı

Balıkçı oltasını atıp küçük bir balık yakaladı. Tam sepete atacakken balık:
-Sevgili balıkçı; ben henüz çok küçüğüm. Ancak bir lokma olurum sana. Beni bırak da büyüyeyim. Ertesi yıl gel, al beni. Bütün ailen doyacaktır benimle, dedi.
Balıkçı :
- Sevgili balık; doğru diyorsun da, kabul edemem bunu. Çünkü "peşin tokat veresiye helvadan iyidir" demişler
fıkranın devamı

Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa doğru götürülüyormuş. Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş. Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. Akıntı, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar "Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük" diye endişeye kapılarak cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset hastaneye kaldırılmış. Operasyon altı saat sürmüş.
Ameliyattan çıkan doktor alnından akan terleri silmiş ve "çok zor oldu ama galiba yaşayacak" demiş.
fıkranın devamı

Balıkçı temel Denize acılmıs ve oltayı sallamıs. kısa bır sure sonra acayıııpp bırsey temelın oltasına vurur. Temel heyecanla oltayı sarmaya baslar. ve denızden bır kutu cıkar. Temel kutuyu acar ve buyuk bır cın cıkar. cın temele dile benden ne dılersen der temel hadi lan der ve ınanmaz. yanı işeyince viski cıkarta bılırmısın der cıne ve cın kaybolur. Temel acaba oldumu oldumu der ve gozlerıne ınanamaz ve işeyince viski cıkar. Temel eve gider ve hanım hanım ordan 2 bardak 2 de buz koy gelder. Temel hanımının getirdiği bardaklara işemeye başladığı sırada hanımından tokat yer. Ve olanları anlatmaya başlar. Ertesi gun yına icerler. ve 2 ay boyle gecer. 4 aya gırerken temel hıc balık tutnmamıs ve moralı bozuk bır halde eve gider hanım ordan 1 bardak 1 de buz koy gel der hanımı ordan hayırdır temel bu gun bensız mı icecen der. Temel, yokbe hanım moralim çok bozuk sen bugun şişeden içecen der.
fıkranın devamı

Küçük istavrit yiyecek bir şey sanıp
Hızla atıldı çapariye
Önce müthiş bir acı duydu dudağında
Gümbür gümbür oldu yüreği
Sonra hızla çekildi yukarıya
Aslında hep merak etmişti
Denizlerin üstünü
Neye benzerdi acep gökyüzü
Bir yanda büyük merak
Bir yanda ölüm korkusu
'Dudağı Yarıklar' denir şanslıdır onlar
Hani görüp de gökyüzünü insanı
Oltadan son anda kurtulanlar
Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu
Küçük istavrit anladı yolun sonu
Koca denizlere sığmazdı yüreği
Oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende
Cansız uzanıvermişti
Dostlarında değiyordu minik yüzgeci
İnsanlar gelip geçtiler önünden
Bir kedi yalanarak baktı gökyüzünün içine
Yavaşça karardı dünya
Başı da dönüyordu
Son bir kez düşündü derin maviyi
Beyaz mercanı bir de yeşil yosunu
İşte tam o anda eğilip aldım onu
Yürüdüm deniz kenarına
Bir öpücük kondurdum başına
İki damla gözyaşından ibaret
Sade bir törenle saldım denizin sularına
Bir an öylece bakakaldı
Sonra sevinçle dibe daldı
Gitti tüm kederlerimi söküp atarak
Teşekkürü de ihmal etmemişti
Birkaç değerli pulunu elime avuçlarıma bırakarak
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme
Sorar gibiydiler neden yaptın bunu niye
'Birgün dedim bulursam kendimi
Yeşileğendeki istavrit kadar çaresiz
Son ana kadar hep bir umudum olsun diye'

fıkranın devamı

Sabahın erken saatinde avdan dönen Temel, kayığını kıyıya çektikten sonra balıkçı kahvesine doğru yürür.
Kahvedekiler yalnızca sağ ayağı dizine kadar ıslak olan Temel`e sorarlar :
-Ula, balık vuriy mi?
Temel :
-Yok yahu ne gezer
-Madem baluk vurmayi ayağın niye dizine kadar islandi.
Temel küçümseyerek yanıtlar :
-Uşağum, haçan denizde sigara içeyrim.İzmariti suya atınca basıpta söndirmeyecek miyum oni?
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama