Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takıldı da.. (ALINTI)...
fıkranın devamı

Timur Han, Akşehir’e bir erkek fil getirmiş. Bahçe ve tarlalarda serbestçe gezen fil, ekinlere çok fazla zarar veriyorm...
fıkranın devamı

Hoca’ya ;- “Yüz yaşındaki adamın, yirmi yaşındaki hanımından çocuğu olur mu?” diye sormuşlar.- “Yirmi...
fıkranın devamı

Akşehir’in zenginlerinden biri, şehrin eşrafına ziyafet veriyormuş. Herkesin tabağına özenle kızartılmış birer tavuk ko...
fıkranın devamı

Birkaç bilgin papaz, Nasreddin Hoca’nın cevaplayamayacağını sandıkları bir soruyla, karşısına çıkmak istemişler.- ̶...
fıkranın devamı

Bir gün Hoca’nın yanına dört çocuk gelmiş. Torba içinde getirdikleri bir miktar cevizi Hocanın önüne koyup;- “Hoc...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, insanların kendilerine söylenenleri, verilen öğütleri iyi dinlemeleri, devamlı olarak bir şeyler öğrenmeye ça...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’ya Akşehir’in zenginlerinden biri elli akçe vererek;-“Hocam bunu al, beş vakit namazında ban...
fıkranın devamı

Timur han, Anadolu’yu işgal ettiğinde halka büyük zulüm etmiş, evlerini tarlalarını yakıp yıkmış, birçok kişiyi öldürmü...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir köye konuk olmuş. Yatsı namazını kılmışlar. Biraz hoşbeşten sonra, yatma zamanının geldiğini hatırlatmak i...
fıkranın devamı

Akşehir’e gelen bir İranlı, sürekli palavra atarmış. Bir gün:- “Bizim Isfahan’da Şahın iki yüz odalı, beş b...
fıkranın devamı

Kasabada tefeci bir adam varmış. Başı sıkışan birine para verirse getirdiği güne göre faizini hesaplayıp alırmış.Günün birind...
fıkranın devamı

Kasabalılar, Nasreddin Hoca’ya Kadı’dan yakınmışlar : “Kadı efendi çok menfaatçi bir adam. Aynı suça bazen ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca pazarda dolaşırken, bir papağanın on iki altına satıldığını görünce şaşıp kalarak yanındakilere sormuş:- ̶...
fıkranın devamı


Psikiyatristin ofisinde hasta sormuş, "Bana yardım eder misiniz Doktor.. 38 yaşındayım ve hala yatağımı ıslatıyorum!"

"Sıkılmayın!" demiş doktor.. "Gelişmemiş benlik isyanı.. Sorumlulukları kabullenememe durumundan kaynaklanıyor.. Yatağınızı ıslatmamanızı iki yolla önleyebiliriz.. Birinci yol psikanaliz.. Haftada beş terapi, saati 50 Dolar..!"

"Peki ikinci yol??"

"Lastik don! Çifti iki dolar!"

fıkranın devamı


Doktor hastabakıcı Temel'i çağırdı..
"Yarın ava gidiyorum, ama muayenehane kapansın istemiyorum. Sen hastalarla ilgilen. Ben arada arar, kontrol ederim" dedi..
"Merak etmeyin doktor" dedi, Temel.
Doktor ertesi gün akşama doğru telefon etti..
"Ne var ne yok?.."
"Üç hasta geldi bugün.. İlkinin başı ağrıyordu, aspirin içirdim."
"Harika Temel" dedi, doktor..
"İkincisinin midesi yanıyordu.. Talsit verdim.."
"Bravo.. Bravo Temel.. Harikasın!.. Ya üçüncü?.."
"Doktor, masada oturuyordum. Kapı çarparak açıldı, içeri fırtına gibi bir kadın girdi.. Alev alev yanıyor gibiydi. Hızla soyundu, sütyen ve kilotunu da çıkardıktan sonra muayene masasının üzerine yattı ve bağırdı: 'Bana yardım et. Beş yıldır erkek yüzü görmedim.."
"Eee.. Sen ne yaptın, Temel?.."
"Gözüne visine damlattım doktor!.."

fıkranın devamı


Kayserilinin oğlu kayseriliden para ister:

- "Baba beş milyon verir misin?"

Kayserili:

- "4 milyon mu dedin? Napcan lan 3 milyonu, 2 milyon neyine yetmiyo! Al sana 1 milyon yeter!" der.

Oğlu parayı alır ve:

- "Hehe.. baba zaten 500 bin lira lazımdı.." der.

Bunun üzerine kayserili:

- "Bak sen kerataya, demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni.." der.

fıkranın devamı


Kadının en sevdiği şey, boşaldıktan sonra kendisine oral sex yapılması. Fakat en büyük sorunu, boşaldıktan sonra, vağinasının kesif bir şekilde soğan kokması. Yakın bir dostuna derdini anlatıyor;
- ''Adam tam yalamaya başlıyor şekerim, beş dakika sonra, kafasını kaldırıyor. Bir de ne göreyim. Adamın yüzü buruşturmuş bana bakıp, "hanımefendi kusura bakmayın ama acaip soğan kokuyor" diyor ve giyinip gidiyor. Çok mutsuzum şekerim, çok" deyince arkadaşı ona akıl veriyor''
- ''Ya benim tanıdığım bir jigolo var, Temel kendisi gerçek bir damızlık, ayrıca boksördür, burun lifleri zedelenmiş durumda, oran halkalı çöplüğü bile olsa, kokuyu almaz'' deyince bizimki rahatlıyor ve Temel'i o akşam evine çağırıyor.

Sıkı bir seks başlıyor. Kadın boşalır boşalmaz bağırıyor ''in aşağı hadi, yalaaa!''. Temel yalamaya başlıyor. Beş dakika, on dakika, yirmi dakika....

Derken Temel de, yüzü buruşmuş bir şekilde kafasını kaldırıyor. Kadın soruyor;
- ''Bir koku'mu var?''
Temel;
- ''yok bacım yok da, acaip gözüm yaşardı nedense''...

fıkranın devamı


Ağanın bir kızı varmış Kalçası geniş beli dar azgınmı azgın bir kız imiş..

bunu farkeden aga kızı hemen baş göz edip karşı köyün cimri agasının oğluna
kızı vermiş.. Neyse düğün dernek derken yeni evli çift el öpmeye kızın babasının köyüne doğru yola çıkmışlar.
Damadın babası da cimri olduğu için oğluna giderken kızın babasına vermesi için hediye falan vermemiş.
Ama damat yolda yolda mahçup mahçup ilerlerken bir çoban ve sürü görmüşler.. çapkın gelin hemen yakışıklı çobanı gözüyle kesmeye başlamış..
Damat çobana:
Ya çoban kardeş biz yeni evliyiz. kayınbabamın elini öpmeye gidiyoruz.
ama ona verecek hediyemiz yok.. senin şu sürüden bir kaç koç alsak bize kaça patlar demiş..
Uyanık çoban bir azgın geline bir salak damada bakıp:
Beyim lafımı olur üç beş koçun..
benimde sizden küçük bir ricam olur
işi hallederiz demiş
damat ta:
-rican nedir.demiş oda Gelinimiz ağa
kızıdır. bilirim.. Ağa kızlarını *ikerken hiç osurmazlarmış diye duydum.
eğer doğruysa sürünün yarısını al git
değil ise 3 koç zaten benden... der.
Cimri ağanın salak oğlu bu ballı teklifi
duyunca kabul etmiş.
çoban geline üç posta atmış fakat gelin
den zırt yok.. çoban kan ter içinde doğrulup valla doğruymuş helal olsun hiç osurmadı.. deyip sürünün yarısını damatla geline vermiş.
evli çift sevine sevine kızın babasının
evine gelirken kızın babası bunları görmüş ve
-Nooldu niye güle oynaya geliyorsunuz
damat demiş.
Damatta ağanın elini öpüp kızını göstererek
-Ağam demiş Aha senin bu kızın varya
Bize şu sürüyü kazandırdı demiş.
Ağada
-Benim kız bu sürüyü nasıl kazandıki ? demiş..
Damatta olanları birbir anlatmış ve çobanın kızını osurtamadığını ve sürüyü çobandan aldıklarını söylemiş..
Bunu duyan ağanın gözleri ayrılmış ve bir damada bir kıza bakıp
-Ulan damat senin dilin ne söylüyor , Onun anasını bir köy *ikti osurtamadı. değil ki kızını sefil bir çobanmı osurtacaaak.. Demiş.

fıkranın devamı


Benzin istasyonunun önünde bir afiş: "Depoyu dolduran lotaryada tutturursa bedava seks kazanıyor." İki kafadar benzinciye "Doldur depoyu" der, sonra bedava seks için lotaryaya talip olur... Benzinci sorar:

- "Kafamdan bir sayı tuttum, bilirseniz bedava seks..." "Üç" derler...

-Benzinci, "Bilemediniz, ben beş tutmuştum." Bir hafta sonra iki kafadar yine gelir, depo yine doldurulur, yine lotarya...

-Bizimkiler "Yedi" der. Benzinci "Olmadı, ben altı tutmuştum". Üç gün sora yine depoyu doldururlar, yine lotarya... "Iki" derler, benzinci "Bir" der.

-Kafadarlardan biri arkadaşına açılır: "Yahu bu bizi kandırıyor galiba, hep başka rakam söylüyor. Hile yapmasın?" Diğeri cevap verir: "Yok canım kızkardeşim arka arkaya iki kere kazandı."


fıkranın devamı


Memur otobüs beklemektedir. Yanına yaklaşan afacan saati sorar?
Adam;
- "Sekizi yirmi geçiyor" der.
Çocuk fırlama,
- "Buçuğu beş geçe gel, seni arka sokakta bir *ikim" der kaçar.
Adam arkasından koşmaca bir türlü yakalayamaz, nefeslenirken işe gecikmiş arkadaşı yanaşır yanına, hayrola? der.
- "Sorma durakta bekliyorum yanıma bi hergele yanaşıp saati sordu".
- "Ne var bunda canım".
- "Bende sekizi yirmi geçiyor dedim".
- "Eee".
- "Buçuğu beş geçe gel arka sokağa seni bi *ikim dedi".
Bunun üzerine arkadaşı saatine bakar sekiz buçuktur, ve;
- "Acelen ne kardeşim daha beş dakikan var"...


fıkranın devamı


Adamın biri yeni evlenmiş O heyecanla her gece her gece o işi istemekte doğal olarak..
2-3 ay derken karısı nefes almanın yollarını aramaktayken bir arkadaşı imdadına yetişir.. Akşam olup da bizim şehvet düşkünü azğın ağzı kulaklarındadır.. Karısı ise için için gülmektedir... İş yatağa gelince kadının geceliğini sıyıran adam kadının vağinasının siyah bir kurdelayla fiyonklanıp sarıldığını görür;
- ''Hayır ola bu da ne'' der...
Kadın;
- ''Bizim akrabalardan biri öldü adettendir İş yok Matemdeyiz'' der.. Adam her gece kontrol etmektedir... Hep kurdele kurdele... Bir gece yine kontrol sonrası, kadın tam mutluyken adam arkasında sakladığı bir demet çiçeği karısına uzatır pantolonunu indirir.. Penisinde siyah bir kurdele vardır;
- ''Evet biliyorum canım matemdesiniz bizde taziye'ye geldik beş dakika girip çıkacağı

fıkranın devamı


Bir gün askeri kışlanın birinde komutanlar eşleri yemek veriyorlar. Eğlence dans derken kapıda'ki nöbetçi erlerden birisi;
- ''Ulan şu komutanın karısını bana verecekler 20 kere ard arda kıvılcım çıkararak *ikerim''.
Tabi diğer erde yalakalık değil'mi komutana söyler.
Komutan eri yanına çağırır;
- ''Sana karımı verecem dediklerini yapamazsan seni sürdürürüm amaa... yaparsan karım senindir'' der.
Asker düşünür keşke demeseydim ama laf bi kere çıktı ağızdan...
Düşünür düşünür bir poşet ateş böceği toplar.
*ikiş başlamıştır. Asker ilk postayı kayar bir ateşböceği atar kapıdaki asker bağırır;
- ''Posta bir kıvılcım bir''.
- ''Posta iki kıvılcım iki''.
- ''Posta üç kıvılcım üç''.
- ''Posta dört kıvılcım dört''.
- ''Posta beş kıvılcım beş''.
- ''Posta altı kıvılcım altı''.
Artık askerde derman kalmamıştır son postayı kayar poşeti atar ve ortaya bir alev topu çıkar ordan asker bağırır;
- ''Posta yedi *m infilak etti''.

fıkranın devamı


Taksi şoförü yolda giden temel'e çamur sıçratmış ve ilerde taksi sırasına girmiş. Temel sıranın başındaki şoföre gitmiş,
_Taksime kaça cideysun?
_bi milyon.
_Pen beş milyon verecegum, ama taksimde seni becerecegum, diye teklif etmiş. Şoför çok kızmış. İkinci, üçüncü dördüncü şoförlerede aynı şeyi teklif etmiş. Beşinci Temel'e çamur sıçratan şoförmüş. Ona yaklaşmış,
_Taksime kaça cideysun?
_bi milyon.
_Peçi cidelum, demiş ve diger arabaların yanından geçerken şoförlere göz kırpmış.

fıkranın devamı


Nam-ı Kemal, Japon, Alman ve İngiliz en çok kimin karpuz taşıyacağı üzerine iddiaya girerler. Japon der ki: Ben iki tane taşırım koltuklarımın altına alarak. İngiliz der: Bende 4 tane tasırım iki koltuk altına ikide omuzumun üstüne alırım. Alman da der ki: Bende beş tane taşırım herkes şaşırır nasıl taşırsın ya? İki tane koltuk altına, iki tane omuzlarımın üstüne, bir tanede tarragima takarım demiş. Sıra Nam-ı Kemal'e gelir, Nam-ı Kemal der bende 9 tane taşırım iki koltuk altına, iki omuzlarıma, Almanıda tarragıma takarim.

fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey