Düdük Fıkraları

loading...

Nasreddin Hoca pazara gidiyorken, mahallenin çocukları kendilerine birer düdük getirmesini Hoca’dan istemişler. Olur de...
fıkranın devamı


Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafını almışlar. Hepsi birer düdük ısmarlamış, ama para veren olmamış.

Hoca çocukların tümüne olumlu cevap vermiş:

- Peki, olur...

Çocuklardan yalnız biri, elinde para olduğu halde, Hoca'ya şunları söylemiş:

- Şu parayla bana bir düdük getirir misin ?

Hoca akşama doğru pazardan dönmüş. Yolunu bekleyen çocuklar hemen

Hoca'nın etrafını sararak düdüklerini istemişler.

Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çıkarıp kendisine para veren çocuğa uzatmış.

Ötekileri bağırmaya başlamışlar:

- Ya bizim düdükler nerede ?

Hoca'nın cevabı kısa ve anlamlı olmuş:

- Parayı veren düdüğü çalar.

fıkranın devamı


Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafını almışlar. Hepsi birer düdük ısmarlamış, ama para veren olmamış.

Hoca çocukların tümüne olumlu cevap vermiş:

- Peki, olur...

Çocuklardan yalnız biri, elinde para olduğu halde, Hoca'ya şunları söylemiş:

- Şu parayla bana bir düdük getirir misin ?

Hoca akşama doğru pazardan dönmüş. Yolunu bekleyen çocuklar hemen

Hoca'nın etrafını sararak düdüklerini istemişler.

Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çıkarıp kendisine para veren çocuğa uzatmış.

Ötekileri bağırmaya başlamışlar:

- Ya bizim düdükler nerede ?

Hoca'nın cevabı kısa ve anlamlı olmuş:

- Parayı veren düdüğü çalar.



fıkranın devamı


Dağ koyluklerinde yaşayan bir genç askere gider aradan zaman geçer ve askerlerin banyo vakti gelir banyo olurken bizimkinin kocaman aleti takılır arkadaşının gözüne sorar nerde büyüttün la onu oda tabii anlamaz hatta ne işe yaradığını bile bilmezmiş arkadaşı durumu komutanına anlatır komtanım komtanım bizim mahoda bi tik var ama garibim ne işe yaradığını bilmiyor der komutan çağır onu bana der ve maho gelir aç bakalım der ve bizim asker aga açar komtan bakarkı yılan yavrusu gibi der olum neye yarar o? bilmiyorum kumandanım der bak der iki eline al onu bir düdükle ileri bir düdükle geri yapacaksın der ve başlar düdük çalmaya düt ileri düt geri düt ileri düt geri bu iş bir müddet devam eder ve asker zevke gelir tam boşalacağı sırada komutan düdük çalmayı keser ve asker komutana garip garip bakarak düt de komtanıııııııııııııım...

fıkranın devamı


Nasrettin hoca yolda geçerken çocuklara rastlamış.çocuklar nasrettin hocaya düdük al demişler.içlerinden birisi parayı vermiş.pazardan gelince çocuklar hani bizim düdüklerimiz demişler parayı verene düdüğü vermiş ve şöyle demiş parayı veren düdüğü çalar.

fıkranın devamı


Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafini almislar. Hepsi birer düdük ismarlamis, ama para veren olmamis.

Hoca çocuklarin tümüne olumlu cevap vermis:

- Peki, olur...

Çocuklardan yalniz biri, elinde para oldugu halde, Hoca'ya sunlari söylemis:

- Su parayla bana bir düdük getirir misin ?

Hoca aksama dogru pazardan dönmüs. Yolunu bekleyen çocuklar hemen

Hoca'nin etrafini sararak düdüklerini istemisler.

Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çikarip kendisine para veren çocuga uzatmis.

Ötekileri bagirmaya baslamislar:

- Ya bizim düdükler nerede ?

Hoca'nin cevabi kisa ve anlamli olmus:

- Parayi veren düdügü çalar.

fıkranın devamı

Köyün hocası köyün en güzel kadınını sabah akşam dereye çağırıp düdüklüyormuş.kad
fıkranın devamı

Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler k...
fıkranın devamı

Adamın biri, uzun zaman sonra köy kahvesine gelmiş. Çok sevinçli ve heyecanlıymış. Bunu gö...
fıkranın devamı

"Evlenecegim kizin ilk erkegi ben olmaliyim, hatta cinsellik hakkinda hiç bir sey bilmemeli ve hatt...
fıkranın devamı

Adamın birisi hayvanat bahçesinde dolaşırken gorilin kendisini dikkatle izledigini f...
fıkranın devamı

Temel tarlada çalışırken Fadimeyi gözüne kestirmiş, götürecek. Ancak etrafına bakınmış, arkasına saklanabilecekleri bir kaya bile yok. En sonunda tren raylarının arasına girmeye karar vermişler. İşe koyulmuşlar. Aradan bir süre geçmeden tren düdük çalarak gelmeye başlamış. Fakat bizimkilerde hiç tepki yok, işe devam ediyorlar. Derken tren tam önlerinde durmuş. Olay mahkemeye intikal etmiş. Hakim Temele dönüp "oğlum tamam gençsin yapacaksın ama trenin düdüğünü duymadınızmı" diye sormuş. Temel "valla hakim bey, tam o sırada ben geliyorum, Fadime geliyor, tren geliyor. Bende "freni olan dursun" dedim.
fıkranın devamı

Bir gün Temel, İdris ve Cemal otobanda giderlerken bakmışlar ki bir telekız el ediyor.
Üçünün de canı cekmiş; Temel atılmış "Varmısınız la bu karıyı düdüklemeye"
İdris ve Cemal "varız" demişler.Kızın yanında durmuşlar önde oturan Cemal camı aralamış ve kadına "kaç para" diye sormuş.
Kadın "önden 5 milyon, arkadan 10 milyon" demiş. Arkada oturan Temel "ben niye 10 milyon veriyom. Ben yokum bu işte demiş"

fıkranın devamı

Adamın biri dul komşusu kadından her gün istemektedir. Ancak kadın bir türlü kabul etmemektedir. Ama adam bıkmadan usanmadan istemeye devam eder.
Sonunda kadın pes etmiştir. Ve kadın bir gün adama tamam kabul ediyorum der. Yalnız bir şartla;
- ''Şehir dışına çıkıp bu işi Tren yolunda yapacağız''.
Adam şaşkınlık içerisindedir.
- ''Yav katım var, Yatım var nerde istersen orada neden Tren yolu''.
Dediysede kadın şartından vazgeçmemektedir. Kadının dediği olur ve bir Taksi'ye atlayıp şehir dışına çıkarlar. Taksiciyi gönderip Tren yolunda rayların üstünde işe başlarlar. Tam işin doruk noktasında uzaktan bir Tren gözükmüştür. Makinist bunları görerek başlar acı acı düdük çalmaya. Ama nafile bizimkiler istiflerini dahi bozmadan işlerine devam etmektedir. Makinist son çare olarak büyük bir gürültü ile frene asılır. Arkadaki vağonlar birbirine girmiş çoğu devrilmiştir. Ancak Makinist tamda kadın ile erkğin bacakları arasında durmayı başarmıştır. Milyonlarca zarara neden olan bu durum karşısında Makinist bunları mahkemeye verir. Hakim şahitleri dinler, makinisti dinler ve son olarakda adamı dinleyip;
- ''Ehhh be evladım yaptığın iş tamam iyi güzelde madem'ki Treni gördün devriliver yantarafa işine orada devam et, neden yapmadın''.. diye sorar.
Adamda yanıtlar ve derki;
- ''Hakim bey valla o anda ben geliyom, kadın geliyo, Tren geliyo freni olan dursun''....

fıkranın devamı

Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.

Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muayene etmeye başlamış. Elini bekçinin sırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;

BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.

Pencereler yukarıya doğru açılıp alttan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;

İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede nara attım" demiş.

fıkranın devamı

"Evlenecegim kizin ilk erkegi ben olmaliyim, hattacinsellik hakkinda hiç bir sey bilmemeli ve hatta erkek organinin adini dahi bilmemeli." diye düsünen bir adam, bu aradigi
kizi bulabilmek için diyar diyar geziyormus. Fakat erkek organinin adini bile bilmeyen kiz nerdeeee ?Nihayet köyün birinden bir kiz tavsiye etmisler adam kizi görmeye gitmis, ne yapip edip kizla samanlikta bulusmus, konusurlarken lafin arasinda çikarip göstermis kiza:
- Bunun adini biliyor musun? diye sormus, kiz
- Penis, demis.
Adam kizi begenmemis. Zaman içinde birçok köylerde,birçok kizlar tavsiye etmisler adama, adam ayni sekilde görüsüp sormus
- Bunun adi nedir? diye bütün kizlarda bilmis
adini.Aradigi türden bir kiz bulamayacagini anlayan adam tam evlenme fikrinden
vazgeçecegi zaman bir kiz daha tavsiye etmisler.Kizin yasadigi köye giden adam,kizi bir bahane ile kömürlüge indirmis, lafin arasinda çikartip
- Bu nedir? diye sormus. Kiz adaminkini eline alip biraz inceledikten sonra
- Düdüük, demis.Bunun üzerine aradigi kizi buldugunu düsünen adam formaliteleri
tamamladiktan sonra bu kizla evlenmis. Aradan yillar geçmis, kari-kocanin çocuklari olmus, çocuklar büyümüs torunlari olmus,evliliklerinin otuzbesinci yillarini kutlarken adamin aklina tanistiklarinda yasadiklari olay gelmis ve gevrekgevrek
gülerek karisini dürtmüs :
- Hatirliyormusun hanim,bundan seneler önce sana kömürlükte birsey göstermistimde, düdük demistin, nerden aklina geldi o ? deyince kadin
kikirdeyerek :

- Onu bilmeyecek ne var senden iki gün önce komsumuzun oglu seninkine benzer birsey gösterdi de ne oldugunu bilemedimdi, o da zurna demisti.Seninkine baktim, onunki zurna ise seninki de ancak düdük olur diye
düsündüm.!!!!!
fıkranın devamı

Adamın biri, uzun zaman sonra köy kahvesine gelmiş. Çok sevinçli ve heyecanlıymış. Bunu görenler "Dayı nedir bu sevincin, heyecanın?" diye sormuşlar. Adam da "Benim büyük oğlanın kız arkadaşı geldi. Öyle bir mal vardı ki, doyamazsın. Ben tadına baktım, büyük oğlan baktı, küçük oğlan baktı, Neco var ya Neco, o bile baktı" demiş. Aradan bir hafta geçmiş ve adm yine kahveye gelmiş. Yine sormuşlar sevincinin nedenini. Adam:
-Bizim küçük oğlanın kız arkadaşı geldi. Ben tadına baktım, büyük oğlan tadına baktı, bizim Neco var ya Neco o bile baktı...
Aradan bir ay geçmiş, adam yine kahveye gelmiş. Gayet üzgün bir durumda sessizce çayını içiyormuş. Ona, bu halini sormuşlar. Adam yarı ağlamaklı anlatmaya başlamış:
- Bizim büyük kızın erkek arkadaşı geldi. Herifte öyle bir mal var ki dudağınız uçuklar. Beni düdükledi, büyük oğlanı düdükledi, küçük oğlanı düdükledi, Neco var ya Neco, o öldü...
fıkranın devamı

Adamın teki 18 yaşındayken 15 yıla mahkum olup hapse girer.Hapisanedeki son 5 yılında (eller nasır tutmuş tabi) kendi kendine söz verir;
- "Ulan şurdan bir çıkayım ilk işim bir bakireyi düdüklemek olsun."
Derken 5 yıl su gibi akıp geçer.Fıkranın kahramanı abaza arkadaşımız ilk gördüğü hatunla yatar. Ama o da ne? Hatun bakirelik bir yana kaşarın daniskası çıkmasın mı? Bunun üzerine hemen bir liseye gider ve bir kızı ayarlar. Sonuç aynı. Ortaokul ilkokul derken artık tüm ümidini kesmiş ve müthiş bir hayal kırıklığıyla dolaşırken gözüne birden bir
anaokulunun tabelası ilişir.Bir kızı ayarlayıp hızla evine götürür.Kızla salonda oturuken;
- "Bak şimdi senle evcilik oynuyacağız. Ben şimdi içerdeki odaya geçicem sende biraz sonra gelirsin."
Diyerek odaya geçer.Üstündekileri çıkardıktan sonra aletine kızın korkmaması için bir kurdela bağlayıp yatağa girer.Kız badi badi
yürüyerek gelip yorganı kaldırır ve şok olmuş bir şekilde adama dönerek der ki :

- "Bugüne kaday yayyak yiyoydum ama hiç böyleşini göymemiştim."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama