Bayan Fıkraları

loading...

Fotoğrafçılık dersinde hoca ilk gününde iş başı yapar. Fotoğrafçılığa giriş yapar ve temel başlangıcı yaptıktan sonra sınıfa sorusunu sorar;


- Arkadaşlar, bir bayan fotoğraf makinasını ilk eline aldığında ne yapar?

Sınıfı sessizlik kaplar ve herkes birden düşünmeye başlarlar. 4-5 dakika sessizliğin ardından cevap gelmeyince hoca cevabı açıklar.

- Fotoğrafı nasıl sileceğini arar.

fıkranın devamı


Trafik polisi Temel sarışın bir bayan sürücüyü durdurur ve ehliyetini sorar. Kadın çantasını kucağına alıp aramaya başlar; ancak uzun süre geçmesine rağmen bir türlü aradığı şeyi bulamaz.

Temel beklemekten bunalır ve sabırsız bir ifadeyle kadına söylenir:
-"Hanımfendi, aradığınızı bulamadığınız anlaşılıyor. Üzerinde kendi resminizin olduğu şeyi göstereceksiniz, acele edin lütfen."
Kadın bu uyarı üzerine telaşlanır ve kısa bir süre sonra "hah buldum" diye sevinçle çığlıkk atıp çantasındaki makyaj aynasını Temel'e uzatır.

Temel aynayı ciddiyetle inceler ve kadına dönüp kibar bir ifadeyle konusur:
-"Buyrun belgenizi hanımefendi. Özür dilerim, polis olduğunuzu söyleseydiniz durdurmazdım...

fıkranın devamı


85 yaşında bir adam doğumhanenin
kapısında beklemektedir. Doğum haneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
D-"içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
A-"Evet, eşim."
D-"Ama bayan 25 yaşlarında..."
A-"Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız,
baba olamaz mıyım yani?"
D-"Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
A-"Nesi varmış dedenizin?"
D-"Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca
zorlanmaya başladı. Bir gün ava
çıkacakken kendisini uyardık, aman
yapma dedecim,
sen yaşlandın, ava
gidemezsin diye. Kendisi Israr etti ve
hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken
tüfek yerine baston aldı eline.
Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı
yol yürüdükten sonra bir geyik
gördük.Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu
omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe
bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
A-"Olur mu, başkası vurmuştur onu."
D-"Ben de onu demeye çalışıyorum..!

fıkranın devamı


Gerçek; Avustralya Mahkeme Gündemi 12659 - Hamile Bayan Davası

Yaklaşık 8 aylık hamile bir bayan otobüse biner.
Karşısında oturan adamın ona gülümsediğini farkeder.
Hemen başka bir koltuğa geçer.
Bu sefer gülümseme sırıtmaya dönüşür ve bayan da tekrar yer değiştirir.
Adam daha da eğleniyor gibidir.
4. yer değiştirmede adam kahkaha atar, bayan , şoföre şikayet eder ve o da
adamı tutuklattırır.

Olay mahkemeye intikal eder.

Hakim adama ( yaklaşık 20 yaşındadır ) söyleyeceği bir şeyi olup olmadığını
sorar.


Adam cevap verir.'' Sayın Hakim , şöyle oldu:

Bayan otobüse bindiğinde durumunu farkettim.

Üstünde ''Çift Nane İkizleri Geliyor '' yazısı olan bir reklam afişinin
altına oturdu ve ben sırıttım.

Daha sonra kalktı ve üzerinde ''Logan'ın ağrı kesici merhemi şişikleri
azaltır '' yazılı afişin altına oturdu , ben de gülümsemek zorunda kaldım.

Daha sonra '' William'ın büyük çubuğu yaptı '' yazan deodorant afişi
altına oturunca kendimi çok zor tuttum.

Fakat , Sayın hakim , dördüncü defa kalkıp '' Goodyear kauçuğu bu kazayı
önleyebilirdi '' afişinin altına oturunca.... ben koptum.

DAVA DÜŞMÜŞTÜR.

fıkranın devamı


Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur..
2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...

Bir gün çocuk:
"Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.� Annesi ve babası çok şaşırırlar..

Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır... 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...

Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve:

"Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana" diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..

Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!

Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...

"HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!"

fıkranın devamı



Adamın biri mağazada
Deri yarim bot ve koyu kahverengi ayakkabiyi alip
kasaya yanasiyor...
Kasadaki bayan botlari posete koyarken, sayin Abimiz
de soruyor;
"-43 milyon degil mi?..."
Kiz, "Ne münasebet" der gibi bakiyor ve "Bunlar
orijinal deri...Indirimli fiyati 180 milyon..."
Abi'mizin bitis cümleleri, kizcagizin kopus anina
denk geliyor;
"-Olur mu hanimefendi, altinda 'Size 43' yaziyor...

fıkranın devamı


Bir Ingiliz ailesi yaz tatillerini geçirmek üzere Almanya'ya gitmisti. Bir gezinti sirasinda çok güzel bir kir evinde kaldilar. Gelecek tatillerini böyle bir evde geçirmek istediler. Evin bir papaza ait oldugunu ögrendiler ve içini de gördükten sonra hemen gelecek tatil için anlasma imzaladilar.

Ingiltere'ye döndükten sonra birden evin hanimi, ziyaretler sirasinda WC'ye rastlamadiklarini hatirladi. Merakini yenmek için papaza bir mektup yazdi:



"Sayin Bayim, ben sizin kir evinizi kiralayan bayanim. WC'nin nerede bulundugunu acaba bana yazabilir misiniz? Saygilarimla."



Mektubu alan papaz, WC'nin ne anlama geldigini anlayamamis, Almanya'daki Anglican Kilisesinin "White Chapel" sözcügünün bas harfleri oldugunu sanmisti. Ayrintili bir mektupla yanit verdi:



"Sayin Bayan;

Basvurunuzun yüce bir duyguyla ilgili olmasindan dolayi memnunluk duydum.Ilgilendiginiz yerin evden 12 km. uzakliginda bulundugunu bildirmeyi seref sayiyorum. Oraya sik sik giden birisi olarak bunun biraz zorluk yaratacagini bildirmek istiyorum. Sik sik gitme durumunda, isteyenler yemegini de beraberinde götürebilirler. Oraya bisikletle, araba ile, ya da yürüyerek gidilebilir.



Ancak oturacak bir yer bulabilmek ve baskalarini rahatsiz etmemek için biraz erken gitmekte yarar vardir. Söz konusu yerde soguk hava düzeni bulunmakta ve çok hos bir etki yapmaktadir. Çocuklar büyüklerinin yaninda oturmakta ve hazir bulunan herkes birlikte sarki söylemektedir. Giriste size bir kagit parçasi veriyoruz. Geç kalanlar yanindakinin kagidini kullanabilirler.



Ayni kagidin birkaç kez kullanilmasina olanak vermek için çikista herkes kullandigi kagidi iade eder. Faaliyetlerin ürünleri yoksullara dagitilmak üzere toplanmaktadir. Öte yandan yapilanlarin disaridan da duyulabilmesi için içeride gelismis bir hoparlör sistemi bulunmaktadir.



Müdavimlerin çesitli pozisyonlarda disaridan da izlenebilmelerini saglamak amaciyla özel cam bölmeler vardir. Verdigim bilgilerin açik ve yeterli oldugu düsüncesi ve bu kadar önem verdiginiz yerde sik sik bulusabilmek umuduyla en içten saygilarimi sunarim."

fıkranın devamı


Paris'in ünlü müzikholüne gitti, müdürün karşısına çıktı:
- Efendim ben, masaj uzmanıyım. Bu alanda benim gibi bir uzman daha bulamazsınız.
- Memnun oldum. Bize niye geldiniz?
- Ayda onikibin frank karşılığında, müzikholünüzde çalışan bayan sanatçılara masaj yapmayı öneriyorum.
Müdür gülümsedi:
- Onikibin frankı peşin verirseniz, hemen başlayabilirsiniz!

fıkranın devamı


Bir kompartımanda İngiliz, Fransız, Alman ve oldukça güzel genç bir bayan seyahat ediyorlarmış. Bir ara genç ve güzel bayanın başının üzerindeki sepetten sıvı damlayınca İngiliz hemen oturduğu yerden fırlayıp, parmağını değdirerek sıvıyı yalamış ve;
- Hıımmm, bu halis viski...
Fransız aynı işlemi yaparak;
- Hadi canım bu bal gibi şarap...
Alman;
- Yanılıyorsunuz beyler bu olsa olsa bira olur...
Genç ve güzel bayan gülümseyerek ayağa kalkmış ve sepete hafifçe dokunarak;
- Kız FİFİ, bir türlü öğrenemedin çişini tutmayı...

fıkranın devamı


Elektrik supurgesi saticisi, bir apartman dairesininkapisini calmis, kapiyi açan bayana:

- "Hanimefendi, bu elimde gormus oldugunuz kovanin icinde at pisligi var!" demis ve bu bir kova pisligi evin icine dogru savurarak döküvermiş.

Sonra da:

- "Hanimefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika icinde bunu temizleyemezsem, bu boku yiyecegim..!"

Kadin saticiya soyle bir bakmis:

- "Beyefendi, ustune domates sosu da ister misiniz? Elektrikler kesik de..!"

fıkranın devamı


Adamin tiki var, tek gözünü sürekli kirpiyor, bir isyerine müracaat etmis...
Yonetici: "Beyefendi okudugunuz okullar harika, sizi hemen ise alirdik ama gözünüzü sürekli kirpmaniz müsterileri rahatsiz eder" diye korkarim.
Bunun üzerine adam:
"Bir saniye, ben iki aspirin alirsam göz kirpmam duruyor" demis.
Ceketinin ceplerini karistirmaya baslamis; karistirirken bir prezarvatif çikmis, sonra kirmizi bir prezervatif, sonra yesil bir prezervatif, mor prezervatif, sari prezervatif, fosforlu prezervatif.....
Sonunda iki aspirin tabletini bulmus, yutmus ve göz kirpmasi geçmis.
Bunun üzerine yönetici:
"Beyim, iyi güzel de bizde birçok bayan çalisiyor, sizin gibi bir cinsi sapigi ise alamayiz!" demis
Bizimki: "Ne sapigi kardesim, ben çok mutlu evliligi olan bir adamim."
- Madem öyle bütün o prezervatifler ne demek oluyor?
- Siz hiç eczanede, eczaciya göz kirparak, "Iki aspirin" dediniz mi?

fıkranın devamı


Yaslica bir bayan evindeki koltugunda oturup uzun gecmis hayatini gozden gecirirken birden bir peri karsisina cikiverir ve ona 3 dilekte bulunabilecegini soyler.
Peki der yasli kadin "Zengin olmak istiyorum"
Peri bir el hareketiyle kadinin koltugunu som altina ceviriverir.
"Ikinci olarak ta sanirim guzel ve genc bir prenses olmak istiyorum" der.
Birden basinda paha bicilemez bir taci olan dunya guzeli bir prenses oluverir.
"Ucuncu ve son olarak olarak ne istersin ?" diye sorar peri.
O sirada yasli kopegi agir bir sekilde kafasini kaldiriverir ve zayif bir "hav" sesi cikartir.
Prenses cok sevdigi kopegine bakar ve soyle der "Kopegimi yakisikli bir prense donusturebilirmisin?"
Tam o anda, simdi guzel bir prenses olan yasli kadinin onunde dunyada hic kimsenin gormedigi kadar yakisikli bir prense donusur kopek. Hic kimsenin hayal bile edemeyecegi kadar yakisiklidir bu prens.
Kadin ona buyuk bir hayranlikla bakar ve o anda ona asik oluverir. Prens ona dogru yaklastiginda kadinin heyecandan dizleri titremeye baslar.
Prens ona dogru egilir ve dudaklari neredeyse kadinin kulagina degecek sekilde soyle fisildar:
- "Eminim simdi, zamaninda beni hadım ettirdigine cok pismansin."




fıkranın devamı



Bayan profesör, solunum olayini sormak amaciyla, sigarasindan bir nefes çekip
ögrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalim, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim...

fıkranın devamı


Temel, Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
-"Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım."
Dursun : -"iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!."

fıkranın devamı


Fıkra bu ya, fadime golfe merak sarmış. Kaybolan topunu
aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolda
tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş.
Kurbağa konuşmuş:
-"Bayan, beni bu tuzaktan kurtarıirsanız; 3 dileğinizi hemen
yerine getireceğim ."

Bunu duyan Fadime kurbağayı kurtarıp avucunun icine aldı.

"Az kalsın hatırlatmayı unutuyordum." dedi kurbağa. "Dilediğiniz
şey ne olursa olsun; kocan Temel bunun 10 kat fazlasına sahip
olacak"

Fadime
"Önce, dünyanun en güzel kadinu olmak isteyrum" dedi.
Kurbağa Fadime'yi uyardı:
"Unutma ki; Temel de dünyanın en yakışıklısı olacak"
-"Olsun. En güzel kaduni da ben olacağuma göre yine benümle
evlenecektir." dedi ve devam etti. "İkinci olarak da dünyanun
en zengun kadinu olmak isteyrum".
Kurbağa iyice sapıttı.
"Temel'in de senden 10 kat daha zengin olmasına razısın
demek ki" dedi.
-"Evet, o penum kocam. Mallarımuzu ve paramizu ortak olarak
paylaşacağuz."
Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı
Fadime
-"Şimdi de hafüf bir kalp krizu geçirmek isteyrum!"

fıkranın devamı


Temel çok şık bir ayakkabı almış. Hergün cilalayıp yatıyormus. Öyle bir parlatıyormuş ki ayna gibi oluyormuş. Her gün bindiği trende ayakkabı aracılığıyla karşısındakı bayanın külodunu görüyormuş. İlk gün:
-ooooo bakıyorum da bugün kırmızı külot giymişsiniz.
Kadin hiçbişeyden habersiz.
Ertesi gün:
-waaaw bugünde siyah külot giymişsiniz.
Kadin da bu laf üzerine ertesi gün külot giymemeye karar vermiş.
Ertesi gün gelmiş çatmış.
Temel hüngür hüngür ağlamaya başlamiş. Kadin sorunca niye ağlıyorsunuz diye:
-mına kodumun ayakkabısı delindi..

fıkranın devamı


Temel bir gün kahveye girer sağ gözü mosmordur..Arkadaşları sorar;hayırdır Temel ne oldu??Temel anlatmaya başlar..Ulaa sinemaya gittim..
Film çok güzeldi..Biter bitmez ışıklar yandı herkes ayakta alkışlamaya başladı..Birde baktım önümde bir şişman bayan eteği de kıçının arasına sıkışmış..Centilmence çekip eteği oradan çıkarttım kadın bir döndüü güüüümmm...Gözüm ondan böyledir...
Ertesi gün Temel yine kahveye gider bu sefer diğer gözde mosmooorr...Tabii yine sorarlar..Şimdi ne oldu??
Temel anlatır..Hani film güzeldi yaaa..Dün İdrus ile yine aynı filme gittik..Işıklar yandı..Herkes yine alkışlıyor..Yine aynı kadın etek yine kıçının arasında..EEEEEEEEEEE?????İdrus centilmence eteği kıçının arasından çıkardııııııı...Bende olay çıkmasın diye yerine iteledim.........

fıkranın devamı


Yargıç, sabıkalıya:
- Sen bu bayanın evine girmişsin.
- Sarhoştum, sayın yargıç. Kendi evim sanmıştım.
- Öyleyse bayanı görünce neden kaçtın?
- Onu da karım sandım.

fıkranın devamı


Bayan profesör, solunum olayini sormak amaciyla, sigarasindan bir nefes çekip
ögrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalim, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim...

fıkranın devamı


Geceyarisina dogru issiz park yerinde devriye gezmekte olan polis memuru, ileride parketmis ve ic lambasi yanan bir otomobili farkeder.

Arabanin sofor koltugunda oturan bir genc elindeki dergiyi okumakta ve arka koltukta oturan bir genc kiz ise örgü örmektedir.

Polis memuru durumdan kuskulanarak arabanin yanina gider ve on cami tiklatir. Sofor koltugundaki genc basini kaldirir, mecburen cami acar:

- "Buyrun memur bey? Nasıl yardımcı olabilirim?"

Polis memuru merakla sorar:

- "Ne yapiyorsunuz burada?"
- "Neye benziyor? Iste bu dergiyi okuyorum..."

Polis arka koltuktaki genc bayani isaret ederek;

- "Peki, o ne yapiyor?" diye sorar. Genc adam omzunun ustunden arkaya soyle bir bakar ve
- "Sanirim bir kazak oruyor..." der.

Kafasi karisan polis sorar:

- "Kac yasindasin, genc adam?"
- "On dokuz..."
- "Peki bu bayan kac yasindaymis bakalim?" Genc adam saatine bakar ve cevaplar:

- "Yaklasik dort dakika sonra on sekiz yasinda olacak..."

fıkranın devamı


Adam barda gördüğü güzel bayanla konuşmanın yollarını arıyordu. Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve,
- "Biraz konuşabilir miyiz, acaba?" dedi. Kız birden haykırdı:
- "Terbiyesiz! Ben senin bildiğin kızlardan değilim!"
Adam utancından yerin dibine girmişti. Herkes ona bakıyordu. Gitti ve masasına oturdu. Bir süre sonra kız ona yaklaştı. Gülümseyerek,
- "Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandiklarını inceliyordum..." dedi...
Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
- "Nee? Gecesi 200 dolar mı? Deli misin sen?"

fıkranın devamı


Bir partide adamin biri, guzel bir bayanin yanina yaklasmis ve :
- "Bayan, size bir milyar lira versem bu gece benimle beraber olur musunuz?" demis
Kadin biraz duraksamis ve;
- "Neden olmasin?" diye cevap vermis.
Adam biraz sonra :
- "Peki 5 milyon versem benimle beraber olur musunuz ?" demis.
Kadin bu sorunun uzerine bozulmus ve,
- "Siz beni ne sandiniz ?" demis.
Adam bunun uzerine cevap vermis:
- "Ne oldugunuzu anladik da, fiyatta anlasmaya calisiyoruz."

fıkranın devamı


Klas bir kiz kolejinde biyoloji ogretmenligi yapan Bay Perkins
sinifta sorar:
- Bayan Smythe, lutfen insan vucudunda uygun sartlarda gercek buyuklugunun 6 katina ulasan organin ismini ve bu sartlari soyler misiniz?
Bayan Smythe soruya bozulur ve sogukca:
- Bay Perkins, bu sanirim bana sorulacak uygun bir soru degil. Ailemin bundan haberdar olacagindan emin olabilirsiniz.
der ve kipkirmizi bir suratla yerine oturur.
Bay Perkins, istifini bozmadan ayni soruyu Bayan Johnson'a yoneltir.
Bayan Johnson sukunetle cevap verir:
- Los isikta goz bebegi.
Bay Perkins:
- Dogru! Ve Bayan Smythe size soyleyecek 3 seyim var.Birincisi; dersinize calismamissiniz. Ikincisi; akliniz fikriniz kotu seylerde.Ucuncusu; birgun cok buyuk bir hayal kirikligi ile karsi karsiya kalacaksiniz.....

fıkranın devamı


Yeni evli çift balayı zamanında golf oynamaya karar verirler. Otellerindeki golf sahasına inip golf oynamaya başlarlar. Adam topa bir vurur top direk çalılıkların arasında kaybolup beraberinde bir şeylerin kırıldığına dair ses getirir.. Sesi takip eden çift topun harabe bir kulübenin camını kırdığını anlarlar. İçeri girdiklerinde iri kıyım bir adam koltukta oturmaktadır. Çift üzgün bir vaziyette, -Kusura bakmayın beyefendi bilerek olmadı çok özür dileriz zararınızı ödemeye de razıyız, diyerek af dilerler.
Bunu gören adam:
-Hayır hayır esas ben size çok teşekkür ederim. Ben bir cinim ve 300 yıldır bu lambadaydım.. Topunuz lambayı kırarak benim serbest kalmama neden oldu.. Bu yüzden ne isterseniz yapacağım ikinizinde birer hakkı var, der.
Kadın:
-Benim içinde hizmetçileri olan kapısında son model arabalar duran bir villam olsun, der.
Cin:
-İsteginiz yerine getirildi bayan, der.
Adam ise düşünür.."Ev var araba var bende 1 milyon dolar istiyeyim diyerek hemen söze girişir:
-Cin bende hesabımda 1 milyon dolar istiyorum.
-Beyefendi sizin de isteğiniz yerine getirildi. Fakat benimde bir isteğim var biliyorsunuz 300 senedir bir lambada kapalıyım ve canım acaip kadın çekiyor. Bu isteklerinizin karşısında bende hanımınızla beraber olmak istiyorum, der.
Adam bu istek karşısında sinirlense de cinin yaptıklarından dolayı biraz yumuşar ve cin olduğunu düşünüp bir daha karşılarına çıkmayacağını düşününce karısına bakar. Karısı da yakışıklı cinle bir beraberliğin zararlı olmayacağını düşünüp kabul eder. Kadınla cin arka odada işlerini bitirmişler kadın giyinmektedir. Cin yatakta uzanırken kadına:
-Hanfendi kocanız kaç yaşında?
-35 nolduki?
-Hiiç bu yaşa gelmiş hala cinlere inanıyor

fıkranın devamı


Yaslica bir bayan evindeki koltugunda oturup uzun gecmis hayatini gozden gecirirken birden bir peri karsisina cikiverir ve ona 3 dilekte bulunabilecegini soyler.
Peki der yasli kadin "Zengin olmak istiyorum"
Peri bir el hareketiyle kadinin koltugunu som altina ceviriverir.
"Ikinci olarak ta sanirim guzel ve genc bir prenses olmak istiyorum" der.
Birden basinda paha bicilemez bir taci olan dunya guzeli bir prenses oluverir.
"Ucuncu ve son olarak olarak ne istersin ?" diye sorar peri.
O sirada yasli kopegi agir bir sekilde kafasini kaldiriverir ve zayif bir "hav" sesi cikartir.
Prenses cok sevdigi kopegine bakar ve soyle der "Kopegimi yakisikli bir prense donusturebilirmisin?"
Tam o anda, simdi guzel bir prenses olan yasli kadinin onunde dunyada hic kimsenin gormedigi kadar yakisikli bir prense donusur kopek. Hic kimsenin hayal bile edemeyecegi kadar yakisiklidir bu prens.
Kadin ona buyuk bir hayranlikla bakar ve o anda ona asik oluverir. Prens ona dogru yaklastiginda kadinin heyecandan dizleri titremeye baslar.
Prens ona dogru egilir ve dudaklari neredeyse kadinin kulagina degecek sekilde soyle fisildar:
- "Eminim simdi, zamaninda beni hadım ettirdigine cok pismansin."

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama