Basur Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca’nın eşeğinin arkasında, kuyruğunun altında yara çıkmış. Yarası acıyan hayvan yürümekte zorlanıyormuş. Te...
fıkranın devamı


Trenle İstanbula yolculuk eden Kayseri`li tanıştığı arkadaşıyla biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşına da ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla :
-Olsun onuda biraz sonra yeriz demiş.

fıkranın devamı

Kadinin biri kocasini yan komsuyula aldatiyormus. tahtaya actiklari delikten islerini bitiriyorlarmi...
fıkranın devamı

Adamın biri çok kötü basurmuş. Yıllar yılı ne yapsa bu illetten
kurtulamamış. Günün birinde gittiği doktor onu bu hastalığından
kurtarabileceğini söylemiş.
- Nasıl? demiş adam
- Kıç nakli ile.
- Kıç nakli mi?
- Evet size ölen birinin kıçını takacağız.
Bir süre sonra birisi ölmüş ve kıçını bizimkine takmışlar. Adam acı, tatlı,
tuzlu, ekşi ne bulduysa yediği halde hiçbir şikayeti yokmuş. Berbat bir
kaşıntı hariç, doktora gitmiş;
- Nasılsınız? diye sormuş doktor
- İyiyim yalnız berbat kaşınıyor.
- Ben bunu bir araştırayım size haber veririm.
Bir kaç gün sonra adamın telefonu çalmış arayan doktormuş.
- Size kötü bir haberim var demiş doktor.
- Ne oldu?
- Kıçını size naklettiğimiz adam malesef o biçimmiş, kaşınması da bu yüzden
- Ee nolucak şimdi!
- Nasıl olsa sizin değil, zittirin gitsin !


fıkranın devamı

Bir gün bir işadamı is için, Diyabakır'a gitmiş. Randevusu bittikten sonra da trenle İstanbul'a dönmeye karar vermiş.
Kompartımanına geçmiş oturmuş. O sıra Diyarbakırlının biri de gelmiş aynı kompartımana. Neyse bizimkinin uykusu gelmiş, açmış yatağını, uzanmış.
Diyarbakırlı amcamında karnı acıkmış açmış bohçasını çiğ köfteyi çıkarmış. Bizimkisi de bakmış ne yiyor diye.
Adam demiş ki "Buyur gardaş, çiğ köfte yiyek."
Adam da; "Yok benim basurum var!" demiş...
Diyarbakırlı da; "Olsun." demiş "Onu da sonra yerik!"
fıkranın devamı

Temel birgün basur olmuş ama bu hastalık iyice ilerlemiş..Öyle ilerlemiş ki ilaçlar bizim gariban Temel'e yetmez olmuş...Önceleri bunu kimseye söyleyemezken sonra karar vermiş bu konuyu Dursun'a açmayaaaa:
-Dursun ya benim çok kötü bir derdim var!
-Nedir o la Temel?
-Basur olduk,kan geliyo dötten!
-Ula düşündüğün bu mu senin bizim köyden bir çocuk vardı..Çalıştı çabaladı Amerika'da doktor oldu.Ona bir soralım o bilir mutlaka!..
-Hay yaşa hadi gidelim.

Hemen ertesi günkü uçakla Temel ile Dursun Amerika'da almışlar soluğu...Doktor Dursun'u tanımış.Biraz hoş beş muhabbetten sonra doktor almış Temel'i içeri.Temel de bir bir anlatmış bütün dertlerini..Doktor buna çok güçlü bir ilaç vermiş.Bu seni epey bir idare eder demiş..Temel ile Dursun sevine sevine dönmüşler memleketlerine...

Aradan 4-5 sene geçtikten sonra Temel'in hastalık yine hortlamış..Öyle bir hortlamış ki doktorun ilaçları artık kesmez olmuş..Önce bir telefon açmışlar doktora.Demişler böyle böyle..Doktor demiş sen gel buraya ben sana daha sert bir ilaç veriyim.

İlacı almaya gittiklerinde durumun ciddiyetini(!) kavrayan doktor başka yolu yok sana "Döt nakli" yapacaz demiş..Sen git memleketine biz sana uygun bir döt bulunca ararız seni..

Gel zaman git zaman doktor en sonunda aramış..En sonunda döt nakli gerçekleşmiş..Temel mutlu tabi ama bir süre sonra dötün canı başka şeyler istemeye başlamış.Baktı olmayacak aramış doktoru:
-Doktor bey...
-Noldu yine mi başladı hastalık?
-Yok geçti de bunun canı başka şeyler istemeye başladı.
Doktor biraz düşünmüş sonra da:
-Yaw döt senin mi miktir gitsin!
fıkranın devamı

Trenle İstanbula yolculuk eden Kayseri`li tanıştığı arkadaşıyla biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşına da ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla :
-Olsun onuda biraz sonra yeriz demiş
fıkranın devamı

Temel Doktora gider ve doktor teşhisini koyar temel basur olmuştur ve makata masaj yapmak gerekmektedir. Temel başkasına yaptırmaya utanacağı için doktor günlük olarak buna masaj yapmaya başlar. bir hafta kadar sonra doktor bir iş dolayısı ile şehir dışına çıkınca çaresiz kalan temel eşi fadime'den masaj yapmasını ister ; soyunur dizlerinin üzerine çöker ve fadime'ye yapacaklarını tarif eder :
"Şimdi kremi al oraya sür. evet. şimdi sağ elinle sağ omzumu tut. tamam.şimdi sol elinle sol omzumu tut. Hah şimdi masaja başla. Unutma önce yavaş sonra hızlı hızlı yapacaksın.
fıkranın devamı

Adamın birinde basur hastalığı varmış.buda adamı çok rahatsız ediyormuş. Ne yapmış ne etmiş bir türlü çare bulamamış hastalığına.bir gün arkadaşının biri buna akıl vermiş. Demiş ki her gün bir fincan kahve iç tortusunu da yaranın üstüne sür. O zaman iyileşirsin demiş. Buda belirli bir zaman kahve içmiş dibinde kalan tortusunu da kıçındaki yaraya sürüyormuş. Fakat yarası iyileşmemiş aksine iyice artmış. Sonunda adam çareyi doktora gitmekle bulmuş. Fakat doktora gitmeden önce yine kahve içmiş tortusunu da sürmüş. Adamın gittiği doktorda kahve falı bakmaya çok meraklıymış. Doktor bey demiş bende basur var demiş ne yaptımsa çare bulamadım sen bilirsin demiş. Doktor adama aç kıçını eğil bakayım demiş. Adam eğilmiş doktor bakmış adama, oooo demiş senin bahtın çok açık, yakında güzel bir haber alacaksın, ileride seni çok güzel günler bekliyor demiş. Adamda doktora, doktor bey benim bahtım bu yaştan sonra kıçıma mı yazılmış demiş.
fıkranın devamı

Adamın basuru varmış. Kahve telvesi sürmesini tavsiye etmişler, sürmüş ama basur iyice azmış ve sonunda doktora gidip derdini anlatmış.
Doktor;
"- Eğil bakayım evladım," demiş,
Bir süre baktıktan sonra;
"-Sana bir kısmet görünüyor, 3 vakte kadar mı desem 5 vakte kadar mı desem..?"

fıkranın devamı

Adam yıllardır basurdan çekmiş. Gitmediği doktor, denemediği ilaç kalmamış. Bir gün bir doktor tavsiye etmişler. Kalkmış gitmiş. Doktor bir süre muayene ettikten sonra

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama