Canlı Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca, camide cemaate vaaz veriyordu. Halk, Hoca başka neler anlatacak diye sessizce dinliyordu.


O sırada dışarıdan geçmekte olan deve kervanının sesini duyarlar. Cami, kervanın gürültüsüyle zangır zangır titrer.

Hoca sohbetini yarıda keserek:

- Ey cemaat!! Allah'a deveyi kanatlı yaratmadığı için şükredin, der.

Cemaatten birisi ayağa kalkarak:

- Allah deveye kanat verseydi ne olurdu ki hoca Efendi? der.

Hoca:

- Ne olacak, damlarınıza konar, damlarınız çoktan başınıza çökerdi.

ÖĞÜT

Nasreddin Hoca, kainatta yaratılan herşeyin yerli yerince yaratıldığına çok canlı ve halkın anlayacağı seviyeden misal vermiştir.

Onun halkın seviyesine göre olayları anlatması eğitimde önemli bir noktadır.

fıkranın devamı

Rusun vahtında bir gün bir katarda (trende) bir Gürcü bir Ermeni bir Azeri ve birde Talış varmış. Talışlar Azerbaycan vatandaşı olan müslüman bir millettir. Ama karadeniz fıkralarında saat 12 00 den sonra çalışmaz diye yapılan şakalar bunlarada yapılır. Neyse katar giderken Gürcü ceketin cebinden bir Gürcü çakırı çıkarır. Çakır şarap demek Rusun vahtında çakırın yaşısı (Yahşisi değil) Yahşı ve hatta çok zaman yahçıda denir. Gürcüstandan çıkarmış. Gürcü Cebinden çıkardığı çakırı açar küçük bir bardak çıkarır. (Burada votka bardağı olarak kullanılan 50 mlt) bir kadeh süzer. Doldurur. Vurur. Tek seferde tepesine dikip içer. Diğerlerinin ağzı sulanır. Aceba bizede teklif eder mi diye fikirleşirken. Düşünürken. Adam tutar putulkayı (Rusça butulka denir- şişe) atıverir camdan dışarı. Diğerleri dur yahu ne yaptın filan deyince boşverin yaaa der. bizde bundan çoh (çok) var. Biraz geçer Ermeni cebinden bir Ermeni kanyağı çıkarır. (Çifte damıtılmış fransanın COGNAC bölgesi üzümlerinden üretilmiş şaraba Konyak diğer yerlerin üzümlerinden elde edilerek çifte damıtılmış diğer içkilerede KANYAK denir.) Rusun vahtında kanyağında en keyfiyetlisi (kalitelisi) Ermenistanda olurmuş. Oda bir küçük kadeh çıkarır. 50 süzer. Vurur. Haydii hoop pencereden dışarı. Yahuuu dur. Amann boşver der bizde bundan çok var. Neyse Şimdi bizim Azerbaycanlı başlar düşünmeye ulan der. Ben Gürcü ile Ermeninin altında mı kalacam ama elimde hiç bir şey yok. Derken birden kalkar tutar Talışı atar pencereden. Gürcü ile Ermeni dur yapma demek ister. Azeri gururla derki boş veriiin. Bizde bundan çox var.
fıkranın devamı

Akşam eve dönen adamı karısı kapıda karşıladı. Sonra da heyecanlı heyecanlı anlatmaya başladı:
-- Bugün neredeyse, duvardaki saat annemin başına düşecekti...
fıkranın devamı

Timurlenk, Akşehirlilere:- “En yürekli adamınız kimse yanıma yollayın, Ona yüksek ücretle, çok önemli bir görev vereceğ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca ormandan çalıçırpı toplayıp eşeğine yüklemiş. Arkadaşları ile buluşacağı yere gitmiş.Odundan dönen köylülerle ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca sabah namazını kıldırmış evine gelmiş, Hanımına :- “Hatun, ben azcık divanda uzanıp, sonrakalkıp çift sü...
fıkranın devamı


- Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim.
- Teker teker gelin layn...
- Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?
- Korkma, bu tünelden yllardr tren geçmiyor...
- Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi...
- Geeel, geeel, sağ yap gel.
- Abi çok seri bi araba bu yaaa...
- Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo.
- O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye?
- Burası Fener tribünü değil mi?
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu.
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...
- Kim bekler lan yeşilin yanmasını?!
- Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam.
- Hala karlı gösteriyor mu hanım?
- Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim.
- Gel abi burası boyu geçmiyo.
- Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu?
- Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor.
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi?
- Baba... Ben hamileyim.
- Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur.
- Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu?
- Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor.
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.
- Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun...
- Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli!
- Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum.
- Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma...
- Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır.
- Paraşütü en aşağıda ben açacağım.
- Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık?
- Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum.
- Amma keskin virajmış yav!!
- Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel)
- Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma?
- Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış.
- Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi.
- Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak...

fıkranın devamı


Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında,
- "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi." demişler...
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve,
- "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler...
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş,
- "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"

fıkranın devamı


Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor.Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor :
-Ne sorayiler?
-Ayakkabı.
Temel’in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar :
-Dört ayaklıdır, miyav miyav der.
Temel soruyor :
-Bağcıkli midur?

fıkranın devamı


Fadime tutturmuş ehliyet alacağum diye.

-Temel, vallah ehliyet almazsam bir daha sevmem senu.

Olsun demiş, Temel. Şu alemde penim karunun ehliyeti olsun da millet de görsun.



Derken Fadime ilk pratik dersinden dönüp akşam yatakta olanları kocasına heyacanlı, heyacanlı anlatır. İşte nasıl ilk kez şoför koltuğuna kaykulduğunu, nasıl aynayı ayarladuğunu, nasıl kemerinu taktuğunu...



-Muhabbete gel, avrat, demiş Temel. E... çaluşturdun mu arabayu?

Çaluşturdum derken Fadime birden Temelin kamışını tutar ve:

-Ondan sonra da ha böyle 1. fites, 2. fites, 3. fites, 4. fites, Temel...



Neye uğradığını şaşıran Temel aynı anda da acısından kıvranır. Ula yapma, ula etme derken... Fadime daha da ileri gidip:

-Ondan sonra da ha pöyle geri fites, Temel...



Ama Fadime, o ilk araba kullanmanın heyacı ile yerinde duramamaktadır:

-1. fites, 2.fites, 3. fites...

-Yapma avrat, etme avrat, aciyi avrat...



Temel bakmış olacak gibi değil, aklına gelen bir fikir ile, çocuklar avrat, çocuklar uyanır, demiş.

Bunun üzerine Fadime de Temelin ayalarını kavradığı gibi:

-Daat, daaat... çocuklar çekilin bakalım yoldan.

fıkranın devamı


Vietnam savasının en kritik günleriydi. Genç Amerikalı asker memleketteki eşine mektup yazarken itirafta bulunacağı tuttu: - “ sevgilim, buradaki kadınlar yalnız para için yatıyorlar. Böylesine para canlısı insanlara daha önce hiç rastlamadım.” Kısa süre sonra eşinden söyle bir cevap geldi: - “ sevgilim,sakın onlara 50 dolardan fazla para verme,ben burada ancak o kadar alabiliyorum.”



fıkranın devamı


Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında,
- "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi." demişler...
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve,
- "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler...
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş,
- "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"

fıkranın devamı


Vietnam savasının en kritik günleriydi. Genç Amerikalı asker memleketteki eşine mektup yazarken itirafta bulunacağı tuttu: - “ sevgilim, buradaki kadınlar yalnız para için yatıyorlar. Böylesine para canlısı insanlara daha önce hiç rastlamadım.” Kısa süre sonra eşinden söyle bir cevap geldi: - “ sevgilim,sakın onlara 50 dolardan fazla para verme,ben burada ancak o kadar alabiliyorum.”

fıkranın devamı


Bir grup mühendis bir televizyon yarış programı için bir adaya bırakılır.Yanlarında sadece giyeceği elbiseleri ile adaya bırakılan mühendisler hayatlarını yardım almadan idame ettireceklerdir. Mühendisler önce bir ağaçtan ev yapmak için kolları sıvar. Göz kararı
ölçü alamadıklarından kimisi tek gözünü kısıp başparmağı ile ölçü alır kimisi karış ile ölçerek,özenerek işlerini yaparlar. Bu arada bir tanesi iş yapmadığı gibi kendisinin daha iyi yapacağını söyler, yaptıkları işi de beğenmez. Geçtikleri güzergaha da pisliğini yapınca diğerleri artık dayanamaz ve yaka paça bunu tutup senin derdin nedir diye sorarlar.Tüm kameralar onlara dönmüştür ve canlı
yayındadırlar.
-Arkadaşlar ben buraya gelmeden üst düzey yönetici kursu almaktaydım, beni mazur görün, der.

fıkranın devamı


Akıl hastanesinden iki deliyi bırakıcaklarmış.
Doktorlar kendi aralarında konuşuyorlarmış:
-Bunlara son bir test yapalım da öyle görelim akılları başlarına gelmiş mi gelmemiş mi?
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar.
Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin bir kavanoz dolusu da canlı hamam böceği dökmüşler.doktor:
Buyrun yiyiniz demiş.
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış.ötekisi:
Dur önce kaçanları yiyelim,öbürleri nasıl olsa duruyor.

fıkranın devamı


Bir adam barda tek başına yavaş yavaş içiyormuş,
Diğer köşede onun gibi yalnız bir adam daha varmış,
Adamımız bu adamın yanına gitmiş ve;
''Şu karşıdaki 50 katlı gökdeleni görüyormusun demiş''
''Evet'' demiş adam
''Niye sordunuz?''
Bizimki
''Bu gökdelenin ortalarında çok ilginç bir hava sirkülasyonu var'' demiş.
''50. kattan atlayan birisi ölmeden yere ulaşır'' diyerek lafını tamamlamış.
Adam gülmüş normal olarak.
Bizimki
''Sarhoş olduğum için bana inanmıyorsun değilmi?'' demiş.
''O zaman varmısın benimle bahse girmeye.''
''Garsonda şahit olur'' demiş.
''Tamam'' demiş adam ''100$ için sen 50. katdan atla o zaman'' demiş.
Bizimki:
''Tamam o zaman 100'er $ garsona verelim. Ben aşağı canlı inersem 200 $ alırım''
Bizimki çıkmış gökdelenin 50. katına,
Bırakmış kendini boşluğa,
Başlamış aşağı dğru düşmeye.
50-49-48-35-24-19-12-8-4-3-2-1
Bizimki az sonra gülerek bardan içeri girmiş.
Adam hayretler içinde.
''200 $ hak ettin'' demiş.
Bizimki '' 200 $ daha koy çık sende atla'' demiş
''Aşağı indiğinde 400 $ senin olur'' demiş.
Adam memnuniyetle ''Olur'' demiş.
Adam çıkmış gökdelene kendini boşluğa bırakmış.
50-49-48-35-24-19-12-8-4-3-2 derken adam yere çakılıp ölmüş.
Bizimki sırıtarak garsona dönmüş.
Garson 400 $ uzatırken.
''Ya Süperman içince çok adi oluyorsun'' demiş.

fıkranın devamı


Bir uçak Afrika'nın balta girmemiş ormanlarının üzerinden geçerken düşer. Uçak küçük bir nakliye uçağıdır ve sadece Amerikalı pilot kurtulur. Ormanda yaşayan bir zenci kabile bu pilotu bulur. İyileştirir ve pilot gel zaman git zaman bu kabilenin içinde yaşamaya alışır. Derken yıllar geçer ve kabilede çocuklar beyaz ve sarışın doğmaya başlar. Bir, iki... Kabile şefi bakmış ki bu iş böyle olmayacak pilotu karşısına alıp konuşmaya karar verir. Pilotu çağırır ve sorar: - "Nedir bu, yani sen geldikten sonra çocuklarımız beyaz doğmaya başladı?" der şef. Pilot da kendini savunmak için şöyle der: - "Sayın şefim siz burada ormanların içindesiniz bilmezsiniz, doğal seleksiyon denen birşey var yani canlılar zaman geçtikçe özelliklerini değiştirir. Mesela şu atı ele alalım; bakın at çok güzel beyaz bir at, ama yavrusu siyah olmuş?" Şef bir ata bakar, bir yavrusuna, bir de pilota ve şöyle der: - "Tamam sen onu unut, ben de bunları unutacağım."

fıkranın devamı

Bir gun çocuk ve babası alişverişten dönerler.çocuk çok yorgun olduğunu söyleyip odasına
fıkranın devamı

Kadının kocası askere gitmiştir. bu süre içinde kayınpederi sürekli kadına asılmakta, geli...
fıkranın devamı

Köyün birinde dayımız oğlunu evlendirir, gerdek gecesini sabahı oğlunu yakalar ve "tarlayı s...
fıkranın devamı

Kadının biri doğum yapmak üzere hastaneye yatmışkadını doğumdan evvel ultrasyona sokmuşlar...
fıkranın devamı

Fadime tutturmuş ehliyet alacağum diye. -Temel, vallah ehliyet almazsam bir daha sevmem senu.Ols...
fıkranın devamı

Afacan, Annesi ile ilk defa Hayvanat Bahçesine gider. Ömründe ilk defa canlı olarak gördüğü ...
fıkranın devamı

Kapı zili çalınır. Evin hanımı kapıyı açınca karşısında sefil ve yorgun bir adam g...
fıkranın devamı

Galatada bir balıkçı bağırıyor: "canlı balık, canlı balık" ermeni bir teyze yaklaşıyor v...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama