nasrettin hoca bir gün ben kaç akçe ederim diye sormuş.nasrettin hoca ise sen 10akçe edrsin demiş adam benim giysilerim 10 akçe edr saden demiş hoca saten ben üstündekilerin parasını söyledim
fıkranın devamı
Amerika'da 50 katli bir otelin en üst katindan genç bir kiz kendini asagiya atmis o sirada üst katlarin birinde pencereden disari seyreden bir Fransiz, kizin yukaridan geldigini görünce hemen kollarini açmis ve kizi yakalamis.
- Hayatim bak ne kadar genç ve güzelsin, neden intihar ediyorsun, bak hayat ne kadar güzel. Simdi seninle bir Fransiz lokantasina gideriz, karnimizi doyurduktan sonra bir diskoya gideriz, dans edip içki içeriz ondan sonra da benim odaya gelir sevisiriz diyince kiz birden "Genemi seks" diye bagirip adamin kollarindan kurtulup kendini asagiya birakmis.
Otelin orta katlarinda bir Italyan kizin geldigini görünce kollarini açip yakalamis. O da Fransiz gibi,
- Neden intihar ediyorsun güzelim, simdi seninle bir Italyan lokantasina gidip nefis bir spagetti yeriz, sonra da diskoya gidip egleniriz, oradan çikip benim odaya geliriz sana Italyan erkeklerinin gücünü gösteririm, diyince kiz yine "Genemi seks" diye çiglik atarak onunda kollarindan kurtulup kendini asagi atmis.
Bu sirada otelin 10.katinda disariyi seyreden Temel, kizin geldigini görünce kollarini açip yakalamis.
- Uyy ne kadar cüzel kizsin daa; neden ölmek isteysun. Hacan simdi bir lokantaya gidip karnimizi doyururuz ondan sonrada biraz egleniriz, daha sonra gelip seni odana yatiririm, bende kendi odama yatarim, dinleniriz, diyince kiz hayretler içinde "Ya seks" diye sormus. Bu soruyu duyan Temel kollarini yanlara açip "Orospiii" diye bagirarak kizi asagiya birakmis.Ve amına koyayım demiş
fıkranın devamı
Topkapı Müzesi'ndeki ünlü "Kaşıkçı Elması" adını nasıl almış? Bu elmas Osmanlı Hazinesi'ne nasıl girmiş? Elmas kaç karattır? Dünyanın tanınmış elmasları arasında yeri nedir?
fıkranın devamı
Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru'na ulaşması tam bir saat alıyor.
fıkranın devamı
Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.
Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
fıkranın devamı
Hoca hâli vakti yerinde, namazdan oruçtan habersiz Akşehirli bir bakkala girip sormuş;- “Sende un var mı ?”- R...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’nın mahallesinde, dinsiz-imansız bir adam varmış. Bir gün çayhanede cemaatten biri, O Adamın, aklını kaç...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’ya bir gün :- “Efendi” demişler, “sabah olunca insanların kimisi o yana, kimisi bu yan...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca oğlunu çeşmeye gönderiyormuş. Testiyi eline verdikten sonra yüzüne okkalı bir tokat aşketmiş, ardından da:- ...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar;- “Hiç, bir hatuna aşık oldun mu?”- “Vallahi, bir kere tam aşık oluyord...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca bir köyde misafirken heybesini yitirmiş.Köylülere:- “Ya heybemi bulun, ya da ben yapacağımı bilirim̶...
fıkranın devamı
Afrika’dan yeni dönmüş birisi, oralarda kavurucu sıcaklar yüzünden insanların çırılçıplak gezdiklerini anlatıyormuş. Ho...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca çaydan su almak için testisini daldırdığı sırada testi elinden kayıp derin suyun dibini boylamış. Hoca yerinde...
fıkranın devamı
Akşehir’e gelen bir İranlı, sürekli palavra atarmış. Bir gün:- “Bizim Isfahan’da Şahın iki yüz odalı, beş b...
fıkranın devamı
Kasabalılar, Nasreddin Hoca’ya Kadı’dan yakınmışlar : “Kadı efendi çok menfaatçi bir adam. Aynı suça bazen ...
fıkranın devamı
Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:
"Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.
Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...
- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?
Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..
2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!
Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..
Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.
209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:
"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."
"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."
“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”
"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."
"Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."
"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."
“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”
"Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."
"Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."
"Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"
“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”
“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”
“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.
"Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..
3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..
Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı
fıkranın devamı
Doktor hastabakıcı Temel'i çağırdı..
"Yarın ava gidiyorum, ama muayenehane kapansın istemiyorum. Sen hastalarla ilgilen. Ben arada arar, kontrol ederim" dedi..
"Merak etmeyin doktor" dedi, Temel.
Doktor ertesi gün akşama doğru telefon etti..
"Ne var ne yok?.."
"Üç hasta geldi bugün.. İlkinin başı ağrıyordu, aspirin içirdim."
"Harika Temel" dedi, doktor..
"İkincisinin midesi yanıyordu.. Talsit verdim.."
"Bravo.. Bravo Temel.. Harikasın!.. Ya üçüncü?.."
"Doktor, masada oturuyordum. Kapı çarparak açıldı, içeri fırtına gibi bir kadın girdi.. Alev alev yanıyor gibiydi. Hızla soyundu, sütyen ve kilotunu da çıkardıktan sonra muayene masasının üzerine yattı ve bağırdı: 'Bana yardım et. Beş yıldır erkek yüzü görmedim.."
"Eee.. Sen ne yaptın, Temel?.."
"Gözüne visine damlattım doktor!.."
fıkranın devamı
Yalnız kovboy Kızılderili bölgesinden geçerken, bir ağacın gölgesinde oturmuş kızılderili bir bufalo çobanına rastlar.
Aslında kovboy da yorgundur ve dinlenmek için, kızılderili çobana selam verip, atından iner, birer barış çubuğu tüttürürler.
Biraz sohbetten sonra çobana sorar;
-Şu bufalonla biraz konuşabilirmiyim ?der.
Çoban; O hayvan. Yok konuşma bilmek.
Kovboy; Ben bir deneyeyim der ve bufaloya, "sahibin sana iyi davranıyor mu" diye sorar.
Bufalo; Yeşil otların bol olduğu yerlere götürüyor ben memnunum.
Bufalonun konuştuğunu gören çoban çok şaşırır, şok olur adeta.
Kovboy; Köpeğinle konuşabilirmiyim?
Çoban; Köpek yok konuşma bilmek .
Kovboy; Ben konuşurum onunla diyerek", sahibinden memnunmusun, sana nasıl davranıyor"
Köpek; Arada bir beni dövmese, iyi olur genelde memnunum deyince çobanın şaşırması bir kat daha artar. Nasıl olur da hayvanlar konuşuyor.
Kovboy; Katırınla da konuşmak istiyorum.
Çoban; O var konuşma bilmek, ama çok yalan söylemek.
fıkranın devamı
Kadının birinin bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve bu sırada tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş. Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, senin 3 dileğini yerine getireceğim" demiş. Kadın onu kurtarmış, kurbağa da "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!" demiş. Kadın "Tamam" diyerek kurbağaya dileklerini söylemeye başlamış.
İlk dilek olarak Dünya'daki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış. "Bu dilek, senin kocanı da Dünya'nın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek" demiş. Kadın ise; "Bu önemli değil, çünkü ben nasıl olsa Dünya'nın en güzel kadını olacağım ve sonuçta da onun gözü benden başkasını görmeyecek" demiş. Böylece Dünya'daki en güzel kadın olmuş.
İkinci dilek olarak, Dünya'daki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa kadını yine uyarmış: "Bu kocanı da Dünya'daki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş. Kadın; "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir" demiş ve böylece Dünya'daki zengin kadın oluvermiş.
Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda ise kadın; "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş…
fıkranın devamı
-Kızılderili çocuk babasına sorar:
"Baba niye kızılderililer kendilerine 'Oturan Ayı',
'Öfkeli Boğa', 'Hırçın Kartal' gibi tuhaf ve ilginç isimler veriyorlar?"
Baba cevap verir...
-"Sen henüz küçüksün ... büyüyünce anlayıp hak vereceksin...Tamam mı 'Yırtık Perzervatif'..."
fıkranın devamı
Kadinin biri kocasini 3 erkekle aldatiyormus, hergun*
*kocasi evden gidince 3 adam eve gelir ve kadinla yatarmis. Kadin yine *
*boyle bir gunun sonunda adamlardan birisine demis ki*
* - "Sen yarin gelirken bir tepsi dolma*
* yaptirip getir"; digerine*
* - "Sen de bir buyuk kap ayran getir." demis.*
* Diger adam cok fakir oldugu icin ona*
* - "Sen de... Bosver, sen hic bir sey getirme"demis. *
* Ertesi gun gelmis fakat kadin bugunun*
*gunlerden Pazar oldugunu unutmus, etegi tutusmaya baslamis.*
* - "Eyvaah" diyerek kocasinin yanina gitmis.*
* - "Sen bugun kahveye filan gitmeyecek misin?*
* Ben evde temizlik yapacagim"deyip kocasini zar zor da olsa*
* evden yollamis.Kocasi gittigi gibi 3 adam da eve gelmis.*
* Kadin demis ki*
* - "Siz hemen gidin. Kocam buralarda!"*
* Tam bunu soylerken zil calmis. Kadin -*
* "Eyvah" demis, "geldi galiba!"*
* Adamlari saga sola saklamis ve kapiya*
*bakmaya gitmis.*
* Kocasini karsisinda gorunce "Ne oldu?" diye*
*sormus.*
* Adam da*
* - "Yahu karnim cok acikti. Bana dolma*
*yapsana, canim cok istedi"demis. *
* Kadin*
* - "Allah'im bir tepsi dolma olsa da yesek!"*
*demis.*
* Elinde dolma tepsisi olan adam cikip yanlarina gelmis.*
* Kadinin kocasi sasirmis.*
* - "Sen kimsin yahu?!" diye sormus. Adam*
*sakin bir sekilde*
* - "Ben Allah tarafindan geliyorum. Kariniz*
*dolma istedi." demis. Ve hemen cikip gitmis kadinin kocasi*
*olayin sokunu atlatamadan. .*
* - "Yaa tamam da.." demis bu sefer koca,*
* - "Bu ayransiz gitmez. Sen bari bi ayran yap"*
* Kadin buyuk bir sevincle*
* - "Allah'im bir damacana ayran olsa da icsek" demis. Ayrani getiren adam
cikip*
*gelmis.Kocasi tabii cok sasirmis.*
* - "Sen de kimsin?" demis.*
* Adam da digeri gibi*
* - "Ben Allah tarafindan gonderildim. Kariniz ayran istedi"*
* diyerek cikmis gitmis.*
* Kocasi hayretler icinde, kendi kendine*
*"Bizim kari ermis mi oldu ki?"diye soylenmis. Kadinla kocasi yemekleri*
*yemisler ama 3.adam hâlâ saklaniyormus. *
* 1 saat gecmis, 2 saat gecmis. 3 saat derken,*
*adam dayanamayip cikmis yerinden. Kadinin kocasi bagirmis*
* - "Ulan sen de kimsin?!!"*
* Adamin agzindan su laflar dokulmus:*
* - "Ben Allah tarafindan geliyorum. Boslari*
*alacam*
fıkranın devamı
Ağanın bir kızı varmış Kalçası geniş beli dar azgınmı azgın bir kız imiş..
bunu farkeden aga kızı hemen baş göz edip karşı köyün cimri agasının oğluna
kızı vermiş.. Neyse düğün dernek derken yeni evli çift el öpmeye kızın babasının köyüne doğru yola çıkmışlar.
Damadın babası da cimri olduğu için oğluna giderken kızın babasına vermesi için hediye falan vermemiş.
Ama damat yolda yolda mahçup mahçup ilerlerken bir çoban ve sürü görmüşler.. çapkın gelin hemen yakışıklı çobanı gözüyle kesmeye başlamış..
Damat çobana:
Ya çoban kardeş biz yeni evliyiz. kayınbabamın elini öpmeye gidiyoruz.
ama ona verecek hediyemiz yok.. senin şu sürüden bir kaç koç alsak bize kaça patlar demiş..
Uyanık çoban bir azgın geline bir salak damada bakıp:
Beyim lafımı olur üç beş koçun..
benimde sizden küçük bir ricam olur
işi hallederiz demiş
damat ta:
-rican nedir.demiş oda Gelinimiz ağa
kızıdır. bilirim.. Ağa kızlarını *ikerken hiç osurmazlarmış diye duydum.
eğer doğruysa sürünün yarısını al git
değil ise 3 koç zaten benden... der.
Cimri ağanın salak oğlu bu ballı teklifi
duyunca kabul etmiş.
çoban geline üç posta atmış fakat gelin
den zırt yok.. çoban kan ter içinde doğrulup valla doğruymuş helal olsun hiç osurmadı.. deyip sürünün yarısını damatla geline vermiş.
evli çift sevine sevine kızın babasının
evine gelirken kızın babası bunları görmüş ve
-Nooldu niye güle oynaya geliyorsunuz
damat demiş.
Damatta ağanın elini öpüp kızını göstererek
-Ağam demiş Aha senin bu kızın varya
Bize şu sürüyü kazandırdı demiş.
Ağada
-Benim kız bu sürüyü nasıl kazandıki ? demiş..
Damatta olanları birbir anlatmış ve çobanın kızını osurtamadığını ve sürüyü çobandan aldıklarını söylemiş..
Bunu duyan ağanın gözleri ayrılmış ve bir damada bir kıza bakıp
-Ulan damat senin dilin ne söylüyor , Onun anasını bir köy *ikti osurtamadı. değil ki kızını sefil bir çobanmı osurtacaaak.. Demiş.
fıkranın devamı
Delikanlı yeni evlenmiştir ve askere gider. Aradan zaman geçer,eşinin hamile olup olmadığını soracak ailesine,ama direk yazamaz utanır..
En iyisi bir mani şeklinde babama yazıyım,o bana cevap gönderir diye düşünür.. Mektupa başlar selam,sabahtan sonra derki;
Yürü mektubum yürü,
Düşü hayra,yorda gel.
Bir iken,iki olduk,
Üç oldukmu,sorda gel..
Aradan zaman geçer,mektup gelir,heyecanla açar bakar,gelen mektup babasındandır.gelen cevapta;
Bu mektup iyi mekup,
Böyle mektup,gene yaz,
Tarlan ürün vermedi,
İzinli gel gene kaz....
fıkranın devamı
Temizlikçi kadın çalışmaya gittiği yerde yatak odasını temizlemeye başlar. Sıra yatağa gelir, yatağı düzeltirken içinde kullanılmış bir prezervatif bulur.Saf kadın yatağın etrafında dolanıp durur ama ne olduğunu bir türlü anlayamaz. O sırada evin hanımı odaya girer. Temizlikçi dayanamaz utana sıkıla sorar:
Hanımcım bu neki?
Hanım yatakta ki prezarvatifi görünce: Siz hiç kocanla şey yapmıyormusunuz der. Temizlikçi şaşkınlıkla yapıştırır cevabı:
"Yapirik yapirik emme, derisini yüzene kadar değil"!!!!!
fıkranın devamı
imam köyde güzel ve çekici bir kadına hasta olur kadından ister kadın vermezderken kadın daha fazla dayanamaz ve kocasına durumu anlatır hemen bir plan yaparlar kadın çocuğu ile imama haber gönderir çocuk gider ve imama:
-annem dediki imam efendiye söyle bir keklik avlayıp gelsin
imam durur mu hemen bir keklik bulur ve eve gider
kadın imamı buyur eder kekliği ocağa koyacağını onun soyunup beklemesini söyler imam soyunur soyunmasına ama tam o sırada tabii anlaşmalı olarak koca gelmez mi ne yapacağını düşünem imamı kadın hemen alt kattaki ahıra sarı dananın yanına bağlar adamı içeri adam derki:
--ulan karı her gün seni *ikmekten bıktım bugün değişiklik olsun diye bizim sarı danayı *ikeceğim der ve ahıra inip dananın yerine bağlı olan imama bir güzel kayar
bu olay birkaç kez tekrarlanır artık imam anlar ve haberi getiren çocuğa:
--git anana söyle anan keklik eti yemekten baban dana *ötü sikmekten bıkmadı ama imam *arak yemekten bıktı.
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerTamamdır Kaynana Kullanılmayan Papaz Gerçek Delikanli Rizenin Hasta Ulan Tüleyman İlk Koparsan Suçlu Profesör Babam Okuma Avcımısın Türkler Temel Yabancı Flört Uçak Bebek Reel Guş Şiştiinmir Çarşaf Borç selcuk-erdem-264 Ateş Kendime Rota Piliçler Savaş Kambur Tatlı Mahkemeler zikildiniz Kahvaltı Kurbağa Şehitler Tepkisiz Bağırmamiştur Kalkmamış Medeniyetin yigit-ozgur-1174 Kampanya yigit-ozgur-1349 Ararsa Titrek keklik Benzinci Karı Kurşunsuz