Nasreddin Hoca, Akşehir’in eşrafı ile beraber piknik yapmak üzere bağlara gitmiş. Büyük ağaçların altında yemeklerini, ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca cimri Subaşı’yı hiç sevmezmiş. Bir gün Subaşı Hoca’ya tazı ısmarlamış.- “Hoca efendi, senin ...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’yı çok cimri komşularından birisi yemeğe çağırmış. Sofraya oturmuşlar. İki kişilik servis için ortaya dö...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir yaz günü yolculuk ederken, öğle vaktine doğru bir hayli susar. İlerde bir göl görür. Şöyle kana kana su iç...
fıkranın devamı


Ağanın bir kızı varmış Kalçası geniş beli dar azgınmı azgın bir kız imiş..

bunu farkeden aga kızı hemen baş göz edip karşı köyün cimri agasının oğluna
kızı vermiş.. Neyse düğün dernek derken yeni evli çift el öpmeye kızın babasının köyüne doğru yola çıkmışlar.
Damadın babası da cimri olduğu için oğluna giderken kızın babasına vermesi için hediye falan vermemiş.
Ama damat yolda yolda mahçup mahçup ilerlerken bir çoban ve sürü görmüşler.. çapkın gelin hemen yakışıklı çobanı gözüyle kesmeye başlamış..
Damat çobana:
Ya çoban kardeş biz yeni evliyiz. kayınbabamın elini öpmeye gidiyoruz.
ama ona verecek hediyemiz yok.. senin şu sürüden bir kaç koç alsak bize kaça patlar demiş..
Uyanık çoban bir azgın geline bir salak damada bakıp:
Beyim lafımı olur üç beş koçun..
benimde sizden küçük bir ricam olur
işi hallederiz demiş
damat ta:
-rican nedir.demiş oda Gelinimiz ağa
kızıdır. bilirim.. Ağa kızlarını *ikerken hiç osurmazlarmış diye duydum.
eğer doğruysa sürünün yarısını al git
değil ise 3 koç zaten benden... der.
Cimri ağanın salak oğlu bu ballı teklifi
duyunca kabul etmiş.
çoban geline üç posta atmış fakat gelin
den zırt yok.. çoban kan ter içinde doğrulup valla doğruymuş helal olsun hiç osurmadı.. deyip sürünün yarısını damatla geline vermiş.
evli çift sevine sevine kızın babasının
evine gelirken kızın babası bunları görmüş ve
-Nooldu niye güle oynaya geliyorsunuz
damat demiş.
Damatta ağanın elini öpüp kızını göstererek
-Ağam demiş Aha senin bu kızın varya
Bize şu sürüyü kazandırdı demiş.
Ağada
-Benim kız bu sürüyü nasıl kazandıki ? demiş..
Damatta olanları birbir anlatmış ve çobanın kızını osurtamadığını ve sürüyü çobandan aldıklarını söylemiş..
Bunu duyan ağanın gözleri ayrılmış ve bir damada bir kıza bakıp
-Ulan damat senin dilin ne söylüyor , Onun anasını bir köy *ikti osurtamadı. değil ki kızını sefil bir çobanmı osurtacaaak.. Demiş.

fıkranın devamı


akşehir çarşısında bir kebapçi dükkani vardır.bu dükkanın sahibi pek cimri,pek kurnaz bir adamdır.bir öğle vakti bu kebabcının önünden yoksul bir köylü geçer.köylü sokağa yayılan kebap dumanını uzun uzun koklar,içini çeker.çünkü kebap yemeye yetecek kadar parası yoktur.koynundan kuru bir ekmek parçası çıkarır.bunu kebab dumanına tutar,sonrada yer.dükkan sahibi onun bu yaptığını görür.zavallı köylü tam gidecekken yakasına yapışır.kebap parasını vermeden şuradan suraya gidemessin der.köylü affallar ne kebabı ne parası diye sorsada kebabcıya laf anlatamaz.kavga uzayıp gider.sonunda hocanın karşısına çıkarlar.hoca o sırada akşehirde kadılık yapmaktadır.ona olup biteni anlatırlar.hoca onları dinledikten sonra köylüye döner üstünde ne kadar para varsa çıkar,bana ver der köylüğ bozulur ama ne yapsın kadı öyle buyuruyor.koynundan para kesesini çıkarıp hocaya uzatır.hoca keseyi aLIP UZUN UZUN SALLAR.İÇİNDE ÜÇ BEŞ KURUŞ MADENİ PARA ŞIKIR ŞIKIR SALLANIR.HOCA SERT BİR SESLE KEBAPÇIYA SORAR.PARANIN SESİNİ İYİCE DUYDUN MU.KEBABÇI DUYDUM DER,BUNUN ÜZERİNE HOCA KEBABÇIYA ŞÖYLE DER.KEBAB DUMANI SATAN PARA SESİ ALIR.İŞTE SENDE HAKKINI ALDIN.ŞİMDİDEFOL GİT.




fıkranın devamı


Cimri ve de boş boğazın biri Hocaya:
Ya Nasrettin Hoca demiş demek parayı çok seviyorsun. Acaba neden ?
-Hoca cevabını yapıştırmış. Senin gibilere muhtaç olmamak için...



fıkranın devamı


Temel 0 model BMW cekmis altina ,Dursunun yanina gitmis söyle havali havali
" Dursun nasil buldun arabami,bununla Istanbul -Trabzon arasini 3-4 saatte katederum "
Dursun biraz saskin itiraz edecek olmus
" Temel araba güzel hos ama 3-4 saatte imkansiz demis"
Temel iddiaci tabii demis "denemesi kolay simdi yola cikliyorum 4 saat sonra beni Trabzondaki Hüsnü amcanin bakkalindan ara bak nasil orda olacagim"
Dursun" peki " demis deniyelim ,ve 4 saat sonra Trabzonda Hüsnü amcanin dükkani aramis gercektende telefona Temel cikmis biraz havali ,biraz kibirli sekilde "buna BMW demisler yavas bile geldim sayilir demis ,bak Istanbula 3 saatte dönecegim" telefonu kapatmis yola cikmis
5 gün sonra Istanbula varmis Dursun merak ile telasli sekilde sormus " ula Temel nerde kaldun ? "
Temel sinirli ve Hayal kirikligi icinde
"ula Dursun Gevur su dünyanin parasini aldigi arabaya 5 ileri vites koymusta,geri vites te cimrilik yapmis sadece 1 Geri vites koymus

fıkranın devamı


Temel, hayir kurumu yararina bilet satiyor. Cimri zenginin yanina gidiyor.
Zengin :
- Katilmayacagim ama ruhum sizinle beraber olacak, diyor. Temel :
- Bes, on, onbes milyonluk piletlerimiz var. Ruhunuzun nerede oturmasini
isteysunuz?

fıkranın devamı


Nasreddin Hoca bir cimri tanidiginin evine gittiginde tanidigi ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmis. Nasreddin Hoca, bayat ekmegi disi kesmeyince sinirinden bali kasikla yemeye baslamis. Ev sahibinin gözü yerinden oynamis: - "Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanin içini yakar", demis. Nasreddin Hoca hiç ses çikarmadan bali bitirmis ve: - "Kimin içinin yandigini Allah biliyor", demis.

fıkranın devamı

Iki iskocyalı kasabada bir tiyatro acmislar, fakat iskoclar malum cok cimri, kimse para vermek iste...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir cimri tanidiginin evine gittiginde tanidigi ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikr...
fıkranın devamı

Cimri vede bos bogazin biri Hocaya: Ya nasrettin hoca demis demek parayi cok seviyorsun..Acaba neden...
fıkranın devamı

Iki iskocyalı kasabada bir tiyatro acmislar, fakat iskoclar malum cok cimri, kimse para vermek iste...
fıkranın devamı

Çok cimri bir aile vardir. Bu ailenin bütün fertleri cimridir.Çocuk okuldan dönüste otobüse b...
fıkranın devamı

Beyaz karayı, sinek yarayı, zengin parayı,
Yemek tuzu, rakı buzu, maymun muzu,
Ördek kazı, güzel nazı, aşık sazı sever...
Kuş darıyı, çiçek arıyı, erkek karıyı,
Ana çocuğu, çoban gocuğu, yumurta sucuğu,
Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever...
Garip sılayı, yiğit halayı, tencere kalayı,
Davul zurnayı, avcı turnayı, deve hurmayı,
Alın kelini, cömert elini, cimri dilini sever...
Çöl yağmuru, çizme çamuru, oklava hamuru,
Tembel yatmayı, geveze atmayı, pazarcı satmayı,
Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever...
Ebe bebeği, kahve dibeği, çengi göbeği,
Memur masayı, ermiş asayı, hakim yasayı,
Haylaz döveni, dalkavuk öveni, hergele söveni sever...
Sarhoş dostunu, ayı postunu, yaşlı bastonu,
Hatip lafı, suçlu affı, açıkgöz safı,
Orman çamı, kedi damı, işçi zammı sever...
Mektup pulu, zampara dulu,
Allah kulu sever de..
Sen?
fıkranın devamı

Çok cimri olan bi köylü yemek zamanı reçeli sofraya kapağı kapalı olarak getirir, çocuklarda ekmeklerini reçelin kavonozuna süre süre yermiş.Daha sonra adam kavanozu alır ve dolaba kilitlermiş.
Köylü birgün tarlada çalışırken, reçelin dolapta kilitli kaldığı aklına gelmiş ve çocukları katıksız kalmasın diye öğle yemeği sırasında eve geri dönmüş.Bir de ne görsün...Çocuklar ekmeklerini dolaba sürüp öyle yiyiyorlar.Dayanamayarak söylenmiş:
-Yahu birgün de kuru ekmek yiyemez misiniz???
fıkranın devamı

Adam cimri mi cimri arkadaşına dedi ki:
- Bunca yıldır dostluğumuz var, bir kerecik olsun davet etmedin beni.
- Davet etmedim, çünkü nasıl iştahlı olduğunu bilirim senin. Daha lokmanın birini götürmeden öbürünü alıyorsun eline!
- Sen davet et beni. Söz veriyorum, her lokmadan sonra iki rekat namaz kılacağım!
fıkranın devamı

Yoksulun biri cimri mi cimri bir zengine gidip:
- Seninle benim babam Adem, annemiz de Havva değil mi? Öyleyse kardeşiz biz. Ama senin de bunca malın mülkün var. Kardeşçe paylaşalım şunu, dedi.
Zengin adam uşağına seslendi:
- Şuna bir mangır ver de bir an evvel gitsin başımdan.
Yoksul:
- Efendim, neden doğru dürüst pay etmiyorsun?
Zengin:
- Aman sus! Öteki kardeşlerin bir haberi olursa payına bu kadar da düşmez !
fıkranın devamı

Temel 0 model BMW cekmis altina ,Dursunun yanina gitmis söyle havali havali
- Dursun nasil buldun arabami,bununla Istanbul -Trabzon arasini 3-4 saatte katederum
Dursun biraz saskin itiraz edecek olmus
- Temel araba güzel hos ama 3-4 saatte imkansiz demis
Temel iddiaci tabii demis "denemesi kolay simdi yola cikliyorum 4 saat sonra beni Trabzondaki Hüsnü amcanin bakkalindan ara bak nasil orda olacagim"
Dursun
- Peki deniyelim demis
Ve 4 saat sonra Trabzonda Hüsnü amcanin dükkani aramis gercektende telefona Temel cikmis biraz havali ,biraz kibirli sekilde
- Buna BMW demisler yavas bile geldim sayilir demis ,bak Istanbula 3 saatte dönecegim.
Telefonu kapatmis yola cikmis
5 gün sonra Istanbula varmis Dursun merak ile telasli sekilde sormus
- Ula Temel nerde kaldun ?
Temel sinirli ve Hayal kirikligi icinde
- Ula Dursun Gevur su dünyanin parasini aldigi arabaya 5 ileri vites koymusta,geri vites te cimrilik yapmis sadece 1 Geri vites koymus
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış :
- Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.
Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :
- Doğru mu bunlar ? diye sormuş.
- Evet, demiş fakir adam.
- Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.
Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca' ya uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış. Sonra da :
- Haydi demiş aldın işte alacağını. Aşçı :
- Nasıl olur ? diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz. Hoca cevap vermiş :
- Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan akçenin de sesini alır elbet !
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış. Ev sahibinin gözü yerinden oynamış :
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş.
Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve :
-Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor, demiş.

fıkranın devamı

Ağanın bir kızı varmış Kalçası geniş beli dar azgınmı azgın bir kız imiş..

bunu farkeden aga kızı hemen baş göz edip karşı köyün cimri agasının oğluna
kızı vermiş.. Neyse düğün dernek derken yeni evli çift el öpmeye kızın babasının köyüne doğru yola çıkmışlar.
Damadın babası da cimri olduğu için oğluna giderken kızın babasına vermesi için hediye falan vermemiş.
Ama damat yolda yolda mahçup mahçup ilerlerken bir çoban ve sürü görmüşler.. çapkın gelin hemen yakışıklı çobanı gözüyle kesmeye başlamış..
Damat çobana:
Ya çoban kardeş biz yeni evliyiz. kayınbabamın elini öpmeye gidiyoruz.
ama ona verecek hediyemiz yok.. senin şu sürüden bir kaç koç alsak bize kaça patlar demiş..
Uyanık çoban bir azgın geline bir salak damada bakıp:
Beyim lafımı olur üç beş koçun..
benimde sizden küçük bir ricam olur
işi hallederiz demiş
damat ta:
-rican nedir.demiş oda Gelinimiz ağa
kızıdır. bilirim.. Ağa kızlarını *ikerken hiç osurmazlarmış diye duydum.
eğer doğruysa sürünün yarısını al git
değil ise 3 koç zaten benden... der.
Cimri ağanın salak oğlu bu ballı teklifi
duyunca kabul etmiş.
çoban geline üç posta atmış fakat gelin
den zırt yok.. çoban kan ter içinde doğrulup valla doğruymuş helal olsun hiç osurmadı.. deyip sürünün yarısını damatla geline vermiş.
evli çift sevine sevine kızın babasının
evine gelirken kızın babası bunları görmüş ve
-Nooldu niye güle oynaya geliyorsunuz
damat demiş.
Damatta ağanın elini öpüp kızını göstererek
-Ağam demiş Aha senin bu kızın varya
Bize şu sürüyü kazandırdı demiş.
Ağada
-Benim kız bu sürüyü nasıl kazandıki ? demiş..
Damatta olanları birbir anlatmış ve çobanın kızını osurtamadığını ve sürüyü çobandan aldıklarını söylemiş..
Bunu duyan ağanın gözleri ayrılmış ve bir damada bir kıza bakıp
-Ulan damat senin dilin ne söylüyor , Onun anasını bir köy *ikti osurtamadı. değil ki kızını sefil bir çobanmı osurtacaaak.. Demiş.
fıkranın devamı

Hatun bir kumbara ile kocasının yanına gelmiş demiş ki;
- ''sevgilim, bundan sonra her sevişmemizde bu kumbaraya bozuk para atarsın böylece hem bir miktar tasarruf sağlarız hemde
sevişmelerimizin periyodlarını görebiliriz''.
- ''peki'' demiş adam.
Başlamışlar her sevişmelerinde kumbaraya bozuk para atmaya kumbara gittikçe dolmuş, dolmuş..
gün gelmiş açmak gerekmiş.. Adam bi açmış kumbarayı..
bakmış'ki bi sürü bozuk paranın içinde bikaç tane de çok sıfırlı banknot'lar sormuş;
- ''ne bunlar? ben hep bozuk para atıyordum bunlar nerden geldi yahu''.
- ''Eee, kocacım, herkes senin gibi cimri diil'ki''...
fıkranın devamı

Adam, karısının aşırı azğınlığından olacak bir gün karısına;
- ''Karıcım bundan sonra her sevişmemizde bu kavonaza para atalım böylelikle birikim de sağlamış oluruz'' der.
Günler sonra adamın paraya ihtiyacı doğmuş açmış kavonozu, birde ne görsün kavonoz 5-10 milyonluk dolu.
Hemen karısına döner;
- ''Hanım bunlar'da ne''..
- ''Ne yapıyım kocacım, herkes senin gibi cimri değil'ki'' der...
fıkranın devamı

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
etiketler

ilanzi.com

FikraCenneti.com sitemizde çeşitli kategorilerde fıkralar okuyabilirsiniz.
sarışın fıkralarıçocuk fıkralarıpomak fıkralarımühendis fıkralarıerzurumlu fıkralarınasrettin hoca fıkralarıkısa fıkraaşk nasıl birşey