Akşehir’in zenginlerinden biri, şehrin eşrafına ziyafet veriyormuş. Herkesin tabağına özenle kızartılmış birer tavuk ko...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca, Akşehir’in eşrafı ile beraber piknik yapmak üzere bağlara gitmiş. Büyük ağaçların altında yemeklerini, ...
fıkranın devamı
Nasreddin Hocaya sormuşlar:- “Bir adam karısını öpse orucu bozulur mu?”Hoca gülümsemiş:- “Yeni evlenmişlers...
fıkranın devamı
Çocuklar Nasreddin Hocaya :- “Hoca efendi, Allah insanları niçin yaratmış?“ diye sormuşlar.- “Yokuş çıkmak,...
fıkranın devamı
Hoca’ya yaşını sormuşlar, “kırk yaşındayım” demiş. Aradan birkaç yıl geçmiş. Yine yaşı sorulunca “kır...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca ve hanımı, diğer bir kasabadaki imam arkadaşlarına misafir olmuşlar. Ev sahibesi hanım akıllı, güzel ahlâklı v...
fıkranın devamı
Köylünün biri, diğerinin kuzusunu çalmış, kesip yemiş. O da onun keçisini aşırmış, kesip yemiş.Nasreddin Hoca olayı incelediğ...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca , yeni öğrencilerine [mollalarına] dünya ve ahireti genel anlamı ile anlatmaya, kavratmaya çalışmış.“Ahi...
fıkranın devamı
Temel bir gün malını mülkünü satıp Miami'ye gitmiş ve oraya yerleşmiş.Gel zaman git zaman Temel'in serveti tükenmiş.Temel başlamış kara kara düşünmeye nasıl bir iş yapsamda geçimimi sağlasam diye.En sonunda en kolay iş olan rahipliği bulmuş ve rahip olmuş.Ekmek elden su gölden Temel çok rahat fakat rahiplerin durumu malum cinsel ilişki yasak.Gel zaman git zaman Temel'in canına tak etmiş başlamış gene kara kara düşünmeye ne yapmalı ne etmeli bu işe bir çare bulmalı demiş kendi kendine,o sırada koridordan geçen genç rahibeyi görmüş ve aklına gelen fikri uygulamaya başlamış...
Rahibe Temel'in yanına geldiğinde Temel başlamış kendi kendine konuşmaya:
-Olmaz İsa kesinlikle olmaz...
Rahibe merak etmiş sormuş:
-Hayırdır kimle konuşuyorsun?
-İsa efendimiz bana senin elini tutmamı söyledi...
-İsa efendimiz diyorsa doğrudur vardır bi bildiği tut o zaman elimi demiş rahibe.
Temel yeniden başlamış konuşmaya:
-Olmaz İsa efendimiz bak vallahi olmaz...
Rahibe tekrar sormuş ''noldu ne diyo'' diye...
-Bu seferde rahibenin odasına gidin diyor...
Rahibe:
-İsa efendimiz diyorsa doğrudur vardır bir bildiği gidelim o zaman..
Rahibenin odasına geldiklerinde Temel başlamış yine kendi kendine konuşmaya
-Olmaz İsa efendimiz bak bu sefer çok oluyorsun kesinlikle olmaz!!!
Rahibe yine soruyor ''ne oldu bu sefer ne diyor''diye...
-Soyunun yatağa girin diyor..
Rahibe:
-İsa efendimiz diyorsa doğrudur vardır bir bildiği diyor
Ve soyunup yatağa giriyorlar.
Temel başlamış tekrar konuşmaya:
-Olmaz İsa bak bu sefer çok fazla ileri gittin kesinlikle olmaz!!!
Rahibe:
-Ne oldu ne diyor İsa efendimiz?
-Rahibenin üzerine çık diyor...
-İsa efendimiz diyorsa doğrudur vardır bir bildiği çık o zaman...
Temel rahibenin üzerine çıkmış ve şöyle devam etmiş:
-İSA İTME İTME İSAAAAA
fıkranın devamı
Sabahın erken saatinde acı bir ambulan sireniyle acil servisin önü hareketlenir.Araçta iki yaralı vardır birisi erkek diğeri bayan.İçeriye alınan yaralılardan bayan olana dikkatler çevrilir yalvararak; "önce kocasının tedavisinin yapılmasını istemektedir".Oysa kendisinin başın da koca bir yarık, sırtın da ise berbat bir yanık vardır.Doktor kocasının neyi olduğunu sorar kadın utangaç ve mazlum cevap verir, "penisi kopmak üzere" der.Tabi hemen adamın tedavisi başlar.Bu arada doktor dayanamaz ve "noldu birisimi saldırdı size, nasıl oldu bunlar?" diye soruları arka arkaya sormaya başlar.
Kadın:
Sabah kocam bana süpriz olsun diye omlet hazırlamaya kalkmış, seslere uyandım ve gördüğüm manzara çok hoşuma gitti, kocama teşekkür etmek için elimi yavaşça pijamasının içine soktum ve diz çökerek emmeye başladım,kocamda zevkten elindeki kızgın omleti sırtıma yapıştırı verdi o acıyla bende zaten ağzımda olan *ikini ısırdım, kocamda o acıyla elindeki tavayla kafama vurdu.
fıkranın devamı
Çok zengin bir aile muhteşem dubleks villada yaşarlar.Bir oğlan ve bir kızları vardır.Oğlan çocuk hareketli ve çok şakacıdır.Kız ondan aşağı kalır mı?Her gün sabah kahvaltısına inerken merdiven trabzanlarından kayarak aşağı iner.Erkek de her seferinde ya ayağının altına bir oyuncak koyar yada yerlere yağ dökermiş.Bir gün daha ileri gidip trabzanların son kısmına yarım mt ara ile çiviler çakmış.Tabi kızın haberi yok.Oradan kayarak inerken caart diye yırttırmış *mini.Acilen kaldırılmış hastaneye ve en mükemmel plastik cerrahı bulunup getirilmiş.Doktor kısa bir muayenenin ardından kıza:
-Üzülme kızım tıp çok ilerledi.Artık böyle konularda seçme hakkı bile tanıtyoruz.Bak bu kataloğa düşün.Ben birazdan gelir, kararına göre uygulama yaparım.
deyip kıza bir broşür bırakmış.İçerisinde Seda Sayan modeli,Aysun Kayacı modeli,Deniz Arcak modeli bulunan bir broşürmüş. Kız hepsine bakmış ve odaya giren doktora:
-Ben kararımı verdim Sibel Can modeli demiş
doktor da:
-Kızım elimizde o model yok sadece baktığın modeller var
-Banane ille de Sibel Can deyince doktor düşünüp:
-Kızım o zaman seni eve göndereyim sen oradan birkaç kere daha kay.
fıkranın devamı
Hacı Amca ölmüş.. Fakat öbür tarafta karşılayan melekler
- ''Hacı Amca kusura bakma biz seni yanlışlıkla aldık, daha senin üç yılın var Seni eski yerine yollayamayız, herkez öldüğünü biliyor. Bu yüzden başka bir kimlikle gideceksin. Fakat elimizde iki tane kadro var, biri profösörlük diğeri ise ibnelik istediğini seçebilirsin'' demişler..
Hacı Amca düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş ve ibneliği seçmeye karar vermiş.
Tabi hemen iyilik melekleri yanına gelmişler;
- ''Aman hacım ne yapıyorsun bunca yıl edebinle yaşadın koskoca profösörlük varken hiç ibnelik istenir'mi''.
- ''Çok düşündüm, zaten topu topu üç yıl yaşayacağım, bilmediğim onca şeyi kafama sokacağıma, bildiğimi g*tüme sokarım'' demiş.
fıkranın devamı
Genç adam, yeni tanıştığı kız arkadaşına hediye vermek istemişti. Bu ona alacağı ilk hediye olacaktır. Bu yüzden fazla özel bir şey seçmemeye dikkat eder, ama alacağı şey birazda romantik olmalıdır. O gece birlikte çiseleyen karın altında yürürlerken, avucunun içinde ısıtmaya çalıştığı elleri hatırladı ve karar verdi. Bir çift eldiven alacaktı.
Alışverişe bu tür işlerde pek becerikli olan kız kardeşini yanına alarak çıktı. Bir büyük mağazadan içi kürk'lü bir çift beyaz eldiven seçtiler. Kız kardeşi de kendine bir çift beyaz dantelli külot aldı. Bu arada, mağazadaki paketleme kısmında bir karışıklık olduğu ne var ki.
Eldiven kız kardeşinin paketine girdi, külotlarda mağazanın özel kuryesi ile kız arkadaşının evinin yolunu tuttu, içindeki delikanlının yazdığı romantik notla tabii:
- ''Sevgilim, geçen akşam seninle çıktığımızda bunlardan giymediğini farkettim. Eğer kız kardeşimle beraber olmasaydım, ben uzun ve düğmeli olanlardan alırdım, ancak kardeşim kısa ve düğmesiz olanlardan kullanıyor. Çıkarması daha kolay oluyormuş. Renginin açık olaması çabuk kirleneceği izlenimini veriyor. Ancak bunları satın aldığım bayan bana kendisininkini gösterdi. Üç haftadır kullanıyormuş. Yakından baktım, hiçbir kirlenme yoktu. Tezgahtar bayandan bir şey daha rica ettim; seninkileri giyip nasıl durduğunu bana üzerinde göstermesini. Hemen giydi, çok iyi duruyor.
Elimi uzattım, okşar gibi sıktım. Ele de çok hoş geliyor. Keşke bunları ilk giydiğinde yanında olup sana yardım edebilseydim. Seninle buluşuncaya kadar birçok yabancı elin ona dokunacağını düşünmek beni üzüyor. Çıkardığın zaman içi biraz nemli olabilirmiş, o zaman üfleyerek havalandırman gerekiyormuş.
Önümüzdeki günlerde bunları nasıl avucumun içine alıp, nasıl defalarca öpeceğimi düşünüyorum. Cuma akşamki buluşmamızda giymeyi sakın unutma''.
NotÜ;
- ''En son moda, giydikten sonra üstten aşağıya doğru kıvırarak, biraz tüy görünmesini sağlamakmış''
fıkranın devamı
Çocuğun birisi, bir gün matematik dersi sonrasında kafasında bir takım soru işaretleri ile babasına gelir.
Babası;
- ''Oğlum bugün okul nasıl geçti'' diye sorar.
çocuk babasına;
- ''Babacığım herşey iyiydi ama matematik dersinde anlatılan reel ve potansiyel kavramlarını anlayamadım''.
Bu durum üzerine babası çocuğuna bu kavramları ilğinç bir yöntemle anlatmaya karar verir.
Çocuğuna;
- ''annene git ve ona 1 milyon dolar karşılığında Robert De Niro'yla yatıp yatmayacağını sor'' der.
Çocuk gider ve sorar.
Annesi;
- ''1 milyon dolara gerek yok, bedava olarak seve seve Robert De Niro'yla yatabilirim'' der.
Çocuk bu cevabı babasına iletir. Bunun üzerine babası çocuğun ablasına giderek ona 1 milyon dolar karşılığında Leonardo Di Caprio`yla yatıp yatmayacağını sormasını ister. Çocuk ablasına gider ve sorar. Ablasıda annesi gibi, 1 milyon dolar`a gerek olmadığını bedava bile seve seve onunla yatabileceğini belirtir. Çocuk bu cevabıda babasına iletir. Babası ise şöyle der;
- ''İşte oğlum sorularının cevabı şu anda elimizde reel olarak 2 milyon dolar para ve 2 tane potansiyel *rospu var'' der...
fıkranın devamı
Birgün kadının bir doğum yapmıştır. Doktor kadının yanına geldi. Kadın kısık bi sesle doktora
"Doktor bey çocuğum nasıl sağlıklımı"
Doktor
"Evet çoçugunuz sağlıklı ama.."
"Ama ne doktor lütfen benden bişey saklamayın acıda olsa kaldırabilirim lütfen"
Doktor biraz düşündükten sonra
"Çocugunuz cok saglıklı ama çocugunuz zenci olarak doğdu"
" ohh doktor bey bumuydu çekinerek soylediğiniz.
Evet olabilir çunku ben bir porno filminde zenci bir adamla sevişmiştim"
Doktor şaşkın bir şekilde
"iyide çocugunuzun saçları sarı"
Kadın
"olabilir doktor bey ben bir porno filminde alman bir adamla sevişmiştim"
Doktor dahada heycanlı şekilde
" Ya iyide cocugunuzun gözleri mavi"
" ohh olabilir cunku ben bir porno filminde ingiliz bir adamla sevişmiştim."
Doktor artık ne soyleyeceğini bilemez.
Kadın
"Cocugumu gorebilirmiyim doktor bey"
Tabiki der doktor ve iki hemşire kadını yatagından kaldırıp koluna girerler ve cocugun odasına giderler
odadan girer girmez kadın hemşirelerden kurtulur ve cocuga vurmaya başlar cocuk başlar aglamaya
Doktor hemen kadını tutup uzaklaştırır cocugun yanından ve bagırmaya başlar
"yahu kadın sen delimisin!! yeni dogmuş bir cocuga vurulurmu hiç????"
Kadın gayet rahat bir şekilde
" doktor bey kusura bakmayın ama cok rahatladım" der
Doktor artık kadının deli oldugunu duşunur ve sorar
" Rahatladınmı. Delimisin senn yahu neden rahatladınki"
Kadın hafif gülümseyerek
"Havlamasından korktum da doktor bey...."
fıkranın devamı
Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş.
Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış.
Temel, ne istediğini söylemiş:
"Bana bir fahişe bulup gönderin."
Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş:
"Demin gelen müşteri kadın istiyor..."
Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş:
"Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye ağzının payını ver..."
Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış:
"Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde girer..."
Kadın çok sinirliymiş:
"Sen gitmezsen, ben gider söylerim..."
Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış.
Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış...
Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış:
"Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam ağladı."
fıkranın devamı
mısır kızıldenizde tüp geçit yaptırmaya karar verir
yapılan ihaleye,Bir Amerikan,bir Alman,bir Japon firmasıyla birlikte bizim temelin firmasıda katılır.İhaleye katılan Amerikan fiarmasına tüp geçidin nasıl yapılacağı sorulur,
-biz iki taraftan kazmaya başlarız ve ortada birleştiririz fark yaklaşık 1 metre olsada 30 metrelik geçitte bunu kolayca kapatırız der,daha sonra alman firması benzer bir öneriyle farkın 80 cm.olacağını vekolayca kapatabileceklerni söyler,
japonların farkı 50cm.ye indiren önersinden sonra sıra bizim temel'e gelir ve temel projesini açıklar:
-Bizde iki taraftan kazmaya başlarız ortada buluşursak buluşuruz buluşamazsak iki tane tünelimiz olur
fıkranın devamı
Ali babasina sormus:
- Baba ben nasil dünyaya geldim?
- Gece annenle yatmaya gittigimizde yatagin çevresine seker koyduk. Sabah kalktigimizda sen gelmistin.
Bu fikir Ali'nin ilgisini çekmis ve denemeye karar vermis. Yatarken yataginin çevresine seker koymus. Sabah bütün karinca, böcekler, vs yatagin çevresindeymis.
Ali:
- Ulan demis, simdi size elimin tersiyle bir korum. Ama baba yüregi iste!
fıkranın devamı
Kadının başı çok ağrıyormuş. Demişler ki bir psikiatrist var. Harika tedavi ediyor. Neyse, gitmiş doktora, akşam eve gelince kocası sormuş
- "Ne oldu" diye.
- "Valla, bana telkin önerdi, bir yere oturup kafamı iki elimin arasına alıp sallana sallana 'bu kafa benim değil, bu kafa benim değil' diye tekrarlayacakmışım." Kadın 3-4 gün bu işe devam etmiş ve başağrıları tamamı ile geçmiş. Ancak bu sırada kocasında bir sorun baslamış. Adamda tık yok. Geceleri sırtını dönüp yatıyor. İlişki milişki hak getire. Sonunda kadının da ısrarı ile adam da aynı doktora gitmiş. Akşam eve gelince kadın ne oldu demiş. Adam
- "Bırak yaa demiş, bana da telkin önerdi ama ben öyle saçma şeyleri yapmam" demiş, demiş ama o günden sonra adam olmuş bir canavar. Eve gelince kadını hemen yakalayıp yatağa atıyor. Durum felaket. Neyse herkes çok memnun ama kadın da bu işin nasıl olduğunu merak ediyor. Bir gün kadın eve gelmiş. Adam
- "Hadi karıcığım demiş, sen hemen yatağa gir, ben bi banyoya gidip geleyim" demiş. Kadın gizlice adamı takip etmiş. Ne görsün. Adam banyoda klozete oturmuş, kafasını iki elinin arasına almış sallanıyor.
- "Bu karı benim değil, bu karı benim değil"
fıkranın devamı
Çocuğun birisi, bir gün matematik dersi sonrasında kafasında bir takım soru işaretleri ile babasına gelir. Babası, "Oğlum bugün okul nasıl geçti" diye sorunca, çocuk babasına anlatır. "Babacığım her sey iyiydi. Ama matematik dersinde anlatılan "reel" ve "potansiyel" kavramlarını anlayamadım". Bu durum üzerine babası çocuğuna bu kavramları ilginç bir yöntemle anlatmaya karar verir. Çocuğuna, annesine gitmesini ve ona 1 milyon dolar karşılığında Robert De Niro`yla yatıp yatmayacağını sormasını ister. Çocuk gider ve sorar. Annesi, 1 milyon dolar`a gerek olmadığını, bedava olarakta seve seve Robert De Niro`yla yatabileceğini söyler. Çocuk bu cevabı babasına iletir. Bunun üzerine babası çocuğun ablasına giderek ona 1 milyon dolar karşılığında Leonardo Di Caprio`yla yatıp yatmayacağını sormasını ister. Çocuk ablasına gider ve sorar. Ablasıda annesi gibi, 1 milyon dolar`a gerek olmadığını bedava bile seve seve onunla yatabileceğini belirtir. Çocuk bu cevabıda babasına iletir. Babası ise söyle der. "İşte oğlum sorularının cevabı. Şu anda elimizde reel olarak 2 milyon dolar para, ve 2 tane potansiyel o**spu var."
fıkranın devamı
Kadin kocasi isteyken sevgilisini eve çagrimış.Derken kocası çıkıp gelmiş.Kadin panik içinde:
-Allahim bu nerden çikti simdi,çabuk al kiyafetlerini topla camdan atla kaybol!!!
Adam pencereden asagiya bir bakiyor:
-Hayir atliyamam delimisin nasil yagmur yagiyor görmüyormusun!!!
Kadin deli gibi kosturuyor adami itekliyor:
-Kocam seni burda görürse ikimizide öldürür.Atlamak zorundasin,hadi çabuk çabukkk!!!
Böylece adam çaresiz kiyafetlerini kaptigi gibi camdan atliyor...Ayaga kalkip birde etrafa bakiyor ki bir maratonun tam ortasina dalmis...Bozuntuya vermeden yarisçilarla kosmaya baslamis...Tabi çiril çiplak pantolonu gömlegi elinde kosan bir tek kendisi oldugu için dikkat çekiyor...
Yanindaki kosucu soruyor kendisine:
-Siz hep çiplak mi kosarsiniz?
-Ah evet evet...Rüzgarin çiplak tenime degmesi kadar güzel bir duygu yok...
-Ama çiplak kosarkende hep kiyafetlerinizi elinizde mi tasirsiniz?
-Yaaaa öyle...Kosu bitince arabama biner,giyinir eve giderim diye...
-Gerçekten çok ilginç...Peki kosarken hep prezervatifte takarmisiniz?
-Aaa...Seyy...Sadece yagmur yağarken...
fıkranın devamı
Genç adam, yeni tanıştığı kız arkadaşına hediye vermek istemişti. Bu ona
alacağı ilk hediye olacakti. Bu yüzden fazla özel bir şey seçmemeye dikkat
etti, ama alacağı şey birazda romantik olmalıydı.O gece birlikte çiseleyen
karın altında yürürlerken, avucunun içinde ısıtmaya çalıştığı elleri
hatırladı ve karar verdi.Bir çift eldiven alacakti.
Alişverişe bu tur işlerde pek becerikli olan kız kardeşini yanına alarak
çıktı. Bir büyük mağazadan içi kürklü bir çift beyaz eldiven seçtiler. Kız
kardeşi de kendine bir çift beyaz dantelli külot aldı. Bu arada,
mağazadaki paketleme kısmında bir karışıklık olduğu ne var ki.
Eldiven kız kardeşinin paketine girdi, külotlarda mağazanın özel kuryesi
ile kız arkadaşının evinin yolunu tuttu, içindeki delikanlının yazdığı
romantik notla tabii:
"Sevgilim, geçen akşam seninle çıktığımızda bunlardan giymediğini
farkettim.Eğer kız kardeşimle beraber olmasaydım, ben uzun ve düğmeli
olanlardan alırdım, ancak kardeşim kısa ve duğmesiz olanlardan kullanıyor.
Çıkarması daha kolay oluyormuş.Renginin açık olaması çabuk kirleneceği
izlenimini veriyor. Ancak bunları satın aldığım bayan bana kendisininkini
gösterdi.Üç haftadır kullanıyormuş.Yakından baktım, hiçbir kirlenme
yoktu.Tezgahtar bayandan bir şey daha rica ettim;seninkileri giyip nasıl
durduğunu bana üzerinde göstermesini. Hemen giydi, çok iyi duruyor.
Elimi uzattım, okşar gibi sıktım.Ele de çok hoş geliyor. Keşke bunları ilk
giydiğinde yanında olup sana yardım edebilseydim. Seninle buluşuncaya
kadar birçok yabancı elin ona dokunacağını düşünmek beni üzüyor.Çıkardığın zaman
içi biraz nemli olabilirmis, o zaman üfleyerek havalandirman gerekiyormuş.
Önümüzdeki günlerde bunları nasıl avucumun içine alıp,nasıl defalarca
öpeceğimi düşünüyorum.Cuma akşamki buluşmamızda giymeyi sakın unutma.
Not: En son moda, giydikten sonra üstten aşağıya doğru kıvırarak, biraz
tüy görünmesini sağlamakmiş."
fıkranın devamı
Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman karardigi zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktıktan sonra yasli kadin "Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi" diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir.
Genc kiz da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi " diye dusunmektedir.
Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik" diye yanarken er de icinden soyle düsünmektedir:
"Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya...
fıkranın devamı
Elektrikli sandalyede ölümü bekleyen Temel yanındaki gardiyana;
-Elimi tutar misun çok korkiyrum!
fıkranın devamı
Ali babasina sormus:
- Baba ben nasil dünyaya geldim?
- Gece annenle yatmaya gittigimizde yatagin çevresine seker koyduk. Sabah kalktigimizda sen gelmistin.
Bu fikir Ali'nin ilgisini çekmis ve denemeye karar vermis. Yatarken yataginin çevresine seker koymus. Sabah bütün karinca, böcekler, vs yatagin çevresindeymis.
Ali:
- Ulan demis, simdi size elimin tersiyle bir korum. Ama baba yüregi iste!
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerGece Tavana Nasıl Neymiş? Dünkü Kampanya Hissetmeye Müjdee Çocuktan Altılı Deri Açık Oğlum İnatçılık Küpe Ormada Seks Hakaret Köpek Ayı Anlatacaklarım Bedevi Başlık Eşşek Boş Ceviz Zorlanıyoruz Slip Evdeki İki Acemi Mezarlık Orospi Ressam Şimdi Feci Karpuz Sıfırcı Yıldız Duymasın Ortaklık Yönetici Viagra Acele Satıcı Patron Düşünce Büyük İkinci Acma Erkekliğin Fizik Terbiyesiz selcuk-erdem-313 Amerikalılar Babana Gizli Brejnv Maskeli