Bununla Fıkraları

loading...

Şehrin amiri silâh taşımayı yasaklamış. Kötü rastlantı, Hoca medreseye giderken kocaman yatağanıyla yakalanmış. Subaşı Hoca&#...
fıkranın devamı


temel birgün 0 km bir otomobil alır ertesi gün aldığı bayiye getirerek ha uşağum puaraba bozuldi der. garanti amacıyla yenisini verirler ertesi gün yine bozulur yine getirir.buna kızan yetkililer temelin yanına bir elaman verir git bununla nasıl sürüyor arabayı bak der. temel ve elaman arabaya binerler... temel şu 1 der hareket eder ve vites yükseltmeye başlar şu 2 şu 3 şu 4 şu 5 der ve şuda roket der geri vitese atar..

fıkranın devamı


Temel bir is icin istanbul'a gelmis.
IETT otobüsüne binmek için siraya girmis, bakmis herkes söföre birsey gösteriyor ve hiç para vermeden geçiyor.
-"Ula bu memleketin enayisi penmiyim, pen de bi kart cöstereyum da para vermeden geçeyim" demis
Aramis taramis, evlilik cüzdanini bulmus.
Sira Temel'e gelince Temel çikartmis söföre evlilik cüzdanini göstermis.
Söförde bunun üzerine Temel'e dönerek:

-"Sen ancak Fadime'ye bedavaya binersin bununla"

fıkranın devamı


Üç mahkum cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste gecirecekleri gunler icin yanlarında tek bir eşya getirmelerine izin verilmistir. Otobuste, biri digerine doner ve sorar:
Eeee sen ne getirdin ?
Diger mahkum bir boya kutusu cikarir ve bununla her şeyi boyayabilecegini soyler.
Ikinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim.
Ucuncu mahkuma merakla sorarlar:
Sen ne getirdin ?
Adı Temel olan üçüncü mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek :
Bu orkidleri getirdim. der.
Diger iki mahkumun kafasi karışır.
Merakla sorarlar :
Bunlarla ne yapabilirsin ki ?
Temel sırıtır ve elindeki kutuyu göstererek,
Kutuda yazdığına göre, bunlarla Ata binebilir, Yuzmeye gidebilir, hatta paten kayabilirmişim.

fıkranın devamı


temel birgün 0 km bir otomobil alır ertesi gün aldığı bayiye getirerek ha uşağum puaraba bozuldi der. garanti amacıyla yenisini verirler ertesi gün yine bozulur yine getirir.buna kızan yetkililer temelin yanına bir elaman verir git bununla nasıl sürüyor arabayı bak der. temel ve elaman arabaya binerler... temel şu 1 der hareket eder ve vites yükseltmeye başlar şu 2 şu 3 şu 4 şu 5 der ve şuda roket der geri vitese atar..(R)...:))

fıkranın devamı


Temel 0 model BMW cekmis altina ,Dursunun yanina gitmis söyle havali havali
" Dursun nasil buldun arabami,bununla Istanbul -Trabzon arasini 3-4 saatte katederum "
Dursun biraz saskin itiraz edecek olmus
" Temel araba güzel hos ama 3-4 saatte imkansiz demis"
Temel iddiaci tabii demis "denemesi kolay simdi yola cikliyorum 4 saat sonra beni Trabzondaki Hüsnü amcanin bakkalindan ara bak nasil orda olacagim"
Dursun" peki " demis deniyelim ,ve 4 saat sonra Trabzonda Hüsnü amcanin dükkani aramis gercektende telefona Temel cikmis biraz havali ,biraz kibirli sekilde "buna BMW demisler yavas bile geldim sayilir demis ,bak Istanbula 3 saatte dönecegim" telefonu kapatmis yola cikmis
5 gün sonra Istanbula varmis Dursun merak ile telasli sekilde sormus " ula Temel nerde kaldun ? "
Temel sinirli ve Hayal kirikligi icinde
"ula Dursun Gevur su dünyanin parasini aldigi arabaya 5 ileri vites koymusta,geri vites te cimrilik yapmis sadece 1 Geri vites koymus

fıkranın devamı


Uzun yillardir görüsemeyen iki Kayseri'li arkadas, bir gün yolda karsilasirlar.Kucaklasip hasret giderdikten sonra biri digerine;
-"Bu kadar zamandir görüsmedik.Aksama yemege bize gel..Yer,içer sohbet ederiz"dedi..
Öteki bir Kayseri'liden beklenmiyecek bu cömertlige sasarak;
-"Iyi ya,gelirim..Yalniz bana adresi ver"dedi..
Arkadasi;
-"Falanca mahalle,filanca sokak"diye tarife basladi.."Iste o sokaga gelince soldaki büyük beyaz kapinin zilini burnunla çalarsin"deyince öteki sordu;
-"Adresi anladim da zili niye burnumla çaliyorum?..
-"Canim bunda anlamiyacak ne var?..Elin kolun hediyelerle dolu olacagi için zili ancak böyle çalabilirsin...

fıkranın devamı


İsrailli güzel casus Suriye'den dönüp İsrail Genelkurmayı'na rapor verir: - Hafız Esad'ın son saldırı planını gece masasından çaldım. Üstelik, bununla kalmayıp oğlunu da hapsettim. Generaller sevinçle haykırırlar: - Harika, oğlunu hemen bize ver, sorguya çekelim. Güzel casus üzgün bir yüzle cevaplar: - İşte bu hemen olmaz, dokuz ay beklememiz lazım...

fıkranın devamı

Adamın biri köyden kasabaya alışveriş yapmak için gider yol bayağı uzun olunca adamda kasaba...
fıkranın devamı

Bardaki taburede oturan kör adamın biri barmene, -"Hey! Bir sarışın fıkrası duymak ister misi...
fıkranın devamı

Protestan kilisesinde yanıp tutuşan rahibelerin başına atanan genç rahip hem sexy hemde dinine ...
fıkranın devamı

Adamın biri askere gider .herkes birbirine ne iş yaptığını sorar.sırasıyla terzi, bakkal, be...
fıkranın devamı

Adem & Havva Allah Adem ile Havvayı yanına çağırır ve der ki: Elimde iki tane şey var. Bunlar...
fıkranın devamı

Temel, yatılı okulda okuyormuş. Evci çıkan arkadaşları her pazar akşamı okula gelince, haft...
fıkranın devamı

İsrailli güzel casus Suriye'den dönüp İsrail Genelkurmayı'na rapor verir: - "Hafız Esad'ın s...
fıkranın devamı

Bir gün aslan ile boga bara gitmisler bir iki tek attiktan sonra aslan müsade istemis. Boga bununl...
fıkranın devamı

Bir gün vücudun içinde isyan çikmis. Aralarinda bir toplanti yapip isyana son vermek için müd
fıkranın devamı

Bir akşam tiyatrodan çıkmış iki erkek arkadaş yolda yürürlerken önlerinde iyi giyinmiş, ş...
fıkranın devamı

Temel "Ben tam yüz çesit seks fantazisi bilurum" demis.-"Üsteluk hepsine numara vermisim" deyince...
fıkranın devamı

Temel bir is icin istanbul'a gelmis.IETT otobüsüne binmek için siraya girmis, bakmis herkes söf
fıkranın devamı

Müşteriye neyi nasıl anlattığınız çok önemli.
Bununla ilgili çok sevdiğim bir sigortacı öyküsü var.
Sigortacının biri orduya gider. Askerler iştimadadır.
Başlar anlatmaya;
- ''Ben size siğorta satmaya geldim siğorta olmayanlar savaşa gittiğinde beynine bir kurşun yerse, ailesi hiç para alamaz siğortalı olanların ailesine ise, devlet yüklü bir para öder. Şimdi kimler siğorta yaptırmak istiyor?"
Kimseden ses çıkmaz.
İki kez daha anlatır ama yine ses çıkmaz.
Siğortacı gitmek üzereyken kıdemli bir Başçavuş gelir ve;
- ''Bir de ben anlatayım, ben bunların dilini konuşurum'' der ve askerlere seslenir;
- ''Beyler, şimdi siğorta olup da beynine kurşun yiyenlere devletin ne kadar para ödeyeceğini duydunuz'mu?''.
- ''Duyduk'' der herkes.
- ''Şimdi siz hesap edin. Bundan sonra ilk çıkacak savaşta devlet, savaşa siğorta olanları'mı, siğortasız olanları'mı sürer?''...
fıkranın devamı

Bardaki taburede oturan kör adamın biri barmene;
- ''Hey! Bir sarışın fıkrası duymak istermisin?'' demiş.
Barmen birden tamamıyle sessizleşmiş. Yanındaki adam fısıltı ile ona;
- ''Fıkrayı anlatmadan önce bilmen gereken bir şey var barmen sarışın, fedai sarışın, ben de 1.95 boyunda, 200 kg ağırlığında karatede kara kuşaklı bir sarışınım. Bununla birlikte yanımda oturan adam 2.02 boyunda, 225 kilo ağırlığında sarışın bir halterci. Senin sağındaki arkadaş ise 2.20 boyunda, 300 kg ağırlığında sarışın bir güreşçi. Bunu ciddi olarak düşün bayım. Hala bu fıkrayı anlatmak istiyormusun?''
Kör adam;
- ''Hayır, en az beş kez açıklamak zorunda kalırım''...
fıkranın devamı

ADAM- Sevgilim bugünlerde çikabilecek miyiz? Hayir hazirlanman birkaç yil daha sürecekse bu kiyafetlerle çikmayalim.
KADIN- Neden?
ADAM- Moda degisecek hayatim... Ya da en azindan mevsim degisecek, yazlik kiyafetlerle üsümeyelim diyorum.
KADIN- Abartma.
ADAM- Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasinda kendimi seyrediyorum ve sikildim.
KADIN- Bir de benim durumumu düsün. Yillardir ayni manzarayi seyrediyorum.
ADAM- Ne varmis manzarada?
KADIN- Pek kayda deger bir sey yok. Bir burun ve arkadaslari.
ADAM- Çok komik... Kadinlarin siradan bir evden çikis hadisesini neden bi kadar ciddiye aldigini anlamiyorum. Sanki bir daha dönmeyecegiz. Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyecegiz, hepsi bu!
KADIN- Ona barbekü partisi deniyor canim.
ADAM- Öyle mi? Köftelerin bundan haberi var mi? Yoksa bizim salak köfteler asagilik bir mangalda can vereceklerini mi düsünüyorlar? Halbuki ne kizarmasi, parti kuruyor angutlar haberleri yok.
KADIN- Amma konustun ha... Geliyorum tamam.
ADAM-Gitmek istemedigim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asil ona yaniyorum.
KADIN- Neden gitmek istemiyormussun?
ADAM- Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kisi senin eski sevgilin.
KADIN-Yine mi ayni konu?
ADAM- Evet ayni konu!
KADIN- Askim o yillar önceydi.
ADAM- Ama o yillarda da sevgililer sevisiyordu.
KADIN- Eee?
ADAM- Ne demek eee? Adamin senin memelerine bakip, siz bir de bunlari
benim zamanimda görecektiniz, diye düsünmesi beni rahatsiz ediyor.
KADIN- Kürsat'tan adam diye bahsetmen dogru degil.
ADAM- Madem bizim için adam sayilmiyor neden köftesini yemeye gidiyoruz?
KADIN- Sevgilim yillardir bu saçma konuyu konusuyoruz. Kürsat'layillar önce kisa bir iliskimiz oldu hepsi bu.
ADAM- Ne kadar kisa?
KADIN- Ne bileyim ben, iki ay filan.
ADAM- Memelerini görmesi için yeterli bir süre.
KADIN- Ben sana ilk erkegim oldugunu söyledigimi hatirlamiyorum.
ADAM- Iyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takim kurma imkânimiz oldugunu biliyoruz.
KADIN- Kabalasma!
ADAM- Peki inceltelim. En azindan basketbol takimi kurabiliriz, yedeklerle beraber tabii.
KADIN- Anladim sen hazirda sorun bulamadin, yaratmaya çalisiyorsun.
ADAM- Hayir. Sadece insanlarin ayrildiklari insanlarla sürekli bulusup görüsmesini anlamiyorum. "Tanistirayim yeni sevgilim, eski sevgilim,bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi... Ne güzel degil mi? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz!"
KADIN- Buna çagdas yasam deniyor iste.
ADAM- Nesi çagdas bunun? Biraraya gelmemesi gereken insanlarin toplanip birbirlerine çagdas çagdas gicik olmalarinin ne manasi var? Zira benim Kürsat'i sevmem tibben mümkün degil. Ama etraf uyuz olmasin diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pisirmesine yardim etmem gerekiyor.Hiçbir sey olmamis gibi. Hiçbir ortak yanimiz yokmus ya da bir sürü ortak yanimiz varmis gibi.
KADIN- Son söyledigin cümleyi anlamadim.
ADAM- Kürsat'la ortak yanlarimiz, ortak yanlarimizi ortaya koyup dost olmamiza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi?
KADIN- Hayir anlatamadin.
ADAM- Onunla tek ortak yanimiz senin memelerin ve bu ortaklik beni rahatsiz ediyor.
KADIN- Sürekli memelerimden bahsettiginin farkinda misin?
ADAM- Özür dilerim. Kürsat'tan izin almaliydim. Ne de olsa memelerinin üzerinde onun da hakki var!
KADIN- Bak bütün bu söylediklerini saçmasapan bulmakla beraber, egerbu konuda birisi problem çikaracaksa o Kürsat olmali. Çünkü o varken sen yoktun!
ADAM- Tamam iste ben de bu yüzden onu köfte yemeye çagirmiyorum.
KADIN- Acikli olan su... Biz seninle beraber olmaya basladigimiz günlerde ben önceki iliskilerimi sana uzun uzun anlattim ve sen de büyük bir anlayisla dinledin. Ama sonuçta erkek oldugun için bana sahip oldugunu hissettigin andan itibaren masken düstü. Tarihime bile sahip çikmaya basladin! Senden önce hayatima giren herkesten nefret ediyorsun!
ADAM- Ama listede öyle adamlar var ki...
KADIN- Kimi kastediyorsun?
ADAM- Mesela o cüce olan, neydi adi?
KADIN- Takiyettin'i mi diyorsun?
ADAM- Evet Takiyettin. Ismi kendinden uzun. Salakliga bak. Bir cücenin adi en fazla Can olmali. Ama kompleks iste. Ailesi uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymus. Takiyettin! Duyan bir sey sansin diye!
KADIN- Aklin sira asagiladigin adam üç kez TÜBITAK'tan ödül aldi.
ADAM- Biliyorum, yilin en kisa boylu bilimadami ödülü.
KADIN- Herkes senin gibi biçimsel bakmiyor olaylara.
ADAM- O da davetli mi?
KADIN- Gelir herhalde. Kürsat'in iyi arkadasidir.
ADAM- Hadi buyrun! Ne bu? Eski sevgililer toplanip kongre miyapacagiz?
KADIN- Kürtat'la beni Takiyettin tanistirmisti zaten.
ADAM- Öyle mi? Ne güzel... Ne demisti tanistirirkeng "Kürsat benim boyum kisa, memelere yetisemiyorum, sen bir baksana!"
KADIN- Sen gerçekten çok igrenç bir insansin.
ADAM- Asil igrenç olan sensin. Ben birlikte oldugum bütün kadinlari toplayip pirzola yapiyor muyum? Iyi biz de toplanalim o zaman.
KADIN- Taplanirsaniz haberim olmasin. O kadar besinci sinif kadinin arasinda görünmem dogru olmaz!
ADAM- Dogru. Benimkilerin arasinda TÜBITAK ödülü alan yok. Ama hepsi hiçbir yardima ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor.
KADIN- Bu kadar igrençlik yeter! Geliyor musun gelmiyor musun?
ADAM- Bagirmadan konus benimle!
KADIN- Ben bagirmiyorum!
ADAM- Bagiriyorsun!
KADIN- Geliyor musun sen?
ADAM- Hayir! Gelmiyorum!
KADIN- Sen bilirsin! Ben gidiyorum!
ADAM- Sen benim yüzüme kapi çarpamazsin! Zikkimin kökünü yiyin! Yalniz Kürsat'a söyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden önce sarkmisti!
fıkranın devamı

Majesteleri Prens Charles,
Büyük oglunuz, yigitler yigidi Prens William'in, Sili'nin And Daglari'nda bulunan Tortel Köyü'ndeki 2,5 aylik kamp süresini basariyla tamamlanmasindan duydugumuz kivanç ve gururu bildirir, sizi de tebrik ederiz... Bununla birlikte; oglunuzu, hayati iyice ögrenmesi için bu kez de Istanbul'a yollama fikrinizin yanlis oldugunu belirtmeliyiz... 18 yasindaki Prens William için Istanbul uygun bir yer degil Sayin Prensim... Yine de siz bilirsiniz, biz emir kuluyuz... Kraliçemizin ellerinden hasretle öperiz...
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger
Sir Roger Sixfinger,
Pusulanizi okudum... Ne zamandan beri konsoloslar, Prens'e uyarida bulunuyor, merak içindeyim... Güzel bir Beyrut tayini özlemi içindesiniz sanirim... Prens William için gerekli hazirligi yapiniz... Gerekirse Ingiliz asilli sanatçi Suna Yildizoglu'ndan yardim isteyiniz... William haftaya orada olacak...
Prens Charles
Majesteleri Charles, Diplomasi ortamindaki bütün gelecegimi tehlikeye atarak, tekrar ikaz ederim ki, Prens William için Istanbul acaip bir yer... Daha dün gece, davetli oldugum bir tavernada, yanlislikla garsonun yerine benim ceketimi yaktilar, ceketin astarina sakladigim iki çok gizli belge ile çeyrek milli piyango biletim yandi... Ayreten, Suna Yildizoglu'na ulasamadik ama Kayhan Yildizoglu'nun çok selami var!..
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger
Roger,
Terbiyesizligin alemi yok!.. William iki gün sonra orada olacak... çalisip pismesi için güzel bir is ayarlayin... Ayreten "sir" ünvanini kaldirdigimi farketmissindir... Laga-lugaya devam edersen Istanbul Konsoloslugu'nu da kapatirim... Kayhan Yildizoglu kim, sen de selam söyle...
Prens Charles
Sevgili Babacigim,
Istanbul'a geleli 10 gün olmasina karsin, hayatimda önemli degisiklikler oldu... Kumkapi'da bir ocakbasinda garson olarak çalisiyorum... Sef garson Tatar Hamit beni maça götürdü, orada "Sarabi da içeriz, esrari da çekeriz", "Zipla,zipla, ziplamayan ibnedir", "Onbesinci dakikada nasil koydu Nouma" gibi tezahüratlar ögrendim... Mekanda iki kez kavga çikti, biri kanatlar az pistigi için, digeri mafya hesaplasmasiymis... Sisman ve killi biri, zayif ve killi birinin bacagina sikti!.. Ayreten üçü resmi kisi olmak üzere, bes insana haraç ödedik... Güz Gülleri'ni komple Türkçe söyler hale geldim, Yarim Keskin Biçak'ta ise nakarati biliyorum... Dün aksam iyi giyimli, Ersin adli yasitim bir genç gelip benimle tanisti, yaninda ilik gibi kizlar vardi... Son olarak, Ingiliz atlari burada çok seviliyor, Hot Jazz diye bi beygir var, Tatar Hamit ve dostlari onu hep tek geçiyor!..
Oglun William
Sir Sixfinger, William'dan tuhaf bir mektup aldim... Ziplamayan niye ibnedir, kanatlarin az pismesi ne demek, bacaga sikmak nedir, Güz Gülleri nedir, Yarim Keskin Biçak ne demek, ilik gibi kiz nedir, Hot Jazz'i tek geçmek niyedir?.. Tüm bunlari William'a sezdirmeden bana açiklayin... Gerekirse Istanbul'daki hayat egitim süresini kisaltabiliriz, görüs bildirin... Tatar Hamit'i arastirin!.. Bu arada tekrar "sir" oldunuz... Ben böyle ani bi parlarim, sonra sinirim geçer... Yanitinizi bekliyorum...
Prens Charles
Majesteleri Charles,
Eyvahlar olsun!.. Prens William, ocakbasindaki kasayi patlatip ortadan kaybolmus... Nerede oldugunu tespit edemedik... Bir dönem ünlü bir hocanin yaninda "Motor Grubu Sorumlusu" olarak çalismis olan Ersin isimli sahis tarafindan kandirildigini saniyoruz... Her ihtimale karsi Tatar Hamit'i kaçirdik, konsoloslugun çati katinda alikoyuyoruz... Bay Hamit ilginç bir tip, sabahlari misir gevregine süt yerine bogma raki döküp yiyor!.. O kadar uyariyi bosuna yapmadiydik... Neyse...
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger
Babam, Güzel Babam, Nasil özledim seni, o kadar olur... Su an ruh gibiyim, çokça da içtim, kafalarim duman... Babacigim, Ersin But adli arkadasla naylon bi sirket kurduk, hayali ihracat yapicaz, her makamdan ortaklarimiz mevcut... Senden ricam, olayin Ingiltere gümrük ayagini halletmendir!.. Siki indiricez, ciddi sakal var!.. B.B.P.L.B. D.G.D.!..
Yavrun William
Sir Sixfinger,
B.B.P.L.B.D.G.D.? ne demek, acil arastirin!..
Prens Charles
Saygideger Kraliçe,
Kendim, ticaretle ugrasan bir kisiyim, Kumkapi'daki "Duygusal Ocakbasi'nin sahibiyim... Torununuz William, hayati ögrensin ve afedersiniz, ömrü boyunca bazi pustluklara karsi hazirlikli olsun diye geçici olarak mekanima yerlestirilmisti... Fakat bir hafta önce kasayi hortumlayip kaçmis bulunuyor... Tatar diye bilinen Hamit Kisik adli sef garsonum da kayip, o da olayin içinde olabilir... Yasal faiziyle beraber zararim, 3 milyar 420 milyon liradir... Günesi batmayan imparatorlugunuzun bu parayi seri sekilde ödeyecegine inancim tamdir... Hizmetinizdeyim!..
Talip Kartopu
Majesteleri Charles,
Tatar Hamit'in yardimiyla sifreyi çözdük, açilim söyle: "Bas bas paralari Leyla'ya, bi daha mi gelicez dünyaya?" Bay Hamit pazarlik yapti, ünvan almadan yardim etmeyi reddetti... Mecburen, mevsimlik isçi gibi "geçici lord" yaptik kendisini!.. Bu arada Beyrut'a tayinimi rica ediyorum... Belgrad da olur... Son dönemde çok yoruldum...
Istanbul Konsolosu çileli Roger Sixfinger
Mr. Kartopu,
Size ödeme yapmayi reddediyorum... Fakat bu mektubu göstererek, Istanbul'daki Ingiliz Kütüphanesi'nden istediginiz kaynak eseri alabilirsiniz...
Kraliçe Elizabeth
Babacigim,
Bugün "Skerim kütüphanesini de, kaynagini da... Parami ödemezsen mermi manyagi yaparim seni!" seklinde bi cep mesaji aldim... Dehsete kapilmis durumdayim, yarin ilk uçakla dönüyorum. Neden geldim Istanbul'a ?
Hayati ögrenmekten Vazgeçen Oglun William

Le-Man Dergisi Vedat ÖzdemiroĞLU.
fıkranın devamı

Adamın biri köyden kasabaya alışveriş yapmak için gider
yol bayağı uzun olunca adamda kasabada yemek yeyip
köyüne öyle dönmek ister bir lokantaya girer garsondan
bir çorba ister ve masasına bırakıldıktan sonra afiyetle
yemeye başlar bu arada alaycı garsonda köylüyü görünce
bununla bir dalga geçeyim de ömrü boyunca anlayamasın der.
Adam çorbasını bitirince garson hemen yanında biter ;
-ehemm efendim arkadan ne alırdınız?
köylü birden kızarır ama altada kalmaz hemen cevabı yapıştırır!
-sen önümdekini kaldır sonra döner verirsin!!!

fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama