Yalnızlıktan bunalan adam papağan marketine gider. En güzel papağan en ucuzudur. Papağana sorar:
- Neden bu kadar ucuzsun?
- Görmüyor musun abi benim ayaklarım yok! der papağan.-
Peki nasıl tünekte duruyorsun???
-Pipimi doluyorum abi der papağan.
Adam papağanı eve götürür. Ertesi gün eve geldiğinde
- Papağan: Abi kız arkadaşın postacıya kapıyı açtı
-Adam: E ne olacak onlar tanışırlar.
-Papağan: Adam içeri girer girmez kızın bluzunun düğmelerini açtı!
-Adam: Sonra ne oldu!!!!!!!
-Papağan: Göremedim abi tünekten düşmüşüm!
fıkranın devamı
Bir grup kadın golf oynamaktadırlar. Kadınlardan biri sert bir vuruş yapar ve top biraz ötede oynayan erkeklerin tarafına gider, ayaktaki erkeklerin birine çarpar, Adam ellerini bacak arasında tutarak iki büklüm olur ve yere yıkılır. Kadınlar özür dilemek için o tarafa doğru giderler. Adam yerde kıvranmaktadır. Kadınlardan biri ;
-" Beyefendi kusurumuza bakmayın istemeden oldu çok acıyor mu ? "
Adam cevap vermez ve elleri bacaklarının arasında inlemeye devam eder . Kadın;
-" Beyefendi müsaade edin size yardım edeyim ben fizik terapistiyim ." ;
- " Tamam ... tamam birazdan iyi olurum , geçer geçer .. ahh ıhh .. "
-" Lütfen bırakın yardım edeyim .. "
Adam isteksiz isteksiz " peki " der .
Kadın adamın ellerini iki yana açar ve kemerini çözer, pantolonunun üst düğmelerini açtıktan sonra, ellerini oradan içeriye sokarak masaj yapmaya başlar, aradan bir iki dakika geçtikten sonra ,
-" Simdi nasıl hissediyorsunuz? " diye sorar.
Adam iyice gevşemiştir ,
-" Gerçekten güzeldi ama elim hala çok acıyor.
fıkranın devamı
Emeklilik islemleri için uğraşan adam sigortaya şahsen başvurur. Görevli kadın yaşını doğrulatmak için bir kimlik belgesi sorunca adam ceplerini arar, tarar ve cüzdanını evde unuttuğunu fark edince durumu anlatır. Görevli kadin
- '' gömlek düğmelerinizi açın o zaman'' der. Şaşıran adam bir bir açar düğmeleri ve bembeyaz göğüs kılları ortaya çıkınca görevli kadın
-'' tamam bu gördüğüm yeterli ''
yanıtıyla evrakları onaylar.
Şaşkınlık içinde eve gidip emeklilik işlerini nasıl hallettiğini eşine anlatır adamcağız. Eşinden gelen yanıt bir başka olur:
- ''Keşke pantalonunun düğmelerini açsaydın, o zaman bir de maluliyet farkı alırdın...''
fıkranın devamı
Kekemenin biri birgün bir teziye gitmiş ve:
- Bbbbaaaannnaaaa bbbiiirrr ceeekkkeeettt dddiikk demiş.Terzi:
-Tabi efendim demiş.Kekeme:
-Aaammmaaaa ttteekk yyyııırrttmmaaccıı olsun demiş.Terzi:
-Tabi efendim demiş.Kekeme:
-Aammmaaa yyyaaakkkaaası vvv yyaakkaa oollssuunn demiş.Terzi kekemenin ceketi saatlerce tarif etmesinden sıkılmış ve kızarak:
-Of tabi efendim demiş.Kekeme tekrar:
-Aammmaa aasssttaarrıı oollmmaassınn demiş.
Terzi iyice sıkılmış ve kızmış. Kekeme bir ceketi tarif etmek için saatlerce terzinin vaktini alıyormuş. En sonunda terzi sinirlenmiş ve kekemeye.
- Lan *bne düğmeleri de *arrağım gibi olsun mu? demiş.Kekeme:
-oolllssuunn oollssuunndaa illliikklleerri de annaanıınn *mı ggiibbii oollssuunn, demiş.
fıkranın devamı
Derbi maçından bir gün önce, iki taraftar konuşurlarken, biri sorar:
- Yarın maça geliyor musun?
- Hayır gelmiyorum, karım izin vermiyor.
Diğeri: - Bak, bu işin kolayı var. Maçtan iki saat önce karımı kucaklıyorum, yatak odasına götürüyorum. Üzerindeki parçalarcasına çıkarıyorum, deliler gibi sevişiyoruz. O mutlu bir şekilde yatarken, ben de kaçıp koşa koşa maça geliyorum. Sen de bu yolu dene. Önceleri benim karım da izin vermiyordu.
- Olur.
Maçtan sonraki gün iki arkadaş yine buluşurlar: - Dünkü maçta yoktun? Yoksa dediklerimi yapmadın mı?
- Yaptım, ama bak anlatayım. Maçtan iki saat önce, dediğin gibi karımı kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Önce giysilerini parçalarcasına çıkardım, sonra yatağa fırlattım. Tam pantolonumun düğmelerini açarken, "Yahu boşver, bizim takım bu sezon bunca zahmete değecek kadar güzel oynamıyor zaten." deyip vazgeçtim.
fıkranın devamı
Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık...
Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler...
Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.
Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen"
fıkranın devamı
"Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık...
Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler...
Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.
Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen"
fıkranın devamı
İstanbul'un Belediye Otobüsleri malüm.Ağzına kadar kalabalık olur. Birgün Otobüs durağında insanlar sıra ile Otobüs'ün gelmesini bekliyorlardı. Birinci sırada dar etekli bir kadın,ikinci sırada ise Temel uşağı vardı. Otobüs geldi. Dar etekli kadın otobüs merdivenine ayağını attı.Ne varki eteği dar olduğu için bir türlü binemedi.Elini arkaya atıp bir düğme çözdü. Yine denedi olmadı.Bir düğme daha yine yok.Herkes bağırıp çağırırken,Temel kadını kucakladığı gibi otobüsün bir köşesine bıraktı. Otobüs hareket ettikten beş dakika sonra kadın Temel'in yanına gelerek;
Kadın:
- Beyfendi,sen benim kocam mısın da beni kucaklıyorsun?
Temel:
- Ula,Sen penim karım mısın da ki saattir penim pantalonum düğmelerini açaysun.
fıkranın devamı
Emeklilik islemleri için uğraşan adam sigortaya şahsen başvurur. Görevli kadın yaşını doğrulatmak için bir kimlik belgesi sorunca adam ceplerini arar, tarar ve cüzdanını evde unuttuğunu fark edince durumu anlatır. Görevli kadin '' gömlek düğmelerinizi açın o zaman'' der. Şaşıran adam bir bir açar düğmeleri ve bembeyaz göğüs kılları ortaya çıkınca görevli kadın '' tamam bu gördüğüm yeterli '' yanıtıyla evrakları onaylar. Şaşkınlık içinde eve gidip emeklilik işlerini nasıl hallettiğini eşine anlatır adamcağız. Eşinden gelen yanıt bir başka olur:
- ''Keşke pantalonunun düğmelerini açsaydın, o zaman bir de maluliyet farkı da alırdın...''
fıkranın devamı
Fırlamanın Biri bir adama yaklaşır : - Bayım , saatiniz kaç acabaAdam durur , paltosunun ve ce...
fıkranın devamı
Derbi maçından bir gün önce, iki taraftar konuşurlarken, biri sorar: - Yarın maça geliyor mus...
fıkranın devamı
Karadenizlinin biri, birgün elleri cebinde umumi tuvalete girer,orada bulunan birine önünü göst...
fıkranın devamı
Küçük bir oda. Odada bir yatak. Yatakta yalnız bir kız. Birden yatağın yanındaki pencere aç...
fıkranın devamı
Yalnızlıktan bunalan adam papağan marketine gider. En güzel papağan en ucuzudur. Papağana sora...
fıkranın devamı
Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz mi bilmiyoruz ama biraz düşününce aşağıdaki bütün maddelerin doğru olduğu ortaya çıkıyor.
1. Polis araştırmaları sırasında en az bir kez bir striptiz salonuna uğramak şarttır.
2. Amerika'daki bütün telefon numaraları 555 ile başlar.
3. Biri sizi sehirde kovalıyorsa, senenin hangi günü olursa olsun, genellikle St. Patrick Günü törenlerine rastlarsınız ve kalabalığa karışırsınız.
4. Bütün market alışverişi çantalarında en az bir somun Fransız ekmeği bulunur.
5. Kontrol kulesinde konuşabilecek birini bulan herkes bir uçağı indirebilir.
6. Herhangi bir binanin havalandırma sistemi mükemmel bir saklanma yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklına gelmez ve siz de hic bir güçlükle karşılaşmadan binanın herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz.
7. Silahı yeniden doldurmanız gerekiyorsa, daima muhimmatınız bulunur... daha önce hiç taşımıyor olsanız bile.
8. Şehriniz tabii bir felaket ya da bir canavar tarafindan tehdit ediliyorsa belediye başkanının ilk endişesi turistler veya yakında açılacak bir sergidir.
9. En tehlikeli yaralarla yaralanan biri gıkını bile çıkarmaz, ama bir kadın yaralarını temizlerken inler.
10. Bir pencere camı bariz gözüküyorsa, az sonra oradan biri dışarı atılacaktır.
11. Taksiye ödeme yapmak icin cüzdanınıza bakmanıza gerek yoktur; elinize gelen ilk parayı çıkarıp uzatın, tam ücret kadar olacaktır.
12. Mutfaklarda elektrik düğmeleri bulunmaz. Geceleyin mutfağa girdiginizde buzdolabının kapısını açmanız yeterlidir.
13. Kelime işlemciler asla cursor ekranı gostermez. Onun yerine hep "Şifreyi giriniz" yazar. Bilgisayarlar her tuşa basildiginda bip sesi çıkarırlar.
14. Anneler her sabah yumurta, salam vs den ibaret kahvaltı sofrası hazırlarlar, ancak baba ve çocukların kahvaltı yapacak zamanları hiç olmaz.
15. Kabustan uyanan biri daima dimdik oturur ve hızlı hızlı solur.
16. Elektronik zamanlama gereçlerine sahip bütün aların üzerinde anın ne zaman patlayacağını bildiren büyük ekranlar vardır.
17. Ziyaret ettiginiz binanın tam önüne park etmek daima mümkündür.
18. Bir detektif bir davayı ancak askıya alındığında çözebilir.
19. Bütün uzaylılar Amerika'ya iner.
20. Bir çok laptop bilgisayar, istilacı uzaylı uygarlıklarının iletişim sistemlerini bozacak kadar güçlüdür.
21. Dövüş sanatları içeren bir kavgada dusmanlarınız sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar etrafınızda dans ederek dönüp dururlar ve öncekiler nakavt oldukca sırayla kavgaya girerler.
22. Biri kafasına yediği darbeyle baygın düşse bile asla bir beyin hasarı veya travma geçirmez.
23. Polis departmanları memurlarını kesinlikle zıt karakterlileriyle eşleştirmek icin onlara kişilik testleri uygularlar.
24. Yalnız başlarına kaldıklarında yabancılar Ingilizce konuşmayı tercih ederler.
25. Her ihtiyaç duyduğunda elektrikli testere bulman mümkündür.
26. Bir kağıt atacı veya bir kredi kartıyla her kapı açılabilir; tabi, bu kapı içinde bir çocuk bulunan ve yanan bir evin kapısı değilse.
27. Hiç bir araba kilitlenmez camları dahi örtülmez. Dünyanın arabası calınır ama bunlar hariç.
28. FBI, CIA'in bilgi sistemleri birileri bize girse de pat diye cevap versek tarzında çok misafirperver calışmalar içindedirler.
fıkranın devamı
Sevgili Oğlum!
Hızlı okumadığını bildiğim için bu mektubu yavaş yavaş yazıyorum.
Bir gazetede, "insanların başına, genellikle evlerinin 2 km. civarında kaza gelmektedir." yazısını okuyunca evimizden taşındık.Taşındığımız evde bizden önce oturanlar adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler.O nedenle adres yazamıyorum.
Bu evde garip bir çamaşır makinesi var.Geçen gün içine koyduğum çamaşırları, duvardaki zinciri çekince bir daha bulamadım.
Buraya geçen hafta iki kere yağmur yağdı.İlki üç gün, ikincisi ise tam dört gün sürdü.Benden istediğin yeleği postaya verdim.Ancak, düğmeleriyle paketin çok ağır olacağını düşündüm.Sonunda düğmeleri koparıp yeleğin cebine koyduk.Orada bulabilirsin.
Seni seven annen...
NOT: Sana biraz para gönderecektim, ama zarfı bir kere kapatmış bulundum.
fıkranın devamı
İyi giyimli bir işadamı yolda yürürken , yanına 9-10 yaşlarında bir çocuk yaklaşır :
- Bayım , saatiniz kaç acaba
Adam durur , paltosunun ve ceketinin düğmelerini açar, yelek cebinden saatini çıkarır, bakar ve :
- Üçe çeyrek var , genç adam .. der.
- Teşekkürler, der çocuk
- Lütfen saat tam üçte gelip kıçımı yalar mısınız?
Adamın tepesi atar , caddelerde nefes nefese çocuğu kovalamaya başlar . Ancak birkaç dakika sonra eski bir arkadaşına rastlar ve durmak zorunda kalır .
- Hayırdır ?, der. Arkadaşı:
- Sorma, der adam nefes nefese ,
- P..in biri geldi saati sordu. Üçe çeyrek var dedim. O da "Saat tam üçte gelip kıçımı yalar misin " dedi, Onu kovalıyorum.
- Anladım da birader, der arkadaşı ve devam eder:
- Bu acele niye ? Daha on dakikan var!
fıkranın devamı
Emeklilik işlemleri için uğraşan Temel sigortaya şahsen başvurur. Görevli kadın yaşını doğrulatmak için bir kimlik belgesi sorunca Temel ceplerini arar, tarar ve cüzdanını evde unuttuğunu fark edince durumu anlatır.
Görevli kadin
- Gömlek düğmelerinizi açın o zaman
der. Şaşıran Temel bir bir açar düğmeleri ve bembeyaz göğüs kılları ortaya çıkınca görevli kadın
- Tamam bu gördüğüm yeterli
yanıtıyla evrakları onaylar. Şaşkınlık içinde eve gidip emeklilik işlerini nasıl hallettiğini eşine anlatır adamcağız. Eşinden gelen yanıt bir başka olur:
- Keşke pantalonunun düğmelerini açsaydın, o zaman bir de maluliyet farkı da alırdın...
fıkranın devamı
İstanbul'un Belediye Otobüsleri malüm.Ağzına kadar kalabalık olur. Birgün Otobüs durağında insanlar sıra ile Otobüs'ün gelmesini bekliyorlardı. Birinci sırada dar etekli bir kadın,ikinci sırada ise Temel uşağı vardı. Otobüs geldi. Dar etekli kadın otobüs merdivenine ayağını attı.Ne varki eteği dar olduğu için bir türlü binemedi.Elini arkaya atıp bir düğme çözdü. Yine denedi olmadı.Bir düğme daha yine yok.Herkes bağırıp çağırırken,Temel kadını kucakladığı gibi otobüsün bir köşesine bıraktı. Otobüs hareket ettikten beş dakika sonra kadın Temel'in yanına gelerek;
Kadın:
- Beyfendi,sen benim kocam mısın da beni kucaklıyorsun?
Temel:
- Ula,Sen penim karım mısın da ki saattir penim pantalonum düğmelerini açaysun.
fıkranın devamı
Derbi maçından bir gün önce, iki taraftar konuşurlarken, biri sorar:
- Yarın maça geliyor musun?
- Hayır gelmiyorum, karım izin vermiyor.
Diğeri: - Bak, bu işin kolayı var. Maçtan iki saat önce karımı kucaklıyorum, yatak odasına götürüyorum. Üzerindeki parçalarcasına çıkarıyorum, deliler gibi sevişiyoruz. O mutlu bir şekilde yatarken, ben de kaçıp koşa koşa maça geliyorum. Sen de bu yolu dene. Önceleri benim karım da izin vermiyordu.
- Olur.
Maçtan sonraki gün iki arkadaş yine buluşurlar: - Dünkü maçta yoktun? Yoksa dediklerimi yapmadın mı?
- Yaptım, ama bak anlatayım. Maçtan iki saat önce, dediğin gibi karımı kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Önce giysilerini parçalarcasına çıkardım, sonra yatağa fırlattım. Tam pantolonumun düğmelerini açarken, "Yahu boşver, bizim takım bu sezon bunca zahmete değecek kadar güzel oynamıyor zaten." deyip vazgeçtim.
fıkranın devamı
Emeklilik islemleri için uğraşan adam sigortaya şahsen başvurur. Görevli kadın yaşını doğrulatmak için bir kimlik belgesi sorunca adam ceplerini arar, tarar ve cüzdanını evde unuttuğunu fark edince durumu anlatır. Görevli kadin '' gömlek düğmelerinizi açın o zaman'' der. Şaşıran adam bir bir açar düğmeleri ve bembeyaz göğüs kılları ortaya çıkınca görevli kadın '' tamam bu gördüğüm yeterli '' yanıtıyla evrakları onaylar. Şaşkınlık içinde eve gidip emeklilik işlerini nasıl hallettiğini eşine anlatır adamcağız. Eşinden gelen yanıt bir başka olur:
- ''Keşke pantalonunun düğmelerini açsaydın, o zaman bir de maluliyet farkı da alırdın...''
fıkranın devamı
Kekemenin biri birgün bir teziye gitmiş ve:
- Bbbbaaaannnaaaa bbbiiirrr ceeekkkeeettt dddiikk demiş.Terzi:
-Tabi efendim demiş.Kekeme:
-Aaammmaaaa ttteekk yyyııırrttmmaaccıı olsun demiş.Terzi:
-Tabi efendim demiş.Kekeme:
-Aammmaaa yyyaaakkkaaası vvv yyaakkaa oollssuunn demiş.Terzi kekemenin ceketi saatlerce tarif etmesinden sıkılmış ve kızarak:
-Of tabi efendim demiş.Kekeme tekrar:
-Aammmaa aasssttaarrıı oollmmaassınn demiş.
Terzi iyice sıkılmış ve kızmış. Kekeme bir ceketi tarif etmek için saatlerce terzinin vaktini alıyormuş. En sonunda terzi sinirlenmiş ve kekemeye.
- Lan *bne düğmeleri de *arrağım gibi olsun mu? demiş.Kekeme:
-oolllssuunn oollssuunndaa illliikklleerri de annaanıınn *mı ggiibbii oollssuunn, demiş.
fıkranın devamı
Malum orğanının büyüklüğü ile övünen adam kaldırımdan anlaştığı bir fahişe ile doğruca otelin yolunu tutar. Fakat kadın ilişki sırasında o büyük şeyden hiç etkilenmemiş gıkı bile çıkmamıştır. Oldukça sinirlenen adam hiddetle kollarını dener kadının yine gıkı çıkmaz, adam daha da sinirlenince bu kez bacaklarını devreye sokar fakat kadının etkilenmesi mümkün değildir. Sinir küpü olan adam giyinip otelden çıkmayı planlarken, parmağında alyasın olmadığını görür. Şimdi karısına ne diyecektir, mutlaka o alyansı bulmalıdır. Alyansın operasyon esnasında içerde kaldığını düşünerek soyunur, kadının malum yerine bu kez kendisi tamamen girerek alyasını arayacaktır. Ancak içerisi çok karanlıktır, bu yüzden bir kibrit çakarak sağa sola bakınmaya başlar on, onbeş dakika sonra ileriden elinde fener olan birinin kendisine doğru yaklaştığını görür. Adam yaklaştıkça omuzu şapkası ve düğmeleri ışıl ışıl parlamaktadır. Daha sonra yaklaşanın Albay olduğunu anlar. Albay hiddetle sorar;
- "Ne arıyorsun burada?".
Adam korkarak;
- "alyansımı" der.
- "Be aptal adam ben burada bir alay askerimi kaybettim günlerdir bulamıyorum küçücük bir alyansı nasıl bulacaksın?" der.
fıkranın devamı
erzurumlu gelleli cevded yaşlanmış evde koltukta uyukluyomuş 3yaşlarındaki torunuda düğmeleri açik unuttuğu poturundan sarkan aletiyle oynuyormuş hanımı odaya girip durumu görunce bağımı ola cevdet dıye cevdettiksinerek uyanır neoldi gari der karısı görmirmisen uşağ aletinnen oynir vaziyeti gören cevdet karısınaderki gari bu alet senın işen yarirmi karısı nerdee oesgigünler heç bir işime yaramir cedet derki eee benımde işime yaramir eleyse birağ uşağ oynasın.
fıkranın devamı
Istanbulun Belediye Otobüsleri malüm.Agzina kadar kalabalik olur. Birgün Otobüs duraginda insanlar sira ile Otobüsün gelmesini bekliyorlardi. Birinci sirada dar etekli bir kadin,ikinci sirada ise Temel usagi vardi. Otobüs geldi. Dar etekli kadin otobüs merdivenine ayagini atti.Ne varki etegi dar oldugu için bir türlü binemedi.Elini arkaya atip bir dügme çözdü. Yine denedi olmadi.Bir dügme daha yine yok.Herkes bagirip çagirirken,Temel kadini kucakladigi gibi otobüsün bir kösesine birakti. Otobüs hareket ettikten bes dakika sonra kadin Temelin yanina gelerek;
KADIN:Beyfendi,sen benim kocammisinda beni kucakliyorsun?
TEMEL:Ula,Sen penim karimmisin.Otobüse binerken iki saattir penim pantalonum dügmelerini açeysun.
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlertikim Boks Kalıba Turkish Sünnetçi Tanık Türk Marangoz Temel David Fark Dünya matematik Teyzesiyim Akvaryum Maymun Enayi Kambur Eşşek Bunak Tabi Gelmedik Tuvalette Hocanın yigit-ozgur-1257 Spiker İçinde Değmez Bebekler Krem Planımız Kıvılcım dolmuş Hasta Pijama Bilim Kulak Futbol Tavana Maskeli yigit-ozgur-1010 Aynı Cüzdan Teke Düzmantık Gizlisi İddacı Alışkanlık Şükürler İsim Utanmış Kolay Yabancı Salatalık Melemez