Kadının başı çok ağrıyormuş. Demişler ki bir psikiatrist var. Harika tedavi ediyor. Neyse, gitmiş doktora, akşam eve gelince kocası sormuş
- "Ne oldu" diye.
- "Valla, bana telkin önerdi, bir yere oturup kafamı iki elimin arasına alıp sallana sallana 'bu kafa benim değil, bu kafa benim değil' diye tekrarlayacakmışım." Kadın 3-4 gün bu işe devam etmiş ve başağrıları tamamı ile geçmiş. Ancak bu sırada kocasında bir sorun baslamış. Adamda tık yok. Geceleri sırtını dönüp yatıyor. İlişki milişki hak getire. Sonunda kadının da ısrarı ile adam da aynı doktora gitmiş. Akşam eve gelince kadın ne oldu demiş. Adam
- "Bırak yaa demiş, bana da telkin önerdi ama ben öyle saçma şeyleri yapmam" demiş, demiş ama o günden sonra adam olmuş bir canavar. Eve gelince kadını hemen yakalayıp yatağa atıyor. Durum felaket. Neyse herkes çok memnun ama kadın da bu işin nasıl olduğunu merak ediyor. Bir gün kadın eve gelmiş. Adam
- "Hadi karıcığım demiş, sen hemen yatağa gir, ben bi banyoya gidip geleyim" demiş. Kadın gizlice adamı takip etmiş. Ne görsün. Adam banyoda klozete oturmuş, kafasını iki elinin arasına almış sallanıyor.
- "Bu karı benim değil, bu karı benim değil"
fıkranın devamı
-Temel bir gun bol miktarda haşere ilaci icer...Koma halinde hastaneye kaldirilir. Komadan cikinca doktor:
-Zorun neydi o kadar ilaci ictin?
Temel heycanla inleyerek;
-Ben soforum yolda bir tabela gordum.
-Icunuzdeki trafik canavarini oldurun yazayi daa.
fıkranın devamı
Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye"nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya"ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa bindi.. Los Angeles"e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri" Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.." derler.. "Kumar mı" dedi, Temel, karısına.."Kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... Allah göstermesin.." Ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi.Temel herşeyini rulet masasında biraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel"de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. Temelin başına gelenleri anlamıştı.
Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı, cebine attı.. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..Çıktı..Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, Tek Kollu Canavar çıktı.Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ...Alet boşaldı adeta.. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü..Gerisi peri masalı.. İki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. İki ay sonra yeni Kalifornıyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı.Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki, önce Los Angele"e, sonra Kaliforniya"ya, sonrada tüm Amerika"ya yayıldı,Temel Pastaneleri... Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerika"nın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastaneleri"nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. Tüm başına gelenleri anlattı..
"Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerika"daki her taşın altına bakacağım.." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... Adı, adresi sizde olmalı zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi temel.. "Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!.."
fıkranın devamı
ir gün Temel araba kullanıyordu.O günde yollara kazaların azalması için ilanlar asılıyordu.Bu ilanda bir adam eliyle gelen arabaları gösteriyordu.Birde konuşma balonu vardı.Orda:
"Lütfen hızlı araba sürmeyiniz" yazıyordu.Temel bunu görür görmez arabasını kenara çekti.Temel kendi kendine:
- "Uy benum huzli araba cullandığımı cim cöyledi punlara,demiş"
fıkranın devamı
Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı.. pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı..
bir gün karısına
- paraları mezara götürecek halimiz yok. kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim dedi.. Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya'ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar...
temel, neyi var, neyin yok sattı. paralarını dolara çevirdi. bir milyon doları olmuştu. karısını yanına aldı. uçağa bindi.. los angeles'e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. las vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar.
uçak şirketi görevlileri
- buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. yalnız bu kentin las vegas olduğunu unutmayın. kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.. derler..
- kumar mı dedi, Temel, karısına..
- kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... allah göstermesin.. ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. arkası çorap söküğü gibi geldi. temel herşeyini rulet masasında biraktı. rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. hızla tuvalete koştu. tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel'de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. temelin başına gelenleri anlamıştı.
temel
- çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim dedi. kartı aldı, cebine attı.. tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..çıktı.. elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, tek kollu canavar çıktı. parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ... alet boşaldı adeta.. temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü.. gerisi peri masalı.. iki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. iki ay sonra yeni kalifornıyalı temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. elinden gelen tek iş pastacılıktı. parası da vardı. bir pastane açtı. pastaları öylesine tutuldu ki, önce los angele'e, sonra kaliforniya'ya, sonrada tüm amerika'ya yayıldı,temel pastaneleri... bir kaç yıl sonra, temel, amerika'nın en zengin adamları arasına girdi. temel pastaneleri'nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. tüm başına gelenleri anlattı..
- bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse amerika'daki her taşın altına bakacağım..
şirketin genel müdürü sordu
- ama temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... adı, adresi sizde olmalı zaten..
- bana 25 sent veren umurumda değil dedi temel.. ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!..
fıkranın devamı
Birgün üç arkadaş otelde oda aramaya çıkmış. Sonunda bir otel bulmuşlar sonra memura hepsi ...
fıkranın devamı
Iki arkadaş pire birbiriyleriyle konuşurken biri diğerine biz ikimiz hep yerde yaşadık birazda ...
fıkranın devamı
Kadinin basi cok agriyormus. Demisler ki bir psikiatrist var. Harika tedavi ediyor. Neyse, gitmis do...
fıkranın devamı
Üç arkadaş .bayram tatilini geçirmek için afrikaya safariye gider.hava ve ortam avlanmaya müsa...
fıkranın devamı
-Temel bir gun bol miktarda haşere ilaci icer...Koma halinde hastaneye kaldirilir. Komadan cikinca ...
fıkranın devamı
Bir gün bir kaplan uyandığında kendini canavar gibi hissetmiş. Hatta kendini öyle iyi hissetmi...
fıkranın devamı
Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak.
Çalma kurban olayım hepsini, ey hırslı çakal
Gariban halkımada bir pul, bırakacak kadar al
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemal
Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım
Hangi hükümet beni kurtaracakmış? Şaşarım
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım.
Mali Krizler, yoluna örmüşse çelikten duvar,
Benim cağız, ceğiz diyen bir hükümetim var
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar
Avrupa Birliği denen tek dişi kalmış canavar.
Arkadaş, Meclise namusuyla çalışanları uğratma sakın
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.
Yaktığın yerleri orman diyerek geçme, tanı
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı
Satılmadik o kaldı, durma satıver vatanı.
Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda
Semizletin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda
Uydurma kanunlarla Meclisten getirin seda
Onbin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda.
Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli?
Oyuverin altını, iyice sallansın temeli
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli....
O zaman durur belki gözümden akan yaşım
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım
O zaman boşa gitmez yıllar süren uğraşım
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM...
Dalgalanın sizde dolar gibi şimdi ey suçlular
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar
Hakkıdır Garip yasamış vatandaşın da gülmek
Hakkıdır ezilmiş milletimin aydınlık bir İstikbal.....
fıkranın devamı
Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz mi bilmiyoruz ama biraz düşününce aşağıdaki bütün maddelerin doğru olduğu ortaya çıkıyor.
1. Polis araştırmaları sırasında en az bir kez bir striptiz salonuna uğramak şarttır.
2. Amerika'daki bütün telefon numaraları 555 ile başlar.
3. Biri sizi sehirde kovalıyorsa, senenin hangi günü olursa olsun, genellikle St. Patrick Günü törenlerine rastlarsınız ve kalabalığa karışırsınız.
4. Bütün market alışverişi çantalarında en az bir somun Fransız ekmeği bulunur.
5. Kontrol kulesinde konuşabilecek birini bulan herkes bir uçağı indirebilir.
6. Herhangi bir binanin havalandırma sistemi mükemmel bir saklanma yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklına gelmez ve siz de hic bir güçlükle karşılaşmadan binanın herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz.
7. Silahı yeniden doldurmanız gerekiyorsa, daima muhimmatınız bulunur... daha önce hiç taşımıyor olsanız bile.
8. Şehriniz tabii bir felaket ya da bir canavar tarafindan tehdit ediliyorsa belediye başkanının ilk endişesi turistler veya yakında açılacak bir sergidir.
9. En tehlikeli yaralarla yaralanan biri gıkını bile çıkarmaz, ama bir kadın yaralarını temizlerken inler.
10. Bir pencere camı bariz gözüküyorsa, az sonra oradan biri dışarı atılacaktır.
11. Taksiye ödeme yapmak icin cüzdanınıza bakmanıza gerek yoktur; elinize gelen ilk parayı çıkarıp uzatın, tam ücret kadar olacaktır.
12. Mutfaklarda elektrik düğmeleri bulunmaz. Geceleyin mutfağa girdiginizde buzdolabının kapısını açmanız yeterlidir.
13. Kelime işlemciler asla cursor ekranı gostermez. Onun yerine hep "Şifreyi giriniz" yazar. Bilgisayarlar her tuşa basildiginda bip sesi çıkarırlar.
14. Anneler her sabah yumurta, salam vs den ibaret kahvaltı sofrası hazırlarlar, ancak baba ve çocukların kahvaltı yapacak zamanları hiç olmaz.
15. Kabustan uyanan biri daima dimdik oturur ve hızlı hızlı solur.
16. Elektronik zamanlama gereçlerine sahip bütün aların üzerinde anın ne zaman patlayacağını bildiren büyük ekranlar vardır.
17. Ziyaret ettiginiz binanın tam önüne park etmek daima mümkündür.
18. Bir detektif bir davayı ancak askıya alındığında çözebilir.
19. Bütün uzaylılar Amerika'ya iner.
20. Bir çok laptop bilgisayar, istilacı uzaylı uygarlıklarının iletişim sistemlerini bozacak kadar güçlüdür.
21. Dövüş sanatları içeren bir kavgada dusmanlarınız sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar etrafınızda dans ederek dönüp dururlar ve öncekiler nakavt oldukca sırayla kavgaya girerler.
22. Biri kafasına yediği darbeyle baygın düşse bile asla bir beyin hasarı veya travma geçirmez.
23. Polis departmanları memurlarını kesinlikle zıt karakterlileriyle eşleştirmek icin onlara kişilik testleri uygularlar.
24. Yalnız başlarına kaldıklarında yabancılar Ingilizce konuşmayı tercih ederler.
25. Her ihtiyaç duyduğunda elektrikli testere bulman mümkündür.
26. Bir kağıt atacı veya bir kredi kartıyla her kapı açılabilir; tabi, bu kapı içinde bir çocuk bulunan ve yanan bir evin kapısı değilse.
27. Hiç bir araba kilitlenmez camları dahi örtülmez. Dünyanın arabası calınır ama bunlar hariç.
28. FBI, CIA'in bilgi sistemleri birileri bize girse de pat diye cevap versek tarzında çok misafirperver calışmalar içindedirler.
fıkranın devamı
JAPON OLMANIN FAYDALARI
-Bakkalınızdan Japon yapıştırıcısı isterken gururla " - Şu bizim yapıştırıcıdan versene" dersiniz.
-Çok kiloluysanız zayıflamak için milyonlarca lira harcamaz aksine Sumo Güreşçisi olup üstüne para kazanabilirsiniz.
- " -Adamlar yapmış ağbi! "diyerek hep kulaklarınızı çınlatırlar.
- Devleti yönetenlerin koltuklarını bırakmaları için ölmelerini beklemezsiniz.
İNGİLİZ OLMANIN FAYDALARI
- Her zaman için beyaz atlı prensin kapınızı çalma ihtimali vardır(Prens Charles! ) .
- Ve üstteki mantığa göre kaynananız bir kraliçe olabilir.
- Hiç bir baltaya sap olamazsanız, bir tamirhanede " İngiliz anahtarı "olabilirsiniz.
- İngilizceyi su gibi konuşursunuz. (!)
AMERİKALI OLMANIN FAYDALARI
- Kendinizi iyi hissetmeniz ve Amerikalı olmanın hazzını ve gazzını almak için, herhangi bir Amerikan filmini seyretmeniz yeterlidir.Eğer hala övünmekten böğ gelmemiş ve kusmamışsanız.
- Her zaman ülkeniz savaştadır ama size zarar gelmez..
- NBA maçlar ını izlemek için sabahın köründe kalkmazsınız..
- Her apartmandaki 10 kişiden 5 'i dünyayı kurtaracak güçtedir.. Düşman ister uzaylı olsun isterse bir göktaşı ... (örnek: Rambo, terminator, v.s..)
ÇİNLİ OLMANIN FAYDALARI
- Çocuğunuzun ismini tabak çanak kırıp koyabilirsiniz. Çang, Çung, Çing gibi..
- Uzaydan görülebilen tek insan eseri olan " Çin Seddi" ni gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşarsınız..
- Uzağı net görmek için gözlerinizi kısmanız gerekmez.
- Tek yataklı oda parası verip üç kişi yatabilirsiniz.
FRANSIZ OLMANIN FAYDALARI
-İngilizce bildiğiniz için değil, bilmediğiniz için hava atarsınız( Yani onlar öyle sanıyor) ..
- Her şeye Fransız kalabilirsiniz..
- Fransızca küfür bile etseniz şiir okuyosunuz sanırlar...
İTALYAN OLMANIN FAYDALARI
- Kaybolmazsınız. Çünkü her yol Roma'ya çıkar.
- Herkesin sırtını yaslayacak bir dayısı vardır,özellikle Sicilya dolaylarında...
- Dünya kızları, yakışıklılıkta hep sizi örnek gösterir..
- Doğan SLX fiyatına FERRARİ alabilirsiniz( Abartık ama olsun! Eee.. Böyle vergilere böyle espri!) ...
VE TÜRK OLMANIN FAYDALARI
- 2050 yılında dünyanın tek hakimi olabilirsiniz(Çünkü herkes uzaya çıkmış olacak)...
- Eğer dünyanın hakimi olursanız, uzaydan gelebilecek UFO lara taş atıp onları korkutup, kaçırabilirsiniz( UŞAK da yaşanmıştır) ..
- Restoran, lokanta gibi yerlerde masaları birleştirebilir ortaya bir salata söyleyebilir, masanın kısa bacağının altına katlanmış kağıt koyabilirsiniz...
- Otobüs, uçak, hastahane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşabilir, plajda cep telefonunuzu mayonuza sıkıştırabilir ve herşey çok normalmiş gibi davranabilirsiniz..
-İşsizlik, üretimsizlik, sosyal eşitsizlik, trafik canavarı, enflasyon ve sonu gelmeyen zamlarla canla başla mücadele ederek, " ülke yönetmecilik "oynayan siyasetçilere yıllarca katlanarak " Varolmanın dayanılmaz eziyeti "ve"insanoğlunun dayanıklılık gücü" konularında bilimsel araştırmalara katkıda bulunabilirsiniz...
fıkranın devamı
- Otobüs yolculuğu operaya gitmek gibidir. Yerinden kalkmaz ve gurultu etmezsen, horlamadığın surece uyumana kimse bir şey demez. Hatta tuvalete gitmen için ara bile verilir.
- Burnunu karıştırmak, sevişmek gibidir. Yaparken izlemekten çok utanırsın, gözlerden uzak yerlerde kimseye görünmeden yapmaya çalışırsın. Ama bir
yandan da onu yapmaktan çok zevk alırsın.
- Gazeteciler, futbolcular gibidir. En çok parayı verene anında giderler. Her gittikleri yerde de renk aşkından ve paranın ne kadar önemsiz olduğundan bahsedip dururlar.
- Aşk sekerli sakız gibidir. Önceleri çok tatlıdır. Sonra tadı gider, yavanlaşır ve yormaya baslar. En sonunda bir kenara atılır. Bu sefer de insanin cani
yeni bir tane ister. Bulamayınca kenarda sertleşen eskisine bile razı olunur.
- Nazizim Elvis Presley'in donu gibidir. Kullanıldığı zamanlarda bile sahibinden başka kimsenin isine yaramazken yıllar sonra hala peşinden koşan insanlar bulunur.
-Kiralık katillik yapmak, karpuz satmak gibidir. İkisinde de kan çıkmazsa para alamazsınız.
-Evlilik decoder gibidir. Evlenip de ona sahip olmak başlangıçta harika gibi gözükse de bir sure sonra o kadar masrafa değmediği düşünülmeye baslar.
- Demokrasi Van canavarı gibidir. Aslında yoktur, ama var olduğunu söyleyen bir suru insan çıkar. O kadar ki, olmadığından emin olanlar bile bazen şüpheye düşerler.
fıkranın devamı
Adama carpip oldurdum! Davaciyim efendim...
Dunyada insanlar cok cesitli nedenlerle firmalara ve kurumlara dava aciyor. Bir gazetemiz bunlari derlemis. Ben de oturdum, ayni davalar Turkiye'de acilsa neler olurdu, diye arastirdim. Iste arastirma sonuclarim.
Eline kahve dokulen kadin: Uzerinde "sicaktir" yazmadigini iddia ederek dava ettigi McDonald's'tan 2.5 milyon dolar tazminat kazandi.
BIZDE OLSAYDI: Kadinin eline dis macunu surulur. Kadin yaygaraya devam edince de garsonlar kadini bi temiz dover, sonra da derin dondurucuya kapatirlardi...
* * *
San Diego'da bir adam, erkekler tuvaletinde kadin gordugunu soyleyerek duygusal travma gecirdigi iddiasiyla dava acti...
BIZDE OLSAYDI: Oncelikle travmayi erkek degil erkekler tuvaletine giren kadin gecirirdi. Hem de duygusal olmayanindan... Hatta basina daha neler gelirdi Allah bilir.
* * *
Bir soyguncu kendisine bedava deodorant vermedigi icin hapishane yonetiminden sikayetci oldu.
BIZDE OLSAYDI: Adam once "Burasi Mikros mu lan" cumleleri esliginde guzelce bir islatilir, adamin ter kokusu hafifletilir, cezaevinde parasiz hicbir seye sahip olamayacagi bir guzel anlatilirdi.
Ertesi gun de mahkûma sadece deodorant degil, cep telefonundan tabancaya kadar satin alabilecegi her turlu urunun listesi verilirdi.
* * *
Gene Amerika'da bir kanser hastasi, ongorulen sure icerisinde olmedigini soyleyerek saglik mudurlugunu dava etti. Doktorlarin koydugu teshise gore coktan olmesi gerektigini soyleyen davaci tazminat istedi...
BIZDE OLSAYDI: Hasta tazminat talebinin ardindan yetkililerce apar topar SSK hastanelerinden birine yatirilir, kanserden olmasa da kaptigi baska bir enfeksiyondan olmesi kesin olarak saglanirdi.
* * *
Bira duskunu bir Alman, Anheuser - Busch biralari ureten sirkete 10 bin dolarlik dava acti. Biraciya gore reklamda birayla kadinlarin tavlanacagi soyleniyordu. Ancak kendisi basarili olamamisti.
BIZDE OLSAYDI: Actigi davanin ardindan derhal ana haber bultenlerine cikar. Magazin programlarina konuk olur ve kendi capinda ciddi bir sohrete ulasirdi adam. Ve bu sayede kadin buldugundan bira sirketi de tazminat odemekten kurtulurdu.
* * *
Florida'da bir balikcinin ailesi hava tahmini tutmadigi icin firtinada olen babalarinin ardindan, hava tahmini yapan kanali mahkemeye verdiler.
BIZDE OLSAYDI: Dava asla acilamaz ve sonuclanamazdi. Cunku Turkiye'de hava tahminleri her turlu ihtimal goz onune alinarak yapilir. "Yarin hava kar yagisli olacak ve zaman zaman da gunesli gececek." Veya "denizlerimizde hava 2 ile 6 kuvvetinde olacak." (Bu hava tahmini gercekten yapilir bizde ve inanin yasayan bilir, ama 2 ile 6 hava arasinda daglar kadar fark vardir.)
* * *
Bir kadin surucu carptigi ve oldurdugu adamin esinden kaza aninda kendisine sok yasattigi icin tazminat talebinde bulundu.
BIZDE OLSAYDI: Sik sik olan bir vakadir bizde bu. "Onune baksaydi kardesim"le baslayan ve "onlar da dikkat etseydiler birader" denilerek salinan cok trafik canavari vardir bu ulkede.
Tazminat istemediklerine dua edelim...
***
Reha Muhtar'a konuk olan Ibrahim'den inciler...
* Capkin olmayan erkek evine bagli olmaz...
* Kadin oyle her dakka dovulmez...
* Erkek yaparsa capkinlik olur, kadin yaparsa gerisini soylemek istemiyorum...
* Para para para, diyen kimdi yav... (Sorusuna bir sure cevap alamadi.)
* Lutven gonusurken duzgun gonusun.
* Kameralara soyledigimiz hersey iki saat sonra 60 milyona ulasiyor kardesim. (Canli yayinda soyledi.)
* Derya hanimin soyledigi hersey dogrudur.
* Ben mi sucluyum, gozlerim mi suclu, yoksa o bacak mi suclu? (Mini etek giymis bir konuga bakarak...)
fıkranın devamı
temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı.. pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı..
bir gün karısına
- paraları mezara götürecek halimiz yok. kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim dedi.. Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya'ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar...
temel, neyi var, neyin yok sattı. paralarını dolara çevirdi. bir milyon doları olmuştu. karısını yanına aldı. uçağa bindi.. los angeles'e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. las vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar.
uçak şirketi görevlileri
- buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. yalnız bu kentin las vegas olduğunu unutmayın. kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.. derler..
- kumar mı dedi, Temel, karısına..
- kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... allah göstermesin.. ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. arkası çorap söküğü gibi geldi. temel herşeyini rulet masasında biraktı. rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. hızla tuvalete koştu. tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel'de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. temelin başına gelenleri anlamıştı.
temel
- çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim dedi. kartı aldı, cebine attı.. tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..çıktı.. elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, tek kollu canavar çıktı. parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ... alet boşaldı adeta.. temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü.. gerisi peri masalı.. iki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. iki ay sonra yeni kalifornıyalı temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. elinden gelen tek iş pastacılıktı. parası da vardı. bir pastane açtı. pastaları öylesine tutuldu ki, önce los angele'e, sonra kaliforniya'ya, sonrada tüm amerika'ya yayıldı,temel pastaneleri... bir kaç yıl sonra, temel, amerika'nın en zengin adamları arasına girdi. temel pastaneleri'nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. tüm başına gelenleri anlattı..
- bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse amerika'daki her taşın altına bakacağım..
şirketin genel müdürü sordu
- ama temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... adı, adresi sizde olmalı zaten..
- bana 25 sent veren umurumda değil dedi temel.. ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!..
fıkranın devamı
Temel,55 yasina kadar canini disine takmis çalismisti..Pastaci çirakligi
ile alisdigi hayata,pastane sahibi olarak devam
etmis,yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmus,milyarlar kazanmisti..
Bir gün karisina "Paralari mezara götürecek halimiz yok.Kendimize yeni
ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki
hemserilerle konustum...Herseyi iyice ögrendim.Kaliforniya'ya
gidecegiz.Kazandigim para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter..Çocuklar da güzel üniversitelerde
okurlar.."Temel,neyi var,neyin yok satti.Paralarini dolara çevirdi.Bir milyon
dolari olmustu.Karisini yanina aldi.Uçaga bindi..
Los Angeles'e uçtular birgün..Uçsuz bucaksiz Nevada çölleri üzerinde uçarken ,motorda bir ariza belirdi.Las Vegasa zorunlu inis yapmak zorunda kaldilar.Uçak sirketi
görevlileri" Buranin en lüks otelinde,sirketimizin konugu
olarak kalacaksiniz.Yalniz bu kentin as Vegas oldugunu unutmayin.Kumar oynarsaniz eger,kendi hesabiniza.." dediler..
"Kumar mi" dedi,Temel,karisina.."Kumardan kazanmayi düsünen kafayi yemis olmali..Allah göstermesin.."
Ama bir kez sansini denemek için,rulete 500 dolarlik bir fis atmaktan da
kendini alamadi.arkasi çorap söküğü gibi geldi.Temel
herseyini rulet masasinda birakti.Rulet basinda nefes almadan geçirdigi
saatler sirasinda
fena halde de sıkıştığını hissetti.Hizla tuvalete kostu.Tuvalet kapilari
otomatikti.25 sentlik bozuk para atilinca açiliyordu.Oysa
Temel'de metelik kalmamisti.Sikinti içinde dolanirken ,oradan geçen
biri,avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı..Bu konularda deneyimliydi.Temelin
basina gelenleri anlamisti.
Temel"çok iyi bir insansiniz.Bu iyiliginizi hayat boyu
unutmayacagim.Bana
lütfen kartinizi verin.Bu borcumu da size ödeyecegim" dedi.Karti aldi,cebine atti..Tuvalete döndügünde kapiyi açik buldu.Içeri girdi,rahatladi..Çikti..Elinde kalan 25 sentle yürürken karsisina,Tek Kollu Canavar çikti.Parayi delige atti,kolu çekti,ve bir
sangirti ...Alet bosaldi adeta..Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmisti.Bunlari fise çevirdi,rulet masasina döndü..Gerisi peri masali..Iki saat içinde tam 2 milyon dolari olmustu. Iki ay sonra yeni Kaliforniyali Temel,bos oturmanin kendisine göre bir
is olmadigini farketti.Elinden gelen tek is pastacilikti.Parasi da vardi.Bir pastane açti.Pastalari öylesine tutuldu
ki ,önce Los Angele'e,sonra Kaliforniya'ya,sonrada tüm Amerika'ya yayildi,Temel Pastaneleri...
Bir kaç yil sonra,Temel,Amerika'nin en zengin adamlari arasina
girdi.Temel
Pastaneleri'nin onuncu yili dolayisi ile büyük bir gece düzenlendi.Sirketin en gözde elemanlari ile,ünlü konuklar bir araya geldiler.Temel yemegin sonunda konusma yapmak için kürsüye
çıktı..Tüm basina gelenleri anlatti..
"Bütün bu basariyi ve bu serveti bir tek kisiye borçluyum.O kisiyi
bulana kadar,iste size söz veriyorum,gerekirse Amerika'daki her tasin altina bakacagim.."
Sirketin genel müdürü sordu:"Ama Temel bey,size 25 sent borç veren adamin kartini aldiginizi söylemistiniz..Adi,adresi sizde olmali zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda degil"dedi temel.."Ben,tuvaletin kapisini açik birakan adami ariyorum!.."
fıkranın devamı
İki arkadaş pire birbiriyleriyle konuşurken biri diğerine biz ikimiz hep yerde yaşadık birazda bir insanın üzerinde yaşasak nasıl olur?
Der.öbür pirede tamam der ve bir bayanın üzerine zıplarlar, bayanın saclarının arasında burada ayrılalım yarın aynı yerde burada buluşuruz derler ve ayrılırlar.
Yarın aynı yerde buluşurlar diger öbürsüne ne oldu gözlerin balon gibi uyumadınmı. Hiç sorma arkadaş ben bir Tünele girdim, tam uyuyacaktım tek gözlü bir canavar geldi, o kovaladı ben kactım o kovaladı ben kactım. En sonunda yakalayamıyacagını anlayınca suratıma tükürdü gitti.....
fıkranın devamı
Kadın 27 yaşında... Yüregi, kar beyaz soguklara terkedilmiş ama inat bu ya hala sımsıcak.Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp bugünü renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır kıpır, içindeki çocuk haşarı mı haşarı... Gözleri ise bugulu bakmakta hüzünlere yenik...
Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış. Arayışları var kendinden bile sakladıgı. Bela da geliyorum demez ya... İşte böyle bir anda; ruhu sanal dünyanın kapısından sızıverir içeri sessiz, habersiz... Hani şu chat canavarı var ya bu günlerin belalısı. Orada kendisi gibi şaşkın yüreklerin arasında bulur kendini. Ve... olanlar olur o zaman. Hiç beklenmeyen anda buzdan kayar gibi ''HOOOp'' havada bulur duygularını darmadagınık. Sanki başında deli rüzgarlar hiç esmiyormuş, esenlerde yetmiyormuş gibi.
Erkegin yaşı 30. Hırslı, kendinden emin. Kendisiyle barışık ve yaşadıgına memnun. Kahkahası ekrandan yüreklere taşan, mutlu ve duygu dolu bir bulut adam. Eşi ve çocugu için yaşamakta oldugunu saklamadan kadını daver eder sanal dünyanın sanal aşk oyununa. Acemidir kadın. Belki genç adam da öyle. Oynadıkları oyunun tehlikesinden habersiz bir masalı yaşamaya başlarlar. Ekranın karşısında nefeslerini tutup beklerler sevdalısının gelmesini. Zamanın koordinatları buluşmadıgında, birbirlerine teget geçtiklerinde hüzün yayılır gecelere. Sabah yeni umutlara gebe başlar. Ve ekranda dogarlar her buluşmaya yeniden...
Duyguların en fırtınalısına yakalanırlar.
Birbirlerini gerçekten merak ederler.
Bulut adam kadının açlıgında, üşümesinden bile sorumlu tutar kendini.
Kadınsa adamın yorgun hallerine dayanamaz. Elleri dokunmasa da ellerindedir artık.
Günler aylar geçer...
Hayaller ekrana sıgmaz olur.
Artık görmek isterler birbirlerini. Dokunmak, sarılmak isterler. Hatta çılgınca sevişmek...Kadın kıvranır onsuzlugun acılarında. Özlem şiddete dönüşür. Acıtır... Oyun degildir artık bu. AŞK ekranda degil hayatın ta içinde yaşamaktır.
Bulut adam sorar durmadan;
-N'olacak şimdi...
Kadın, adam kadar cevapsız...
''Bilmiyorum''der. ''Bilmiyorum''
Artık sorgulamalar başlar duyguları...
''Bu nedir?... Bunun adı ne?''
Yaşananlardır gerçek olan. Hissedilendir.
her sevdanın başını bir karabasan bekler ya...
Beklemese sevda denen şey olmaz zaten.
Artık her şeye gözlerindeki buguların ardından bakmaktadır.
Ve ekrana şunları; buzların arasından aldıgı yüreginin kalemiyle yazar. Yüregini buzlara iade etmek üzere...
''Beni ignore et. ne olur bunu yap.''
Bulut adam şaşkındır belki ama adı gibi bilir. Dogru olan budur. Düşünür bir süre.
Susar ekran.
Susar kadının yüregi...
Ölüm anıdır bu. Verilen son nefestir sanki.
''Sevdam HAYIR dese'' ''Sensiz yapamam dese''
diye bekler nefes almka için.
Bulut adam suskunlugunu bozdugu yerde ölecektir kadın...
Bunu ikiside bilirler.
Bir yazı belirir ekranda çaresizce okunan;
''Netten çıkıyorum o zaman ''Hoşçakal''
Mavi üzerine siyah yazılmış sözcükler kararlı ve kesindir...
Titreyen ve cansızlaşan parmakları son bir kez tuşları gezinir kadının
''Hoşçakal''
Düşer bulut adamın gülen yüzü ekrandan.
Ve
KADIN ÖLÜR....
fıkranın devamı
Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiyenin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniyaya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa bindi.. Los Angelese uçtular birgün... Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri" Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.." derler.. "Kumar mı" dedi, Temel, karısına.."Kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... Allah göstermesin.." Ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi.Temel herşeyini rulet masasında biraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temelde metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. Temelin başına gelenleri anlamıştı.
Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı, cebine attı.. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..Çıktı..Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, Tek Kollu Canavar çıktı.Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ...Alet boşaldı adeta.. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü..Gerisi peri masalı.. İki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. İki ay sonra yeni Kalifornıyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı.Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki, önce Los Angelee, sonra Kaliforniyaya, sonrada tüm Amerikaya yayıldı,Temel Pastaneleri... Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerikanın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastanelerinin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. Tüm başına gelenleri anlattı..
"Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerikadaki her taşın altına bakacağım.." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... Adı, adresi sizde olmalı zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi temel.. "Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!.."
fıkranın devamı
Kadının başı çok ağrıyormuş. Demişler ki bir psikiatrist var. Harika tedavi ediyor. Neyse, gitmiş doktora, akşam eve gelince kocası sormuş
- "Ne oldu" diye.
- "Valla, bana telkin önerdi, bir yere oturup kafamı iki elimin arasına alıp sallana sallana bu kafa benim değil, bu kafa benim değil diye tekrarlayacakmışım." Kadın 3-4 gün bu işe devam etmiş ve başağrıları tamamı ile geçmiş. Ancak bu sırada kocasında bir sorun baslamış. Adamda tık yok. Geceleri sırtını dönüp yatıyor. İlişki milişki hak getire. Sonunda kadının da ısrarı ile adam da aynı doktora gitmiş. Akşam eve gelince kadın ne oldu demiş. Adam
- "Bırak yaa demiş, bana da telkin önerdi ama ben öyle saçma şeyleri yapmam" demiş, demiş ama o günden sonra adam olmuş bir canavar. Eve gelince kadını hemen yakalayıp yatağa atıyor. Durum felaket. Neyse herkes çok memnun ama kadın da bu işin nasıl olduğunu merak ediyor. Bir gün kadın eve gelmiş. Adam
- "Hadi karıcığım demiş, sen hemen yatağa gir, ben bi banyoya gidip geleyim" demiş. Kadın gizlice adamı takip etmiş. Ne görsün. Adam banyoda klozete oturmuş, kafasını iki elinin arasına almış sallanıyor.
- "Bu karı benim değil, bu karı benim değil"
fıkranın devamı
Bir gün bir kaplan uyandığında kendini canavar gibi hissetmiş. Hatta kendini öyle iyi hissetmiş ki, bir küçük maymunu köşeye sıkıştırmış ve ona gürlemiş,
- "Ormandaki hayvanların en güçlüsü kim!?!"
Ve zavallı tir tir titreyen maymun cevap vermiş,
- "Sizsiniz tabii ki, sizden güçlüsü yok."
Kısa bir süre sonra, kaplan bir geyiğe rastlamış ve kükremiş,
- "Ormandaki hayvanların en büyüğü ve en güçlüsü kim!?!!"
Geyik öyle çok titriyormuşki kekeleyerek,
- "eee şee şeyyyy büü büüü yüüüük kaa kaaa kaplan, siz ormandaki en güçlü hayvansınız." demiş.Kaplan hızını almışken, sessizce ot yiyen bir file caka atmaya başlamış ve en yüksek sesiyle gürlemiş,
- "Ormandaki hayvanların en güçlüsü kim!?!?!!"
Fil hiç sesini çıkarmadan hortumuyla kaplanı yakaladığı gibi havaya kaldırmış, yere vurmuş, tekrar kaldırmış, ve kaplan portakal ve kömür
renkli bulanık bir görüntü halini alana kadar silkelemiş, ve sonunda onu şiddetle yakındaki bir ağaca fırlatmış. Kaplan sendeleyerek
ayaklarının üzerinde doğrulmuş, file bakmış ve,
-"Yahu kardeşim, sırf cevabı bilmiyosun diye bu kadar sinirlenmene gerek yok!" demiş.
fıkranın devamı
Avcı avlanmaya çıkmış.Önüne küçük bir kovuk çıkmış avcı demiş ki,bu kesin tavşan kovuğu demiş yatmış yere ve tavşan çıkmış tavşanı vurmuş.Biraz gittikten sonra biraz daha büyük bir delik çıkmış avcı demiş ki,bu kesin tilki deliği yatmış yere tilki çıkmış vurmuş.
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerDoğumevi b__15_[1] Neden Gerçekler Topaç Süper vermemiş Orman Kadınlarla Kekeme Hangi tavsan Subaşının Balık Sevgili Prezervatif Devletin yigit-ozgur-1362 Kaplumbağa Donanım Yanlış Temelin Kamp Ürün Beleşci Ağustos Beraat azrail16pu İki Kepçe Kompleks Mart Suçluları Vakit Piyango Bakış Fotoğraf Baş Soğuk Temel Komutanın Çiçeğin Miyav Marifetli yigit-ozgur-1420 üç Terlik Düdük Cennet Şişe İstifa Kartvizit Morg Değeyi şantiye Tövbekar Arkadaşlar Tezek