Erenler Fıkraları

loading...

Ev sahibi : -Erenler,iştahınız var mı? Bektaşi dervişi: -Fakirin ondan başka nesi var ki ? ☺
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca’ya rüyasında 999 altın vermişler. Hoca ;- “Şunu bin altın liraya tamamlayın da alayım, yoksa alm...
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir Kadı ile Bir tüccara yoldaş olmuş. Ortada Hoca, sağında Kadı efendi, solunda Tüccar efendi, hem konuşuyorl...
fıkranın devamı

Softa, namazini bitirmis, selam verirken, komsusu olan ve onu yaptigi kötülüklerden iyi taniyan, ...
fıkranın devamı

Bektasiye sormuslar: -Babaerenler, hangi nefesi seversin? -Sigaranin ilk nefesiyle, kaynanamin son n...
fıkranın devamı

Oruç tutan Bektasinin biri pek fena susamis.Vakit geçirmek için kirda giderken bakmis gürül gü...
fıkranın devamı

Bektasi, evinde misafir oldugu için, karpuzcuya ugramis: -Iyi karpuzun var mi? -Kurabiye gibi baba,...
fıkranın devamı

Dostlarinin baskilarina dayanamayan Baba Erenler, camiye gitmis, hocanin vaazini dinliyordu.Hoca, i
fıkranın devamı

Canlardan birine, Ramazanda sormuslar: -Erenler kaç tane oruç tuttun? -Henüz nasip olmadi.Tuzak k...
fıkranın devamı

Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca : -Namaz saati! demiş, baş...
fıkranın devamı

Dostlarinin baskisina dayanamayan Baba Erenler, camiye gitmis hocanin vaazini dinliyordu. Hoca ickinin kotulugunu anlatmak icinaklina ne geliyosa soyluyomus. Bi ara soyle dedi;

-Bir essegin onune bi kova su bi kova sarap koysan hangisini icer ? Elbette suyu icer. Peki essek neden sarabi icmez ?

Bektasi dayanamayip seslendi:

- Neden olcak essekliginden...
fıkranın devamı

Temel ile Fadime evlenmişler.
Gerdeğe girdikleri zaman Temel Fadimeye arkadan yapmak ister. Fadime itiraz etsede sonunda kabul eder Ertesi gün Temel, Fadime ile konuşmaz.
Fadime sebebini sorunca Temel söyle demiş
- Ben g*tverenlerle konuşmam....

fıkranın devamı

Temel ile Fadime gerdeğe girmek için odaya kapanırlar. Temel ısrarla Fadime ile ters ilişki kurmak ister. Fadime hayır dese de ısrarlara dayanamaz ve kabul eder. İlişki bittikten sonra Temel sinirle kalkar. Fadime:
- Ne oldu niye kızdın?
der.
Temel:
- Kes sesini ben ***verenlerle konuşmam
der.
fıkranın devamı

Adamın biri papagan almış ama papagan bir türlü doğru durmuyormuş. ne zaman serbest kalsa kümesteki tavukları beceriyormuş.Adamın kafası bozulmuş ve ceza olsun diye papaganın kafasındaki tüylerin hepsini yolmuş.Günün birinde papaganın sahibi evde davet vermiş.Papaganı da kapıya dikmiş.Papaganın görevi davetlileri erkek ve bayan olarak ayırıp yerlerine göndermekmiş.
-erkekler buraya bayanlar oraya...
papagan bu şekilde davetlileri ayırıyormuş.Derken kel kafalı bir adam davete gelmiş.Papagan adamı görünce
-'Tavuk becerenler yanıma'demiş.
fıkranın devamı

Bayburtlular Erzuruma gelir işleri bittikten sora içmek için yer ararlar fakat yer bulamazlar.En sonunda mezarlığa gidek orada içelim derler.hava kararır korkarak güç bela mezarlığa varırlar.içlerinden biri "ola uşağ içeri girerken selam vereğ" der içeri girerler hep bir ağızdan selamualeykum Erzurumun erenleri oradan kalabalık bir ses işitilir ve aleykumusselam Bayburdun *ötverenleri
fıkranın devamı

Eski zamanlarda bir kış, gece soğukları başlamış. bu gece soğuğundan
bütün hayvanlar etkilenmişler, büyük kayıplar vermişler ama en çok
kayıp verenler kirpilermiş; bildiğiniz gibi onların pek çok hayvan gibi
kalın kürkleri yok bunların yerine kendilerini sıcak tutması zor olan
dikenleri var. bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi
toplanmış çözüm aramaya başlamışlar, tartışa tartışa en sonunda
büyüklerinden birinin gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına,
birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmeye karar verilmiş. böylece
kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki
hava sirkülasyonunu da önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.

ve ilk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını
farketmişler ama başka bir sorun varmış, o da üşüyen kirpilerin birbirlerine
fazla yaklaşmalarından dolayı birbirlerine dikenlerini batırmalarıyla
yaralanmalar gerçekleşmiş, daha sonraki gece uzaklığı fazla tutmuşlar
yaralanma korkusundan. bu yüzden de bazı donma olaylarının önüne
geçememişler ancak her gece buna devam ederek deneye yanıla, deneye yanıla
birbirleinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak
birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.
NE DERSİNİZ BİRGÜN BİZ DE BU DENGEYİ YAKALAYABİLİR MİYİZ?


fıkranın devamı

Canlardan birine, Ramazanda sormuslar:
-Erenler kaç tane oruç tuttun?
-Henüz nasip olmadi.Tuzak kurdum bekliyorum.

fıkranın devamı

Sultan Abdülmecid bir gün Bogazicinde büyük bir bagin tam ortasindaki köskünde oturan bir Bektasi babasini ziyarete gitmis. Bektasi, o gün komsu bagdaki bir arkadasini ziyarete gitmis. O dönünceye kadar padisah bagin her tarafini dolasmis. Bektasi dönünce karsilikli konusmaya baslamislar.
"Erenler bagin masallah cok büyük. üzümünü ne yapiyorsun?"
"Müritlerle ve canlarla birlikte yeriz Sultanim."
"Buradaki üzüm yemekle biter mi?"
"Yemedigimizi de sikip ficilara basar, suyunu iceriz!"
"Peki ama, sikilmis üzüm sarap olmaz mi?"
"Vallahi Sultanim, biz üzümü sikip ficilara basarriz. Allah ne isterse o olur. üst tarafina karismak haddimize mi?"
fıkranın devamı

Bektasiye sormuslar:
-Babaerenler, hangi nefesi seversin?
-Sigaranin ilk nefesiyle, kaynanamin son nefesini, demis....

fıkranın devamı

Softa, namazini bitirmis, selam verirken, komsusu olan ve onu yaptigi kötülüklerden iyi taniyan, Bektasi yanina iyice sokulup, "Aleykümselam" demis. Softanin cani fena halde sikilmis:
-Be adam! Sen de nereden çiktin? Namazimi berbat ettin.
-Selam verdin, ben de aldim.
-Yahu ben sana degil, meleklere selam verdim.
-Erenler, ben de melegim.
-Ulan defol git suradan!...Senden melek mi olur?
-Kizma birader!...Senin gibi Müslümanin benim gibi melegi olur...
fıkranın devamı

Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya...
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
Bektaşi :
-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza...
Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış :
-Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşi gülmüş :
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?
fıkranın devamı

Oruç tutan Bektasinin biri pek fena susamis.Vakit geçirmek için kirda giderken bakmis gürül gürül akan bir çesme... Adeta kendinden geçmis bir halde agzini dayayip likir likir içmeye baslamis.Bu sirada oradan geçen biri görüp:
-Aman erenler ne yaptin?Oruç gitti, diye seslenmis.
Bektasi, agzinin iki yanindan süzülen sular bagrina dogru inerken cevap vermis:
-Oruç gitti, ama fakire de can geldi!
fıkranın devamı

Bektasi, evinde misafir oldugu için, karpuzcuya ugramis:
-Iyi karpuzun var mi?
-Kurabiye gibi baba, güven bana!
-Peki öyleyse iyi bir tane ver bakalim.
Karpuzcu birini seçip vermis.Baba erenler, almis ve eve gitmis.
Bektasi, yemekten sonra, konuklarinin önünde karpuza gururla biçagi vurmus.Fakat o ne?Ilk biçak darbesinden sonra etrafi koku salmis. Karpuz ikiye ayrilinca, fos diye çürüyen içi masaya yayilmis.Tabii her taraf berbat, Bektasi ise mahçup olmus. Baba, sabahi zor etmis ve solugu karpuzcuda almis:
-Erenler, seni tebrik ederim?
Karpuzcu sasirmis:
-Hayrola baba, beni niye tebrik ediyorsun?
Bektasi:
-Ulan kesmeden, delmeden o karpuzun içine nasil siçtin, dogrusu sasip kaldim. Seni onun için tebrik ediyorum.
fıkranın devamı

Mevlevi, Bektasi ve Softa yemekten sonra ikram edilen bir tepsi baklava icin rüyaya yatarlar. En hayirli düsü gören baklavayi alacak. öneri kabul edilir. Yatar, uyurlar.
Sabah olunca Sofu:
"Ne düs gördünüz anlatin bakalim?" der.
Mevlevi sikkesini basina gecirerek:
"Hayirdir insallah göklere ciktim" der.
Hoca da:
"Ben ise düsümde cennete gittim," der.
Bektasi:
"Erenler, ben de gece birinizin göklere uctugunu, digerinizin de cennette gezdigini görünce,
Artik bunlar fani dünyaya dönmezler diyerek kalkip baklavayi temizledim!" der.
fıkranın devamı

Dostlarinin baskilarina dayanamayan Baba Erenler, camiye gitmis, hocanin vaazini dinliyordu.Hoca, içkinin kötülügünü anlatmak için aklina ne geliyorsa söylüyordu. Bir ara söyle dedi:
-Bir esegin önüne, bir kova su ile bir kova sarap koysaniz, hangisin içer? Elbette ki suyu içer. Peki esek niçin sarabi içmez?
Bektasi dayanamayip seslendi:
-Neden olacak, esekliginden...
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama