Bilmem Fıkraları

loading...

Kameri takvime göre ramazan hilâli görününce oruca başlanır. Şevval ayı hilâli görününce bayram yapılır.Eskiden ayın ne zaman...
fıkranın devamı

Gereksiz sorular sorup, gereksiz tartışmalar çıkaran bir zındık Akşehir’e gelmiş.- “Bu Şehrin en büyük âlimi ile ...
fıkranın devamı

Hoca gezmeğe gittiği bir kasabada Cuma namazını kılmış. Kalabalıkla beraber camiden çıkarken yoldan geçen bir adam yanına yak...
fıkranın devamı

Bir İranlı, memleketinden gelen mektubu Hoca’ya vermiş:- “Hocam” demiş, “şunu bir okuyuver.”Hoc...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca Konya’da akşam namazından çıkmış, yatsıya kadar biraz çarşıda gezinmek istemiş. Tanımadığı kellifelli bi...
fıkranın devamı

Aklı sıra Nasreddin Hoca’yla eğlenmek isteyen biri Hoca’ya sormuş.- “Yeni ay girince eski ay’ı ne yap...
fıkranın devamı

Birisi, Hoca’ya- “Evim hiç güneş görmüyor” diye yakınmış.- “Tarlan görüyor mu?” demiş Hoca.- &#...
fıkranın devamı

Bu Pomak fıkrasının tadına varabilmek için, Pomaklar hakkında şu asgari bilgiye ihtiyaç bulunmaktadır: Pomaklar, Osmanlılar devrinin onyedinci yüzyılından sonra Müslüman olmuş Bulgarlardır. Müslümanlıkları yanında bir Bulgar şivesi olan dillerini de kullanmaya devam etmişlerdir. Müslüman olmalarından dolayı, Balkan göçleri sırasında bir kısım Pomaklar da ülkemize gelmişlerdir.
fıkranın devamı


Laz gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye girmiş. İş ilanında üniversite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
- Hoşgeldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?
- Üniversite mezunu değilim.
- Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız.
- Yabancı dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
- Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.

fıkranın devamı


Adam doktorun karsisinda biraz da mahcup bicimde:
- Maalesef artik kocalik vazifelerimi yerine getiremiyorum, demis, bir cinsel gucsuzluk icinde hissediyorum kendimi. Acaba benim durumuma bir care bulunabilir mi?..
Doktor:
- Viagra, demis, duymadiniz mi Viagra diye bir hap cikti. Tahtakale'de tanesi 20 dolardan satiliyor. Hemen Viagra'ya muracaat...
Adam mutluluktan ucarak cikmis muayenehaneden. Dogru Tahtakale'ye... Tesaduf bu ya...
Doktor bir hafta sonra ayni adama yolda rastlamis...
- Ne oldu beyefendi nasil sonuc? Kariniz artik memnun mu?
- Bilmem, demis adam, daha eve gitmedim ki...

fıkranın devamı


Doktor muayene saatini sonuna doğru kapıyı açıp, salonda sohbet eden bir hanımla bir bey gördü. Buyurun ikiniz de dedi. İkisi de muayene odasına girdiler, doktor:
-Soyunun, dedi.
Adam soyunmaya başladı, biraz tereddütten sonra kadın da kızara bozara ve sinirlenerek soyundu. Soyunmaları bittikten sonra doktor adama:
-Bayan hep böyle sinirli midir?
-Vallahi bilmem... Ben de ilk defa görüyorum kendisini.

fıkranın devamı


Temel cok karli bir is olarak düsündügü icin tavukculuk yapmaya karar vermisti.Ilk olarak elli tane civciv alip ayaklarindan topraga gömer.Güzelce gübreleyip sular fakat iki gün sonra civcivlerin hepsinin öldügünü görür.


Yaptigi yanlisin farkina varan Temel elli civciv daha alip bu seferde kuyruklarindan topraga gömer.Ayni sekilde gübreler, sular fakat nafile bu civcivlerde ölür.Ne yapacagini sasiran Temel, Ankara"da tavukculuk egitimi gören,amcaoglu Idris"e durumu yazip yardim ister.Birkac gün sonra Idris"in cevabi gelmisti,


"Sevgili amcaoglum Temel, yazdiklarini okuyup, anladim. Fakat dogru bir teshis koyabilmem icin bana bir miktar toprak numunesi gönderirsen sevinirim."

fıkranın devamı


İki mühendisin yolu afrikaya düşer. orada zenci yamyamlar bu iki mühendisi esir alırlar. yamyamların reisi mühendislerden birine sorar:
- ölüm mü mokoko mu?
mühendis çok kısa düşünür ve ölmektense mokokoyu tercih eder. fakat mokoko ne demek bilmemektedir.
daha sonra 2.05 boylarında iki zenci gelir, mühendisi alır ve tecavüz ederler.
sonra reis döner ve diğerine sorar:
- ölüm mü mokoko mu?
mühendis şereflice ölmeyi tercih eder.
- tabiiki ölüm!
yamyamların reisi komutunu verir:
- ölene kadar mokoko!!

fıkranın devamı


Murat 131 aracın biri otobanda giderken benzininin bitmesi sonucu araç yerinde kalır aracın sahibi otobanda otostop yapmaya başlar tam o sırada mercedes marka bir arac murat 131 aracın yanında durur ve hayırdır kardeş der.:murat 131 aracın sahibi benzinim bittide size zahmet 20-30 km.ileride bir benzin istasyonu var giderken aracımıda çekermisiniz der. Mercedes aracın sahibi olur fakat ben buraları bilmem benzin istasyonuna yaklaştığımızda bana sellektör etki aracınızın farkına varayım ki benzin istasyonuna sizi bırakayım der. Murat 131 aracın sahibi aracını mercedese iyice halatla bağlar ve yola koyuyurlar.yaklaşık 10-15 km.giderken başka bir mercedes araba murat 131 mercedes arabaya yaklaşarak hız yapmaları için dalga geçer şeklinde murat 131 aracı çeken mercedes arabanın şöförüne hareket eder.bunu gören şöför dayanamayarak gaza basar ve murat 131 aracın varlığını bile unutur.(Bunun üzerine murat 131 arac benzin istasyonuna yaklaştığında boyuna sellektör eder.Bu sellektörleri murat 131 aracını çeken mercedes şöförü farkına varmaz.) Helikopterle trafik kontrollerini yapan trafik polisleri görürki 2 mercedes otobanda kapışmış ve süratlanmışlardır bunu derhal amirlerine haber verir amirim otoban yolunun üzerinde uçuyoruz fakat 2 mercedes kapışmış ve süratlı bir şekilde gidiyorlar demiş. Amirin cevabı olabilir orası otobandır karışma yetkimiz yoktur. demiş Trafik polisi tekrar ama amirim.: İKİ MERCEDES KAPIŞMIŞ GİDİYORLAR FAKAT ARKALARINDA BİR MURAT 131 ARACA BOYUNA SELLEKTÖR ETMESİNE RAĞMEN BU MURAT 131 ARACINA YOL VERMİYORLAR demiş.

fıkranın devamı


Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis:
-"Baba, meraba. Ben Lale...."
-"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."
-"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."
-"Hayirdir? Bi sorun mu var?...
Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir:
-"N'ooldu kizim? Anlatsana..."
-"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."
-"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..."
-"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim."
-"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye, hemen bosanin..."
-"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...."
-"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
-"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini."
-"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..."
-"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..."
Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:
-"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."
-"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya...."
Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inleyerek konusmaktadir:
-" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..."
-"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..."
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir:
-"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...."
-"O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..."
-"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..."
-"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..."
Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir.
-"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver bakiyim..."
-" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yaninda..."
-"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...."
-"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..."
Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar:
-"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi söylemek için aramistim..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:
-"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil, tatli canin sagolsun senin...."

fıkranın devamı


Bir gece hoca karisi ile konusurken söyle demis :
“Yarin hava yagmurlu olursa oduna, açik olursa tarlaya gidecegim.”
Karisi çikismis :
“Efendi insallah de!”
Hoca hiddetlenmis :
“Niçin insallah diyeyim hatun? Iki isten biri mutlaka olacak, ya o, ya bu!”

Ertesi gün hava yagmurlu oldugu için ormana gitmek üzere sabahleyin erkenden evden çikmis, biraz gittikten sonra yolda bir sipahiye rast gelmis. Atin üzerindeki sipahi seslenmis Hoca ‘ya :
“Bana bak baba! Filan köye nerden gidilir?”
Hoca da ilgisiz bir tavirla cevap vermis :
“Bilmem!”

Sipahi yoluna devam etmek isteyen Hoca ‘yi birakmamis ve kamçiyla birkaç defa siddetle vurduktan sonra bagirmis :
“Seni gidi hain herif seni! Bilmezsin ha! Çabuk düs önüme! Sen beni ta o köye kadar götüreceksin!”

Hoca bu emri yerine getirmezse basina neler gelecegini düsünerek sipahinin önüne düsmüs ve hayli uzakta bulunan köye kadar götürmüs. Fakat vakitte bir hayli geç oldugu için artik ormana gidememis, dogruca evine gelmis. Kapiyi çalinca karisi içerden seslenmis :
“Kim o ?”
Hoca da suçlu suçlu karsilik vermis :
“Insallah benim hatun, aç kapiyi!”

fıkranın devamı


Birisi Hoca'ya is olsun diye,Hocam ayin üçü mü,dördü mü ?diye sormus. Soranin maksadini bildigi için de Hoca:Bilmem,alip sattigim bir sey degildir... demiş.

fıkranın devamı


Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyo, bi gun bi amerikaliyi aliyor basliyolar gezmeye .. turist falanca sarayi goruyor .
- "Bu ne kadar zamanda yapilmis diyor" Temelde: "5 yilda diye cevap veriyor "... herif:
- "Yazik bizde olsa 1 yil .." biraz sonra filan camiyi goruyo
- "Bu nekadar zamanda yapilmis" diye soruyor .. Temelde ...
- " 2 yil" diye cevap veriyor ... turist:
- " Yazik be bizde olsa 3 ayda biterdi" diyor. Temel uyuz oluyo duruma .. biraz sonra bi tarihi yapi daha goruyolar..gene soruyor turist.. Temel..2 ay diyor, adam gene yazik be bizde olsa 1 haftada biter, diyor. Temel iyice killaniyor, tam o sirada bogaz koprusunun altina geliyor.. adam yukariyi gostererek bu kopru ne kadar zamanda yapildi diyor.. Temel saskin saskin bakislarla kafayi kaldirip ..
- "hangisi ? bu mu? bilmem, bu dun burda yoktu daa.."

fıkranın devamı


Çok güzel bir sarisinin otomobilinin lastigi patlamisti.
Arabayi yolun kenarina çekti ve beklemeye basladi, birkaç dakika geçmeden, yoldan geçen baska bir araba durdu,
içindeki adam indi, büyük bir nezaketle sarisina;
- Yardima ihtiyaciniz var mi? diye sordu.
Sarisin :
- Bilmem ki, arabamin lastigi patladi...
Adam hemen aletlerini toparladi, arabanin tekerlegini çikardi, kan ter içinde lastigi tamir etti ve yeniden yerine takti.
Sarisinla konusa konusa iyice ahbapligi ilerletmis, sira randevu istemeye gelmisti :
- Acaba sizinle bir daha nerede görüsebiliriz?
Kadin, çapkin bir ifade ile cevap verdi :
- Valla bilmem ki.. Arabamin lastigi bir daha ne zaman patlar.

fıkranın devamı


Adamın biri gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye girmiş.
İş ilanında üniversite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
- Hoşgeldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?
- Üniversite mezunu değilim.
- Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız.
- Yabancı dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
- Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.

fıkranın devamı


Cennetin kapısında görevli melek yeni vefat etmiş adama: - "Üzgünüm ama seni içeri alabilmem için bana hayattayken yaptığın iyi bir şeyi anlatmalısın." Adam biraz düşünmüş ve: - "Bir grup serserinin yaşlı bir kadının çantasını almak istediklerini gördüm. Ben de kadını kurtarmak için yanlarına gittim. Başlarındaki çocuğun motorunu devirip, çocuğun yüzüne tükürdüm. Yanındakilere de yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu söyledim." - "Ya bu ne zaman olmuştu?" - "Yaklaşık üç dakika önce.."

fıkranın devamı


Günün birinde üç kadın ormanda yürürlerken karsılarına büyük ve vahşi bir nehir çıktı. Ama nehrin karşi kıyısına mutlaka geçmeleri
gerekiyordu.

Peki bunu nasıl başaracaklardı?

Birinci kadın, dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya dua etti: "Tanrim, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver!"
Pppppfffffuuuuuffffff....
Tanrı ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi. Böylece nehrin karşı
kıyısına geçebildi. Ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma
tehlikesi geçirdi. Ama, başarmıştı!!!!

Bunu gören ikinci kadın da Tanrıya dua etti:Tanrim lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli
aracı ver!"
Pppppfffffuuuufffff.......
Tanrı ona bir tekne verdi ve o da nehrin karşı kıyısına geçmeyi
başardı, ancak birkaç kez teknenin alabora olma
tehlikesiyle karşilaştı..

Tüm bu olan bitenleri izleyen üçüncü kadın, dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya yalvardı: "Tanrım,lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç, araç ve zekayı ver!"
Ppppppfffffuuuuffff.....
Tanrı kadını bir erkeğe dönüştürdü... erkek haritaya baktı.... Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü ve köprüden karşıya
geçti....



fıkranın devamı


Uçağın havalanmasını beklerken adamın yanında oturan diğer yolcu, adama
dönmüş ve
- Biliyor musunuz, bir yerde okumuştum eğer yolculuk esnasında yanınızdaki
ile sohbet ederseniz, seyahat süresi daha kısa geliyormuş insana.
Kucağındaki kitabı okumak üzere yeni açmış adam, kitabı yavaşça kapatmış
ve adama;
- Hangi konuda sohbet etmek istersiniz?
- Bilmem ki, nükleer enerji konusunda konuşmak ister misiniz?
- Olabilir, bu ilginç bir konu olabilir ancak nükleer enerji konusuna
girmeden önce size başka bir soru sorayım. Bir at, bir inek ve bir keçi,
üçü de ot yiyerek
beslenmelerine rağmen, keçi misket şeklinde, inek sıvı şeklinde, at ise
kurutulmuş ot şeklinde dışkılar. Sizce neden?
Sohbet etmek isteyen adam, hayretle bakmış;
- Hiçbir şey aklıma gelmiyor, bilmiyorum.
Kitabını okumak isteyen adam;
- Hiç bir boktan anlamiyorsun da, ne demeye nükleer enerji konusunda
sohbet etmek istedin ki?..


fıkranın devamı


İshal olan Temel hastaneye gitmiş. Doktor dahiliye servisine sevk etmiş.

Ancak evrak karıştığı için Temel'i psikiyatriye yatırmışlar.

Bir süre sonra, sevki yapan doktor Temel'e rastlamış:

"Yahu sen ne arıyorsun psikiyatride?"

"Bilmem, buraya yatırdılar işte..."

"Peki ishalin geçti mi?"

Temel'den yanıt:

"Yoo, aynen devam ediyor ama artık kafama takmıyorum.

fıkranın devamı

Uçağın havalanmasını beklerken adamın yanında oturan diğer yolcu, adamadönmüş ve- Biliyor...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama