Kameri takvime göre ramazan hilâli görününce oruca başlanır. Şevval ayı hilâli görününce bayram yapılır.Eskiden ayın ne zaman...
fıkranın devamı
Nasreddin Hoca’nın saliha bir kadın olan hanımı ölmüş. Defnetmişler. Hayat devam ediyor, herkes işinde, gücünde. Bir ay...
fıkranın devamı
Adamın biri, bir arkadaşına epeyce borçlanmış. İşlerini bir türlü düzeltemediğinden borcunu da ödeyemiyormuş. Alacaklı bir gü...
fıkranın devamı
Biri , Hocaya evinin darlığından, evindeki sıkıntıdan bahsederek çare söylemesini ister. Hoca adamı sükûnetle dinler :- ̶...
fıkranın devamı
Öncelikle belirtmeliyim ki, aşağıda anlatacağım fıkra veya hikayeyi, kendisi de bir Pomak olan Türkiye"nin yetiştirdiği en büyük folklorculardan Kırklarelili Şerif Baykurt"tan (Milli Eğitim Bakanlığında Genel Müdürlük yapmıştır) bizzat dinlemişimdir.
fıkranın devamı
Bu Pomak fıkrasının tadına varabilmek için, Pomaklar hakkında şu asgari bilgiye ihtiyaç bulunmaktadır: Pomaklar, Osmanlılar devrinin onyedinci yüzyılından sonra Müslüman olmuş Bulgarlardır. Müslümanlıkları yanında bir Bulgar şivesi olan dillerini de kullanmaya devam etmişlerdir. Müslüman olmalarından dolayı, Balkan göçleri sırasında bir kısım Pomaklar da ülkemize gelmişlerdir.
fıkranın devamı
İstanbul'dan kalkan bir uçak çoğunluğu işadamları ve milletvekillerinden oluşan bir grubu Tayland'a götürüyormuş. Yolda herkes pür neşe bol bol seks fıkraları anlatılırken pilotun anonsu duyulmuş;
- "Sayın yolcularımız tayland güzellikleri kadar tehlikeleri de olan bir ülkedir. Kadınların maalesef yüzde 80'i AIDS'li yüzde 20'si ise veremlidir. Lütfen ilişkilerinizde dikkatli olunuz".
Uçaktaki yaşlı amca anonsu duyamamış. Yanındaki genç adama dönüp sormuş;
- "Pilot ne dedi evladım? Neye dikkat edecekmişiz?".
- "Öksürenleri *ikeceksin amca"...
fıkranın devamı
Temel bi gün roman yazmaya karar vermiş ve orhan pamuk'un yanına gitmiş.
orhan pamuk temele;
- ''bak fıkrada başlık çok önemli 1. si bi bilinmeyen olmalı 2. si fransız kültüründen bişey olmalı ve 3.sü cinsellik olmalı'' demiş. temel 3 gün sonra;
- ''orhan abi buldum buldum'' diyerek Orhan'ın yanına gelmiş ve;
- ''Kontesi Kim mikti'' der orhan pamuk'da;
- ''süper ama ben sana bişey söylemiyi unutmuşum biraz da başlıkta dinsel bişey olmalı'' demiş.
temel 3 gün daha düşündükten sonra;
- ''orhan abi buldum buldum'' demiş.
- ''Alla Allaaaaah Kontesi Kim mikti''.
fıkranın devamı
Adamın biri ölür, cenaze yıkanır tam imam tabuta yerleştitiken fıkra bu ya adamınki kalkar ve tabutun kapağını kapatamazlar. İmam adamın dul eşine sorar;
- ''Eeee ne yapacağız şimdi''.
kadın cevaplar;
- ''İmam efendi sağa doğru eğiver''.
imam yatırır ama adamınki tekrar tekrar yukarı bakar.. imam tekrar kadına döner;
- ''Kadın söyle ne yapalım, bu böyle gömülmez''.
- ''imam efendi bir de sola doğru eğiversen''.
İmam kadının dediğini yapar ama elini çekince tekrar dikelir adamın ki.
İmam;
- ''Kadın bu böyle olmaz ne yapalım'' der.
- ''İmam efendi kes dötüne sok'' der.
İmamda adamınkini keser ve merhumun dötüne sokar. Sokunca merhumun gözünden yaş gelir bu nu gören kadın;
- ''Ahhhh herif, ahhhh gençliğinde sana acıtıyo derdim de inanmazdın bana''...
fıkranın devamı
Hocanın biri fıkra anlatmaya bayılırmış özellikle'de belden aşağı fıkralar ve espriler tabii ki...
Bir gün kızlar bir karar alırlar ve hoca gene böyle espriler yaparsa sınıftan toplu halde çıkmaya karar verirler... Bu durum hocanın kulağına gider. Derse gelir ve Sicilyalı erkeklerin cinsel orğanının Türklerinkinden 10 cm. daha uzun olduğunu söyler... Kızlar birbirlerinin yüzlerine bakarak ayağa kalkarlar ve almış oldukları karardaki gibi sınıfı terketmek isterler, tam sınıftan toplu halde çıkarken, hoca kızlara seslenir;
- "Ooo... Nereye kızlar? Sicilya'ya giden son uçak az önce kalktı?"...
fıkranın devamı
Adamın teki deniz kenarında yürüyor, bakıyor yerde bir lamba.. aynı alaaddinin lambası.. ulan olurmu olmaz mı derken bir silkeliyor lambayı..
Bir cin:''Dile benden ne dilersen sahip, tam 3 hakkın var''..
Neyse fıkra bu ya, adam ben kaynanamın yüzünü bir daha görmek istemiyorum der, ve cin dileğin benim için bir emirdir sahip..
parmağını sokar adamın gözüne.. adam başlar bağırmaya ya ne yaptın diye.. bir daha kaynananın yüzünü asla görmeyeceksin sahip der cin..
neyse adam 2. dileğinde bende öyle bir mal olsun ki yürürken yerlerde sürünsün..
Cin dileğin emirdir sahip der ve çıkarır bir balta keser adamın ayaklarını yerden..ve ekler bundan sonra yürürken yerlerde sürtecek diye..
Adam anlar bu normal bir cin değil, ama 3. hakkıda sormak zorunda ve der ki,
ya cin bey benim için hayırlı gördüğünüz neyse ben onu istiyorum son hakkımda;
cin dileğin emirdir sahip der, ve açar pantolonu başlar adamı düzmeye, neyse işi bitirince adam ağlamaya başlar, ulan herşeyi anladık da bunu neden yaptın?
- Ya sahip, sana da iyilik yaramıyor, hem körsün hem topal seni benden başka kim *iker ki..
fıkranın devamı
Bir gün Nam-ı Kemal iş icabı bir şehre gider. O gece o şehirde konaklamasi gerekir ve akşamüstü kendisine bir otel aramaya başlar. Bulduğu otelde resepsiyon görevlisinden bir oda ister. Resepsiyon görevlisi Nam-ı Kemal'e hiç boş odaları olmadığını sadece iki kişilik bir odada konaklayan erkek bir Japon müşterilerinin olduğunu söyler. Ayrıca bu şehirde bundan başka otel bulamazsiniz der. Bizim Nam-ı Kemal resepsiyon görevlisine olsun Japon müşterinizi gösterin ben onunla anlaşırım der. Japonla aynı odada kalıp oda parasını paylaşma konusunda anlaşırlar. Odalarına yatmaya çıkarlar. Bizim Nam-ı Kemal uyur. Japon ben su Türk'e bir oyun edeyim de bir daha ömrü boyu beni unutmasin diye düsünür ve kalkıp uykusu ağır olan Nam-ı Kemal'in sakalını, bıyığını kaşını, kirpiğini traş eder. Sabah erkenden Japon odadan çıkar gider. Nam-ı Kemal uyanır aynada elini yüzünü yıkarken halini görür ve delirir. Vay ibne Japon ben sana sorarım der. Fıkra bu ya ikinci gece Japon odaya gelir. Uyuma vakti gelmiştir. Nam-ı Kemal hiç bozuntuya vermeden yatar uyku taklidine geçer. Bizim Japon kuşuykusunda bu Türk benden intikam alır diye bekler. Bir ara içi geçer bunun farkına varan Nam-ı Kemal hemen kalkar Japonun şeyinin ucuna bir ip bağlar, ipin diger ucuna ise kocaman bir taş ve çıkar otelin balkonuna. Tam bu sırada Japon kuşuykusundan uyanır. Bir şeyinin ucundaki ipe bakar birde Nam-ı Kemal'in elindeki kayaya. Şeyim kopacağına atlarım asağı daha iyi diye düşünürken Nam-ı Kemal kayayı balkondan asağı bırakır. Japon yataktan fırlar ve kayanın peşinden atlar. Nam-ı Kemal ardından bağırır: - Atla eşşoğlueşek atla! Tassakları da karyolaya bagladımmmm...
fıkranın devamı
Bu sayfayı Açılış Sayfanız yaparak her internete girdiğinizde ayrı bir komik resim , karikatür ve son ilave edilen 20 fıkrayı görecek hoş vakit geçireceksiniz. Gün'e Gülerek Başlamak İçin
fıkranın devamı
Fıkra bu ya, fadime golfe merak sarmış. Kaybolan topunu
aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolda
tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş.
Kurbağa konuşmuş:
-"Bayan, beni bu tuzaktan kurtarıirsanız; 3 dileğinizi hemen
yerine getireceğim ."
Bunu duyan Fadime kurbağayı kurtarıp avucunun icine aldı.
"Az kalsın hatırlatmayı unutuyordum." dedi kurbağa. "Dilediğiniz
şey ne olursa olsun; kocan Temel bunun 10 kat fazlasına sahip
olacak"
Fadime
"Önce, dünyanun en güzel kadinu olmak isteyrum" dedi.
Kurbağa Fadime'yi uyardı:
"Unutma ki; Temel de dünyanın en yakışıklısı olacak"
-"Olsun. En güzel kaduni da ben olacağuma göre yine benümle
evlenecektir." dedi ve devam etti. "İkinci olarak da dünyanun
en zengun kadinu olmak isteyrum".
Kurbağa iyice sapıttı.
"Temel'in de senden 10 kat daha zengin olmasına razısın
demek ki" dedi.
-"Evet, o penum kocam. Mallarımuzu ve paramizu ortak olarak
paylaşacağuz."
Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı
Fadime
-"Şimdi de hafüf bir kalp krizu geçirmek isteyrum!"
fıkranın devamı
Vantrolok eline geçirdiği kukla ile konuşuyor ve aptal sarışın fıkraları anlatıyormuş. Gösterisi biraz ilerledikten sonra birden orta sıralardan sarışın bir kadın ayağa kalkmış ve yükses sesle :
- Afedersiniz !
Bu çıkış üzerine vantrolog ve kalabalık durmuşlar ve sarışına bakmaya başlamışlar, sarışın :
- Görüyorum ki sarışınların ne kadar aptal olduğuna dair şakalar yapmaktasınız. Peki söyler misiniz, bu kanıya nereden vardınız ? Tek suçumuz saçımızın rengi mi yani ? Sizin bu yaptığınınz ırkçılık olmuyor mu ? Kadınların birçoğunun sarışın olduğu ülkelerdeki kadınlara hakaret etmiş olmuyor musunuz ? Tanımadığınız bu kadar kadına ettiğiniz hakaretler sizi rahatsız etmiyor mu ? Söyler misiniz ?!!
Bunun üzerine vantrolog çok mahçup ve üzgün bir yüz ifadesi ile :
- Şey, ... ben özür dilerim, ... sadece şaka yapıyordum. Eğer sizi ...
Sarışın Vantrolog'un sözünü keser ve :
- Ben sizle konuşmuyorum bayım. O elinizdeki küçük terbiyesiz adamla konuşuyorum ! Siz onu savunmayın, o cevap versin.
fıkranın devamı
Fıkra bu ya, fadime golfe merak sarmış. Kaybolan topunu aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolda
tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş.
Kurbağa konuşmuş:
-"Bayan, beni bu tuzaktan kurtarıirsanız; 3 dileğinizi hemen yerine getireceğim ."Bunu duyan Fadime kurbağayı kurtarıp avucunun icine aldı.
"Az kalsın hatırlatmayı unutuyordum." dedi kurbağa. "Dilediğiniz şey ne olursa olsun; kocan Temel bunun 10 kat fazlasına sahip
olacak".
Fadime:
"Önce, dünyanun en güzel kadinu olmak isteyrum" dedi.
Kurbağa Fadime"yi uyardı:
"Unutma ki; Temel de dünyanın en yakışıklısı olacak"
"Olsun. En güzel kaduni da ben olacağuma göre yine benümle evlenecektir." dedi ve devam etti:
"İkinci olarak da dünyanun
en zengun kadinu olmak isteyrum".
Kurbağa iyice sapıttı.
"Temel"in de senden 10 kat daha zengin olmasına razısın demek ki" dedi.
"Evet, o penum kocam. Mallarımuzu ve paramizu ortak olarak paylaşacağuz."Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı.Fadime:
-"Şimdi de hafüf bir kalp krizu geçirmek isteyrum!"
fıkranın devamı
Vantrolok eline geçirdiği kukla ile konuşuyor ve aptal sarışın fıkraları anlatıyormuş. Gösterisi biraz ilerledikten sonra birden orta sıralardan sarışın bir kadın ayağa kalkmış ve yükses sesle :
- Afedersiniz !
Bu çıkış üzerine vantrolog ve kalabalık durmuşlar ve sarışına bakmaya başlamışlar, sarışın :
- Görüyorum ki sarışınların ne kadar aptal olduğuna dair şakalar yapmaktasınız. Peki söyler misiniz, bu kanıya nereden vardınız ? Tek suçumuz saçımızın rengi mi yani ? Sizin bu yaptığınınz ırkçılık olmuyor mu ? Kadınların birçoğunun sarışın olduğu ülkelerdeki kadınlara hakaret etmiş olmuyor musunuz ? Tanımadığınız bu kadar kadına ettiğiniz hakaretler sizi rahatsız etmiyor mu ? Söyler misiniz ?!!
Bunun üzerine vantrolog çok mahçup ve üzgün bir yüz ifadesi ile :
- Şey, ... ben özür dilerim, ... sadece şaka yapıyordum. Eğer sizi ...
Sarışın Vantrolog'un sözünü keser ve :
- Ben sizle konuşmuyorum bayım. O elinizdeki küçük terbiyesiz adamla konuşuyorum ! Siz onu savunmayın, o cevap versin.
fıkranın devamı
TEMEK KARNESİNİ GETİRDİ.MATEMATİK NOTLARI ZAYIFTI
ANNESİNE SORDU:
_ANNECİĞİM MATEMATİKTEN PEKİYİ ALSAM NE YAPARSIN?
_BU DA SORU MU YAVRUM.SEVİNÇTEN DELİ OLURUM.
_ÖYLEYSE HİÇ KORKMA ANNECİĞİM DELİ OLMAYACAKSIN.
ÇÜNKÜ ZAYIF ALDIM.
fıkranın devamı
Temel bir gün dursuna:
-Ben karadeniz'ü bitireceğüm demiş.
-Bİteramasun demiş.
Temel yüzmeye başlamış.DUrsun:
-Temel karadeniz'ün ortasuna celdün.Bi bukadardaha yüzersan bitereceksın demiş.
Temel:
-ben yoruldim artik ceri döneceğim.
-Ben sağa demiş idum Karadeniz'ü bitiremassın diye
fıkranın devamı
İKİ DELİ YAN YANA OTURUYORLARMIŞ. BİR DELİ DİĞERİNE BEN SENİ ARAMAYA GİDİYORUM DEMİŞ. DİĞERİ DE TAMAM BEN DE SENİ BURADA BEKLİYORUM DEMİŞ.
fıkranın devamı
Uzman
Askerin biri bir bakışta herkesin boyunun ölçüsünü tam olarak doğru söylüyormuş ve arkadaşları buna çok şaşırıyorlarmış. Bir gün bunu komutana da götürmüşler ve olan biteni anlatmışlar. Komutan inanmamış...
- "Söyle bakalım benim boyumun ölçüsü kaç?", demiş.Asker aşağıdan yukarıya komutanı süzmüş ve
-"1.75 efendim", demiş.Komutan:
-"Doğru.. Hayret, nasıl bildin?" demiş. Asker :
-"Bilirim tabi efendim, ben kereste uzmanıyım
fıkranın devamı
Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;
- Nedir şikayetin ?
- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar..hepsinden davacıyım... kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak..
- Senin adın Temel mi ?
- Evet Temel
- İyi de binlerce Temel var... o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..
- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.. Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra ;
- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı... oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin... o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor... seninle hiç ilgisi yok... bu dava düşer..
-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok... demek tevatürmüş, ben değilmişim...
- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar... sana sıra gelene kadar...
- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim... boş dönmeyeyim... hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım...
- Anlat bakalım..
- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş...
- Dur,dur be,ne diyorsun sen...
- N'oldu Hakim bey ?
- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba..
- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var... seninkine sıra gelene kadar..
fıkranın devamı
Başhekim birgün deliler hastanesinde hastaları ziyarete çıkar ve bir köşede delilerin kendi aralarında bir rakam söyledikten sonra güldüklerini görür ve dayanamaz sorar :
- Neden söylediginiz her rakamdan sonra gülüyorsunuz?
Delinin biri cevap verir:
- Biz bütün bildiğimiz fıkralara numara verdik 5 dedigimiz zaman 5 numaralı fıkra aklımıza geliyor gülüyoruz 8 deyince 8 numaralı fikra aklımıza geliyor gülüyoruz demiş. Başhekim bir de ben söyleyeyim o zaman demiş 5 demiş çıt yok, 7 demiş çıt yok. Bakmış çıt yok ve sormuş:
- Ben soyleyince neden gülmüyorsunuz? Delinin biri cevap vermis :
- Başhekimim anlatmadan anlatmaya fark var.
fıkranın devamı
Delinin biri tımarhanenin bahçesinde yürürken bakmış başka bir deli ağacın altında oturmuş kahkahalar atıyor. Hemen yanına kosmuş ve sormuş "hey sen niye gülüyorsun öyle?", öbür deli "hiç, ben hep kendi kendime fıkra anlatırım ama bu seferkini hiç duymamıştım".
fıkranın devamı
Tilki ormanda gezmektedir. bir ağacın dalında asili bir geyik budu
görür.
Açtır ama şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak.
Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır.
Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz
sonra
kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar "ne
yapıyorsun dostum"
Tilki cevap verir "hiç... yatıyorum" -Burada bir but var
-Evet var
-Neden yemedin
Tilki sakince cevap verir ;
"BU GÜN ORUCUM"
Kurt kendinden emin ;
"Ben yiyeyim o zaman"
Tilki "Buyur afiyet olsun" der.
Kurt but 'a uzanır uzanmaz bir patlama ortalık toz duman kurt yaralı
hareketsiz 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki sakince budu
yemeye
baslar.
Bunu gören kurt ;
"LAN SEREFSIZ HANI ORUCTUN"
Tilki pişkin pişkin ;
"Biraz önce top
patladı duymadın mı ?" der....
HERKESE NEŞELİ , SAĞLIKLI, HAYIRLI RAMAZANLAR
fıkranın devamı
Kategoriler
Dost Siteler
etiketlerGece Tavana Nasıl Neymiş? Dünkü Kampanya Hissetmeye Müjdee Çocuktan Altılı Deri Açık Oğlum İnatçılık Küpe Ormada Seks Hakaret Köpek Ayı Anlatacaklarım Bedevi Başlık Eşşek Boş Ceviz Zorlanıyoruz Slip Evdeki İki Acemi Mezarlık Orospi Ressam Şimdi Feci Karpuz Sıfırcı Yıldız Duymasın Ortaklık Yönetici Viagra Acele Satıcı Patron Düşünce Büyük İkinci Acma Erkekliğin Fizik Terbiyesiz selcuk-erdem-313 Amerikalılar Babana Gizli Brejnv Maskeli