Etmezsen Fıkraları

loading...


bir gun elma agacina cikan deli elmalari yiyormus aniden nasrettin hoca agacin altina gelir namaz kilar namazi bittiginde son dualara gelmir ve soyle der:
-"allahim sen namazimi kabul et"der nasrettin hoca
-"ETMEM"der deli
nasrettin hoca tekrar soyler-"allahim sen namazimi kabul et"
-"ETMEM"der deli
bundan bikan nasrettin hoca
-etmezsen etme zaten abdessizdim!der



fıkranın devamı


BİR GÜN NASREDDİN HOCA BAHÇEDE NAMAZ KILIYOMUŞ BİR ÇOÇUKDA AĞAÇA ÇIKMIŞ NASREDDİN HOCA DUA EDİYOMUŞ ALLAHIM GÜNAHLARIMI AFFET DEMİŞ ÇOÇUKTA ETMEM DEMİŞ TEKRAR DEMİŞ ALLAHIM SEN GÜNAHLARIMI AFFET DEMİŞ ETMEM DEMİŞ NASREDDİN HOCA ETMEZSEN ETME ZATEN ABDESTİM YOKTU DEMİŞ



fıkranın devamı


Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."

fıkranın devamı

Bektaşi yolda giderken bir yemiş ağacı görür ve çıkıp yemiş yemeğe koyulur..
Yoldan geçen sofunun biri seccadesini Bektaşinin çıkmış olduğu yemiş ağacının dibine sererek namaz kılmaya başlar.
Namazı biten sofu ellerini açarak 'allahım namazımı kabul et' der. bizim Bektaşi de yukarıdan 'etmiyorum'der.
Betaşinin sesini duyan sofu buna şaşırır ve bu sesin kimden geldiğini anlamak için her tarafa bakar ama kimseyi göremez..
Sofu tekrar ellerini açarak 'allahım dualarımı kabul et' der. Bektaşi tekrar 'etmiyorum' der.
Sofu tekrar açarak 'kabul et' der. bektaşi tekrar aynı cevabı verir..
Buna çok sinirlenen sofu 'etmezsen etme zaten abdestsiz kılmıştım' der .
fıkranın devamı

- Otobüs yolculuğu operaya gitmek gibidir. Yerinden kalkmaz ve gurultu etmezsen, horlamadığın surece uyumana kimse bir şey demez. Hatta tuvalete gitmen için ara bile verilir.

- Burnunu karıştırmak, sevişmek gibidir. Yaparken izlemekten çok utanırsın, gözlerden uzak yerlerde kimseye görünmeden yapmaya çalışırsın. Ama bir
yandan da onu yapmaktan çok zevk alırsın.

- Gazeteciler, futbolcular gibidir. En çok parayı verene anında giderler. Her gittikleri yerde de renk aşkından ve paranın ne kadar önemsiz olduğundan bahsedip dururlar.

- Aşk sekerli sakız gibidir. Önceleri çok tatlıdır. Sonra tadı gider, yavanlaşır ve yormaya baslar. En sonunda bir kenara atılır. Bu sefer de insanin cani
yeni bir tane ister. Bulamayınca kenarda sertleşen eskisine bile razı olunur.

- Nazizim Elvis Presley'in donu gibidir. Kullanıldığı zamanlarda bile sahibinden başka kimsenin isine yaramazken yıllar sonra hala peşinden koşan insanlar bulunur.

-Kiralık katillik yapmak, karpuz satmak gibidir. İkisinde de kan çıkmazsa para alamazsınız.

-Evlilik decoder gibidir. Evlenip de ona sahip olmak başlangıçta harika gibi gözükse de bir sure sonra o kadar masrafa değmediği düşünülmeye baslar.

- Demokrasi Van canavarı gibidir. Aslında yoktur, ama var olduğunu söyleyen bir suru insan çıkar. O kadar ki, olmadığından emin olanlar bile bazen şüpheye düşerler.
fıkranın devamı

Öperseniz beyefendi degilsinizdir,
Öpmezseniz adam degilsiniz.
Iltifat edersiniz yalan der
Etmezseniz birakir gider.
Her istegine evet derseniz karaktersiz olursunuz
Karsi çikarsaniz anlayissiz.
Çok yanina giderseniz sıkıldım der
Az giderseniz küser.
Iyi giyinirseniz çapkinsin der
Dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar.
Kiskanirsiniz huyun kötü der
Kiskanmazsiniz sevmiyorsun der.
Siz bir dakika geç kalin kiyamet kopar
Kendisi bir saat gecikirse bunda ne var.
Arkadasinizla bulusursunuz adi ihmal olur
O bulusur "Bizim kizlar" olur.
Siz baska kadina bakacak olsaniz gözleriniz oyulur
Baska bir adam ona baktiginda adi hayranlik konur.
Konustugunuz anda dinlemenizi ister
Dinlediginiz anda "Neden konus muyorsun?" der
Kisacasi...
Sade ama çok karisik.
Zayif gibi ama çok güçlü.
Akil karistiran ama hayranlik uyandiran.
Insani çildirtan ama mükemmel!
Bu arada tercümelerin de kadin gibi oldugunu belirtmek isterim...
Çok güzelse nadiren sadiktir.
Çok sadiksa da nadiren güzel.

fıkranın devamı

birgün kadın evde yemek yaparken salonun camı kırılmış kadında camcıya telefon etmiş:
-alo camcı mı?
-he camcı *mına koyayım.
-salonun camı kırıldı gelip takarmısınız ?
-takarım *mına koyayım.
bir zaman sonra kapı çalmış.
-kim o?
-camcı *mına koyayım.
kadın camcıyı içeri almış ve kırık camı göstermiş,biraz sonra kapı tekrar çalar:
-kim o?
-camcı.
-ne camcısı camcı salonda cam takıyor.
-düştüm *mına koyayım.kadın camcıyı tekrar eve alır camcının işi biter giderken kadın:
-sen neden hep*mına koyayım diye konuşuyorsun?
-konuşurum *mına koyayım
-seni şikayet edicem?
-etmezsen *mına koyayım der kadın şikayetçi olur.mahkemede hakim sorar:
-neden küfürlü konuşuyorsun ?
-sanane konuşurum *mına koyayım.
-bak seni asarım.
-asmassan *mına koyayım.
-asın bu *bneyi.
cellat ipi adamın boğazına geçirmeden sorar.
-son bir isteğin varmı?
-yok *mına koyayım der cellat ipi boynuna geçirir sandalyeye tekmeyi atar adam sallanırken eliyle bir dakika işareti yapar.cellat heralde son bir isteği var diye düşünerek ipi gevşetir bizimki:
-napıyon boğuluyodum *mına koyayım ya der.
fıkranın devamı

Birgün trenle seyahat eden birisi tesadüfen son derece huzursuz olan genç bir adamın yanına oturmuş. Bir süre sonra, genç adam, uzak bir hapishaneden henüz çıkmış bir mahkum oldugunu açıklamış. Mahkumiyeti ailesine o kadar utanç vermiş ki, ne ziyaretine gelmişler, ne de bir mektup yollamışlar. Ama fakir oldukları için seyahat edemediklerini, cahil oldukları için mektup yazamadıklarını umuyor; her şeye ragmen kendisini affetmiş olmalarını hayal ediyormuş.
Ailesinin işini kolaylaştırmak için, kendilerine mektup yazıp tren kasabanın eteklerindeki çiftliklerinden geçerken bir işaret koymalarını söylemiş. Ailesi kendisini affetmişse, raylara yakın bir elma agacına beyaz bir kurdela baglayacakmış. Eger kendisinin geri dönmesini istemiyorlarsa, hiç birşey yapmayacaklar, o da trende kalıp batıya gidecek, belki de bir serseri olacakmış.
Tren, kasabasına yaklaşırken heyecan o kadar artmış ki, pencereden dışarı bakmaya cesaret edemiyormuş. Kompartıman arkadaşı kendisiyle yer degiştirip onun yerine elma agacına bakacagını söylemiş. Bir dakika sonra elini genç mahkumun koluna koymuş, ''Şuraya bak'' demiş. Göz pınarlarında biriken yaşlarla gözleri parlıyormuş. ''Her şey yolunda, bütün agaç bembeyaz kurdelalarla bezenmiş''.
O anda bir ömrü zehirleyen tüm acılar, adeta birden dagılmış, kaybolmuş.
''Affetmezseniz sevemezsiniz. Sevgisiz hayatta anlamsızdır''
fıkranın devamı

Nasreddin Hoca bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş.Ağaçta bulunan biri de onu izliyormuş. Namazı bittikten sonra namazımın kabul olması için Allaha dua etmeye başlamış.
-Allahım sen namazımı kabul et.
Ağaçtaki adam:
-Etmem diye cevap vermiş.
Hoca şaşırmış.Tekrarlamış.
-Alahım sen kıldığım namazı kabul et.
-Etmem.
Hocanın şaşkınlığı iyice artmış.Yine:
-Allahım sen namazımı kabul et demiş.
Ağaçtaki adam tekrar:
-Etmem deyince hoca sinirlenmiş.
-Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım.
fıkranın devamı

Nasreddin hoca bir gün ağcın altında namaz kılıyormus.ağacın tepesindede bir deli elma topluyormus ama nasreddin hoca bu deliyi görmemiş.nasreddin hoca demişki Allahım lütfen dualarımı kabul et.ağaçtaki delide demişki etmemmmmm
fıkranın devamı



Facebook'da paylaş :

Hoş geldiniz! Üye Girişi yapın veya Ücretsiz Kayıt olun. 
Hızlı Arama