Define Fıkraları

loading...


Taka kaptanı Temel Reis yıllardır her sabah kasasını açar ve çıkardığı bir kağıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Sonra onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa merak içindeymiş, define haritası falan zannediyorlarmış. Bir gün Temel Reis ölmüş. Anahtarı koynundan alıp sararmış kağıdı çıkarmışlar.
Şöyle yazıyormuş: "Sancak sağ, iskele sol."

fıkranın devamı


Temel,alman,fransız varmış.bunlar birgün define bulmuşlar alman demişki


- "10 sana 10 sana gerisi bana" fransız demişki


- "40 sana 40 sana gerisi bana" temel demişki;


- "pandik sana pandik sana" gerisi bana.

fıkranın devamı


Temel çok başarılı bir kaptanmış. Başarısı tüm denizciler tarafından bilinir ve taktir edilirmiş. Ancak bir huyu varmış, her sabah kamarasındaki bir sandığın kilidini dikkatle açar, içinden aldığı kağıdı dikkatle okur ve hemen sandığı kilitlermiş. Kim sorarsa sorsun sandıkta ne olduğunu hiç kimseye söylemezmiş. Gel zaman git zaman bir gün Temel ölmüş. Tek mal varlığı sandığı olduğundan bütün akrabaları içinde çok büyük bir hazine olduğunu, yada Temel'in her sabah okuduğu kağıdın bir define haritası olduğunu düşünerek merakla sandığı açmışlar. Sandıkta yalnızca Temel'in her sabah dikkatle okuduğu kağıt varmış ve kağıtta şu yazıyormuş:
- Sağ: Sancak, Sol: İskele.

fıkranın devamı


Taka kaptani Temel Reis yillardir her sabah kasasini açar ve çikardigi bir kagit parçasina dalgin dalgin bakarmis. Sora onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmedigi anahtariyla dikkatle kilitlermis. Tayfa merak içindeymis, define haritasi falan zannediyorlarmis. Bir gün Temel Reis ölmüs. Anahtari koynundan alip sararmis kagidi çikarmislar.
Söyle yaziyormus: 'Sancak sag, iskele sol.'

fıkranın devamı

Değişiklik, aniden bağlanmak en belirgin özellikleridir.

Bu özellikler tam bana uyuyor.Çünkü ben bir kovayım.

Haftada bir evin tüm dekorasyonunu değiştiren ev hanımları; "hayatım çok monoton, bugün bir değişiklik yapıp intihar edeyim" diyen muhteremler; "şu demokrasi fazla baydı yarın sabah dört başı mamur bir darbe yapayım da değişiklik olsun" diyen generaller; "70 senedir götürdük ama artık sıkmaya başladı, bari bu sene iflas edeyim" diyen fabrikatörler ve tüccarlar; çeyrek finali rüyalarında görse hayra yormayacaklardan, birden bire Dünya Kupası hedefine kitlenenler, bu burcu temsil özelliğine sahiptirler.

Aniden bağlanma özellikleri ise, yıldırım aşklarda onlara baş rolü vermeye yeter de artar bile. Yerli filmlerde gözlemleyebildiğiniz; saniyesinde aşık olan erkek ve hatunlar hiç tereddütsüz kova burcundandır. Bir görüşte aşk diye bildiğimiz olgu aslında Bir Kova Aşk' tır.

Kova burcu, oğlak ile balık arasında kalır. Oğlak kovaya uzanıp içinden su içmeye çalışırken, balık kovanın içine girip yüzmeye ve serinlemeye çalışır. Daha sonra oğlak kovaya bir tekme atar, kova devrilir ve balık da attaya gider.

Kovanın en büyük emeli, ilerlemeyi sağlayacak imkanlar yaratmaktır. Bu özellikleri bilindiği için umumiyetle otomobil, tren, vapur, bisiklet, kay kay, tramvay imalatında istihdam edilirler. Ek iş olarak da akrep, yelkovan ve saniye görevlerini üstlenip, bu kez zamanın ilerlemesini sağlamaya çalışırlar.

Kova burcunun mensupları çok hoştur doğrusu. Hem yükselmek, hem de başkalarına yardım etmek gibi dürtüleri vardır. Ama nedense, başkalarına yardım ederek yükselmenin mümkün olmadığını bilmez görünürler. Bilindiği üzere başkalarına yardım edenlerin sonu genellikle toprağın bir metre altıdır.

Burcun yenmesi gereken özelliği ihmalcilik ve paraya değer vermemektir. İhmalciliği, genellikle içindeki suyu bitince sahibine haber vermemekte kendisini gösterir. Yangın kovalarına mahsus olarak da, lazım olduklarında asla dolu olmamalarıdır.

Paraya değer vermeme konusuna gelince; bunlar hayatları boyunca mirasyedi gibi kova kova para harcadıklarından çok zor durumlara düşerler. İşte bu huyları yüzünden bu huylarını 5- 0 yenmeleri lazımdır.

Uğurlu günü : Suların aktığı her hangi bir gün
Uğursuz günü : Tabanının delindiği gün
Uğurlu nesneleri : Su ve buz
Sevdiği türkü : Kova kova indirdiler yazıya aman aman
Sevdiği müzik : Bateri, darbuka, dümbelek, davul gibi ritm sazlarla icra edilen eserler
Sevdiği renk : Favori bir rengi yoktur
Sevdiği sayı : Asal sayılar
Sevdiği geometrik şekil : İkiz kenar yamuk
Cümle içinde aldığı roller : Kova cimbom, kova Fener, kova Beşik gibi nitelemeler
Sevdiği belgesel dizi : Eski zaman kovaları
Muhtemel rahatsızlıklar ı : Romatizma, çivi deliği, çekiç eziği
Sevdiği film : Kovaların Sessizliği
Çağrıştırdığı hususlar : Bakraç, bidon, arı kova' nı, kova' lamaca oyunu, nova, süpernova, navratilova...

2005 YILINDA SİZİN AÇINIZDAN NELER OLACAK: Yılın ilk altı ayını boş olarak geçiren kovalar, umutlarını yılın ikinci yarısına taşıyacaklar. Buna mukabil ilk yarıyı dolu olarak geçiren kovalar ise, beraberliğe yatacaklar...

fıkranın devamı

Temel çok başarılı bir kaptanmış. Başarısı tüm denizciler tarafından bilinir ve taktir edilirmiş. Ancak bir huyu varmış, her sabah kamarasındaki bir sandığın kilidini dikkatle açar, içinden aldığı kağıdı dikkatle okur ve hemen sandığı kilitlermiş. Kim sorarsa sorsun sandıkta ne olduğunu hiç kimseye söylemezmiş. Gel zaman git zaman bir gün Temel ölmüş. Tek mal varlığı sandığı olduğundan bütün akrabaları içinde çok büyük bir hazine olduğunu, yada Temel'in her sabah okuduğu kağıdın bir define haritası olduğunu düşünerek merakla sandığı açmışlar. Sandıkta yalnızca Temel'in her sabah dikkatle okuduğu kağıt varmış ve kağıtta şu yazıyormuş:
- Sağ: Sancak, Sol: İskele.
fıkranın devamı

Bir filozof kırda tek başına giderken uzaktan acemi ve cahil bir okçu gördü. Oku hedefe nişanlıyor ama hep karavana atıyordu. Filozof oka hedef olmaktan korktuğu için gidip okçunun hedefine oturdu ve:
- Buradan daha emin ber yer olamaz. Çünkü okun hedefini bulmayacağından eminim!"
fıkranın devamı

Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak: -Baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı. Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra: -Paran var mı? diye sordu. sen onu söyle. -Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak. -Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim. Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı. Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı. Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken,baloncu ona doğru dönerek: -Küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm. Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine adım-adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti vedallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adam dönerek: -Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o? Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra: -Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al. Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. Kaldırım kenarına oturup baloncununuzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:

"Olsun", diye mırıldandı. "Olsun." Ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artık..





fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama