Dolma Fıkraları

loading...

Yaz günlerinden bir gün, Hoca’yla dostları, Akşehir’in biraz uzağındaki bağlarına gidip birkaç gün oralarda berab...
fıkranın devamı


Tanri bakmis ki her gelen cennete giriyor ve de artik
kapasitesi dolmak uzere, meleklerini yanina cagirip, cennete girmeye hak kazananlarin ölüm hikayelerini dinleyin mantikli ve haklı bulduklarinizi iceri alın gerisini gonderin demis.
Cennetin kapisi ilk calista bir adam gormusler melekler karsilarinda.
-Anlat bakalim hikayen nedir demisler.
Adam da
- Ben Amerika da bir apartmanin 25.katinda oturuyorum demis,
bir gün eve geldigimde karimi cirilciplak yatakta gordum ve beni
aldattigini dusunerek hemen ortaligi aramaya basladim, karim da bir yandan arkamdan yapma nolur falan demekte, fakat hicbir yerde adami bulamadim, en sonunda gozu balkon demirine takildi, orada bir adamin demirlere tutunarak asagi sarktigini gordum, hemen kosup parmaklarini ittiriverdim, adam asagi dustu, dallara falan carpti sirtustu yere yapisti fakat olmedi.
Ben de Buzdolabini adamin ustune attim ve adam oldu, ben de sevincimden kalp krizi gecirip oldum demis.
Melekler bunun uzerine gec bakalim demisler, daha sonra
cennetin kapisi tekrar calinmis, ikinci adam ayni soru sorulunca
- Ben Amerika da bir apartmanin 26. katinda oturuyorum demis.
Balkona cikip hava aliyordum dengemi kaybedip asagi dustum tam bu
anda 25. katin parmakliklarini yakalayabildim fakat manyagin biri once beni asagi attı sonra da uzerime buzdolabi firlatti ve ben de oldum demis.
Melekler bu adam da masum diyerek gec bakalim demisler. Cennetin Kapisi ucuncu kere caldiginda iceri Bill Clinton girmis, melekler onu gorunce sasirmislar ve burada ne isi oldugunu sormuslar,
- Simdi hikayem soyle, ben cirilciplak bir buzdolabinin
icindeydim......

fıkranın devamı


Bir fizikçi, bir kimyacı ve bir ekonomist. Issız bir adaya düşmüş. Yiyecek bir şey yok. Lakin bir bakmışlar sahile vuran bir konserve kutusu: Dolma!
Fizikçi demiş ki:
- Bir taşla vurup açalım, yeriz.
Kimyacı demiş ki:
- Ateşe atalım hem sıcak bir şeyler yemiş oluruz hem de kutu açılır.
Ekonomist lafa girmiş:
- Farz edelim ki elimizde bir konserve açacağı var.

fıkranın devamı

Adamın birinin daldan dala gezerken cinsel organı kırılmış. Doktora gitmiş doktor adama her a...
fıkranın devamı

Adamin bir lokantaya gitmis ve köfte istemis. Garson köfteyi getirmis ve tam agzina atacakken o da...
fıkranın devamı

Seni istiyorum..
Senin bana arkadan vurmani,
Benim canimi yakmani,
Geceleri zonklatmani..
Nerdesin dar ama guzel kosele
ayakkabilarim...
----------------------------------
Belini ellerimle kavrayinca,
Agzimi agzina dayayinca,
Icime sicak birsey akar.
Sevgili cay bardagim...


----------------------------------
Onun uzun sert bedenini avuclarinin arasina al
Simsiki tut..
Ucunu istekli dudaklarinin arasina al,
Ve o essiz sivinin agzina akmasini bekle..
Hayatin tadi coca cola..
--------------------------------
Karanlikta gozleri isil isildi
Yavasca yaklastim
Bacaklarini araladim
Memelerini avucladim
Cok heyecanliydim
Cunku;.....
Ilk defa inek sagiyordum.....
----------------------------------
Dun gece seni cok aradim
Soguk vucuduma dokunmani oyle istedim ki...
Yataga sensiz ve ciplak girmek zorunda kaldim
Nerdeydin benim canim pijamalarim?
----------------------------------
Boynuma surterek
Goguslerimin arasindan asagi
Kalcamin yanina kadar getirip
Yuvasina oturttum.
. Cikan slak sesi bana guven veriyordu..
(Emniyet kemerini sen de tak..)
-----------------------------
Sadece bir delige sokmak yetmiyordu onun icin onemli olan ayn anda ikisine birden vurmakti ince ayarini yapti once onundeki delige sonra da arkada ki delige sokmalidi kararini verdi cok heyacanliydi.Nefesini tuttu ve vurdu.Ohh iki delige de sokmustu.Arkadasina dondu ve "bilardoyu ogrende gel"...
------------------------------
Dayanlacak gibi degildi mutlaka biraz sarmaliydi,egildi bacaklarinin arasindan yavasca suzuldu iste oradaydi ,mis gibi kokuyordu mubarek parmaklaryla karanligi yokladi, bulmustu ve burnunu uzatti kokluyordu .Ohhh.Sicacik
> Ama agzina alamiyordu
"Kahretsin her iftar oncesi annem su dolmalari masanin altina saklamasa olmazdi"
----------------------------
Elini uyuyan guzelin uzerinde gezdirirken ici bir tuhaf olmustu ne kadar estetik ne kadar duzgun bir kici vardi. Ismi de guzeldi "LEYLA" bir an kendini cirilciplak dusundu ustunde.. ustunde ve guneslenirken muhtesem yelkenlinin...
--------------------------------
Elinde aletini tutmus agzini acmasini soylediginde isteklerine karsi koyamamisti.. istemeden agzini acti.. biraz sonra hersey bitmisti. agzinda biriken sivi lavaboya bosaltirken dis doktorunun sesini duydu"gecmis olsun"
-------------------------------
yetti artik dedi doktor kocasina.. her aksam her sabah agzima verdigin yetmezmis gibi simdide kicima sokuyorsun biktim artk su ilaclardan..
fıkranın devamı

Esrara bağımlı bir vatandaşımız esrar aramaktadır.Tanıdığından bulundukları mahaldeki bir hamamda çok iyi esrar satıldığını öğrenir.Hemen hamama gider ve göbek taşına oturur.Tellak gelir
- "Abi kese atayım mı?"
Bizim adam:
-"Oğlum sen keseyi bırakta bana esrar getir."
Tellak yanında bulundurduğu esrarı adama verir.Bizimkinin hoşuna gitmez bir daha ister.Tellak yeniden getirir.Adam onuda içer fakat hala kafası iyi olmamıştır.Tellak bu kez dolma diye nitelendirilen esrarı getirir.Bizimki 1 fırt çeker 2 fırt çeker 3'üncü fırtı çektiğinde hamamı askerler basar.Bizimkini yaka paça sürüklemeye başlarlar.Bizimki yalvarmaya başlar:
- "Abi ne olur götürmeyin beni,çoluk çocuğum var benim.Yapmayın abi!".
Asker:
- "Oğlum bak sus, sen krala çok benziyorsun.Onun yerine geçeceksin."
Adamı saraya götürürler ve tahta oturturlar.Aradan bir müddet zaman geçtikten sonra vezir gelir bizimkine bir arzusunun olup olmadığını sorar. bizimki ilk başta utansada sarışın hatun ister.zaman getikçe bizimkinin bu isteği sıklaşır. Sonra sıkılır, vezir yine gelir ve sorar:
- "Kralım bir arzunuz var mı?"
Bizimki eski mahallesine gitmek istediğini söyler.Tahterevanda mahallesine götürürler. Caddenin ortasından geçmektedirler. Herkes camlarda kralı seyretmektedir. Dışarıda büyük heyecan, kral yere inmek istediğini söyler. Kral indikten sonra etrafına bakar ve pelerinini sıyırıp yolun ortasına ...çmaya başlar. Ensesine aniden tokat gelir ve yıkılır. Vuran hamamdaki tellaktır ve şöyle der:
- "Ulan ...ospu çocuğu, 3 kere masturbasyon yaptın bişey demedim şimdi göbek taşının ortasına ....yorsun!!! " (bizimki dolma diye nitelendirilen esrardan 3 üncü fırtı çektikten sonra kafayı bayağı iyi bulur.)
fıkranın devamı

Adam bir lokantaya gitmiş ve kuru köfte siparişi vermiş. Garson yemeği getirip masaya bırakmış. Müşteri bir lokma alınca köftenin içinden siyah bir kıl çıkmış. Adam hemen sinirli bir şekilde garsonu çağırmış ve kılı göstererek hesap sormuş. Garson:
- Efendim kusura bakmayın. Bizim aşçımız tek kolludur, kıymayı tek eli ile yoğurur daha sonra eli ile göğsüne bastırıp şekil verir ve pişirir. Köftenizden çıkan kıl onun göğüs kılı olacak, hemen size yenisini getireyim.
Deyince müşteri daha yüksek sesle bağırmaya başlamış. Gürültüyü duyan lokanta sahibi adamın yanına gelip:
- Beyefendi amma büyüttünüz, alt tarafı küçücük bir kıl.
Deyince adam yine bağırarak:
- Ben kıl için bağırmıyorumki, geçen gün buraya gelip kabak dolması yedim. Aşçının kabakları nasıl oyduğunu düşündüm ona bağırıyorum!...
fıkranın devamı

Menekşe moru gözlüm, al yanaklım, seni bir daha dövmeyeceğim. Lütfen artık eve dön. Bak Yaşar halıya kustu, kusmuk seni bekliyor. Ayaklarım bugün de hep seni aradı, yıkanmak için. Seni çok arıyorum, bir haftadır akşam rakılarının tadı tuzu yok... Ev sensiz çok ıssız. Gerçi nasıl, nerede yattığımı, kime nasıl çaktığımı falan hiç hatırlamıyorum ama onun sen olmadığını bir büyük rakının sonunda dahi hissedebiliyorum.
Kezban, ben sana aşığım. Eve döndüğün gün, bunu arkadaşlarla kutlayacağım. Sen, kanlar içerisinde evden kaçarken nasıl duygulandığımı bilemezsin. Elimdeki şişeyi, hırsımdan ananın fotoğrafına fırlattım. (Artık duvarları gelince silersin.) Kezban bir de gelirken 2 paket kısa Maltepe getirebilir misin?
Dün Zeynep okula gitmeyip dolma sardı, ben de okeye dönerken dikkatleri dağıtmak için habire dolma yiyip,"yiyin yiyin nefis olmuş" dedim. Nasıl zeka ama.. Zeynep'in tezkeresinde okul ve sınıf kısmını boş bıraktım. Onu da mı ben dolduracağım?
Bu sabah seni kaçırışım aklıma geldi, efkarlanıp bir cıgara yaktım. On dört yaşlarında taş gibi kızdın. Nasıl; Mehmet, Abidin, Ramazan, Yusuf gelip seni döve döve taksiye atmıştık? Peki, seni piknik tüpü ile dövüşümü hatırlıyor musun? Yeni evliydik, bir boğaz gezisi dönüşüydü. Mehmetgiller kapıda bekliyorlardı, sen daha roka bile hazırlamamıştın ve Ramazan içeriden "ROKA!" diye bağırmıştı. Mutfağın kapısını içeriden nasıl kilitlediğimi, ocağın oradan tüpü nasıl kaptığımı falan hiç hatırlamıyorum. O gece Ramazan 'lar gidince sen Yaşar 'ı doğurdun. Huysuz mu huysuz, koca burunlu Yaşarımı... Bu arada son maaşınla Yaşar 'a don falan aldım...
Artık yuvana dön, asabımı bozma!

Kocan Haydar

fıkranın devamı

Adamın bırı bir gün bir lokantaya gitmiş garsondan dolma getirmedsini istemiş dolmayı yedikten sonra öğle yemeğine bir daha geleceğini söylemiş öğle yemeğine geldiğinde garsona köfte yemeği söylemiş. Köftelerden yerken birinin içinden kıl çıkmış garsona bu nedir diye sormuş garsonda lokantanın ahçısının tek kolu olmadığını söyleyerek köfteyi gösünde yaptığını söylemiş adamda demişki "o zaman ben boku yedim" demiş. "Sabahta dolma yemiştim."
fıkranın devamı

Temel'le oğlu Trabzondan İstanbul'a gezmeye gelmişler. Gezerken oğlu Topkapı Sarayı'nı görmüş ve "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel oğluna "Bilmiyorum" demiş. Kısa zaman sonra kız kulesini görmüş ve "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel yine sabırla bilmiyorum demiş. Oğlu en son Dolmabahçe Sarayı'nı göstererek "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel bilmiyorum demiş. Oğlu; "Baba seni sorularımla sıkmıyorum değil mi?" demiş. Temel ise oğluna gülerek; "Yok evladım, sorasınki ögrenesin..."
fıkranın devamı

Bir fizikçi, bir kimyacı ve bir ekonomist. Issız bir adaya düşmüş. Yiyecek bir şey yok. Lakin bir bakmışlar sahile vuran bir konserve kutusu: Dolma!
Fizikçi demiş ki:
- Bir taşla vurup açalım, yeriz.
Kimyacı demiş ki:
- Ateşe atalım hem sıcak bir şeyler yemiş oluruz hem de kutu açılır.
Ekonomist lafa girmiş:
- Farz edelim ki elimizde bir konserve açacağı var.
fıkranın devamı

Adamın birinin daldan dala gezerken cinsel organı kırılmış. Doktora gitmiş doktor adama her akşam yatmazdan önce on onbeş dakika cinsel organını bir bardak süte bandırmasını istemiş ve adam eve gelip yatma vakti geldiğinde banyo ya girip doktorun dediklerini uygulamaya başlamış tabi karısı içerde bekliyor ve kocasına seslenmiş. Aradan biraz zaman geçtikten sonra kadın sabırsızlanıp dalıvermiş banyoya kadın şaşırarak,
- Ay kocacığım kırk yıl düşünsem bunun bir dolma kalem gibi doldurulduğu aklıma gelmezdi...
fıkranın devamı

Adam çok zamparaymış. Faaliyetlerinin sonucu olarak günün birinde hastalığı kapmış. Doktor hastalığın tedavisinin çok kolay bir yolu olduğunu, bir hafta boyunca ufaklığı her gün 15 dakika içi süt dolu bir bardağın içinde tutmasını söylemiş. Adam hergün banyoya bir bardak sütle girip kapıyı kilitleyerek tedaviyi uyguluyormuş. Karısı durumu merak edip sorduğunda bir şekilde geçiştiriyormuş. Dördüncü gün banyoya girmiş ancak kapıyı kilitlemeyi unutmuş. Bunu fırsat bilen karısı kapıyı açıp içeri girdiğinde gördüğü manzara karşısında bir an duraklamış ve;
- "aaaaaaaa kırk yıl düşünsem bunun bir dolmakalem gibi ağızdan doldurulduğu aklıma gelmezdi" demiş...
fıkranın devamı

Bir grup kaplumbağa pikniğe gitmeye karar vermişler. Bunlar böreklerini almışlar, koyulmuşlar yola... Piknik yerine gitmeleri de 1 yıl sürmüş. Kaplumbağalar da tuz olmadan yaşayamazlarmış yolda giderken bütün tuzu bitirmişler.1 yıl geçmış sonunda piknik yerine ulaşmışlar neyse böreklerini açmışlar bir bakmışlar ki; tuzları bitmiş. Elbette tuzsuz yaşayamazlar, kim gitsin derken en yaşlıları gitse gelene kadar ölür en iyisi "en gencimiz gitsin" demişler. Genç kaplumbağa da kabul etmiş ama "bir şartım var" demiş:
- Ben gidip gelene kadar kimse bu börekleri yemeyecek.
Herkes kabul etmiş.
Genç kaplumbağa gitmiş. Aradan 6 ay geçmiş yaşlı kaplumbağa ölmek üzereymiş, herkes "sen ye yaşlısın ölüceksin." demiş.
O :
- Hayır söz verdim gelene kadar yemiyecem.
1 senenin dolmasına cok az kalmış ki yaşlı kaplumbağa dayanamamış tam elini böreğe uzatmış çalıların arasından genç kaplumbağa çıkmış:
-Yaa ! Demek ki gitseydim börekleri yiyecekmişsin...
fıkranın devamı

köyde bir dolma nenediye yaşlı kadın vardı .
köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur onları o isimle cağırırmış .
örnek naylon rebiye .kel sevimgibi.
Köyün ağası oğlunu evlendirip köye yeni bir gelin getirecekmiş .
Dolma neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demişki .
Bak dolma nenesakın bizim geline lakaptakma ad takmıyasan dolmanene yo viş oğul ele şey olurmi ben heç bir gusur bulmam demiş ve ayrılmış.ağa düğünü yapmış gelini getirmiş dolma neneyi çağırmış.
dolma nene nasıl gelin demiş.dolma nene oğul ben gelini ey buldum güzel buldum.amma aşşaği mehlenin garilari at suratli demeseler.
fıkranın devamı

Atatürk, yurdumuzu ziyaret etmekte olan Yugoslav kralı Aleksandr ile İstanbulda Dolmabahçe Sarayında konuşurken konuk kral:
-Ekselans, biz Türkleri çok severiz. Sevgimiz o kadar çok ki, vaktiyle Birinci Cihan Harbinin sonunda Lloyd George Batı Anadoluyu Yunanistana teklif etmeden evvel bize teklif etmişti. Fakat biz Yugoslavlar, Türkleri çok sevdiğimiz için Lloyd Georgeun bu önerisini kabul edip Anadolu seferine çıkmadık.
Atatürk, kralın bu sözlerine karşılık cevabı şu olur:
-Haşmetmeap, evvela bize karşı olan sevginize teşekkür ederiz. Sonra ise, büyük geçmiş olsun derim...
fıkranın devamı

Adamin bir lokantaya gitmis ve köfte istemis.
Garson köfteyi getirmis ve tam agzina atacakken o da ne. Köfte kil içinde.
Hemen garsonu çagirip sormus;
- "Bu nedir ya".
Garson :

-"Efendim asçimiz tek kolludur, köfteleri gögsünde yuvarlayip sekil veriyor ama lezzetlidir. Siz bir de asçimizi dolma doldururken görmelisiniz."
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama