Beni Fıkraları

loading...

Berbere gelen rahip saçlarını kestirir. Berbere teşekkür eder ve borcunu sorar…..

Berber:
– “Siz kutsal bir insansınız. Sizden nasıl para alırım. Sizi tıraş etmek benim için şereftir.”
Rahip tekrar teşekkür eder ve gider. Berber ertesi sabah dükkanı açmaya geldiğinde kapısında 5 altın lira bulur.
Bir kaç gün sonra bir budist rahip gelir dükkana. Saçlarını kestirir, borcunu sorar.

Berber:
– “Siz ruhani bir lidersiniz. Sizden nasıl para alırım. Sizi tıraş etmek benim için şereftir.”
Budist rahip teşekkür eder gider. Berber ertesi sabah dükkanı açmaya geldiğinde kapısında 5 yakut bulur.
Ertesi hafta bir imam girer dükkandan içeri. Saçını kestirir ve elini cüzdanına atar.

Berber:
– “Sakın ha” der.. “Siz bir inanç adamısınız.. Sizden nasıl para alırım? Dükkanıma ve bana şeref verdiniz.. Güle güle gidin..”
İmam gider.

Berber ertesi sabah dükkanı açmaya gelir, bakar ki; kapıda 5 imam vardır.

fıkranın devamı

Nasreddin hoca, bir gün halka vaaz vermek için kürsüye çıkar. Canı pek konuşmak istememektedir. Camideki cemata:


- Ey cemaat, sizlere ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?.. der. Camidekiler hep bir ağızdan cevap verirler:
- Bilmiyoruz.!

 Bunun üzerine Hoca:

- Madem bilmiyorsunuz, ben de boşuna konuşmak istemem, der ve kürsüden iner. 

Bir hafta sonra Hoca kürsüye çıkar ve aynı soruyu sorar. Camidekiler bu kez:

- Biliyoruz! diye cevap verirler.

Bunu duyan Hoca:

- Madem biliyorsunuz, benim tekrar etmeme hiç gerek yok, der ve kürsüden iner gider.

Hoca'nın bu söz ve davranışı karşısında cemaat şöyle bir karar alır. Hoca, bir daha soracak olursa bazıları " Biliyoruz " diyecek, bazıları da " Bilmiyoruz " diyecek.

Bir hafta sonra Hoca kürsüye tekrar çıkar. Cemaate aynı soruyu sorar:

- Bugün size ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?

Cemaat, anlaştıkları üzere bir kısmı " Biliyoruz " derken, bir kısmı da " Bilmiyoruz " diye cevap verir. O zaman Hoca şöyle söyler:

- Madem ki içinizde bilenler var. O halde bilenler bilmeyenlere anlatsın. 

ÖĞÜTLER

* Nasreddin Hoca, insanların hatalarını kendine yaraşır tatlı bir üslup ve espriyle düzelten bir eğitimcidir.

* Hoca, bu hikayede dinleme ve anlama sanatını bizlere çok çarpıcı bir örnekle anlatmaktadır. Nasıl ki güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel dinleme ve anlama sanatı vardır.

Hocamız bu hikayesinde, etkisiz ve tepkisiz kendisini dinleyen insanları, iyi bir dinleyici yapmak için hikayedeki metodu denemiştir.

* Konuşmak bir ihtiyaç ise, dinlemek de bir sanatır.

Herkes, iyi bir hatip olmasa bile iyi bir dinleyici olabilir. İyi bir dinleyiciyi herkes takdir eder. Arkadaş, dost edinmenin ve başarılı olmanın yolu iyi bir dinleyici olmaktan geçer.

İyi bir dinleyicinin özellikleri:

1- Konuşmacıyı dikkatle dinlemek
2- Konuşmanın ana fikrini iyi kavramak
3- Konuşmacıya ilgiyle dinlenildiğini hissettirmek
4- Mümkünse yazılı not almak
5- Hatibi boş ve duyarsız değil, sessiz, dikkatli, terbieli, hoşgörülü ve uyanık dinlemek
6- Hatibin sohbetini, ko nuşma sonrasında diğer insanlarla değerlendirmek

fıkranın devamı

Kısa Anekdotlar


1) Bir erkek ve bir kız kedi saklambaç oynuyorlarmış. Kız kedi demiş ki; "Eğer beni bulursan, ben seninim. Eğer ki bulamazsan dolaptayım"

2) Müdür geçen hastalandı ve bunu facebook'ta paylaştı. Paylaşımı kısa bir kelime "Hastalandım.". Bunu 1 dakikadan az sürede 16 kişi beğenmiş durumda. Onu gerçekten kimse sevmiyor olmalı.

3) Bir gün bir adam tanımadığı bir berbere gidiyor. Berber iki defa adamın canını yakacak şekilde kesiyor. Berber durumu yumuşatmak için,

- Daha önce bize uğramış mıydınız?, diyor. Adamın cevabı ise oldukça ironik,
- Hayır kolumu savaşta kaybettim.

fıkranın devamı

Tam akıl hastahanesinin önünde birini tekeri patlar. Şöfor dörtlüleri yakar. Reflöktörleri kor. Krikoyu vurur. Tekeri söker. Bir deli de bunu izlemektedir. Aksilik ya takar sağlam lastiği, derken bijonlar hoop lagara. Uğraşır ölçer biçer bijon imkanı yok. Deli: -Ne o birader, hayrola? der. -Bi git yaw işine der. -Tamam sen bilirsin der deli. Adam üzülmesin diye. Bijonlar der. Lagara düştü. Kaldık der. 30 km yürünmez ki. -Kaç tekerin var der deli -4 -Al her tekerden 1 bijon idare et. Adamın çok hoşuna gider bu fikir. Her tekerfen 1 er bijon alır. Takar. Krikoyu alır. Reflektöre giderken delinin hâla baktığını görür. -Sağol hemşerim. Benim bile aklıma gelmedi. Sen burda ne iş? -Oğlum biz burda gelilikten yatıyoz. Salahlıhdan değil. :)
fıkranın devamı

Bir tıp üniversitesinde bir gün öğretmen bir soru sorar:


- Bilin bakalım benim bakalım bende 12 cm olan nedir? der ve sınıfta gülüşmeler başlar. Sınıfın tepkisini dindiren hoca, bir öğrenciyi tahtaya çağırır ve aynı soruyu tekrar sorar. Öğrenci elbette gülüşmeye devam eder. Hoca öğrenciye oturmasını sözler ve not alır. Ardından bir öğrenci ayağa kalkar ve cevabı bulduğunu söyler.

- Evet, cevabını duyalım.
- Sizde 12 cm olan, onikiparmak bağırsağıdır.
- Aferin,der hoca. Ve merak edenler için söyleyim, güldüğünüz şey 25 cm.

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, bahçesindeki tadı bal gibi olan o güzelim incirlerini toplar. Satmak için pazara götürür.


- Bal bunlar bal!!! Bal gibi incirler! diye bağırmaya başlar.

O sırada bir kadın çıkagelir. Hoca'ya:

- Hoca Efendi, Ben komşunuz falanın karısıyım. Eğer veresiye verirseniz alayım... der.

Hoca razı olur. İncirleri tartar. Bu arada nezaket olsun diye kadına da bir tane uzatır.

- Hanım! İncirlerim çok güzeldir. Ye de tadını gör! 

Kadın uzatılan inciri almak istemeyerek:

- Teşekkür ederim Hoca Efendi! Oruçluyum. Altı yedi sene evvel hastalanmış ve orucumu hozmuştum. Bugün borcumu ödüyorum!... der. Bunu duyan Hoca:

- Haaaaa!! Öyle mi? Öyle ise Hanım bana gücenme. Ben de veresiye verecek mal yok! Allah'ın alacağını altı yedi senede ödeyen, benim alacağımı kim bilir ne vakit verir? der ve kadına incir satmaktan vazgeçer.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, insanları tanımanın bir yolunun da alışverişten geçtiğini bilir. Kişileri ele alırken onların Allah'ın emirlerini ne kadar yaptığını gözler. Çünkü hakikaten Allah'tan korkan ve ibadetini yapan, kul hakkına da dikkat edecek, borcuna vefa, tartıda hile yapmama, verdiği sözde durma gibi hasletleri de olacaktır.

* "Hırsız, cesaret göstereyim derken, hırsızlığını söyler." Kadın, Hoca'ya dindarlığını göstermek isterken önceki borcunu daha yeni ödediğini ağzından kaçırır.

Bu hikayedeHoca, oruç tuttuğunu, namaz kıldığını, babasının hoca olduğunu söyleyerek insanları kandırmaya çalışan açıkgözlerin tehlikesine dikkat çeker. Bu gibi fırsat düşkünleri, sizin nezdinizde kendilerine bir "prestij" sağlamayı umarlar. Fakat unutulmamalıdır ki kişinin kendisinin samimiyeti ve doğruluğu herşeyden önemlidir. Çünkü mezara herkes yanlız girecek ve hesabını yanlız verecektir.

RESİMLİ NASREDDİN HOCA - MÜRŞİDE UYSAL

fıkranın devamı

Bir gün arkadaşlardan biri güzel bir kızla tanışır ve ilişkiye başlarlar. İlişkileri ilk başta güzel gider. Beraber güzel zaman geçirirler, şakalaşırlar..Ama ilerleyen günlerde arkadaşlarla toplanıldığında, kızdan ayrıldığını arkadaşlarla paylaşır. Arkadaşları inanamazlar. Meclisten birisi sorar: 


- Hayırdır yahu? Ne güzel geçinip gidiyordunuz. Neden ayrıldınız ki?
- Valla iki aydır kız tutturdu "beni sevmiyorsun da beni sevmiyorsun". En sonunda ikna etti.

fıkranın devamı

Geçen gün karşı binamıza güzel bir kız taşındı. Onu çok beğendim ve tanışmak istediğimi söyledim. Binada yaşayan kız arkadaşlarımla tanışmaları için yardım istedim ve numarasını alabileceklerini söyledim. Böylece onlara da borçlu oldum ve bir kahve sözü verdim. 


Kızlar gitti numarayı aldılar ve bana getirdiler. Ama bundan sonrası şanssızlık. Ben o numaraya şöyle bir mesaj attım, "Merhaba karşı binanızda yaşıyorum ve sizinle tanışmak istiyorum."

Gelen cevap ise oldukça şaşırtıcı oldu:

"Lütfen beni korkutacak mesajlar atmayın, evimizin karşısında morg var." 

fıkranın devamı

Maymun hanımlar aralarında kocalarını çekiştirirler. İçlerinden birisi:


-Benim ki orangutan, insan görünümlü, der. Bir diğeri de:

- Benim kocam da Makaka. Her konuda oldukça becerikli, eli yatkındır, der. Üçüncü kadın:

- Benimki de timsah. Demir, soğuk, gerçekten de bir timsah, der. Şaşkınlıklara bakan kadınlara:

- En azından denize gidiyor, der.

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, güzel ahlaklı, alim, sevecen ve hazırcevap nadir şahsiyetlerden birisidir.


Hoca'nın sorulan her soruyu soranın aklına göe cevaplaması meşhurdur.

Hocanın, her sorunun altından kalktığını duyan adam;

- Hoca, benim soruma ceap bulamaz, diye öğünür ve kalabalıkta sağdan sola, soldan sağa koşuşan insanları görünce Hoca'ya;

- Hocam!!! Bütün bu insanlar evlerinden çıkınca ne diye hep aynı yöne gitmezler? Kimi o yana kimibu yana gider? diye sorar.

Hoca cevabı hemen yapıştırır:

- Efendi, efendi!!! Bilmez misin herkes aynı yöne gitse dünyanın dengesi bozulur, bir yana devriliverir.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca'ya herkes çekinmeden soru sorardı. Bazen de alay etmek, küçük düşürmek maksadıyla soran da olurdu. Fakat Hoca, ona bahşedilen pratik zekasıyla her zaman bu soruların altından kalkmasını bilirdi.

Hoca'nın sorular karşısındaki tavrı da çok önemlidir. Sabırlı, güler yüzlü ama muhatabın anlayacağı dildendir.

* Bir insanın zekası, verdiği cevaplardan değil, sorduğu sorulardan anlaşılır.

Aslında insanların farklı düşünmesi, farklı yere gitmeleri, gerçekten bir denge unsurudur. Bu farklı gidiş gelişler toplumun devamı ve gelişmesi için gereklidir. Bu farklılıkda rahmettir ve denge unsurudur.

fıkranın devamı

Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar.Köylü padişahı layıkıyla ağırlar. Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil hediyem olsun" der ve gider.Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.Hocaya: -Hocam perişan olduk bizi kurtar.Biz bu file bişey yapsak padişah kellemizi alır derler.Hoca: -Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der.Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.Timur: -Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.Hoca: -Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.Padişah: -Eeeee ne olmuş file? Hoca: -Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz.
fıkranın devamı

Bir Gün Adamın 3 oğlu 1 kızı varmış. bi Gün kahveye gidmiş herkeze benden çay diye bağırmış! adam gelip sormuş neden ne oldu demiş oda demişki çocuğum evlendi adam sormuş ee normaldir oda demişki gelin çok iyidi bana verdi cocuğuma verdi 2 cocuhuma verdi çiko varya çiko ona bile verdi 1 gün geçmiş aradan gene demiş herkese benden çay adam gelmiş gene ne oldu oda demişki cocuhum evlendi onun gelinide iyidi büyük cocuğuma verdi ortancıya verdi Çiko var ya çiko ona bile verdi Diğer gün gelmiş Ağlayarak demiş ne oldu oda demiş Kızım evlendi ee normaldir demiş çaycı hayır demiş adam Damata bi Yarak varmı beni sikti çocuğumu sikti diğer cocuhumuda sikti çiko varya çiko Öldüüü :D
fıkranın devamı

bir gün nasrettin hoca ile karısı yatıyorlarmış.karısı kalkmış demişki hoca kalk kalk buzdolabımı kaçırıyorlar hoca boşver yenisini alırız demiş kadın tekrar kalkmış hoca hoca bulaşık makinamı çalıyorlar demiş nasrettin hoca boş ver yenisini alırız demiş kadın tekrar kalkmış demişki hoca hoca kalk beni kaçırıyorlar demiş hocada boşver yenisini alırız demişşş
fıkranın devamı

Mertle annesi yürüyorlardı mert yerde bi para bulmuş annesine demişki anne yerdeki parayı alabilirmiyim demiş.annesi demişki yerdeki şeyler alınmaz demiş.biraz daha yürüyüş Lee mert yerde bir kalem bulmuş annesine anneciğim yerdeki kalemi alabilirmiyim diye söylemiş annesi demişki yerdeki şeyler alınmaz demiş biraz daha yürüyüş ler bir süre daha yürüyüş ler .annesi yere düşmüş annesi demişki oğlum beni kaldırsana demiş mert demişki anne yerdeki şeyler alınmaz demiş.........
fıkranın devamı

bir akşam nasrettin hocanın evine hırsız giriyor buzdolabını çalıyor, nasrettin hovanın karısı: - bey yetiş buzdolabını çalıyorlar !!! demiş. Nasrettin Hocada : - boşver yenisini alırız.demiş yine hırsız girmiş halıyı çalmışlar. karısı: - bey halıyı çalıyorlar !!! demiş. N. Hoca: - boşver yenisini alırız.demiş. yine hırsız girmiş bu seferde Nasrettin Hocanın karısını çalıyorarmış. N.Hocanın karısıda: - bey yetiş ! beni kaçırıyorlar !!! demiş Nasrettin hoca : - boşverr yenisini alırız demiş
fıkranın devamı

ayşe melikeye demiş ki: - ders demek 45 dak. işkence demektir,öğretmen ise bilgecan dede zil sesi cankurtaran sesi bahçe cennete gezinti demektir. melikede : - benimde matematiğe bir sözüm var. ayşe: - ney çabuk söyle melike : - sevgili matematik artık büyü e kendi problemlerini kendin çöz !
fıkranın devamı

Nasrettin Hoca'nın kadılık yaptığı zamanlarda hocya biri gelip: -Hocam, demiş. Bir kazayla sizin inek benim ineği boynuzlayıp öldürmüş.Ho- ca da: - Hayvandır yapar boşver gitsin demiş. Adam: -Peki tamam hocam ama ben yanlış söyledim ölen inek sizin ineğinizdi demiş. Hoca kabaca: -Haaa o zaman işler değişir bakalım kara kaplı defter ne diyor, diye karşılık vermiş.
fıkranın devamı

Öğretmen sınıfta uyuyakalmıştı. Uyanınca hatasını örtbas etmek için, rüyalar ülkesinin kralıyla randevum vardı, dedi. Ertesi gün uyuyakalan bir öğrenciyi sopayla uyandırıp: - Sınıfta nasıl uyursun, diye bağırdı. Öğrenci de kendini savundu: - Benim de rüyalar ülkesi kralıyla randevum vardı. Öğretmen, kralın ne dediğini sordu. Öğrenci cevapladı: - Kral, ben sizin öğretmeninizi dün hiç görmedim, dedi!..
fıkranın devamı

babası çocuğun elinde karneyle gezdiğini görür getir bakalım karneyi babası şaşırdı nerdeyse hepsi zayıf bu karne benim değil senin
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca'nın evine hırsız girmiş.Karısı bağırarak:Hoca eve hırsız girdi masayı çaldı demiş. Hoca:Boşver yenisini alırız demiş. Ertesi gün aynı hırsızlar yine eve girmişler Hoca'nın karısı:Yine hırsızlar geldi bu sefer kavuğunu çaldılıar demiş. Hoca:Boşver yenisini alırız demiş.ertesi gün bir daha hırsız girmiş bu sefer Hoca'nın karısını kaçırmışlar. Hoca'nın karısı:Hoca beni kaçırıyorlar demiş. Hoca:Boşver yenisini alırız demiş.
fıkranın devamı

Bir erkek sarışının yanına gelerek fıstık der. Kadın yoluna devem eder .Sonra adam yine gelerek fıstık der..... Kadın sinirlenerek benim kabuğum varmıki fıstık oluyum .............. :))))))))
fıkranın devamı

Rusun vahtında zaten 3-5 model araba varmış. Onlarada herkes sahip olamazmış. Neyse ukraynanın Zaparovşik yada ona benzer bir vilayetinde sakatlar için bir araba üretiyorlarmış Ona Azerbaycanda zapı derler. Küçük güzel hoş bir araba aslında ama hele rusun vaxtı bitenden sonra çok ucuza satılan ve genelde hiç tamir edilmediği için kırık dökük bir arabadır. Neyse Rusun vaxtı bitenden sonra ilk yıllar Azerbaycanda en lüks arbalar şissot dur. Rusça 600 demek kısacası mercedes 600 neyse bir gün sivetaforda trafik lambasında şissot gelir kırmızı yandı diye durur. Birden küüüt arkadan bir şey vurur. Düşer aşağı hırsla gelir. Arkaya bakar bir zapı gelip daldan (arkadan) vurmuş. Tutar şöförü çeker alır. Birkaç sille neyse zapı şöförü atam sensen anam sensen bağışla vallah pulum yoktur. Neyse adam zengin bir ikide vurunca rahatladı. Yahçı yahçı danışıp durma yeri get. der biner maşına. Hadiii bir kaç dakika sonra ikinci svetafor. Daldan küüüt. Bir hırsla düşer gene aynı zapı şöförü kızar bağırır çağırır. Neyse oda aynı hikaye sen allah atam bağışla pul yohdur. şudur. budur. bağışlar. Biner arabaya bir kaç dakika sonra 3 cü svetafor. kırmızıda durmaya kalmadan daldan bir ses daha küüüüt. Adam çıldırmak üzere tam elini atar kapıya gözü ilişir güzgüye (maşının aynası) dalda bir zapı camda bir adam kafasını elini çıkarmış ön tarafa el edip sesleniyor. Gardaaşşş (kardeş) Narahat olma (rahatsız olma) menem men (benim ben)
fıkranın devamı

bir erkek sa rışının yanına gelerek fıstık der. kadın yolunadevem eder .sonra adam yine gelerek fıstık der..... kadın sinirlenerek benim kabuğum var miki fıstık olim..............
fıkranın devamı

2 Sevgili futbol seçmelerine gidiyorlarmış ama çocuğun kız arkadaşının baldırları çocuğunkinden daha kaslıymış kız daha hızlıymış ve az da olsa tek tük bıyıkları varmış kızın kol kasları baya iyiymiş çocuk ise tam tersi. gitmişler futbol seçmelerine teknik direktör söylemiş yardımcılarına sıra şu çocukta o gelsin diye yardımcı gitmiş çocuğa demişki ablacım erkek arkadaşınızı alıcaz şimdi demiş çocukta bunun üzerine hocam onu değil beni alacaksın....
fıkranın devamı

MERTLE ANNESİ YÜRÜYORLARMIŞ. MERT YERDE BİR PARA BULMUŞ .ANNESİNE "ANNECİĞİM YERDEKİ PARAYI ALABİLİR MİYİM?" DEMİŞ .ANNESİ DE" OĞLUM YERDEKİ ŞEYLER ALINMAZ" DEMİŞ. BİRAZ DAHA YÜRÜMÜŞLER . MERT YERDE BİR KALEM BULMUŞ. ANNESİNE"YERDEKİ KALEMİ ALABİLİR MİYİM? DİYE SORMUŞ. ANNESİ "HAYIR OĞLUM YERDEKİ ŞEYLER ALINMAZ" DEMİŞ .BİRAZ DAHA YÜRÜMÜŞLER. BİR SÜRE SONRA ANNESİ YERE DÜŞMÜŞ. OĞLUNA "OĞLUM BENİ KALDIRSANA "DEMİŞ. MERT "HAYIR ANNE YERDEKİ ŞEYLER ALINMAZ" DEMİŞ.........
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama