Bilmeyenler Fıkraları

loading...

Nasreddin hoca, bir gün halka vaaz vermek için kürsüye çıkar. Canı pek konuşmak istememektedir. Camideki cemata:


- Ey cemaat, sizlere ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?.. der. Camidekiler hep bir ağızdan cevap verirler:
- Bilmiyoruz.!

 Bunun üzerine Hoca:

- Madem bilmiyorsunuz, ben de boşuna konuşmak istemem, der ve kürsüden iner. 

Bir hafta sonra Hoca kürsüye çıkar ve aynı soruyu sorar. Camidekiler bu kez:

- Biliyoruz! diye cevap verirler.

Bunu duyan Hoca:

- Madem biliyorsunuz, benim tekrar etmeme hiç gerek yok, der ve kürsüden iner gider.

Hoca'nın bu söz ve davranışı karşısında cemaat şöyle bir karar alır. Hoca, bir daha soracak olursa bazıları " Biliyoruz " diyecek, bazıları da " Bilmiyoruz " diyecek.

Bir hafta sonra Hoca kürsüye tekrar çıkar. Cemaate aynı soruyu sorar:

- Bugün size ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?

Cemaat, anlaştıkları üzere bir kısmı " Biliyoruz " derken, bir kısmı da " Bilmiyoruz " diye cevap verir. O zaman Hoca şöyle söyler:

- Madem ki içinizde bilenler var. O halde bilenler bilmeyenlere anlatsın. 

ÖĞÜTLER

* Nasreddin Hoca, insanların hatalarını kendine yaraşır tatlı bir üslup ve espriyle düzelten bir eğitimcidir.

* Hoca, bu hikayede dinleme ve anlama sanatını bizlere çok çarpıcı bir örnekle anlatmaktadır. Nasıl ki güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel dinleme ve anlama sanatı vardır.

Hocamız bu hikayesinde, etkisiz ve tepkisiz kendisini dinleyen insanları, iyi bir dinleyici yapmak için hikayedeki metodu denemiştir.

* Konuşmak bir ihtiyaç ise, dinlemek de bir sanatır.

Herkes, iyi bir hatip olmasa bile iyi bir dinleyici olabilir. İyi bir dinleyiciyi herkes takdir eder. Arkadaş, dost edinmenin ve başarılı olmanın yolu iyi bir dinleyici olmaktan geçer.

İyi bir dinleyicinin özellikleri:

1- Konuşmacıyı dikkatle dinlemek
2- Konuşmanın ana fikrini iyi kavramak
3- Konuşmacıya ilgiyle dinlenildiğini hissettirmek
4- Mümkünse yazılı not almak
5- Hatibi boş ve duyarsız değil, sessiz, dikkatli, terbieli, hoşgörülü ve uyanık dinlemek
6- Hatibin sohbetini, ko nuşma sonrasında diğer insanlarla değerlendirmek

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, elinde avucunda birşey olmadığı günlerde yolu pazara düşer. Canı da un helvası istemektedir. Ama un, yağ, şeker, alacak parası yoktur. Dükkanın birinin önünden geçerken çuvallar dolusu unları, şekerleri görür. Tezgahın yanında duran yağlara gözü ilişir.


Dayanamayarak dükkana girer. Sahibine;

- Un var mı? Dükkan sahibi:
- Var.
- Şeker var mı?
- Var.
- Yağ var mı?
- Var.

O zaman hoca içini çekerek şöyle der:

- Be mübarek adam, madem ki un , yağ, şeker var. O halde neden helva yapıp yemiyorsun.

ÖĞÜTLER

Nasreddin Hoca, herşeye sahip olduğu halde, bu nimetleri değerlendirmesini bilmeyenlere mesaj sunuyor.
Elde varken değerlendirmeli, hem kendimiz hem ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıyız. "Varlık içinde yokluk" yaşamak, insanın hem dünyasını hem ahiretini rezil eder.

Nasıl kı bir at, üzerindeki zengin koşumların farkında olmazsa, vurdum duymaz, zevksiz bir adam da, içinde yaşadığı nimetlerin tadına varmaz.

fıkranın devamı

Nasreddin Hoca , şeytanın hilelerini kürsüden sıkça tekrarlayarak anlatırmış. Cemaatte uygulamasını göremeyince, bir gün vaaz...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca, yazdığı mektupları eliyle götürür, kendisi okuduktan sonra alıcısına teslim edermiş. Bir gün,- “Efendi&...
fıkranın devamı


Temel"e sormuşlar?
-Kaç çeşit insan vardır?
Temel:
-Ha cen 3 çeşit vardır demiş. bunlardan ilki sayı saymayı bilenler, ikincisi sayı saymayı bilmeyenler.

fıkranın devamı


hoca,vaaz için kürsüye çıkar.camideki toplulupa,
-size ne anlatacağımı biliyor musunuz?der.
vaazı dinlemeye gelenler,
-nereden bilelim,bilmiyoruz...derler.
hoca,
-bilmiyorsanız,ne diye boşuboşuna anlatayım...diyerek kürsüden inip gider.
bir başka zaman yine camiye vaaza gelir,kürsüye çıkar.yine topluluğa sorar:
-sizew ne anlatacağımı biliyor musunuz?
geçenkinden ders aldıklarından,
-biliyoruz...derler.
o zaman hoca,
-biliyorsanız,ne diye anlatayım boşboşuna...deyip yine kürsüden inip gider.
yine bir gün vaaz için gelir camiye,kürsüye çıkar.aynı soruyu sorar:
-ey dinleyiciler.size ne anlatacağımı biliyor musunuz?
vaazı dinlemeye gelenler,önceden sözleşip öğütleştikleri üzere şöyle derler:
-kimimiz biliyoruz kimimiz de bilmiyoruz.
hoca,
-öyleyse,der,boşuna zamanınızı almayayım da işten güçten kalmayın.bilenler,bilmeyenlere öğretsin...



fıkranın devamı


Temel bir konferansta konusma yapiyormus :
- Insanlar üçe ayrilir. Sayi saymayi bilenler ve bilmeyenler...

fıkranın devamı


Temel'e sormuslar?
-Kaç çesit insan vardir?
Temel:
-Üç çesit vardir demis. bunlardan ilki sayi saymayi bilenler, ikincisi sayi saymayi bilmeyenler.

fıkranın devamı


Nasreddin hoca bir gün aksehirde camide vaaz vermek için kürsüye çikip:

-Ey cemaat bugün size ne söyleyecegimi biliyormusunuz.Diye sormus.Camideki topluluk:

-Bilmeyiz demisler.bunun üzerine hoca:

-Siz bilmeyince bensize ne söyliyeyim.diyerek kürsüden inmis ve camide kendisini dinlemeye hazirlanan toplulugu yüz üstü birakarak cübbesini giydigi gibi camiyi terk etmis.Hoca ertesi günü yine vaaz etmek için ayni kürsüye çikmis bu sefer yine topluluga ayni soruyu sormus camideki topluluk bu sefer hocayi kaçirmamak için:

-biliriz cevabini vermisler hoca bu seferde onlara:

-Mademki biliyorsunuz o halde benim söylememe ne lüzum var demis ve yine topluluga küserek cübbesini giydigi gibi camiyi terk etmis.Ertesi gün camideki topluluk hacayi vaazdan kaçirmamak için kimisi biliriz.kimisi bilmeyiz demeyi kararlastirmislar.

Hoca ertesi gün vaaz etmek için kürsüye çiktiginda topluluga yine ayni soruyu sormus.Toplulukta daha evvelden kararlastirdiklari gibi bazilari biliriz bazilarida bilmeyiz diye karsilik vermisler.Bu sefer hoca büyük bir ciddiyetle topluluga dönerek onlara:

-Ne âla öyleyse bilenleriniz bilmeyenlerinize ögretsin cevabini vererek yine kürsüden inmis ve cübbesini giyerek camiyi terk etmis.

fıkranın devamı

Bir gün stadyumda en çok kim boşalacak diye yarışma düzenleniyor. Önce alman boşalıyor ve t...
fıkranın devamı

Aylardır barda kendisine asılan yakışıklı gence "Bak tatlım! Seninle seks yapabilmem için
fıkranın devamı

Bir salonda vurma yarışması yapılıyor. en çok akıtan birinci oluyor. İlk önce alman çıkıp ben bir kova doldururum diyor ve dolduruyor, İngiliz ben bir küvet doldururum diyor ve dolduruyor, herkes buna şaşırıyor, sonra temel çıkıp sunucudan mikrofonu alıp şöyle diyor;
- ''lütfen yüzme bilmeyenler salonu terketsin''...

fıkranın devamı

Temel bir konferansta konuşma yapıyormuş:
- İnsanlar üçe ayrılır. Sayı saymayı bilenler ve bilmeyenler.
fıkranın devamı

Bir gün stadyumda en çok kim boşalacak diye yarışma düzenleniyor. Önce alman boşalıyor ve tam 2 litre çıkartıyor. Spiker stadyumdaki seyircilere 2 litre diye söylüyor. Sonra Fransız boşalıyor ve tam 5 litre çıkartıyor. Spiker 5 litre çıktı diyor seyircilere. Bizim Nam-ı Kemal geliyor. Spikerin elinden mikrofonu alıyor ve şöyle diyor:
-Lütfen yüzme bilmeyenler stadyumu terk etsin.
fıkranın devamı

Birgün işeme yarışı yapılıyormuş. Nam-ı Kemal bu yarışmaya katılmış. İngiliz 3 şişe Alman 4 şişe işemiş.
Sıra Nam-ı Kemale gelmiş. Nam-ı Kemal:
Yüzme bilmeyenler dışarı demiş.
fıkranın devamı

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını,halktan beğenmedikleriyerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş.

Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş.

Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş.

Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.

Usta ressam şöyle demiş:

"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün.Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir.

Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma."


fıkranın devamı

Temele sormuşlar?
-Kaç çeşit insan vardır?
Temel:
-Üç çeşit vardır demiş. bunlardan ilki sayı saymayı bilenler, ikincisi sayı saymayı bilmeyenler.


fıkranın devamı

Bir gün stadyumda en çok kim boşalacak diye yarışma düzenleniyor. Önce alman boşalıyor ve tam 2 litre çıkartıyor.Spiker stadyumdaki seyircilere 2 litre diye söylüyor.Sonra fransız boşalıyor ve tam 5 litre çıkartıyor.Spiker 5 litre çıktı diyor seyircilere.Bizim Namık Kemal geliyor.Spikerin elinden mikrofonu alıyor ve şöyle diyor:
-Lütfen yüzme bilmeyenler stadyumu terk etsin.
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama