Borç Fıkraları

loading...

Adamın biri, bir arkadaşına epeyce borçlanmış. İşlerini bir türlü düzeltemediğinden borcunu da ödeyemiyormuş. Alacaklı bir gü...
fıkranın devamı

Bir Akşehirli dostu, Nasreddin Hoca’dan biraz vâdeyle on altın lira borç istemiş.- “Dostum, şu günlerde durumum m...
fıkranın devamı

Çocuklar Nasreddin Hocaya :- “Hoca efendi, Allah insanları niçin yaratmış?“ diye sormuşlar.- “Yokuş çıkmak,...
fıkranın devamı


Kırlangıç ile serçe dost olmuşlar. Birlikte gezip dolaşmaya başlamışlar. Diğer kırlangıçlar önceleri bu duruma ses çıkarmamışlar.Fakat kırlangıç serçeyi yuvasına getirmeye başlayınca işler değişmiş.
Kırlangıcın yuvası ahşap, boş bir evin saçak altındaymış ve burada pek çok kırlangıç yuvası varmış. Serçenin gelip gitmesi, kırlangıçları rahatsız etmiş.
Kırlangıçlar toplanıp bir sözcü seçmişler. Sözcü uygun bir zamanda kırlangıca konuyu açmış ve serçeyi yuvasına getirmemesini söylemiş.
Kırlangıç biraz direttiyse de sonunda genel isteğe boyun eğmek zorunda kalmış.
Bir gece serçe yuvasında uyurken aniden uyanmış. Dalları arasına yuva kurduğu ağaç sallanıyormuş. Uçup çevreyi şöyle bir kolaçan etmiş. O zaman bunun bir yer sarsıntısı olduğunu anlamış.
Aklına dostu kırlangıç gelmiş. Kırlangıcın yuvasına gitmiş, onu uyandırmış.
Kırlangıca diğer kırlangıçları uyandırmasını, ahşap evin sarsıntıdan yıkılabileceğini söylemiş.
Kırlangıç söyleneni yapmış. Son kırlangıç da kaçınca ahşap ev yıkılmış.
Daha sonra kırlangıçlar başka bir evin saçak altına yeni yuvalar yapmışlar ve yaşamlarını borçlu oldukları dost serçenin kırlangıcın yuvasına gelip gitmesine karşı çıkmamışlar.




fıkranın devamı


Adam iş gezisinden evine normalden 1 gün erken donüyormuş.
Hava alanından taksiye binmiş, şoföre demiş ki:
- "Bana bir iyilik yapar mısın.. Ben iş gezisindeydim ve adım gibi
eminim ben yokken karım eve sevgilisini aldı...
Şimdi eve gidelim, ikisi kesin şu an sevişiyorlardır....
Sen de benimle eve girip ben onları basarken
şahitlik eder misin ?" der.
Taksi şoförü teklifi kabul etmiş, eve gelmişler,
yatak odasına çıkmışlar. Işıkları yakıp battaniyeyi yataktan
bir çekmişler ki, kadın hakikaten başka bir adamla yatakta.
Adam hemen silahına davranmış o sırada karısı bağırmış:
- "YAPMA..!!! Bu adam bizim için neler yaptı bir bilsen...
Sana doğum gününde aldığım Corvette'nin parasını kim ödedi sanıyorsun?"
"Ya yeni teknemizin parasını ? Senin sağa sola borçlarını
nasıl kapattık sanıyorsun??? Hep onun sayesinde oldu !!!"
Adam taksi şoförüne dönmüş:
- "Sen olsan şimdi ne yaparsın...?" Taksi şoförü:
- "Valla beyefendi..." demiş.
"Ben olsam bir an önce adamın üstünü örterdim,
malum havalar soğudu bir sürü salgın hastalık kol geziyor."

fıkranın devamı


Bir gün Nasreddin Hoca sehire gelip, bir arkadasiyla birlikte handa kalmis. Gece yarisi arkadasi sormus :

-Hocam, uyudunuz mu?
-Buyurun birsey mi var?
-Biraz borç para isteyeyim demistim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya baslayip:
-Ben uyuyorum! demis.



fıkranın devamı


Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye"nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya"ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa bindi.. Los Angeles"e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri" Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.." derler.. "Kumar mı" dedi, Temel, karısına.."Kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... Allah göstermesin.." Ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi.Temel herşeyini rulet masasında biraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel"de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. Temelin başına gelenleri anlamıştı.



Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı, cebine attı.. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..Çıktı..Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, Tek Kollu Canavar çıktı.Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ...Alet boşaldı adeta.. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü..Gerisi peri masalı.. İki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. İki ay sonra yeni Kalifornıyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı.Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki, önce Los Angele"e, sonra Kaliforniya"ya, sonrada tüm Amerika"ya yayıldı,Temel Pastaneleri... Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerika"nın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastaneleri"nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. Tüm başına gelenleri anlattı..



"Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerika"daki her taşın altına bakacağım.." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... Adı, adresi sizde olmalı zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi temel.. "Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!.."


fıkranın devamı


Temel dar bir ayakkabi almis, giymek icin ter dokuyormus.Dursun bu durumu görünce:



-"Ula Temel niye dar ayakkabi aldun ? "



Temel bir sandalyeye oturup ayakkabilarini çikarirken:



-Tursun bilisun, kiz evlendi ev aldi. Borç baa kaldi, oglan araba aldi,borc baa kaldi. Senun anlican penim borcum girtlaga dayandi.Ben de dar ayakkabi aldum ci çikarttigimda sanki borcum yokmus gibi bir oh çekiyrum."

fıkranın devamı


Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. Gece yarısı arkadaşı sormuş:
- Hocam, uyudunuz mu?
- Buyurun birşey mi var?
- Biraz borç para isteyecektim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp:
- Ben uyuyorum! demiş.




fıkranın devamı


Temel ile Dursun borç para yüzünden mahkemelik olmuşlar.



Hakim Temele sormuş:

-Oğlum, nedir konu anlat bakalım!

-Haçum pey, demiş Temel. Pen ha bu Tursuna geçen sene 100 lira verdum penim paramu bi türlü vermez da.

Hakim Dursuna dönmüş:

-Oğlum, sen ne diyorsun bu iddiaya?

-Kim? demiş, Dursun. Ha o adammu bağa para vermuş? Valla pen oni tanımayrum bile, Haçum bey.

Bunu duyan Temel iyice şaşırmıştır. Dursuna dönerek:

-Tursun, ha sen şimcuk peni tanımaymusun?

-I-ıh, diye baş sallar, Dursun.

-Haçan, sen peni tanımaysan pen seni hiç tanımayrum da.

fıkranın devamı


Kırlangıç ile serçe dost olmuşlar. Birlikte gezip dolaşmaya başlamışlar. Diğer kırlangıçlar önceleri bu duruma ses çıkarmamışlar.Fakat kırlangıç serçeyi yuvasına getirmeye başlayınca işler değişmiş.
Kırlangıcın yuvası ahşap, boş bir evin saçak altındaymış ve burada pek çok kırlangıç yuvası varmış. Serçenin gelip gitmesi, kırlangıçları rahatsız etmiş.
Kırlangıçlar toplanıp bir sözcü seçmişler. Sözcü uygun bir zamanda kırlangıca konuyu açmış ve serçeyi yuvasına getirmemesini söylemiş.
Kırlangıç biraz direttiyse de sonunda genel isteğe boyun eğmek zorunda kalmış.
Bir gece serçe yuvasında uyurken aniden uyanmış. Dalları arasına yuva kurduğu ağaç sallanıyormuş. Uçup çevreyi şöyle bir kolaçan etmiş. O zaman bunun bir yer sarsıntısı olduğunu anlamış.
Aklına dostu kırlangıç gelmiş. Kırlangıcın yuvasına gitmiş, onu uyandırmış.
Kırlangıca diğer kırlangıçları uyandırmasını, ahşap evin sarsıntıdan yıkılabileceğini söylemiş.
Kırlangıç söyleneni yapmış. Son kırlangıç da kaçınca ahşap ev yıkılmış.
Daha sonra kırlangıçlar başka bir evin saçak altına yeni yuvalar yapmışlar ve yaşamlarını borçlu oldukları dost serçenin kırlangıcın yuvasına gelip gitmesine karşı çıkmamışlar.

fıkranın devamı


-150 bin dolar,bir gece!Hasta oğlunun tedavisi için.
(3 gün sonra)
-300 bin dolar,bir gece daha!
-İyi de bizim oğlan iyileştiiiii.
-Olsun hastayım sana!
(6 gün sonra)
-800 bin dolar!Another day in Paradise...
-Ya bişey söyliycem,sen gömü falan mı buldun?Abicim manyak mısın nesin?Hasta oğlum iyileşti diyorum sana anlasana.Dışarı da 1000 dolara afet gibi hatunlar var,niye ben ya?Reyting de bir yere kadar...
(12 gün sonra)
-1,2 milyon dolar!2 gün 3 gece tam pansiyon.
-Görüyorum.Bende full as var,ya sende
(14 gün sonra)
-2.5 milyon dolar;40 gün 40 gece...
-Ya sen en iyisi evlensene benle.Daha ucuza gelir.
-Olmaz bunun havası başka!
(18 gün sonra)
-150 bin dolar...
-Noolmuş 150 bin dolara?
-Şike için Samsunspor'a 150 bin dolar götürdüm ben.
-Bana ne ki?Git Telegol'de anlat bunları.Deli midir nedir?
(1 ay sonra)
-50 bin dolar?Bir saat daha.
-Nooldu?Paralar suyunu mu çekti?İstersen kredi açayım,ne dersin?
(2 ay sonra)
100 MİLYON BORÇ VERSENE

fıkranın devamı


Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı.. pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı..
bir gün karısına
- paraları mezara götürecek halimiz yok. kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim dedi.. Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya'ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar...
temel, neyi var, neyin yok sattı. paralarını dolara çevirdi. bir milyon doları olmuştu. karısını yanına aldı. uçağa bindi.. los angeles'e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. las vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar.
uçak şirketi görevlileri
- buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. yalnız bu kentin las vegas olduğunu unutmayın. kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.. derler..
- kumar mı dedi, Temel, karısına..
- kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... allah göstermesin.. ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. arkası çorap söküğü gibi geldi. temel herşeyini rulet masasında biraktı. rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. hızla tuvalete koştu. tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel'de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. temelin başına gelenleri anlamıştı.
temel
- çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim dedi. kartı aldı, cebine attı.. tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..çıktı.. elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, tek kollu canavar çıktı. parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ... alet boşaldı adeta.. temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü.. gerisi peri masalı.. iki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. iki ay sonra yeni kalifornıyalı temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. elinden gelen tek iş pastacılıktı. parası da vardı. bir pastane açtı. pastaları öylesine tutuldu ki, önce los angele'e, sonra kaliforniya'ya, sonrada tüm amerika'ya yayıldı,temel pastaneleri... bir kaç yıl sonra, temel, amerika'nın en zengin adamları arasına girdi. temel pastaneleri'nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. tüm başına gelenleri anlattı..
- bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse amerika'daki her taşın altına bakacağım..
şirketin genel müdürü sordu
- ama temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... adı, adresi sizde olmalı zaten..
- bana 25 sent veren umurumda değil dedi temel.. ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!..

fıkranın devamı


Biletine büyük ikramiye çikan Temel i üç ay sonra bakkal kasap ve borçlu
oldugu diger esnaf yolda çevirmis.
- Ula Temel, sana büyük ikramiye çiktigi halde üç aydir niye borcunu
ödemeysun?
Temel siritarak yanitlamis :
- Zencun oldi, degisti demesunlar diye...

fıkranın devamı


Zengin ağa eğlence için yalan söyleme yarışı düzenlemiş. Kazanana yüz milyon
verecek. Bir sürü adam gelmiş, hiç biri kazanacak yalanını söyleyememiş.
Temel:
- Penüm pabam sizin pabanızayüz milyon borç vermiş. Paha yüz milyon
borcunuz var.
- Yalan, demiş ağa.
- Yalansa en cüzel yalanı söyledim, yüz milyonu verin, toğruysa pabamın yüz
milyonunu isteyrum...

fıkranın devamı

Temel ile Dursun borç para yüzünden mahkemelik olmuşlar.Hakim Temele sormuş: -Oğlum, nedir k...
fıkranın devamı

Biletine büyük ikramiye çikan Temel'i üç ay sonra bakkal kasap ve borçlu oldugu diger esnaf yo...
fıkranın devamı

Yıllarca Kayserililer ile ermeniler birlikte yaşamışlardır. Birbirleriyle sıkı münasebetleri...
fıkranın devamı

Jack ve arkadasi Bob, kayak yapmaya Kuzeye gitmisler. Bir kaç saat yol aldiktan sonra korkunç bir ...
fıkranın devamı

Genç adamin hayatindaki en büyük istegi bir rolls-royce sahibi olmakmis. Ailesinden kalan mülkle...
fıkranın devamı

Çapkinliklariyla ünlü iki erkek arkadas yillar sonra karsilasirlar. Biri: - Basarili bir isadami ...
fıkranın devamı

Temel dar bir ayakkabi almis, giymek icin ter dokuyormus.Dursun bu durumu görünce: -"Ula Temel niy...
fıkranın devamı

Bir gün Nasreddin Hoca sehire gelip, bir arkadasiyla birlikte handa kalmis. Gece yarisi arkadasi so...
fıkranın devamı

İstanbulun eski devirlerinde azınlıktan bir tüccar Jacob Efendi; nasıl olduysa müslüman bir t...
fıkranın devamı

Cemal Temel'e not göndermiş,-Tün gece meyhanede senden borç istemişdum. O kafayla evet mi dedun...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama