DOGAN Fıkraları

loading...


Maliye Bakani Unakitan, Akcaabat merkez ilce kongresine destek icin
Tayyip Erdogan tarafindan gorevlendirilir.

Temel, Akcaabat'ta bisikletini meydana birakarak bir kahveye girer. 5
dakika sonra iceri giren bir polis memuru bagirir:

-Kardesim! Asfalttaki bisikletin sahibi kimse alsin, Maliye Bakani
Unakitan gelecek.

Temel karsidan ayni ses tonuyla cevap verir:

-Hacan kilitledim oni... Bi sey olmaz...

fıkranın devamı


Afrikadaki bir kabileye beyaz bir doktor atanmis doktor geldikten sonra dogan tüm çocuklar beyaz olmaya baslamis,kabiledeki erkekler ayaklanmislar,kabile sefi herkesi yatistirmis ama kendi çocuguda beyaz olunca doktorun yanina çikmis:
- Burda ki tüm çocuklar beyaz doguyor nasil oluyor bu is ?
- Bak su karsidaki beyaz ati görüyor musun, at beyaz ama tay siyah
- Doktor ben çocugu unuttum sende ati unut!

fıkranın devamı


Temel ormanda agaç kesiyormus, o sirada çevreciler de ormanda yürüyüse
çikmislar, Temeli bu vaziyette görünce bir güzel pataklamislar...
Temel üstu basi perisan halde köye dönerken Dursun a raslamis, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diyesormus,
Temel de anlatmis;
- Ormanda agaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Dogan in yengesini
bozmisum diye dövdü peni, halbuki ne Dogan i taniyruuum, ne de yengesuni..

fıkranın devamı


Köylü, yeni dogan bir sipayi kucagina almis evine dönerken,iki ortaokul ögrencisi kendisine takilir ve:

- Hayrola amca, derler. Oglunu nereye götürüyorsun böyle?

- Adam, kendine yapilan bu terbiyesizlige aldirmamis görünerek cevap verir:

- Gittiginiz okula kaydini yaptiracagim.

fıkranın devamı


"Basbakan Erdogan, dis destek aramak icin
ingiltereye ziyarete gitmis.
Ziyareti sirasinda Kralice tarafindan cay icmeye davet edilen
Erdogan, Kraliceye kendi liderlik felsefesinin ne oldugunu sormus.
Kralice de "cevremi akilli insanlarla doldurmak" cevabini
vermis.Erdogan bunun uzerine kraliceye cevresindeki insanlarin
akilli olup olmadiklarini nasil ayirt ettigini sormus. Kralice,
"onlara dogru sorulari sorarak ayirt ediyorum" diye yanitlamis ve "izin
verin
gostereyim" demis. Kralice hemen Tony Blair'i aramis ve: "Sayin Basbakan,
lutfen bu soruya cevap verin:Annenizin bir cocugu var, babanizin bir cocugu
var ve bu cocuk sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu? "diye
sormus. Tony Blair: "Bu benim majesteleri" diye yanitlamis.
Kralice: " Dogru.Tesekkurler,iyi calismalar Blair" demis ve
Erdogan'a donerek:"Gordunuz mu sayin Erdogan?" "Evet majesteleri, cok
tesekkur ederim,bu metodunuzu kesinlikle kullanacagim" diyerek oradan
ayrilmis.
Yurda donup hemen Unakitan'i yanina cagiran Erdogan,
"Kemal abi sana soracagim bir soruyu cevaplamani istiyorum"
demis. Unakitan : "Tabii efendim, nedir?"
Erdogan:"Annenin bir cocugu var, babanin bir cocugu var, ve bu cocuk senin
ne kiz ne de erkek kardesin. Kimdir bu?"
Unakitan saga bakmis sola bakmis dusunmus tasinmis ve en sonunda:
"Efendim bunu biraz dusunup sonra size cevap versem?" demis.Erdogan kabul
etmis ve Unakitan oradan ayrilmis,vakit kaybetmeden
Bakanlar Kurulunu toplantiya cagirmis,saatlerce bu soru uzerinde dusunmus,
ama
kimse bir cevap bulamamis.
En sonunda Kemal Unakitan Kemal Dervis'i aramis ve durumu acikladiktan
sonra:"Annenizin bir cocugu var, babanizin bir cocugu var, ve bu cocuk
sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu?"
Dervis: "Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye
yanitlamis. Cevabi alan Unakitan hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabi buldum
efendim, kim
oldugunu biliyorum,Sayin Kemal Dervis" demis.
Tayyip buyuk bir hayal kirikligiyla cevap vermis:
"Yanlis cevap Kemal Abi, Dogru cevap Tony Blair idi."

fıkranın devamı

Temel ormanda agaç kesiyormus, o sirada çevreciler de ormanda yürüyüse çikmislar, Temeli bu va...
fıkranın devamı

Bir doktor, hemsiresi ile bulusmalara baslar. Bu bulusmalardan kisa birsure sonra, hemsire gelir ve ...
fıkranın devamı

Güvenilir kaynaklardan aldigimiz bilgiye göre degerli yazarimiz Hincal Uluç'un basindan geçen asagidaki olay Sabah Gazetesinde herkesin dillerindeymis...

Geçtigimiz bahar günlerinin birinde Hincal Uluç Bogaz'da mutad sabah yürüyüsünü yapiyormus. Çok sevdigi Bebek Kahve'ye yaklastiginda Bebek Camiinin önünde gözüne 7-8 yaslarinda bir çocuk ilismis.

Çocuk önünde karton bir kutu öylece dikiliyormus. Merak ederek çocugun yanina sokulan Hincal Uluç

-"Karton kutunun içinde ne var." diye sormus.

-"Yeni dogmus kedi yavrulari..." demis çocuk gözleri parlayarak..

-" Hangi takimi tutuyor bunlar bakalim".

Çocuk Hincal Uluç'a garip bir bakis firlatmis ve

-"Galatasaraylilar." demis. Degerli yazarimiz bu cevabi duyunca bir sevinmis, bir sevinmis ve keyif içinde yürüyüsünü bitirirerek eve dönmüs. Eve girer girmez de Türk Futbolunun en derin bilgiye sahip yazarlarindan, arkadasi Dogan Kologlu'nu aramis.

-"Dogan Abi." demis "Sonunda çabalarimii sonuç vermeye basladi. Yarin sabah, gazeteye gitmeden ugra, Bogaz'da bir yürüyüse yapalim. Sana bir sey gösterecegim, çok seveceksin."

Ertesi gün bu iki güzide spor yazarimiz beraberce bir Bogaz havasi almak üzere Arnavutköy'de bulusmuslar ve bebege dogru yürümeye baslamislar. Bebek'te kahveye yaklastiklarinda Hincal Uluç yine bir gün önceki çocugu görmüs. Çocugun önünde de yine ayni kutu duruyormus.

Hincal Uluç, "Bak, Dogan Abi, ne göstericegim sana,", demis ve keyif içinde çocuga sormus:

-"Karton kutunun icinde ne var, delikanli?"

-"Yeni dogmus kedi yavrulari..." demis çocuk, istifini bozmadan.

Hincal Uluç dönmüs Dogan Kologlu'na

-"Bak simdi" demis.

-"Söyle bakalim hangi takimi tutuyor bu kediler?"

-"FENERBAHÇE"

-Nasil olur bana daha dün Galatasaray'i tuttuklarini söylemistin?"

-"Evet ama, bugün hepsinin gözleri açildi"

fıkranın devamı

1.) Gonlunde yer yoksa bana guzelim; farketmez ben ayakta da
giderim.
2.) Bir sana, bir de sabah uykusuna hastayim.
3.) Karayollarinda degil, senin kollarinda öleyim.
4.) Vur kalbime hançeri, yüregim parçalansin; fazla derine inme,
çünkü
orda
sen varsin.
5.) Rampalarin ustasiyim, gözlerinin hastasiyim.
6.) Asiksan vur saza, söförsen bas gaza.
7.) Oyle birini sev ki, sen ölünce o hiç yasamasin.
8.) Sana taptigim kadar paraya tapsaydim milyarder, Allaha
tapsaydim
peygamber olurdum.
9.) Sen gökyüzünde dogan günes, ben yollarda çilekes.
10.) Ben bir kadini sevdim mi gözüm gibi bakar, ilah gibi taparim;
ama ki bir yanlisini görmeyeyim bir bidon benzin döker çatir çatir
yakarim.
* > 11.) Yollar gidisime, kizlar durusuma hasta.
12.) Burma burma biyiklarim, Tarkan seni ayiklarim.
fıkranın devamı

Renk renk çiçeklerle bezenmis,mis kokulu bir bahçe düsünün.Iste insanligin kültür bahçesinden derlenen demette küçük bir güzellik armagani.

Olsa ile bulsayi ekmisler,hiç bitmis.
Türk Atasözü

Kör bir dilenci de hiç olmazsa çiçeklerin kokusunu duyar
Japon atasözü

Dinlemekten akil,söylemekten pismanlik dogar.
Italyan atasözü

Düsmek suç degildir,düsüp kalkmak suçtur.
Alman atasözü

Zorluk seni zorlayincaya kadar,sen zorlugu zorla.
Amerikan atasözü

Insani elbisesine göre karsilarlar,bilgisine göre agirlarlar.
Rus atasözü

Temiz bir vijdan kadar yumusak bir yastik yoktur.
Fransiz atasözü

Satin alirken kulaklarini degil,gözlerini kullan.
Çin atasözü

Düsünmeden konusmak,nisan almadan ates etmeye benzer.
Ingiliz atasözü

Baskasindan üstün olmamiz önemli degildir.Asil önemli olan sey,dünkü halimizden üstün olmamizdir.
Hint atasözü

Gençligin güzel bir yüzü,ihtiyarligin güzel bir ruhu vardir.
Isveç atasözü

Gençligin degeri bilinse,ihtiyarligin sikayeti azalir.
Türk atasözü

Sagir bir kocayla,kör bir kadin mutlu bir çifttir.
Danimarka atasözü

Kadeh içinde,denizde bogulanlardan çok daha fazla insan bogulmustur.
Alman atasözü

Yigit harpte,dost dertte,olgun adam hiddette belli olur.
Arap atasözü

Tutkunun bittigi yerde mutluluk baslar.
Macar atasözü

Mirasa "nereye gidiyorsun?" demisler"esip yagmaya,sürüp savurmaya"demis.
Türk atasözü

Bir dostunuz, yemis bahçesini geziyorsa, dalgin görünmeniz en büyük nezakettir.
Japon atasözü

Köpekle yatan pireyle kalkar.
Ispanyol atasözü

Dostunuzu sik sik ziyaret ediniz,çünkü üzerinde yürünmeyen yollar diken ve çalilarla kaplidir.
Hint atasözü

Bir kere evlenmek ödev, iki kere evlenmek eglence, üç kere evlenmek çilginliktir.
Hollanda atasözü

Asilan,hirsiz degil yakalandir.
Çek atasözü

Beyaz saç, aklin degil yasin isaretidir.
Yunan atasözü

Büyük zekalar birlikte düsünürler.
Fransiz atasözü

Sersemler, akillilarin yedi yilda cevaplandiramiyacagi sorulari bir günde sorarlar.
Ingiliz atasözü

Uyuyan tilki rüyasinda tavuk görürmüs.
Rus atasözü

Borç verirken ya parani, ya dostunu kaybedersin.
Arnavut atasözü

Cesur adamin bakisi, korkagin kilicindan daha çok düsman titretir.
Amerikan atasözü

Vaadler memleketinde insan açliktan ölür.
Danimarka atasözü

Babalar,doganin yarattigi bankerlerdir.
Fransiz atasözü

Dagin tepesine hangi yoldan çikarsan çik,manzara aynidir.
Çin atasözü

Kabahatini itiraf ederek affini iste;zira bir suçu gizlemek o suçu ikilestirir.
Arap atasözü

Kuvvetine güvenerek zayiflari hor görenin kuvveti basina bela olur.
Hint atasözü

Gözler kendilerine,kulaklar baskalarina inanirlar.
Alman atasözü


fıkranın devamı

01-Kardan adama tekme atma veya bozmaya calisma hastaligi,
02-Yeni atilmis bir betona basma ve isim yazma hastaligi,
03-Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, biyik ve gözlük yapma hastaligi,
04-En iyi arabayi ben kullaniyorum zannetme hastaligi,
05-Kar topunun içine buz koyma hastaligi,
06-Cep telefonu kullaniminin yasak oldugu ortamlarda illede görüsme yapma hastaligi,
07-Belediyenin duraklara koydugu saatlerin yelkovan ve akrebini sökme hastaligi,
08-Kumsalda Deve güresi yapma hastaligi,
09-Sahin marka arabayi, Dogan görünümlü yapma hastaligi,
10-Agaçlara ve parktaki banklara kalp ve isim bas harfi kazima hastaligi,
11-Derslerini çalisip sinifini geçenleri inek sanma hastaligi,
12-Meslegimizdeki ünvanimizi Ingilizce olarak söyleme hastaligi,
13-Tiki olan insanlarin tikleri ile ugrasma hastaligi,
14-Iskambil kagitlarindan kule yapan birinin kulesini bozmaya çalisma hastaligi,
15-Cep telefonu ile bagira bagira konusma hastaligi,
16-Reklam için duvarlara veya panolara yapistirilan afisleri yirtma hastaligi,
17-Tuvalet duvarlarini defter sanma hastaligi,
18-Otobüs duraklarina "Atesli sevisirim beni ara" yazma hastaligi,
19-Trafikte bizi geçen bir araçi mutlaka yakalayip onu geçmeyi ilke sayma hastaligi,
20-Sinyal verir vermez serit degistirip, kazaya sebebiyet verdigimizde sinyal verdik görmüyonmu deme hastaligi,
21-Ara yollardan ana yola çikacak araca yol vermeme hastaligi,
22-Ünlü birini gördügümüzde ona el sallama hastaligi,
23-Ünlü birini gördügümüzde onunla fotoraf çektirip çok samimiyiz havasi verme hastaligi,
24-Yasamadigimiz bir seyi yasamis gibi anlatip ona kendimizi inandirma hastaligi,
25-Otobüs duraga yanastiginda illede ön kapidan inmeye çalisma hastaligi,
26-Otobüs koltuklarini yirtma ve üzerlerine acayip acayip yazilar yazma hastaligi,
27-Minibüs soföriyseniz begenmeseniz bile mutlaka kral fm dinleme hastaligi,
28-Trafikte kirmizi isikta dururken, yesil isik yanar yanmaz tornaya basma hastaligi,
29-Trafikte kirmizi isikta dururken burun karistirma hastaligi,
30-Kimsenin herhangi bir konu hakkinda bilgisi olmadigini anladigimiz anda o konu hakkinda atip tutma hastaligi,
31-Elektrik,su,dogalgaz,vergi,trafik cezasi vb.. faturalari son gününde ödeme hastaligi,
32-Kar yagdiginda eve bolca ekmek alma hastaligi,
33-Grup halinde bir meydana konan güvercinlerin üzerine kosup onlari kaçirmaya çalisma hastaligi,
34-Evli olanlarin bekarlara sakin ha evlenme demesi hastaligi,
35-Ayni filme giden insanlarin filmden çiktiktan sonra filmi birbirlerine anlatmalari hastaligi,
36-18 yasina geldigi gün bara gitme hastaligi,
37-Eline silah geçen birinin hemen o silahla saka yapma ihtiyaci duymasi hastaligi,
38-Arabayla yolda giderken tanidik birini görünce arabayi sakadan onun üzerine dogru sürme hastaligi,
39-Takim elbise giyince elini cebe sokma hastaligi,
40-Tuttugu takim galip gelince havaya silah sikma hastaligi,
41-Meslek arkadaslarina mesleki sakalar yapma hastaligi



fıkranın devamı

Yeni dogan sperm gerekli talimatlari aliyordu:
Sinyali alir almaz ileri atilacaksin...
Olanca gucunu harcayarak tunelin icinden gececeksin...
Sakin durma... Vazgecme...
Derinlerde kirmizi, islak, top gibi bir seyle karsilasacaksin...
Hemen onun yanina gidip kendini tanitacaksin...
"Selam, benim adim sperm" diyeceksin...
O da sana, "Selam, benim adim yumurtalik," diyecek...
Boylece tanisacaksiniz...
Sonra birlikte gelecegin bebegini olusturmaya baslayacaksiniz...
Ve o gun gelir...
Sinyali alir almaz ileri firlar sperm... Var gucuyle ilerler...
O kadar hizlidir ki soluk soluga kalir... Ama pes etmez...
Tunelin icinde ilerlemektedir... Bir ara arkasina bakar...
Cevresinde hicbir arkadasi kalmamistir...
Onlar icin uzgundur ama gorevini de yerine getirmek zorundadir...
Ilerlemeye devam eder...
Derken sozu edilen, top gibi, kirmizi, islak seyi gorur...
Hemen yanina gidip, kendini tanitir:
"Selam ben adim sperm."
Yuvarlak, kirmizi, islak sey cevap verir: "Selam, benim adim bademcik."
fıkranın devamı

Sevgili torunum Yilmaz,
(Bizim yasadigimiz donemde cocuklara dedelerinin adini koymak gibi adet vardı
bu aliskanlik hala suruyorsa, bu isimde bir torunum olabilir ama ben bu gelenegin
bitmis olmasini umarim, zira sirf dedesinin adi Suayip diye hayati kayan yavrucaklar
var.)
Sana bu mektubu iki bin yilindan yaziyorum. Gazeteden istediler. Sen simdi gazete
nedir, diye sorarsin! Biz bu yillarda haberi kagitlara yazip dagitiyoruz. Kabul ediyorum,
cok zor ve cok ilkel bir yontem ama o kadarda kotu durumda degiliz canim, gecen
gun deden buyuk bir fiyakayla internette chat yapti. Henuz geyik muhebbetinde
kullaniyoruz bilgisayari ama olsun. Ayrica ben senin yasindayken buyuk buyuk
dedemin bana yazdigi mektup iki ton agirligindaydi! Magaranin duvarina kazimis,
getiren arkadas az kalsin gocuk altinda kaliyordu. Yani beterin beteri var Yilmaz'cigim.
Aslinda bu mektubu sana biraz da ozur dilemek icin yaziyorum. Benden once yasamis
cok akilli ve huzunlu bir Kizilderili'nin soyledigi "bu dunya bize atalarimizdan kalmadi,
cocuklarimizdan odunc aldik" sozunu anlamasina anladik, hatta bir suru kartpostal da
yaptik, cok guzel grafik tasarimlarla yazdik bu akilli adamin lafini ama yine de herseyi
berbat ettik. Enerji lazimdi ve tepemizde gunes bazen on saat cayircayir donerdi ama
biz kendimizi bir golgeye atip nukleer salakliklarla ugrasirdik. Yani su anda okul
arkadaslarinin bazilarinin uc tane kulagi varsa bunda hepimizin sucu var. Ama sen
benim torunum olduguna gore mutlaka yapmiyorsundur ama sakin o cocuga "kulagini
ac da beni iyi dinle" turdunden kulak memesi kivaminda sakalar yapma. (Mektubun bu
acikli bolumunun aynisi buyuk buyuk dedemin bana yazdigi mektupta da vardi
maalesef. Umarim senin yazacagin mektup da boyle bir bolum olmaz.)
Evet iklimi de degistirdik. Kitaplarda ya da bilgi kaynagi olarak ne kullaniyorsaniz iste
onda yazanlar dogrudur. Bir ara dort mevsim vardi.Mesela bunlardan bir tanesinin adi
bahardi ki inanamazsin butun insanlarda hatta hayvanlarda bile asik olma ihtiyaci
uyandirirdi.Tabi bu durum kimi kazalara da yol acmiyor degildi ama yine de omrun en
guzel mevsimiydi. Sonra yaz... O muhtesem kamasma... Ama hala anlamiyorum ayni
yerde hem iseyip hem nasil yuzdugumuzu.
Sevgili Yilmaz , iki bin yilina gelene kadar cok aptalca seylerle mucizevi isleri birarada
yapmis insanogullarindan sadece birisi olarak ve buyuk deden olma sifatiyla sana
soylemek istedigim sudur: Ben bilimkurgu sevmem. Bizde gelecegi duslerken abartma
adeti vardir. Inanmazsin benim cocuklugumda Uzay 1999 diye bir televizyon dizisi vardi
ve orada anlatilanlar gercek olsaydi benim gecen sene Jupiter'deki yazligima tasinmam
gerekiyordu ama su anda en buyuk numaramiz yukariya binlerce uydu gondermis
olmamizdir. Antenin hallicesi iste... Ben yuz yil sonra isinlanmayi bile becerse insan,
insan kalacaktir diye dusunurum.(Isinlanma bizim bilimkurgucularin buldugu bir laf, alay
edeceksin onlarla,et"
Sevgili Yilmaz, ucan arabalara bile binsen, onur her insana lazimdir.Onurunu ve asik
olma yetenegini asla kaybetme. Buyuk deden bunlara dikkat ederdi.Gozlerinden
operim. Haa bu arada 2071 yilinda saniyorum buyuk bir tantanayla Turkler'in
Anadolu'ya girisinin bininci yili kutlanmistir. Merak ettim Malazgirt'in yolu da yapildi mi?

Deden Yilmaz Erdogan
fıkranın devamı

1.) Gonlunde yer yoksa bana guzelim; farketmez ben ayakta da giderim.
2.) Bir sana, bir de sabah uykusuna hastayim.
3.) Karayollarinda degil, senin kollarinda öleyim.
4.) Vur kalbime hançeri, yüregim parçalansin; fazla derine inme, çünkü orda sen varsin.
5.) Rampalarin ustasiyim, gözlerinin hastasiyim.
6.) Asiksan vur saza, söförsen bas gaza.
7.) Oyle birini sev ki, sen ölünce o hiç yasamasin.
8.) Sen gökyüzünde dogan günes, ben yollarda çilekes.
9.) Ben bir kadini sevdim mi gözüm gibi bakar, ilah gibi taparim; ama ki bir yanlisini görmeyeyim bir bidon benzin döker çatir çatir yakarim.
10.) Yollar gidisime, kizlar durusuma hasta.
11.) Burma burma biyiklarim, Tarkan seni ayiklarim.

ONAY TARİHİ : 07.09.2004


fıkranın devamı

Bir doktor, hemşiresi ile bulusmalara başlar. Bu buluşmalardan kısa bir süre sonra, hemşire gelir ve hamile oldudunu söyler. Fakat doktor bu olayi karisinin duymasini istemediginden, hemşireye bir miktar para verir ve italyaya gitmesini ve çocuk dogana kadar orada kalmasini ister.Fakat bebegin dogdudunu size nasil haber verecegim? diye hemşire sorar.
-"Bana hemen bir kart gönder ve arkasina spagetti " diye yaz.Ben durumu anlarim.
Başka bir açiklama yapmana gerek yok. der doktor.Hemşire parayı alir ve uçaga binip italyaya gider.Alti ay kadar sonra, bir gün doktorun karisi evden arar ve doktora;
- Sevgilim, bugün postadan senin adina avrupadan postalanmi? ilginç bir kart geldi.
Fakat ne anlama geldigini anlayamadim...
Peki karicigim, ben akşama eve gelince sana gerekli açiklamayi yapacagim.der doktor ve telefonu kapatir.O akşam doktor eve geldiğinde; karti alir okur ve kalp krizinden oldugu yere düşer.Acil yardim ve tibbi müdahelelerin sonunda doktor kendine gelir ve biraz rahatladiktan sonra , karisi karti alir ve okur;
" Spagetti, spagetti, spagetti, spagetti - ikisi; sosisli, ikisi; sade ".
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama