Dokuz Fıkraları

loading...

Eskiden kırk yıllık sirke hastalara şifa gelirmiş.Bir gün komşusu Nasrettin Hocanın evine gelmiş. -Hocam sende kırk yıllık sirke var mı? diye sormuş.Hoca: -Yoktur komşu ,demiş.komşusu bozulmuş: -Birde koskoca hocasın. Nasıl sende kırk yıllık sirke olamaz?Demiş.Hoca: -komşu bende sirke var ama bir yıl sonra gelebilirsin yoksa istediğin sirkeyi bulamazsın,demiş.komşu: -Neden ?demiş.Hoca: -çünkü bendeki sirke otua dokuz yıllık,demiş.
fıkranın devamı

Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
- "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım."
Hakim kocaya sormuş:
fıkranın devamı

Birkaç bilgin papaz, Nasreddin Hoca’nın cevaplayamayacağını sandıkları bir soruyla, karşısına çıkmak istemişler.- ̶...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca ibadette ihlâsın önemini anlatır: “Huşu ile ibadetinizi yapın. Esas kâr ondadır. Yoksa riya karışan ibad...
fıkranın devamı


Albay, binbasIya: -YarIn gunes tutulacak. Bu her zaman gorulen bir sey degildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanIna getirin de olayI gorsunler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Sayet yagmur yagarsa, tabii bir sey
goremeyiz. O zaman erleri, ustu kapalI talimgaha goturursun.
Binbası, yuzbasıya:
-AlbayIn emri ile yarIn sabah saat dokuzda gunes tutulacak. Bu her zaman gorulen bir olay degildir. Sayet hava kapalI olursa bir sey gorulemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalI talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapIlacaktIr.
YuzbasI, tegmene:
-AlbayIn emri ile yarIn sabah dokuzda talim elbisesi ile gunes tutulmasInIn acIlIs merasimi yapIlacaktIr. Sayet yagmur yagarsa ki bu durum pek gorulen bir olay degildir, Albay kapalI talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Tegmen, bascavusa: -YarIn sabah dokuzda hava guzel olursa, talim kIyafeti ile albay tutulacak. KapalI talimgahta yagmur yagarsa, alayIn meydanInda manevra yapIlacak. Cunku bu her zaman gorulen
bir olay degildir.
Bascavus, askere: -YarIn sabah saat dokuzda kapalI talimgahta AlbayI tutacagIz. Sabah hepiniz talim techizat ile hazIr olun. Askerler kendi aralarInda: -YarIn sabah bizim bascavus AlbayI tutuklayacakmIs.

fıkranın devamı


Küçük Kayseriliye hocasi sormus :
- Alti kere alti?
- Otuz dokuz.
- Otur, sifir.
Arkadasi sorar :
- Bildigin halde neden otuz dokuz dedin?
- Pazarlik edecektim, anlamadi...

fıkranın devamı


Geceyarisina dogru issiz park yerinde devriye gezmekte olan polis memuru, ileride parketmis ve ic lambasi yanan bir otomobili farkeder.

Arabanin sofor koltugunda oturan bir genc elindeki dergiyi okumakta ve arka koltukta oturan bir genc kiz ise örgü örmektedir.

Polis memuru durumdan kuskulanarak arabanin yanina gider ve on cami tiklatir. Sofor koltugundaki genc basini kaldirir, mecburen cami acar:

- "Buyrun memur bey? Nasıl yardımcı olabilirim?"

Polis memuru merakla sorar:

- "Ne yapiyorsunuz burada?"
- "Neye benziyor? Iste bu dergiyi okuyorum..."

Polis arka koltuktaki genc bayani isaret ederek;

- "Peki, o ne yapiyor?" diye sorar. Genc adam omzunun ustunden arkaya soyle bir bakar ve
- "Sanirim bir kazak oruyor..." der.

Kafasi karisan polis sorar:

- "Kac yasindasin, genc adam?"
- "On dokuz..."
- "Peki bu bayan kac yasindaymis bakalim?" Genc adam saatine bakar ve cevaplar:

- "Yaklasik dort dakika sonra on sekiz yasinda olacak..."

fıkranın devamı


Temel ile Fadime bosanmaya karar verirler.Ancak çocuklari yari yariya paylasmaya imkan yoktur.Yedi ikiye bölünemez.



Temel:

- "pi tane taha yapalim, sekiz içiye bölünür,ozaman sorun kalmaz,"der. Dokuz ay sonra Fadime ikiz doğurur.

fıkranın devamı


Nasrettin Hoca’nın horoz dövüşlerine yeni merak sarmış bir arkadaşı varmış. Birlikte gidip pazardan dövüşken bir horoz aramaya başlamışlar. Derken, arkadaşı bir horoz beğenmiş. Satıcıya adı ne bunun diye sormuş. Satıcı adı yiğit demiş. Arkadaşı horozu almış. Daha sonra yiğit hangi dövüşe girse dönüp kaçmış. Tabii ki rakibi de peşinde. Yiğit kaç dövüşe girdiyse hiç yakalanmamış. Arkadaşı, Hoca’ya: “ Hoca ne iştir? Benim yiğit neden dövüşe girmeyip kaçıyor?” demiş. Hoca: “ Bilmez misin Selami, yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır. Ne yapsaydı yani dövüşe girip de yara - bere içinde mi kalsaydı? Bak şuna hiçbir yerinde çizik bile yok. Hey maşallah! “ demiş.




fıkranın devamı


Dursun bir gün Temele sorar:
-Ula temel sen bir öğünde kaç hamsi yeyisun?
-elli
-peki orucken ne kadar yeyisun?
-yüz
hayır
-oruçken bir tane yediğin zaman orucun bozulur ve diğer doksan dokuz taneyi oruc değilken yersun.
Temel bu espiriyi çok sever ve hemen bir arkadaşına söyler.
-Ula sen oruçken kaç hamsi yersin yirmi tüh espiriyi kaçırdın yüz deseydin espiri yapacaktım

fıkranın devamı


Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
Basçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutuklayacakmış.

fıkranın devamı


Köyün birinde bir deli varmış. Her gün bir uçurumun kenarına varıp gün boyu " Seksen dokuz, seksen dokuz, seksen dokuz..." diye sayar dururmuş.Köylüler bu durumu çok merak ederlermiş. Bir gün köylülerden biri bu durumu deliye sormaya karar vermiş. Delinin yanına varıp ne yaptığını soracağı anda deli onu uçuruma yuvarlamış ve " doksan, doksan, doksan..." diye saymaya devam etmiş.

fıkranın devamı


Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
-"Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım."
Hakim kocaya sormuş:
-"Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?"
Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış:
-"Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?"
Hakim sekreterine dönmüş:
-"Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."

fıkranın devamı


Hoca rüyasında bir zengin beyin karşısındaydı.Adam ona dokuz altınveriyor, ancak o:
- On olmazsa almam!
Diyerek direniyordu. Tam o sırada uyandı. Baktı ki ne bey var ne de para. Hemen gözlerini yumarak avucunu açtı:
- Hadi ver dokuza da razıyım.

fıkranın devamı


Yedi çocuklu kari koca bosanmaya karar verirler.Ancak çocuklari bir türlü paylasamazlar.Malum yedi ikiye bölünmüyor..Adam;
-"En iyisi biz seneye bosanalim,o arada bir çocuk daha yapar durumu esitleriz"demis..
Kadin dokuz ay sonra ikiz dogurmus...

fıkranın devamı


Hoca'ya rüyasinda dokuz akça verirler.Hoca da ,yine rüyasinda,dokuz yerine on akça olsun diye kavga ederler.Bu arada uyanir.Bakar ki eli bom bos..Hemen uyumak için gözlerini kapar,elini uzatir,getirin,on degil dokuz akça olsun..der.

fıkranın devamı


Üç yasli adam doktorda hafiza testindedirler. Doktor ilk yasli adama sorar:
-Üç kere üç kaç eder?
-274..?
yanitini alinca doktor üzgün bir sekilde
ikinci yasli adama döner:
-Simdi sizin siraniz. Üç kere üç kaç eder?
-Sali..?
Doktor artik iyice ümitsiz sekilde üçüncü yasli adama döner:
-Evet, simdi de sizin siraniz üç kere üç kaç eder?
-Dokuz..?
cevabini sevinçle karsilayan doktor
-Bu harika, nasil buldunuz? der.
Üçüncü yasli adam sakince:
-Oh, çok kolaydi. Sadece 274 ten saliyi çikardim.?

fıkranın devamı


Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim
elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada
bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii
bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman
görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey
görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim
elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının
açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen
bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak.
Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü
bu her zaman görülen bir olay değildir.
Basçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz
talim techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutuklayacakmış

fıkranın devamı


Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış: - "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım." Hakim kocaya sormuş: - "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?" Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış: - "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?" Hakim sekreterine dönmüş: - "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."

fıkranın devamı


İsrailli güzel casus Suriye'den dönüp İsrail Genelkurmayı'na rapor verir: - Hafız Esad'ın son saldırı planını gece masasından çaldım. Üstelik, bununla kalmayıp oğlunu da hapsettim. Generaller sevinçle haykırırlar: - Harika, oğlunu hemen bize ver, sorguya çekelim. Güzel casus üzgün bir yüzle cevaplar: - İşte bu hemen olmaz, dokuz ay beklememiz lazım...

fıkranın devamı

Size bir soru..Anne çocuğundan 21 yaş büyük. 6 yıl sonra anne çocuğundan 5 kat daha yaşlı ...
fıkranın devamı

Temel bir gün bir uçurumun ucunda atmışsekiz atmışsekiz atmışsekiz diye sayıklıyormuşş t...
fıkranın devamı

Zengin bir köy ağası vefat eder. Vasiyeti açılır. Mallarının yarısını büyük oğluna, d
fıkranın devamı

Yeni evli çift balayina giderken kaza geçirir. Damat hastanede büyük felaketi ögrenir : Penisi ...
fıkranın devamı

Adamın biri doktora gitmiş.Doktor tahlil sonuçlarını ve röntgen filmlerini uzun uzun incelemi
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama